CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Çabuk kırıldı

Galatasaray-Barcelona maçını Erden Timur ile birlikte izledim. Barça takımını analiz ederken 8 oyuncunun İspanyol ekiplerinin alt yapısından geldiğini vurguladı. Bu oyuncuların birlikte oynama alışkanlıklarının ne kadar kıymetli olduğunu ikinci yarıda net olarak gördük. Barcelona'ya karşı oynamak gerçekten çok zor. Özellikle Yamal, tam bir futbol cambazı. Gordon'a attırdığı gol öncesi yaptığı çalımlar göz kamaştırdı. İlk yarı 1-1 içeri girmek G.Saray adına büyük bir avantajdı. Hele Barış'ın attığı golün ofsayta takılması şanssızlıktı. Gerçek şu Barcelona her takımı çok rahat yener. İstedikleri zaman vites yükseltiyorlar gerektiğinde topa basıp rakibe top göstermeden öldürücü paslar yapıyorlar.


G.Saray soyunma odasına giderken dostum Haluk San ile Erden Timur'a şunu söyledim: "Lemina bitti, Yunus çok yoruldu. Leao da geri gelemiyor. Okan hocanın yerinde olsam bu üçlüyü çıkarıp ikinci yarıya yeni oyuncularla başlarım" dedim. Maalesef Okan hoca hamleleri skor 3-1 olduktan sonra yaptı. Skor için Okan hocayı çok fazla eleştiremem Barcelona çok güçlü takım. Kim nereye koşacağını iyi biliyor, pasları birbirlerine ezbere atıyorlar. Hiç boşa top kullandıklarını görmedim. Mağlubiyeti doğal karşılayabilirim ama 2-1 sonrası Devler Ligi'nde oynayan G.Saraylı oyuncuların çok çabuk kırılmalarına şaşırdım. Bardağın dolu tarafından bakarsam beraber izlediğim dostlarıma da anlattım, diğer maçlarda özellikle Barça'ya ilk yarıda oynadıkları disiplinli, mücadeleci ve coşkulu oyunlarını sahaya yansıtırlarsa lig aşamasında yeterli puanı alabilirler.

Korkunun ecele faydası yok

Osimhen, Lemina, Sane gibi yıldızların kulübede oturduğu ilk yarıda G.Saray, Kasımpaşa'ya karşı ciddi bir üstünlük kurdu. Özellikle Deniz ve Leao girdikleri pozisyonda kalecinin üzerine şut atmak yerine üst ağlara doğru vursalar G.Saray ilk 20 dakikada 2-0 öne geçerdi. Olması gerekenler kaçtı, 45'te Batrakov'un mühendis biçimi ortasını Abdülkerim gol yaptı. Bazen aşırı güven kişiye ve takıma zarar verir. 65. dakikada Torreira, topu uzaklaştırmayı düşünmeyip aşırtma ile önüne almak isteyince rakibe faul yaptı ve kırmızı gördü. Okan hocanın anında Batrakov ve Leao'yu çıkartıp Lemina-Eren'i oyuna alması takıma "Beyler 10 kişi kaldık iyi savunma yapalım ve skoru koruyalım" anlayışındaydı. Ama evdeki hesap tutmadı! Korkunun ecele faydası yoktur! Okan hocanın bu gereksiz hamlesi Kasımpaşa'nın golü bulmasına sebep oldu. Yine yaptığı hatayı düzelten Okan hoca oldu.

Osimhen ile Sane'yi alıp bu kez hücum emri verdi. Okan hocama bir sorum var! Madem Osimhen oynayabilecek durumdaydı, keşke kafadan görev alsaydı. İddia ediyorum ilk yarıda Osimhen golcülük görevini yapsaydı yakalanan pozisyonların çoğunu gol yapardı. Verilen her görevi yapmak gibi bir özelliği olan Barış Alper, eleştirilse bile yürekten oynamayı bırakmıyor! Hırsından geri adım da atmıyor. Kazanmak için mücadele ettiği son dakikalarda attığı kritik golle G.Saray'a sadece maçı kazandırmadı rakibin yenilmezlik ünvanını da sildi. Lemina'nın golüyle perçinlenen geri dönüş, G.Saraylı oyunculara özgüven kazandırdığı gibi Barcelona maçı öncesi de takıma moral verdi.

Montella tek kelimeyle dağılmış!

Dünya Kupası'nda başarısız olan ülkeler teknik direktörleriyle yollarını ayırdı. Haiti'den sonra Amerika'da elenen ikinci takım Türkiye, Montella ile yoluna devam etmenin bedelini ağır ödüyor. Yetenekli ve geniş kadroya sahip olmamıza rağmen İtalyan hocanın Dünya Kupası travmasından çıkamamasının A Milli Takım üzerinde olumsuzluk yarattığını net görüyoruz. Son Avrupa şampiyonasına giderken kazananlar kulübüne üye olan A Milliler maalesef kaybedenler kulübüne adını yazdırmaya başladı. Montella o kadar dağılmış ki her maça farklı sistem ve farklı oyuncularla çıkıyor ama oyuna doğru müdahalelerde bulunamıyor. Fransa maçında iyi mücadele eden, İtalya'ya karşı dağılan Milliler, Belçika önünde de golü erken yiyince bir türlü toparlanamadı. Montella tazminatını almak için istifa planını devreye sokmuyor. Ancak yıpranan Milli Takım oluyor. Belçika'ya karşı plana dayalı oynamayan Milliler kaos futbolu içinde mücadele etti. Şu net görünüyor, oyuncuların birbirleriyle oynama alışkanlıklarını kaybettikleri o kadar belli ki üst üste isabetli 3 pas yapamıyorlar. Öz güven kaybolmuş, Arda Güler tek başına mücadele edip arkadaşlarını ayakta tutmaya çalışıyor. Arda'yı oyundan alsak Milli Takım sıradanlaşır. Bugün birçok Avrupa ülkesinde oyunu okuyan, oyuna akıl koyan Arda kalitesinde bir 10 numara yok. Çok çabuk itibarsızlaştırdığımız Hakan Çalhanoğlu ile sakatlanan Kenan Yıldız ve Orkun'u fazlasıyla aradık. Bu üçlü, Arda ile birlikte sahada olsalardı daha kaliteli bir takım ortaya çıkardı. Maalesef Montella bu eksiklerin yerini dolduracak bir planlama yapamamış. Defans o kadar dağınık ki De Bruyne milli takım kariyerinde hayatının en kolay gollerini attı. TFF Başkanı bir an önce kararın verip Montella'ya teşekkür etmeli. Çünkü Ay-Yıldızlı takım hızla kan kaybediyor.

Kadroyu neden bozdun?

Dünya Kupası'nda başarısız olmuş ülkelerin teknik direktörleri ya istifa ettiler ya da görevden alındılar. Hayal kırıklığı yaratan Türk Milli Takımı'nın İtalyan hocası Montella, yaşanan başarısızlığa rağmen TFF tarafından görevde tutuldu ama Amerika'daki çöküntü İtalyan hoca ile devam ediyor. Fransa karşısında Milli Takım kaybetmesine rağmen başarılı bir oyun ortaya koymuş hatta ciddi gol pozisyonları bulmuştu. Şimdi Montella'ya soruyorum, başarılı olan Milli Takım'ın kadrosunu neden bozuyorsun? Ferdi, Abdülkerim, İsmail kulübede başlamamalıydı. Fransa maçında kötü oynayan ve İtalya'ya karşı da etkisiz kalan Can Uzun'un yerine Kerem görev yapmalıydı.

Montella'nın bozduğu kadro, ilk yarım saatte İtalya'dan 3 tane komik gol yedi. Çünkü değişen kadroda oyuncular birbirlerini tanımadığı için uyum sorunu yaşadılar. Çok pas hatası yaptılar, ön alanda da rakibe baskı kuramadılar. Fransa'ya karşı İsmail-Salih ikilisi, müthiş bir mücadele ortaya koymuştu. O maçın yıldızı Arda da değişen kadro nedeniyle etkili olamadı. Montella, Abdülkerim'i İsmail'i ve Kerem'i oyuna aldıktan sonra İtalya'ya karşı daha cesaretli, daha istekli, daha uyumlu bir oyun ortaya koyduk. Yenilen gollerde kaleci Altay'ın ciddi hataları oldu. Celta Vigo'da 7 maçta sıfır dakika süre almış bir kaleci, Milli Takım'ın kalesine geçer mi? Montella'nın bu tercihi, sezon başından beri kendi takımlarında oynayan Muhammed ve Okan Kocuk'a bir saygısızlıktır. Oynayan kaleci varken oynamayan kaleci mi milli takım kalesini korur. Bursa'da ağır bir yenilgi aldık. Yeni bir heyecana ihtiyacımız var. Montella bence kendi heyecanını kaybetti. TFF, Milli Takım'daki görevine devam etmesi konusunda sağduyulu bir karar vermeli.

Bu mağlubiyeti hiç hak etmedik

Milli Takım, Fransa'ya karşı kaybetmeyi hiç hak etmedi. Çok akıllı oynadılar, topu rakibe bırakıp kompakt futbol anlayışıyla alanları daraltarak Fransız hücum hattına az pozisyon verdiler. Hakan, Orkun gibi önemli eksiklere rağmen rakibin üzerine çok dengeli ve cesurca gittik. İlk yarıda eğer iki pozisyonda Ferdi, bir pozisyonda da Barış isabetli vurabilselerdi, golü bulabilirdik. Fransa'nın ilk 45'te girdiği tek tehlikeli atakta Olise'nin köşeye giden gollük vuruşunu Uğurcan mükemmel kurtardı. Fransa'ya karşı basit oynarken kritik bir hata yaptık. Savunmadan çıkarken kaptırdığımız topu Mbappe gole çevirdi. Ama bul gol öncesi, İsmail'in topu yere vurarak attığı kafa şutu hatalıydı. Doğrudan kaleye vursaydı, kesin gol olup biz öne geçecektik. Montella maalesef oyuna geç müdahale etti. 54'te yediğimiz golden sonra topla dribbling yapma yeteneği yüksek Kerem'i daha önce oyuna almalıydı. Çünkü Can Uzun ile o bölgede etkili ataklar yapamadık. Milli Takım'da sahanın yıldızı Arda Güler'di. Tek başına Milli Takım'ı sürükledi. Çok koştu, iyi mücadele etti, kazanma coşkusuyla oynadı. Ona eşlik eden en önemli oyuncu ise Ferdi oldu. Sadece savunmaya yardım etmedi, hücuma da katılıp goller aradı. Bazı futbolcularımızın Fransız oyunculardan ders alması gerekir. Nasıl mı? Fransızlar, asla egoist hareket etmiyor. Bizim oyuncularımız birçok pozisyonda yanındaki arkadaşına pas vermek yerine kendi kullandığı için fazlasıyla top kaybı yaptılar. Örneğin Salih, kendisi şut atmayıp önündeki topu Ferdi'nin koşu yoluna bıraksaydı, gol pozisyonu üretirdik. Ama yine de Salih-İsmail ikilisi orta alanda çok çalıştılar, iyi mücadele ettiler.

Prenslerinden vazgeçsin

Sporting deplasmanında alınan farklı yenilginin şoku atlatılmadan Trabzonspor karşısındaki 4-0'lık mağlubiyet yönetimde de dalgalanmalara neden oldu. Teknik direktör Okan Buruk'a yönelik bazı yöneticilerin maçın ardından aralarındaki şu sözleri ise dikkat çekici:
* "Oyun yok, planlama yok, rakip analizi yok, sıkıldık artık..."
* "Her maça aynı taktikle çıkılmaz. Trabzon'un gücü belli, iki hızlı açık var, kontratak yaparak hücum ediyorlar."
* "Yunus-Sane-Barış son maçlarda döküldü, 4-2-3-1'de neden ısrar ediyor anlamıyoruz."
* "Trabzon'un orta sahasının olmadığını tüm dünya biliyor. Batrakov ile başlayıp orta sahayı üçleyebilirdi!"
* "Lucas'ın yanına oyun bilgisi yüksek İlkay'ı neden düşünmüyor! Batrakov kesinlikle forvet arkasında olmalı."

* "Prenslerinden vazgeçip defansif olarak orta sahayı güçlendirmeli. Hücuma çıkarken top kayıpları azalmalı. Çabuk geri dönemiyor takım. Sağ bekin olmadığını görüyor, o zaman 3-4-3 de denenebilir."
* "Singo dönünce 4-4-2 oynayabilir. 4-2-3-1 oynatmakta ısrar neden?"
* "Lemina-Osimhen-Singo yoksa ve koyduğun adamlar yerlerini dolduramıyorsa aynı taktikle oynamakta ısrar etmemeli."
* "Her maçta kart görmeyi bırakmalı."

İLK KEZ BURUK BİTİRDİ!
Derbinin 71. dakikasında oyundan atılan Okan Buruk, resmi maçlarda hocalık kariyerinin sarı-kırmızılılarda ilk, toplamda da ikinci kırmızı kartını gördü. 52 yaşındaki çalıştırıcı, daha önce 2020-21'de Başakşehir'i çalıştırdığı dönemde F.Bahçe maçında kızarmıştı. 2022-23'ten beri başında olduğu Galatasaray'da ise kenardan toplamda 7 sarı kartla cezalandırıldı.

Başsorumlu Buruk

Mali kongre Galatasaray yönetimi ve Başkan Dursun Özbek için çok zorlu geçecektir. Trabzon'da kaybedilen ağır yenilginin başsorumlusu Okan Buruk'tur. Bazı yöneticiler de benimle aynı görüşü paylaşıyorlar. Genel düşünce şu: 'Oyun yok, planlama yok, takım aynı, rakip analizi hiç yok." Sıkıldık artık. İkinci kez oyundan atılması kabul edilemez. Okan Buruk'a sesleniyorum, şapkanı önüne koy, öz eleştirini yap.
Gelelim maçın analizine… Salah'ın saha içi öğretmenliği yaptığı Trabzonspor'u galibiyetinden dolayı kutluyorum. Galatasaray'ı yenerlerken ders olacak gollere imza attılar. Dünya yıldızı Salah, oynadığı oyun, attığı gol ve attırdığı gollerle adeta tek başına Galatasaray'ı tuş etti. Maalesef Okan Buruk burnunun dikine gitmeye devam ediyor.
Eleştirilerden ders çıkaracağına tepki koyuyor. Buruk'a sorular sormak istiyorum… H H H
1-Trabzon'un eski kaptanı Uğurcan'a kentte büyük tepki gösterdiler. Uğurcan da bedenen sahadaydı ama ruhen yoktu.
Trabzon'da Jankat'ı oynatsaydı ne kaybederdi.
2-Sane, "İlk 11 başlamıyorum" diye seni şikayet etti. Sen de bu resti gördün Trabzon'da ilk 11 'e koydun.
Allaha aşkına Sane ne oynadı?
3-Leao hazır değilse oynamasın ya da oynayabileceği süre kadar yer alsın. Şut atacak gücü bile yoktu.
Leao- Sane ile birlikte savunmaya yardıma hiç gelmediler.
4-Sosyal medyanın baskısıyla Barış Alper hiç kesilir mi? O Barış pas hatası yapıyor. İsabetli şut atamıyor ama sahada yüreğini çalışkanlığını ve hırsını sonuna kadar gösteriyor.
5-Deniz Gül, genç oyuncu. Ama Türkiye'de hiç derbi oynamamış.
25. dakikada oyundan alınsaydı, ayıp mı olurdu? Top tutamadı, rakibi geçemedi. İkili mücadeleyi kazanamadı.

Leao’ya uyum sağlayamıyorlar

Okan Buruk, Osimhen'siz Galatasaray'a bir oyun üretemiyor… Osimhen'le oynamaya alışkın sarı-kırmızılı futbolcular, Nijeryalı yıldızın eksikliğinde sıradanlaşıyor… Bunu net olarak Sporting deplasmanında gördük. Çünkü Osimhen, bir golcü gibi değil, bir lider gibi arkadaşlarını yönetiyor… Öncelikle kendisi fazlasıyla koşuyor, takımı da koşmak için zorluyor. Osimhen'le Galatasaray'ın enerjisi de yükseliyor. Kocaeli gibi kompakt futbolu iyi oynayan bir rakibe karşı Galatasaray'ın kanatları iyi kullanamadığını söyleyebilirim. Leao'nun oyun anlayışına arkadaşlarının uyum sağlayamadığını söyleyebilirim.
İlk yarının 45 ve artılarında Galatasaray, çok net pozisyonları Leao ve Eren'le kullanamadı. Deniz Gül ilk maçında çalışkandı. Bir golü faul diye iptal edilirken bir topu da direkten döndü. İlk yarı bittiğinde Galatasaray'da Leao, Yunus, Torreira ve Deniz Gül alkışı hak eden oyunculardı. Eren de çalışkanlığıyla bu dörtlüye destek verdi. Sara'da fiziksel bir yorgunluk var. Güçlü olması gereken anlarda çok top kaybı yapıyor, son vuruşlarda da isabeti yakalayamıyor.
Galatasaray maçın ikinci yarısında oyunu tüm hatlarıyla Kocaeli kalesine yıktı. Müthiş baskı altında kalan rakip, savunma direncine tutunmaya çalıştı. Kale önlerinden inanılmaz pozisyonları gol yapamayan Galatasaray, kaptanı Abdülkerim'in 71. dakikada dışarıdan attığı şutla Kocaeli kilidini açtı. Galatasaray'ın ikinci 45'teki baskılı oyununda taraftarının da müthiş desteği vardı. Maçı tabela üzerinden okursak Lizbon dönüşü Galatasaray'ın kazanması gereken bir düelloydu, Kocaeli çok direndi ama kazanan Okan Buruk oldu.

Yenilgi: Hakemler ve Okan Buruk

Maçın Norveçli hakemi Eskas ile VAR'ın Alman hakemi Dingert adaletli kararlar vermedi. Altimira'nın Batrakov'un karnına attığı tekme net kırmızı karttı. Norveçli Eskas sarıyı gösterdi. Altimira da sevinçten hakemi alkışladı. Luis Suarez'e Eskas'ın çaldığı penaltı saçmaydı ama VAR'daki Alman Dingert "Gel Norveçlim pozisyonu incele" bile demeyip kararı onayladı. İğneyi hakemlere batırdık, çuvaldızı da Okan Buruk'a batıracağız. Galatasaray 2-1 geriye düşüyor, Leao giriyor; skor 3-1 olunca Deniz Gül'ü oyuna atıyor. Oysa 1-1'lik skorla devreye Galatasaray girdiğinde oyunda sırıtan iki futbolcu vardı; Biri Leroy Sane, diğeri de kaptan Yunus. Bu ikili top ayaklarına geldiğinde oynuyor ama rakibe gölge savunma yapıyordu. Aslında Galatasaray sahada 11 kişiydi ama 9 kişi oynuyordu. Skor rehavet yaratmamalı, bir teknik adam oyunu doğru okumalı. Devre arasında oyuncu değişmez diye bir kural mı var? Sane müthiş bir pozisyonda golü resmen harcadı. Yunus da birçok pozisyonda devamlılık gösteremedi.

Hamleleri Okan hoca maalesef Galatasaray geriye düştükten sonra yaptı. 85. dakikada Nhaga, İlkay ve Ugochukwu'nun oyuna girmesi ise komediydi. Devler Ligi bu tür hataları kabul etmiyor. Sporting'in ilk golünde Sane, Zalazar'ı kovalamadı. Kaleci Uğurcan'a saygı duyuyorum ancak sezona maalesef çok iyi başlayamadı. Her maçta ciddi hatalar yaptı. Sporting önünde de hep riskli oynadı. Futbolda basit oynayacaksın. Galatasaray, puan alacağı maçta hakemlerin hataları, Okan hocanın geç hamleleri yüzünden Lizbon'da mağlup oldu. Galatasaray'da kaybetmeye isyan eden, ayakta kalan ve çok çalışan tek isim Toreira oldu.