CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Taraftarın gücü

Sosyologlar, psikologlar, "Sorunlar ne kadar kaotik olursa olsun küçük umut, insanı hayata tutundurur" der. Beşiktaş lige havlu atmasına, liderin 42 puan gerisine düşmesine rağmen Ziraat Türkiye Kupası hedefine sarıldı. Avrupa Ligi'nin anahtarı olacak küçük bir umut uzun süredir mutsuzluk girdabına düşmüş taraftarı akın akın Dolmabahçe'ye getirdi. O umut ışığı bu sezon boyunca, derbiler dahil en iyi taraftar performansını doğurdu. Buradan çıkarılacak ders şu; takımda hissedilecek en küçük iyileşme ya da Beşiktaş'ı sezon sonuna kadar yarışta tutacak bir yönetim performansı kısa sürede çok şeyi değiştirebilir. Beşiktaş taraftarının öfkesi kadar sevgisinin de çok şeyi değiştirebileceğini yaşayarak gördük. Maça dönersek futbolcuların iyi niyeti ve mücadele gayretinin alkışlanır seviyede olduğunu söyleyebiliriz. Muçi'nin denemeleri de ilk yarıda skoru değiştirecek netlikte değildi. Hakem Zorbay Küçük'ün siyah-beyazlı oyunculara sarı kart göstermek için adeta arandığını söylesek haksızlık yapmış olmayız. Serdar Topraktepe ikinci yarıya girerken sonuç aldığı cesur bir hamle yaptı. Semih'in yerine Muleka'yı, Al- Musrati'nin yerine Fernandes'i aldı. 63'te de Ghezzal sakatlanınca Chamberlain girdi. Bu değişiklikler sonunda 70'te Muleka ve Chamberlain baskısıyla topu önünde bulan Muçi galibiyet golünü attı. İkinci yarı Beşiktaş'ın 2 net pozisyon verdiğini görenler, "Finali kazanabilir mi?" tereddütü yaşayabilir. Ancak her maçın karakteri ayrı.

Beşiktaş üzülmesin

Kayserispor ve Beşiktaş yeni transferleriyle birlikte toparlanma ve yükselme hayalleri kurarken ilk ciddi deneyimlerinde birbirlerini üzmeyip, birer puan kazandılar. Fernando Santos sahaya yeni transferleri Muçi ve Worrall'ı 11'de sahaya sürerek başladı. Ancak Muçi'ye sağ açıkta görev verilmesi ve ilk yarıdaki vasat performansı akıllara bu sezon Polonya liginde sol kanatta oynayıp içeri hareketlenmesiyle tezat oluşturdu. Belki pozisyon değişikliği, belki de uyumsuzluk vasat bir görüntü verdi. Sağ stoper bildiğimiz Worrall'ın sol stoper başlaması, bir pozisyonda önündeki topu rakibine kaptırması başlangıç maçında dikkat çeken nazarlık hata olarak görülebilir. 66'da Cenk çıktı, Al-Musrati girdi. Semih sola geçti, Muleka forvete, Musrati ortaya. Skordan bağımsız yazıyorum, temelde Beşiktaş adına şu görüntü vardı; sağ bek, sol bek ileri çıkmıyor, kanatlar ideal kanat oyuncusu değil, iki orta saha, ceza sahasına giren, üreten, taşıyan oyuncular değil, sahada 4 tane forvet var ama bu takım nasıl gol atacak? Kayseri, 3 yeni transferi ve Afrika Kupası'ndan dönen oyuncularıyla daha diri ve istekliydi. Özellikle Bourabia orta sahayı toparlayan isimdi. Cardoso'nun 51'deki vuruşu direkten dönmeyip gol olsa, maçın hikâyesi başka bir yere dönüşebilirdi. Sonraki değişiklikler vasat oyunu renklendirmeye yetmedi. Kayserispor bu takımla toplarlar hissiyatı verdi. Özellikle yol geçen hanına dönen savunma hattına oyuncuları gelince hemen hissedildi. Hücumda da atak sonlandırmak için uyuma ihtiyaçları var. Beşiktaş'ın toparlanmak için alması gereken çok yol var. Al- Musrati üzerine bu iş inşa edilebilir. Amartey- Gedson ikilisinin üreteceği bir çözüm yok. Kayserispor bu oyunla maçı kazanamadığı için üzülebilir ama Beşiktaş bu 1 puana üzülmemeli.

Cenk yükseliyor

Beşiktaş, son üç yıldır kasım-aralık aylarında lige havlu atan bir kulüp durumuna düşse de yeni hedeflerin, yeni heyecanların peşinde koşmaya çalışıyor. Siyah-beyazlı camia, odağına Ziraat Türkiye Kupası'nı almayı ve aynı zamanda Avrupa kupalarına katılmayı koydu. Hiç kuşkusuz yönetim değişikliği ve ardından dünyaca ünlü teknik adam Santos'un gelmesi, bu hedeflerin yeniden hayata geçirilmesi açısından büyük öneme ve katkıya sahip. Santos'un gelişi, öncelikli olarak takımın psikolojisine olumlu yansıdı. Sıkıntılı süreci sona erdirip, yeni hayaller kurmaya olanak tanıdı. Dünkü maç da bu açıdan kıymetliydi. Gördüğüm kadarıyla Arda Turan hoca, hafta sonu oynayacağı ve Süper Lig yolundaki en güçlü rakibi Kocaelispor maçı öncesi bir sakatlık yaşamamak için Beşiktaş karşısına rotasyonla çıkmış. Portekizli hoca da kendi plan ve programı dahilinde bütün oyuncularını tanımak ve onlara şans vermek için büyük bir ciddiyetle ve konsantrasyonla sahada yer aldı. Heyecanı, uyarıları, maç sonunda takımla birlikte tribünlere giderek taraftarı selamlaması, bu karşılaşmaya ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi. Sahadaki sonuç da Beşiktaş'ın bu arzusunu destekledi. Ama başta kaptan Cenk'in yükselen performansını iki golle taçlandırması, Rebic'in golü, Tayfur'un asisti ve kontrat bekleyen Salih'in attığı ilk gol Beşiktaş'taki güzel gecenin parlayan yansımalarıydı. Beşiktaş, kadrosunu güçlendirerek devam ederse kupa finali ulaşılmaz bir hedef değil.

Beşiktaş’ın kılıcı!

Beşiktaş taraftarı ve takımı kendi evinde ilk maçına çıkan Fernando Santos'a sıcak bir karşılama yaptı. Portekizce "Kartal Yuvasına hoş geldin Fernando" pankartından ziyade tribünlerin tecrübeli hocayı tezahüratlarıyla sarmalaması çok daha değerliydi.
Stat "kapalı gişe" olmasa da Kapalı Tribün'de yapılan organizasyon stat tezahürat ambiyansına çok ciddi katkı yaptı. Dev Türk bayrakları eşiğinde "Şehitler ölmez vatan bölünmez" diye haykıran tribünlerin duruşu görülmeye değerdi.
Şu bir gerçek ki sahada futbolculardan yansıyacak en küçük olumlu gelişme ve umut ışığı tribünlerde sevgi dalgasına dönüşebilir.
Son maçlarda performansıyla ve attığı gollerle Semih Kılıçsoy aradaki duvarı yıkan oyunculardan biri durumunda. Attığı açılış golüyle Beşiktaş'ın önünü açtı. O gole kadar Beşiktaş Amir'in 15. dakikada sakatlanıp oyundan çıkmasından sonra orta sahada organize olmakta sıkıntılar yaşadı. Geçişlerde sorun vardı. Amir'i sakatlayıp oyun dışına gönderen Marcus Rohden'in sarı kart bile görmemesi maçın trajikomik anlardan biriydi. Semih'in yükselen performansının yanı sıra Gedson, Rashica, Cenk'in de performans olarak yükseldiğinin altını çizmek gerek. Cenk'in direkten dönen topu gol olsa diğerleri gibi gayretli oyununu golle taçlandırabilirdi.
Santos sık sık kenara oyuncu çağırıp maç içinde uyarılar yaparak dokunuşlar yaparken en büyük dokunuş gollerle geldi. Her gol, başta tribünler olmak üzere ihtiyacı olan herkese moral ve öz güven olarak yansıdı.

Bu enkazı toparlamak hiç kolay olmayacak

Beşiktaş kan kaybetmeye devam ediyor. Bireysel hatalar öne çıktı ve kalite sorunu kendini hissettirdi. Colley ile 1-0 öne geçmesine rağmen yediği 3 golle 3 puan, futbolcu hatalarıyla adeta misafir Alanyaspor'a hediye edildi. Basit hatalar; oyuncu kalitesinin, pozisyon alma bilgisinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı bize…
Beşiktaşlılar, yıldız diye pazarlanan oyuncuların iş başa düştüğünde nasıl sıradan olduklarını bir kez daha gördü. Birinci golde sol bek Masuaku'nun, yanından sollayarak geçen ve ortayı kesen rakibini arkadan izlerken hali ortadaydı! Bu pozisyonda yapılan ortada Amartey'in, amatör defans oyuncularının yapmayacağı bariz hatasından faydalanan Yusuf'un golü bulma vardı. Sonlarda Alanya'nın 2 kişiyle, Amartey-Colley'in de kademede olduğu 4 kişinin arasından sıyrılıp Janvier'la golü bulması, beceri kadar Beşiktaş'ın beceriksizliğiydi. Eduardo'nun üçüncü golünde de kaleci Mert'in hatası vardı.
Takım o kadar kırılgan ki ilk yenilen gol sonrasında yakalanan 4-5 pozisyon, öz güven eksikliği nedeniyle gole çevrilemedi. O pozisyonlar gol olsa belki gidişat olumluya dönebilirdi.
Ancak sorun dün gecenin sorunu değil. Problem, 3 sezondur Aralık ayında Beşiktaş'a havlu attıran "Kötü kadro mühendisliği sorunu." Bir günde, bir ayda belki de 1 yılda bu enkazı toparlamak zor olacak. Giden gittiğiyle kaldı. Üzüntü, acı, öfke taraftara kaldı... Rıza Çalımbay ve yeni yönetim için "Ateşten gömleği giydiler" demiştim. Buradan çıkmak kolay olmayacak.

Sihirli değnek

Beşiktaş'ta Başakşehir maçında Opoku'nun darbesiyle yüzünden sakatlanan Zaynutdinov, hastaneye kaldırıldı. Burnunda kırık, gözünde darbeye bağlı morarma var. Pozisyonda hakeme baktım, düdüğünde ne faul ne sarı kart ne de yüzünde utanmaya bağlı morarma vardı. Bu fotoğraf aslında Beşiktaş'ın özeti gibi… Hakemler, TFF-Beşiktaş geriliminden etkilenir gibi hatta vazife çıkarır gibi sahada Beşiktaş'ı hırpaladılar ya da hırpalanmasına göz yumdular.
Beşiktaş'ın formasını en çok giyen futbolcusu, 633 maçla Süper Lig'de en çok sahaya çıkan teknik direktörü Rıza Çalımbay, ilk maçına çıkar gibi heyecanlıydı. Tribün, gerçek efsanesinin hatırına eski defterleri rafa kaldırıp takımını kucakladı. Çalımbay çiçeklerle karşılanıp, coşkulu alkışlarla soyunma odasına yollandı. İki maç arasındaki sosyoloji ve psikolojik değişim adeta sihirli değnek değmiş gibiydi. Ama sihirli değneğin açılımı, "Beşiktaş'ın çocuğuna, gerçek efsanesine duyulan saygı, vefa ve güvenin hayat bulmuş haliydi. Gerisi teferruat. Sahada sol açıkta Rebic, forvette Muleka, sağ açıkta Zaynutdinov ve solda Tayfur'la başlaması Çalımbay'ın ilk dokunuşuydu. 2 günde ancak bu kadar takıma ve futbolcuların yüreğine dokunulabilir.
Küskün Rebic'in performansında Muleka'ya zeka dolu asisti sonrası oyundan çıkarken, tribünler tarafından alkışlandığında yüzünün aldığı hal maçın özetiydi. Tribünler maç bitimi haykırdı; "Beşiktaş'ın çocuğu Rıza Çalımbay."

İkinci bahar...

Beşiktaş kendi evinde Kayserispor maçını kaybetse ya da berabere kalsa ne olurdu? Bu soruya verilecek cevap, sanırım çok bilinmeyenli denklem gibi. Trabzon yenilgisi ve Brugge beraberliğindeki vasat oyunun ardından ortam gerilmişti. Hem fiziksel hem psikolojik yorgunluğun net olarak hissedildiği, taraftarı heyecanlandıran ilk unsur; uzun bir aradan sonra Cenk, Aboubakar, Ghezzal üçlüsünün aynı anda 11'de sahada olmasıydı. "Ne varsa eskilerde var!" dercesine… Recep Uçar hoca deplasmanda olduğunu unutup tempolu, sert, fiziksel bir savaşa girse belki ilk yarıda yorgun Kartal'ı sarsabilirdi. Ancak sakin kalmayı, riske girmeden 4-2-3-1 ile kontrollü ataklar yapmayı tercih etti. Bunun ödülünü ikinci yarının başında Thiam'ın asistinde Mane ile de aldı. Fakat Beşiktaş, orta sahası sert pres yememesine, Ghezzal derinlemesine ortalar yapmamasına, duran topla 56'da Aboubakar'ın golüne rağmen Kayseri'yi çözemedi. Altı dakika sonra uzun topla ceza sahasına sokulan Chamberlain'ın kontrol edip sonrasında attığı gol, yeni bir tarzın izlerini, İngiliz futbolcunun da "Ben buradayım" diye meydan okumasını taşıyordu. Bundan sonraki maçlarda arkadaşlarından top isterken dünkü kadar efor sarf etmez! Chamberlain'in bu oyun zekâsıyla giderek yükseleceği görüşümün arkasındayım. İkinci baharını Beşiktaş'ta yaşayacak… Beşiktaş'ta duygular karışık dedik. Maç bitimi "Yönetim istifa" sesleriyle "üçlü çektirme seremonisi ardı ardına geldi. Beşiktaş 3 puandan ötesini kazandı. Derin bir nefes aldı.