CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Ataman’ın dünyaya verdiği net mesaj!

Ergin Ataman'ın, Tel Aviv'deki duruşu spor tarihine geçecek cinsten. Hem cesur hem vakur hem de son derece etkili. Düşünsenize, önceden tehditler almış ('İsrail'e gelme' diye), 300 taraftar soyunma odası girişinde küfür ve hakaretle karşılıyor, salonda 15 bin kişi maç boyu aynı şeyi yapıyor. Ama Ataman ne yapıyor? Başını dik tutuyor, eller cebinde, sakin ve umursamaz bir şekilde salona giriyor. Maç boyunca bacak bacak üstüne atıp oturuyor. Bu tavırla resmen 'Siz ne yaparsanız yapın, ben buradayım ve işimi yapıyorum' diyor. Provokasyona gelmiyor, sinirlenmiyor, yumruk sıkmıyor (en azından gösteriş için yapmıyor), sadece işine odaklanıyor. Maç sonrası da net: "Bu basketbol değil, NBA'de böyle şey görmedim. Hakemler, yetkililer işini yapmıyor. Yine geleceğim, hukuki yollara başvuracağım."



Bu duruşu ben şöyle yorumluyorum: Kişisel cesaret seviyesinin zirvesi. Çoğu insan ya geri adım atar ya da sinir krizi geçirirdi. Psikolojik üstünlük kurmuş. Taraftarı daha da çıldırttı, çünkü umursamazlığı onları delirtti. Provokasyona kapılmamak en büyük zafer. Milli gurur boyutu da cabası. Türkiye'de "Türk duruşu" diye patladı sosyal medya, TBF hemen kınama ve EuroLeague'den inceleme talep etti. İnsanlar "Siz siyonistseniz ben de Türk'üm" mantığını görüyor ve alkışlıyor. Bence bu tavırla sporun ötesinde bir mesaj verdi: Tehditlere, hakarete boyun eğmemek, dik durmak ve işini yapmak. EuroLeague'in bu sefer gerçekten adım atması lazım (cezalar, inceleme vs.). Yoksa yine geçiştirirler ve bu tür şeyler normalleşir.

NOA LANG VASIFSIZ BİR FUTBOLCU DEĞİL!
Noa Lang, Galatasaray'a imza attı. Taraftar çok da beğenmedi. Her kafadan bir ses çıkıyor. Oyuncuyu itibarsızlaştırmak isteyen büyük bir kesim oldu. Kendisi için Avrupa'da da çok ateşli, asi, egosu yüksek ve provokatif bir karakter yorumu yapılıyor. Öyle mi değil mi tam bilmiyoruz! Futbolculuk hayatında yaşadığı olaylar elbette var. Fakat kendisini özellikle Okan Buruk istemiş. Hatta aramış ve görüntülü de görüşmüş. Fethiye maçından sonra Okan Buruk, Lang'ı aramış ve takımı tek tek anlatarak neden kendisini istediğini söylemiş. Buruk, Şampiyonlar Ligi vurgusu yapmış. Lang'ı isteyen Avrupa'dan çok sayıda kulüp olmasına rağmen bu telefon konuşmasından sonra Hollandalı futbolcu, Galatasaray'ı tercih etmiş. İyi mi, kötü mü, asi mi, sakin mi bunu göreceğiz. Bildiğim bir şey var; taraftar bu ateşli adamı sevecek. Vasıfsız bir adam değil.

OKAN BURUK, YASER ASPRİLLA'YA BAYILIR!
Transferde gaza basan G.Saray bir de Yaser Asprilla'yı aldı. Sessiz bir şekilde bu işi bitirdi yönetim. 22 yaşında ve sağ kanat oyuncusu. Okan Buruk, hem Lang hem de Asprilla'yı kadrosuna katarak Barış ve Sane'ye mesajı verdi. Asprilla joker gibi bir adam. Görev aldığı mevkilere bakalım: Sağ kanat 60, 10 numara 35, sol kanat 9, santrafor 7, merkez orta saha 3, forvet arkası 2 ve orta saha sol da 1 maç. Buruk'un tam da sevdiği bir model.

Sosyal medya kulüplerin en büyük düşmanı

Taraftarların sürekli transfer istemesi, özellikle Türkiye'deki büyük kulüpleri (Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor) ciddi şekilde baskı altına alıyor. Bu baskı genellikle kısa vadeli, plansız kararlara yol açıyor. Türkiye'de futbol tutkusu aşırı yüksek. Sosyal medya, tribünler ve gruplar üzerinden "Transfer istiyoruz" sesi çok çabuk yükseliyor. Takım kötü sonuç alınca veya rakip transfer yapınca hemen "Yıldız gelsin.. Niye transfer yok?.. Bakın rakip nasıl adamlar getirdi" baskısı başlıyor. Bu da yönetimlerin, "Taraftarı susturmak" için acele hamle yapmasına neden oluyor. Panik transferleri getiriyor. Pahalı veya kulübe uymayan oyuncular alınabiliyor. Sonuçta borç artıyor, sürdürülebilirlik bozuluyor. Kulüplerin borçları milyarlarca lirayı aşıyor. Yaklaşık 80 milyar TL.. Transfer harcamaları Avrupa'da bile dikkat çekecek seviyede ama başarı gelmeyince (Avrupa'da genelde hayal kırıklığı) eleştiri büyüyor. Taraftar baskısı kısa vadede yönetimi rahatlatıyor gibi görünse de uzun vadede kulübü borç batağına sürüklüyor. Kısaca özellikle sosyal medya baskısı çok fazla ve büyük kulüplerde yönetimlerin en büyük düşmanlarından biri haline geliyor. Akıllı yönetimler bu baskıya direnip uzun vadeli plan yapıyor (nad-i ren başarılı oluyor), çoğu ise taraftarı memnun etmek için günü kurtarmaya çalışıyor. Bu döngü Türk futbolunun en büyük sorunlarından biri oldu.. Eminim ki özellikle büyük takımlar, 'Şu transfer dönemi bitse de rahatlasak' diye dua ediyorlar. Geçmişte bunu Okan Buruk söyledi. Eskiden başkanlar, "Para basıp yıldız alırız" diye popülist olabiliyordu, şimdi ise borç+limit+başarısızlık korkusu üçgeninde sıkışıyorlar. Bu da onları hem taraftara karşı savunmasız bırakıyor hem de yanlış-acele transfer yapmaya zorluyor (ki bu da kâbusu büyütüyor).


TEK ÇÖZÜM BENFICA İLE ANLAŞMAKTIR!
RAFA SILVA krizi 3 aydır bitmiyor.. Dün Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, "Rafa Silva için istediğimiz teklif gelirse Benfica'da oynar. O teklif gelmezse de Rafa burada kalır. Bizim için ödeyeceğimiz para çok önemli değil, kalır ve hayatına Beşiktaş'ın futbolcusu olarak devam eder" dedi.. Rafa Silva'nın daha 1.5 yıllık anlaşması var.. Zaten haftalardır yok.. Beşiktaş bu sezon da 6 milyon Euro para ödeyecek.. Vergisiyle bu rakam 9 milyon Euro'ya yakın.. Bir de Türk parası olarak yazalım: 460 milyon TL.. Bu para sadece bu sezonun rakamı.. Diğer ödemeleri var mı bilmiyoruz (Ev, araba, benzin, uçak bileti, menajer parası).. Beşiktaş'ın sokağa atacak 1 TL'si bile olmaması lazım.. Benfica 7 milyon Euro'ya kadar çıkmış.. Orta yol bulunur!


"KANTE GELİYOR!" DEMEK PAHALI İŞ!
Kante için F.Bahçe yoğun mesai harcıyor.. Daha net bir anlaşma yok.. Ama işin PR çalışması sosyal medyada iyi yapıldı.. Ertan Torunoğulları futboldan sorumlu yönetici olarak bu süreçte ön planda; açıklamaları, taraftarı heyecanlandırmak için bilinçli yapılmış görünüyor. Eğer transfer patlarsa "Sözünde durdu" diye alkışlanır, gecikirse de "Süreç devam ediyor" diye geçiştirilir. Ama olmama ihtimali de var.. Dünya küçük.. Siz ne derseniz S.Arabistan'da da yankı buluyor.. Kante'nin 6 ay sözleşmesi kalmış ve F.Bahçe bonservis bedeli ödemek istemiyor.. Ama siz "Kante geliyor" derseniz de bazı rakamlar büyüyor! O zaman o rakam neyse ödeyeceksiniz! Söz ağızdan çıktı..

Sezonun kalanının fotoğrafını çeker!

SAHA dışı pek çok sıkıntının yaşandığı bu dönemde Galatasaray-Fenerbahçe finali futbolumuza renk katacaktır... Dünyanın gözü, ünlü yabancı oyuncuların da yer aldığı bu derbide olacak. Yıllardır şampiyonluk yarışında at başı giden bu iki kulüp, Süper Kupa finaliyle Türk futboluna nefes olacak... Ezeli rekabet ve ebedi dostluk içerisinde özellikle Fenerbahçe'nin yeni yönetiminin ateşe benzin dökmemesi, Galatasaray'ın da dostluğa değer vermesi, uzun yıllar sonra rekabet içerisinde inanılmaz bir mücadelenin verileceğini bize gösteriyor...
Geride kalan maçlara baktığımızda Galatasaray'ın, Trabzonspor karşısında son derece rahat bir galibiyet aldığını gördük. Sarı-kırmızılılar, kaldıkları yerden yollarına devam ediyor. Kadroda çok değerli isimler var ancak tüm gözler yine İcardi'nin üzerinde olacak. Arjantinli yıldız, Fenerbahçe maçının adamı olmaya en yakın isim. Form grafiği yüksek. Genel tabloya baktığımızda Galatasaray, bu maça A'dan Z'ye hazır görüntüsü veriyor. Gelelim Fenerbahçe'ye; sarı-lacivertliler futbola adeta yeniden âşık olmuş. Samsunspor maçında özellikle ilk yarıda izlediğimiz takım, sahada muhteşem bir oyun ortaya koydu...

A KALİTE YAYIN!
Elbette herkesin merakla beklediği isim, Samsunspor'dan transfer edilen Musaba'ydı. Yıldız futbolcu, ilk maçındaki iştahı ve arzusu ile dikkat çekti. Savunma arkasına yaptığı koşular ve oyun zekâsı Nene'ye artık forma yüzü göstermez. İki asistle skora da doğrudan etki etti. Ben beğendim. Fenerbahçe, düşük maliyetle nefis bir transfer yapmış. Yönetimi tebrik etmek gerekir. Atatürk Olimpiyat Stadı, muhteşem bir geceye ev sahipliği yapacak. Tribünlerin tamamen dolu olacağını tahmin ediyorum. Bu maçın net bir favorisi yok. Ancak kazanan taraf, ligin ikinci yarısı için ciddi bir moral ve ekstra motivasyon elde edecektir. Ve bazen bir kupa, sadece kupa değildir… Sezonun geri kalanının psikolojisini belirler.
Turkuvaz Medya kar kış demeden tüm maçları sporseverler için ekranlara canlı olarak getirdi. G.Antep'teki Galatasaray- Trabzon maçının yanı sıra Adana'daki Fenerbahçe-Samsunspor karşılaşması için önemli hazırlıklar yapıldı. Yayınlar, nefis çekimlerle anında verilen tekrar pozisyonlar ile beğeni kazandı. Finalde de A kalite yayıncılık bizi bekliyor.

Tedesco’nun sistemine cuk oturmuş!

Fenerbahçe futbolu özlemiş... İştahlı başladı... Hele de ilk yarıda. Sürekli gol aradı, direkten dönen toplar, kaçan fırsatlar. Tatil çok iyi gelmiş. Tedesco hazırlıklara geç başladı diye eleştiri alıyordu ama demek ki bir bildiği varmış... Rotasyonlu kadroya rağmen (11 eksik vardı) disiplinliydi, hücumda çeşitlilik vardı. Musaba sağ kanadı uçurdu (iki asist), Kerem gol attı, Duran ikinciyi ekledi... Savunmada da sağlam durdu... Samsunspor'un tehlikeli kontralarını kesti, Ederson kritik kurtarışlar yaptı. Özellikle Musaba'ya değinmek istiyorum.. Sadece iki idman yapmasına rağmen eski takımı Samsunspor'a karşı ilk 11'de başladı ve Kerem Aktürkoğlu'nun golünde mükemmel bir asist yaptı... İkinci golde de... Hızlı, dribblingi güçlü, kolay adam eksiltiyor. Karar verme süresi kısa... Fenerbahçe'nin kanatlarına ilaç gibi gelecek. Fark yarattı ilk maçında. Özellikle kontralarda ve hızlı hücumlarda!. Eski takıma karşı böyle başlaması da ayrı motive etmiş belli ki. Fenerbahçe hesaplı ve iyi bir transfer yaptı.. Hep 20-30 milyon Euro'luk adamlar alınacak diye bir şey yok zaten. Tedesco hücumda baskıyı ve tempoyu artıracak, rakibi baskı altına alacak, adam geçecek oyuncular istiyordu... Zaten bu nedenle Musaba'yı aldırdı. Tam isabet olmuş. Şimdi bizi nefis bir final bekliyor.. Bu sezon ilk kez dörtlü formatta oynanan Süper Kupa'da derbi finali izlemek müthiş olacak... Yıllardır özlediğimiz türden bir kapışma bu! Milyonlarca izleyiciye ulaşacak Turkuvaz Medya sayesinde... Şölene hazır olun!

Spor dünyası hep vicdanın sesi oldu

Spor dünyasını milyonlarca insan takip ediyor. Onların tepkileri ve tribünlerdeki Gazze destekleri, kamuoyunda farkındalığı artırdı ve mesajı küresel çapta yaydı. Türkiye'de rakip kulüplerin (Özellikle 4 Büyükler) ortak katılımı ve çağrıları, siyasi veya sosyal bölünmeleri aşan bir dayanışma örneği oluşturuyor. Bu, mazlumun yanında duruşu güçlendiriyor ve gençlere de rol model oluyor.



Mesela uluslararası arenada da benzer etki görülüyor. Mohamed Salah, Karim Benzema, Lewis Hamilton gibi yıldızların Gazze'ye destek mesajları veya bağışları, dünya medyasında yankı uyandırdı ve baskı yarattı. Örneğin, Celtic taraftarlarının Filistin bayrakları veya Ons Jabeur'un ödül parasını bağışlaması gibi eylemler, sporun insan hakları mücadelesindeki rolünü göstermiştir. Spor camiasının sesi, zulme karşı sessiz kalmamayı teşvik ediyor ve uluslararası kamuoyunu harekete geçiriyor. Türkiye'deki gibi kitlesel etkinliklerde spor dünyasının varlığı, katılımı artırıyor (Dün yürüyüşe 520 bin kişi katıldı) ve mesajı daha güçlü kıldı. Kısacası, spor dünyası sadece saha içinde değil, saha dışında da her koşulda ve şartta vicdanın sesi olabiliyor. Galata'ya giderek soykırıma karşı dik duran, öldürülen binlerce çocuğun acısını kalplerinde yaşayarak dünyaya verilen mesaj çok kıymetlidir..



SADETTİN SARAN ŞAMPİYON OLURSA ADAY! OLAMAZSA ADAY DEĞİL!
Fenerbahçe sezon sonunda (muhtemelen Mayıs-Haziran ayında, yani lig bitiminden sonra) olağanüstü seçimli genel kurula gidecek. Başkan Sadettin Saran, yılın son günü yaptığı açıklamada bunu resmen duyurdu... Sezon sonuna kadar görevine devam edecek, ardından kulübü kongreye götürecek. Bu kararı Saran kendi ifadesiyle, son dönemdeki kişisel hukuki süreçlerin kulübü etkilememesi ve şampiyonluk hedefinin zarar görmemesi için aldı. Peki Saran olağanüstü kongrede aday olacak mı?
1- Üyelerden ve camiadan güçlü destek gelirse yeniden aday olup güven tazeleyebilir.
2- Destek yetersiz kalırsa görevi devretme ihtimali masada.
3- Bazı kulislerde %70 aday olmayacağı yorumları var ama kesin değil.
4- Takım şampiyon olursa %100 aday olur.
5- F.Bahçe şampiyon olamazsa aday olmaz.



RAFA SİLVA MI YOKSA BEŞİKTAŞ MI KAZANIR!
Beşiktaş haftalardır Rafa Silva problemini çözemedi. Yönetim, kulübün parasal haklarını korumak için "dik duruş" sergiliyor ve bedelsiz/ düşük bedelli ayrılığa izin vermiyor. Bu strateji doğru olsa da kriz uzadıkça takım motivasyonunu ve huzurunu olumsuz etkiliyor. Adam da yüzsüz, Dünya umurunda değil. "Kapı gibi sözleşmem var, oynamam olur biter" diyor. Ara transferde bir netlik bekleniyor. Ya orta yol (düşük fesih veya takas) bulunacak ya da kadro dışı ve FIFA süreci başlayacak. Ayrılık kaçınılmaz. Ama Beşiktaş 15 milyon Euro para kazanabilir mi bu işten! Hiç sanmam. Zaten bayağı düşük bir rakama (3-4 milyon Euro) sözleşme karşılıklı feshedilecek.



AKLIMA SERGEN HOCA GELDİ!
F.Bahçe'nin efsanesi Aykut Kocaman, Sports Digitale'e güzel bir röportaj vermiş.. Bir cümlesi dikkatimi çekti.. Kocaman diyor ki, "4 senedir gelirim yok. Ama yorumculuk yapmadım. Antrenörlükten yorumculuğa, yorumculuktan antrenörlüğe geçenleri anlayamıyorum. Konuştuğun gibi yap ya da dikkatli konuş. Yapamadıklarını yapılabilirmiş gibi anlatma." Aklıma Sergen Yalçın geldi.. Yorumcuyken şöyle demişti: "Beşiktaş'ın sahada 10 kişi nasıl oynanması gerektiğini öğrenmesi lazım." Sonra 10 kişi kaldığı maçlarda bu sözler olay olmuştu.. Özetle Aykut hoca doğru demiş: Ya yorumcu ol ya da teknik adam!

Süleyman Seba yaşasaydı ne olurdu?

Beşiktaş'ın 'vefasız kulüp' olup olmadığı, yıllardır taraftarlar arasında tartışılan duygusal bir konu! Özellikle son dönemde Necip Uysal ve Mert Günok'un kadro dışı bırakılması, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. Beşiktaş yönetimi, teknik heyetin (Sergen Yalçın önderliğinde) raporuyla Necip Uysal ve Mert Günok'a "Kendinize kulüp bulun" diyerek kadro dışı bıraktı. Alınan bu karar, özellikle Necip için büyük tepki çekti… Çünkü Necip, altyapıdan yetişip 2009-10'dan beri Beşiktaş forması giyiyor. 466 resmi maçta oynamış, kaptanlık yapmış, kulüple özdeşleşmiş bir isim.. Karar resmi siteden soğuk bir açıklamayla duyuruldu. Necip daha sonra kendi açıklamasında "Kimseyle görüşemedim, sezon sonunda bu formayla bırakmak istiyordum ama anlayış gösterilmedi" diyerek vefasızlık siteminde bulundu.

Hatta hocasını arayıp konuşmak istese de bunu bile başaramıyor. Sergen Yalçın, "Sen kimsin?" diyor telefonda. Güler misin ağlar mısın? Eski kaptan Oğuzhan Özyakup ne kadar güzel demiş: "Tarih bunu unutmaz, Necip kulübün vicdanıydı". Yönetime tepki yağdı. Mesele Necip ismi değil, mesele performans değil.. Bunun altını çizelim. Ama bu her kulüpte olan sportif kararlarla duygusal aidiyet çatışmasından kaynaklanıyor. Beşiktaş 'halka mal olmuş, vefakâr kulüp' imajıyla bilinmiyor mu? O yüzden Necip gibi sembol isimlere yapılan muamele daha çok yaralıyor. Güncel olayda üslup ve iletişim eksikliği (görüşme yapmadan resmi açıklama) vefasızlığı daha da büyüttü. Sonuçta subjektif: Kimine göre 'sportif zorunluluk, vefa değil iş', kimine göre ise "Beşiktaş ruhuna ihanet". Ama şu an camiada ağırlıklı görüş: Özellikle Necip'e yapılan vefasızlık. Ben Başkan Serdal Adalı'dan daha kıymetli, daha değerli bir açıklama beklerdim. Yönetim de sınıfta kalmıştır. Beşiktaş bu değildir! Süleyman Seba'nın herhalde kemikleri sızlıyordur mezarında!


BAHİS VE ŞİKE OPERASYONU 2026'YA DAMGA VURACAK
Türk sporu için 2025 yılı genel olarak oldukça başarılı ve gurur verici geçti. Özellikle bireysel branşlarda ve milli takımlarda tarihi zaferler, rekorlar ve madalyalar alındı. Futbol tarafında ise Galatasaray'ın dominasyonu öne çıktı, basketbolda ise Fenerbahçe Beko'nun EuroLeague zaferi ve A Milli Erkek Basketbol Takımı'nın EuroBasket gümüşü yılı taçlandırdı.

Yılın son günlerine futboldaki bahis soruşturması gibi skandallar da damga vurdu. Genel beklenti: Soruşturma teknik direktörlere sıçrarsa 'tsunami etkisi' yaratacak, çünkü TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu daha önce, "Sıra teknik direktör, antrenör, menajer ve kulüp başkanlarında" demişti. Bu konu uzunca bir süre daha tartışılacak ve yeni operasyonlarla devam edecek. Ben bunu Türk sporu için çok önemli bir adım olarak görüyorum. Temizlik yapılacaksa sonuna kadar yapılmalıdır.


KULÜPTE GÜVEN EROZYONU YARATTI
Fenerbahçe'de durum kritik ve hızlı gelişiyor. Kafalar karışık! Sadettin Saran, Eylül 2025'te yapılan olağanüstü seçimli kongrede Ali Koç'u 12.068'e karşı 12.325 oyla geçerek başkan seçilmişti.. Ancak Saran hakkında uyuşturucu madde kullanımı iddiasıyla soruşturma başladı: Adli Tıp testi pozitif çıktı, evinde arama yapıldı, gözaltına alındı, ifade verdi ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Saran suçlamaları reddediyor.

Organik sakinleştiricilerden bahsediyor ve bağımsız laboratuvar sonuçlarının temiz çıktığını savunuyor (ama savcılık resmi bilirkişi raporu olmadığını açıkladı). Şimdi seçim kararı alındı.. Çünkü bu olay kulüpte güven erozyonu yarattı. Başkanın kişisel soruşturması camiayı etkiliyor, rakip tezahüratlara malzeme oluyor, iç huzursuzluk artıyor. Seçime gidilmesi en sağlıklısı. Seçim kararı alınmasaydı baskı artar, belki daha kötü olurdu.. Yeniden adaylığıyla ilgili bir açıklama yapmadı. Peki aday olursa Sadettin Saran tekrar başkan olarak seçilir mi? İşte burası belli olmaz!


MUTLU SENELER
Çok zor bir yılı geride bıraktık. Hem dünya gündemi hem de spor gündemi nefes nefese geçti..

Allah herkese sağlıklı ve bereketli bir yıl nasip etsin. İnşallah 2026, ülkemiz adına çok güzel geçer.

Vefasızlık mı? mecburiyet mi?

Beşiktaş yönetimi, Sergen Yalçın'ın isteğiyle iki önemli futbolcusu Mert ve Necip'i kapının önüne koydu. Sergen Yalçın, iki futbolcudan da istediği verimi alamıyormuş. Adamlar zaten oynamıyor ki. Verim nasıl olacak!. Mert de şaşkın Necip de. Mert, ocak ayında yeni sözleşme imzaladı. A Milli Takım kaptanı ve kalecisi. Daha geçen hafta A Spor'da "Bir yere gitmiyorum. Başka planım yok" dedi. Ama Sergen Yalçın istemiyordu ve yolladı. Performansla ilgili bir durum değil konu yani! Necip zaten formaya hasretti. Bence Mert'in yanında o da yanmış! Futbol takımlarında böyle kararların alınması normal fakat tarz ve yöntem hep eleştiri konusu! Beşiktaş sıradan futbolcu muamelesi yaptığı iki değerli ismini önce kaptanlıktan aldı, sonra da kovdu. Mesela, 2 aydır Beşiktaş'a zerre kadar değer vermeyen Rafa Silva için hiçbir adım atamadı. Portekizli futbolcu, kafasına göre takılıyor. İki konu biraz farklı olabilir ama takımın huzurunu bozan, sahaya çıkıp banka soyguncusu gibi sadece gözü görünen adam orada duruyor. Sergen Yalçın önemli bir teknik adam, bir planı vardır herhalde! Şimdi şu kapıya konan iki futbolcunun durumuna bir bir bakalım:


İSVİÇRE ÇAKISI OLDU AMA YARANAMADI!
Necip
Uysal, Beşiktaş'a 12 yaşında ayak bastı. 2004'te Bayrampaşa Yeni Yol Yıldız'dan altyapıya alınırken 16 yaşında A Takım ile antrenmana çıktı. İlk kez 2010'da A takımla 11'de forma giydi. Beşiktaş'ta 466 maçta ter döken Necip, 6 gol-19 asistlik performans sergiledi. Takımıyla 3 Süper Lig, 3 Türkiye Kupası ve 2 Süper Kupa şampiyonlukları yaşadı. Asıl mevkisi ön libero olmasına rağmen 'İsviçre Çakısı' gibi her yerde oynadı, yabancılık çekmedi. Stoperde 123, sağ bekte 62, merkez orta sahada 30 ve sol bekte 3 karşılaşmada ter döktü. Şubat 2025'te sözleşmesini 2027 sezonu sonuna kadar uzatmıştı.


MERT DAHA YENİ SÖZLEŞME İMZALADI
Mert
Günok, Beşiktaş kariyerine 2021'de başladı. F.Bahçe altyapısında A takıma kadar yükselen milli eldiven, ardından Bursaspor, Başakşehir maceraları yaşadı. Beşiktaş'ta 130 karşılaşmada 153 gol yerken 38'inde kalesini gole kapattı. Fenerbahçe'de 6, Beşiktaş'ta 3 ve Başakşehir'de 1 şampiyonluk (kupalar da dahil) kazandı. Ocak 2025'te Beşiktaş ile 2 yıllık yeni sözleşme imzaladı. 2012'den beri koruduğu A Milli Takım kariyerinde 37 mücadelede ter döktü. 37 gol yerken kalesini 15 defa kapattı. Özellikle 2024 Avrupa Şampiyonası'ndaki müthiş performansıyla hafızalara kazındı. Çok defa yılın kalecisi seçildi.


BU KADAR BORÇLA TRANSFER YAPILIR MI!
Beşiktaş
2025 yılı 3. Olağan Divan Kurulu Toplantısı'nda resmi olarak açıklandı: Kulübün 31 Ağustos 2025 itibarıyla toplam borcu 22 milyar 531 milyon 664 bin 293 TL. Yanlış okumadınız! Bu rakam, bir önceki divan kurulunda (31 Mayıs 2025 verisi) açıklanan 17 milyar 731 milyon TL'den yaklaşık 4,8 milyar TL daha fazla. Sadece 3 ayda bu kadar artış olması camiada şok etkisi yarattı. Başarı da olmayınca bu rakamın büyüklüğü ve etkisi daha çok ortaya çıkıyor. Şimdi transfer döneminde Beşiktaş, 6-7 futbolcu da alacaksa herhalde 25 milyarı geçer bu tutar! Şampiyonluk yarışından kopan Beşiktaş'ın mevcut kadrosu kupa için yeter. Hadi 1-2 transfer de yapsın. Beşiktaş, bu 22,5 milyar TL'lik borcu kısa vadede ödeyemez ama tamamen batıp ortadan kalkacak bir durum da yok. Türk futbol kulüpleri dernek statüsünde olduğu için klasik iflas yaşanmıyor; borçlar yapılandırılıyor, taksitleniyor ve yönetiliyor. Ancak mevcut tablo çok zorlayıcı ve sürdürülemez.

Son operasyonun ince noktaları!

Futboldaki şike ve bahis operasyonu büyüyerek devam ediyor.. Buz dağının asıl görünmeyen yüzü daha çıkmadı ama! Son olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü, "Futbolda Bahis Soruşturması" kapsamında yeni bir operasyon düzenlendi. İstanbul merkezli 11 ilde eş zamanlı yapılan baskınlarda, 14'ü aktif futbolcu olmak üzere toplam 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Tabi ki en çok dikkat çeken isim G.Saray'ın eski Başkan Vekili Erden Timur. Savcılık açıklamasına göre, 6222 sayılı Kanun maddesi 11: Şike ve teşvik primi, 5549 sayılı Kanun: Suç gelirlerinin aklanması (kara para), 7258 sayılı Kanun: Yasa dışı bahis. Yani Timur'a çok önemli 3 suçlama yapılıyor..

TÜRKİYE'NIN UEFA VE FIFA İLİŞKİLERİNİ YÖNETİYOR!
Galatasaray
taraftarının çok sevdiği bir isim.. Özellikle transfer dönemlerinde.. Ki Sadettin Saran'a taraftarın verdiği desteği Galatasaray taraftarı da veriyor. Gözaltına alınan ve dikkat çeken isimlerden biri de TFF Dış İlişkiler ve Milli Takımlar İdari Direktörü Buğra Cem İmamoğulları.. Milli Takım ekibinde görev yapan ismin bahis soruşturması içinde yer alması üzücü.. Görev tanımı kapsamında; TFF'nin FIFA, UEFA ve diğer ulusal federasyonlarla ilişkilerini yönetmek, A Milli Takımı ve alt yaş milli takımlarının uluslararası organizasyon süreçlerini koordine etmek, resmi müsabakalar, kamplar ve turnuvalarda idari planlamayı yürütmek gibi sorumluluklar üstlenmekte.

KASIMPAŞA-SAMSUN MAÇI ŞÜPHELİ GÖRÜLMÜŞTÜ!
26
Ekim 2024'te oynanan Kasımpaşa-Samsunspor maçında şike ve bahis manipülasyonu iddiaları şu anki futbolda bahis soruşturmasının en kritik parçalarından biri haline geldi. Süper Lig 10. hafta maçı, Samsunspor'un deplasmanda 4-1 kazanmasıyla bitmişti. İlk yarı: Samsunsporlu Olivier Ntcham, 19. ve 27. dakikalarda iki penaltı kaçırdı (biri Panenka tarzı, diğeri üstten dışarı). Kasımpaşa, 31. dakikada Aytaç Kara'nın golüyle 1-0 öne geçti ve devre bu skorla kapandı. İkinci yarı: Samsunspor 68. dakikadan itibaren 4 gol buldu ve maçı çevirdi.. İşte o günlerde oldukça fazla maça dair şüpheler dile getirilmişti.. Hatta 238 kişi bahis oynayıp oldukça büyük rakamlar kazanmıştı.. Şimdi sevk edilen oyuncular arasında bu iki takımdan isim yok.. Bu, soruşturmanın üçüncü dalgası ve dosyadaki en dikkat çeken maç. Yeni delillerle genişleyebilir.

DEVLET RENKLERE GÖRE SORUŞTURMA YAPMIYOR
Operasyonların
renklere göre yapılmadığı da en büyük gerçek.. Dolayısıyla devlet makamlarına ve savcılığa güvenmek esas olan şey.. Sosyal medyada özellikle olayları başka noktaya çekip bir kaos ortamı yaratmak kimseye bir fayda sağlamaz.. Herkes kendi kulübüne dokunulmayınca alkışlıyor, dokunulunca "siyasi" diye sallıyor. Gerçek temizlik yerine algı savaşına dönüyor iş. Soruşturma genişliyor (hakemlerden futbolculara, TFF görevlilerine, yöneticilere), ama taraftar kavgası yüzünden odak dağılıyor. Eğer ülkemizi futbolu gerçekten temizlensin istiyorsak, masumiyet karinesiyle bekleyip delillere bakmak lazım. Önemli olan da bu!

Analizi F.Bahçe ailesi yapar!

Fenerbahçe, milyonlarca taraftarı olan, tarihi bir mücadele ruhu taşıyan Türkiye'nin en büyük camialarından biri. Sadettin Saran'ın başkanlığı döneminde gündeme gelen uyuşturucu soruşturması (saç örneğinde kokain pozitif çıkması, mesajlaşmalar ve gözaltı süreci) ister istemez kulübün imajını etkiledi. Dün itibarıyla adli kontrol şartıyla (haftada iki gün imza ve yurt dışı yasağı) serbest bırakıldı. Süreç devam ediyor. Hukuken masumiyet karinesi geçerli; henüz bir mahkûmiyet yok. Sayın Saran iddiaları reddediyor ve yaşananları "itibar suikastı" olarak nitelendiriyor. Ancak söz konusu Fenerbahçe gibi büyük bir camia olunca mesele sadece hukuki boyutta kalmıyor. Özellikle uyuşturucu temini veya kullanımı gibi ağır iddialar, kulübün prestijini, gençlere rol model olma sorumluluğunu ve genel algıyı zedeliyor.

Taraftarın önemli bir bölümü destek veriyor; statta tezahüratlar yapılıyor, kulüp binasında ve sosyal medyada birlik mesajları paylaşılıyor. Buna karşılık istifa çağrıları da var. Bazı Yüksek Divan Kurulu üyeleri, "Kulübü daha fazla yıpratmamak adına" görevden ayrılmasının doğru olacağını savunuyor. Fenerbahçe'nin yaklaşık 900 sporcusu var, her yaş grubunda faaliyet gösteriyor ve olimpiyatlara en çok sporcu veren kulüp olmakla gurur duyuyor. Bu detaylar, konunun ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Ocak ayındaki Yüksek Divan Kurulu toplantısında konu tüm yönleriyle ele alınacaktır. Nihayetinde bu kararı Fenerbahçe kendi iç dinamikleriyle vermelidir. Doğru olan da budur.

BEŞİKTAŞ KAÇ OYUNCU ALMALI?
Beşiktaş, Fenerbahçe'yi kupada yenerek taraftarına sadece bir galibiyet değil, huzur ve umut hed-i ye etti. Türkiye Kupası, Beşiktaş için bu sezon vazgeçilmez olmalı. Transfer konusuna gelince; ikinci yarı için en az 4-6 transfer şart. Yönetim de zaten 5-6 takviye planlıyor.
Merkez orta saha: Rafa Silva'nın olası ayrılığı sonrası en az 2 kaliteli, yaratıcı ve skor katkısı verecek oyuncu gerekiyor.
Sol bek: Kronik bir sorun. Mutlaka transfer şart. Masuaku kalsaydı bu sıkıntılar yaşanmazdı.
Stoper: Savunma hattı sık sık dağılıyor. Eldeki isimlerle olmaz; iki yıldız, marka stoper alınmalı.
Sağ bek: Orada da istikrar yok. Beşiktaş bu bölgeye de transfer istiyor.


F.BAHÇE, MUSABA'YI 1 AY ÖNCE BİTİRDİ!
Musaba'nın Fenerbahçe'ye transferi Samsunspor cephesinde tepki yarattı. Teknik direktör Thomas Reis, A Spor'da sert açıklamalar yaptı. Oyuncunun haftalardır isteksiz olduğunu söyledi. SABAH Spor bu haberi, 23 Kasım'da vermişti. Yani Fenerbahçe, oyuncuyla yaklaşık 34 gün önce masaya oturmuş ve işi bitirmişti. Bu yeni bir gelişme değil. Peki Samsunspor'a haber verilmeli miydi? Elbette. Serbest kalma maddesi süreci kolaylaştırmış olsa da kulüp kapısının çalınması daha doğru olurdu. Artık yapılacak bir şey yok. Transfer tamamlandı ve Fenerbahçe iyi bir iş yaptı. Kerem ve Oğuz düşünsün artık!.


İCARDİ G.SARAY'DA KALDI
G.Saray yönetimi, net yanıtlar vermese de İcardi için kararı taraftar verdi. Arjantinli futbolcuyu her maçta daha fazla bağrına basan seyirci, yönetime net bir mesaj gönderdi: "İcardi ile sözleşme yapın..." Ocak ayında Arjantinli ile masaya oturulup 2 yıllık el sıkışılması bekleniyor.

Rafa Silva’yı unut Cerny’ye bak!

İki takımın da çok eksiği vardı. Buna rağmen kalite düşmedi. Fenerbahçe de Beşiktaş da kazanmak istedi. Ama daha net pozisyonlar bulan Beşiktaş'tı. Maça asıldı. Beşiktaş'ın kulvarı burası çünkü. Avrupa'ya gideceği yer kupa.. Bu galibiyet ligdeki puan kayıplarını da unutturur, devre arasına güzel girerdi.. İşte Beşiktaş, kendisi için anlamı çok daha fazla olan bu derbiyi aldı. Cerny tam bir derbi canavarı! Kadıköy'de hem ilk golü atıp takımı öne geçirdi hem de 90+1'de fişi çekti. Maçı tek başına çeviren adamdı. Bu sezon Beşiktaş'a geldikten sonra hızlı adapte oldu. Hızlı, teknik, sol ayağı çok etkili, sağ kanatta veya 10 numarada da fark yarattı.. Bir sağ ayağı bir de sol ayağı ile gol attı. Rafa Silva yokken boşluğu dolduruyor, kontralarda önemli bir silah olduğunu gösterdi. Beşiktaş'ın transferleri bu kadar tartışılırken özellikle büyük maçlarda sahneye çıktı. Özetle, sadece 3 puan değil; prestij, moral ve kupa iddiası için dev bir adımdı Kadıköy'de kazanmak.. Beşiktaş taraftarı çok acı çekti bu sezon. 2025 biterken gülmeyi hak etti. Kadroya bakarsak Orkun istediği şutları atamadı, Tarık'a takıldı.. Ama sahada psikolojik bir güçtü.. Devrim iyi mücadele etti.. Emirhan kritik müdahaleler yaptı. Abraham penaltıyı yaptırsa da sırtı dönük halde mükemmel bir pasla Cerny'yi kaçırdı ve ilk golün asistini verdi. Onun dışında forvette yalnız kaldı ama top tuttu, mücadele etti, alan açtı. Salih... Genel olarak orta sahada top dağıttı, defansif katkısı iyiydi, rotasyonlu kadroda oyunu dengede tutan isimlerden biriydi. Ama maçın yıldızı tabi ki Cerny.. Rafa Silva'yı unut Cerny'ye bak! Son söz: Eksikler ne olursa olsun tarih sonucu yazar!