Sorgulama!
17 Şubat 2026, Salı

HAKKI YALÇIN

Sorgulama!

Trabzon'da "yağmur altında güzel bir gece" filmini izlemek için ilk yarı yetti. Fenerbahçe'nin baskılı ve Avrupai oyun anlayışını, Trabzonspor da "ben kendime yeterim" düşüncesi ve attığı gollerle ödeştirdi. Ama iki takım arasındaki kadro kalitesinin maçın sonucunu belirleyeceği gerçeği de her biçimde netti. Fenerbahçe gibi bir takıma savunmada az adamla yakalanmanın bedeli vardı, ayrıca Fenerbahçe'de olanlar Trabzon'da yoktu.

Sezonun en özel adamı Asensio maçın son dakikalarında bile maça yeniden başlamış gibi pres yaptıysa, Guendouzi geldiği günden bu yana kalitesini ortaya koymak için Trabzon maçını beklediyse, bireysel yaratıcılıkta Fenerbahçe uzak ara öndeyse sonuç olağan karşılanmalı.
10 yabancıyla maça başlayan Trabzonspor her ne kadar iyiniyetli mücadele etse de futbolcuların saha içinde birbirine uzak olmanın sıkıntısını yaşadığı ve takımın yabancılık çektiği gerçeği de görmezlikten gelinmesin!

Futbolun kazanırken bile sorgusu vardır ve giden şampiyonluklarda küçük ayrıntılar mevcuttur. O yüzden sağlam takım görüntüsü çizse de Fenerbahçe'de savunmanın her biçimde sorgulanması gerek. Muçi'nin attığı golde Skriniar'ın hantallığına bakınca kurulacak cümle; "durarak saklananlar koşsa da yetişemez." Osterwolde'nin pozisyon alma konusundaki ilkelliği de iyi irdelenmeli.
Maça elektrik yüklü başlayan Talisca'nın kırmızı kartı hak eden halini görmek istemeyenler hiç ummadık maçta ağır bir bedel ödeyebilir.

Maçın içindeki en güzel hareket, Oulai'yi Guendouzi'nin yanına götürüp özür dileten Onuachu'nun duruşuydu.
Maçın hakemine gelince; ayrıntıların arkasına gizlenen Halil Umut Meler'in bu maçın hakemi olmadığı apaçık ortadaydı. Sonuca etkisi oldu mu?
Olmadı. Ama topu oyunda tutmak adına zerre kadar katkısı da olmadı!
Gösterdiği kartlarla göstermediği kartlar arasındaki tercihleri de adil değildi.

Galatasaray geçmiş maçlarına göre Eyüpspor karşısında daha iştahlıydı.
Gecenin en önemli gerçeği Icardi'nin dönüşü. Bu kadar sorunu ve travmayı omuzlarında taşıyan birinin zarafetinde zerre kadar azalma olmamıştı ama eski Icardi'yi arayan da çoktu. Bu maç Icardi'nin kendini yeniden takdimidir.
Verdiği mesaj da net; "benim güneşim batmaz!" Takımın içinde en çok aksayan taraf; savunma. He ne kadar rotasyon mazereti olsa da Galatasaray kolay pozisyon veren takım görüntüsünü üzerinden atmak zorunda! Bunun en anlamlı sınavını da Juventus maçında verecek.

Beşiktaş'ın Başakşehir karşısında kazanmasına "mucize" diyebiliriz. Bu mucizenin sebebi de son dakikada atılan golden ziyade, kaleci Ersin Destanoğlu'nun harika gecesi. En az 4 mutlak pozisyonda Ersin'in kaleci duruşu var. Kimse kusura bakmasın, alınan 3 puanda mühürlü imza da ona ait. Her kaleci hata yapar ama maç oynanırken ipe çekilmez. O yüzden önümüzdeki hafta tribünler Ersin'e olan borcunu ödemek zorunda.
Alkış yağmuruna mı tutarlar çiçek yağmuruna mı, orası onlara kalmış!

Dipnot: Fatih Terim yeni hedefini açıklamış. "Yeni nesile pusula olmak istiyorum!" Şimdiden merak ettim.
Bankacılık konusunda mı, kebapçı dükkanını basmak, maçı kaybedince futbolcularına saldırı emri vermek konusunda mı, yoksa gazetecilere 'onu çekme bunu çek' pozisyonunda mı?
Biz bu memleket için bin kere yandık, bu memleket bir kere bile yanmadı bizim yüzümüzden. O yüzden hak ve hukuk karşısında insanların eşit olmadığı haksız bir düzende, bu futbol medyası da yeni nesil de Fatih Terim'in pusulasına kurban olsun!

BİZE ULAŞIN