En uyumlu sistem mi?
Dile kolay tam 24 yıl sonra hak ettiğimiz Dünya Kupası sahnesindeyiz. Tek düşüncemiz Avustralya karşısında alacağımız üç puanla turnuvaya moralli başlamaktı. Rakibin oyun anlayışı ve dizilişiyle oynayacağı çok net belli. Onlar topu bize bırakacak, düşük blokta derin bir kompakt savunma yapacaklardı. 5/4/1 formasyonla oyunun merkezini 3+2 ile kapatıp, bizi kenar hücumlarına yönlendireceklerdi. Peki bizi bu tuzağa çeken rakibe karşı nasıl bir kurguyla oynamalıyız? Yani bu zehre, panzehirle karşılık vermeliyiz.
Futbolda sahada en iyi sistem kazanmaz, en uyumlu sistem kazanır. Böyle bir savunma anlayışına karşı doğru oyuncu profilleri, oyun planı, hücum set çeşitliliği ve duran top organizasyonları olmalıydı. Özellikle köşe vuruşu organizasyonları gibi birçok konu başlığında çok daha iyi olmalı ve hazırlanmalıydık. Ama bunun hiçbirini sahada göremedik.
Kalabalık ceza sahası savunmasına hem de 3'lü ve 5'li yerleşimine Kerem Aktürkoğlu'nu santrfor olarak kullanmak...
Arda Güler gibi hep içeri girip yarım alanları kullanan bir oyuncuyla ikili çizgi oyunları nasıl oynanacak? Ferdi ve Barış Alper'in uyumsuzluğu, rakibin pas oyununu tercih etmediği bir planda niye üç orta saha ile oyuna başladık? Deniz Gül niye son 4 dakikada oyuna girdi?
Can Uzun hiç oyuna girmediği ama Mert Müldür ve Salih Özcan'ın daha önce oyuna girdiği bir maçtan ne beklenirdi? Benim gözlemlediğim; oyuncularımızda bir güç zehirlenmesi var. Nasıl olsa yeneriz modunda maça çıkmışlar.
Montella ise hiçbir hazırlığı planı olmadığı gibi, maçı hiç kafasında yaşayıp simülasyon yapmamış. Hiç esnek değildi. Aynı zamanda daha risk alıp cesur kararlar vermeliydi. Şimdi iki maçımız var. Bu kaybı telefi eder miyiz, kuşkusuz bizde o potansiyel fazlasıyla mevcut.
Onu enerjiye dönüştürelim yeter. Bu mağlubiyetten gerekli dersleri fazlasıyla Montella ve futbolcularımızın alacağından şüphem yok.
