Böcek ilacı!
Futbol garip oyun, şampiyonluğa oynayan bir takım ilk yarının son dakikalarına kadar sahada yokken, herkes kendi gölgesinin içinde gezinirken, birinin duruma müdahale etmesi gerekiyordu. O adam muhteşem bir vuruşla skoru değiştiriyor, arkadaşlarına da "korkacak bir şey yok" diyorsa, Asensio gibilerine boşuna özel adam" denmiyor. Kocaelispor karşısında parmakla gösterilen tek adamdı Asensio. H H H
İkinci yarıda Fenerbahçe'nin "canlı yayına" geçeceğini düşündüm ama Tedesco'nun maçtan önce planladığını zannettiği oyunla sahaya konan oyun farklıydı. İşlemeyen sisteme ve talihe rağmen gecenin teklif ettiği galibiyeti reddetmek de olmazdı. Sanırım bunun sırrı bilinçaltı. İkinciliğe refakat etmeyi reddeden duruş! Semedo çok çalıştı, Skriniar berbat sinyallerine devam ediyor. Son haftalarda kendini geliştirme çabasındaki Nene'yle her maçta biraz daha geriye giden Kerem Aktürkoğlu arasındaki farkın yansımasını bir kez daha gördük. Ama koca maç boyu bir tane adam eksiltmeyen ve sorumluluk almayan Guendouzi'yle, takımını çoktan terk etmiş pozisyondaki En-Nesyri'yi hiç göremedik. Bazıları takımda aksesuar olmayı daha çok seviyor demek ki!
Selçuk İnan sağlam bir takım yaratmış. Maç boyu etkili bir görüntü çizdi. Forvet hattında "gereken adamı" bulmuş olsalar durum farklı olabilirdi. Ama söylemeden duramam, "maçın hakeminin bu meslekte işi yok. Topun oyunda kalma süresine de bakın, gösterdiği kartlarla göstermediği kartlara da.
Galatasaray da "3 puan bana yeter mantığını" özne yapmış, futbol kalitesiyle pek ilgisi yok gibi. Kendini tekrar etmekten usanmayanlar kadar "keşke daha iyi olsaydım" diyenler var ama eski Galatasaray'dan hala eser yok. Kayseri karşısında atılan 4 golün övgüyü hak eden tek yanı maçın sonucuysa, nihayet İlkay Gündoğan'a layık olduğu kulübe gösterildiyse, bu hafta da böyle atlatıldı demektir.
Beşiktaş'ta 30 milyon Euro aldığı için kaptanlık bandını koluna takan Orkun Kökçü sezon başından beri ilk kez Konyaspor maçında öne çıktı. Demek ki meseleye yürek koyuyorsan böyle oynamak ve mücadele etmek zor değilmiş. "Bugüne kadar neredeymiş?" sorusunun anlamı olmadığı için sormaya gerek yok. Vefasına saygı duyduğum Beşiktaş taraftarı kalecisine yuh çekeceğine, elindeki değerli bir kaleciyi yok yere elden çıkaranlara göstermeliydi o tepkiyi. Bu takımın gerçek kaptanı Mert Günok gibi efendi adamların hakkını savunmak çok daha anlamlı bir duruş olurdu.
Futbolun gittikçe azalan bir gururu var artık. Birçoklarının ahlak kapasitesi ortada. Ufacık bir darbede göğsüne çekiçle vurulmuş gibi kendini yere atanlar, her dokunuşta oyunu kesen ve kartlarını adamına göre gösteren hakemler acımasızlığı da koruma altına alıyorlar. Böyle hakemler Premier Ligi izlesinler. Sonra da aynaya bakıp "biz nasıl hakemiz" desinler. Kadınlar ligi maçları erkeklerin futbolundan bin kere daha yürekli biçimde sergilenirken, futbolcular da iltihap akan tavırlarından "erkekçe duruşa" dönüş yapsınlar.
Ama tren kaçtı. Çünkü birçok futbolcu sahtekarlığa bağışıklık kazandı. Onlar futbolu, tribünleri ve hakemleri kullanmaktan fena halde memnunlar! O yüzden bizler için; anlaşılmayacak olanı anlatmanın alemi yok! Belki de futbolun anlamlı eleştirilere değil böcek ilacına ihtiyacı var.
