Fenerbahçe'de son günlerdeki gelişmeler, kulüp içindeki teknik yapı ile yönetim arasındaki ilişkinin ne kadar hassas bir dengede yürüdüğünü bir kez daha gösterdi. Başkan Sadettin Saran, kendisine yöneltilen, "Tedesco'nunişine karışıyor musunuz?" sorusuna, "Hayır, karışmıyorum" diye cevap vermişti. Ancak hemen ardından yaptığıaçıklama dikkat çekiciydi. Futbolu iyi bilen insanlardan oluşan bir grup kurduğunu ve onlarla takım ve teknik direktörün tercihleri hakkında fikir alışverişi yaptığını söyledi. Yani başkan,doğrudan teknik alanamüdahale etmediğini ifadeediyor, fakat perde arkasında bir 'danışma ekibi' üzerinden değerlendirmeler alıyor. Bu durum, modern futbol yönetiminde sık rastlanan bir yöntem olabilir; ancak iletişim doğru kurulmadığında teknik direktörün otoritesini zedeleyebilecek bir görüntü de yaratır. Nitekim ikinciolay tam da bunu düşündürüyor. Samsun maçının ardından başkan Saran'ın oynanan futbolu eleştirmesi üzerine teknik direktör Tedesco'nun başkanı arayıp, "Beni eleştirmişsiniz" demesi, ilişkinin ne kadar hassas bir noktaya geldiğini gösteriyor. Üstelik Tedesco'nun, başkanınaçıklamalarını izleyiptercüme ettirmesi de işin psikolojiktarafını ortaya koyuyor. Ortada iki farklı yaklaşım var. Bir tarafta takımı dışarıdan analiz eden, raporlar alan ve kritik eşiklerde teknik direktörü sorgulayabileceğini söyleyen bir başkan… Diğer tarafta ise yapılan eleştirilere duyarlı, hatta kırgınlık gösterebilen genç bir teknik adam… Bu tablo ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Başkanile teknik direktörarasındaki güvenbağı zedelenmiş olabilirmi? Zaten Tedesco'nun performansı tartışılırken, başkanın, "Benim dışımda bir ekip var, onlara soruyorum" mesajı, hocanın üzerindeki baskıyı artırıyor. Çünkü bu ifade doğal olarak, "Tedesco sürekli izleniyorve sorgulanıyor" algısını güçlendiriyor. Oysa sağlıklı futbol organizasyonlarında teknik direktör ile yönetim arasında açık, net ve güvene dayalı bir ilişki olması gerekir. Teknik adam sahadan sorumludur; yönetim ise ona gerekli şartları sağlamakla yükümlüdür. Aradaki çizgi bulanıklaşmayabaşladığında sorunlarbüyür. Karagümrük maçının ardından Tedesco'nun yaptığı açıklamalar da aslında bu baskının bir yansıması gibi görünüyor. Futbolda elbette her teknik direktör kötü sonuçların nedenlerini anlatır. Ancak kazanamayan bir takımın teknik direktörü için uzun savunmalar çoğu zaman ikna edici olmaz. Futbolcuların sahadaki performansı ile yönetim–teknik ekip arasındaki iletişim kopukluğu birleştiğinde, tablo daha karmaşık bir hâl alıyor. Tribünlerde ise başka bir atmosfer var. "İnanFenerbahçe" pankartları açılıyor. Taraftar hâlâ umutlu. Hâlâ inanmaya hazır. Fakat asıl soruşu: Aynı inancı teknik ekip ve futbolcular da taşıyor mu? Belki de bugün F.Bahçe'nin en büyük meselesi tam olarak bu. GELELİMSONUCA.. Saran, Tedesco ile devam kararı alırken çok mutsuzdu. 'Ültimatom (son ve kesin ihtar notası) verdik' dedi.. Ağır bir ifade! Böyle bir görüşmeden sonra bir başarı mucizeyle gelir ancak..