CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Bu fotoğraf Beşiktaş’ı başarıya götürür!

Duygusal olarak bakarsak Hyeon-gyu Oh'un Beşiktaş macerası resmen bir aşk hikâyesi gibi başladı! Adam 13 gün önce transfer olup geldiğinden beri Alanyaspor maçında röveşata golü attı ve penaltı kazandırdı. Sonra Başakşehir'e karşı da gol ve asist üretti. Taraftar bu performansa aşık olmuş durumda. Güney Kore'nin İstanbul Başkonsolosu Woo Sung Lee, Oh'un imza törenine katıldı ve bizzat "Beşiktaş'ın ilk Güney Koreli oyuncusu oldu, umarım daha fazlası gelir. Kore ile Türkiye arasındaki ilişkilerde başarı sağlamasını, kültür-sporher alanda iş birliklerinin devamını diliyorum" dedi. Adam resmen "Bu transfer diplomatik bir fırsat" diye yorumladı, hatta Oh'un ilk maçını tribünden izledi! Kore basını da "Oh'un süper golüyle Kore-Türkiye dostluğu güçlendi", "Sivil büyükelçi oldu" diye manşet attı.

Yani resmi düzeyde bile pozitif bir etki yarattı, iki ülke arasındaki spor-kültür köprüsünü güçlendiriyor. Oh, Galatasaray ya da Fenerbahçe'ye gelip bunları iki maçta yapsa neler yazılıp çizilirdi! Beşiktaş'ın başarısızlığı medyadaki yerini de çok aşağı çekti. Ama Oh gibi oyuncular ve iyi sonuçlar ile tekrar hak ettiği yeri alabilir. Ayrıca yanda bir fotoğraf var, bu kareye iyi bakın! Taraftarın günah keçisi ilan ettiği Ersin'i maç sonu tribünlere Orkun ve Oh götürüyor. Hadi Orkun'u anladık kaptan ve Türk ama daha 13 gün önce gelmiş bir Güney Koreli, takım duygusunu sımsıcak duygularla yaşıyor… İşte bu fotoğraftaki sıcaklık ve içtenlik Beşiktaş'ı başarıya tekrar götürebilir. Tabi ki devam edebilirse.

Protesto olmayınca Ersin devleşti!

Bu sadece 3 puan değil, kriz anında geri dönüş, yenilmezlik serisinin devamı, deplasman galibiyeti ve Avrupa yolunda büyük adım anlamına geliyor aslında. Beşiktaş taraftarı için de "Kazanmayı unuttuğumuz" dönemde gelen destansı bir zafer… Bir moral deposu ve "Biz de artık buradayız" mesajı! İşte maçı böyle özetleyebiliriz. Eğer Beşiktaş, bu yenilmezlik serisinde kaybettiği puanlar olmasa bugün zirvenin dibinde olacaktı. İki takım da açık futbol oynadı. Goller, direkler, kaçan net pozisyonlar... Fakat Beşiktaş bu kaosta daha soğukkanlı davrandı. İştahını ve umudunu kaybetmedi. Başakşehir, organize ve çok kaliteli bir takım (özellikle orta saha ve kanatlarda sert geçişler yapıyorlardı), ama Beşiktaş bu tempoya ayak uydurup daha etkili vuruşlar yaptı. Farkını burada belli etti. Beşiktaş, bu sezonun en iyi maçlarından birini oynadı diyebilirim. Orkun, Beşiktaş için en değerli transferlerinden biri olduğunu üstüne koya koya devam ettiriyor. Hem teknik kapasitesi, hem gol katkısı, hem de karakteriyle tam bir Kartal oldu. Ersin Destanoğlu bu maçta gerçekten çok başarılıydı. Hatta galibiyetin kahramanı oldu. Geçen hafta kendi sahasında taraftardan ıslık yemiş, protesto edilmiş bir kaleci olarak Başakşehir deplasmanında tam bir dönüş yaptı. Ama burada bir ayrıntı var. Beşiktaş, Dolmabahçe'de oynadığı maçlarnda taraftar Ersin'e çok yükleniyor. Çocuk, bu baskı ve protesto olmayınca farkını ortaya koydu. Özellikle geçen haftaki tepkilerden sonra bu performans, mental olarak da büyük bir adımdır. Artık Beşiktaş taraftarı da ayıp etmesin. Oh, tam gaz devam ederken, Mustafa Hekimoğlu için diyecek tek cümlede şuydu: Maçın kahramanı....

Taktik zekasıyla F.Bahçe’yi taşıyor!

Muhteşem bir derbiydi, Fenerbahçe büyük bir zafer aldı. İlk yarı karşılıklı ataklarla bir düello şeklinde geçti.. Fenerbahçe takım savunmasının hatalarıyla golleri yedi.. Ama kaliteli ayaklarıyla golleri buldu.. Trabzonspor karşılık verdi.. Aslında evindeki avantajla ikinci yarıda her şey Trabzonspor lehineydi. Fakat 2-2'den sonra oyunu domine edebilecekken, 48. dakikada gelen gol moralleri bozdu. Trabzonspor baskı kurmaya çalıştı ama Fenerbahçe daha kontrollü ve etkiliydi. Tedesco'nun takımı ikinci yarıda oyunu soğuttu, Trabzon ise pozisyon üretmekte zorlandı. Trabzonspor'un duran top organizasyonları etkiliydi ama genel oyunda disiplin eksikliği vardı. Duygusal dalgalanma ve panik, oyunu Trabzonspor'a kaybettirdi. Muçi'yi sağ kanatta oynatmak zorunda kalan Fatih Tekke asıl oyun planından şaştı.. Tabii burada yönetime bir paragraf açmak lazım. Bu kadar net bir kanat sıkıntısı varken o bölgeye transfer yapılmamasının bedeli tahminimce bundan sonraki maçlarda da ağır olacak. Tedesco, Eylül 2025'te göreve geldikten sonra kısa sürede takımı kendi oyununa uydurdu. Yüksek pres, hızlı geçişler, disiplinli savunma ve hücumda yaratıcılık... Kim ne derse desin taktik zekası fark yaratıyor. Trabzonspor deplasmanındaki 3-2'lik galibiyet gibi büyük maçlarda geri dönme karakteri de gösterdi. Maçın özeti şu aslında: Yüksek kalite galip geldi.. Artık lig yarışında iki takım kaldı.. Galatasaray ve Fenerbahçe.. Bundan sonra bu iki takımın yarışına tanıklık edeceğiz.. Gerçek olan bu!

Sezon bitti, Beşiktaş inşa aşamasında!

Beşiktaş taraftarı için her maç bir kâbusa döndü.. Her maç stres her maç acı!.. Transfer yapsan da aynı yapmasan da.. Aslında bir transfer de teknik kadroya lazım! Maçın ilk 16 dakikasında 2-0 geriye düşmek, hazırlık ve taktik disiplin açısından soru işaretiydi.. Alanyaspor'un hızlı geçişlerine karşı yüksek savunma hattı riskli oynadı ama oyuncular (özellikle stoperler ve orta saha) rakibin ara paslarını okuyamadı, kapatamadı. Güven Yalçın'ın iki golü de bireysel hatalardan geldi ama bu, Sergen Yalçın'ın geçiş savunması talimatlarında yeterince sertlik-yoğunluk koyamadığını net bir şekilde gösteriyordu. Geldiği günden beri hâlâ Yalçın, takımın savunma dengesini oturtamadı.. Sürekli Beşiktaş inşa aşamasında! Lig bitti ama inşaat bitmedi... Takım istikrarsız.. Arka arkaya galibiyet serisi yok, evinde puan kayıpları kronik (G.Birliği, Samsun, Fenerbahçe, Alanya).. Bir takım evinde puan kadar puan kaybı yaşar mı? Hem de bu takımın adı Beşiktaş ise.. Hangi şampiyonluktan bahsedeceksiniz o zaman.. Deplasman kâbus, Dolmabahçe kâbus! Taktiksel denge yok.. (Özellikle savunma-hücum geçişi), konsantrasyon kaybını önleme ve oyuncuları zirve moduna sokma konusunda da bir şey yok! Üstüne takımın skor yükünü taşıyan Rafa Silva gitti, Abraham gitti.. İki yıldız oyuncu resmen kaçtı.. Özetle Beşiktaş savunmada temel disiplini sağlayamadı, erken dakikalarda dağıldı ve maçı domine edecek karakteri gösteremedi. İkinci yarı reaksiyon iyiydi ama kazanmak için gereken ekstra diş yoktu. Bu, sezon genelindeki istikrarsızlığın bir yansımasıdır..

Ülkemizin gücünün büyük göstergesi

Kante, Fenerbahçe'ye hayırlı olsun… İkonik bir isim.. Kulüplerin dertlerinin olduğu, sıkıştıkları anlarda bir ülke Cumhurbaşkanının devreye girmesi kadar mantıklı bir şey olamaz. Ki zaten Al-İttihad'ın burada bir kusuru vardır ve bunu da düzeltmek için devlet büyüklerinden yardım isteniyorsa bu yardım da gelir.. Konuyu Prens Selman'a aktaracak kişi de Sayın Erdoğan'dır.. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın Fenerbahçe ve Türk futboluna yaptığı destek çok olumludur. 'Kendime başka, rakibe başka' diye bir şey yoktur. Yardım isteyen herkese yardım eli uzatılır. Kante transferinde yaşanan süreç ülkemizin gücünü de saygınlığını da bir kez daha göstermiştir. Türkiye'nin liderinin Türk futbolunun gelişimine verdiği katkı zaten bilinmektedir. Cumhurbaşkanımızın önemli spor yatırımlarının olduğu somut bir gerçektir. Dolayısıyla da konuyu sağa sola çekmeden, sulandırmadan, yaşanan sürecin herkes tarafından takdir edilmesi gerekmektedir. Fenerbahçe (Geçmiş yönetim) yıllarca "Bize karşı bir yapı var" söylemiyle kendi taraftar kitlesini germişti. Bugün gelinen noktada bunun sadece boş bir söylem olduğu da net bir şekilde ortaya çıktı. Yani yapı söylemi bitmiştir. Kante, 2018 Dünya Kupası şampiyonu, Premier Lig'de yıllarca en iyi defansif orta sahalardan biriydi. Fenerbahçe'ye gelmesiyle hem sahada kalite artar hem de Süper Lig'in uluslararası cazibesi daha yükselecektir.. Yabancı yıldızlar geldikçe, genç Türk oyuncular da onlarla oynayarak gelişebilir. Olaya böyle bakalım.

Ne pahasına olursa olsun Kante’yi almak istiyordu

Fenerbahçe için inanılmaz heyecanlı saatler yaşandı. Bundan bir ay önce Fransa'nın efsane futbolcusu Kante, sarı-lacivertli takımın gündemine geldi. O günlerde F.Bahçe yöneticileri, "Kante'yi aldık, geliyor" diye açıklama dahi yaptılar. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Fransız yıldızın kulübü Al-İttihad, ipe un serdi adeta. Ve Fenerbahçe'den önce 15 milyon Euro istedi, sonra transferin olmaması için her şeyi yaptı. Önceki gece Kante'nin evraklarını bile sisteme geç girerek transferi önlediler. Çünkü Suudi Arabistan kulübü liginde sıkıntılı günler yaşıyor, 6. sıradalar. Kante'nin ise Dünya Kupası hayali var ve sarı-lacivertlilerin teklifini daha ilk günden kabul etmişti. Gelinen bir aylık süreç o kadar stresli geçti ki hem F.Bahçe yönetimi yıprandı hem de oyuncu. Yaşananların hızına adeta yetişemedik. Öyle ki Fenerbahçe oyuncuyu ne kadar çok istediğini göstermek için Kante'ye teklif ettiği maaşı 10 milyon Euro'dan bonuslarla 15 milyon Euro'ya bile çıkardı (2.5 yıllık anlaşma). Ki Kante'nin sözleşmesi haziranda bitiyor. Yani şunu demek istiyorum, Fenerbahçe inat etti, "Ne olursa olsun seni alacağım'' dedi. Oyuncu da kayıtsız kalmadı. Dünyanın en büyük yıldızlarından biri. Bana göre F.Bahçe'nin orta sahaya transfere ihtiyacı yok ama bazen psikolojik faktörler daha ön plana çıkar. İşte Fenerbahçe yönetimi de bunu yaptı. Ve "Ben bir oyuncuyu istiyorsam alırım" dedi. Özetle transfer dönemleri kulüpler için adeta artık bir kâbus. Bir günde kahraman da olursunuz, bir günde rezil de. Harcanan paralara girmiyorum bile! Fenerbahçe'ye ve Türk futboluna Kante hayırlı olsun.



PATRON, YÖNETİM DEĞİL TARAFTARDIR
Türk futbolunda kulüpler taraftar odaklı yapıya sahip... Bu artık net bir şekilde ortaya çıktı. Tribünler, sosyal medya, sponsorlar, bilet geliri... Hepsi taraftara bağlı. Başkanlar seçimle geliyor, yeniden aday olmak için camianın sevgisini kaybetmemek zorunda. Sosyal medya çağında bir hashtag veya Instagram bombardımanı, yönetimi köşeye sıkıştırabiliyor (Galatasaray'ın anlaştığı Svanberg'de olduğu gibi). Ama resmi yönetim hâlâ yönetim kurulunda! Transfer bütçesi, pazarlık, FIFA-TFF işlemleri taraftarın elinde değil!. Taraftar "İstemiyoruz… Almayın... Yoksa istifa edin" derse iptal olabilir, ama "Gelmesini istiyoruz" diye zorla transfer de yaptıramaz (Örneğin Kante'de istekliydi ama evrak yetişmedi). Özetle; kulüpleri taraftar yönetmiyor, ama taraftar veto edebiliyor veya baskıyla yönlendirebiliyor. Bu, Avrupa'da nadir görülen bir "Türk usulü" durum… Camia o kadar tutkulu ki, yönetim bazen "Taraftarı karşısına almamak" için strateji değiştiriyor. O zaman şu yorumu yapsak hata olmaz: "Kulüpleri taraftar yönetiyor…"

Boşuna dünya yıldızı olmamış!

Kolay bir maç değildi.. Kocaelispor sert ve diri bir ekip.. Her maçını kaliteli oynuyor.. Galatasaray'ı yendi.. Puan farkı 6 iken sahaya çıkıp bu psikoloji ile binlerce Kocaelispor taraftarı önünde net bir skorla maçı kazanmak Fenerbahçe için altın değerindeydi.. Yani Fenerbahçe çok önemli bir virajı kayıpsız geçti. Aslolan 3 puandı. Fenerbahçe oyuna kontrollü başladı ama Kocaelispor ev sahibi avantajıyla direnç gösterdi. İyi pres yaptı.. Kocaelispor daha organize ve hırslı görünse de pozisyon üretmekte zorlandı. Sarılacivertli takım ise topa sahip olsa da (27. dakikadan sonra) net fırsat yaratamadı. 45+1'de Marco Asensio, Talisca'nın asistinde mükemmel bir golle skoru 1-0 yaptı. Kusursuz bir vuruştu.. Boşuna dünya yıldızı olmamış.. Takıma da liderlik yapmaya başladı.. Her anda vardı.. Asensio'nun genel performansı da çok yüksekti.. Skor katkısı, oyun kurma, soğukkanlılık ve tecrübe.. İspanyol futbolcu, F.Bahçe için ekmek, su gibi.. Bu gol, devrenin bitimine yakın kritik bir anda geldi ve Fenerbahçe'yi soyunma odasına önde soktu. Bu psikolojik bir dopingdi.. İkinci yarı F.Bahçe üstündü.. Ederson'un net bir kurtarışı, Nene'nin golü sarılacivertlileri tekrar mutlu anlara, günlere taşıdı.. Son dönemde Göztepe beraberliği, Avrupa'da puan kaybı sonrası baskı artmıştı. Bu galibiyet, takımın disiplinini ve kalitesini gösterdi. Liderle farkı açtırmamak, kalan maçlar öncesi motivasyonu yüksek tuttu. Bu galibiyet Tedesco için önemli bir adımdır. Henüz 'mükemmel' değil ama kesinlikle geçti, hatta notu yükseldi!

Noa Lang’ın ilk sınavdaki notu 8!

Galatasaray'ın Kayserispor'u 4-0 yendiği maç tam bir dominant performans oldu. Skor zaten net ama oyun olarak da hazırlık maçı havası hakimdi. Kayserispor sahada hiç direnç gösteremedi, Galatasaray ise rahat rahat top dolaştırdı, pozisyon üretti. Galatasaray baskıyı hiç düşürmedi, topa sahip olma oranı yüksekti, Kayseri'nin neredeyse hiç etkili atağı olmadı. İptal edilen golü ve Uğurcan'ın bomba hatası dışında. Eski Kayserispor'dan artık eser bile yok! Yeni transfer Noa Lang da ilk maçında iyi oynadı, hızıyla ve dribblingleriyle dikkat çekti; Asprilla da sonradan girip katkı verdi. Noa Lang top tekniği yüksek bir oyuncu. Sürekli içeriye doğru gitti. Hızı ve dribblingleriyle rakip savunmayı zorladı. Şut tehdidi vardı; öz güveni yüksek, cesur oynadı. Zeki, tam bir kanat tipi. Savunma katkısı bile fena değildi. İkili mücadelelerde kazandığı toplar, top çalmalar… Şampiyonluk yarışında Galatasaray'a +1 değer katar. Maç Galatasaray için moral deposu oldu. Lider konumda, ara transfer sonrası kadro oturmaya başlıyor, Osimhen büyük değer, orta saha iyi işledi. Sara'nın yükselişi sürdü. İcardi golünü attı. Okan Buruk, skoru garantiledikten sonra yaptığı oyuncu değişiklikleri ile Osimhen ve İcardi'yi birlikte oynatmasıyla yani bir teknik direktör olarak deneyebileceği her şeyi sahaya yansıttı. 4-0'lık sonuçla birlikte puan farkı maç fazlasıyla 6 oldu. Bugün Fenerbahçe zor bir maç oynayacak. Galatasaray için her şey pozitif gidiyor.

Bu kaostan 3 puanla çıkmak candır!

Orkun Kökçü resmen takımı sırtladı ve kurtardı! Maçın özeti bu bir kere!.. Çok heyecanlı ve bol aksiyonlu bir geceydi.. Takım sahada canla başla oynarken koro halinde söylenen istifa tezahüratlarının gölgesinde geçen 90 dakika.. Bu psikolojide top oynamak kolay değildi. Takım büyük karakter gösterdi.. Ersin'e her top geldiğinde ıslık sesleri.. Çok sağlıksız bir ortam vardı.. Böyle bir maçtan 3 puan almak bir can bir nefestir.. Geceye Orkun damgasını vurdu.. Siyah beyazlı takımın en çok eleştiri altındaki ismi Serdal Adalı ve Sergen Yalçın'ı ipten aldı.. Cerny'nin beraberlik golünde de etkiliydi (sol taraftan ceza sahasına girip şut çekti, kaleci çeldi, top Cerny'de kaldı ve gol oldu). İkinci yarıda da orta sahada top kapmaları, pasları ve baskısıyla oyunu domine etti. Orkun ligin ilk yarısında gol atamadan bitirmişti ama son haftalarda patladı.. Arka arkaya goller atıyor, asist yapıyor. Beşiktaş'ın formsuz dönemlerinde en güvendiği isimlerden biri oldu, kaptanlık bandıyla sahada liderlik yapıyor. Takım geriden gelip kazanırken o sahneye çıkıp "Ben buradayım" dedi. Bence bu galibiyet momentumu devam ettirir, Orkun da MVP'siydi maçın tartışmasız. Negatif hava (Ersin ıslıkları, yönetim protestoları) biraz dağıldı. Sergen Yalçın'a destek veren taraftar grubu haklı çıktı, "Sergen'le devam" sesleri yükseldi. Bu tür "Kötü oynarken kazanan" galibiyetler, Yalçın'ın 2020-21 şampiyonluğundaki gibi "Krizden çıkış" uzmanlığını hatırlattı. Ama yönetim için aynı şeyleri yazamam.. Serdal Adalı ile tribünlerin bağı kopmuş.. Özetle Beşiktaş 3 puandan öte bir maç kazandı!

Şu tabloya bakınca gerçekten iç karartıcı!

Düşünsenize ilk yarı bitiyor ligde, Beşiktaş takımın yarısını gönderiyor... Hepsi de iyi kulüplere transfer oldular, buraya dikkat! Hadi bunlar normal diyelim... Peki gidenlerin yerine neden kimse alınmaz... Bir takım daha da güçsüz, kanatsız, kolsuz, bacaksız hale nasıl getiriliyor! Bunu nasıl başardılar? Şöyle; teknik kadro ayrı transfer çalışmasına bakıyor, yönetim tarafı ayrı. Sonuç yok! Kaybeden kim Beşiktaş, ki artık transfer yapsa ne olacak! Bu takıma kim gelmek ister ki. Motivasyon yok, hedef yok. Oyuncular kafasına göre oynuyor! Kulübe vahim durumda. Kale dertli. Biraz da maça bakalım... Abraham satıldı güle oynaya. El Bilal ve Jota hücumda etkisiz kaldı, Cerny'nin katkısı sınırlı, Taylan Bulut ne defans ne ofansta varlık gösteremedi. Savunma zaten sallantıdaydı, penaltı da geldi. Hem de amatörce.. İlk yarı fena değildi ama ikinci yarıda topu, alanı, ritmi tamamen rakibe bıraktılar. Eyüpspor akıllı oynadı, kontraları iyi değerlendirdi. Beşiktaş'ta varyasyon yok, ezber bozulunca panik başlıyor. Teknik ekip rakibe göre senaryo üretemiyor, reaksiyon geç ve yetersiz... Şimdi diyecekler ki: "Biraz sabır, transferler yolda... Daha süre var." Bunlara Beşiktaş taraftarı artık inanmıyor. Beşiktaş'ın hali, şu anki tabloya bakınca gerçekten iç karartıcı. Mali sorunlar, yönetimin çaresizliği, transfer tıkanıklığı ve saha içi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Ama her kriz, bir fırsat da doğurur; çözüm yolları da olabilir! Sadece cesaret ve doğru adımlar lazım. Fakat bunu "Kim yapar!" dersin bunu yanıt vereceğim bir formül de yok isim de...