Derbi öncesi böyle bir galibiyet, sadece üç puan değildir. Bu, bir mesajdır! Beşiktaş sahaya çıktı ve özellikle ilk yarıda ortaya koyduğu oyunla "ben hazırım" dedi. Bu mesajın en net, en güçlü imzası ise Orkun Kökçü'den geldi. Modern futbolda bir orta sahadan beklenen her şeyi yaptı, gol attı, asist yaptı, oyunu yönetti, temposunu belirledi. Ama bunların ötesinde, liderlik yaptı,takımı sırtladı. Orkun'un performansını sadece istatistiklerle anlatmak eksik kalır. Gol katkısı, kilit pas sayısı, şut istatistikleri… Hepsi bir orta saha oyuncusu için sıra dışı seviyede. Pas kalitesi, oyun görüşü ve duran toplardaki etkinliğiyle Beşiktaşhücumunun merkezinde adeta birbeyin gibi çalışıyor. Şu an form durumuna bakıldığında Süper Lig'in en etkili orta sahası olduğunu söylemek abartı olmaz. Ve bir parantez de Oh'a açmak gerekiyor. Attığıgol, sadece skor tabelasına yazılanbir katkı değil; teknik, zamanlama veöz güvenin birleşimiydi. Orkun'un pasıyla buluştuğu an, aksiyonu bitiriş şekli… Bu ikili uyumyakaladıkça Beşiktaş'ınhücum gücü bambaşkabir seviyeye çıkabilir. Ancak maçın bir de ikinci yarı gerçeği var. İlk 45 dakikadaki enerji, tempo ve iştah bir miktar düştü. Bu düşüş, Kasımpaşa'ya cesaret verdi. Beşiktaş savunması genelolarak dirençliydi, evet. Ama kusursuzdeğildi. Özellikle ikinci yarıda yaşanan konsantrasyon dalgalanmaları dikkat çekti. Yine de savunma hattına haksızlık etmemek lazım. Yenen golün penaltıdan gelmesi de bu direncin bir göstergesi. Hücum tarafında ise kaçan fırsatlar akıllarda kaldı. Cengiz'in iki net pozisyonu değerlendirememesi, maçın daha erken kopmasını engelledi. Bu tür maçlarda bu detaylar kritik. Büyükmaçlar, küçük hatalarla şekillenir. Ama bütün tabloya yukarıdan baktığımızda şu gerçek değişmiyor: Beşiktaş, dört büyükler arasında belki de en akıcı, en izlenebilir futbolu oynayan takım görüntüsünde. Eğer sezonbaşındaki transfer politikası daha isabetliolsaydı, bugün konuştuğumuzhedefler çok daha farklı olabilirdi.