CANLI
SKOR
Reha Kapsal

Reha Kapsal

Hedef ve odaklanma

Trabzonspor, süper starı Salah'lı ve yenilenmiş kadrosu ile sezonu Kasımpaşa deplasmanında açtı. Tek hedef 3 kulvarda da başarı bu sezon... Oyun istikrarı ve her antrenman ile maçta gelişmek felsefe Fatih hocanın koyduğu hedeflar doğrultusunda olmazsa olmaz öncelik. İlk yarı oyunun tüm kontrolü bordo mavililerdeydi. Ön alanda baskı ile başladılar. Yaptıkları doğru sistem üzeri pres ve hücumda doğru konumlanmalar dikkat çekti. İyi set kombinasyonları gerçekleştirdiler. Nitekim atılan golde Metehan'ın yaptığı ortaya Saviolo'nun pozisyonu çok doğruydu.

Malinovskyi ve Bouchouari orta saha merkezini iyi kontrol etti. İlk 45 dakika, sadece Aral Şimşir onlara ayak uyduramadı. Oranın oyuncusu olmadığı net ortaya çıktı. Bunun sonucunda formsuz Onuachu ile doğru ikili olamadılar. Bunun sonucunda formsuz Onuachu ile doğru ikili olamadılar. İkinci yarı başında yenilen golden sonra Salah başta olmak üzere Fatih Tekke'den hamleler geldi. Bunun sonucu çok net gol pozisyonundan yararlanamadı. Bordo-mavili takım, rakip sahaya oyunu yıkıyorsa Umut Nayir'i alarak 4-4-2'ye dönülebilirlerdi. Sahada görülen en büyük sıkıntı öndeki hücum oyuncularının takım savunmasına yardım etmemesi. Bu da iki parçalı bir takım görüntüsü ortaya çıkardı. Bu durumda en büyük sıkıntı saha içi yapı ve dengesinin ciddi anlamda etkilemesi. Bu da bir takım için en önemli olumsuz görüntüdür. Sezonun ilk maçları her zaman zordur. Fiziksel ve uyum anlamında sıkıntıları olmasına rağmen çok iyi oynamadıkları bir maçta özelikle ikinci yarı girdiği net gol pozisyonlarından yararlanamadıklarından deplasmanda iki puan bıraktılar. Lig maratonunda telafisi mutlaka olur. Tek hedef ve odaklanma Ferencvaroş maçı olmalı.

Potansiyel ve performans denklemi?

Dünya Kupası'nda üçüncü maçımızda ABD'yi yendik. Biz prestij için mücadele ederken, ABD grup liderliğini garantilediğinden 9 tane ilk 11 futbolcusunu oynatmayarak derin bir rotasyonla sahaya çıktı. Milli Takımımız da önceki karşılaşmaya göre dün 7 yeni isimle oynadı. Çoğu doğru hamleydi. Rakibin yaptığı ve bizim yaptığımız rotasyonu birbirine karıştırmamak lazım.
ABD karşısında alınan galibiyet tabii ki mutlu ediciydi. Bununla beraber bu (potansiyeli) neden sahada istenen (performansa ve enerjiye) dönüştüremedik? Kalıcı başarılar istiyorsak bunu çok iyi ve de doğru şekilde analiz etmeliyiz.
Montella daha önceki iki maçta hep istatistikler üzerinden oyunumuzu övdü. ABD ise diğer rakipler gibi değildi. Topa sahip olarak oynamak isteyen bir takım yani tam Bizim Çocuklar'ın oyun anlayışına uygun. % 47 topla oynadık, alan ve zaman bulduk. Tam bir hücum geçişi takımı olarak, rakip de istediğimiz oyunu oynadığı için kazandık. (Buna örnek başarılı olup çeyrek final oynadığımız Avrupa Şampiyonası'nda 10 kişi kalan Çekya maçı hariç hep daha az topa sahip olduk) Diğer iki rakibimiz topu bize bırakarak takımımızı istemediği oyuna ve tuzağa düşürdü.
Daha turnuva başlamadan derin analizler yapıp doğru stratejiler başta olmak üzere birçok parametreyi belirlemek gerekiyordu. Ama maalesef Montella'nın tek plan üzerinde takımımızı hazırlaması başarısızlığın en temel faktörüydü. İşin en ilginç yönü maç sonu bu yönde sorular karşısında hiçbir öz eleştiri yapmayıp sorulan soruyla alakalı cevap vermesine anlam veremedim.

Fatih Sultan Mehmet!

Nereden nereye... Turnuva öncesi en az çeyrek final oynarız diye yola çıktık. Gelinen noktada Paraguay ile ikinci maç öncesi ya tamam ya da devam maçına çıkmak, bunu başarmak, başka maharet ister. Nitekim mağlup olup üçüncü maçı formalite olarak oynamak sanırım hepimizi derinden çok üzdü.

Montella'ya sormamız gereken konular var sanırım.

1- Adaletli bir geniş kadro seçimi ile birlikte ilk 11 tercihi doğru muydu?

2- Maç öncesi saha içinde oyun ile ilgili çıkabilecek sıkıntılara çözüm üretmek için maç önü nasıl bir hazırlık yapıp bununla beraber zihninde simülasyon yapıldı mı?

3- Günümüz oyunlarının en önemli özelliği; pozisyonel oyun ve saha içi konumlanmalar. Bu olmayınca daha doğaçlama oyun ortaya çıktı maalesef. Bir de 2 maçta da oyun istatistikleri dile getirildi. Peki bu neden oldu? Çünkü rakiplerin oyun anlayışından ve planından. Saha içinde bunu biz değil, rakipler talep ettirdiğinden bu tuzağa düştük. Yani saha içi oyunun durumu buna oyuncuları itti. Bunu bile yanlış okuduk ve sanki bizim takım hep böyle oynama alışkanlığı varmış gibi anlatmak hata idi.

4- Mental olarak iyi hazırlanmayan nasıl olsa gruptan çıkarız diye vücut dili olan futbolcular ve teknik heyet vardı.

5- Risk almamak en büyük risktir. Daha cesur olmalıydı, özelikle iki maçta oyuncu seçimi ve değişikliklerinde teknik adamımız.

6- Maç sonu, yok 'kader bizden yana değildi', 'elimizden gelenin en iyisini yaptık' gibi cümleler tam bir hikaye... Neden mi?

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethi için hazırlığı 6 Nisan'da başlayıp 29 Mayıs 1453'te 53 günde gerçekleştirdi. Haliç'e karadan gemileri indirdi. Doğru mesafe ve yerlere koyduğu gibi birçok mükemmel plan, strateji ve kurgu ile bu zaferi kazandı. Peki 3 yıldır takımı çalıştıran, o istediği için lig erken bittiği gibi her şeyin onun istediği şekilde yerine getirdiği bir ortamda, iki maçta bir milli takımın oyun anlayışı, planı, stratejisi ve hiçbir kurgusu olmaz mı? Esas Montella bizlere bunları anlatmalı ve bedeli varsa onu da yerine getirmeli.

En uyumlu sistem mi?

Dile kolay tam 24 yıl sonra hak ettiğimiz Dünya Kupası sahnesindeyiz. Tek düşüncemiz Avustralya karşısında alacağımız üç puanla turnuvaya moralli başlamaktı. Rakibin oyun anlayışı ve dizilişiyle oynayacağı çok net belli. Onlar topu bize bırakacak, düşük blokta derin bir kompakt savunma yapacaklardı. 5/4/1 formasyonla oyunun merkezini 3+2 ile kapatıp, bizi kenar hücumlarına yönlendireceklerdi. Peki bizi bu tuzağa çeken rakibe karşı nasıl bir kurguyla oynamalıyız? Yani bu zehre, panzehirle karşılık vermeliyiz.

Futbolda sahada en iyi sistem kazanmaz, en uyumlu sistem kazanır. Böyle bir savunma anlayışına karşı doğru oyuncu profilleri, oyun planı, hücum set çeşitliliği ve duran top organizasyonları olmalıydı. Özellikle köşe vuruşu organizasyonları gibi birçok konu başlığında çok daha iyi olmalı ve hazırlanmalıydık. Ama bunun hiçbirini sahada göremedik.

Kalabalık ceza sahası savunmasına hem de 3'lü ve 5'li yerleşimine Kerem Aktürkoğlu'nu santrfor olarak kullanmak...
Arda Güler gibi hep içeri girip yarım alanları kullanan bir oyuncuyla ikili çizgi oyunları nasıl oynanacak? Ferdi ve Barış Alper'in uyumsuzluğu, rakibin pas oyununu tercih etmediği bir planda niye üç orta saha ile oyuna başladık? Deniz Gül niye son 4 dakikada oyuna girdi?
Can Uzun hiç oyuna girmediği ama Mert Müldür ve Salih Özcan'ın daha önce oyuna girdiği bir maçtan ne beklenirdi? Benim gözlemlediğim; oyuncularımızda bir güç zehirlenmesi var. Nasıl olsa yeneriz modunda maça çıkmışlar.

Montella ise hiçbir hazırlığı planı olmadığı gibi, maçı hiç kafasında yaşayıp simülasyon yapmamış. Hiç esnek değildi. Aynı zamanda daha risk alıp cesur kararlar vermeliydi. Şimdi iki maçımız var. Bu kaybı telefi eder miyiz, kuşkusuz bizde o potansiyel fazlasıyla mevcut.
Onu enerjiye dönüştürelim yeter. Bu mağlubiyetten gerekli dersleri fazlasıyla Montella ve futbolcularımızın alacağından şüphem yok.

Kimlik!

Trabzonspor başarılı bir sezonu geride bırakarak kendi sahasında Gençlerbirliği maçı ile taraftarına veda etti.
Esas bu maç Trabzonspor açısından en önemli noktaydı.
Onuachu'nun bir gol daha atıp gol kralı olması kadar kupa finali öncesi nasıl bir kadro ile sahada yer alacakları düşüncesi de öndeydi.
Eldeki sağlam oyuncuların hepsi sahadaydı. 1-2 değişiklik haricinde bu da gayet normaldi. Bordomavililer hiç kimsenin kafasında soru işareti bırakmadığı gibi aynı düşünce ile bu maça çıktı.
Trabzonspor'u tebrik etmek gerekir.
Fatih hoca, çok başarılı performans verdiği bir sezonda çok önemli işler yaptı. Bu genç ve tecrübeli oyunculara bazı şeyleri iyi anlattı.
1- Oyuncular nerde olduğunu anlamalı.
2- Şehrin ve kulübün isteklerine karşılık vermeli.
3- Çok iyi bir takım kurabilirsiniz.
Yüksek profilli oyuncular alabilirsiniz. Kusursuz bir sistem kurabilirsiniz. Ancak oyuncunun ait olma hissi yoksa takım kimliğini hiçbir zaman oluşturamazsınız.
Kimlik yoksa takımdan bahsedemezsiniz. Teknik adamlar bunun teknik ve taktikten daha önemli olduğunu oyuncu grubuna iyi anlatmalı ve onları ikna etmeli.
Fatih Tekke'nin yaptığı işin ne kadar değerli ve zor olduğu ortaya net bir şekilde çıkıyor. Çünkü hocanın odak noktası; her zaman bunları takımına kazandırmak. Diğer odak noktası da çok çalışmak, gelişmek, sağlam sürdürebilir bir oyun futbol kültürü oluşturmak ve Trabzonspor'a kupalar kazandırmak.

Taçlandırmak!

Trabzonspor ve Gençlerbirliği dört gün içinde iki defa birbirine rakip olacak. Bu şartlarda ilk karşılaşma Türkiye Kupası'nda yarı final ve Ankara'da bordo-mavililer için olmazsa olmaz bir maç. Hatta telafisi olmayan bir maç. Gençlerbirliği'nin pazar günü Süper Lig'de kalma adına oynayacağı maç öncesinde rotasyonlu ve genç bir kadro oyuna başlaması çok doğru karardı. Çünkü onların finali burada değil, pazar günü Trabzon'da... İlk yarı bordo-mavililer topa sahip olmalarına rağmen rakibin kendi yarı alanında yaptığı derin ve kompakt savunmaya çözüm bulamadı. Bu kadar basit top kayıpları, oyunda istenilen genişliğin verilmemesi ile beraber sıkıntı oluşturdu. İki kanatta oynayan oyuncuların senkronize olamamaları yüzünden doğaçlama kime belli olmayan ortalar, hücumda çoğalamama sonucunda üretkenlikte eksiklik oldu.

Gol pozisyonu bulunamadı. Bunun akabinde takım halinde mental anlamdaki eksiklik sahaya istenilen performansın yansımamasındaki en önemli etkendi. İkinci yarıda Trabzonspor oyuncu değişikliği ile başlamalıydı. Oyun bunu çağrıyordu. Rakibin kalabalık ceza sahası içi savunmasına çözüm olarak bir santrfor gerekiyordu. Nitekim Gençlerbirliği'nin golü sonrası bu hamle geldi. Trabzonspor tamamen oyunun kontrolünü ele aldı. Bu oyuncu değişikliği şoklaması sonucunda Trabzonspor'un attığı iki gol dışında, iki topu direkten döndü. Fatih Tekke hoca liderliğinde çok başarılı geçen sezon sonu "Taçlandırmak" adına artık tek hedef Antalya'daki final kazanıp Türkiye Kupasını müzeye götürmek. Trabzon şehrini ve taraftarını mutlu etmek tek hedef olmalıdır.

Odaklanma ve motivasyon

Trabzonspor son üç haftada kaybettiği yedi puandan sonra kendi saha ve seyircisi önünde tek 3 puana odaklandı.
Göztepe maça en önemli özelliği olan pres ile başladı. Ama presi doğru bir şekilde bordo-mavililer kırdı. Daha sonra bunun devamı gelmeyince ilerleyen dakikalarda oyun üstünlüğünü Göztepe aldı.
İzmir ekibi golü buldu, oyunu kontrol etti ve bu bölümde orta sahayı rahat geçti. Göztepe çok net pozisyonlardan yararlanamadı.
Trabzonspor'un fiziksel anlamda ciddi bir düşüşü var. Aynı zamanda hücum üretkenliği çok yetersizdi.
Konyaspor deplasmanındaki gibi bir ilk yarıyı olumsuz anlamda geçirdi.

İkinci yarıda Mustafa'nın oyundan atılması ile 10 kişi kalan bordomavililerin işi iyice zorlaştı. Zaten sayısal üstünlüğü doğru bir şekilde yöneten Göztepe idi.
Ancak buna rağmen son dakikaya kadar Trabzonspor oyunu bırakmadı. İşin tuhafı Trabzonspor iyi oynar, kötü oynar ama buna hakem Ozan Ergün karar veremez!
Onuachu'nun nizami golüne faul verdi, hiç anlamış değilim.
Eğer Ozan Ergün bu nizami golü vermiş olsaydı, ikinci yarıda maçı bırakmama adına ortaya koyduğu mücadelesi ile sahadan üç puanla ayrılacaktı Trabzonspor... 3 puanı da sonuna kadar hak etti ev sahibi.
Hem de genç ve dinamik bir rakibine karşı.
Uzatmalarla birlikte 60 dakika rakibine karşı 10 kişi oynadı.
Trabzonspor'un ligdeki ikincilik hedefini son maça kadar elbette kovalayacak.
Şu an en gerçekçi hedef; çok başarılı geçirdikleri sezonda Türkiye Kupası'nı kazanmak olmalı.
Buraya "odaklanma" ve tüm birimleriyle beraber "motivasyonunu" buraya kaydırmalı.

Savaşmaya devam!

Trabzonspor kendisi gibi kupada tur atlayan ve zor geçmesi beklenen Konyaspor'a deplasmanda konuk oldu. En önemli konu başlığı takımın vereceği fiziksel ve mental tepkiydi. Maçın ilk yarısının tamamını Konyaspor forse etti. Hem toplu oyunda hem de topsuz oyunda başarılı oldular. Bordo mavililerin orta sahası oyunun iki yönünde de yoktu. Konyaspor orta sahayı çok kolay geçti. Sahanın yıldızı Berkan Kutlu oldu. Özellikle Zubkov, Muçi, Onuachu, Nwakaeme topsuz oyunda hiç yoklardı ve iyi bir organize olmuşlar görüntüsünü savunma ve hücumda vermediler. Zubkov, Berkan'ı hiç takip edemedi, bunun sonucunda iki golü buradan yediler. İkinci yarı Fatih hoca takımı şoklama adına doğru olarak üç oyuncu değişliği yaptı. Takımının bu hamle ile enerjisini arttırdı. Oyuncuların kendine gelmesini sağladı, bunun sonucunda topu ve oyunu daha fazla kontrol etmeye başladılar. Oyunu rakip yarı alana yıktılar. Bu dominasyon golü getirdiği gibi bir dakika sonrada Umut'la net bir gol pozisyondan yararlanamadılar. Çok baskılı ve tüm momentumu elinde tutukları bir yarıda final paslarındaki tercihleri doğru yapıp son vuruşta o beceriyi gösterseler skor çok daha farklı lehlerine olabilirdi. Son dakikada direkten dönen top ve daha sonra yine kaçırılan gollerdeki vuruşları daha iyi yapsalar en kötü bir puanla ayrılmaları içten bile değildi. Savic'in eksikliği yalnız stoper olarak değil, takıma yaptığı liderlik açısından da çok hissedildi. Trabzonspor açısından bu maçın önemi lig ikinciliğine yerleşmek, bunun devamında ligi böyle bitirmek olacaktı. Bu da onlara Şampiyonlar Ligi ön eleme şansı getireceği gibi seneye tek hedef olan zirve yarışı için mental güç verecekti. Onun için bu maçın sonucuna takılmadan son düdüğe kadar savaşmaya devam.

Kalite!

Trabzonspor için kupa maçının zor olacağı Samsunspor'un oynadığı son lig maçından belliydi. Samsunspor'un Beşiktaş karşısında çok iyi bir oyunla galip gelmesi, bu maçın bordo mavililer için maçın ne kadar zor geçeceğinin mesajını veriyordu. Bir de buna Galatasaray ve Fenerbahçe'nin elenişi eklenince atlanılacak turla beraber finale kadar iyi alan açılması işten bile değildi. İlk yarıda özelikle Samsunspor bire bir baskılar ve de yeri geldiğinde orta blok baskılarında çok etkili oldu. Bu da bordo-mavililerin pas trafiğini oluşturamamasını sağladı. Ayrıca hücumda çoğalamamasını da getirdi. Bunun sonucunda bordomavililer çok etkisiz bir yarı oynadı.

Atilla Karaoğlan, Samsunspor'un Teknik Direktörü Thorsten Fink'i iki hafta önce Rize maçında oyundan atmasında kalmış meğersem... 28. Dakikada ikinci sarı karttan Coulibaly atmamasının izahı yok çünkü. Hakemlik burada başlar, o ara anlarda verdiğin doğru kararla fark yaratırsın. İkinci yarı Trabzonspor daha derli toplu oynadı. Oyunun kontrolü elindeydi. Bir de 70. dakikada Samsunspor 10 kişi kalınca maçın tüm hakimi bordo-mavililerdi. Nitekim çok net fırsatlardan yararlanamadılar. Hem normal sürede hem uzatma dakikalarında... Yoksa penaltılara kalmayacak bir maçtı. Ancak oralara gitti ve o andan itibaren Andre Onana şov başladı. "Kalite asla tesadüf değildir" cümlesini unutulmayacak başarılı bir performansla herkese gösterdi Andre Onana.