CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Bu enkazı toparlamak hiç kolay olmayacak

Beşiktaş kan kaybetmeye devam ediyor. Bireysel hatalar öne çıktı ve kalite sorunu kendini hissettirdi. Colley ile 1-0 öne geçmesine rağmen yediği 3 golle 3 puan, futbolcu hatalarıyla adeta misafir Alanyaspor'a hediye edildi. Basit hatalar; oyuncu kalitesinin, pozisyon alma bilgisinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı bize…
Beşiktaşlılar, yıldız diye pazarlanan oyuncuların iş başa düştüğünde nasıl sıradan olduklarını bir kez daha gördü. Birinci golde sol bek Masuaku'nun, yanından sollayarak geçen ve ortayı kesen rakibini arkadan izlerken hali ortadaydı! Bu pozisyonda yapılan ortada Amartey'in, amatör defans oyuncularının yapmayacağı bariz hatasından faydalanan Yusuf'un golü bulması vardı. Sonlarda Alanya'nın 2 kişiyle, Amartey-Colley'in de kademede olduğu 4 kişinin arasından sıyrılıp Janvier'la golü bulması, beceri kadar Beşiktaş'ın beceriksizliğiydi. Eduardo'nun üçüncü golünde de kaleci Mert'in hatası vardı.
Takım o kadar kırılgan ki ilk yenilen gol sonrasında yakalanan 4-5 pozisyon, öz güven eksikliği nedeniyle gole çevrilemedi. O pozisyonlar gol olsa belki gidişat olumluya dönebilirdi.
Ancak sorun dün gecenin sorunu değil. Problem, 3 sezondur Aralık ayında Beşiktaş'a havlu attıran "Kötü kadro mühendisliği sorunu." Bir günde, bir ayda belki de 1 yılda bu enkazı toparlamak zor olacak. Giden gittiğiyle kaldı. Üzüntü, acı, öfke taraftara kaldı... Rıza Çalımbay ve yeni yönetim için "Ateşten gömleği giydiler" demiştim. Buradan çıkmak kolay olmayacak.

Sihirli değnek

Beşiktaş'ta Başakşehir maçında Opoku'nun darbesiyle yüzünden sakatlanan Zaynutdinov, hastaneye kaldırıldı. Burnunda kırık, gözünde darbeye bağlı morarma var. Pozisyonda hakeme baktım, düdüğünde ne faul ne sarı kart ne de yüzünde utanmaya bağlı morarma vardı. Bu fotoğraf aslında Beşiktaş'ın özeti gibi… Hakemler, TFF-Beşiktaş geriliminden etkilenir gibi hatta vazife çıkarır gibi sahada Beşiktaş'ı hırpaladılar ya da hırpalanmasına göz yumdular.
Beşiktaş'ın formasını en çok giyen futbolcusu, 633 maçla Süper Lig'de en çok sahaya çıkan teknik direktörü Rıza Çalımbay, ilk maçına çıkar gibi heyecanlıydı. Tribün, gerçek efsanesinin hatırına eski defterleri rafa kaldırıp takımını kucakladı. Çalımbay çiçeklerle karşılanıp, coşkulu alkışlarla soyunma odasına yollandı. İki maç arasındaki sosyoloji ve psikolojik değişim adeta sihirli değnek değmiş gibiydi. Ama sihirli değneğin açılımı, "Beşiktaş'ın çocuğuna, gerçek efsanesine duyulan saygı, vefa ve güvenin hayat bulmuş haliydi. Gerisi teferruat. Sahada sol açıkta Rebic, forvette Muleka, sağ açıkta Zaynutdinov ve solda Tayfur'la başlaması Çalımbay'ın ilk dokunuşuydu. 2 günde ancak bu kadar takıma ve futbolcuların yüreğine dokunulabilir.
Küskün Rebic'in performansında Muleka'ya zeka dolu asisti sonrası oyundan çıkarken, tribünler tarafından alkışlandığında yüzünün aldığı hal maçın özetiydi. Tribünler maç bitimi haykırdı; "Beşiktaş'ın çocuğu Rıza Çalımbay."

İkinci bahar...

Beşiktaş kendi evinde Kayserispor maçını kaybetse ya da berabere kalsa ne olurdu? Bu soruya verilecek cevap, sanırım çok bilinmeyenli denklem gibi. Trabzon yenilgisi ve Brugge beraberliğindeki vasat oyunun ardından ortam gerilmişti. Hem fiziksel hem psikolojik yorgunluğun net olarak hissedildiği, taraftarı heyecanlandıran ilk unsur; uzun bir aradan sonra Cenk, Aboubakar, Ghezzal üçlüsünün aynı anda 11'de sahada olmasıydı. "Ne varsa eskilerde var!" dercesine… Recep Uçar hoca deplasmanda olduğunu unutup tempolu, sert, fiziksel bir savaşa girse belki ilk yarıda yorgun Kartal'ı sarsabilirdi. Ancak sakin kalmayı, riske girmeden 4-2-3-1 ile kontrollü ataklar yapmayı tercih etti. Bunun ödülünü ikinci yarının başında Thiam'ın asistinde Mane ile de aldı. Fakat Beşiktaş, orta sahası sert pres yememesine, Ghezzal derinlemesine ortalar yapmamasına, duran topla 56'da Aboubakar'ın golüne rağmen Kayseri'yi çözemedi. Altı dakika sonra uzun topla ceza sahasına sokulan Chamberlain'ın kontrol edip sonrasında attığı gol, yeni bir tarzın izlerini, İngiliz futbolcunun da "Ben buradayım" diye meydan okumasını taşıyordu. Bundan sonraki maçlarda arkadaşlarından top isterken dünkü kadar efor sarf etmez! Chamberlain'in bu oyun zekâsıyla giderek yükseleceği görüşümün arkasındayım. İkinci baharını Beşiktaş'ta yaşayacak… Beşiktaş'ta duygular karışık dedik. Maç bitimi "Yönetim istifa" sesleriyle "üçlü çektirme seremonisi ardı ardına geldi. Beşiktaş 3 puandan ötesini kazandı. Derin bir nefes aldı.

Kafamda sorular!

Gençleri her zaman desteklerim. Özellikle altyapıdan gelmişse sahada görmekten büyük keyif alırım. Ama Beşiktaş'la birlikte grubun favorisi gösterilen Brugge deplasmanın ağır yükünü Demir Ege'ye yüklenmesine anlam veremedim. Kafamda maçla ilgili çok soru var. Yeni transferler Onana, Chamberlain sahada olmaması Demir Ege'nin fazlalığı mı yoksa Avrupa'da nice büyük maçları yemiş yutmuş diğerlerinin noksanlığı mı? Çok bilinmeyenli denklem gibi! İkinci yarıya başlayan ev sahibi takımın fırtınasında futbolcuların çoğu alabora oldu! Amir, Muleka, Demir Ege, Masuaku ve golde rakibini kaçıran Rosier çöktü. Kalede Mert, birkaç kritik pozisyonda Erick Baily olmasa skor başka yerlere gelebilirdi.
Geçen sene Beşiktaş orta sahası mevcutlarıyla bu baskıyı kaldıramayacak kadar kibar ve kırılgandı. Maalesef halen kırılgan. Sahadaki 45-60 arasındaki dağılmışlık hissi izleyen herkese "Şenol hoca geç kalmadan bir şeyler yap" dedirtmiştir. Gelen gol bu baskının sonucuydu.
Beşiktaş'ın Brugge deplasmanından rakibin hatası ya da Bahtiyar'ın direnç göstermesiyle başlayıp Cenk'in golüyle beraberliği koparması tabela açısından başarılı görülebilir, hatta sayılabilir
Ancak oyun ve tercih edilenlerin performansı açısından ciddi bir eleştiriyi ve sorgulamayı takım ve Şenol Güneş hak ediyor.
Özellikle Muleka'nın vasatı aşamayan oyununu görünce Cenk Tosun, Rebic, orta sahada Chamberlain'in tecrübesine ve kalitesine haksızlık ediyoruz gibi geldi. Soru net; hazır değillerse niye hazır değiller, hazırlarsa niye sahada değiller?

Gooolley!

Bükreş'te 3-2 biten maçta Dinamo Kiev'e… Dolmabahçe'de 1-1 biten olaylı maçta Pendik'e… Dün de üç maçtır yenilmeyen Sivasspor'a… Üç kritik maç, üç kritik gol… Ve altında stoper Omar Colley'in imzası var. Hatta Pendik maçında yardımcı hakemin yediği nizami golde de Colley'in kafası ve zekâsı vardı. Hem savunuyor hem savaşıyor hem de attığı duran top golleriyle Türk futbolundaki yükselişini sürdürüyor! Omar Colley böyle atmaya devam ederse yakında Beşiktaş taraftarı Omar Colley'e George Clooney muamelesi yapmaya başlar!
Beşiktaş açısından Sivas karşısında Gedson- Chamberlain ikilisinin orta sahada nasıl bir değer oluşturacağını merak ediyordum! Olumlu sinyaller gördüm. Lakin ikili henüz uyumlu ve beklenen seviyede değiller. Zamana ihtiyaçları var. Rashica ise beklediğimiz gibi. Oyunda inisiyatif almaktan, yerinde koşularla takımın yükünü almaktan kaçınmıyor. Golünü de attı ki böyle giderse Galatasaray'da Zaniolo'yu çıkarmadığı kulübede bu sefer Ghezzal'ı tutabilir! Beşiktaş'ın bu sezonki en iyi transferi Rashica. Beşiktaş takımı yeni isimlerle beraber Şenol Güneş'in tedrisatından geçtikçe hem bireysel hem de takım oyunu olarak geliştiğini açıkça gösteriyor. Üstüne üstlük solda Onur'la Masuaku'yu, stoperde Necip'le Amartey'i aramıyor.
Sivasspor Teknik Direktörü Servet Çetin, Süper Lig'deki ilk mağlubiyetini aldı ancak karakteri, bilgisi ve oyun görüşüyle çok maçlar kazanacağına inancım var. Yolu açık olsun.

Güneş’in hamlesi

Sezon açılış maçında ev sahibi takım geçen seneki oyun yapısının çok uzağında bir anlayışla çıktı. Siyah-beyazlı takımın geçiş koridorlarını kapatan, geriye yaslanıp rakibe boşluk bırakmayan Fatih Karagümrük ilk yarıyı gol yemeden, hatta net gol fırsatı vermeden geçirdi. Bu oyun geçen seneki Karagümrük'ün oyunu değil. Başta Borini olmak üzere değişen oyuncuların etkisi bu süreci hazırlamış olabilir. Anlaşılabilir bir durum. Beşiktaş'ta ilk 45 dakika futbolu sıkışan oyunu açacak ekstra bir harekete, duran top organizasyonuna ihtiyaç olduğu açıkça görüldü. Orta saha gerekli üretkenlikten çok uzaktı. İkinci yarının başında Aboubakar kazandırdığı penaltıyla bu inisiyatifi aldı ama Arjantinli kaleci Dituro'yu aşamadı. Belki de vuruştaki abartılı rahatlığını!
Şenol Güneş'in devre arası müdahalesi hissedildi. Sadece kaçan penaltı değil, 62'de Onur'la ve Rebic oyuna girdikten sonra Aboubakar'la da direğe takılması ikinci yarı değişen oyunun vesikasıydı. Değişen tabloda en çok Gedson'un büyük gayreti vardı. Gedson Fernandes oyunun iki puanla bitmesine izin vermeyerek finali golle yaptı. Onur'un indirdiği topta Gedson'un vuruşu gol olmasa tek kale dönmüş maç berabere bitebilirdi. Rebic'in oyuna girdikten sonra kendisini göstermeye başladığını söyleyebilirim. Hazır olduğunda çok katkı sağlayacak bir görüntü verdi. Başlangıçlar zordur, yıldızlarınız zoru kolay yapar… Dün gecenin yıldızı Gedson Fernandes'ti.