CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Bir kulüpte iki ayrı scout ekibi olmaz!

Beşiktaş bir yandan saha sonuçlarıyla mutlu olmak için çaba harcarken kendi içinde scouting gerilimi yaş-ı yor. Sergen Yalçın, Scouting Direktörü Eduard Graf ile çalışmak istemediğini açık açık söylüyor. Yalçın son açıklamaları ve hamleleri ile Graf'ı 'devre dışı bırakma' yönünde net sinyaller veriyor. Zamanda şöyle bir yolculuk yapalım: Sezona kötü başlayan Beşiktaş'ta (Göztepe yenilgisi sonrası) Yalçın, scout ekibini açıkça hedef aldı. Kayseri galibiyeti sonrası basın toplantısında "Sağ olsun scout ekibi, aylardır çok iyi çalışmış" diye ironik bir çıkış yaptı.

GRAF'IN LİSTESİ ÇÖPE Mİ
Graf'ın
listelerini çöpe attığını ima etti. Genç yabancı kontenjanının boş kalmasını scout ekibine bağladı. Konya maçı sonrası Yalçın, "Ümraniye'de yeni bir ekip kuruyoruz, bazı şeylerin değişmesi gerekecek" dedi. Bu ekip, Serkan Reçber liderliğinde Yalçın'ın taleplerine göre çalışacak ve Graf'ı bypass edecek. Peki Graf gidecek mi? Hayır. Adalı onu göreve getirdi. Sergen Yalçın, transferde kendi network'üne güvenmek istiyor. Graf ise modern scouting yaklaşımıyla uzun vadeli bir kadro kurma peşinde. Bu iki vizyon zıt. Yalçın'ın "kendi ekibimi kuruyorum" demesi, Graf'ın raporlarını çöpe attığını gösteriyor. Göreve 1 Mart'ta başlayan Graf, scoutluk görevine B.Dortmund'da başlamış ve burada 12 yıl "Şef Scout" olarak çalışmış. 2009-10'da da Bielefeld altyapısında yardımcı antrenör olarak başladı. Osnabrück U17'de yardımcı antrenör olduktan sonra 2013-14'te Dortmund'da yardımcı antrenör, Uluslararası İlişkiler ve Scouting Müdürü olarak bulunmuş. İyi bir CV... Teknik kadro ile Graf'ın ekibi ayrı telden çalıyorsa başarı nasıl gelecek? Tuhaf durum yok mu? Yapılan transferler fiyasko ise Graf niye orada oturuyor? Koşullar ne olursa olsun Beşiktaş zarar görür. Bir kulüpte iki tane ayrı scout ekibi olmaz!


OSİMHEN, G.SARAY'I DÜNYAYA TANITIYOR
Osimhen için G.Saray parayı doğru yere harcamış. Havalı ve kibirli bir adam değil. Oynamayınca dertlenmiyor, oynayınca da varını, yoğunu ortaya koyuyor. İmza atan, sabırlı davranan ve gaza gelmeyen Dursun Özbek'i tebrik etmek lazım. La Gazzetta dello Sport, bakın ne yazmış: "Osimhen'i gördün mü Napoli… Siz bu adamı takımda tutmayı beceremediniz…" Almanya, İngiltere ve İtalya medyasının ana konusu oldu. G.Saray'ın tanıtımı açısından müthiş....


UTANMADAN UEFA'YA MESAJ VERİYORLAR!
G.Saray-Bodo maçında açılan pankart İsrail basınını rahatsız etmiş.. Hayom gazetesi, "Şampiyonlar Ligi'nde aşırı antisemitik gösteri. UEFA ceza verecek mi?" yazmış. Acaba Hayom binlerce çocuk öldürülürken de paylaşımlar yaptı mı? Gazze dümdüz edilirken insanlar diri diri bombalarla yanarken neler düşündü! UEFA, G.Saray'a ceza vermeyi düşünürse en sert tepkiyi TFF göstermelidir..

Şimdi anladınız mı neden alındığını!

Galatasaray'ın neden Osimhen'i transfer ettiğini şimdi daha iyi anladınız mı! 75 milyon Euro'luk maliyet çok tartışılsa da bu adamın bunu fazlasıyla hak ettiği ortaya çıktı. 2 gol attı... Önde baskı yaptı, istasyon oldu, her topa kafa soktu. Adamları kovaladı! Önde yaktığı ateş ile Galatasaray'a otoban açtı. Hep oyunun içindeydi. Oyunda kaldığı 73. dakikaya kadar Galatasaray, Osimhen ile çok top kazandı, pozisyona girdi. Attıkları 2 değil 3-4 bile olabilirdi. Adam tam bir canavar. Kafa, ayak, her yeriyle atıyor. Galatasaray, agresif ve sert presle sahanın her yerini ele geçirdi. Müthiş başladı maça! Rakibe nefes aldırmadı, tribün de devreye girince Bodo dağıldı. Torreira ve Lemina neredeyse bütün sahipsiz topları kazandı. Lemina volkan gibiydi. Kanatlardan dalga dalga gelinirken, Bodo'nun defansı çöktü. Norveçliler, son 9 Avrupa maçında 5 mağlubiyet almış bir takım zaten. Deplasman karneleri berbat. Okan Buruk rakibini yine iyi analiz etmiş. Bodo'nun yıldızı Hauge'ye adım attırılmadı. 3 golün de ortak özelliği ön alan baskısıyla gelmesiydi. Planlar şıkır şıkır işledi. 3 maçta Şampiyonlar Ligi'nde 6 puan almak büyük başarıdır. Liverpool zaferinin bir anlam kazanması için galip gelmekten başka bir seçenek yoktu. Bodo'dan alınan 3 puan çok önemli. 6 puandasın, 5 maç kaldı. 5 puan alsan turu geçebilirsin. 6 puan seni üst tura taşıyabilir. Okan Buruk başta olmak üzere G.Saray'ı tebrik ederim.

Saran’ın sözlerinin altında yatanlar!

Fenerbahçe'nin yeni başkanı Sadettin Saran, ilk defa geniş kapsamlı bir toplantı yaparak medyayla buluştu. Önce kısa bir analiz yapayım:
Başkan belli ki yoğun bir mesai dönemi geçirmiş, oldukça yorgun görünüyordu… Akreditasyon yasağı kalktığı için çok sayıda kişi toplantıya gelmişti. 45 dakika sürdüğü için çoğu soru soramadı. Kısa sürme gerekçesi olarak da başkanın Kulüpler Birliği toplantısına katılacak olması gösterildi. Keşke daha uzun süreli bir buluşma olsaydı. Çünkü cevap bulması gereken çok soru vardı.
Saran çok kısa yanıtlar verdi. Bazı sorularda ya Divan'ı işaret etti ya da yönetici arkadaşlarından bilgi alınabileceğini söyledi. Bu 45 dakikada şunu gördüm, Fenerbahçe'nin bu hale gelmesinde Ali Koç'un sık sık bahsettiği yapının dışarıda değil, içeride olduğunu açık açık söyledi. Şampiyonluk yarışıyla ilgili umutlu konuştuğunu da ifade edemem.

Şimdi gelelim dikkat çeken cevaplara:
1-ENKAZ edebiyatı yapmayacağını söyledi. Seçim nedeniyle çok fazla para harcandığı bilgisini verdi, rakam paylaşmadı.
2-"KEREM'IN sözleşmesini inceledik, UEFA'ya da bilgi verdik" bilgisini aktardı. 'Bizim için sorun yok' dedi. Detaya girmedi.
3-TEDESCO ile devam edeceklerini vurguladı ancak başarısız olursa yollanacağı konusunda açık kapı bıraktı.
4-İRFAN Can Kahveci ve Cenk Tosun'un kadro dışı kalmasıyla ilgili çok sayıda spekülasyon olmasına rağmen konuya açıklık getirmedi. 'Kol kırılır yen içinde kalır. Özelimizi paylaşmayacağım' dedi. Ama başka bir soruda iddiaların yüzde 37'sinin doğru olduğunu söyledi.
5-SAMANDIRA'DA ölü toprağı olduğunu, oyunculara psikolog tuttuklarını söyleyerek "Bu sezon şampiyon olacağız" iddiasını ortaya koymadı. Buradan da şunu anladık; takımın çok ciddi sorunları var.
6-TEDESCO gibi merak edilen bir diğer isim Devin Özek'le bir ekip olduğunu, başarısız olmaları halinde gideceklerini ama şu anda görevinin başında olduğunu kamuoyuna ilan etti.
7-MERT Hakan Yandaş tartışılan bir isimdi. Kaptanlığının devam edeceğini söyledi. Kendisini uyardığını ifade etti. Takıma pozitif katkısı olduğunu da belirtti.
8-FATURAYI Jose Mourinho'ya kesti… Portekiz kampında günde bir idman yapıldığını açıklayarak ünlü teknik adamın Fenerbahçe'yi resmen sabote ettiğini açıkladı.
9-MALİYETİ 20 milyon Euro olan ve sakatlığı ile çok tartışılan Jhon Duran'a sahip çıktı. MR'larına baktığını söyledi. Ne zaman sahalara döneceği konusunda bir tarih vermedi.

Mutlu olmak için sebep çok

Kocaeli'deki atmosfer tam bir volkan gibi patladı, taraftar müthiş ötesiydi! Goller geldikçe daha da coştular; tezahüratlar, bayraklar, meşaleler, gösteriler… Adeta bir kale duvarı örmüşlerdi Ay-Yıldızlı takıma, Gürcistan nefes bile alamadı.. Bu zaferin bir numaralı kahramanı oldular. Hiç susmadılar. Galatasaraylı, Beşiktaşlı, Trabzonlu, Fenerbahçeli herkes oradaydı. İşte bu bizim özlediğimiz tabloydu. Helal olsun Kocaeli'ye…
Tribünler kadar özellikle ilk bölümde taktik de harikaydı, Montella resmen sahaya bir satranç tahtası kurmuş! 4-2-3- 1 dizilişiyle orta sahayı kalabalık tutup, hızlı kanat bindirmeleriyle (özellikle Arda ve Kenan'ın hareketliliği) Gürcistan'ı darmadağın ettiler. Merih'in hava hakimiyeti ve Yunus'un son vuruşları, Kenan'ın muhteşem golü, Hakan'ın asistleri. Set hücumları mükemmel işledi. Savunmada da kompakt duruş, kontra riskini minimize etti. Planımız muhteşem işledi. İspanya'dan iki gol yiyen Gürcistan'ı yok ettik bu bölümde. İkinci yarıdaki tempo düşüşüne rağmen savunma hattını (Merih önderliğinde) sağlam tuttuk. İkinci devrenin orta bölümü çok stresliydi, rakibe çok pozisyon verdik, golü de kalemizde gördük. Bunlar biraz oyun disiplinden kopmamızın nedeniydi, tabii ki topu da rakibe bırakınca Gürcistan 'nasıl olsa yeniliyorum' diye saldırdıkça saldırdı.
Sonuca gelirsek final niteliğinde bir maçı kazandık, dokuz puana ulaştık. Artık play-off %95 cebimizde. Mutlu olmamız için sebepler çok, üzülmemiz gereken tek şey ise Konya'da İspanya'dan yediğimiz fark. Harika takımımıza bakınca İspanya maçının sonucuna insan daha çok üzülüyor.

Kim kimi dövdü! İrfan yumruk attı! Cenk ne yaptı!

F.Bahçe'nin yeni yönetimi 2 önemli Türk futbolcusunu kadro dışı bıraktı... Fenerbahçe gibi şampiyonluk adayı bir takımda, milli ara gibi hassas bir dönemde iki tecrübeli (ve milli) oyuncuyu kadro dışı bırakmak, tuhaf bir karar! Fenerbahçe'nin yeni başkanı Sadettin Saran ile teknik direktör Tedesco, kulüpte "Sıfır tolerans" ve yenilenme politikası izliyor belli ki! İrfan Can Kahveci'nin mental dalgalanmaları ile Cenk Tosun'un takım huzurunu bozan tepkileri (Samsunspor maçında yelek fırlatma iddiası) bu kararı haklı kılabilir mi? Sanmıyorum...

Başka bir şey varsa bunu Sayın Saran'a yarın sormak lazım.. Samsun'daki olayda taraflar birbirleri ile yumruk yumruğa kavga ediyor. İddiaya göre İrfan arkadaşını dövüyor.. Peki olayın diğer kahramanı Brown ne yaptı! Yanıt bulması gereken oldukça fazla soru var! A Milli Takım'ın önemli sınavları varken, Berke'nin takımdan kaçması üzerine 2 milli oyuncunun kadro dışı kalması Türk futbolunun önemli bir sorunu olsa gerek. Fenerbahçe'nin kadro dışı kararının, "Kimse vazgeçilmez değil" mesajını verdiği net! Ama bunu yaparken "Tüm suç bu iki adamda" deyip futbolcuları, taraftarın önüne atmak da doğru bir strateji mi? Kadro dışı bırakmak artık günümüz futbolunda gereksiz bir cezalandırma şekli… Kadroya almazsın, ocak ayında da satarsın. Bu kadar basit! Bak Beşiktaş şimdiden İrfan Can'ı istediğini dile getiriyor.


BARIŞ ALPER YALANCILARI!
Barış Alper'in yönetim ile yeni sözleşme için görüştüğünü yazdık, olay oldu! Özellikle Galatasaray medyası, "Yok öyle bir şey" diye naralar attı... Barış, Galatasaray'dan 100 milyon TL alırken şimdi Galatasaray kur farkı için rakamı 150 milyon TL yapmış. Yani 3 milyon Euro'nun farkını vermiş. Oysa istediği para 7 milyon Euro. Galatasaray verir-vermez bu benim konum değil. Ama gerçek bu!


OKAN BURUK TOPU HEP MEDYAYA ATIYOR
Okan Buruk, İcardi'ye sahip çıkarak yine medyaya yüklendi… İcardi'ye sahip çıkmak başka bir şey, konuyu Galatasaray ve İcardi'nin kafasını karıştırmaya getirmek ve "Kaos yaratmak için uğraşıyorlar" demek ayrı bir şey... Buruk diyor ki, "Eylülde sözleşme konuşmak kadar saçma bir şey görmedim. Muslera ve Mertens'te de bunu yaşadık. Çok büyük provokasyonlar var. Osimhen ve İcardi üzerinde görüyoruz. Galatasaray üstünde çok büyük provokasyonlar yapılıyor." Ne kadar basit değil mi? İcardi oynamadığı için mutsuz değil mi? Sözleşmesi sezon sonu bitmeyecek mi? Ocak ayından sonra başka takımlarla görüşme yapamaz mı? Bunları yazınca provokasyon oluyor... İsteniyor ki hiçbir şey yazmayalım, eleştirmeyelim aman ha... Hep iyi şeyler yazın. "4 yıldır Galatasaray'ı karıştırmak istiyorlar" diyen bir hoca 3 şampiyonluk yaşadı. Bu Fenerbahçe'nin yapı hikâyesine döner o zaman. Dolayısıyla İcardi ile ilgili bir sözleşme süreci tabi ki olacak. Başkan Dursun Özbek bile net bir mesaj vermedi mi: "Sözleşmesi için sezon biraz daha ilerlesin.." Yani diyor ki; "İcardi eski İcardi olmalı ki biz de masaya oturalım.." Bakalım kalacak mı, kalmayacak mı?

Kazanmak hele de farklı olunca iyidir!

Kazanmak hem de farklı bir sonuçla önemliydi. Rakip Bulgaristan zaten gruba havlu atmış, averaj takımı olmuş bir ekipti. Türk Milli Takımı ile mukayese edilemeyecek bir ülkeyle oynadık ama ilk yarı sıkıntılı geçti.. Oyun tutturamadık.. 1-0'ın ardından 1-1 olunca sonuç, bu gol Bulgaristan'ın moralini yükseltti, direncini artırdı. 11-0-0'a döndüler. Türkiye, topu ayağında tutsa da (%83 hakimiyet ilk dakikalarda), yediğimiz gol sonrası tempo düştü. Top bizdeydi ancak rakip kaleye yönelik bir eylem yoktu. Kerem'in zaten varlığıyla yokluğu belli değildi. Kanatlar verimsiz, bekler ileri çıkmıyordu. Bulgaristan da tamamen savunmaya çekilince kilidi kıramadık.. İlk yarı böyle bitince ikinci devreye hemen bir golle başlamak gerekiyordu ki Bulgaristan'ın gardı düşsün; nitekim aynen de öyle oldu. Maşallah ikinci yarı tam bir gol yağmuru vardı.. 46. dakikadan itibaren adeta patlama yaptık. Milli Takım devre arasında Montella'nın talimatlarıyla daha agresif bir pres ve kanat bindirmeleriyle sahaya döndü. Bulgaristan'ın kompakt savunması dağıldı ve sadece 2 dakika arayla 2 gol geldi, skor 3-1'e taşındı. Bu, hem momentumu tamamen bize verdi hem de taraftarları coşturdu. Sonra sazı aldık elimize.. Özellikle 100. maçında kaptan Hakan, frikik organizasyonları ve pas trafiğiyle (%91 isabet) maçı domine etti. Onun orta sahadaki kontrolü, Türkiye'nin %78 top hakimiyetini gollerle süslemesini sağladı. Güzel ve farklı bir sonuç oldu. Özetle bu maç İspanya hezimetinin ardından bize ciddi bir moral ve motivasyon olmuştur. Hele de İspanya'nın 3 attığı takıma 6 gol atarak.

Barış ile G.Saray pazarlıkta!

Barış Alper Yılmaz'ın, Suudi Arabistan ekibi NEOM SC'den gelen transfer teklifi üzerine kafası karışmış ve bir süre kriz yaşanmıştı.. Aradan haftalar geçti.. Milli futbolcu ile Galatasaray arasındaki yeni sözleşme şartları hâlâ gerçekleşmedi.. Görüntüde bir şey yokmuş gibi bir hava olsa da iki taraf ekonomik olarak anlaşma sağlayamamış.. Barış, NEOM'dan 4 yıl için 50 milyon dolarlık bir teklif almıştı. TL olarak da yazalım: 2 milyar 85 milyon TL.. İnsanın aklını alacak kadar büyük bir rakam.. Tabii Galatasaray da oyuncu için 50 milyon dolar istemişti..

Rakamlar 40 milyon dolar seviyesinde kaldı.. Barış özür diledi ve kriz şimdilik rafa kaldırıldı.. Ama milli yıldız yeni sözleşme talep ederken istediği rakam da 7 milyon Euro idi.. Galatasaray, 'Biz sana 5 milyon Euro verelim.. Birkaç da bonus ekler destek oluruz' demiş.. Sonuçta ortada anlaşma yok.. Barış Alper yeni sözleşme imzalamak için bekliyor.. İstediği rakamdan da geri adım atmamış.. Bundan sonraki süreçte ne olacak onu da zaman gösterecek.. İşin perde arkası bu!


MERT GÜNOK'U LİNÇ EDERKEN BİR DÜŞÜNÜN!
Beşiktaş'ın kaptanı ve kalecisi Mert Günok yerden yere vuruluyor. Hataları olsa da biraz başka açıdan da bakmak lazım olaya.. Beşiktaş defansı 2.5 yıldır evlere şenlik.. Bir türlü aşı tutmadı, 9 stoper geldi-gitti! Her maç, önünde başka stoper ikilisi var. Bekler de Allah'a emanet.. Bu düzende bir kale- ci ne kadar başarılı olabilir ki! Galatasaray 10 kişiyle her topta soluğu Beşiktaş'ın kalesinde aldı..

36 yaşındaki eldiven, siyah-beyazlıların kalesini 129 maçta korurken, kariyerinde toplam 328 müsabakada forma giydi. Tam bir tecrübe abidesi olan Mert, 15 yaşında sırtına geçirdiği milli takım formasını 73 kez (37 kere A Milli) başarıyla terletti. Deneyimli isim, 43 defa da Avrupa sahnesinde boy gösterdi. Daha düne kadar milli takımın kalesini koruyan Mert, Uğurcan'dan çok daha kariyerli bir isim.


UEFA, TFF'YE KEREM'İ SORDU!
Kerem Aktürkoğlu'nun sözleşmesiyle ilgili bir süredir oldukça fazla iddia var. Milli oyuncu için F.Bahçe iki sözleşme yapmış. Biri asgari ücreti kapsayan ve TFF'ye yollanan muvakale, diğeri ise eski F.Bahçe yöneticisi Hakan Safi'nin yaptığı ve şirketini kapsayan yıllık 8 milyon 750 bin Euro (Vergi ve menajer ücreti dahil) olan sözleşme..

İki ayrı mukaveleyle ilgili UEFA, çıkan haberlerden dolayı TFF'den bilgi istemiş! TFF ise konuyla ilgili bir değerlendirme yaparken, F.Bahçe de uluslararası bir hukuk bürosundan görüş istemiş. Peki ne olacak? Konu TFF'nin masasında. En kötü senaryoda Kerem 4 ila 12 maç ceza alma riski ile karşı karşıya..

Derbinin asıl kaybedenleri!

🔴 GALATASARAY, Liverpool zaferinin ardından evinde kaybetse İngiliz ekibi karşısında alınan galibiyet unutulur, oklar yine Okan Buruk'a dönerdi. Başarılı teknik adamı doğrardı sosyal medya. Bu nedenle teknik adam olarak Okan Buruk maçın kazananıdır.
🔴 SERGEN Yalçın iyi bir plan ile maça başladı ve olması gereken her şey Beşiktaş'ın lehine gelişti. Ama Sergen hoca başaramadı. 10 kişi kalmış G.Saray'a topu bırakmak nasıl bir mantık! G.Saray gol atsın diye bekledi. Derbinin kaybeden teknik adamı Yalçın'dır. Altın tepside sunulan fırsatı tepti.

🔴 SERGEN Yalçın maç sonu basın toplantısında "Takıma verdiğim direktifleri yapamadılar. Böyle konuşmamıştık. Takım ısrarla geri çekildi" yorumunu yaptı. Buradan şu çıkıyor: Beşiktaşlı futbolcularda ciddi bir güven sorunu var. Bunu aşmak da bayağı bir zaman alacak. Bir takım otomatik olarak geriye yaslanıyorsa bu bir travmadır. Kolay da tedavi edilmez.
🔴 GALATASARAY'DA Torreira müthiş bir adam. Sakatlansa da koşuyor, mücadele ve takip ediyor. Her şeyini ortaya koyuyor. Galatasaray'da bir Torreira gerçeği var ve olmasa sarı kırmızılı takım bu şampiyonlukları kolay kolay yaşayamazdı. Çok net!

🔴 MERT önemli bir kaleci olsa da Beşiktaş'ın onu yedekleme zamanı gelmiş. Maçtaki hatası Beşiktaş'ın 2 puan kaybetmesinde önemliydi. Sezon başından itibaren Süper Lig'de maç başına ortalama 1.8 kurtarış yapan Günok, 23 kaleci arasında 20. sırada yer alıyor. Bu, önceki sezonlara kıyasla belirgin bir gerileme ve güven kaybı yaratmış. Beşiktaş ocak ayında bir kaleci transferi de artık yapmalı ve B planına geçmelidir. Ersin'de de çünkü o ışık yok.
🔴 OSIMHEN çok agresif ve sert. Gol atamadığı zaman adeta çıldırıyor. Galatasaray onu tarihinin hatta Türk futbol tarihinin en büyük fedakârlığını yaparak aldı ama bu gerginlik devam ederse kırmızı kart görmemesi işten bile değil. Osimhen, hücumda takımın en önemli silahı olarak büyük bir sorumluluk taşıyor ve bu baskı, sinirlerini geriyor belli ki.

🔴 MERKEZ Hakem Kurulu, cuma günü Trabzonspor-Kayserispor maçını yöneten Ali Şansalan'ı gece 01.30'da uçağa bindirip, İstanbul'a 03.30'da indirip, 05.00'te Riva'ya getiriyor. Gündüz uyuyor ve sonra da derbiye VAR hakemi oluyor. Bunu MHK'nin yabancı danışmanları biliyor mu? Bu atama garip değil aslında ama Türkiye'deki hakemlik sisteminin kronik sorunu.
🔴 OKAN Buruk, maç sonu ihaleyi hakemlere keserken Beşiktaş taraftarı da "Yasin Kol ve Ali Şansalan yüzünden kaybettik" diye isyan etti. Ama Beşiktaş'ta hiçbir makam buna değinmedi. Bu da dikkat çeken bir durumdu.

Oyunla değil mutlu skorlarla düzelecek!

G.Saray, Liverpool'u devirdikten sonra yaşanan futboldaki bayramın devam etmesi için bir galibiyette de F.Bahçe'den bekleniyordu.. Bir de buna yeni başkan ve yönetim, eklenince sarı lacivertli futbolcular bu motisyonla sahaya çıktı ve golleri de erken buldu.. Günlerdir sözleşmesi didik didik edilen Kerem Aktürkoğlu, parladı gitti. Hücumda sürekli tehdit, topu alınca rakibi zorlayan bir dinamizmdi.. Golleri sadece sonuç odaklı değil, aynı zamanda estetikti; tekniği ve zamanlaması mükemmeldi. Büyük coşku yaşadı. Bu duygusal bir patlamaydı.. Goller sonrası yaşanan bir sevinçlerdeki bir detay da dikkat çekiciydi! F.Bahçe komple takım halinde sevinirken Kerem'e gösterilen ilgi, "İşte Fenerbahçe'nin de aradığı ruh, birlik" dedirtiyordu. Talisca eskiden bu kadar koşmazdı.. Tedesco ondan vazgeçmiyor.. Brezilyalı futbolcu da oyundan çıkana kadar büyük efor harcadı.. İsmail'in enerji patlaması da başka bir detaydı.. Koştu, mücadele etti ama yoruldu.. Tabi ikinci yarının tablosu biraz farklı oldu. Skor 2-1 olunca stres başladı.. İlk yarıdaki o coşkulu ve baskın oyun, ikinci devrede yerini daha kontrollü ama biraz ağır bir tempoya bıraktı. Hücumda ilk yarıdaki gibi fazla pozisyon üretemediler, savunmada ise daha temkinli oynadılar ama bu biraz oyunun hızını kesti.. Takım genel olarak skoru korumaya odaklanmıştı. Tedesco'nun bilinçli bir tercihi ama riskli bir stratejiydi. Genç teknik adam ikinci yarıdaki düşüşe karşı proaktif bir hamle yapmaktan ziyade skoru tutmaya odaklandı. Son dakikalar stresli geçse de bunu da başardı.. Şu an Fenerbahçe'ye iyi oyun değil iyi skor lazım.. Skorlarla moral bulacak, skorlarla kendine gelecek.. Gerçek bu…

İlkay Gündoğan zekâsıyla sırtladı!

Galatasaray için dev bir prestij maçıydı… Varını yoğunu ortaya koyması lazımdı.. Ve öyle de oldu.. Taraftar motivasyonu, bitmek bilmeyen bir uğultu Liverpool'u sağır etti.. Yani Okan Buruk'un ekibi, RAMS Park'ta adeta ateş püskürdü. Osimhen'in gol vuruşu, Barış Alper'in kanat bindirmeleri ve Lemina'nın orta saha dominasyonu...
Ve İlkay… Liverpool'un baskısına rağmen orta sahayı adeta orkestra şefi gibi yönetti, pasları, sakinliği, liderliği ve taktik zekâsıyla takımı sırtladı.. 34 yaşında olup bu seviyede oynamak.. Müthişti.. Maçın kritik anlarında topu ters tarafa yönlendirip Torreira-Barış Alper bağlantısını kurması, duran toplardaki etkili ortaları... Liverpool'un yıldızlarına karşı dimdik, aslanlar gibi durdu. Osimhen'in penaltısını hazırlayan preslerden tut, Liverpool'un ritmini bozan müdahalelere kadar. Galatasaray'da kimin başı sıkışsa yanında hemen İlkay bitti.. Herkesi rahatlattı.. İlkay "Sahadaki beyin" idi.. Özetle.. Galatasaray onu alarak on numara hareket yapmış. İşte büyük maçların büyük yıldızı ve tecrübeli ismiydi.. Yeni bir Muslera geliyor.. Adı Uğurcan.. Dün gecenin iyi adamlarından biri de oydu.. "Eren mi, Jakobs mu?" derken Okan Buruk, Jakobs'a şans vermişti.. Çok yerinde olmuştu.. Singo parmak ısırttı. 8 maçta 11'de sahaya çıkan Sane , Liverpool maçında kulübeye girdi.. Bunu da Okan Hoca yaptı ve Sane'yi kesti.. Yunus aldı sazı eline, iyi de oynadı, sürekli içeri girdi. . Liverpool'u zorladıkça zorladı.. Karşındaki rakip kalite olarak senden iyi olabilir ama sen ondan daha iyi mücadele edersen o fark ortadan kalkar.. Galatasaray işte bunu yaptı.. RAMS Park'ın cehennem atmosferi, Liverpool oyuncularını boğdu.. Sahada 11 Aslan, tribünlerde 12. adam vardı.. Bu tarihi galibiyet, Galatasaray taraftarının "Avrupa Fatihi" ruhunu yeniden canlandırdı.