CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Sumudica’nın işaret fişeği

Türk futbolunun çok büyük sorunları var... Bunların başında da menajerlik sisteminde gelinen nokta yer alıyor... Hiçbir kritere dayanmayan, sınırları çizilmeyen, "Ben menajerim-futbolcu temsilcisiyim" diyen herhangi biri, bu işi yapar durumda... Menajerlik yapan babaları, arkadaşları biliyor ve garipsiyorduk da son bir-iki yıldır Türk futbolunda vahşi bir menajerlik düzeni oluştu. İşini iyi yapan menajerlere saygımız sonsuz. Ancak çizgiyi aşan, birbirini boğazlayan, çalışırken hiçbir sınır tanımayan bir sürü menajer, alt-üst lig demeden futbol sistemini esir alıyor. Başkanların, hocaların hatta basın mensuplarının masalarda konuştuğu ama kamuoyunun önünde suspus olduğu bir durumla karşı karşıyayız. Gaziantep FK Teknik Direktörü Marius Sumudica, önceki gün ortamı sarsacak iddialarda bulundu. Aslında fitili ateşledi.
Diyor ki; "Geçen hafta bir oyuncu önerildi. Türkiye'den iki menajer beni aradı. Bu futbolcuyu kabul etmem için menajerler bana 50 bin Euro teklif etti. Sadece iyi futbolcu olduğunu yönetime söylememi istediler. 'Çünkü son sözü sen söylüyorsun' dediler. Benim için kolay olurdu. Geçen sene bu oyuncu sadece 1 gol attı. Ben onu buraya nasıl getiririm, bunun sorumluluğunu nasıl alırım?"

TFF KONUYLA İLGİLİ DÜĞMEYE BASTI
Sumudica'nın Romanya'da yaşadıklarını biliyoruz... Ancak bu açıklamaları önemli. TFF'ye ve kamuoyuna davet mektubu gönderiyor. "Gelin benimle konuşun, iki menajerin ismini vereyim" diyor. Türkiye Futbol Federasyonu da bu konuyla ilgili düğmeye bastı ve soruşturma başlattı. TFF adına bir müfettiş Gaziantep'e gidip Rumen teknik adamdan isimleri almalı. PFDK sevkine gerek olacak kusurlu bir hal varsa, bütün menajerlere leke atan bu iki kişi ifşa edilip, lisansı iptal edilip meslekten men edilmeliler. Sumudica, isimleri vermiyorsa o zaman da kendisi 'Ortalığı karıştırmak ve ligin marka değerine zarar vermekten' PFDK'ya sevk edilmeli.

Mentör şart!

Konyaspor geçen sene küme düşme hattının ateşini yaşayan bir takım... Stoperi 1. Lig'den... Santrforu 1. Lig'den...
Diğer santrforu Kravets aynı kulvarın yolcusu Kayseri'den... Çıkıyor Beşiktaş'a 4 gol atıyor. Hiç kimse bu maç için takım kalitesizliğinden "duyar" kasmasın.
N'Sakala, Welinton, Necip'i büyük maçlarda, derbilerdeki kıyaslamada mevzu bahis edebiliriz. Konya maçını ise 'İyi futbol iyi oyuncularla oynanır' repliği ile açıklayamayız. Bu maç koordinasyonsuzluk ve ruhsuzluk maçı.
Maç başlarken teslim olmuş, gol geldiğinde reaksiyon vermeyen bir Beşiktaş izledik. Bu maç başta Sergen Yalçın ve futbolculara yazar.
İki konu var. Yanlış tercihler üzerine kurulu.
Geçen hafta sonlarda oyuna giren 4 ara pası ve 9'a yakın etkili atakla iyi bir başlangıç yapan Gökhan Töre ile başlamak varken genç Atakan'ı oynatmanın mantığı ne? Boyd'dan vazgeçmediğini istatistikler söylüyor ama Boyd'un oyunun savunma bölümünde sürekli adam kaçırdığını da istatistiklere sokamazsanız, Beşiktaş'ın kolay atak yediğini göremezsiniz.
Sergen hocanın futbolcuları hazırlık dönemi psikolojisinden çıkarıp takım hüviyetine sokması lazım.
Sürekli ve anlamsız rotasyonlar takımın ve emek verenlerin kredisini tüketiyor.
Sağ bek transferindeki gecikme yönetimin suçu ama 1 sezonda 3.9 milyon Euro kazanan Vida'yı nereye koyacağız?
Vida kötüyken sadece kendini değil yanındaki iyiyi de bozuyor. "Ya sat ya oynat" kuralı geçerli olmalı.
Aboubakar'ı iyi gördüm. Sakat görünmüyor ve katkı sağlar.
Bu takım toparlanır ama takımın ivedilikle profesyonel mentör desteğine, yönetimin de yeni bir iletişim stratejisine ihtiyacı var.

EURO 2020 ruh ve oyunundan uzağız

Şenol Güneş, Uluslar Ligi'ndeki iki milli maçımıza da 'hazırlık' muamelesi yaptı. Yenildiğimiz Macaristan'la ilk maçımıza 'Kondisyon seviyeleri ve hazır görüntülerini' dikkate alarak daha iddialı bir 11 çıkaran Şenol hoca deplasmanda Sırbistan karşısına diğer 11 diyebileceğimiz bir kadroyu sahaya sürdü. 9 aylık aradan sonra gelen ilk milli maçlarda Güneş kadroya çağırdığı oyuncularımızın çoğunu görme ve kafasındaki soru işaretlerine cevap bulma yolunu tercih ettiği aşikar!
Kadro aşağı yukarı aynı ancak Türkiye'yi 12 maçta, 9 galibiyet, 2 beraberlik 1 yenilgi ile EURO 2020'ye taşıyan ruh ve oyundan çok uzağız. Bu ekibe ve takıma inanıyorum. Ancak hazırlık maçı muamelesi görse de pandemi opsiyonlarını dikkate alsak da Macaristan ve Sırbistan maçındaki tempo ve oyundan memnun değilim. Kolarov'un kırmızı görmesinden sonra yaklaşık 40 dakika 10 kişi oynayan Sırbistan karşısında beraberlikle yetinmeyebilirdik. Ama beceremedik. Enes Ünal pandemi süresinde kondisyon zafiyeti yaşamış gibi. 78'de yerini Burak'a bırakana kadar varlık gösteremedi. Sahada güçlü bir Enes'e ihtiyaç var. İlk milli maçına çıkan Orkun'a Türkiye'yi tercih ettiği için hoş geldin demek ve etkisiz kalan görüntüsünü ilk maç heyecanına vermek gerek
Çağlar'ın ilk yarıda golle sonuçlanmayan hatası hepimizi şaşırtsa da Ozan Kabak'ın istekli ve hazır görüntüsüyle ikili genelde iyiydi. Sırbistan maçında gördüğüm en önemli iki sıkıntı hücuma çıkarken adam eksiltemememiz ve rakip üzerinde baskı kuracak dinamizm ve organizasyonlardan uzak olmamızdı. Yusuf'un ceza sahası dışından şut denemeleri düşünce olarak iyi ama akışta değil neredeyse duran pozisyonlarda denediği için sonuç alamadı. Biz bu oyunla değil ama takımla Uluslar Ligi'nde Rusya'yı da geride bırakarak başarılı olabiliriz. Ancak kendimiz gibi oynamamız şart...

Gönül’lerde Gökhan!

Beşiktaş iyi oynamadı ancak Fenerbahçe karşısında çok önemli üç puan kazandı. Öyle bir ilk yarı ki rakip on kişi kalmasına rağmen siyah-beyazlı takımın öne çıkan ismi genç kalecisi Ersin'di. Fenerbahçe'de Gustavo yok, Beşiktaş'ta N'Koudou cezalı olunca "Orta sahalar ne kadar etkilenir?" diye düşünürken F.Bahçe çok iyi bir 45 dakika ortaya koydu. Sergen Yalçın'ın takımı cevap veremedi.
Orta sahada dirençli duran F.Bahçe, Vedat'ın 25'te kırmızı kart görmesine kadar 6 pozisyon üretirken, sonrasında da 10 kişiyle 3 pozisyon daha buldu. Bu normal bir istatistik değil. Bir takımın kalecisi ilk yarının en iyi futbolcusu oluyorsa bu teknik direktörün orta sahaya acil müdahale etmesi alarmı çalıyor denektir. Ancak temposu düşük takımda Sergen Yalçın, Boateng'i almak için 59. dakikayı bekledi. F.Bahçe bu oyunuyla 1-2 golü rahat bulabilir, 3.'lük ve Şampiyonlar Ligi hayalleri kuran Beşiktaş'a içinden çıkılmaz bir hal yaşatırdı. Ancak hem Ersin'in performansı hem on kişi oyuna devam etmenin ağırlığı F.Bahçe'ye ağır geldi. Boateng-Diaby değişikliği de bu süreci destekledi. Diaby'nin ortası Vida'nın golü, Caner'in adrese teslim ön direk operasyonu ve Gökhan Gönül'ün kafası Beşiktaş'ın çehresini değiştirdi. Tarih Beşiktaş'ın vasat oyununu değil ama derbi galibiyetini yazacak. Fedakârlık yaparak iki maçtır oynayan Gökhan Gönül'ün gol sonrası sevinmemesi her tarafa yorumlanabilir. Ancak 3-3'lük maçta da attığı gole sevinmemişti. Ancak burada Gökhan'ın gidip gitmeyeceği değil, gitme ihtimali olan bir futbolcunun profesyonel duruşunu tartışmalı ve alkışlamalıyız. Ruiz kaçar, Gökhan atar... Futbol hayat gibidir. Böyle çelişkileriyle güzel.

Kampanyayı başlatmak yanlış karardı

Karius'tan sonra Ruiz de sözleşmesini feshetti. Bu durum takımı nasıl etkiler?
AHMET Nur Çebi yönetimi, pandemi belirsizliğinde UEFA ve TFF'nin tavsiyelerini dikkate alarak indirim talebinde bulunmuştu. Yaşanan süreçte Karius ve Ruiz gitmekten yana tavır koydular. Ortada sadece Beşiktaş'ın güç kaybı yok, aynı zamanda 2.5 milyon Euro'luk bonservis kaybı var. Pandemi yaşanmasa ve UEFA'nın tavrı olmasa ihtar gelmişken ödemeyi yapmadıkları için Beşiktaş yönetimini beceriksizlikle suçlardım. Bir salgın söz konusu olduğundan UEFA'nın bu tür meselelerde doğru, hakkaniyetli tavır alması ve kulüpleri mağdur etmemesi lazım.

Beşiktaş kampanyadan şu ana kadar umduğunu bulamadı. Düşünceniz nedir?
TÜRK futbol ekonomisinin durumu ortada. Bunun üstüne pandemi süreci de eklenince yüzde 30'a varan ek bir yük kulüplerin üzerine bindi. Aynı şekilde pandemiden ekonomik olarak olumsuz etkilenen toplum gerçeği var. Böyle bir dönemde bu kampanyayı başlatmak yanlış bir karardı. İlk yapılan ertelemeden sonra belki süre biraz daha uzatılabilirdi. Beşiktaş taraftarını, camiasını motive edecek gerekli hazırlıkların yeteri kadar yapılamadığını gördük. 100 milyon TL'nin üzerine çıkmayı hedefleyen yönetim için 13 milyon TL'lik başlangıç hayal kırıklığıdır. Yönetimin başka çaresi olmadığı için başlattığı gerçeğini dikkate alarak camianın, taraftarın bu kampanyaya omuz vermesi gerekir. Çünkü bu dava, Çebi davası değil Beşiktaş davasıdır.Beşiktaş kampanyadan şu ana kadar umduğunu bulamadı. Düşünceniz nedir?

Beşiktaş, Fenerbahçe ile Avrupa kupaları açısından önemli bir derbiye çıkacak. Sonucu sizce ne olur?
SERGEN Yalçın'ın dokunuşlarıyla sahada pes etmemeyi öğrenen Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'ne gitmek istiyor. Kalan son iki haftada, siyah-beyazlılara elde kağıt kalem ince hesaplar yaptırıyor. Bunun için Fenerbahçe maçında daha farklı bir motivasyonla oynayacaklardır. Ancak her iki takımdaki sakatlıklar, eksikler derbiyi normal tahminlerin ötesinde farklı bir havaya büründürdü. Burak Yılmaz'ın durumu belirsiz. Atiba dönüyor. Ruiz ayrıldı, Adem Ljajic yok. İki nedenden dolayı derbinin favorisi Beşiktaş… Birincisi Beşiktaş'ın yükseliş ivmesi içerisinde olması, ikincisi Avrupa motivasyonu. Ancak Fenerbahçe'nin beraberlik hatta galibiyet çıkarması sürpriz olmaz.

Kayserispor’un dirilişi

Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın son haftalarda takımına oynattığı ofansif futbolla rakiplerini, özellikle de defans oyuncularını şaşırtıyordu. Ancak Kayseri maçında yaptığı oyuncu tercihleriyle kendi taraftarını da şaşırttı.
Elneny ve Atiba'yla orta sahada haftalardır başarıyla yürüttüğü sistimine uzun bir aradan sonra Necip takviyesi yaptı. Deplasmanda nitelikli pozisyon üretme özelliği yüksek olan N'Koudou'yu sokmak için ikinci yarıyı bekledi. Necip'le 4-3-3 gibi duran, zaman zaman öne çıkarak 4-1-4-1'e dönen sistem bu oyuncu tercihleriyle son iki haftadır muhteşem oynayan Burak Yılmaz'ı bozdu.
Kayserispor'un Mensah'tan yoksun çıktığı maçta orta sahayı Necip'le üçlemek ve üretken oyunculardan yoksun çıkmanın mantığını anlamak zor. İşleyen yapı neden bozulur, neden anlamsız değişikliklere gidilir? Bu düşünceler, Beşiktaş kaybettiğinde yazılan düşünceler değil.
Rıdvan'ın 18'in çevresinde ince çalım yaparken topu kaybedip gol yedirmesi övgülerin başını döndürmesiyle açıklanabilir ya da Ersin'in yediği gol tecrübesizliğiyle. Beşiktaş taraftarı gençleri idam sehpasına göndermemeli. Onların hata yapma hakkı var, diğerlerinin yok. Bende gençler hata yapmasa da bu dizilişle maçı en fazla berabere bitireceği düşüncesi uyandı. Beşiktaş'ın istatistikleri son iki haftanın istatistiklerinden farklı. Yanıltıcı olabilir...
Pandemi sürecinde evlenen Hasan Hüseyin her maç yükseliyor. Yükseldikçe arkadaşlarıyla birlikte Kayserispor'u da yükseltiyor. Başkan Berna Gözbaşı liderliğinde Kayserispor dipten 14.'lüğe yükselişiyle saygıyı ve alkışı hak ediyor.

Riva'da kördüğüm

Süper Lig'de bitime 5 maç kala yeni sezonun planlaması da çorbaya döndü.. Konuyla ilgili olarak futbolun paydaşları dün Riva'da buluştu.

YAYINCI KURULUŞ YİNE İNDİRİM İSTEDİ, BU TALEP DE KABUL GÖRMEDİ

TFF Başkanı Nihat Özdemir ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra, Kulüpler Birliği'ni oluşturan 18 Süper Lig kulübünün başkanı ve yayıncı kuruluşun temsilcileri dün bir araya geldi. Yeni sezonun başlama tarihi, yabancı sayısı, Finansal Fair Play ile ilgili son düzenlemeler ve yayıncı kuruluşun gelecek yıl için istediği indirim konusunda taraflar istek ve düşüncelerini dile getirdi.

ŞENOL GÜNEŞ "AĞUSTOS" DEDİ
Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, pandemi nedeniyle ertelenen EURO 2020'de ilk maç 11 Haziran 2021'de oynanacağı için liglerin ağustos ayında başlamasını ve milli takım için daha geniş bir hazırlık dönemi yaşanmasını istiyor. Güneş, "Takvim sıkışmasın, biz de şampiyona öncesi havaya girelim" düşüncesinde. Kulüpler Birliği de transfer çalışmaları nedeniyle başlangıç tarihi için 11 Eylül'ü işaret ediyor. Yayıncı kuruluş ise 28 Ağustos tarihine sıcak bakıyor. Dün yapılan toplantıda herkes kendi tarihinde ısrar etti. Konuyla ilgili bir komite kurulması ve ortak yolun bulunması istendi. 28 Ağustos ve 4 Eylül öne çıktı.



ALT LİGLER GÜNDEM DIŞI

TFF 2. ve 3. Lig ile Bölgesel Amatör Liglerde kalan maçların oynanmayacağı kararı önceki gün açıklanmıştı. Dün toplantı uzayınca bu konu görüşülmedi. TFF'nin birincileri üst lige çıkarmak, ikincilere play-off oynatmak, ya da ilk ikileri çıkartma üzerinde durduğu öğrenildi. Play-off oynatılmazsa üçüncü madde küme düşmeyi hak edenler dışında kaldırmak.

HERKES TV İZLEDİ NİYE ZARAR ETTİNİZ!
Yayıncı kuruluş indirim talep etti, kulüpler ise "Pandemi sürecinde herkes evde televizyon izledi, siz niye zarar ettiniz" diyerek bu isteğe sıcak bakmadı.

Toplantının en çetin geçen konusu yayıncı kuruluşun indirim isteğinde yaşandı. Daha önce "Sezon sonunda masaya oturacağız ve sözleşmemizi gözden geçireceğiz" diyen Digiturk yetkilileri, o sunumu dün yaptı. Yaklaşık 25-30 dakika süren sunum nedeniyle de toplantı uzadı.

Yayıncı kuruluş, "Pandemi sürecindeki zararımızın karşılanmasını ve bu rakamın önümüzdeki iki yıldaki sözleşme bedelinden düşülmesini talep ediyoruz. Yeni yatırım yapamadık ve zararımız kaçak yayınlar nedeniyle bir hayli fazla. Biz Türkiye'de olmaktan memnunuz ve sözleşme süresini tamamlamak istiyoruz" dedi. Daha önce iki kez indirim yapıldığını hatırlatan kulüpler ise "Zarar etmenizi istemeyiz ama zararın gerekçesi ne? Pandemi sürecinde herkes evde televizyon izledi" diyerek bu talebe sıcak bakmadı. Bu arada yayıncı kuruluşun sezon sonuna kadar ödemesi gereken 578 milyon TL'nin haftalık olarak hesaplara yatırıldığı, 170 milyon TL'nin ödendiği belirtildi.

YABANCI KADEMELİ DÜŞECEK
Görüşülen ancak sonuca varılamayan bir diğer konu yabancı sınırlaması oldu. Mevcut kurala göre; Süper Lig ekipleri 14 yabancı oyuncu transfer edip, bu futbolculardan 12'sini maç kadrosuna alabiliyor. TFF'nin bu sayıyı önce 10'a sonra yıllar içinde 9'a ve 8'e indirmesi bekleniyor. TFF görüşünü kulüplerle yeniden paylaştı, Kulüpler Birliği, yabancı sistemiyle ilgili bir toplantı daha yapılmasını istedi.

Kaptan Burak dümende!

Konyaspor ligde kalmak için büyük bir savaş veriyor! Üstün oynadığı maçta deplasmanda Gençlerbirliği'ne yenilmesi, ardından geçen hafta son dakikalarda Sivas'la berabere kalarak 2 puan bırakması Beşiktaş maçını daha önemli hale getirmişti.
Ancak karşılaşma 14. dakikada bitti. Bitiren de Hadziahmetovic! Lens'in bileğine öyle bir bastı ki VAR bu pozisyonda kırmızıyı kaçırmadı. Böyle bir hatanın, sorumsuzluğun bedeli de ağır oldu.
Beşiktaş'ın kaptanı Burak Yılmaz da geçen hafta olduğu gibi bu fahiş hatanın faturasını kesti. Sol çaprazdan sağ ayağıyla ters köşeye vuruşu jeneriklik ve mükemmel bir goldü.
Geçen hafta; son vuruşlarda verimsiz olan N'Koudou'ya güzel bir gol attıran Burak dün de yine eleştirilerin hedefindeki Diaby ve Lens'e de iki asist yaptı. Burak bu asistlere devam ederse gönderilecek futbolcuların listesini değiştirebilir!
Dün Burak'ın asistini yapan sol bek Rıdvan'a da değinmek lazım. İki haftalık performansıyla Caner'i gölgede bıraktı; transferdeki pazarlık gücünü elinden aldı.
Dün de pasları, atakları en önemlisi doğru pozisyon alışıyla neredeyse hatasız oynadı. En çok top kapan oyuncu da oldu. Rıdvan böyle giderse sezon sonu transferine kesin gözüyle bakılan N'Sakala'yı da kulübeye mahkum eder.
Konya maçından önce biri as kadrodan iki futbolcusunda Koronavirüs testi pozitif çıkan Beşiktaş için bu haftayı da üç puanla kapatmak çok önemli. Çünkü Beşiktaş 50 puan grubuna girdi. Böylece 3.'lük ve Avrupa hedefi daha da belirginleşti. Artık Ahmet Nur Çebi başkan da Futbol Şube Sorumlusu Emre Kocadağ da, Sergen Yalçın da "Geride kalan maçların hepsini kazanırsak karşımıza nasıl bir tablo çıkar" hesabı yapıyordur. Hakları da var.
Özellikle rakiplerinin altta da üstte de her sonuca gebe maçları var.
Hak demişken Atiba'nın şanla, şerefle ve bileğinin hakkıyla 200. maçına çıkmasını unutmayalım. Tribünlerde belki alkış yoktu ama gönüllerde fazlasıyla vardı...

Kartal kanatlandı

Şampiyon parolasıyla yola çıkan bütün takımların güçlü bir hücum hattı oluşturmasının yanısıra onları destekleyecek kanat beklerinin çok iyi olması şarttır.
Oyunu rakip alana yıkmanın, ilerde çoğalırken çizgiye inip farklı pozisyon alternatifleri üretmenin anahtarı bek oyuncularıdır. Dün Denizli deplasmanında Beşiktaş'ı 5-1'lik farklı galibiyete ulaştıran oyunun iki temel noktası vardı. Birincisi; sağda Gökhan ve sol bekte Rıdvan'ın sağ açık gibi sürekli hücum hattının içerisinde ve etkin bir şekilde oynamalarıydı. Lens Denizlispor'un 54'de Estupinan ile attığı kontratak golünde Lens topu sağdan bindiren Gökhan'a verse o gol olmazdı. Hatta Beşiktaş 2-0'ı bile yakalayabilirdi. Gökhan Gönül 5 dakika sonra ceza sahasının göbeğinde kafa golüyle 2-1'i bulmasa Beşiktaş bu maçı 5-1'e ulaşamaz, kırılma anı yaşayabilirdi. Gökhan sözleşmesinin uzatılmasını hakettiğini gösteren muhteşem bir performans sergiledi. Diğer oyunculara birşey demem ama performansıyla Gökhan Gönül'le orta yol bulunup sözleşmesinin bir yıl daha uzatılması doğru olur. Sol bek Rıdvan bu maçta da hücum hattında ne kadar rahat ve etkili bindirmeler yaparak bizleri mahçup etmeyeceğini gösterdi. İkincisi; Açılış golüne imza atan Kaptan Burak'ın, N'Koudou'nun güzel golünde de, Ljajic'in golünde de asisti vardı. Bu ülke istekli ve hazır bir Burak'ın nasıl etk-i li bir golcü olduğunu bilir. Dün maçtaki hırsı üst seviyedeydi. Takım tarafından sevilen, hızıyla büyük potansiyel olan N'Koudou'nun son vuruşlarda iş bitiricilik sorunu yaşadığını biliyoruz. Dünkü görüntüsü geliştirilebilir, bir yıldız kazanılabilir fikrimizi destekliyor. Kartal'ın kanatları bir de golcüsü çok iyi olunca farka uçtu. Özellikle bu hücum hattı geçen hafta sahaya sürülen hücum hattına fark attı. Sergen Yalçın'ın maç öncesi "Şampiyonluğa oynayan bir takım istiyorum. Burası Beşiktaş 10-11 tane genç oyuncuyla oynanmaz" sözleri kamuoyundan önce yönetime net bir mesaj...