CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Beş yıldızlık oyun!

Trabzonspor ve sekiz maçtır suskun olan Onuachu için tam bir patlama maçı oldu. Fatih Tekke'ye Trabzonspor'a verdiği hizmetler için teşekkür etmek lazım. Hüseyin Çimşir, hoca arayışlarının gölgesinde sorumluluk üstlendi ve Trabzonspor'a daha ilk maçında hayat verdi. İki maçtır kulübede unutulan Pina'yı 11'de oynattı, Pina harika bir asistle Onuachu'ya 'al da at' dedi. Aral Şimşir 11'de başladı, ilk golün asistini yaptı. Orta sahada Melih'in yerine bir tecrübe abidesi Ozan Tufan'a görev verdi Hüseyin hoca. Pina ve Salah sağ kanatta başkent ekibini adeta canından bezdiren bindirmeler yaptı. Aral'ın hücum yönü çok güçlü ama işin savunma tarafında zayıf kaldı. Mustafa'ya yeteri kadar yardım edemedi Aral. Gençlerbirliği bu kanattan etkili ataklar yaptı.

Peki Fatih hoca sonrasında Hüseyin Çimşir ile ne değişti de Trabzonspor dün Gençlerbirliği karşısında şahlandı! Bu soruya cevap arayalım birlikte. Elbette ki teknik adamların elinde bir sihirli değnek yok. Ama Hüseyin hoca, savunma ve hücum oyuncularına 'birbirinize yakın oynayın' demiş. Trabzonspor'un bu sezon en büyük eksikliği buydu. Hücumda çoğalamıyor, savunmada az adamla yakalanıyordu. Dün çok adamla hücum yapan ve en önemlisi de hızlı futbol oynayan bir takım vardı sahada. Savunma da yardımlaşma üst düzeydeydi. Hüseyin Çimşir'in en radikal kararı bence Ozan Tufan oldu. Ayrıca Aral Şimşir'e de güvenmesi önemliydi. O Aral dün asist yaptı, şutlar attı, ceza sahasına adrese teslim ortalar gönderdi.

Trabzonspor ilk 20 dakikada farkı yakaladıktan sonra oyunu rölantiye almak istedi. Gençlerbirliği çok iyi bir geçiş takımı. Üçüncü bölgede çok hızlı oyuncuları var. Çok çabuk geriye düştüler ama pes etmeden savaştılar. Pozisyonlar da buldular. 34 yaşındaki Muhammed Salah adeta 'Şimşek McQueen' gibi. Topla ve topsuz oyunda çok hızlı. Önüne atılan toplarda ise rüzgar gibi... Gençlerbirliği karşısında 700. maçına çıkan Salah, kariyerindeki 338. golünü attı. Bu arada dün attığı iki golle patlama yapan Onuachu sakatlandı ve ilk yarının son anlarında çıktı. Yerine yeni transfer Dju girdi. Dju girer girmez iki kez golle burun buruna geldi. Çok hızlı bir santrfor. Geçen sezon Midtjylland'da tam 58 gol katkısı verdi Aral-Dju ikilisi. (Franculino Dju: 22 gol, 3 asist; Aral: 12 gol, 21 asist) Müthiş ikili Trabzonspor forması altında bu sezon çok can yakar.

Dju ilk maçında golünü de attı. Artık Onuachu sakatlandığında 'eyvah' demeyecek Trabzonspor taraftarı! Çünkü Dju var. Bu arada Fabinho'nun savunma yardımını beğendim. Oyunun savunma yönünde de dik duran bir oyuncu Fabinho... Trabzonspor'un etkili oyunu ikinci yarıda da devam etti. Muhammed Salah'ın Muçi'ye asisti ile tabelayı 4-0'a getirdi Fırtına. Dju, 78'de skoru ilan etti ve ilk maçında gol siftahı yaptı. Trabzonspor çok iyi bir takım. Salah, Trabzonspor'un gücüne güç kattı. Doğru ve güçlü bir oyunla Trabzonspor'un sahada neler yapabileceğini dün gördük. Hoca arayışları sürüyor. Ama unutulmasın ki, yabancı teknik adamla bizim ligimizde başarı zor. En yakın örnek Mourinho! O yüzden Hüseyin Çimşir'e süre vermek, şans tanımak lazım diye düşünüyorum. Bu arada üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu olan (Filenin Sultanlarını) A Milli Kadın Voleybol Takımımızı da yürekten kutluyorum. Helal olsun size!

İtaliano hocalık dersi verdi

Çok keyifli bir derbi izledik. Fenerbahçe de Beşiktaş da maça yüksek tempoda başladı. İki takım da hızlı top çevirdi. Ama risksiz bir oyun ön plandaydı. Derbide tüm gözler Vedat Muriç ve Vlahovic'teydi. Ancak Vlahovic'i Skriniar; Vedat Muriç'i de Emirhan çok iyi marke edince; iş savunmacılara düştü. İlk 45'te Fenerbahçe'nin golü Milan Skriniar'dan gelirken; Beşiktaş'ın beraberlik sayısını da Rıdvan Yılmaz kaydetti. Beşiktaş'ın yediği golde Agbadou'nun büyük hatası vardı. Beşiktaş'ın attığı golde ise Trossard'ın asisti jeneriklikti.

Beşiktaş'ta ilk yarıda Orkun Kökçü ve Vaclav Cerny etkisizdi. Derbide Beşiktaş'ın en etkili ismi Trosssard'dı. Fenerbahçe'de ise orta alanda Kante (ilk yarıda) iyiydi. Greenwood da klasını konuşturan isimlerdendi. Sonuç olarak kafa kafaya geçen bir ilk yarı oldu. İlk 45'te Fenerbahçe'nin bir isabetli şutu, Beşiktaş'ın da kaleyi bulan üç şutu vardı. İsmail Kartal, ilk yarının etkisiz isimlerinden İrfan Can Kahveci'yi kenara alarak, ikinci yarıya Kerem Aktürkoğlu ile başladı. Beşiktaş'ta ise sakatlık geçiren Rıdvan Yılmaz'ın yerine ikinci yarıda Kassoum Ouattara görev aldı.

İkinci yarıda da iki takım nefesleri kesti. Orta alanlar çok hızlı geçildi. Pozisyon zenginliği üst düzeyde olan bir derbi ortaya çıktı. Beşiktaş'ın Vlahovic ile yakaladığı bir gol pozisyonu var ki; Ederson karşı karşıya pozisyonda kalesinde devleşti. İkinci yarıda çok daha etkili olan, daha çok pozisyonlar bulan taraf Beşiktaş'tı. Beşiktaş çok organize, daha önce çalışılmış hücum aksiyonları ile Fenerbahçe kalesine çok rahat geldi. Beşiktaş oyunu tek kaleye çevirmişti ve 'gol geliyorum' demeye başlamıştı. Öyle de oldu zaten.

Beşiktaş atakları karşısında yaptığı muazzam kurtarışlarla takımını ayakta tutan Ederson, bu kez Vlahovic'in golüne engel olamadı. Fenerbahçe savunmasının dağıldığı bir anda Orkun Kökçü ceza sahasına girdi, bomboş pozisyondaki Vlahovic'e topu servis etti. Vlahovic de boş kaleye topu gönderdi. Beşiktaş'ta ikinci yarıda giren İlhan adeta civa gibi. Ele avuca sığmayan oyun stili ile Fenerbahçe savunmasını çok zorladı. Dünkü derbinin gizli yıldızı Trossard'dı. Arsenal'de de Trossard büyük maçları çok severdi. Dün de futbolu ile yıldızlaştı. Bir asist yaptı, bir şutu direkten dışarı çıktı, rakibi bezdirici kanat bindirmeleri ile tam bir Kartal gibi mücadele etti.

Sonuç olarak özellikle ikinci yarıda muhteşem oynayan Beşiktaş, derbiden zaferle ayrılarak şampiyonluk yarışına ağırlığını koydu. Fenerbahçe ise dördüncü haftada ikinci yenilgisini alarak taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattı. İtaliano; taktiksel hamleleri, cesur oyun anlayışı ve Beşiktaş'a oynattığı coşkulu futbol ile İsmail Kartal'a hocalık dersi verdi. Fenerbahçe dünkü derbide Talisca'nın yokluğunu çok hissetti. Muriç ve Lukaku, Beşiktaş savunmacıları arasında çok etkisiz kaldı. Bir sözüm de Kerem Aktürkoğlu'na! Kardeşim, Fenerbahçe Kulübü senin için yaklaşık 50 milyon euro'luk yatırım yaptı. Sen, rakibe ve hakeme itiraz etmeyi bırak, futbolunu oyna. Bu sinirli ruh halinle Fenerbahçe'ye katkıdan çok zarar veriyorsun. İlk yarıda başa baş bir mücadele ortaya koyan Fenerbahçe'nin, ikinci yarıda Beşiktaş karşısında tel tel dökülmesi Fenerbahçe taraftarını kahretti.

Macera filmi gibi OSCAR'LIK MAÇ!

G.Saray hücumda biraz daha becerikli olabilseydi, daha ilk yarıda farka giderdi. Başakşehir'in geriden oyun kurma sevdası başına iş açarken, Galatasaray'ın işini son derece kolaylaştırdı. Galatasaray, geriden oyun kurmaya çalışan rakibine tahrip gücü yüksek bir ön alan baskısı yaparak her topu kaptı. Kapılan her top, Başakşehir kalesinde gol tehlikesine dönüştü. Daha 33. saniyede kaleci Deniz ile Osimhen arasındaki düelloyu izlemeye başladık. Osimhen art arda şutları ile Başakşehir kalesini dövmeye başlamıştı ki, 'uzaylı golcünün' direkte patlayan şutu ile golü buldu Galatasaray. Osimhen'in füzesinde top üst direkte patlayıp çizgiyi geçti. Hakem Kadir Sağlam da VAR kararıyla golü verdi. Lige olağanüstü bir başlangıç yapan ve golleri ile rakiplerin adeta canına okuyan Osimhen, ilk yarıda Operi ile girdiği ikili mücadelede sakatlandı ve çıktı. Osimhen'in çıkışı ile Galatasaray'ın hücumunda bir enerji kaybı olurken, Başakşehir 'uzaylı golcünün' çıkışını fırsat bilip, Galatasaray kalesine gelmeye başladı. İlk yarının son anlarında Kemen'in ceza sahası sol çaprazından yaptığı sert vuruşu Uğurcan Çakır müthiş çıkardı.

Dün stoper bölgesinde maça başlayan Lemina'nın Davinson Sanchez ile uyumu çok iyiydi. Ama ilk yarıda sakatlık problemi yaşadığı için ikinci yarıda yerini Abdülkerim'e bıraktı. Batrakov, ilk yarıda hücuma büyük katkı verdi. İlk yarıda net bir gol pozisyonundan yararlanamayan Batrakov, verdiği akıl dolu pasları ile dikkat çekti. Ama ikinci yarıda etkisizdi Batrakov. Zaten yerini Leao'ya bıraktı. Uğurcan Çakır, ikinci yarıda da mucizevi bir kurtarış daha yaptı. Yine Kemen, yine Uğurcan Çakır! O ne kurtarıştı öyle Uğurcan! Bu arada pozisyonda Kemen ofsayttı. Hakem de bayrağını kaldırdı zaten. Osimhen'in adeta tek başına bir takım olduğunu dün bir kez daha gördük. Özellikle ikinci yarıda Başakşehir, Galatasaray kalesine o kadar rahat gelip, pozisyonlar buldu ki... Osimhen sahadaysa, rakipler için bir tehdit! Ve rakipler hep tedirgin ve teyakkuz halinde. Osimhen hem oynuyor hem takımını oynatıyor hem de rakibe korku salıyor. O yüzden Osimhen için 'uzay golcüsü' diyorum. Çünkü bugüne kadar gördüğüm hiçbir santrfora benzemiyor. Adeta tek kişilik bir ordu Osimhen!

Tam da Başakşehir'in oyunu tek kaleye çevirdiğinden söz ediyordum ki, Başakşehir penaltı kazandı. Hakem Kadir Sağlam, Sallai'nin Fayzullayev'e yaptığı harekete penaltı dedi. Eldor Shomurodov, skoru eşitledi. Okan Buruk'tan hemen Rafael Leao hamlesi geldi. O Leao da Başakşehir'in savunmasının kilidini hemen açtı. Leao, ceza sahasında Barış Alper'e jeneriklik bir pas attı. Barış Alper, Jakobs'u gördü. Jakobs da Torreira'ya servis yaptı. Atom Karınca da ağları gördü. Muhteşem paslaşmalar ve hazırlanış itibarıyla Avrupai bir gol attı Galatasaray! Lucas Torreira, bir gol, bir asistle maça damgasını vurdu. Ama Başakşehir'in atakları geriye düştükten sonra da devam etti. Davinson Sanchez'in kendi kalesine attığı golle skor tabelası yine değişti. Ey Umut Bozok! Oyuna daha yeni girmişsin. Leao'ya yaptığın o hareket nedir öyle? Yazık değil mi? Hakem Kadir Sağlam, haklı olarak direkt kırmızı kartını gösterdi Umut'a. Galatasaray'ın Gabriel Sara'nın ortasında bulduğu golü VAR Odası uzun süre inceledi. Pozisyonun içindeki Sanchez'in ofsayt olduğu kararı çıktı ve gol geçersiz sayıldı. Bu pozisyon tam 4 dakika incelendi. Gabriel Sara, harika bir serbest vuruş golü ile Galatasaray'ı 3 puana taşıdı. Gerçekten muazzam bir goldü. Galatasaray oynadığı etkili futbolla galibiyeti hak etmişti. Öyle de oldu zaten.

Kırıp dökmekle bir yere varılmaz!

Trabzonspor'da Muhammed Salah dışında sahada yüreğini ortaya koyan futbolcu yoktu! Tıpkı 4-0'lık Ferencvaros hezimetinde olduğu gibi. Bu takıma tam 14 yeni transfer yapıldı, hem de birbirinden kaliteli transferler.
Ama geçen sezonun çok gerisinde bir Trabzonspor izliyoruz.

Yazık çok yazık! Süper Lig'e yeni çıkan Amed karşısında dökülen bir Trabzonspor izledik.
İlk yarıda kaleyi bulan tek şutu var Trabzonspor'un! O da gol oldu zaten. Amed Sportif'in ise 10 şutu var, 6'sını kaleci Andre Onana çıkardı. Andre Onana kalesinde devleşmeseydi daha ilk yarıda fark yiyebilirdi bordo-mavililer.
İlk yarıda Muhammed Salah'ın olağanüstü golünün dışında sahada yoktu Trabzonspor!
Salah'ın attığı golden sonra Amed'li hücumcularla Andre Onana arasında geçen bir maç oldu. O derece kötü oynadı Trabzonspor.

Bordo-mavili futbolcular, son derece ruhsuz ve yüreksiz bir futbol ortaya koydular. Amed Sportif Faaliyetler ise kazanmak için büyük savaş verdi. Yürekli bir futbol oynayıp, haklı bir galibiyet elde ettiler.

Trabzonspor, her maç daha iyiye doğru gitmesi gerekirken, geri vitese takılmış bir araç gibi geri geri gidiyor. Paul Onuachu'yu kazanma inadı, Trabzonspor'a büyük zarar vermeye başladı.
Sabır sabır sabır da nereye kadar sabır! Takım arkadaşlarının da enerjisini düşürmeye başladı Onuachu! Trabzonspor'a acilen bir golcü lazımdı. Transfer dönemi bitti bitiyor. Hala ortalarda yeni bir golcü yok.

Dün Trabzonspor'un yeni transferlerine bakıyorum da...
Muhammed Salah dışında yenilerin katkısı neredeyse sıfır! Takım bağıra bağıra Felipe Augusto ve Christ Oulai'yi arıyor.
Tamam satışlar çok güzel de.
Bu paralar kasaya girmeden yapılan transferlere gitti. Hem de fazlasıyla. Felipe Augusto, Paul Onuachu'nun tutukluk yaptığı bütün maçlarda girip golünü atıyor ve Trabzonspor'u sırtlıyordu.
Buradan şu sonuç çıkıyor.
Gidenlerin yeri dolmamış.
Gereksiz transferler yapılmış.
Kadro mühendisliği ise çok kötü.
Ya Muhammed Salah alınmamış olsaydı, vay Trabzonspor'un haline vay!

Belli ki Fatih Tekke moralsiz ve stresli. Böyle durumlarda teknik heyeti güçlendirmek doğru hamle olabilir. Dört yıldır üst üste şampiyon olan Galatasaray'da Okan Buruk'un teknik heyet kadrosuna bir bakın.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var Fatih Tekke hocam. Sen de ekibini güçlendir ki yükün biraz hafiflesin.
Yoksa işin çok zor hocam.
Sakin kal hocam. Sakın panik yapma. Yardımcılarından destek al.
Acil iyi bir santrfor iste yönetimden.

Ayrıca potansiyelli yardımcı hocalar kat ekibine.
Yoksa Avrupa'da Konferans Ligi'nde ve Süper Lig'de Trabzonspor'un işi çok zor. Bir sözüm de Trabzonspor camiasına!
Tepki ile kırıp dökmekle bir yere varılmaz!
Sakin kalın ve Teknik Direktör Fatih Tekke'ye destek olun.
Unutmayın! Başka Trabzonspor yok.

İsmail Kartal Üniversitesi

Lyon'u yerle bir eden Fenerbahçe'nin Samsun Yeni 19 Mayıs Stadı'ndaki maç başlangıcı tam anlamıyla yanardağ ordusu gibiydi. Fenerbahçe'nin tahrip gücü yüksek futbolu, çok erken bir gol getirdi sarı-lacivertlilere. Golde Oğuz Aydın'ın sol kanattan amansız bindirmesi ve verdiği pas şahaneydi, Vedat Muriç'in plasesi ise usta işiydi.
Lyon'da da bu ikilinin ortaklığı golü getirmişti. Oğuz ve Vedat, turbo motor gibi Fenerbahçe'yi sırtlıyor.
Samsunspor gözünü açtığında geriye düşmüştü. Fenerbahçe'nin golden sonraki baskısı oyun iştahı dört dörtlüktü. Fenerbahçe hem hızlı oynadı, hem de kaptırdığı topları çok çabuk geri kazandı. İlk yarıda Vedat Muriç ve Greenwood'un füzeleri karşısında Okan Kocuk kalesinde devleşti.

Samsunspor, Carlo Holse'nin boşluğunu dolduramamış. Çünkü Samsunspor'un şahdamarı konumundaydı Holse. Holse'siz Samsunspor, ne orta sahada güçlü durabildi ne de hücumda etkili olabildi.
Fenerbahçe'nin egemenliğinde geçen bir ilk yarı izledik. 10 numara pozisyonunda oynayan İrfan Can Kahveci çok koştu, savaştı.
Fenerbahçe'nin bekleri Brown ve Semedo, önde oynayan Greenwood ve Oğuz Aydın'a çok iyi destek verdi.
Özellikle Brown'ın hücuma verdiği destek çok iyiydi. Oğuz ve Brown çok iyi bir ikili oldu. Sol kanadı çok iyi işliyor Fenerbahçe'nin. İlk yarıda Ederson'a hiç iş düşmedi. Samsunspor'un ilk yarıdaki tek etkili pozisyonunda sakatlanan Fatih'in yerine giren Sekongo topa çok kötü vurdu. Bu arada Samsunspor'un gol ümidi Fatih Kaya sakatlanınca, Thorsten Fink, kulübede forveti olmayınca, bir orta saha oyuncusu olan Sekongo'yu oyuna dahil etmek zorunda kaldı.

Samsunspor defansı, Fenerbahçe'nin milyon Euro'luk ayakları karşısında çok yavaş kaldı.
Oğuz Aydın, İrfan Can Kahveci, Greenwood, Vedat Muriç adeta cirit attılar Samsunspor ceza sahasında.
Fenerbahçe, sezonun en etkili ilk yarısını oynadı Samsun'da. Sarılacivertlilerin geçen sezona göre çok daha güçlü bir oyunu var. İzlerken bu takım, İsmail Kartal takımı dedirtiyor insana. Oyun güçlü ve her maç daha da güzelleşen bir oyun. Futbolda artık İsmail Kartal Üniversitesi diye bir gerçek var. Felsefesi hücum olan bir üniversite bu. Fenerbahçe'nin ikinci yarı başlangıcı da muazzamdı.
Kante-İrfan Can Kahveci ve Oğuz Aydın üçlüsünün ortaklaşa hazırladığı pozisyon, golle sonuçlandı. Hem de ne gol öyle!

Oğuz Aydın, İrfan Can'ın pası ile soldan ceza sahasına girdi, neredeyse sıfırdan topu köşeye gönderdi. Okan Kocuk sadece seyretti bu muhteşem vuruşu! Fenerbahçe, Talisca olmadan çok daha etkili futbol oynuyor, durdurulamaz bir takıma dönüşüyor.
Dün gözler Talisca'yı hiç aramadı mesela. Talisca yoktu, Asensio yoktu ama muhteşem bir Fenerbahçe vardı sahada. Fenerbahçe'de dün gecenin etkisiz ismi Greenwood'du.
Ama onun da ilk yarıda Samsunspor kalesine iki füzesi vardı. Okan iyi çıkardı bu şutları. Samsunspor, evinde oynamasına rağmen Fenerbahçe'yi oyun olarak hiç tehdit edemedi, maçın 90 dakika hakimi Fenerbahçe idi.
Lukaku henüz hazır değil. O da oyun ritmini yakalayınca, Fenerbahçe rakip kalelere gol yağdırır. Fenerbahçe, Samsun'da hiç zorlanmadan çok kolay bir galibiyet elde ederek, lige de ağırlığını koymaya başladı.

Rus Hagi can yakar!

Göztepe bir tuzak takımı. Özellikle savunması uzunlardan kurulu bir ekip. Topu talep eden, topla oynamayı seven bir takım değil. 1,87 boy ortalaması ile havalı bir takım. İşte o Göztepe özellikle maçın ilk yarısında Galatasaray'a tuzak kurup havadan oynamaya mecbur etti. Galatasaray'ın bütün kenar ortalarında Göztepe'nin uzun boylu savunmacıları, topu adeta bir mıknatıs gibi çekip etkisiz hale getirdi. Yani Göztepe kendi oyununa uydurdu Galatasaray'ı. Galatasaray'ın bu kadar uzun boylu bir takıma karşı havadan oyunu tercih etmesine bir anlam veremedim. Galatasaray, ilk yarıda Göztepe savunmasını bu yüzden aşamadı.

Galatasaray'ın Sallai'nin serbest vuruşundan gelen golü de bir şans golü oldu aslında. Sallai vurdu, önce Rachard Akonnor'a sonra da Davinson'a çarpan top, Göztepe filelerine gitti. Göztepe'nin golü ise adeta 'geliyorum' dedi. İzmir ekibinin üç dakikalık yoğun baskısında Jankat üst üste kurtarışlar yaptı ama sonrasında Göztepe'nin Miroshi ile golü geldi. Okan Buruk, ikinci yarıya başlarken yeni transfer Batrakov'u sahaya sürdü. Galatasaray ikinci yarıya tahrip gücü yüksek bir futbolla başladı. Önce Yunus, sonra da üst üste Osimhen ile Göztepe kalesini şut bombardımanına tuttu Cimbom… Bu net pozisyonlardan gol çıkaramadı, çünkü Göztepe kalecisi Luka Gugeshashvili muazzam kurtarışlar yaptı.

İlk yarıda Göztepe'nin adeta uyuttuğu Aslan, ikinci yarıda Batrakov'un da girişi ile kükremeye başladı. Osimhen'in jeneriklik topuk pasını Gabriel Sara gole çevirerek Rams Park'ın tribünlerini bayram yerine çevirdi. Zaten maçtan önce 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlamaya başlayan sarı-kırmızılı taraftarlar, Sara'nın golü ile bir anda çifte bayram yaşadılar. Galatasaray öne geçtikten sonra Göztepe kalesinde inanılmaz goller kaçırdı. İkinci golde katkısı olan Batrakov, Galatasaray'ın hücum gücüne büyük renk kattı.

Galatasaray'ın ikinci yarıdaki baskısı ve son dakikalarda Gözetepe'nin yüklenişi müthişti. Ceza sahasında Akonnor, Osimhen'in ayağına vurunca VAR'dan uyarı geldi. Mehmet Türkmen, VAR monitöründe pozisyonu izleyerek penaltıyı verdi. Osimhen, Galatasaray adına farkı getirirken; Göztepe'de hamle üstüne hamle geldi. İkinci yarıda bu kadar iyi oynayan Galatasaray'ın taç atışından gol yemesi düşündürücü. Oyuna girer girmez ceza sahasında kendisini unutturan Juan farkı bire indirdi.

Dün gece Galatasaray'ın uzay golcüsü Osimhen'in durmaya niyeti yoktu. Sallai'nin ortasında adeta gökyüzüne yükselen Osimhen muazzam bir kafa golü attı. Ama VAR'da incelenen bu gol, ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Oyunun son bölümünde Göztepe daha fazla topla oynayıp, beraberlik golü için yüklendi. Ama Galatasaray savunmada dikkatliydi. Dünkü maçta tek devre oynayan Batrakov, tam bir modern 10 numara. Önde çok hareketli ve kıvrak. Osimhen ile uyumu da çok iyiydi. İlk izlenimim tam bir nokta atışı transfer 'Rus Hagi' Batrakov! Gündüz saatlerinde Leao'nun transferi, akşam saatlerinde 50 bini aşkın Aslan yüreklinin Rams Park'ta 30 Ağustos coşkusu ve gelen galibiyet! Daha ne olsun! Adeta üç bayramı birden yaşadı Galatasaraylılar dün! Göztepe ise son bölümde çok iyi oynadı. Bu Göztepe ligde çok büyük işler yapar!

Dağ gibi arkasında durun Fatih Tekke’nin!

Fatih Tekke, Türk futbolunda adamlığın, mertliğin, doğruluğun, samimiyetin kitabını yazmıştır. Bu yüzden futbolculuğu döneminde çok çekmiştir. Şimdi başarılı teknik direktörlük kariyerinde de kirlenen futbolumuzda temiz kalmaya çalışan bir profildir. Fatih Tekke hayatını Trabzonspor'a adamış bir futbol adamıdır. Fatih Tekke, işin ucunda kellesi bile olsa, zalimlere biat etmez, doğruluktan şaşmaz! Fatih Tekke, dik durdukça, eğilip bükülmedikçe belli ki arkasından iş ve film çevirenler cirit atmış ortalık yerde... Kendisine dost görünüp, meydanı da boş bulup, ikiyüzlülükte tarih yazmışlardır... Hayatımızın tam merkezine teknoloji girdikten sonra elle yazılan mektupların ve daktilo tuşlarının bir anlamı kalmadı. Zerafet ve adamlık çevrimdışı oldu. Delikanlılık dil ve kılık kıyafet değiştirdi. Sosyal medya futbol borsasının merkezi haline geldi.
Fatih Tekke, delikanlı yanını saha kenarında duruşu ile gösteren bir futbol beyfendisidir! Fatih Tekke'nin Ferencvaros maçından sonraki istifasını farklı yenilgiye bağlamak yanlış olur. Hoca çok yıpranmış, yalnız kalmış, samimiyetsiz ve iki yüzlü lobiler karşısında bunalmış. Fatih Tekke'nin istifası, kirlenen futbol dünyasına ve ikiyüzlülüğe bir başkaldırıdır. Geçen yıl mütavazı ve yetersiz kadro ile Trabzonspor'u kupa şampiyonu yapmış, lig üçüncülüğü apoleti takmış bir hocadır Fatih Tekke. Suda ateş yakmış, dağı devirmiştir Fatih Tekke! Fatih Tekke'nin bu başarısını bütün dünya takdir etmiştir de kendi camiası hakkını teslim etmemiştir. Fatih Tekke başarısız olsun diye pusuda bekleyen bir güruh varken, sessizce bu rezilliği seyredenler, seyirci kalmıştır, duyarsız kalmıştır. Fatih Tekke'nin arkasından iş çevirenler, kulis yapanlar, film çevirenler, iki yüzlüler çekilin aradan! Çünkü siz Trabzonspor'a zarar veriyorsunuz! Çünkü siz Trabzonsporlu bile olamazsınız!
Beyler kendinize gelin! Trabzonspor kulübünde en son gidecek olan kişi Fatih Tekke'dir. Fatih Tekke hepinizden daha fazla Trabzonsporludur. Fatih Tekke hepinizden daha fazla Trabzonspor'a hizmet etmiştir. Fatih Tekke demek, Trabzonspor demektir. Fatih Tekke'ye güvenin ve hocanın etrafındaki samimiyetsiz ve iki yüzlü profilleri temizleyin. Fatih Tekke'ye kafasının rahat olacağı, sadece işine odaklanacağı bir konfor alanı sağlayın. Fatih Tekke'nin istifa ederek verdiği mesajı iyi anlayın, resmi iyi okuyun... Çünkü; Trabzonspor'a yeni kupalar ve yeni şampiyonluklar kazandıracak teknik adamın adıdır Fatih Tekke! Bunu en iyi de Başkan Ertuğrul Doğan bilir. Fatih Tekke'nin istifasını kabul etmeyerek doğru olanı yapmıştır Ertuğrul Doğan! Ama bu yetmez Sayın Ertuğrul Doğan! Yönetim olarak dağ gibi Fatih Tekke'nin arkasında durduğunuzu hocaya hissettirmeniz gerekir! Ey Trabzonspor camiası; Fatih Tekke'ye güvenin ve destekleyin! Dünyanın en büyük şehir takımı Trabzonspor için Fatih Tekke bir şanstır, güzel bir gelecektir! Durmak yok, yola devam Fatih hocam!

Sakın bırakma Fatih hocam

Böyle iki ayaklı maçlarda ilk karşılaşmada aldığın sonuç kaderini belirliyor. Trabzonspor, turu ilk maçta yani Papara Park'ta Ferencvaros'a yenilerek kaybetti. Rakibin iki maçta da nasıl savunma yaptığını gördük. Neredeyse hatasız oynuyorlar. Birlikte düşünüp birlikte hareket eden bir takım Ferencvaros! Dünkü maça aslında iyi başladık. İlk 10 dakikadaki oyunumuz, tura yakın bir oyundu. Ancak sonraki dakikalarda kader ağlarını ördü.
Malinovskyi'nin 14. dakikada gördüğü kırmızı kart, takımın bütün enerjisini düşürdü. Zaten orta sahada büyük sıkıntı yaşayan bordomavililer, Ferencvaros'a tamamen teslim oldular. Yumuşak orta sahadan bir de Malinovskyi'nin atılmasıyla Ferencvaros'lu oyuncular, hiçbir engel ile karşılaşmadan ceza sahamıza geldiler. Fatih Tekke baktı ki tur elden gidiyor. İkinci yarıya üç hamle birden yaparak başladı. Onuachu'nun yerine Aral Şimşir, Mustafa'nın yerine Pina, Muçi'nin yerine de Bouchouari girdi. Ama bu üç değişiklik de Trabzonspor'un oyununa bir ivme kazandıramadı.
10 kişi kaldıktan sonra ortaya çıkan görüntü aslında hiç iyi değildi. Bir martı uçak düşürür! Bir kırmızı kart, felakete neden olur! Onana'dan- Onuachu'ya kadar tüm oyuncular, büyük gerginlik ve stres içindeydi dün gece. Sakin kalamadık sahada. Nitekim ikinci yarıda Cabral'ın acemice hem penaltıya sebebiyet verip hem de ikinci sarıdan kırmızı kart görmesi, Trabzonspor'un tamamen dağılmasına neden oldu. Bu kadar sıradan diyebileceğimiz Ferencvaros'a karşı fark yediğimize mi yanalım, yoksa iki maçta üç kırmızı kart gördüğümüze mi? Gerçekten çok yazık oldu. Muhammed Salah gibi bir dünya yıldızı her maç yüreğini ortaya koyarak bordo-mavili forma için savaşırken, maalesef diğer oyuncuların isteksiz halleri, Fatih Tekke'yi adeta çıldırttı. Kazanmak için, tur için çıktığımız maçta fark yedik. Oyun olarak Ferencvaros'un çok gerisinde kaldık.
Tam 14 transfer yapan Trabzonspor'un hala transfere ihtiyacı olması düşündürücü. Takımdaki bazı oyuncuların formsuzluğu da ayrı bir konu. Ferencvaros'un bu mütevazi kadrosuyla Avrupa Ligi'ne girdiği bu ortamda, Salah'lı Trabzonspor'un Konferans Ligi'nde yoluna devam edecek olması da üzüntü verici. Gerçekten çok yazık oldu. Sloven hakem Rade Obrenovic, Ferencvaros'u çok koruyup, gösterdiği ağır kartlarla Trabzonspor'un canına okudu. Ama biz de kötü oynadık. Savaşmadık. Ne savunmada dik durabildik, ne de hücumda etkili olabildik. Bu maçtan çıkarmamız gereken çok ders var! Takım bütünlüğü olmadan verdiğiniz emek ve alınteri, dün olduğu gibi boşa gidiyor. Önce takım bütünlüğüne ihtiyacı var Trabzonspor'un! Yoksa bu Trabzonspor, Konferans Ligi'nde de hayal kırıklığı yaşatır.
Sakin olmak lazım. Gereksiz sinir ve stresten sıyrılıp kenetlenmeli takım. Avrupa Ligi'ne veda etmek dünyanın sonu değil. Şimdi Trabzonspor'un önünde tarih yazabileceği bir Konferans Ligi var. Nereye gidiyorsun hocam! İstifa değil, birlik bütünlük zamanı! Daha kazanacağın çok zafer var! Kupalar ve şampiyonluklar var hocam! Sakın gitme hocam! Başkan Ertuğrul Doğan'ın da Fatih hocaya moral verip, "Hocam ne istifası! Seninle başarıdan başarıya koşacağız. İstifanı kabul etmiyoruz. Seninle kader birliği yaptık. Sonuna kadar devam hocam" diyeceğini düşünüyorum. Öyle olacaktır zaten!

F.Bahçe ait olduğu ligde!

Fenerbahçe, Lyon'u yenip 17 sezon sonra (18 yıl sonra) Şampiyonlar Ligi'ne adını yazdırırken; her futbolcusunun formasından yılların özleminin teri aktı. Helal olsun Fenerbahçeli futbolculara. Tarih böyle yazılır işte! Ederson'dan Vedat Muriç'e kadar sahadaki tüm sarı-lacivertli oyuncular, Groupama Stadı'nın zeminine bir destanın ayak izlerini bıraktı. Maça harika başlayan temsilcimiz, art arda bulduğu iki güzel golle Lyon tribünlerinin ve Fonseca'nın öğrencilerinin direncini kırdı. Maç boyunca savunmayı da hücumu da müthiş yapan bir Fenerbahçe vardı sahada.
Tolisso, Fofana ve Openda'nın pas bağlantılarını çok iyi kestik. Lyon'un silahlarını susturunca ilk yarıda güle oynaya iki gol bulan bir Fenerbahçe vardı sahada. İlk golde Vedat Muriç'in topa hükmedişi gerçekten jeneriklikti. Gecenin en başarılı isimlerinden Oğuz Aydın'ın da bu goldeki şahane asistini unutmamak lazım. Brown'un golü de tam bir santrfor vuruşuydu. Savunmamızın önünde oynayan Kante ve Guendouzi hem süpürücü, hem de iz sürücü gibi mücadele etti. Ake ve Skriniar da Lyon hücumcularına göz açtırmadı.
Lyon'un ikinci yarıda üzerimize gelip, skor üretmek için baskı kuracağını biliyorduk. Öyle de oldu zaten. Ama bu bölümde oyunu soğutup, çok iyi savunma yapmaya devam ettik. Bu arada hızlı geçişlerle Lyon kalesinde Oğuz Aydın; Guendouzi ve Vedat ile gollük pozisyonlar yakaladık. Lyon ümitsizce yaptığı hücumlardan sadece bir gol çıkarabildi. Kalecimiz Ederson maç genelinde pantervari kurtarışlar yaptı. Harikasın Ederson!
Dün Fenerbahçe tarih yazdı. Lyon'u Groupama'da yenmek öyle kolay iş değil. Futbol gerçekleri ve futbol adaleti dün tecelli etti. Fenerbahçe'nin değil de Lyon'un Şampiyonlar Ligi'ne gitmesi büyük haksızlık olurdu. Çünkü Fenerbahçe, Lyon'dan çok daha güçlü bir takım. Çünkü Fenerbahçe, Lyon'dan çok daha iyi futbol oynayan bir takım. Artık tek gerçek var. O da 18 yıl sonra Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne adını yazdırdı.
Fenerbahçemiz, Şampiyonlar Ligi'nde! Fenerbahçemiz ait olduğu ligde! İlk etapta Şampiyonlar Ligi'nde tam 8 maç oynayacak Fenerbahçe. İnşallah bu sekiz maçtan sonra devamı da gelir Fenerbahçe için. Neden olmasın. Bu güçlü kadroya ve bu güçlü oyuna Devler Ligi'nde büyük zaferler yakışır. Türk futbolu, Avrupa'da çağ atladı diyebiliriz. Yıllar sonra iki takımla Şampiyonlar Ligi'ndeyiz! Şampiyonlar Ligi'nde yolunuz açık olsun Fenerbahçe ve Galatasaray! Bugün saat 19:00'da çekilecek kura ile Fenerbahçe'nin ve Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki kurbanları belli olacak! Tebrikler Fenerbahçe! Tebrikler Aziz Yıldırım! Tebrikler İsmail Kartal!

Muhammed Salah ile krampon bağcıkları!

Muhammed Salah ile hakem Ali Şansalan arasında geçen bir maç oldu. Salah attığı iki güzel golle Trabzonspor'u galibiyete taşırken taraflı tarafsız herkese 'İşte tek başına maç kazandıracak oyuncu budur' dedirtti.
Muhammed Salah, bir futbolcudan ötesi bir dünya yıldızı. Çok büyük bir marka.
Sahada ayakları ile adeta piyano çalıyor.
Tıpkı Osimhen gibi iğne deliğinden fil geçiriyor. Dün Başakşehir karşısında takım arkadaşlarını sırtında taşıyarak Karadeniz'in azgın sularını yararak karşıdan karşıya geçirdi.

Maçın ikinci yarısında Salah'ın ceza sahasında düşürüldüğü bir pozisyon var ki... Aman Allahım! Sahadaki Başakşehirli futbolcular bile Ali Şansalan'dan penaltı düdüğü beklerken, Muhammed Salah'a sarı kart çıktı. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır! Ali Şansalan ve VAR'daki Macar hakem Tamas Bognar, penaltıyı adeta çiğ çiğ yedi! Buz gibi penaltısı güme gitti Trabzonspor'un! Trabzonspor lehine penaltı verilmemesine alıştık da Muhammed Salah'a gösterilen sarı kart neyin nesidir Ali Şansalan!
Sen futbolseverlerin aklı ile dalga mı geçiyorsun! Dün Papara Park Stadı'nın zemininde rezalet ötesi bir hakem performansına şahitlik ettik.
Sahada Salah'ı durdurmak için elinden gelen her şeyi yaptı Ali Şansalan!
Ama o Salah, attığı iki gol ve oynadığı muhteşem futbolla hakeme adeta 'Sen benim kramponlarımın bağcıkları bile olamazsın!' der gibiydi.

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, yiğittir, merttir, adam gibi adamdır.
Adaletin ve temiz futbolun yılmaz savunucusudur. Bakalım Ali Şansalan'a nasıl bir yaptırımda bulunacak TFF ve MHK! Bekleyip hep birlikte göreceğiz.
Sahadaki güzellikleri, taktik savaşlarını, Salah'ın klas şutlarına Muhammed Şengezer'in verdiği reaksiyonu yazmak isterdim. Ama koca bir şehrin sinir uçlarıyla oynayan hakemi nasıl görmezden gelebilirim ki...
Dilsiz şeytan derler insana! Yazıktır günahtır, daha ligin ikinci haftası.
İlk haftada Karagümrük maçından Trabzonspor lehine verilmesi gereken faul pozisyonunda Trabzonspor aleyhine penaltı verildi. Dünkü maçta Trabzonspor'un iki penaltısı verilmedi.
Hakem sürekli Salah'ın üzerine oynadı durdu. Dünya yıldızı Salah ise sadece işini yaptı ve attığı iki golle hakeme tokat gibi cevabını verdi.

Trabzonspor iyi yolda. Fatih Tekke, ideal 11'ini arıyor. O yüzden her maça farklı 11'ler ile çıkıyor. Biraz daha sabır!
Daha fazla destek şart! Onuachu geçen sezonki formunun çok gerisinde. Ama Fatih Tekke'nin Onuachu'da ısrar etmesini çok doğru buluyorum. Çünkü Onuachu bir maçta patlama yapacak ve kendine gelecek. İnşallah o patlamayı perşembe günü Ferencvaros maçında yapar!
Trabzonspor'un Fabinho transferini de nokta atışı olarak değerlendiriyorum.
Salah ile birlikte Liverpool'da harika 5 sezon geçirdi Fabinho. Suudi Arabistan Pro Ligi'nde Al-İttihad formasıyla üç sezonda 111 maça çıktı. Son Dünya Kupası'nda Brezilya formasıyla üç maç oynadı. Hazır geliyor Fabinho.

Fabinho transferi ile Trabzonspor, sonuna kadar şampiyonluk yarışının içinde olur. Ama Trabzonspor'un geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi sadece rakiplerini değil hakemleri de yenmesi gerekiyor. Bu arada Trabzonspor taraftarına küçük bir eleştirim var! Dünkü maçta stadı tıklım tıklım doldurmuşsunuz.
Bu çok güzel. Ama tezahürat yetersiz!
Rakibi baskı altına alacak derecede destek yok! Tiyatro seyircisi gibi maç izlenmez! Sahada Muhammed Salah futbol resitali sunuyor. Siz o statta coşkudan yeri göğü inletmelisiniz!
Trabzonspor'un şampiyon olmasını istiyorsanız Papara Park'ta desibel rekorları kırmalısınız! Trabzonspor'un bu sezon sizin desteğinize çok ama çok ihtiyacı var! Bunu sakın unutmayın!