CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Olağanüstü!

Leao'nun maç günü İstanbul'a gelmesi Galatasaray'daki parçalı bulutlu havayı dağıtmış mıdır? En azından tribüne taraftarın gergin gelmediğini söylemek lazım. İki maçtır kötü oynayan Barış Alper Yılmaz'a bir şans daha verip geçen hafta yedek başlayan Leroy Sane'yi bir kez daha kesip kulübede başlatmak forma adaletini sorgulatır. Ama Okan Buruk da kazanan takımımla devam ediyorum diyebilir. İki takım da sezona sorunlu başlayan zemini bertaraf eden bir oyun tercihiyle başladılar. Göztepe uzun vuruyor ama nedense Galatasaray da topu yere indirmekte imtina ediyordu. İlk yarıyı 19 orta ile tamamladılar. Ama bu kaliteli hücum değildi. Üstelik Göztepe Jankat'ın nefis kurtarışından sonra kornerden golü bulmuştu. Bir dokunuş lazımdı. Buruk da çok fazla beklemedi. Ve 46'da Batrakov'u oyuna sürüp Lemina'yı Abdülkerim'in yerine çekti. Sallai'nin frikiği dengeyi getirdi. 46-63 arasında Galatasaray ilk yarının tamamından fazlasını üretti. Tabelada da karşılığını aldılar. Osimhen ligde 3'üncü maçında da olağanüstü oynadı. Nefis bir kafa golü incecik ofsayta takılsa da Sara'ya asisti, maç boyu mücadelesi, tribünleri ateşleyen vücut dili ve son dakikada altıpasın üzerinden yaptığı uzaklaştırmayla sırtında taşıdı Galatasaray'ı. Uğurcan'ın ani sakatlığında eldivenleri devralan Jankat'ın gollerde hatası yok. Ancak Buruk'un takımı, Uğurcan'ın ayak kalitesini maç boyunca aradı. Batrakov orta sahada çok iş yapacağını gösterdi. İlk maçta elbette heyecan vardı. Ama bir taraftan da takım arkadaşlarının pas trafiğine de yön veren el işaretleri de dahil olmak üzere genç ama pişmiş yıldız adayı görüntüsü verdi diyebilirim. Okan Buruk, Şampiyonlar Ligi de başlarken evinde 2 lig maçında yediği 4 golün analizini mutlaka yapacaktır. Göztepe'den birbirinin benzeri 2 gol yedi. Büyük maçlarda rakipler bu defoyu affetmez.

Kalite emekle birleşince

Lyon tribünleri karşılarında Şampiyonlar Ligi bileti için sadece Fenerbahçe'yi değil, Olympique derbisinde Marsilya ile karşılarına çıkmış Guendouzi ve Greenwood'u da bulunca bir de ülkenin büyük ustası Kante olunca tedirgin ama oyuna etki eden bir destekle başladılar. Talisca-Vedat'lı oyunu 4-4-2 olarak okumak lazım ki, buna sebep olan Talisca'nın tembelliği. Takım onu 1 saat sırtında taşırken Fenerbahçe iki kanattaki adamlarıyla Lyon'u imha etti. Konya maçının ikinci yarısında kalesinde devleşen Ederson,bu formunu dün akşam da devam ettirirken attığı uzun isabetli topların da altını çizmek lazım. Fenerbahçe, Lyon'dan çok daha kaliteli ve tecrübeli bir takım. Tek soru işareti 2-0'ın ardından ikinci yarıda enerjiyi son düdüğe kadar yayıp yayamayacaklarıydı. Kaliteyi emekle birleştirdiğinizde işte bu oyun çıkıyor ortaya. İsmail, oyuna büyük zenginlik getirdi. Top taşıdı, istasyon oldu. Onun varlığı son yarım saati kısmen kolaylaştırdı. Vedat'ın gerek goldeki kafa vuruşu ve dönen topu takibi gerekse rakip alanda yaptığı pres ve takım arkadaşlarına istasyon olması alkışlık. Elbette Greenwood tek başına bir cümleyi hak ediyor. Onun estetiği, oyun zekası Fenerbahçe'nin oyun çıtasını yükseltti. Kerem ve Asensio yoktu ama oynamayı hayal eden futbolcular için böylesine final gibi maçlar paha biçilmezdir. Oğuz Aydın, sessiz bir adam ancak Kerem ile karşılaştırdığımız da daha çok dengeli, kontrollü, iki ayağını yere sağlam basan bir profil. İsmail Kartal için Şampiyonlar Ligi bileti büyük adım. Bu sonuç Samsun deplasmanı ve Beşiktaş derbisi için de itici güç olacaktır.

Greenwood’u anlatırken…

Ligin ilk haftasında kaybedince iki Lyon maçı arasında kendisine çok da fazla güvenmeyen tribünler önünde İsmail Kartal'ın as kadroyla sahne alması beklenendi. 9+1 yabancı ve Kerem ile sahaya çıktığınızda kulübede de Lukaku varsa birinin tribünde olması gerekiyordu. O da Talisca oldu… Talisca skor gücü yüksek, kafa vuruşu olan ancak kendine star bir oyuncu. Asensio'nun kendine değil takıma oynadığını ve geçmiş kariyeriyle kıtada Talisca'nın önünde bir futbolcu olduğunu unutmamak lazım. Greenwood'un yeteneklerini anlatmaya başlarken kurulacak ilk cümle, ne çok hızlı oluşu ne de son vuruş yeteneğidir. Greenwood futbold dünyasında iki ayağını da eşit derecede kullanabilen ender yeteneklerden. Sağıyla penaltı atıp soluyla tamamlarken Asensio'ya yaptığı asistte de rakibe hangi ayağıyla pas atacağını gizleyen bir fake attı. Muriqi toparlanıyor. Maçın fişini çeken ikinci yarıdaki Greenwood'un ikinci golünde tek topu nefis oynadı. Maç erken kopunca doğal olarak sahadakiler de kenardakiler de tribündekiler de Lyon rövanşını düşünür oldular. Ederson'un sezona çok iyi başladığını,6 kurtarışla kalesinde devleştiğini söylerken yenilen gol de dahil F.Bahçe defansının gereğinden fazla açık verdiğini belirtmek lazım. Geriden oyun kurma mahareti olmayan Konya, fark 1 iken F.Bahçe tarafından presin getirdiği golle cezalandırıldı. İkinci yarıda bol pozisyon yakaladılar. Ama mücadeleleriyle farkı sadece ikiye indirebildiler. Talisca muhtemelen Lyon'da 11 çıkacak. 11'de olacaksa da santrfor pozisyonunda olmalı. Asensio ve Greenwood'lu takım, arkalarındaki iki Fransız tecrübeli orta sahayla tur için istedikleri skoru alabilirler. Kafasına darbe alan ve hastanede müşahede altına alınan Kerem Aktürkoğlu'na büyük geçmiş olsun.

Entrikaların içinde 3 puan!

Liverpool galibiyetinin ardından başkanla soyunma odasına giren, Monaco'da aynı başkanla locada maç seyreden, bir önceki Özbek döneminin de gizemli adamı pimi çekilmiş el bombası gibi ortalığa çıkıp Galatasaray'da herkesi ateşe veriyor. Aynı gün Batrakov, İstanbul'a geliyor, transferde 'Sarr bakalım' günleri başlıyor. 'Bir yetmez, iki Sarr' diyorlar. Galatasaray'ın Erzurum deplasmanı var. Başkan ve yönetimin umurunda değil. İlk hafta ligin yeni takımı Çorum karşısında yakılan 2 puanın ardından Okan Buruk en azından bu maçta kenardan getirebileceğim hücumcu olsun diyerek Sane'yi yedek bırakmıştı. 'Gidecekler mi kalacaklar mı' diye papatya falı açılan Lemina ve Torreira ile önlerinde Sara. G.Saray erken bulduğu iki golle rakibin fişini daha ilk yarıdan çekerken soyunma odasına kalecinin bireysel hatasını affetmeyen Osimhen'in golüyle gitti. Yunus'un ilk yarıdaki etkili futbolu alkışlık. Ancak Dünya Kupası'nın yorgunluğu mudur yoksa transfer yüzünden kafası mı karışık, Barış ligin ikinci haftasınıda kötü futbolla tamamladı. Osimhen için rakibin adı mühim değil. Juventus maçını da Erzurum maçını da aynı kafayla oynayan bir adam. G.Saray'da görünen o ki transferin son günüyle de camiaya huzur gelmeyecek. Galatasaray yönetim kurulu ve şirket yönetimindeki koltuk kavgaları, ego savaşları, yöneticilik sözü verilen danışmanların ihaneti… Bu kadar entrikayla kulüp yönetilmez. Galatasaray için batıya açılan pencere denilir. Batıda düello yapılır, doğuda pusu kurulur. Pusu kurmayı bırakıp düello yaparlarsa kaybedenlere veda edip düz bir yolda yürüyebilirler. Aman böyle değil diyenlere ise tavsiyem La Fontaine'den masallar…

Mendes G.Saray’ı nasıl kullandı?

G.Saray, Batrakov transferini bitirirken son iki ayda Portekizli futbolcularla olan flörtün arkasındaki menajer Jorge Mendes'in sarı-kırmızılı kulübü nasıl kullandığını anlatmanın vaktidir… Leao'ya ilk talip olan kulüp F.Bahçe'ydi. Bu operasyonda Mendes, Türkiye'de birçok haber kaynağında yer aldığı şekilde aslında Leao'nun menajeri değildi. Bu pazarlıkta F.Bahçe'nintemsilcisiydi. Ardından Porto'daki genç yetenek Mora'nın ismi ortaya atıldı. Mendes, Mora'nın 50 milyon Euro'luk transferi için Roma'yı G.Saray'ın ismiyle köşeye sıkıştırdı. Oyuncu sonunda Roma'da coşkuyla karşılandı. Mendes işine bakıyordu! M.United ile bir yıllık kontratı kalan, üstüne +1 yıl opsiyonu olan Bruno Fernandes, başka menajerlik şirketiyle çalışıyordu ama 6 yıl önce transferini bitiren Jorge Mendes'di. G.Saray iki ay önce Bruno Fernandes'i yoklamış, Portekizli, kaptan olduğu kulüpte devam edeceğini söylemişti.

ORTADA BİR GARİPLİK VAR
Çok değil, 4-5 gün önce Fernandes haberleri, transfer eksperi adı altında promosyonculuk yapanlar tarafından G.Saray'a yazılmaya başlandı. Ortada bir gariplik vardı. G.Saray, Batrakov'u bitiriyordu. Hafta başındaİngiliz medyasında yerden yere vurulanİtalyan transfer simsarı FabrizioRomano, Leao transferinde olduğu gibiyine iş başındaydı. İllegal bahis şirketlerinden aldığı sponsorluklarla F.Bahçe ve G.Saray'ı ilgilendiren transfer haberlerinin videolarını çekiyor, şirketin logosunu da videoların üzerinde yayınlıyordu. Fernandes, halihazırda M.United'dan yeni kontrat alamadı. Mendes, dün Milano'ya geldi. G.Saray'ı bu kez de Rafael Leao'yu Roma'ya teklif eden adam olarak hesapta köşeye sıkıştırdı. Garip olan bu kez de Milan adına Roma kulübüne Leao'yu pazarlamaya çalışıyordu. Roma elbette ücreti yüksek buldu. Diyorum ya Mendes işine bakıyor diye, kendi menajerlik şirketinden Diego Moreira'yı Milan'a 45+15 milyon Euro'ya satmış, üstüne Gonçalo Ramos'u, PSG'den 74 milyon Euro'ya Milan'a getirmişti. Leao için kapıyı 60 milyon Euro'dan açan, önce 50, sonra 40'a düşen Milan, kanada Moreira'yı aldıktan sonra iş artık Mendes'in pazarlama yeteneğine kalmıştı!

BUNLARI GÖRÜYOR MUSUNUZ?
Türkiye'de 'Leao, G.Saray ile her konuda anlaştı' haberleri, Fabrizio Romano'nun bu transferi sürekli sıcak tutma çabasıyla birleşince ortaya şöyle bir paradoks çıktı: İtalyan gazeteleri haflardır Leao'nun İngiliz kulüplerinden teklif beklediğini yazıyordu. 'Futbol asla sadecefutbol değildir' derler de 'Transferdediğimiz de iki kulüp arasında yapılandır'artık çok eski günlerin hikâyesi. Menajerler, 'Gazeteciyim' diyen simsarlar, birbirine kırdırılan kulüpler, her türlü manipülasyon, spekülasyon… G.Saray yönetimi,bütün bunları gördü mü? Görmediyse bu satırları okuduktan sonra görmüş olurlar artık!

Yılın hocası olmaya aday

İtalya Serie A'da şampiyonluk adayı takımlara bakarsanız Conte, Spalletti, Sarri ve Allegri gibi teknik adamların birinden ayrılıp diğerine gittiğini görürsünüz. Vincenzo İtaliano'nun Fiorentina ve Bologna günlerinden sonra Beşiktaş'a 'Evet' dediğinde, "O, Serie A'da büyük bir takımı hak ediyordu" diyen İtalyan gazeteciler haklıydı. Onun hikâyesi, bulunduğu yere tırnaklarıyla kazıyarak gelen adamın hikâyesi. Spezia gibi ufak bütçeli takımı, tarihinde ilk kez Serie A'ya çıkartıp o sezon orada tutmak, ardından Fiorentina gibi en az 20 yıl öncesindeki geçmişini arayan bir kulübe finallerde kaybetse bile Konferans Ligi'nde final oynatmak, yetmedi oradaki sezonlarını hep ilk 8'de bitirmek önemli başarılardı. Çizme'nin yükselen yıldızıBologna'da istediği kadroyu yapabildiğinidüşünmüyorum. Futbolculuk döneminde defansın önünde çok çalışkan bir orta saha olan ve derinden attığı toplarla sivrilen İtaliano'nun, Önder Özen'in ifadesiyle, imzayı attığında Orkun ile çalışacağına çok sevindiğini söylemesi, hiç şaşırtıcı değil. Salih Özcan'ın kadroya katılmasının da... Ona Fiorentina günlerinde 'Küçük Pep' diyerek Guardiola benzetmesi yapılıyor ve topa çok fazla sahip olan takımı için eleştiriler tarafında ise yeteri kadar pozisyon üretememesi gösteriliyordu. Onuntakımından devre ortasında ayrılan Vlahovic'inbugün Beşiktaş'ta onunla birlikteolması da gördüğünüz gibi tesadüfdeğil. İtaliano, 4-3-3 ile büyüdü. Bu yüzden Trossard transferi de iyi bir sağ açık arayışı da rastlantı değil. İtalyan takımları sıkı idman yapar. Bence İtaliano ilk farkı burada yaratacak. Onun istediği ön alan baskısını 90 dakikaya yayabilmek için futbolcuların çok çalışması gerekiyor. İtaliano'nun Serie A'da 140'tan fazla maça hiç aynı kadroyla çıkmadığı günler çok uzakta değil ama Beşiktaş'ta bunun pratiğe dökülebilmesi için daha transfere ihtiyaç var. Hayatın tesadüfü müdür, adı Alman manasına gelen İtalya doğumlu Tedesco, F.Bahçe'den ayrıldı, Bologna'nın başına geçti. O Bologna'nın koltuğundan kalkan, soyadı üzerinde İtalyan olan ama Almanya doğumlu Vincenzo, Bologna'dan kalkıp Beşiktaş'a geldi. Beşiktaş şampiyon olur ya da olmaz ama ben İtaliano'nun yılın teknik adamlığına çok kuvvetli bir aday olduğunu ilk haftadan söyleyeyim.

Rakibe nefes aldırmadılar

Avrupa'da elemelerde kazanılan dört maç, şampiyonluk yarışında ilk haftada berabere kalan üç rakip, İtalya'nın en büyük değil ama en hızlı çıkışını yapan teknik adamı, kalede Nübel, kanatta Trossard, türevinde Vlahovic… Bu şartlarda tribüne gelip şampiyonluk hasreti uzun yıllar çeken taraftar, takımı ilk dakikadan itibaren iter. Böyle başladı maç. Salih, Orkun Olaitan orta sahası; Eyüpspor'a rakip sahaya geçme imkanı tanımazken Beşiktaş, kısa sürede kazandığı ikinci toplarla oyunu Eyüp kalesine yıktı. Cerny çizgideyken verimsiz. Kabul edelim DünyaKupası sonrası Trossard'ın forma girmesi için 10-15güne ihtiyacı var. Önde fizikli top tutan bir santfor olmayınca orta çıkan verimsizliğe çare Cerny'nin içeriye kaçıp rakip defansın arkasına sarkmasıyla bulundu. İkinci yarıda Avrupa'daki maçın da etkisiyle ev sahibinin temposunun biraz gerilemiş olması normal. İtaliano'nun talep ettiği oyun çok fazla enerji gerektiriyor. Geçen sezon Beşiktaş, öne geçtiği maçlarda oyunu sahasında kabul ederdi. Bu maçta momentumu hiç bırakmadılar. 10 numaraya ince işler yapacakyaratıcı bir adam alacakları kesin. Vlahovic'in 11'egelişi ile birlikte başka bir Beşiktaş izleyeceğiz. Ama dünkü Beşiktaş'ın üç ezeli rakibi takılmışken üç puanla ilk haftayı kapatması çok mühim. Not: Yaz aylarındaki konserlere rağmen Beşiktaş zeminini harika tutmuş. Cuma günkü kötü zemine sahip G.Saray, ezeli rakibinden ders alsın.

Salah, Onuachu’nun arkasında oynamalı

Sadece Salah kulübede olduğu için demiyorum ama Fatih Tekke'nin yeni transferleriyle fazlasıyla yap-boz oynamaya ve ideali bulmaya ihtiyacının olduğu bir sezon açılışı izledik. Geçen sezon bu sahada 1-0 kazanırken de topa sahip olan taraftı Trabzonspor. Tekke'nin önemli artısı, ligi doğru süzgeçten geçirip Metehan Mimaroğlu, Melih Kabasakal gibi değerli oyuncuları kadrosuna katmış olması. Bir de üzerine gurbetçi Aral'ı ekleyin. Defans göbeğindeBatagov, orta sahada Folcarelli, forvet hattındaMuçi bu takım için geçen sezon önemli parçalardı. Oyun hakimiyetini elinde tutup Onuachu'ya temiz pozisyon hazırlayamamak bir eksiyken genç bir kadroya sahip ev sahibinden kayda değer geçiş hücumu yememek de bir o kadar artıydı. Devreyi güzel bir golle önde kapattıktan sonra 45-60 arası, Tekke'nin takımının düşük temposu gereksiz bir penaltıyla da olsa cezalandırıldı. Tekke hemen Salahkartını oynadı. Doğrusunu söyleyeyim, ilerleyen haftalarda Trabzon'da Salah sağ kanat değil büyük tecrübesi ve bitiriciliğiyle Onuachu'nun arkasında oynamalı. Böylesine bir yıldız, iyi orta yaptığıyla sınırlandırılamaz. Karşılıklı net pozisyonlarda kazanan Kasımpaşa da olabilirdi, son saniyelerde Trabzon da. Bu sonuç elbette Tekke'nin yüzünün asılmasına sebep olmuştur. Ama kabul edelim, bir 11'in yarısını değiştirdiğinizde hiçbir şey kaldığı yerden devam etmez