CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Kendini imha etti

Oynadığı 9 resmi maçı da kazanırken 3.5 gol ortalaması yakalayan Barcelona'ya karşı G.Saray'ın ilk yarıda oynadığı futbol ve tabeladaki skor için maç sabahı herkes ayakta alkış tutar, Okan Buruk'u tebrik ederdi. Lakin maç 90 dakika... Abdülkerim yerine Davinson'un yanına Jakobs tercihi, Sara'nın kulübede olduğu Lemina'lı orta saha. Pas örgüsünde sürekli rakibin boşluğunu arayan Barcelona'ya karşı G.Saray, ilk yarıda çok sağlam durdu. Tek problem, sol kanattan bindiren Cancelo'nun çok boş bırakılmasıydı.
Kırılgan başladı Barcelona. Yamal oyuna girememiş, diğer kanatta Gordon etkisizdi. Üstüne bir de Batrakov-Leao ortaklığıyla gelen golle birlikte takım da tribünle de havayı yakaladı. Barış'ın ince ofsayt ile iptal edilen golü, G.Saray adına maçın kader anı olabilir. Davinson'un yine uzaklaştırmakta geç kaldığı topu Cancelo filelere gönderdiğinde devrenin tabelası çıktı ortaya. İkinci yarının başında Yamal şov izledik. Önce Fermin'e attırdığı kafa golünde yaptığı nefis orta, ardından Eren ile mücadelesinde ayağına yapıştırdığı top ve Gordon'un golü... 5 dakikada ilk yarının bütün güzellikleri yok oldu gitti G.Saray adına. Okan Buruk, tabelayı çevirebilmek için değil elbette yenilgiyi kabul ettiğinden 3 değişikliğe birden gitti. Sakatlık sonrası yarım Victor Osimhen izliyoruz. Şampiyonlar Ligi'nde G.Saray bir kez daha kısa bir zaman dilimi içinde biraz da kendi kendini imha etti. İki maç sıfır puan, 6 maçta en az PSG maçını bir kenara ayırırsak 5 maçta 9-10 puan… Çember iyice daralıyor. Artık 3 galibiyetin nereden geleceğinin hesabı bir an önce yapılmalı.

Geometri mühim

Çeyrek asırdır çalıştığın işte bile üç hafta izne gidip döndüğünde o hafta zor geçer… Biraz tembelleşmişsindir ya da masanda bekleyen dosyalar dağ olmuştur. Milli takım arası 20 gün olunca her takım ritmini kaybetti. Bu arada sakat olan Orkun'un ve sakatlanan Vlahovic'in dün maça 11'de başlaması önemliydi… Galatasaray deplasmanında kaybederken de Kocaelispor şunu göstermişti; bu rakibi yiyebilirsiniz ama dişiniz kırılır. Tribünlerle beraber iyi de başladı Beşiktaş. Futbol çokça geometri oyunu. Pas trafiğini kurarken de cepheden çektiğin bir şutta köşeye vurup, açıyı genişletip, kaleciyi gafil avladığında da… Orkun böyle bir adam işte. Nübel'in hatasında Selçuk İnan'ın takımı beraberliği buldu ama Tayfur'un amatörlüğe kaçan penaltıyı yaptırması, Kartal'a nefes verdi. Salih yüzde yüz isabetli oynuyor. Miretti çok koşuyor ama final toplarında isabetsizlikle boğuşuyor. Trossard da milli ara sonrası kendini bulmaya çalışıyor. Cerny'nin sakatlığı İtaliano'nun takımı için büyük handikap olur. İkinci yarıda Orkun başta olmak üzere milli mesaiden dönen oyuncuların yorgunluklarının ortaya çıkacağı kesindi. Ama bu beklenenden de erken oldu. İlk yarı yüzde 65 topa sahip olan Beşiktaş karşısında Kocaeli kendi yüzdesini 48'lere kadar taşırken puan alabilecek tehditkar bir oyun oynamaya çalıştı. İtaliano 70'ten sonraki değişikliklerle takımı şarj etmeye çalıştı. Kartal evinde firesiz gidiyor. Uzun aranın ardından sert bir rakip karşısında gelen 3 puan önemli. Ancak ekim ayındaki Avrupa mesaileriyle beraber İtaliano'nun elindeki kadro derinliğini çok efektif kullanması gerekiyor.

Büyük hendek geride kaldı!

Milli araya giderken dört gollü bir hezimet... Üç hafta birlikte çalışamayan bir takım, ilk 11'inde 9 milli futbolcunun olduğu maç ve yol yorgunu bir kadro, kulübede olmayan cezalı bir teknik direktör ve rakip namağlup Kasımpaşa... Galatasaray için Barcelona maçı öncesinde bu 90 dakika büyük hendekti. Barış Alper Yılmaz'ın sağ bek başladığı maçta Buruk'un takımı merkezi kullanmak yerine sürekli Yunus ve Leao'yu çizgide tutunca Batrakov'u oyun içine sokamadı. Üstelik Sara kötü futboluna devam ediyordu. Buna rağmen bağlantıyı kuramayan Kasımpaşa'yı kendi yarı sahasında çok da fazla çıkarmadılar. Maçtan önce Okan Buruk aleyhine konuşan Kerem Demirbay, Galatasaray altyapısından yetişmiş "Beni niye gönderdiniz" hırsıyla oynayan Ali Yavuz Kol… İlk gol Kocaeli maçında olduğu gibi Abdülkerim'den geldi. Torreira'nın gördüğü kırmızı kart doğru. Buruk'un o karttan sonraki 2 değişikliği pek manalı değildi. Kasımpaşa golü bulmuş, Sara kötü oynarken Batrakov kenara gelmişti. Son çeyrekte artık hazır olmasa da Osimhen'e ve star kontenjanından Sane'ye sarıldı Okan Buruk… Sezona çok kötü başlayan Barış dün sağ bekte 90 dakika verdiği mücadeleyi golle de süsleyip kendine geldi. Lemina'nın golü tabelayı belirlerken, bu takımın Osimhen'in yokluğunda Deniz ile bu lig maratonunda yürümesinin çok zor olduğu ortada. Elbette bu, bugünün konusu değil. Salı günü rakip Barcelona... Buldukları her boş alana saldıran müthiş bir pas ezberi olan Avrupa'nın en formda takım geliyor İstanbul'a… Sahaya dün 10 kişi kaldıktan sonraki karakterin bir benzerini koymak lazım. Yeter, yetmez o ayrı...

Arrivederci Vincenzo Montella!

Adana'ya, Adana Demirspor'a kısa sürede uyum sağlayan, iyi futbol oynatan, Süper Lig'e renk getiren, İtalyan medyasına verdiği röportajlarda Türkiye'ye övgüler yağdıran, "Futboldan soğumuştum, kendimi buldum" diyen bir Vincenzo Montella vardı. A Milli Takım'ı Avrupa Şampiyonası'na götüren, Uluslar Ligi'nde C Grubu'ndan A Grubu'na yükselten, 24 yıl sonra bize Dünya Kupası heyecanını yaşatan Montella, bizden biri gibi olmuştu. Biz onun İtalyan futbolunda, sahada ve kulübedeki engin tecrübesinden faydalanıyorduk. Sonra başka bir Montella ile tanıştık. Türkçe öğrenmek yerine kendisini eksik çeviren bir tercümanla yola devam eden ve kaybettiği maçların ardından her seferinde bahaneler cumhuriyetini ilan eden bir Vincenzo Montella. Ne Arizona'da 45 derecede yapılan kampın organizasyonuna itiraz etti ne de rapor istemesi gereken Kocaeli ve Bursa'nın zeminine... Avustralya ve Paraguay gibi kapanan rakipleri açamadığımızda suçlu rakiplerdi. Futbol basit bir oyunken; bilmediğimizi iddia edip kendisini eleştirenlerin yeri geldi vatan sevgisini sorguladı. Kendi ülkesi İtalya Milli Takımı'nın değeri 800 milyon Euro'ymuş, bizimki 400 milyon olduğu için kaybetmişiz. Bir de şöyle hitap eder oldu: "Sizi Dünya Kupası'na götüren, Uluslar Ligi'nde A Grubu'na yükselten benim." Neredeyse "Haddinizi bilin" demeye getirdi. Bir zamanlar çok sevilen Montella'nın işte bu kibri, onu artık Türk futbolseverin gözünden düşürdü. Dün Belçika'dan 3 gol yedik. 7 günde 3 kez kaybedip, yenilmelere doyamadık. Bizim dilimizde hoşça kal, sizin dilinizde arrivederci Vincenzo Montella.

Karakterli mücadele bizi favori yapıyor

Euro 2032'deki ortağımız İtalya, kendisine Avrupa Şampiyonluğu kazandırmış Roberto Mancini ile ikinci dönemine sahasında Belçika mağlubiyeti ile başladı. Son 3 Dünya Kupası'na gidemeyen ve geçmişteki efsane yıldızlarının kalibresinde futbolcu yetiştirmekte zorlanan İtalya, Bursa'ya elbette tedirgin geldi. Çünkü bizden sonra cuma günü Fransa deplasmanına gidecekler. Montella, memleketinin takımına karşı elbette Fransa maçından farklı bir taktik ile sahaya çıkacak. Bu gruptaki 6 maç arasında topa daha fazla sahip olacağımız tek maç bugün Bursa'daki İtalya sınavı. Üretmekte zorlanan İtalyanlar karşısında Montella'nın dörtlü defansa dönmesini bekliyorum. Mağlubiyete rağmen, Fransa maçında Arda'nın kalitesi ile birleşen karakterli mücadele, eski günlerini arayan İtalya karşısında bizi favori kılıyor. Şampiyon İnter'in beyni Hakan Çalhanoğlu, Juventus'un en büyük starı Kenan Yıldız ve Benfica'dan sonra Beşiktaş'ta da sahada takımın patronu olan Orkun'un yokluğu, bu kez daha fazla hissedilecek. Bu 3 oyuncu da set oyununda kapalı defanslara karşı gerek dribbling, gerek adam eksiltme ve elbette kaliteli şut tehdidine sahip isimler. Bir diğer önemli nokta da İtalyanlar'ın 10 ismi Bursa'ya getirmeyip Belçika sınavındaki 11'in yarısını değiştirecek olmaları. Fransa maçında sarf edilen eforun ardından 72 saat sonra bizim 11'imizin pillerinin dolu olması gerekiyor. İtalyanlar ne kadar kaliteleri sorgulansa da ikili mücadelelerde her zaman ayakları yere sağlam basan futbolculara sahiptir. Son yıllarda Mario Gomez, İcardi, Mertens, Dzeko, Osimhen, İmmobile, Lukaku ve Vlahovic gibi İtalya Serie A'nın gol krallarını, büyük golcülerini Süper Lig'e getirdik. Maalesef tüm bu isimler Süper Lig'i sallarken bir yerli 9 yetiştiremedik! Bakalım, bizim İtalyan Montella bir zamanlar G.Saray'ın İtalyanı olan Mancini'ye karşı neler yapacak!

Karakterli futbol

Son 8 yılda bir Dünya Kupası kazanıp bir sonrakinde finalde Messi'ye çarpılan, geride kalan yaz da en büyük favori gittiği turnuvada yarı finalde mükemmel bir İspanya'ya boyun eğen Fransa ile oynuyorsanız, ilk hesabınız rakibi durdurmak olur. Biz Dünya Kupası'nda Paraguay ve Avustralya maçlarında rakibin kalabalık defanslarını çözmeye çalışırken acı çektik. Oysa ki Uluslar Ligi'nin 6 maçının beşinde bu takım geçiş hücumları ile rakibin canını yakabilir. Montella'nın savunurkenki beşli defansı, ilk yarıda Fransa'nın Mbappe-Dembele- Olise arkası Cherki'li müthiş forvet hattına 'pozisyon vermedi' dersek yeridir. Zemin sıkıntılıydı. Bizi etkiledi. Arda yine takım liderliğinin hakkını verirken kabul edelim orta sahada Hakan ve Orkun'un kalitesini ve tecrübesini aradık. İlk yarıda Merih'in Cherki'ye set çektiği pozisyon, Uğurcan'ın kurtarışı tabelayı sıfırda tutarken İsmail'in kafası gol olsa tabelayı da alacaktık. Baskı yerken geriden topla çıkmak bize pahalıya mâl oldu. Önce Uğurcan, ardından Abdülkerim ve Can, pres sonrası kalemizdeki gol… Mbappe'nin sakatlığı Fransa'nın tadını kaçırdı. Uğurcan, Bursa'daki İtalya maçında yok. Dünkü mücadelenin özellikle Arda'nın oyununun hakkı, doğrusu bir beraberlikti. Buna da Zidane ile ilk maçına iştahlı çıkan Fransa karşısında iyi sonuç derdik! Olmadı. Yine de Dünya Kupası'ndaki hayal kırıklığı ardından dev bir kadro karşısında Montella'nın takımının karakterli futbol ortaya koyduğunu söylemek lazım.

Okkalı tokat!

Kornerlerde orta sahada iki adam bırakan Galatasaray, İsmail Jaboks'un korner gibi taç atışına stoperlerini gönderip 10 kişiyle yüklenince amatör bir gol yiyerek başladı maça. Dolu tribünler, yeni teknik adam, Salah'ın golü... Bundan daha iyi başlangıç olmazdı Trabzonspor için. Orta sahada Fabinho'nun kesiciliğine karşı hayalet Sara ve dağınık Yunus ile Torreira'yı yalnız bırakan Galatasaray, iki kanadından medet umuyordu. Sane bir kez daha yanılttı. Auta attığı pozisyon, Okan Buruk'un takımı için kader anıdır. Trabzonspor, ön alan baskısından çıkabildiğinde Salah, virtüöz gibi sahadaydı. İkinci golde Saviolo'ya topu nefis aktardığında kademeye girmesi gereken Sane, pozisyonu seyirci gibi izledi. Derbide 2-0 gerideyken tecrübeli stoperin bireysel hata yaparsa fişiniz çekildi demektir.
Muhammed Salah, senfoni orkestrası yöneten şef gibiydi. Hat-trick yapıp, 1 golün de asistini yaparken topu her aldığında Galatasaray'ı paramparça etti. Okan Buruk, işler yolunda gitmediğinde panikleyen bir teknik direktör. 30 milyon Euro'ya alınan Batrakov'un onun listesinde olmadığı biliniyordu, o da bunu sahada yansıtıyor. Gördüğü kırmızı kart, mili ara sonrası Barcelona maçı. Galatasaray yönetiminde onun gitmesini dört gözle bekleyenler var. Dursun Özbek'i göklere çıkaran, Okan Buruk'a itibar suikastı düzenleyenler kimler. Trabzonspor ziyadesiyle hak edilmiş bir galibiyete imza attı. Salah ile birlikte Fabinho, Melih büyük maça damga vurdular.

0-4’ten 0-0’a…

Önce bir hatırlatma… Geçen sezon Fenerbahçe, Gaziantep'te 4-0 kazanırken, gollerin ikisi En-Nesyri, ikisi Talisca'dan gelmiş, F.Bahçe orta sahasında Alvarez ve İsmail oynuyordu. Dün Fransız Milli Takımı'nın geniş havuzunda da olsa kaliteleri ve tecrübeleri belli olan Kante ve Guendouzi ile sahaya çıkan İsmail Kartal, Asensio'nun yokluğunda Talisca'nın gönderilmesinin bedelini ödedi. Bu üçlüyle oynadığınız zaman topu bir an önce kanat oyuncularına ulaştırmanız, onların da Lukaku'ya pozisyon hazırlaması lazım. Oyuncular arasında mesafe o kadar büyüktü ki Gaziantep, pas araları ve ikili mücadele gücüyle kazandığı toplarla geçiş hücumlarında kaleye isabet ettiremese de çok daha etkili göründü. İlk yarıda Greenwood'un, Kerem'e attığı muhteşem pası ve onun da 'al da at' topunu akılalmaz biçimde dışarıya gönderen Guendouzi'nin, maçın kader anına imza attığını söyleyebiliriz. Gaziantep'in iki gollük pozisyonunda Brown ve Ake'nin müdahalelerinin altını çizmek lazım. F.Bahçe, Roma maçının son düdüğüyle Avrupa'da en formda takımlardan birine karşı verdiği iyi mücadelenin moralini bu deplasmana taşıması gerekirken, 4 gün boyunca İsmail Kartal kriziyle uğraştı. Benzer bir senaryonun Trabzon'da Fatih Tekke ile yaşandığını hepimiz hatırlıyoruz. Elbette Kerem'in şutu ve Greenwood'un frikiği direkten dönmese, Fenerbahçe üç puanla ayrılabilirdi. Oğuz formdayken, Vedat gayet iyi oynarken ilk 11'i bozmak pek manalı değildi.

Forma adaleti yok!

Sporting mağlubiyeti sonrası geçen sezon hiç yenemediği Kocaelispor karşısında Okan Buruk'tan rotasyon elbette bekleniyordu ama bu Barış ısrarını anlayabilmek mümkün değil. Genç yaşında Batrakov da Çarşamba-Pazar maça çıkmayacaksa pes artık. Yunus iyi niyetli, çok çalışkan ama merkez yerine sağ çizgiye yakın oynamayı seven bir oyuncu. Barış ile o kanatta ikiz kardeşleri oynarken ilk yarıda Galatasaray'ın bütün tehlikeli atakları Leao'nun attığı toplarla geldi neredeyse… Bu takımda el freni birkaç isim var. Garanti oynamak başka şey suya sabuna dokunmamak başka şey. Sallai de Sara da Eren de bu el frenleri… Tek taraflı bir ilk yarıda çerçeveye 6 isabetli şut, ikinci yarı için elbette pozitif işaret… Okan Buruk oyuncu tercihlerini sürekli olarak bazı isimler için 'Hazır değiller' olarak açıklıyor… Doğrusu bunu kabul etmek mümkün değil. Batrakov hazır geldi. Lesley Ada'dan geldi. Kendisiyle sezon başından beri çalışan İlkay'a bir dakika bile süre vermedi. Dün ilk değişiklikte Barış kenara gelip, Yunus sağ kanada geçip, Batrakov forvet arkasında oyuna girerdi. Sara'nın yüz ifadesinden de memnuniyetsizliği ortadaydı. Leao'nun sorumluluk alması, Deniz'in tüm tecrübesizliğine rağmen iyi işler yapması sarı-kırmızı takımın artıları. Mesele üç puansa gemiyi limana yanaştıran kaptan Abdülkerim'di. Son 10 dakikada Kocaelispor'un oyunun momentumunu alması, Göztepe ve Çorum maçlarından sonra da Galatasaraylılara, Okan Buruk maalesef rahat bir maç izlettiremedi. Evet Osimhen sakat ama Uğurcan ve Torreira hariç kalan bütün futbolcularda forma adaleti soru işareti.

Okan Buruk’tan pozitif katkı yok!

Jakobs'u stoperde, Eren'i sol bekte, Yunus'u sol kanatta, Barış'ı en önde kullanmak Galatasaray'ın ideal 11'inden 4 taşı yerinden oynatmak demek. Taşları yerinden oynayan takımların mekaniği bozulur ama G.Saray dün gece Lizbon'da kusursuz çalışan bir makine gibi başladı. İki sezon önce Kadıköy'de Mourinho'ya karşı Yunus'u sol kanatta sahaya çıkarıp orta sahanın artı bir adamı olarak konumlandıran Okan Buruk, benzer bir tercihi dün Sporting'e karşı uyguladı. Bu da G.Saray'a hem topa sahip olmayı hem de rakibin geçiş hücumlarını önlemeyi sağladı. Ev sahibinin tutuk başladığı bir maçta 1-0 öne geçmek ve oyunun momentumunu elinde tutarken ikiyi bulmamak elbette talihsizlik ama Portekizliler, dişe dokunur tek hücumlarında kolay bir golle beraberliği buldular. Leroy Sane'nin kaçırdığı çok net pozisyon gol olsa Galatasaray, devreye de önde giderdi. İkinci yarı Frankfurt benzeri bir kâbus yaşadı Galatasaray. 46'dan itibaren 1-1'i koruma amaçlı bir kafa vardı. Topa sahip olmayı kaybettiler. Penaltı ağır bir karar olabilir, üstüne bir de çıkması çok ama çok zor bir frikik. Okan Buruk ikinci yarıda değişikliklerle pozitif hiçbir katkı veremedi takımına. Ligde 4 maçta yenilen 6 golün bir devam istatistiğidir Lizbon'da yenilen 3 gol. İlk yarı bittiğinde bir puan yetmez denilen oyundan son düdükle 3 puanı bırakmak çok ama çok düşündürücü. Galatasaray adına dün geceki karşılaşmada sahanın adamı Lucas Torreira oldu.