Alkışlıyoruz ama!
Eylül ayında fikstür belli olduğunda "City 7. maça kadar işini bitirir, Galatasaray fırsat olur" diyenlerin karşısına çıkan futbol gerçeği, ilk 8 için sadece kazanmak değil averajını yükseltmek için farklı galibiyet almak zorunda olan bir takım çıkardı. İlkay 10 yıl önce Guardiola'nın ilk transferiydi. Dün Pep'in karşısına kaptan olarak sahaya çıkması güzel fotoğraf ama işin video-oyun kısmında maalesef yoktu. Lucas'ın yokluğunda ön alan baskısı yapmak pek de iyi fikir değildi. Buruk, savunmayı öne çıkartıp orta sahası ile yakın oynamaya çalıştı ama Haaland'ın golünde Abdülkerim'in ağırlığı ona geri adım attırdı. İkinci golde Cherki son vuruşu yaparken tek başına kameralara poz verdi. Atletico Madrid ve City gibi yüksek tempolu takımlara karşı 7 günde 2 maça çıkmak kolay iş değil . Sane eski takımına karşı Sara ile birlikte iyi mücadele ederken "gidecekse Arabistan'a değil Premier Lig'e gitmeli" dediğimiz Barış Alper, İngiliz devi karşısında sanırım boyunun ölçüsünü almıştır.İkinci yarıya çıkarken canlı puan tablosunda ilk 8'deki yerini sağlamlaştıran City'nin sakatlar yüzünden daralan kadrosunu düşünüp temposunu düşürdüğünü söylemek lazım. Bu fikstürde Liverpool'a kaybedip Union SG'yi yenmek normal olandı. Monaco'dan 1 alıp Ajax'a kaybetmek de futbolun bir başka normaliydi. Kötü Ajax'ı affetmeyip Simeone'den puan almak ilk 24'ü getirdi.
Eski formatta son 16'ya çok kaldı Galatasaray. ilk 24'te olmak alkışı hak eder ama şapka çıkartılacak maç sayısı sadece 2... İlk maçta Lemina yok; rakibi yarın öğreneceğiz... Son söz; hayırlısı...
