Ömer Üründül

Ömer Üründül

Bu kayıp Vincenzo İtaliano’ya yazar

Dün geceki kritik maç, yüksek tempolu, kıran kırana, seyir zevki yüksek bir mücadeleye sahne oldu. Beşiktaş, iki farklı skora avantajını koruyamayarak çok önemli 2 puan daha kaybetti. Bunun birinci nedeni tartışmasız İtaliano'nun büyük hatasıydı. İkinci yarının başında ikinci golle her şey Beşiktaş lehineydi. Ancak fark bire indikten sonra İtaliano'dan çok garip bir değişiklik geldi. Deplasmanda tek farkla galip durumdasınız, maçın zorluk derecesi fazla ve Oh'u oyuna alıp çift santrfora dönüyorsun. Orta sahayı 1 kişi boşaltıyorsun. Bu gerçekten ciddi bir hataydı. Bu değ-i şiklikten sonra Kasımpaşa, 2-3 kez gole yaklaştı. Nübel, 2 kurtarışla takımı ayakta tuttu. Ama son dakikalarda Nübel'in de yapacağı bir şey yoktu. Vlahovic attığı gol dışında sahada yok. Takımın fizik olarak en güçsüz oyuncusu. Oh'u alırken onu çıkarması lazımdı. Sonradan da top tutup saklayacak Trossard'ı oyundan aldı. Murillo'yu çıkardı ve yenen ikinci gol de o bölgeden orta sonucunda geldi. Oyunun geneline baktığımızda Beşiktaş çok rahat pozisyon veriyor. İtaliano hakkında daha önce şöyle bir yorum yaptım: 'Gereksiz değişiklikler, gereksiz rotasyonlar yapıyor. Her an takımın başına iş açabilir.' Medyada göklere çıkarılan İtaliano, şu anda G.Saray'ın 6 puan gerisinde. Emre Belözoğlu iyi bir takım yaratmış. Kerem sahanın yıldızıydı. Bir de maçın 6. dakikası var. Hakem Reşat Onur Coşkunses, Agbadou'nun net kırmızısını çalmaya cesaret edemedi. VAR'dan da ses gelmedi. Karar çıksa Beşiktaş, 90 dakikayı 10 kişi oynayacaktı.

10. haftada Süper Lig’e havlu attı

Fenerbahçe dün gece evinde kaybettiği 3 puanla çok önemli bir yara aldı. Belki erken diyecek olanlar var ama bana göre daha 10'uncu haftada lige havlu attı. Fenerbahçe'nin ne yazık ki büyük takım kimliği yok, bir oyun planı yok. Ayrıca genelde ciddi fiziksel yetersizliği var. Kendi sahanda çok kritik bir maç oynuyorsun, rakip genelde oyunu domine ediyor, sayısız taç ve korner kazanıyor. Skorda denge varken baştan sona Göztepe'nin ofansif anlayışla oynaması, aslında hücum aksiyonları için Fenerbahçe açısından çok elverişli bir ortamdı. Ama futbolcularda öylesine bir moralsizlik vardı ki ani 3-4 aksiyonda farkı 2'ye çıkaramadılar. Bu kötü oyuna rağmen 3 defa farkı 2'ye çıkaracak pozisyonlar kaçtı. Sonunda da Skriniar'in önemli bir hatasıyla önce skora denge geldi, sonra da kornerden yenik duruma düşüldü. Gelelim Dirk Kuyt'a... İsmail Kartal da bugün takımın başında görevde olsa dün gece aynı kadro ile başlardı. Ama ikinci devrede son bölümde hamleler çok gecikti. Oğuz tamamen oyundan düşmüştü. Lukaku yorulmuştu. Bu ikisini çıkarıp Nene ve Vedat hamlesi yapılmalıydı. Ayrıca orta sahada yine yorulan İrfan Can'ın yerine bir takviye gerekiyordu. Bunları yapamadı. Kuyt yönetime, "Bana güvenin" demişti. Ama ben de şunu diyorum; bugüne kadar ülkemize gelen 5 kariyerli Hollandalı teknik direktörden hiçbiri başarılı olamadı. Kuyt mı olacak! Hakem Oğuzhan Çakır bana göre mükemmel bir yönetim gösterdi.

Bu 11’le olmaz!

Dün geceki maçı seyretmeyenler skora bakıp çok zorlu bir derbi olduğunu düşünürler… Ancak hiç de öyle değildi. Son 10 dakikaya kadar Galatasaray'ın domine ettiği, sayısız fırsatlar kaçırdığı, kaleci Ederson'un kurtarışlarıyla etken olduğu bir maç oldu. G.Saray takım halinde çok iyi oynadı. Ama bir kişiyi ayrı tutuyorum o da Batrakov… Gerçekten bu oyuncu G.Saray'a ilaç gibi geldi. Her şey yolunda giderken Okan Buruk'un yaptığı garip değişiklikler, son dakikalarda sıkıntılara neden oldu. Bilhassa Batrakov'u neden çıkardığını anlamak mümkün değil. Ama G.Saray sonuçta çok önemli bir üç puanın daha sahibi oldu. Tabii ki bu başarının da mimarı Okan Buruk. Gelelim F.Bahçe cephesine; G.Saray'ın takım halinde çok iyi oynadığını söylememin nedenlerinden bir numarası F.Bahçe'nin çok kötü futboluydu. Zaten sahaya çıkan 11'in bu maçın altından kalkması tesadüfe bağlı olurdu. İrfan Can, Lukaku, Greenwood ve Levent fizik açıdan günümüz futboluna ters kutup teşkil ediyorlar. Bunların hepsini bir arada oynatırsan o zaman sahada mahkum olursun. Ayrıca Brown'u çakma stoper yapmak da son derece yanlıştı. Öyleyse niye Oppong transfer edildi? Üstelik Brown sol bek oynadığında Oğuz'la aralarında çok iyi bir uyum var. Sonra Brown sol beke geçti, bu kez Oğuz sağ açığa alındı. Dün gece Fenerbahçe için tek güzel an, İrfan Can'ın attığı jeneriklik goldü. Maç bitimindeki olaylar da gerçekten iki takım adına da son derece çirkindi.

Değişiklikler maça dengeyi getirdi

Dün gece teknik direktör İtaliano'nun harakiri yaptığı maçta Beşiktaş'ın aldığı 1 puan altındır. Gerçekten İtaliano'yu anlamak mümkün değil. Ne düşündüğünü anlamak mümkün değil. İçeride tehlikeli bir takımla oynuyorsun kazanırsan ilk 8 ihtimali doğruyor. Senin lig maçın pazartesi evinde. Sahaya rekor rotasyon çıkıyorsun. Orta sahaya bakıyorum; Ndidi, Miretti, Kartal. Hiç birbirleriyle oynamamışlar. Nasıl organize olacaklar. Daha da önemlisi defans bloğu. En az oynanması gereken bölgedir. Hiç birbirlerini tanımayan 4 kişi. Böyle bir tabloda Beşiktaş seyircisinin desteğiyle ilk yarıyı hücuma çıkamadan, devamlı top kayıpları yaparak ama işi idare ederek, az pozisyon vererek son dakikaya geldi. Salih'in mükemmel uzun topunda da Ndidi ile çok kaliteli bir gole imza attı. İşte burada beklediğim şuydu: Hiç olmazsa ikinci devreye rotasyonu azaltan iki değişiklikle başlaması. İtaliano bunu yapmayınca devre başında 10 dakika içerisinde skor dezavantajına düşüldü. Sonrasında bütün hamleleri yaptı. Beşiktaş hemen kontrolü ele aldı. Olaitan'ın golüyle dengeyi getirdi. Üçüncü gol de gelebilirdi ama Ümit'in gördüğü kırmızı kartla yine sıkıntılar başladı. Neyse ki sonuç değişmedi. Ümit'e de bir eleştiri yapamıyorum. Bugüne kadar sayılı dakikalar forma giydi sonra Premier Lig takımı karşısında görevlendirildi. İtaliano, tuhaf hatalarından vazgeçmezse kendisine gösterilen sevgi ve güven terse döner.

İsmail Kartal’a olumsuz eleştirim yok!

F.Bahçe maça çok hırslı ve alışılmışın dışında bir tempoyla başladı. Önce Oğuz mükemmel bir gol attı. Hemen sonrasında da Greenwood klas bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. Her şey tozpembeydi ama beklenmedik bir anda Guendouzi'nin hatasıyla fark bire indi. Bu gole rağmen Fenerbahçe bir şok yaşamadı. Etkili ataklarına devam etti. 30-35'lere kadar bütün kontrol Fenerbahçe'nin elindeydi. Rakip 2-3 pas bile yapamıyordu. Ama birden tempo düştü, yorgunluk başladı. İkinci devrede de bu durum devam etti. İlk yarının aksine kısıtlı bir kadroya sahip Slavia Prag tehlikeli ataklar yapmaya başladı. Bu arada maçın kırılma anı Oğuz'un yerine oyuna giren Nene'nin kaleciye nişanladığı gol fırsatıydı. Sonra yine herkesi tedirgin eden anlar geldi. Sonuçta Slavia Prag aradığı golü 90'da buldu. Fenerbahçe için sonuç kâbus oldu. Bu maç için İsmail Kartal'a yapacağım olumsuz bir eleştiri yok. Çünkü değişik bir düzen denedi. Oğuz'u sağ açıkta, Greenwood'u forvet arkası orta sahada oynattı. Ben bunu çok doğru bulmasam da bu iki oyuncudan 11 dakikada iki gol buldu. Bir de Nene'yi oyuna aldıktan bir dakika sonra Nene golü atsa bu da Kartal'ın doğru hamlesi olacaktı. Maalesef futbol biraz da şans istiyor. Bu şoktan sonra ikinci şok da derbi öncesi kadroda alternatifi olmayan tek oyuncu olan Ake'nin sakatlığıydı. Şu da bir gerçek; seviyemizde olmayan bir takım bile bizim takımları zorluyor.

Yenilginin sorumlusu İtaliano

Haftanın çok önemli maçında Trabzonspor, hak ederek 3 puanın sahibi oldu. Beşiktaş oyunu domine ederek maça başladı. Rakibi tehdit eden ataklar gelişti, çok net olmasa da üç pozisyonu vardı. 21'de Trabzon ilk hücum girişiminde Ozan ile golü buldu. Bundan sonra oyunun bütün direksiyonu Trabzon'a geçti. İkinci devrede Trabzon beklediğim gibi rakibin de gücünü bilerek 10 kişi ile topun arkasına geçip alan daraltan bir savunma uyguladı. Beşiktaş, oyunu karşı alana yıkıyor, sürekli denemeler yapıyor ama üretemiyordu. Bütün riskleri aldıkları bir ortamda da Trabzon ikinci golü buldu. İyice rahatlayarak maçı kazandı. Trabzon'a genel baktığımda zaten her zaman söylüyoruz; çok iyi bir kaleciye sahip, dün gece de bunu belgeledi. Pina ve Franculino çok faydalı oynadılar ama sahanın yıldızı Nwaiwu oldu. Salah da dinlene dinlene özelliklerini sahaya yansıttı. Gelelim Beşiktaş'a… Dün geceki yenilginin bir numaralı sorumlusu teknik direktör İtaliano'dur. Beşiktaş, Vlahovic ile 90 dakikayı 10 kişi oynadı. Vlahovic önemli santrfor onu herkes biliyor, ben de biliyorum… Ama fizik olarak kadrodaki en gerideki isim. Üstelik de hafta arası hastalandı ve idman yapamadı. Daha da önemlisi Oh, Almanya'da sahanın yıldızıydı. İtaliano üretemeyen takımını bekledi bekledi, 2. gol sonrası hamlelere başladı, ama iş işten geçmişti. Hatta ben İtaliano'nun yerinde olsam yine Almanya'da çok iyi oynayan Ndidi ile başlardım. Futbol ilginç bir oyun… Beşiktaş ve İtaliano'yu hepimiz göklere çıkarıyoruz ama ligde 3 mağlubiyet…

Takımın en ciddi ismi Kante!

Şampiyonlar Ligi'ndeki ağır yenilgi sonrası Fenerbahçeli futbolcuların bu maça hırslı çıkacakları beklenen bir gerçekti. İlk yarının tamamı Fenerbahçe'nin üstünlüğü altında geçti. Penaltının dışında da kaçan pozisyonlar var. Devre tek golle bitti. İkinci yarıda Fenerbahçe aynı şekilde başladı ama 55'ten sonra durgunluk dönemi gündeme geldi. Alanya ilk yarının aksine karşı kaleyi tehdit etmeye başladı. Baktı ki, durum hiç iç açıcı değil İsmail Kartal bu kez erken uyandı. Greenwood'u çıkarıp Kerem'i sahaya sürdü. Kısa süre sonra da Kerem ikinci golü atınca gece kurtulmuş oldu. Sonrasında Vedat'la üçüncü gol de geldi. Üç golle, üç puan kazanıldı ama yine de Fenerbahçe hem oyun planı olarak, hem fizik gücü olarak önündeki iki zorlu maça oldukça sıkıntılı gidecek. Bir örnek vereyim; Alanyaspor'un ikinci yarıda kaçırdığı iki çok net pozisyon var. İki de önemli Ederson kurtarışı vardı. Slavia Prag karşılaşması Şampiyonlar Ligi'nde ilk 24 için önemli maçlardan biri, sonrası da Galatasaray deplasmanı. Dün gece takımda en ciddi oynayan Kante'ydi. Guendouzi de son haftalara göre daha istekliydi. Lukaku golle buluştu ama fizik olarak daha çok eksik . Levent bilhassa ilk yarının en başarılı ismiydi. Greenwood yaratıcı özellikleri olan ve ofansif zenginlik için çok önemli bir kanat forvet ama milli maç arasından sonraki görüntüsü tam bir hayal kırıklığı. Merak ediyorum, bu kadar para aldın, bu halin nedir diye. Fenerbahçe'de kendisinden hesap soran birisi yok mu?

Takımı toparlayacak kişi Başkan Yıldırım

1 SORU - 1 CEVAP
SORU: İngiltere'de ağır yenilgi alan F.Bahçe nasıl ayağa kalkar?

Fenerbahçe'nin gidişatı zaten hiç umut vermiyordu. Son Çaykur Rizespor maçı da bunun bir göstergesiydi. O geceki maç yazısı kritiğimin başlığı 'Skor aldatmasın'dı. Şampiyonluğa oynayan bir takım... Ama Rize'de rakip her top kullandığında rahatlıkla 18'ine geldi! Bu, günümüz futbolunda ters gelen bir durumdu. Yine o yazımda teknik direktör İsmail Kartal'ın milli maçlar arasındaki 15 günde elindeki oyuncuları fiziksel olarak hiç iyi hazırlamadığını söyledim. Greenwood ile Guendouzi bu konudaki baş aktördü. Bu ki oyuncunun da zaten İngiltere'deki performanslarını gördük. Bir teknik direktör öncelikle futbolcularının durumunu iyi tanımalı. Rize'de yürüyerek oynayan Greenwood, 80 dakika sahada kaldı. Aynı oyuncu yine yürüyerek Birmingham'da 70 dakika oynadı. İngiltere'de Oğuz Aydın'dan başka ayakta kalan isim yoktu. Fenerbahçe'nin başında bir de İsmail Kartal'ın moralini tamamen bozan Marco Asensio olayı var. Hayretler içerisinde kalıyorum. Koşamayan, ikili mücadelelere girmeyen, yetenekli bir oyuncu, medyada sarılacivertli takımın nasıl olmazsa olmazı görülüyor? Genel görüntü son derece olumsuz. Ben sezon başından beri takımda gördüğüm yanlışları sürekli olarak gündeme getirdim. Bana şimdi soruyorsunuz, 'Fenerbahçe nasıl düzlüğe çıkar?' diye. Bu işi yapacak tek kişi, Sayın Başkan Aziz Yıldırım'dır!

Bir tek Oğuz Aydın ayakta kaldı!

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ndeki ikinci maçında Birmingham'da hezimete uğradı. Futbolun temel noktaları var; fizik güç, mücadele, hücumu düşünürken savunma tedbirlerini bırakmamak, çok basit hatalar yapmamak ya da bunları en azda tutmak… Dün bu önemli ilkeler Fenerbahçe adına adeta sahada yok sayıldı. Basit hatalarla yenen goller, bilhassa ilk yarıda rakibi hücumda tehdit ederken değerlendirilemeyen pozisyonlar bu sonucu doğurdu. Fenerbahçe'yi farklı Rize galibiyetinden sonra eleştirmiştim. Bir defa İsmail Kartal 15 günlük arayı fiziksel olarak hiç değerlendirmemiş. Dün de gördük ki Greenwood'un ayakta duracak hali yok, Guendouzi de eski kimliğinin çok uzağında. Bunlara bir de İsmail Yüksek eklendi… Her zaman hırslı olan ve savaşan bu futbolcuyu bugüne kadar ilk kez bu kadar etkisiz gördüm. Greenwood'u çıkarmak için neden o kadar beklendi? İki santrforu kıyaslıyorum, biri net iki gol kaçırmanın dışında Vedat Muriqi sahada yok. Karşı tarafta Jackson fırtınalar estirdi. Vedat çalım atamıyor. Günümüz futbolunda bu da büyük bir sorun. Villa Park'ta bir tek Oğuz Aydın'ı ayrı tutarım. Takımı pozisyonlara taşıyan bir numaralı isimdi. Ondan sonra gelen isim de Archie Brown'dı. Eğer bir takım topla rakibinden fazla ya da eşit oranda oynuyorsa, sürekli hücumu düşünüyorsa 6 gol yiyip hiç atamıyorsa o takımda çok ciddi sorunlar var demektir.