CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Riekerink Bey başardı!

Riekerink'in, Galatasaray'a kattığı sinerjiyi ve güzel oyunun ışığını taraftar da görünce dün haliyle Türk Telekom Arena'ya koştu. Galatasaray'daki en dikkat çeken şey, takımdaki tüm oyuncuların birbirleriyle yardımlaşması ve takım bütünlüğüydü..
Sarı kırmızılı takımda coşku, istek ve hırs vardı.. Henüz 6. dakikada Eren'in muhteşem röveşatası da hem taraftarı hem oyuncuları coşturdu. Bu sezon Hollandalı hocayla pas rekorları kıran Aslan, dün de Rize'ye hiç top göstermedi. Son dakikalar hariç pozisyon kısırlığı çekse de kalesinde de tehlike yaşamadı. Bu maç için bazı isimlere şimdi tek tek değinelim:
RİEKERİNK: Çok sakin bir insan..
Hakkında bir çok spekülasyon olmasına rağmen hafta içinde bu iddialara net bir şekilde yanıt erdi. Dün gece de çok rahattı. Takım da tribünler de onu çok seviyor..
Takıma kattığı en önemli 3 şey: Sevgi, güven ve disiplin... Hani şu Fenerbahçe'nin isteyip de yapamadığı...
Galatasaray bunu çoktan başarmış..
Tribünlerin astığı o anlamlı pankart hem oyunculara hem camiaya hem de rakiplere verilen önemli bir mesajdı. Rikerink'in yolu uzun ve taşlı olsa da 'oyun felsefesi' umut vaadediyor.
SNEİJDER: 100. maçına çıktı. Çok iştahlıydı. Hem oynadı, hem oynattı hem de asitler yaptı. Maç sonu çocuğuyla sahaya inip tribünlere üçlü çektirmesi gecenin güzel bir finaliydi.
BRUMA: Galatasaray'ın bu sezonki en büyük transferi.. Çok hareketliydi.
Güçlenmiş... Egoizmini azaltıp final paslarında daha başarılı olsa Aslan'ın en büyük silahı, rakiplerin kabusu olur.
Galatasaray'ın geçen sezon en büyük eksiklerinden biri hızlı ve adam eksilten bir oyuncunun olmamasıydı. Bruma bu tıkanan boruyu açtı.
TOLGA CİĞERCİ: Orta alanda tam bir dinamo... İki ciğerli oynuyor, herkesin açığını kapatıyor. Hakkında çok şey yazılıp çizildi ama o sahada konuşarak cevap veriyor.. Yeni Melo olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor.

Eleştiriyi bırak tedaviyi yap!

Fenerbahçe'nin yapması gereken en önemli şey güven duygusunu oyunculara aşılamak. Bunu kim dile getiriyor? Dick Advocaat!.. Zorya maçından önce Advocaat, "Tedavimiz belli aslında. Oyunculara güven vermek zorundayız. Hiçbir şekilde bahane öne süremeyiz" şeklinde demeç verdi. Beraberliğin ardından ise, "Bu kadroda üst düzey futbol oynayacak oyuncular yok" demek garip değil mi? Garip olduğu kadar yanlış değil mi? Geldiği günden beri yaptığı bütün basın toplantılarında eski teknik direktör Pereira ve takıma yönelik eleştiriler yapan Hollandalı teknik adam, geçmişi artık bir kenara atıp, önüne bakmalı. "Kadromda üst seviyede oynayacak oyuncular yok" dersen, bundan sonraki maçlarda bu futbolcuları nasıl motive edeceksin? Aslanların önüne attığın oyunculara nasıl güven vereceksin?
Elinizdeki takım, Türkiye'nin en pahalı kadrolarından biri. Malzeme Ocak ayına kadar bu.. Güven ve sevgi lazımsa bu takımda bunu yerleştirecek ilk insan da herhalde takımın hocasıdır. Her toplantı sonrası futbolcuları suçlamak ve daha ilk haftalarda özellikle basının önünde eleştiri getirmek size bir fayda kazandırmaz. F.Bahçe yönetimi, Advocaat'ı futbolcuları taraftarın önüne atsın diye değil, yeni bir futbol kimliği kazandırsın diye göreve getirdi. Ancak çömez bir teknik adam bu kadar şikayetçi olabilir. Siz 68 yaşında, bir çok ülkede bir çok takımda, görev yapmış tecrübeli bir hocasınız. Ortada bir kriz varsa, bu durumu çözecek bilgi ve beceri de sizde.. Advocaat'tan bunlar bekleniyor. Ayrıca "Sow'un bir forvet olduğunu duydum. Kenarda da oynayabilecek bir forvet. O yüzden onu forvet pozisyonunda oynatıyorum" demek de yakışmıyor. Size bu duyumları teknik kadronuz mu veriyor yoksa yöneticiler mi? Hoca takımını da tanımıyor, rakipleri de... F.Bahçe'nin teknik direktörü daha çok dersine çalışmalı, ve yardım almalı. Yardımı duyumlarla değil raporlarla almalı! Bir ay geçti imzayı atalı Advocaat.. Değişen hiçbir şey yok... Umarım bu gidişle "Gelen gideni arat ır" deyimi Samandıra'da yankılanmaz...

Şenol hocadan doğru neşter

Karabükspor maçındaki coşkulu, hırslı ve arzulu futboldan sonra Şenol Güneş'in yapacağı rotasyonu merakla bekliyorduk. Şenol Güneş rakibe fazla saygı duyunca, bambaşka bir 11 gördük sahada.. Karabük'e göre 7 değişiklikle çıkılan takım özellikle ilk yarıda ciddi şekilde bocaladı, pozisyon üretemedi. Portekizliler, yaptığı sıkı presle Beşiktaş'ı dar bir alana hapsetti. Her Beşiktaşlı futbolcunun başında mutlaka bir Benfica futbolcusu vardı. Bir de bu sıkı markaja arka arkaya gelen hatalar zinciri sonrası Tolga'nın yediği gol gelince iyice ambale olduk. 2 de ciddi pozisyon verdik. Dua ettik ki ilk yarı bitsin.
İkinci devre Şenol Güneş hataları bir bir düzeltmeye başladı. Oğuzhan çıktı, Talisca girdi.. Oyunumuz renklendi. Caner olduğu yere, sol beke döndü. Zaten kariyerine başladığı sol açıkta fark yaratan bir oyuncu olamamıştı. Ne zaman sol beke geçti, o zaman kendini buldu Caner. Geriden geldiği zaman daha rahat ediyor, ortaları daha etkili oluyor. Ön tarafa ise Olcay geldi, ileri uca Cenk katıldı. Beşiktaş üretmeye, heyecan vermeye başladı. Cenk kaçırdığı net pozisyonla saç baş yoldursa da uzatmalarda gelen nefis frikik golüyle Talisca aranan golü getirdi.
Bildiğiniz gibi Talisca'nın bonservisi Portekiz devinde... Kendi stadında kendi takımının ipini çekti. "İdolüm Rivaldo" diyordu, tıpkı onun gibi ağları buldu Brezilyalı... Şüphesiz maçın kahramanı o...
Alınan 1 puan sıradan bir puan değil Beşiktaş için... Deplasmanda yenilmemek rakibe 3 puan vermemek anlamına da geliyor. Böyle bir organizasyona puan ile başlamak rakiplerine göre bu seviyede daha tecrübesiz olan Beşiktaş için de rahatlama, güven toplama fırsatı olacak. 1 puan, bundan sonrası için de önemli bir motivasyondur. Beşiktaş bunu zor da olsa başardı. Defoları yine aynı.. Beşiktaş'ın tatmin edici bir stoper takviyesi yapamamış olmasında taraftarlar da dahil, herkes hemfikir. Golde eleştiri toplasa da Tolga'nın özellikle maçın son bölümünde başarılı kurtarışları vardı. Özellikle Quaresma'nın hatasında kurtardığı top maçın kırılma anlarından biriydi. Eleştiriyorsak hakkını da teslim etmek gerek.

Siz önce Pereira’yı unutun

Fenerbahçe'nin aldığı bu kötü skorlara ben fazla şaşırmıyorum... Takımdaki oyuncuların ruh halinin iyi olmadığı bir gerçek.. Pereira ile adeta kayıp bir zaman var, şimdi ise yeni bir teknik direktör ve yeni bir anlayış... 'Biraz zaman' diyerek, taraftar sabır gösteriyordu ama siz Fenerbahçe'siniz.. Taraftarınızı mutlu etmelisiniz.. Sizin başınızda bir teknik adam bile olmasa çıkıp maç kazanmalısınız... Bu saydıklarım Fenerbahçe'de yok. Bu maçta aklımda kalan iki isim var. Biri Volkan Şen, diğeri Bursaspor kalecisi Harun. Volkan Şen dışında Fenerbahçe'de kim ya da kimler vardı? Bir tek o bir şeyler yapmak istedi, gol atmak istedi. Sanki ligin ilk haftaları değil de son haftaları oynanıyor. Bir takım maçı kazanmak istiyorsa çıkar, mücadele eder, savaşır, ne gerekiyorsa yapar... Fenerbahçe bunları ilk 45 dakika neredeyse hiç yapmadı. İkinci yarı baskı kurdu, pozisyon buldu ama kaleci Harun'un 2 net kurtarışına takıldılar.
Şu anda karşımızda 3 maçında galibiyet alamayan bir takım var. Bundan sonraki haftalar Fenerbahçe için çok daha zor geçecek. 3 puan özlemi takımı da taraftarı da gerer bu saatten sonra. Orta sahada Souza, Alper ve Ozan... Bu üç isimden hiç birisi yaratıcı değil. Sonrasında Hollandalı hoca her kumarı oynadı. İşe yaramadı.. Unutmayın, futboldaki en önemli şey goldür. Siz golü atamıyorsanız istediğiniz kadar pozisyon bulun. Skor ne; Fenerbahçe: 0- Bursaspor 1... Ve bir konu daha. Volkan Demirel Fenerbahçe TV'de Pereira'yı anlatıyor, Fenerbahçe Başkanı Pereira'yı anlatıyor. Ne diyorlar "Takımı kötü çalıştırıyordu. Çalıştırmadı..." İyi de adam gitti. Neredeyse bir ay oldu.. Şimdi bu takım nasıl çalışıyor? Çalışıyorsa sonuç nerede? Ee, ne demişler gelen gideni aratır!

Oyuncular farklı felsefe yine aynı

Çok farklı bir takım vardı dün sahada ama Beşiktaş farklı oyuncularla aynı yolda ilerleyerek yine başarıyı yakalayacak gibi görünüyor.. Renksiz başlayan bir transfer dönemi sonrası Şenol Güneş'in bir basın toplantısıyla fitili ateşlemesi ve sonucunda Beşiktaş yönetiminin arka arkaya transfer bombaları patlatması.. Üzerinden sadece birkaç hafta geçen bu süreçte takıma kazandırılan isimlerin bir kısmı dün sahnedeydi.. "Uyum sorunu olur mu?" diye mırıldanırken gördük ki Beşiktaş'ın felsefesi hiç değişmemişti. Takımın mayasını belirleyen yine Şenol Güneş'in anlayışıydı..
"Hücum hücum hücum.." Özellikle ilk 45 dakika tempodan başımız döndü. Siyahbeyazlı takım futbol adına her şeyi gösterdi.
Zevk verdi, keyif verdi.. Beşiktaş taraftarı şanslı, böyle bir takımı var. Herhalde dün gece Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarı, "Bizim takım da böyle bir futbol oynasa" diye hayıflanmıştır.
Karabükspor direnmeye çalışsa da bu yıldızlar takımı karşısında bir noktaya kadar bunu başarabildi.
Takım halinde baskı yapan, takım halinde hücumu düşünen Beşiktaş istediği golleri de buldu.. Her gol hazırlanışı da goller de keyifliydi. Tek sıkıntı Beşiktaş adına yine defansta verilen pozisyonlardı.
Özellikle yüksek tempoyla 2-0'a gelen ilk devrenin ardından Karabük'ün bulduğu 2-3 net pozisyon vardı. Bu savunma zafiyeti Benfica maçı için sıkıntı oluşturabilir.
Transfer döneminde giderilemeyen tek defo galiba bu, Beşiktaş'ın en büyük sorunu yine defansta..

Çocukları baskı altına almayalım

Yeni başlangıçlar her zaman heyecan vericidir.. Biz bu heyecanı yaşamaktan öte günlerdir kendi ay yıldızlı takımımızı yerden yere vuruyoruz. Yorumlara yazılanlara bakılırsa, 'Bizim takımdan bir şey olmaz' fikri ağır basıyor!. Bu nasıl bir mantıktır? Ne kadar sabırsızız? Yeni bir Milli Takım havuzu oluşuyor. Tamam, Fatih Terim'in tercihlerini eleştirebiliriz, kritiğini de yaparız ama beklemek lazım biraz.. Oynanmamış maçın eleştirisini yapanlarla doldu ortalık. 21 yaşındaki çocukları baskı altına almanın ne alemi, ne faydası var? Bu bizim takımımız.. Hepimiz destek vermeliyiz.. Hele de bugünlerde.. Türkiye sevinmeli, mutlu olmalı takımıyla.. Bu genç çocukların karşısında starlar vardı dün akşam... Modric başta olmak üzere Rakitic, Mandzukic, Perisic... En ucuzuna 20 milyon Euro istenen adamlar. Tecrübeli abileri Fransa'da 1-0 görünümlü hezimet yaşadığı, bir an bile "Bu maçta beraberlik gelir" diye aklımızdan geçiremediğimiz bir 90 dakika izlemek zorunda kaldık. Bunu unutmayalım, gerçeklere göre düşünelim.. Çok acayip hücumlar, varyeteler, bol bol pozisyon mu ürettik? Tabii ki hayır ama bizim sormamız gereken bu değil, bu takım yapabileceğinin en iyisini yapıp yapmadığıdır. Bu çocuklar en iyisini yaptı. Şansın yanınızda olması için mücadele etmelisiniz, çalışmalısınız. Kuru kuruya şans ayağınıza gelmez! Bu yeni takımı tebrik etmek lazım.. Tecrübesiz, daha yeni yeni birbirleriyle oynayan bir takımın 1. torbadan gelen Hırvatistan karşısında, hele ki deplasmanda aldığı 1 puan ileride ikincilik, belki de liderlik yarışında bize büyük bir avantaj sağlayacak. Sorunlarımız var ama bunları çözecek zamanımızın da var. Şimdi Fatih Terim'in bu puanla oluşan olumlu havayı değerlendirip birlikteliği sağlamasını bekleyebiliriz.

Cenk bu sefer susup oturmaz

Transferin bitmesine günler kala özellikle 4 büyükler iyice gaza bastı. Bu takımların içinde en çok Beşiktaş'ın aldığı, alamadığı ve elden çıkardığı oyuncular tartışma konusu oldu.. Fakat Beşiktaş yönetimine anlayış göstermek lazım… Muhtemelen Mario Gomez'i tutacaklarını düşünüyorlardı, Sosa'nın ayrılık isteği akıllarında bile değildi.
Doğal olarak transferler aksamış olabilir fakat ciddi şekilde geç kalındığı gerçeği değişmiyor. Özellikle stoper konusu önemli bir hata. Ersan Gülüm gittikten bir hafta sonra Rhodolfo diz bağlarını kopardığında iyi bir stopere ihtiyaç duyulduğu Ocak ayı sonunda kesinleşmişti. Aradan geçti 7 ay, 6 farklı bölgeye transfer yapıldı ama stoper hala boş.. Arayışlar sürüyor.. Yerli ya da yabancı mutlaka Beşiktaş o bölgeye bir futbolcu alacak.
Almalı da zaten. Şenol Güneş'in 2 hafta önce yaptığı malum çıkışın ve sitemin sebebi de tam olarak buydu.
Beşiktaş bu sezon çok planlı bir transfer dönemi geçirmiyor. Hele ki Şampiyonlar Ligi'nde iyi bir fırsat oluşmuşken..
Benfica, Napoli ve Dinamo Kiev'e karşı gruptan çıkma şansı bulunan Beşiktaş, daha oturmuş, problemsiz bir şekilde Eylül ayına girmeliydi.
Kuraya hepimiz çok sevindik, gerçekten Beşiktaş ilk 2'ye girebilecek kapasiteye sahip ama bunu gerçeğe dönüştürmek için en iyi halinde olmalı ve eksiklerini gidermeli.
Zaten geç kalındı bu işler için ama atalarımız "Geç olsun, güç olmasın" demişler. Son günlerde sakin kalıp panik transferler yapmamak, en doğrusunu tercih etmek gerekiyor.
Özellikle stoper transferinin isabeti, kısa sürede sağlayacağı uyum, siyah-beyazlı takımın kaderini çizecek. Bir nokta da Beşiktaş önce Demba Ba gibi dünya starını aldı, ardından bir yıldız Mario Gomez geldi.. Bugün ise Beşiktaş, Aboubakar'ı kadrosuna kattı. Bu sefer bir yıldızı değil bir yıldız adayını aldı.
Tıpkı yıllar önce Ferdinand'ı kiralık olarak getirdiği gibi... Aboubakar, kariyerinde 181 maça çıkmış ve 58 gol atıp, 24 asist yapmış.. Şampiyonlar Ligi'nde daha üretken bir yapısı var. Dev arenada 2 sezonda 6 gol atmayı başarmış.. Umarız bu yıldız adayı Beşiktaş'ta patlar, gollerini atar.. Ama bir şeyi unutmayın Gomez varken Cenk, karşısında önünü ilikliyor ve kulübede sesini çıkarmıyordu. Dikkat! Bu sefer aynı şey olmaz!.

Stoper pantolon Nasri ceket!..

Ersan'ın satışı sonrası bir de Rhodolfo diz bağlarını kopardığında Beşiktaş yönetimi, yaz döneminde Marcelo'nun haricinde bir stoper daha alması gerektiğini biliyordu. Bugünden hesaplayacaksak aradan 7 ay geçti ama Beşiktaş hala stoper sorunu yaşıyor, yeni sezonda hala stoperdeki hatalardan gol yiyor. İstediğiniz kadar orta saha ya da forvet alın, temel sorunlarınızı çözmezseniz başarıyı tesadüflere bırakırsınız. Şampiyonlar Ligi'nde çekilen iyi kuraya hepimiz sevindik, kim Barcelona yerine Benfica, Manchester City yerine Napoli'yi tercih etmez ki? Fakat nispeten iyi kura çekmek başarıyı garanti etmiyor. Bundan 11 gün önce Şenol Güneş, bitmeyen stoper ve forvet transferleri için isyan etmişti. Talisca geldi, Nasri geliyor, tamam ama bunlar pantolon delikken şık bir ceket almaya benziyor. Şenol hoca pantolon istiyor ama 27 Ağustos itibariyle isyanının gerekçeleri olduğu gibi duruyor. Devşirme stoper Necip'in bile kırmızı kart cezalısı olacağı haftada yamanın da yamasını yapmak zorunda kalmaması için Beşiktaş, zaten çok geç kaldığı ve Şampiyonlar Ligi öncesi hazırlık fırsatını kaçırdığı ortamda daha fazla geç kalmadan stoper işini isabetli bir şekilde çözmeli. Yoksa Benfica, Napoli sevinci bir anda hüsrana dönüşebilir. Maça da değinirsek, beklendiği gibi kıran kırana heyecanı yüksek bir maç oldu. Türkiye'nin iki kaliteli teknik adamı Şenol Güneş ve Aykut Kocaman futbol adına bizlere keyifli bir 90 dakika yaşattılar. Konyaspor bulduğu 3-4 pozisyonun ikisinde golü buldu.. Beşiktaş'ın defansı kadar kalesinin de sıkıntılı olduğunu söylemeliyiz. Tolga sanki kariyeninin ilk maçlarını oynuyormuş gibi heyecanlı ve acemi hareketler yaptı. Üzerinde büyük bir baskı olduğu gerçek. Quaresma zaman zaman parladı zaman zaman kayboldu. İlk yarıdaki performansını ikinci yarıya taşıyamadı.. "Forvete gerek yok ben varım" diyen Cenk'in nefis bir gol atması da maçın dikkat çeken anlarındandı. Kim gelirse gelsin, formayı bırakmamak için elinden geleni yapacağı belli...

Fenerbahçe’nin yol haritası ne?

Benim için sürpriz bir sonuç olmadı.. Fenerbahçe, Grasshoppers'i yenerken iyi futbol oynamıştı ama şunu hep söyledik: Bu takım çok vasat.. Fenerbahçe için bu galibiyet bir ölçü olamaz.. Fenerbahçe kim ne derse desin sıkıntılı bir süreçten geçiyor.. Her şey bir anda değişebiliyor.. Portekizli teknik adam Pereira bir günde gidiyor!.. Takım 3-5-2 ile sezona başlıyor!.. Bu düzene göre idmanlar yapıyor! Sonra başka bir teknik adam geliyor. Sistem 4-3-3 oluyor.. Hatta 4-4-2'ye dönülüyor.. Takımdan birçok futbolcu gidiyor birçok oyuncu geliyor.. Yani taşların yerine oturması için çok uzun zaman geçmesi lazım. Yap boz tahtası gibi.. "Kimse mucize beklemesin" demiştik Dick Advocaat'tan.. Adam geleli 4-5 gün olmuş.. Ne bu ligi biliyor ne bu futbolcuları tanıyor ne de ligimizdeki takımları tanıyor. Bu Hollandalı teknik adama acil ligi avucunun içi gibi bilen bir yerli yardımcı lazım. Zaten tanısa Başakşehir'e karşı farklı bir tertip ile sahaya çıkabilirdi.. Ama bilmiyor.. Ben Başakşehir'in bu maça çıkarken, sahadan 3 puanla ayrılacağına olan inancının çok yüksek olduğunu düşüyorum. Yani yazının başında da belirttiğim gibi ortada bir sürpriz yok. Kısır bir futbol oynayan Fenerbahçe iyi savunma yaptı birkaç pozisyon verdi ama ofansif anlamda bu başarı yoktu. Son dakikalarda Volkan Babacan'ın müthiş kurtarışı maçın skorunu tayin ederken, oyunun büyük bölümünde topa sahip olan sarı lacivertli takım, Başakşehir'in savunma direncini kıramadı, kilidini açamadı.. Fenerbahçe acilen futbol felsefesini belirlemeli. Ne oynayacak? Takviye yapılacak mı? Nerede eksik var? Bu sorulara ivedilikle yanıt bulup bir yol haritası çizmeli.. Maçtan sonra Advocaat'ın şu cümlesi dikkat çekiciydi: "Rakipten daha kaliteli olmamıza rağmen kaybettik." Türkiye Ligi'ni tanısaydı bu cümlenin yıllardır Fenerbahçe'nin her Başakşehir maçından sonra söylendiğini bilirdi. Fenerbahçe'nin şampiyonluk şansı Hollandalı teknik adamın Süper Ligi, rakipleri çok kısa sürede çözmesine bağlı.

Beşiktaş’a da Muslera lazım

Her iki takım için de önemli bir maçtı.. Bir yanda şampiyon Beşiktaş.. Sosa ve Gomez tartışmalarıyla geçirdiği sıkıntılı süreç.. Diğer yanda finallerin takımı Galatasaray.. Riekerink'in alacağı bir kupa daha sarı kırmızılı takımdaki bir çok olumsuz düşünceyi, beyaz sayfalara bırakacaktı. Bir kere Galatasaray şanslıydı, kalesinde Muslera gibi iyi bir kaleci vardı. Çünkü Muslera maç içinde 3 tane yüzde yüzlük gol kurtardı. Sonrasında penaltı kurtardı, maçı kurtardı ve kupayı Galatasaray'a getiren isim oldu. Beşiktaş kalesi için aynı şeyi diyemeyeceğiz.. Tolga iyi bir yedek kaleci olur, birinci kaleci olamaz.. Günler, haftalar, aylar geçmiş.. Beşiktaş takıldı kaldı Mario Gomez'in dudaklarından çıkacak bir karara.. Dün gece gördük ki Beşiktaş Gomez'i çok arar.. Normal sürenin bitmesine saniyeler kala Cenk'in vurduğu pozisyonda, topa Gomez vursa, Beşiktaş işi bitirir ve kupayı çoktan kaldırırdı.. Geçen sezon ki Beşiktaş'la alakası yok bu takımın.. Ofansif olarak gücü çok azalmış.. Şüphesiz ki bunda iki önemli isim yani Sosa ve Gomez'in olmaması önemli bir nedendi. Siyah beyazlı takımın kenarları da zayıflamıştı. Niye böyle bir finalde Adriano değil de Tosiç oynar.. Sosa olmayınca, Oğuzhan pas yapacak adam bulamadı. Bulamayınca, Beşiktaş çıkamadı, pozisyona giremedi. Oğuzhan hep geri vites yaptı. Bir de defans.. İşte Beşiktaş'ın kabusu olur bu sorun. Hadi bir golcü bulunamadı da bir stoper de mi bulunamadı. Şampiyonlar Ligi'ne Beşiktaş bu 11 ile çıkarsa mutlu sonuçlar alamaz. Acı çeker! Kartal'ın yan top zaafları vardı. Yediği golde de bu apaçık bir şekilde görüldü. Beşiktaş bir Gomez bulmalı, Beşiktaş kaleci bulmalı, Beşiktaş bir stoper bulmalı.. Galatasaray bu kadar çok eleştirildiği bir dönemde iki kupa birden aldı. Alkışlamak lazım.. Kupayla kapattığı sezonu kupayla açıyor.