CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Tedesco’yu harcarsanız F.Bahçe kaybeder!

Fenerbahçe, Avrupa'dan elendi, ligde iki maçta 4 puan kaybetti... Dolayısıyla hedefe oturtulan isim de Tedesco oldu... 10 gün önce kahraman, 10 gün sonra senden kötüsü yok! Mantık genelde bu zaten. 3 yıl arka arkaya şampiyon olan Okan Buruk'u, Galatasaray taraftarı istifaya davet etmedi mi! Ne çabuk unuttunuz! Gelelim Tedesco'ya; genel tabloya bakarsak başarılı bir teknik adam olduğu gerçek... Genç bir hoca olarak kısa zamanda neler yaşadı neler Fenerbahçe'de!. Burası çok zor bir kulüp ve camia... Jhon Duran olayı bile başlı başına yeter! Ederson'un hocaya çıkışları! 1 haftada iyileşmesi ve Antalya'da bir anda kaleye geçmesi! Her oyundan çıkan futbolcunun trip atması... Aile içinde birçok mesele olabilir tabi. Şampiyonluk yarışı devam ediyor. Fenerbahçe için önemli kayıplar olsa da hâlâ avantaj cebinde. Ama kazan da kaynıyor. Sadettin Saran; Samandıra'yı toparlayacak bir numaralı kişi. Zaten bunu yapamazsa film kopar. Kim kiminle küsse barıştırmalı! Yapılması gereken şey, Tedesco'ya ne olursa olsun sahip çıkmak, üzerine oynamamak!... Kendisi yaşadıklarından dolayı mutsuz ve gitmek istiyorsa onu bilemem -ki sanmıyorum. Sosyal medyada özellikle binlerce abuk-subuk yorum var. Bunlara bakarsak "Hocayı gömün" diyen kişi sayısı bir hayli fazla. Ama doğru bir analiz için de şunları da yazmak lazım; mevcut yönetim neden transferde hatalar yaptı? Neden bir ay boyunca Kante'nin peşinden gitti? Talisca ile niye aceleyle sözleşme yapıldı? Hakem hataları için suskun kalınması doğru muydu? Antalya maçının ardından 3-4 cümle etmek varken yapılan yazılı açıklamanın arada kaybolup gittiğini gören bir iletişim uzmanı yok mu bu takımın? Yani son tabloya bakarsak hoca yüzde 51 hatalı ise yönetim de yüzde 49! Özetle Tedesco'nun Fenerbahçe'si şu anda ligde namağlup bir takım. Bundan sonraki kaderi de kendisi çizecek ama Başkan Sadettin Saran'a da büyük iş düşüyor. Şimdi liderlik zamanı!

Ligin kaderini Beşiktaş belirleyecek!

Beşiktaş için bu sadece 3 puan değil, momentum, moral ve derbi hazırlığı açısından altın değerinde bir sonuç oldu.. Aslında şampiyonluk yarışının anahtarını Beşiktaş verecek.. Siyah-beyazlı takım bu kadar puan saçmasaydı, bugün hem G.Saray hem de F.Bahçe'nin önündeydi.. Ama iç çekişmeleri, teknik adam krizleri ve camiadaki bölünmüşlük Beşiktaş'ı bu yarışta geriye itti.. Eminim ki herkes, "Ah ah…" diyordur (Elbette mucizelere de inanıyoruz). Kendi evinde zor yenilen bir takımı yıkmak ve arka arkaya 3 maç kazanmak kıymetli iş! Toparlanma süreci bitti artık iyi olmaya doğru giden bir Beşiktaş var.. Gelelim maça; ilk yarı boşa oynanmış 45 dakikaydı.. İsabetli şutları bile yoktu.. İkinci devre Beşiktaş birazcık oynamaya başladı.. Ama yine de pozisyon kısırlığı vardı.. Kartal'da Orkun arandı.. Oyun kurucusu, beyni, şut atanı, orkestra şefi olmayınca Beşiktaş, Orkun'u özledi.. Böyle bir maçta duran bir toptan golü bulmak önemliydi.. Nitekim Beşiktaş da golü böyle ağlara yolladı.. Emmanuel Agbadou duvar gibi adam.. Beşiktaş savunmasında iyi işler yapmaya başladı.. Golü de atarak tam bir Kartal oldu. Temiz müdahaleler, hava hakimiyeti ve pas kalitesiyle de öne çıktı. Boyu ve fiziksel gücüyle defansta rakibi eziyor, hava toplarında %70-80 kazanma oranı var genelde (stoperler için mükemmel bir oran). Kocaeli maçında da golü attıktan sonra savunma hattını sırtladı, maç 1-0 bittiyse arkayı sağlam tuttuğu içindir.. Ligin tepesinin kaderini Beşiktaş-Galatasaray maçı tayin edecek.. Bunu hafife almayın.. Eğer siyahbeyazlı takım, evinde Galatasaray'ı yenerse zirve için kartlar da yeniden açılır..

Şampiyon gibi oynadı, mest etti

Beşiktaş, Fenerbahçe'nin 4 puan kaybettiği, Galatasaray'ın zor yendiği Göztepe'yi darmadağın etti... Beşiktaş baştan sonra baskın oynadı... Savunma bu sefer taş gibi oturdu... Agbadou duvar gibi, Murillo hem savunmada hem hücumda harikaydı. Kaptan Orkun skora katkı verirken, milli futbolcu şefliği de mükemmel yaptı... Orta saha Ndidi, Asllani ve Cerny gibi topu hızlı çevirip Göztepe'nin yerleşmesine izin vermedi. Göztepe neredeyse pozisyon üretemedi, ilk kez bu sezon ilk yarıda 2 gol yedi. Hücumda Beşiktaş sürekli saldırdı... Göztepe çıkmak istese, biraz kendini göstermek istese Beşiktaş anında refleks verdi. Tam anlamıyla rakibi boğdular. Murillo'nun golü tam 25 saniyede 8 futbolcunun pasıyla geldi. Bu bile Beşiktaş'ın gelişimini gösteriyor. Hem de ligin en iyi defans yapıp en az gol yiyen takımına karşı… Orkun sezon başında transfer olup biraz adaptasyon süreci yaşasa da 2026'ya girince bambaşka bir seviyeye çıktı. Son haftalarda da öyle bir form tuttu ki Beşiktaş'ı taşımaya başladı... Son 7 resmi maçta sürekli gol veya asist katkısı verdi... Mücadelenin en kilit adamı yine oydu, orta sahayı domine etti, top dağıtımı, yaratıcılık, liderlik... 2 asistle maçı tamamladı. Hepsi üst düzeydeydi. Göztepe sürekli oyuncuya sert yaptı. Onların birinde "Artık yeter" deyip karşılık verince rakibi değil kendisi sarı kartı gördü ve cezalı duruma düştü. Beşiktaş 10 numara top oynayıp 3 altın puan aldı. Tabi ki müthiş taraftarıyla. Ligde en son kasım ayında Fenerbahçe'ye yenilmişti. 15 maçtır devam eden bir çizgisi var. Bu da Beşiktaş'ın daha iyi yolda olduğunun net bir göstergesi. İnsan düşünmeden edemiyor, daha önce neredeydiniz!

Sanki elenmek için sahaya çıkmışlardı

Basın toplantısında Tedesco, "Her maçı final gibi görüyoruz" demişti.. Ama biz dün gece o enerjiyi göremedik. Sahadan resmen silindik. Nottingham Forest makine gibi oynadı, topu kaptı, hızlı çıktı ve Fenerbahçe'ye nefes aldırmadı; net bir skorla evine döndü. Hatta turu da geçti diyebiliriz. Özellikle presleri ve hızlı geçişleriyle Fenerbahçe'yi boğdular. Oyun yapısı, oyun taktiği ve fiziksel üstünlük olarak Fenerbahçe'yi ezdiler. Bir şey yapamadık!.. Ne sahadaki futbolcular ne de kulübedeki Tedesco… Skriniar sakatlandı ve 26. dakikada çıktı, Çağlar girdi ama defansı o da toparlayamadı. Pres altında top kayıpları çok fazlaydı. Orta saha ve hücum etkisiz kaldı. Topu tutamadık, geçişlerde Forest hızlı çıktı, takım bütünlüğü yoktu. Hücumda Asensio, Talisca, Kerem ve Cherif neredeyse hiç pozisyon üretemedi. Kante etkisiz kaldı, top kapma ve geçiş organizasyonunu yapamadı. Pasları genelde yana ve geriye, risk almadı, savaşmadı. Bekler Mert Müldür ve Semedo da hücumda ve savunmada etkisiz elemandı. Bu da hücumda tıkanıklık yarattı. Kante yerine daha enerjik ve dinamik olan İsmail ilk 11'de oynamalıydı. Demek istemiyorum ama 42 milyon Euro'ya yazık olmuş! Özetle temsilcimiz A'dan Z'ye döküldü. 19 yaşındaki Sidiki Cherif alındığı zaman "Yetmez" desek de işe yaramadı. İstatistiklerde Fenerbahçe'nin şutları düşük, isabetli vuruşlar neredeyse yoktu. Cherif'in vasat performansı bu eksikliğin somut kanıtı oldu. Fenerbahçe, Avrupa'ya yüzde 90 havlu attı. Bunu umursadığını da düşünmüyorum. Fenerbahçe için tek önemli şey ligde şampiyonluk.Bu sonuç fazla yıpratıcı olmaz!

Boşuna Avrupa markası olmamış

G.Saray'ın iyi bir sonuç alacağından hiç kuşkum yoktu.. Rakibine göre çok daha formda, diri ve motivasyonu yüksekti.. Mental olarak 10 numara hazırlanmışlar! Büyük maçları efsane oynayan sarı-kırmızılılar, 50 bin taraftarı ile Türkiye'ye tarihi bir başarı daha yaşattı.. Önce ilk yarıya bakalım: G.Saray daha fazla pozisyon üretti, daha baskın oynadı ama verimsizlik ve savunma zaafları yüzünden geriye düştü. Juventus ise az pozisyonda çok etkiliydi.. 2. yarıda G.Saray silindir oldu.. Adeta başka bir takıma büründü.. Bu bölümde tempo, baskı, pozisyon üretimi ve etkinlik tamamen tersine döndü. Bir de Juventus, 67'de 10 kişi kalınca aldık sazı elimize.. Bu, orta sahayı ve savunmayı rahatlatıp Galatasaray'ın hücumda daha özgür oynamasını sağladı. Lang, G.Saray'a yeni transfer olmasına rağmen müthiş performansına devam etti. Kanat dribblingleri, presleri, hızı ve soğukkanlılığıyla 2. yarıda adeta fırtına estirdi. Attığı ikinci golde Osimhen'in asistindeki vuruş, sakinlik nefisti.. Bu transfer G.Saray'a cuk oturmuş cuk! Osimhen direkt gol atmamış olsa da bu sefer bitiricilik yerine yaratıcılık ön plandaydı.. Maça damga vurdu.. Ya Barış.. Adamları bir bir eksiltti.. Müthiş bir enerji koydu.. Sara coştu! Muazzam bir takım vardı.. Kısacası ikinci yarı G.Saray ev sahibi gücünü, taraftar ateşini, ruhunu ve karakterini sahaya yansıttı. Bu geri dönüş destanı, Şampiyonlar Ligi'nde nadir görülen cinsten oldu.. G.Saray neden Avrupa fatihi neden bir marka olduğunu yine gösterdi. Teşekkür ediyoruz.. Tur hayırlı olsun..

Bu fotoğraf Beşiktaş’ı başarıya götürür!

Duygusal olarak bakarsak Hyeon-gyu Oh'un Beşiktaş macerası resmen bir aşk hikâyesi gibi başladı! Adam 13 gün önce transfer olup geldiğinden beri Alanyaspor maçında röveşata golü attı ve penaltı kazandırdı. Sonra Başakşehir'e karşı da gol ve asist üretti. Taraftar bu performansa aşık olmuş durumda. Güney Kore'nin İstanbul Başkonsolosu Woo Sung Lee, Oh'un imza törenine katıldı ve bizzat "Beşiktaş'ın ilk Güney Koreli oyuncusu oldu, umarım daha fazlası gelir. Kore ile Türkiye arasındaki ilişkilerde başarı sağlamasını, kültür-sporher alanda iş birliklerinin devamını diliyorum" dedi. Adam resmen "Bu transfer diplomatik bir fırsat" diye yorumladı, hatta Oh'un ilk maçını tribünden izledi! Kore basını da "Oh'un süper golüyle Kore-Türkiye dostluğu güçlendi", "Sivil büyükelçi oldu" diye manşet attı.

Yani resmi düzeyde bile pozitif bir etki yarattı, iki ülke arasındaki spor-kültür köprüsünü güçlendiriyor. Oh, Galatasaray ya da Fenerbahçe'ye gelip bunları iki maçta yapsa neler yazılıp çizilirdi! Beşiktaş'ın başarısızlığı medyadaki yerini de çok aşağı çekti. Ama Oh gibi oyuncular ve iyi sonuçlar ile tekrar hak ettiği yeri alabilir. Ayrıca yanda bir fotoğraf var, bu kareye iyi bakın! Taraftarın günah keçisi ilan ettiği Ersin'i maç sonu tribünlere Orkun ve Oh götürüyor. Hadi Orkun'u anladık kaptan ve Türk ama daha 13 gün önce gelmiş bir Güney Koreli, takım duygusunu sımsıcak duygularla yaşıyor… İşte bu fotoğraftaki sıcaklık ve içtenlik Beşiktaş'ı başarıya tekrar götürebilir. Tabi ki devam edebilirse.

Protesto olmayınca Ersin devleşti!

Bu sadece 3 puan değil, kriz anında geri dönüş, yenilmezlik serisinin devamı, deplasman galibiyeti ve Avrupa yolunda büyük adım anlamına geliyor aslında. Beşiktaş taraftarı için de "Kazanmayı unuttuğumuz" dönemde gelen destansı bir zafer… Bir moral deposu ve "Biz de artık buradayız" mesajı! İşte maçı böyle özetleyebiliriz. Eğer Beşiktaş, bu yenilmezlik serisinde kaybettiği puanlar olmasa bugün zirvenin dibinde olacaktı. İki takım da açık futbol oynadı. Goller, direkler, kaçan net pozisyonlar... Fakat Beşiktaş bu kaosta daha soğukkanlı davrandı. İştahını ve umudunu kaybetmedi. Başakşehir, organize ve çok kaliteli bir takım (özellikle orta saha ve kanatlarda sert geçişler yapıyorlardı), ama Beşiktaş bu tempoya ayak uydurup daha etkili vuruşlar yaptı. Farkını burada belli etti. Beşiktaş, bu sezonun en iyi maçlarından birini oynadı diyebilirim. Orkun, Beşiktaş için en değerli transferlerinden biri olduğunu üstüne koya koya devam ettiriyor. Hem teknik kapasitesi, hem gol katkısı, hem de karakteriyle tam bir Kartal oldu. Ersin Destanoğlu bu maçta gerçekten çok başarılıydı. Hatta galibiyetin kahramanı oldu. Geçen hafta kendi sahasında taraftardan ıslık yemiş, protesto edilmiş bir kaleci olarak Başakşehir deplasmanında tam bir dönüş yaptı. Ama burada bir ayrıntı var. Beşiktaş, Dolmabahçe'de oynadığı maçlarnda taraftar Ersin'e çok yükleniyor. Çocuk, bu baskı ve protesto olmayınca farkını ortaya koydu. Özellikle geçen haftaki tepkilerden sonra bu performans, mental olarak da büyük bir adımdır. Artık Beşiktaş taraftarı da ayıp etmesin. Oh, tam gaz devam ederken, Mustafa Hekimoğlu için diyecek tek cümlede şuydu: Maçın kahramanı....

Taktik zekasıyla F.Bahçe’yi taşıyor!

Muhteşem bir derbiydi, Fenerbahçe büyük bir zafer aldı. İlk yarı karşılıklı ataklarla bir düello şeklinde geçti.. Fenerbahçe takım savunmasının hatalarıyla golleri yedi.. Ama kaliteli ayaklarıyla golleri buldu.. Trabzonspor karşılık verdi.. Aslında evindeki avantajla ikinci yarıda her şey Trabzonspor lehineydi. Fakat 2-2'den sonra oyunu domine edebilecekken, 48. dakikada gelen gol moralleri bozdu. Trabzonspor baskı kurmaya çalıştı ama Fenerbahçe daha kontrollü ve etkiliydi. Tedesco'nun takımı ikinci yarıda oyunu soğuttu, Trabzon ise pozisyon üretmekte zorlandı. Trabzonspor'un duran top organizasyonları etkiliydi ama genel oyunda disiplin eksikliği vardı. Duygusal dalgalanma ve panik, oyunu Trabzonspor'a kaybettirdi. Muçi'yi sağ kanatta oynatmak zorunda kalan Fatih Tekke asıl oyun planından şaştı.. Tabii burada yönetime bir paragraf açmak lazım. Bu kadar net bir kanat sıkıntısı varken o bölgeye transfer yapılmamasının bedeli tahminimce bundan sonraki maçlarda da ağır olacak. Tedesco, Eylül 2025'te göreve geldikten sonra kısa sürede takımı kendi oyununa uydurdu. Yüksek pres, hızlı geçişler, disiplinli savunma ve hücumda yaratıcılık... Kim ne derse desin taktik zekası fark yaratıyor. Trabzonspor deplasmanındaki 3-2'lik galibiyet gibi büyük maçlarda geri dönme karakteri de gösterdi. Maçın özeti şu aslında: Yüksek kalite galip geldi.. Artık lig yarışında iki takım kaldı.. Galatasaray ve Fenerbahçe.. Bundan sonra bu iki takımın yarışına tanıklık edeceğiz.. Gerçek olan bu!

Sezon bitti, Beşiktaş inşa aşamasında!

Beşiktaş taraftarı için her maç bir kâbusa döndü.. Her maç stres her maç acı!.. Transfer yapsan da aynı yapmasan da.. Aslında bir transfer de teknik kadroya lazım! Maçın ilk 16 dakikasında 2-0 geriye düşmek, hazırlık ve taktik disiplin açısından soru işaretiydi.. Alanyaspor'un hızlı geçişlerine karşı yüksek savunma hattı riskli oynadı ama oyuncular (özellikle stoperler ve orta saha) rakibin ara paslarını okuyamadı, kapatamadı. Güven Yalçın'ın iki golü de bireysel hatalardan geldi ama bu, Sergen Yalçın'ın geçiş savunması talimatlarında yeterince sertlik-yoğunluk koyamadığını net bir şekilde gösteriyordu. Geldiği günden beri hâlâ Yalçın, takımın savunma dengesini oturtamadı.. Sürekli Beşiktaş inşa aşamasında! Lig bitti ama inşaat bitmedi... Takım istikrarsız.. Arka arkaya galibiyet serisi yok, evinde puan kayıpları kronik (G.Birliği, Samsun, Fenerbahçe, Alanya).. Bir takım evinde puan kadar puan kaybı yaşar mı? Hem de bu takımın adı Beşiktaş ise.. Hangi şampiyonluktan bahsedeceksiniz o zaman.. Deplasman kâbus, Dolmabahçe kâbus! Taktiksel denge yok.. (Özellikle savunma-hücum geçişi), konsantrasyon kaybını önleme ve oyuncuları zirve moduna sokma konusunda da bir şey yok! Üstüne takımın skor yükünü taşıyan Rafa Silva gitti, Abraham gitti.. İki yıldız oyuncu resmen kaçtı.. Özetle Beşiktaş savunmada temel disiplini sağlayamadı, erken dakikalarda dağıldı ve maçı domine edecek karakteri gösteremedi. İkinci yarı reaksiyon iyiydi ama kazanmak için gereken ekstra diş yoktu. Bu, sezon genelindeki istikrarsızlığın bir yansımasıdır..

Ülkemizin gücünün büyük göstergesi

Kante, Fenerbahçe'ye hayırlı olsun… İkonik bir isim.. Kulüplerin dertlerinin olduğu, sıkıştıkları anlarda bir ülke Cumhurbaşkanının devreye girmesi kadar mantıklı bir şey olamaz. Ki zaten Al-İttihad'ın burada bir kusuru vardır ve bunu da düzeltmek için devlet büyüklerinden yardım isteniyorsa bu yardım da gelir.. Konuyu Prens Selman'a aktaracak kişi de Sayın Erdoğan'dır.. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın Fenerbahçe ve Türk futboluna yaptığı destek çok olumludur. 'Kendime başka, rakibe başka' diye bir şey yoktur. Yardım isteyen herkese yardım eli uzatılır. Kante transferinde yaşanan süreç ülkemizin gücünü de saygınlığını da bir kez daha göstermiştir. Türkiye'nin liderinin Türk futbolunun gelişimine verdiği katkı zaten bilinmektedir. Cumhurbaşkanımızın önemli spor yatırımlarının olduğu somut bir gerçektir. Dolayısıyla da konuyu sağa sola çekmeden, sulandırmadan, yaşanan sürecin herkes tarafından takdir edilmesi gerekmektedir. Fenerbahçe (Geçmiş yönetim) yıllarca "Bize karşı bir yapı var" söylemiyle kendi taraftar kitlesini germişti. Bugün gelinen noktada bunun sadece boş bir söylem olduğu da net bir şekilde ortaya çıktı. Yani yapı söylemi bitmiştir. Kante, 2018 Dünya Kupası şampiyonu, Premier Lig'de yıllarca en iyi defansif orta sahalardan biriydi. Fenerbahçe'ye gelmesiyle hem sahada kalite artar hem de Süper Lig'in uluslararası cazibesi daha yükselecektir.. Yabancı yıldızlar geldikçe, genç Türk oyuncular da onlarla oynayarak gelişebilir. Olaya böyle bakalım.