Süper Lig'de son düzlüğe girilirken ibre artık belirgin biçimde Galatasaray'a döndü. Bir gün önce Fenerbahçe'nin yaşadığı puan kaybı, Ankara deplasmanında sarı-kırmızılılar için yalnızca bir maç değil, aynı zamanda büyük bir fırsat olarak yansıdı. Ve bu fırsat, zorlanarak da olsa değerlendirildi. Galibiyetin hikâyesi iki farklıdevreyi barındırıyor. İlk yarıda erken gelen İcardi golüyle özgüven kazanan, oyunu kontrol eden ve ne yaptığını bilen bir Galatasaray vardı. Ancak ikinci yarı... İşte tam daşampiyonluk yarışlarının doğasınauygun bir kırılma anı. Skor avantajına rağmen geri çekilen, zaman zaman panikleyen ve oyunu tutmakta zorlanan bir Galatasaray izledik. Özellikle son 20 dakikada tribünlerdeki gerginlik sahaya da yansıdı. Bu tamamen psikolojik bir süreçti. Galatasaray artık sadece rakipleriyle değil, kendi zihniyle de oynuyor. Puan farkı açıldı, averaj avantajı cepte ve en önemlisi kontrol artık onların elinde. Ama tamda bu noktadabir uyarı şart. Futbol tarihi, 'Artık bitti' denilen şampiyonluk yarışlarında yaşanan dramatik kırılmalarla dolu. Eğer bu tablo tersine dönerse, bu yalnızca bir puan kaybı değil, kulüp hafızasında uzun süre yer edecek bir kırılma olur. Önümüzdeki hafta sezonun kader anlarından biri olacak. Kazanansadece 3 puanalmayacak; zihinselolarak da ipi göğüsleyecek. Son söz: Galatasaray kupaya her zamankinden daha yakın. Ama o kupaya uzanan son adım, en zor olanıdır.