Ne pahasına olursa olsun Kante’yi almak istiyordu
Fenerbahçe için inanılmaz heyecanlı saatler yaşandı. Bundan bir ay önce Fransa'nın efsane futbolcusu Kante, sarı-lacivertli takımın gündemine geldi. O günlerde F.Bahçe yöneticileri, "Kante'yi aldık, geliyor" diye açıklama dahi yaptılar. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Fransız yıldızın kulübü Al-İttihad, ipe un serdi adeta. Ve Fenerbahçe'den önce 15 milyon Euro istedi, sonra transferin olmaması için her şeyi yaptı. Önceki gece Kante'nin evraklarını bile sisteme geç girerek transferi önlediler. Çünkü Suudi Arabistan kulübü liginde sıkıntılı günler yaşıyor, 6. sıradalar. Kante'nin ise Dünya Kupası hayali var ve sarı-lacivertlilerin teklifini daha ilk günden kabul etmişti. Gelinen bir aylık süreç o kadar stresli geçti ki hem F.Bahçe yönetimi yıprandı hem de oyuncu. Yaşananların hızına adeta yetişemedik. Öyle ki Fenerbahçe oyuncuyu ne kadar çok istediğini göstermek için Kante'ye teklif ettiği maaşı 10 milyon Euro'dan bonuslarla 15 milyon Euro'ya bile çıkardı (2.5 yıllık anlaşma). Ki Kante'nin sözleşmesi haziranda bitiyor. Yani şunu demek istiyorum, Fenerbahçe inat etti, "Ne olursa olsun seni alacağım'' dedi. Oyuncu da kayıtsız kalmadı. Dünyanın en büyük yıldızlarından biri. Bana göre F.Bahçe'nin orta sahaya transfere ihtiyacı yok ama bazen psikolojik faktörler daha ön plana çıkar. İşte Fenerbahçe yönetimi de bunu yaptı. Ve "Ben bir oyuncuyu istiyorsam alırım" dedi. Özetle transfer dönemleri kulüpler için adeta artık bir kâbus. Bir günde kahraman da olursunuz, bir günde rezil de. Harcanan paralara girmiyorum bile! Fenerbahçe'ye ve Türk futboluna Kante hayırlı olsun.
PATRON, YÖNETİM DEĞİL TARAFTARDIR
Türk futbolunda kulüpler taraftar odaklı yapıya sahip... Bu artık net bir şekilde ortaya çıktı. Tribünler, sosyal medya, sponsorlar, bilet geliri... Hepsi taraftara bağlı. Başkanlar seçimle geliyor, yeniden aday olmak için camianın sevgisini kaybetmemek zorunda. Sosyal medya çağında bir hashtag veya Instagram bombardımanı, yönetimi köşeye sıkıştırabiliyor (Galatasaray'ın anlaştığı Svanberg'de olduğu gibi). Ama resmi yönetim hâlâ yönetim kurulunda! Transfer bütçesi, pazarlık, FIFA-TFF işlemleri taraftarın elinde değil!. Taraftar "İstemiyoruz… Almayın... Yoksa istifa edin" derse iptal olabilir, ama "Gelmesini istiyoruz" diye zorla transfer de yaptıramaz (Örneğin Kante'de istekliydi ama evrak yetişmedi). Özetle; kulüpleri taraftar yönetmiyor, ama taraftar veto edebiliyor veya baskıyla yönlendirebiliyor. Bu, Avrupa'da nadir görülen bir "Türk usulü" durum… Camia o kadar tutkulu ki, yönetim bazen "Taraftarı karşısına almamak" için strateji değiştiriyor. O zaman şu yorumu yapsak hata olmaz: "Kulüpleri taraftar yönetiyor…"
