Juventus'u, Liverpool'u devirmek Everest'in zirvesine çıkmak gibi. Zirvede oksijen az, yol zorlu ve bir de elbette her çık-ı şın bir inişi var gerçeği. Okan Buruk, Başakşehir maçının ne kadar zorlu olduğunu minimum rotasyonla takımına işaret ederken Abdülkerim'in yokluğunda bu kez farklı bir tercihe gitti. Sol stoperde rahat etmeyen Davinson yerinde, sağ stoperde ve sol stoperde Singo... Ne yorgunluk ne Liverpool rövanşını düşünmek... Hiçbiri Galatasaray'ınilk yarıda tabelayı değiştirememesinin sebebideğildi. 1- Yunus orta sahanın üçüncü adamı olarak ortada yoktu. 2- Torreira, Sara ile oynadığında geride karşılayan olduğu atak organizasyonlarında maestro olacak noktalara uzaktı. İki sol beki sakat ve cezalı olan Başakşehir karşısında başta Barış olmak üzere sağ kanadın hücum performansı maçın kilidiydi. Öyle de oldu. Ebosele her iki yarıda gördüğü sarı kartlarla 56'da soyunma odasına giderken onun yaptığı faulden doğan serbest vuruşa arka direkte Singo, Uzakdoğu stili vurduğunda Başakşehir'in uzun farları kesildi ve sağ şeride çektiler takım aracını... Osimhen'in maç seçmeden süren müthiş futbol aşkı ikinci yarıda ilk yarının kayıp adamı Yunus'un sahne almasıyla birleşince Galatasaray rahat bir oyunla farka koştu. Yunus'un iki asisti, Osimhenve Nhaga'nın golleri... Liverpool maçının temposunun ardından kazanılan 40 ikili mücadele, 6 pas arası, 19 hücum, 31 ceza sahası içinde topla buluşma, Osimhen'in direkten dönen nefis volesi ve 3 gol... Galatasaray işine bakıyor. Herkes işine bakmalı. Bakmayan da aynaya bakıp kendine şaşmalı... "Asla yalnız yürümeyeceksin" diyenlerin evine "Asla yalnız yürümeyen" bir takım gidiyor Salı günü...