Beşiktaş için Samsun maçı, sadece bir yenilgi değil; bir "oyun kimliği sorgusu" niteliğinde geçti. İlk yarıda yavaş, isteksiz ve temposuz bir Beşiktaş vardı sahada. İkinci yarıda ise bunun da altına inen, adeta sahadan kopmuş bir takım izledik. Samsunspor ne yaptı? Çok basit amaetkili oynadı. Holse ve Coulibaly ile iki hızlı geçiş hücumu, Beşiktaş savunmasının arkasına bırakılan boşlukları adeta defalarca gösterdi. Üstelik bu goller tesadüf değildi; neredeyse kopyala-yapıştır pozisyonlardı. Asıl problem ise Beşiktaş'ın buna hiçbir reaksiyon verememesiydi. Ersin iki golde de pozisyonun içinde değil, adeta tribündeydi. Savunma hattı ise yerleşemediği gibi, yerleşmeye de çalışmadı. Murillo'nun bıraktığı boşluklar, Rıdvan'ın savunmada Holse karşısında çaresiz kalışı ve hücum katkısının yokluğu, zincirin kırık halkalarıydı. Orta saha ise Beşiktaş adına enbüyük hayal kırıklığıydı. Top kazanılamadı, ikinci toplar kaybedildi, oyun kurulumuna katkı sağlanamadı. Orkun Kökçü'nün pas yüzdesi kağıt üzerinde fena görünmese de sahada Beşiktaş'ı ileri taşıyan hiçbir aksiyon üretemedi. Ne bir şut, ne bir kilit pas, ne de oyunu hızlandıran bir hamle… Samsunspor presi karşısındaorta saha tamamen dağıldı. Hücum hattı ise neredeyse yok hükmündeydi. İkinci yarıda %60 topa sahip olan rakip, ceza sahasında defalarca göründü ve Beşiktaş buna cevap veremedi. Maçın ironisi ise Beşiktaş'ın 89 dakikalık yokluğunu bir penaltı ve bir golle örtmeye çalışmasıydı. Bu da aslında sorunu çözmüyor, sadece geciktiriyor. Gerçek şu: Bu oyun anlayışıyla Beşiktaş'ta, Türkiye Kupası "son çıkış" gibi görülüyor olabilir ama sorun mental değil sadece; yapısal. Eğer Beşiktaş bu dağınık, reaksiyonsuz ve kırılgan görüntüyü değiştirmezse, Alanyaspor maçında da can çekişir!. Büyük takım geriye düştüğü zaman reaksiyon gösterir.. Ne Sergen Yalçın ne de takımı bunu göstermedi.. Hava şu: Lig bitiyor, hadi bizeeyvallah! Böyle şey olur mu? Böyle profesyonel bir anlayış olur mu?