Fabian Ruiz!
Tribünde seyirci yok. Yedek kulübesinde topçu yok.
Osimhen yok. Torreira yok.
Hafta içi yılın en kritik maçı -hatta bazı isimler için- "sezon finali" konumundaki Atletico sınavı var.
Süper Kupa ezeli rakibe (hem de berbat bir oyunla) kaptırılmış, takıma transfer beklenirken rotasyonda eksilme olmuş. Gözler kulübede Berkan'ı bile arıyor, transfer beklentisini karşılayamayan yöneticilerin varlıkları tartışılıyor.
Dün akşamki Gaziantep maçını kazanmak sarı kırmızılılar için süper kupa finali kadar önemliydi. Maçın ilk yarısında -neredeyse- hiçbir şey olmadı. Gayretli birkaç oyuncunun (Sane, Barış, Lemina, Sallai) saman alevi benzeri parlamaları ev sahibine gol getirmeye yetmedi.
İkinci yarıda Galatasaray baskıyı "bi' tık" daha artırırken, yedek kulübesi adeta bomboş olduğundan, "en azından, Barış, Sane, Yunus, hatta İcardi kendi aralarında mevki değiştirseler" diye düşündüm.
"Kutucu girsin" bile dedim içimden (girdi). Süper Kupa'yı ezeli rakibine kaptırdıktan sonra, Atletico ile hayati bir maça çıkacak takımın kulübesini bu hale getirmek için özel çaba sarfetmiş olunmalı.
Gol atmaya pek niyeti olmayan misafir takım öne geçtiğinde son düdüğe 20 dakika vardı. 84'te Barış Alper'in golünde uzuuuuun taç atışıyla Kazım Can'ın payı büyüktü.
Pek çok Galatasaraylı "Keşke Berkan gitmeseydi, Demirbay dönseydi" diyordur. Ne Fabian Ruiz'i Allah aşkına! İlkay - Kutucu değişimdeki kısa süreli ıslıklar, fırtına öncesi esen minik bir rüzgar sadece.
