Gaziantep'in sınırlı bir kadrosu var. Böyle bir takımın önemli 5 oyuncusu eksikse yapacakları tek şey var. O da çok koşup, mücadele edip, disiplin içinde direnç göstermek. Bunu da başararakçok önemli puan aldılar. İlk 30 dakikada Galatasaray'ın beklenen hücum presi alışılmış biçimde gündeme gelmiyordu. Çünkü önde presin başlangıçnoktası Osimhen yoktu. Orta sahada da takımın iki kişilik pres dinamosu Torreira yoktu. Dün en aklıma yatmayanolay şu oldu; ilk yarım saat Gaziantep hep topla çıkmak istedi. Hep de kaptırdılar. Ama Galatasaray'ın, kaptığı topları hiçbir varyasyonla pozisyona dönüştürememesi gerçekten ilginçti. Kaleye tek isabetli şut yoktu. İkinci yarıda Galatasaray'ı daha zor bir ortam bekliyordu. Artık rakip daha geride garantili pas yoksa uzun oynuyordu. Bu da Galatasaray'ı ciddi bir pozisyon sıkıntısına soktuğu gibi ilk yarının aksine savunma güvencesini de olumsuz etkiledi. Bir de üstelik skor dezavantajına düşüldü. İşler çıkmaza girmişti ama BarışAlper, rakip sol bekin bir hatasınıdeğerlendirip yakaladığı şans topuylaberaberliği getirdi. Sonraki baskı gol getirmediği gibi uzatmanın son dakikasında rakibin net pozisyonu kaçırmasından sonra Galatasaray yenilgiden kurtulmuş oldu. Okan Buruk'un bana göre enbüyük hatası, üretkenliğin sıkıntıyadüştüğü dönemde çok iyi taç atanKazımcan'ı maça almamasıydı. Zaten beraberlik de öyle geldi. Takımda büyük fiziksel düşüş var. İlkay, Sane, Yunus güçsüzdü. İcardi'yi zaten saymıyorum. Atletico Madrid maçı bu görüntüde iyice zora girdi. Tabii ki Torreira ile Osimhen takıma girecek. Ama bu yeterli olur mu?