CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Güneşli günler!

Bir teknik adamın takımına nasıl dokunduğunun en güzel örneklerinden birine şahit olmak istiyorsanız Şenol Güneş'in yönettiği Beşiktaş'ı izleyin. Galatasaray zaferinden sonra oyuncuları motive etmek zordur. Derbide 1-0 yenilgiden 3-1'lik zafere giden yolda takımın yıprandığını öngörebiliriz. Buna son haftalar oyun ve skor olarak yükselen Nuri Şahin'in Antalyaspor'unun istekli oyununu da ekleyince ilk 45 dakika Beşiktaş'ın istediği gibi gitmedi. Özellikle Fernando ve Fredy'nin orta sahadaki dinamik ve etkili oyunlarına siyah-beyazlı orta saha cevap vermekte zorladı. Antalya araya 1-0 önde girdiğinde bu skoru hak etmişti.
Maxim'in Gedson'la uyumsuzluğunu, sağda Redmond'un Rosier'le verimsizliğini gören Güneş, yaptığı müdahalelerle sonucu değiştirdi. Şenol Güneş önce Maxim'in yerine Onur'u, sonra da Rosier'in yerine Tayfur'u alarak 2 oyuncu ama 4 mevki değişikliğine gitti. Aboubakar maçın yıldızı gibi gözükse de bence Tayfur 40 dakikalık performansıyla asıl şov yaptı.
Hakem Mete Kalkavan mevcut en iyi hakemlerin biri. Ancak Ömer Toprak'ın topa yükselmişken Aboubakar'a arkadan müdahalesi penaltıydı. Verilmeyen penaltı da hem kendisi hem de VAR hata yaptı. Son adamdan Bünyamin'e VAR'ın karışması ve atılması doğruydu.
Beşiktaş, Şenol Güneş'in müdahalesiyle yine 1-0'dan 3-1'lik zafere uzanırken rakiplerine şampiyonluk için şu mesajı verdi: Dış kulvardan, geriden geliyoruz... Sessiz ve derinden değil. Geriden ama gürültülü geldikleri kesin.

UEFA, ‘TFF ile çözün’ diyecek

🔴 Beşiktaş şampiyonluk yarışının içine girdi mi? Liderlik şansı var mı?
Asbaşkan Emre Kocadağ,
Hatay ve G.Antep maçları için "UEFA'ya gideceğiz" dedi. Bu başvurudan sonuç çıkar mı? Beşiktaş, G.Saray derbisini kazanarak, şampiyonluk yarışına balans ayarı yapıp, kendisine 'Fırsat pozisyonu' açtı. Şenol Güneş ve umut vadeden futbolu diyor ki; "Biz 80 puanı toplayalım. Favori G.Saray'ın ve potaya giren F.Bahçe'nin puanlar kaybetmesini bekleyelim." Asıl olay şu: "Derbi öncesi Beşiktaş'ın şampiyonluğuna hayal diyenler, bugün 'acaba olur mu' demeye başladı.




Bu da rakiplerin üzerine stres yükü bindirdi. Matematik olarak liderlik şansı var ve Beşiktaş bu ihtimalin peşinden gitmeye kararlı. Bu motivasyonla alay edilmez, tam tersine saygı duyulur. Beşiktaş baştan beri TFF'ye, Hatay ve Gaziantep maçları için "UEFA'nın kendine uyguladığı kriterleri uygula" diyor. Kocadağ'ın, UEFA vurgusu "Sonuna kadar Beşiktaş'ın hakkını arayacağız" noktasında. Konuyu hukuken bağlamamak için Tahkim Kurulu'na başvurmadı. TFF yönetiminin imzalı karar defterinin sayfasını istiyor. Gidilse bile UEFA'nın "Ben böyle yapıyorum ama yerel federasyonlara tavsiye ediyorum, TFF ile çözün, muhatap orası" deme ihtimali çok yüksek. TFF de bunu bildiği için konuyu tartışmaya dahi açmadan, jet hızıyla usulen hata yaparak kararını verdi. Beşiktaş ile TFF, bu tercihle hem paydaş hem karşı taraf oldu. Ahmet Nur Çebi ile Mehmet Büyükekşi de öyle…


OKAN BURUK İKİ YIL DAHA KALMALI

Okan Buruk ile Galatasaray yeni bir sözleşme
imzalamalı mı?
Hoca sarı-kırmızılıları şampiyon yapamazsa, yönetimin devam etmeyeceği söyleniyor. Okan Buruk'u başarılı buluyorum.




Geriden geldi, lider yaptı. Bu kadar yıldızı yönetmek kolay değil. Şampiyonluğun favorisi hâlâ G.Saray. Olursa zaten kimse göndermez. Bu saatten sonra kaybederse ağır travma olur. Ama sonuçtan bağımsız bence 2 yıl daha sözleşme yapılmalı.


BAŞKAN ÇEBİ YANIT VERECEK!

🔴 G.Saray ile F.Bahçe arasındaki sosyal medya demeçleri, Beşiktaş'a da sıçradı. Asbaşkan Serhan Çetinsaya attığı bir tweet ile tepki çekti. Burada yazmayı çok uygun bulmadığımız üslup ve dil için yorumunuz nedir?
Beşiktaş, G.Saray ile derbi oynayacak, öncesinde TFF Riva binasına F.Bahçe ve G.Saray'ın başkanları ziyaret yapıyor. Demeçlere ve yansıyanlara göre dışarıdan görülen tablo şu; TFF, MHK ve hakemlere güvenmiyoruz. Etki altında kalabilirler diye Riva'ya gidiyoruz…
1- Başkanların TFF'ye gitmesine karşı değilim ama TFF başkanının tarihi derbi öncesi kabul alması yakışıksız.
2- Derbiyi oynayan Beşiktaş nerede? Bu tabloda yok. Bir de "Ali Şansalan'ı Beşiktaş istedi, Ahmet Nur Çebi istedi ve aldı" diyerek manipülasyon yapıp, inanmamızı bekliyorlar. İlişkilerini neredeyse savaş seviyesine getirmiş Beşiktaş'ın böyle bir hamlesinin olmadığı, ciddiye alınmadı. Beşiktaş'a karşı yapılan bu algı operasyonu da tutmadı. Beşiktaş'ın asbaşkanı Serhan Çetinsaya'nın taraftar sosuna boyanmış tweetinden rahatsız olunması ve cevap verilmesi G.Saray yönetiminin hakkıdır, takdiridir. Ancak buna cevap verirken F.Bahçe'nin karıştırılması anlaşılır durum değil! Genel sekreterin açıklamasının içeriği tezatlarla dolu. Çetinsaya'nın Koç'la hiçbir işi olmadığı halde Beşiktaş'ın 50 yıla yaklaşan Beşiktaş Divan Kurulu Üyesi Rahmi Koç etkisiyle başlayan ve kurumsal BEKO sponsorluk ilişkisi üzerinden yapılan açıklama şahsı değil, kurumu, Beşiktaş'ı hedef almıştır. Öğrendiğim kadarıyla Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, bir basın toplantısıyla bu saldırılara cevap verecek.




İLİŞKİNİN TEK İLACI ŞAMPİYONLUK

🔴 F.Bahçe, Jesus ile masaya oturmalı mı? Siz Portekizli teknik adamı başarılı buluyor musunuz?
İki kupa hedefi olan
bir takım var sonuçta... Fenerbahçe ile Jorge Jesus ilişkisi çok yıprandı. Portekizli hoca, kendisine gösterilen sevgiyi ve desteği hor kullandı. 3'lü savunma ve oyuncu tercihlerinde kendi yanlışlarında çok ısrar etti. Bu ilişkiler onarılabilir mi? Onarılır. Bunun en iyi ilacı şampiyonluk olur. Ama olamazsa, ilişki yürümez.

TEKKE'YE SIRA GELECEK

🔴 İstanbulspor, Fatih Tekke ile başarılı işler yaptı. Ligde kalma adına umut oldu. Trabzonspor aceleci davranmayıp, Tekke ile yola devam edebilir miydi?
Fatih Tekke'yi tanırım. Güzel adamdır, zekidir. Trabzon'un damıtılmış has çocuğudur. Bugün ya da yarın fark etmez, Trabzonspor'da görev ona da gelecek. 'Hazır mı' derseniz, hazır... İstanbulspor'da iyi işler yapmaya devam etmesi yeterli.

Kartal planı bozdu

Galatasaray, Dolmabahçe'deki büyük derbiyi galibiyetle kapatsa manşetlere adını "Galatasaray Şampi…" diye yazdırırdı. Beşiktaş planları bozdu, sayfaları bozdu, ligi karıştırarak yeni bir heyecan dalgası oluşturdu. İstanbulspor beraberliğiyle şampiyonluk yolunda karamsar bir ruh haline bürünen Fenerbahçe'ye umut oldu. G.Saray hâlâ favori ancak hiçbir şey eskisi kadar kolay olmayacak. Daha çok stres ve daha farklı gerilim yaşayacakları kesin.
Beşiktaş'ın hedefi 80 puan toplayıp rakiplerinin puan kaybetmesini beklemek. Bunda da haklılık var. Düne kadar hayal diyenler Şenol Güneş'le hayallerin gerçeğe biraz daha yaklaştığını idrak edebilir. "Şenol Güneş erken gelse Beşiktaş şampiyondu" diyenleri duyuyorum ve hatırlatayım, sezon başında "Büyük takım ve büyük hedefler için Valerien İsmael'le olmaz" diyenlerin başındayım.
Umudun olduğu yerde başarı ihtimali vardır, olmadığı yerde zaten yoktur. Bunun mimarı da Güneş'tir. Sahanın içine dönersek Gedson sahanın yıldızıydı. Redmond, Rosier, Saiss, Cenk, Aboubakar dahil bütün takım zafere giden yolda katkı sağladı. G.Saray'ın ilk 25 dakikadaki oyunu domine etmesi ve Rashica-İcardi patentli erken golüne rağmen ayakta kalması galibiyet kadar değerli. 1-0 yenilgiden 3-1'e dönmek Güneş takımlarının tanıdık özelliği. Saiss'in golü, ilk yarıda vasat oynayan Amir'in ve Aboubakar'ın golleri bir şey gösteriyor. Güçlü ve sorumluluğun paylaşıldığı takım, oyunu her zaman kazanır. Şenol Güneş'in Beşiktaş'ı ligi karıştırdı ancak tribünlerden 'Şampiyon Beşiktaş ve Şenol Güneş' tezahüratları birlikte yükseldi.

Beşiktaş’tan tarihi 2. Kadıköy zaferi!

Beşiktaş'ın eski futbolcusu ve spor yazarı rahmetli Vedat Okyar, "Beşiktaş'ın şampiyonluğa ulaşması için rakipleri yenmek yetmez, hakemi de yeneceksin!" dediğinde yarım asra yaklaşan yaşanmışlığın süzgecinden geçen kelimeleri sözcüklere dökmüştü.
Halil Umut Meler ve VAR'da Alper Ulusoy'un dün Kadıköy'deki yönetimini görünce aklıma Sezen Aksu'nun "Keskin Bıçak" şarkısının söz yazarı Vedat Abimizin sözleri geldi. Yüksek kalitede değil ama dengeli başlayan oyunda ilk yarıda abartılı sarı kartlarla siyah-beyazlı takımı yıpratan Halil Umut Meler, önce Mert Hakan sonra Arda'nın kendini yere atan aldatmacalarına çanak tuttu. Ne penaltı öncesinde faul vardı ne de Arda'nın pozisyonunda penaltı. Ancak hakem Meler inanmayı tercih etti! VAR'da Alper Ulusoy'la nasıl bir diyalog yaşadılarsa monitöre bile gitmedi. VAR açıklanırsa orada "PENALTIMSI" çıkabilir.
Derbinin bir değil, birden fazla kırılma anı vardı. Bunlardan biri de Welinton'un kırmızı kart gördüğü penaltı pozisyonda Valencia'nın penaltıyı kaçırması. Karşılıklı kaçırılan golleri saymıyorum. Ama Şenol Güneş'in Redmond ve Maxim'i oyuna sokup Amir ve Ghezzal'ı çıkarması 10 kişi kalan Beşiktaş'ın orta sahasını güçlendirdi. 11'de başlamasını beklediğimiz Redmond öyle bir sahne aldı ki Kaptan Cenk ile birlikte Kadıköy'de muhteşem bir dönüşe ve zafere imza attı. Cenk'in 2, Redmond'un ve Aboubakar'ın Avrupai golleri Beşiktaş'a 2. Kadıköy zaferini yaşattı. Beşiktaş, 2004- 05 sezonunda Rıza Çalımbay yönetiminde Cordoba'nın kırmızı görüp Pancu'nun kaleye geçtiği 4-3'lü tarihi maçı hatırlattı. Geride istifa sesleri bırakarak, Kadıköy'de ağır acılar bırakılarak…

Sözleşme performansı

Beşiktaş, Belçika'dan yorgun dönen ve bu yüzden de ilk 11'inde değişiklikler yapmak durumunda kalan Başakşehir'i boş geçmeyerek çok kritik bir üç puan kazandı. Alınan net galibiyette ve düşük tempoda oynanan oyunda 35. dakikada Adnan Januzaj'ın kırmızı kart görmesinin etkisi var.
Siyah-beyazlı takımın ilk yarıda önde çoğalmakta sorun yaşadığını, Aboubakar'ın, açılış golünü atmasına rağmen ilk yarıda ileride yalnız kaldığını söyleyebiliriz. Bunun nedeni Beşiktaş orta sahasının ritimsiz ve temposuzluğu. Zaman zaman bireysel zaman zaman takım olarak organize ataklar geliştirseler de güçlü bir performanstan uzaktılar.
Sezon başından bu yana akan oyunda hücuma yeterli katkısı yok diye eleştirdiğimiz Masuaku bir asist, bir golle dün beklediğimiz performanstan enstantaneler sundu. Umarım bu "11'de 25 kez çıkarsa opsiyonlu sözleşme uzar" performansı değildir! Ardından Redmond ve Cenk'le kaçan net gollerden sonra Başakşehir'de Emre Belözoğlu orta sahaya müdahele etme ihtiyacı duydu. 58'de Alexic'in yerine Mahmut hamlesi yerindeydi. İlk yarı sakatlanan Tayyip Talha'nın yerine giren Saiss ile Colley'yi birlikte sağlıklı test etmek için rakibin 11 kişilik performansını izlemek gerekebilir. Ağır kalma ihtimalleri oluşabilir.
Redmond'un birkaç haftadır kaçırdığı goller, oyuncunun değerine gölge düşürüyor. Mücadele ruhuna kalite ve gol katmazsa o da Dele Alli gibi gidecekler listesine adını yazdırır. Her şeye rağmen bu galibiyet ve üç puan ortaya konan oyundan çok değerli.

Enerjim var umudum yüksek

Beşiktaş'ta ikinci dönemini geçiren Şenol Güneş ve ekibi, Antalya kampını bitirip İstanbul'a döndü. Antalya'da önemli izlenimlerim oldu.. Futbol camiası, özellikle Beşiktaşlılar Şenol Güneş sonrası takımdaki değişimi merak ediyor. "Beşiktaş'a Güneş doğdu, ne zaman etkisini hissettirecek? Takımın son durumu nasıl?" sorularına yanıt bulmak için Antalya Belek kampında Beşiktaş'ın idmanlarını, maçlarını izledik. Şenol Güneş hocamla da eski günleri yad ettik. Gündemle de ilgili bize ışık tutan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Şenol hocayı beklediğimden enerjik ve gençleşmiş buldum. İdmanlar, maçlar art arda devam eden futbolcu "rehabilite" toplantılarına rağmen 70 yaşında ama müthiş enerjik buldum. Hocam "41 kere maşallah benden daha dinamik, hırslı ve motive gördüm. İşin sırrı nedir?" dediğimde; "Çok iyiyim şükür, kilom aynı ama enerjim yüksek. Umudu yaşatmak, bir hedefe odaklanmak ve başarmak için çok çalışmak insanı formda tutuyor" diye cevap verdi. Hocayı 30 yıldır tanırım, kafası rahat olunca ve çalışmaya yoğunlaşınca bu görüntüye bürünüyor.



KATAR'DA OLMAK İSTERDİM
Güneş: "2002'de üçüncülük yaşamış Türkiye'nin hocası olarak gitmek isterdim."
"Oyun temposuyla, sürpriz sonuçlarıyla keyifli bir Dünya Kupası izledik. Unutulmazlar arasına girecek turnuva. Grup maçları ve sonrasında Güney Amerika-Avrupa finali olacak gibiydi. Brezilya yada Arjantin'den biri olabilir diye düşünüyordum. Arjantin, Suudi Arabistan maçıyla kötü başladı ama telafi edip finale kadar geldi. Fas, Fransa karşısında golü erken yemese belki finale daha çok yaklaşabilirdi. Ama son Dünya Şampiyonu Fransa çok kaliteli, soğukkanlı ve güçlü bir takım. 2002'de Dünya üçüncülüğünü yaşamış Türkiye'nin teknik direktörü olarak 2022'de Katar Dünya Kupası'nda olmayı çok isterdim. Ama süreç ve şartlar sizi bazen hedeflerinize götürmüyor."

'BEŞİKTAŞ'IN İSKELETİNİ KURACAĞIZ'
Kendi yorumlarımızı paylaştıktan sonra takımın durumunu sorduğumuzda, "Kamp dönemi çok verimli geçti. Fiziksel bir altyapı oluşturmaya, taktik düşüncemiz ile oyun felsefemizi anlatmaya çalıştık. Planımız Beşiktaş'a uyumlu yapı oluşturmak. Kadromuz ne kadar geniş de olsa hedefim iyi oyunculardan iskelet oluşturmak ve onun üzerine gelişmek" dedi.



TAKIM OLMAK İÇİN ÇALIŞMA YAPIYORUZ
"Beşiktaş'ta böyle bir iskelet için yeni transferler gerek, sakatlıklar nedeniyle böyle bir iskelet göremiyorum" dediğimde, "Haklısın. Savunmada, orta sahada, hücumda bunun sıkıntılarını görüyoruz. Bunun için çok çalışmaya, birlikte kazanma kültürünü oluşturmaya ihtiyaç var. Futbolcularıma oyun sistemini anlatırken takım olma yolunda çalışmalar yapıyoruz" yanıtını verdi.

ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİRECEĞİZ
Şenol hocaya 1-0 galibiyetle biten Westerlo maçının ikinci yarısında verilen 4 pozisyonu sorduğumuzda ve Giresunspor maçında en iyi performansı izlediğimizi söylediğimizde, şu yanıt geldi: "Evet son maç daha iyiydik. Oyunun ikinci yarılarında kopmalar oluyor. Bunun fiziksel olduğu kadar alışkanlıktan da kaynaklandığını düşünüyorum.. Maçı kazanmaya yönelik düşünen, rakibe oyununu kabul ettiren ve oyun üstünlüğünü sonuçla bütünleştiren bir takım olmayı arzuluyoruz. Bunu takıma benimseteceğiz."



HERKES TAKIMA KATKI YAPACAK
Beşiktaş'ın hangi sistemle oynayacağı yönündeki sorumuza ise Şenol hoca şu sözlerle cevap verdi: "Genelde 4'lü savunmayla oynuyoruz, oynayacağız. Zaman zaman 3'lü de oynadık. Eldeki oyunculardan takım içinde ne şekilde randıman alırız diye düşünüyoruz. Günümüzde bu sistem değişiklikleri saha içerisinde anında olabiliyor. Sisteme takılmamak, iyi oyuna, verimli oyuna odaklanmak önemli. Futbolun temel ilkeleri olduktan sonra bu sistem işi kolaylaşır. Herkesin takıma katkı yapması gerekiyor, bu ana felsefemiz."

JOSEF'E ÖZEL MESAJ VERDİ
Kampın yıldızları olarak Gedson ve Redmond'u gördüğümüzü söylediğimizde, "İnisiyatif alıyorlar ve iyi bir kamp dönemi geçirdiler" diye onayladı hoca. Güneş, Josef'ten beklentilerinin büyük olduğunu, sakatlık sonrası yavaş yavaş %80-90'ını verebilecek bir performansa ulaşmasını beklediğini söyledi. Ghezzal'ın tam kapasiteyle şubattta döneceğini düşünen Güneş, Atiba, Mert Günok ve Umut Meraş için ise "Kadromuzda bulunan her oyuncudan maksimum faydalanacağız" ifadelerini kullandı.



VALERİEN İSMAEL'İ ELEŞTİREMEZSİNİZ!
"Her hocanın kendi sistemi, kendi doğruları olur. Valerien İsmael de öyle. Eleştiremezsiniz. Zaman zaman toplarla çıkmak ya da topu rakibe bırakıp önde hataya zorlayıp sonuç üretmeye çalışmak bir tercihtir. Ama ben orta sahayı güçlendirip, top kontrolünü elimize alarak rakibe pres yapmayı tercih ediyorum. Bu tercih hem bütün oyuncuların oyuna katılmasını hem de enerjinizi 90+'ya yaymanızı sağlar. Futbolcular topla oynarken yorgunluk hissi fazla yaşamaz."

SAİSS VE FAS'IN YAPTIĞI ÇOK BÜYÜK BİR BAŞARI
"Saiss'in kaptanlığını yaptığı Fas'ın bu kadar güçlü rakibin arasında çok büyük başarısı var. Katar'a giden bütün oyuncularımı kutladım."
Dünya Kupası'na giden futbolcularına da değinen Şenol Güneş, şu ifadeleri kullandı: "Saiss'in kaptanlığını yaptığı Fas'ın, bu kadar güçlü rakibin arasında çok büyük başarısı var. Dünyanın en iyi 4 takımı arasına girmek, belki de dünya üçüncüsü olarak hatırlanacak bir başarı. Saiss, Weghorst başta olmak üzere Atiba, N'Koudou bütün oyuncularımı kutladım. Sonuçtan bağımsız orada olmak da önemli bir durum."

SONUÇLARA BAKMIYORUZ
Şenol Güneş takımına da inanıyor ama ayakları yere sağlam basıyor: "Başlangıca göre iyiyiz ama bana göre hâlâ işin başındayız. Biraz daha dikkatli olup, daha çok istersek çok daha iyi olacağımızı düşünüyorum. Beşiktaş'ın yapısına göre arayışlarımızı deneme şansımız oldu. Oyuncuları değişik mevkilerde, sistemi ise kendi içinde değiştirerek oynadık. Arkadaşlarımızın da buna olumlu cevabı vardı. Maç sonuçlarına bakarak takımı değerlendirmek istemiyorum. Çünkü hazırlık maçının sonuç olarak değil oyun olarak anlamı var."

YOLUMUZ DAHA UZUN
"Beşiktaş'ın hedefi her zaman şampiyonluk. Biraz geride olabiliriz. Ama uzun bir yol var. Rakiplerimizin ne yaptığından ziyade önce bizim ne yapacağımız önemli. Takım olmayı, kazanmayı bir an önce alışkanlık haline getirmeliyiz. Bu yarışta sonuna kadar mücadele edeceğiz."

DELE ALLİ HİÇ SORUN ÇIKARMIYOR
Güneş, performansı düşen bazı oyuncuların geçmişte kendisiyle yeniden çıkışa geçtiğini, Dele Alli'den de böyle bir çıkış beklediğimizi söylediğimizde şu yorumu yaptı: "Her hoca katkı verir. Bir oyuncu iyi olacaksa kendisi alır. Önce o istemeli. İsteyip başarılı oluyorsa, başımızın üstünde yeri var. Benim için en kariyerli isimle genç oyuncu arasında fark yok. O farkı oyuncu oluşturur. Transfere kadar bu oyuncular bizim oyuncularımız. Yeni bir oyuncu olmayacak. Örneğin Dele Alli iyi çalışıyor. Çalışmıyor, sorun çıkarıyor diyemezsiniz. Daha verimli olmasının yollarını arıyoruz."

Umut verdiler!

A Milli Takımımız'ın tarihinde ilk kez Diyarbakır'da maç oynamasını anlamlı ve değerli buluyorum. İskoçya karşılaşması kadim şehir Diyarbakır'a çok yakıştı. Galler provası için İskoçya ile maç almak da doğru bir planlama… Rakibin 11'inde Premier Lig'den 7 oyuncu vardı. İskoçya karşısında ciddi, verimli ve iyi bir hazırlık maçı oldu. Kuntz; Çağlar'ın soluna Cenk, sağına Ozan Kabak'ı koyarak 3-4-3'ü denedi. Oyunun hem liderliğini hem de savunma yükünü Hakan Çalhanoğlu'na vermesi dikkat çekti. Kaptana yardımcı olarak takımdaki en iyi 6 numara Salih Özcan beklenirken, Orkun'la ikilemesi orta saha direnci açısından riskliydi. İkinci yarı Orkun-Salih değişikliğini görünce Kuntz, teknik kapasitesi yüksek bir takımla neler yapabileceklerini görmek istemiş olabilir. İlk yarı sahanın en iyi ve en verimli ismi Hakan Çalhanoğlu'ydu. Kaptan 6, 8 ve 10 numara mevkilerini üçü bir arada kahve tadında sundu. Takımın temposundan, rakibe baskısından keyif aldım. Sakatlanan Ferdi'nin yerine oyuna giren Eren, soldan bindirip karşı karşıya kaldığı pozisyonda golü atsa maça ayrı bir hikâye yazabilirdi. Ya da sağdaki Cenk'i görüp çıkarabilse çok daha şık olurdu. Milli Takımımız'da Çağlar'ın geri üçlünün ortasındaki liderliğini, Cenk Özkaçar'ın soğukkanlılığını, Ozan Kabak'ın gol denemelerini beğendim. Hücumdaki hırslı ve baskılı oyunumuzu biraz daha organize yapabilsek gol sayısını artırabilirdik. McGinn'in golü üçlü oynamanın risklerini hatırlatsa da, ikinci yarı yorgunluk belirtileri, kondisyon seviyemize dikkat çekse de "umut vadeden" iyi bir hazırlık maçı çıkardık.