CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Tek favori Hollanda

HOLLANDA
Dünya Kupası'na bizim yer aldığımız gruptan lider çıkıp gelen Hollanda, 10. kez finallerde. 1974, 1978 ve 2010'da finalde kaybeden Portakallar'ın başında kurt teknik adam Van Gaal var. Çalıştığı kulüplerde 8 şampiyonluk, bir de Şampiyonlar Ligi kazanan Van Gaal, Hollanda Milli Takımı'nın başında 2002 Dünya Kupası'na gidememiş ve 2014 yılında ise 3. olmuştu. FIFA sıralamasında 8. sırada bulunan Hollanda, Dünya Kupası tarihinde çıktığı 50 maçta 27 galibiyet, 12 beraberlik ve 11 mağlubiyet aldı. Tarihindeki büyük santrforları arayan Van Gaal'in takımında Van Dijk, Ake ve De Ligt gibi üst düzey savunmacıların yanında De Jong, Blind, Berghuis ve Dumfries gibi üst düzey orta sahalar var. Takımın gol umudu ise Depay, Bergwijn ve Klaassen. Hollanda, A Grubu'nun favorisi ve Senegal ile liderlik mücadelesi verir.

SENEGAL
Son Afrika Kupası'nın şampiyonu Senegal, 2. kez finallere geliyor. Eleme grubundan lider çıkıp play-off'ta Mısır'ı saf dışı bırakan Senegal, FIFA sıralamasında 18. sırada. Takımı 2015 yılından beri çalıştıran Aliou Cisse, 2002 yılında ülkesi Dünya Kupası'na ilk kez katıldığında sahaya kaptan çıkan savunma oyuncusuydu. 2018 Dünya Kupası'nda da takımın başında olan Cisse, 2019 yılında finalde kaybettiği Afrika Kupası'nı geçen yıl kazanmayı başardı. İki Dünya Kupası'nda 8 maçta 3 galibiyet, 3 beraberlik, 2 mağlubiyet alan Senegal'de sakatlığı bulunan takımın yıldızı Sadio Mane kadroda ancak forma şansı zor görünüyor. Kaleci Gomis, süper stoper Koulibaly, orta sahada Gueye, Sarr, Diatta ve forvet hattında Dia ile Senegal, grup liderliği için Hollanda ile kapışacak kapasitede.




KATAR
Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak olan Katar, tarihinde ilk kez finallarde. 2004 yılında kurulan Aspire Futbol Akademisi dünyanın en büyük ve imkânları geniş altyapı organizasyonu olarak biliniyor. FIFA sıralamasında 50. olan ve 2019 yılında Asya şampiyonu olan Katar'ı, Barcelona altyapısından gelen 47 yaşındaki Felix Sanchez çalıştırıyor. La Masia'daki başarısıyla dikkat çeken ve 2013'te Katar U19'un başına geçen Sanchez, 2017 Temmuz'dan beri A takımın başında. Dünya Kupası tarihinde grup aşamasında turnuvaya veda eden ilk ev sahi- bi takım olan Güney Afrika'dan sonra Katar da zorlu grupta en zayıf halka. Sudan asıllı Ali Almoez, Katar tarihinin en çok gol atan oyuncusu. Futbolcuların tamamı kendi liginde forma giyen ve son iki yılda 25'ten fazla resmihazırlık maçına çıkan Katar, bakalım Güney Afrika ile aynı kaderi paylaşacak mı?

EKVADOR
Güney Amerika'nın zorlu eleme grubunda Brezilya, Arjantin ve Uruguay'ın ardından 4. bileti alarak finallere gelen Ekvador, FIFA sıralamasında 44'üncü... 2002, 2006 ve 2014 turnuvalarına katılan, oynadığı 10 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 5 mağlubiyet alan Ekvador'u Arjantinli teknik adam Gustavo Alfaro çalıştırıyor. 60 yaşındaki Alfaro, 2020 yılında Boca Juniors'u şampiyon yaptıktan sonra geldiği Ekvador'da eleme grubunda 24.8 yaş ortalamaya sahip takımıyla dikkat çekmişti. Takımın en büyük silahı elbette ki bu sezon Fenerbahçe'de süper bir sezon geçiren Enner Valencia. Defansta Leverkusen forması giyen Hincapie, forvet hattında Plata ve Bundesliga'da Augsburg'da oynayan Carlos Gruezo dikkat çeken isimler. Ekvador, Hollanda ya da Senegal'den birinin ayağının kaymasını bekleyecek…


LİDER BELLİ İKİNCİ KİM!

1966'dan bu yana kupayı kaldıramayan İngilizler, grubun favorisi. İkinci sıra için ise ABD, Galler ve İran kıyasıya yarış içine girecek

İNGİLTERE
Her Dünya Kupası'na "Bu kez şampiyonuz" diye gelen ancak katıldığı 15 turnuvada 1966 dışında hüsrana uğrayan İngiltere, Katar'a son Avrupa Şampiyonası'nın finalde kaybedeni unvanıyla giriş yaptı. FIFA sıralamasında 5. sırada yer alan İngiltere, Dünya Kupası tarihinde 69 maçta 29 galibiyet, 21 beraberlik ve 19 mağlub-i yet aldı. Milli takımın formasını 57 kez giyen ve 2016 yılından beri takımı çalıştıran Gareth Southgate, turnuvaya gelen büyük takımlar arasında teknik adam olarak zayıf halka kabul ediliyor. Premier Lig'in yüksek temposunun aktörleri yıldızlara, B.Dortmund'un genç yıldızı Bellingham'ın eşlik edeceği kadroda Dier, Stones, Trippier, Rice gibi isimlerin önünde Sterling, Foden ve Kane gibi bir gol makinesi var. Futbolun anavatanı, Katar'da bu gruptan lider çıkmazsa Southgate'in tabloid medyasından çekeceği var.

A.B.D
Eleme grubunda Kanada ve Meksika'nın arkasında kalan Amerika Birleşik Devletleri, 10. kez finallere geliyor. 1990'dan beri her turnuvaya katılan ancak 2018'i evinden izleyen ABD, kupa tarihinde oynadığı 33 maçta 8 galibiyet, 6 beraberlik ve 19 mağlubiyet aldı. FIFA sıralamasında 16. sırada yer alan ABD'yi 49 yaşındaki Gregg Berhalter çalıştırıyor. Avrupa kıtasında çalışan ikinci ABD'li teknik adam (Hammarby-2011) olan Berhalter, milli formayı da 44 kez giymiş eski bir defans oyuncusu. Katar'da zorlu grupta takımın en önemli silahı Christian Pulisic, Reyna, Dest ve McKennie olacak. İran ile oynayacakları maçın atmosferi elbette ki merak edilen ABD, bu gruptan çıkamazsa bu büyük bir sürpriz olmaz.

GALLER
Ryan Giggs gibi efsane futbolcu
Dünya Kupası göremedi ama Galler, Gareth Bale önderliğinde ikinci kez finallerin kapısını aralamayı başardı. Eleme grubunda Belçika'nın ardından ikinci olan ve Play-Off Final Four'unda önce Avusturya'yı ardından Ukrayna'yı saf dışı bırakan Galler, ilk turnuvasına 1958'de katılmış ve 4 maçta 3 beraberlik ve bir mağlubiyet almıştı. FIFA sıralamasında 19. olan Galler'i; Kasım 2020'den beri Robert Page çalıştırıyor. 48 yaşındaki teknik adam, bu koltuğa U21 takımının başından gelirken görevi Ryan Giggs'ten almıştı. Takımın starı kariyerine ABD'de devam eden Gareth Bale'e; Joe Allen, Ramsey, Ben Davies, Moore gibi Premier Lig'in tanıdık isimleri eşlik edecek. Galler bu grupta sürpriz yapıp, İngiltere ile kol kola son 16'ya kendini atabilir.

İRAN
Tarihinde 5. kez Dünya Kupası'na katılan İran, Asya eleme grubunda Güney Kore'nin iki puan önünde lider olarak Katar'a geldi. FIFA sıralamasında 22. sırada yer alan İran, 1978, 1998, 2006, 2014 ve 2018 turnuvalarında grup aşamasında evine dönmüş ve oynadığı 15 maçta 2 galibiyet, 4 beraberlik ve 9 mağlubiyet almıştı. 2011 ve 2019 yılları arasında çalıştırdığı İran'a iki ay önce dönen Portekizli teknik adam Carlos Queiroz, ülkenin 90'larda altın jenerasyon olarak kabul edilen kadronun genç takım hocası olarak tanınmış, Real Madrid, Manchester United'ın yanı sıra Güney Afrika, Mısır, Kolombiya ve ülkesinin milli takımında da görev yapmıştı. Takımın yıldızı Porto forması giyen golcü Mehdi Taremi. Forvet hattında Sardar Azmoun'un yanı sıra orta sahada Gholizadeh, defansta ise Kayserisporlu Hosseini'ye sahip olan İran, Asya eleme grubundaki başarısını Katar'a taşırsa bu grupta İngiltere'nin arkasında 3 takımın da ikincilik şansı var.

Planlanandan çok daha fazlası

Galatasaray, Kayseri'de kaybederken giden 3 puandan daha önemlisi ortaya koydukları aciz futboldu. İzleyenlere 'Bu kadro bu kadar kötü futbol oynayabilir mi?' dedirtmişlerdi. Üstüne bir de farklı kazanabilecekleri Alanya maçındaki beraberlik gelince Okan Buruk ve ekibinin önünde çok dik bir yokuş belirdi: Karagümrük, Beşiktaş ve Başakşehir maçları. Alanya karşılaşmasının ilk 30 dakikasındaki oyun ve öncesinde Trabzonspor, Adana Demirspor ve Konyaspor gibi zorlu rakiplerle oynanan maçlardaki futbol, bardağın dolu tarafında referans noktasıydı. Karagümrük ile Beşiktaş'ı da o oyunun izleriyle devirdiler. 12 haftada 8 gol yemiş Başakşehir'e 7 gol atabilmek Dünya Kupası arasına giderken bu maçı, ligin en unutulmaz 90 dakikası yaptı.

GÖZÜNÜ LİDERLİĞE DİKTİ
Derbi zaferi ile Okan Buruk, Galatasaray teknik direktörlük koltuğuna huzurla yayılıp onu doldururken İcardi'nin kalitesi, G.Saray hücumlarını bitiricilik noktasında bir üst seviyeye taşıdı. Kupa maçında sahada vücudu küs gezen Yunus'u kadroya almamak, 'Takımda negatif enerji istemiyorum' demenin bir tezahürü. Rakibi doğru analiz ettiler, Belözoğlu'nun takımının hücum planlarını imha etmek en az G.Saray'ın hücum planları kadar önemliydi. Sanıyorum Okan Buruk da F.Bahçe'nin Giresun karşısında kaybetmesini beklemiyordu. Bu durumda Dünya Kupası arasına 5 puan farkla girip Fenerbahçe'nin zorlu Trabzon deplasmanında alacağı sonuca göre Ocak'ın ilk haftasındaki derbiye gözünü dikecekti. Bundan daha fazlası oldu. Şimdi dev turnuva sonrasında G.Saray liderlik koltuğuna bile oturabilir.

Sürklase…

Ligde 12 haftada üçü geçen hafta olmak üzere sadece 8 gol yiyen Başakşehir deplasmanına "çok kaçıran" takım unvanıyla geliyorsanız beraberinizde bir başka futbol gerçeğini de getirmişsinizdir: "Bu G.Saray bir gün fena patlayacak ve kaçanlardan daha kolaylarıyla rakibi hezimete uğratacak." Bunun Belözoğlu'nun takımına karşı olmasını beklemek fazla naiflik ve kötü analiz gerektirirdi ama futbol böyle… Derbiyi kazanıp sırtındaki yükü atan ve G.Saray teknik direktörü olmanın iç hesaplaşmasını yapan Buruk, dersini iyi çalışmıştı. Rakipte Mahmut ve Biglia sakatlıktan dönüyor ve ligin en fazla topa sahip olan takımı, Avrupa mesaisi sonrasında temposunda sorun yaşıyordu. Doğru teşhis doğru tedaviyi getirir. Belözoğlu, dönenlerin tecrübesine güvendi ama dün iki kanadı G.Saray tarafından imha edildi. Kayıp göbeğiyle kariyerinin en ağır mağlubiyetini aldı. Abdülkerim, oyuna sonradan giren Kazımcan, ikinci golde presiyle penaltıyı getiren Torreira, maestro kıvamında oynayan Oliveira, biraz güçsüz görünse de penaltıyı getiren asisti yapan Mertens, sağ kanatta ilk yarıda savunmayı sağlam yapıp 2. yarıda zincirlerini koparan Rashica, santrfor nasıl oynamalı dersini derbiden sonra bir kez daha veren ve asistiyle Guti'ye selam yollayan İcardi ve oyun disiplininin kopmadığı zaman ne kadar önemli olduğunu hatırlayan Kerem… Kusursuz, sürklase eden bir futbol… Kayseri deplasmanında "o futbolu" oynayan G.Saray, dün "bu futbolu" oynayarak puan farkını ikiye indirdiği yarışta taraftarlarına Dünya Kupası arasına giderken sağlam senaryolu bir dizinin muhteşem sezon finalini yaşattı adeta… Kim ikinci sezonu merak etmez ki!

Kafalara format!

Karşındaki takım seni bir hafta önce 3 golle mağlup etmiş, liginde son 5 maçını da kazanmış ve sen de evinde Kasımpaşa ile golsüz berabere kalmışsan santra noktasına gelirken bir şeyleri değiştirmen gerekir. Abdullah Avcı da bunu yaptı. Hugo, Siopis, Larsen, Trezeguet ve Yusuf'u kulübeye çekmek Beşiktaş maçı kaygısı olarak görülebilir ama hayır değildi. Bilgisayarın 'yeniden başlat' butonuna basmak gibi, kafalara format atan bir hamleydi bu. Oyun iştahından da belli oldu beyaz sayfa girişimi. Monaco'yu devirmek bir mecburiyetti ve Beşiktaş deplasmanına temiz kafayla gitmenin de garantisiydi. Maçın kader anına Uğurcan imza attı. 20'deki nefis plonjonunda Monaco golü bulsa Trabzon'da maçın rengi griye dönecekti ama takımın forması gibi mavide kaldı oyun. Bazen istatistikleri de çöpe atar bu oyun. Fransızlar ilk yarıda 7 kez gelmişler, bitirmekte zayıf kalmışlardı. Devre biterken bireysel hata ve ikinci yarı başladığında oyuna giren soğuk Hugo'nun stadı ısıtan golü… Monaco o dakikadan itibaren F1'de pit alanından garaja çekilmiş Ferrari gibiydi. Bardhi, La Liga'da en iyi yaptığı işi yaptı ve frikikte tabelayı 3 ile değiştirirken kendisinden istenilen işte tam da buydu golü geldi Trezeguet'den… Avcı'nın tartışılan Avrupa karnesinde notu yükselten ve Trabzonspor tarihine de mühim bir galibiyet olarak geçti bu 90 dakika… Elbette kalan iki maçta devamını getirmek lazım. Hafta sonunda Trabzon'daki Monaco görünümlü bir Trabzonspor izleyeceğiz muhtemelen Vodafone Park'ta… Yorgun ama başları dik gideceklere İstanbul'a… Bakalım moralli kafalar, yorgun ayaklara derman olacak mı?

8+3’e sığınanlar!

Konyaspor'u devirirken Galatasaray, Adana deplasmanı için mesajı almıştı. Montella'nın kalabalık orta sahasını karşılamak için Torreira tek başına yetmezdi. Oliveira'nın yakınını kaybetmesi, Mata'nın hazırlık maçındaki iyi oyunu ve Gomis'in ezberlenmiş ağırlığı bir araya gelince akıllara elbette "En önde Mertens'li 4-6-0 dener mi Okan Buruk?" sorusu geldi. Rakipte stoper Rakitskiy cezalıydı ve Galatasaray ilk yarıda Kerem ve Yunus'un ezdiği toplarla Gomis'i oyuna katamayınca Montella'nın da stoper endişesi ortadan kalktı.
Adana Demirspor'da Emre Akbaba, Galatasaray'da Gomis hayalet gibi dolanırken oyun Onyekuru- Boey düellosuna döndü ilk yarıda. Galatasaray'da Oliveira'nın yokluğunda Boey de hücum katkısından eksik kalamazdı. Fransız, hem kanattan bindirirken hem de Onyekuru'nun deparlarına başarıyla eşlik etti.
Buruk 46. dakikada pekala Gomis'i kenara alabilirdi, sanırım Seferovic ile frekansları tutmuyor. Mata hamlesi geldiğinde Galatasaray 10 dakika rakibi boğduğunda golü bulmalıydı, Adana Demirspor 10 kişi kaldığında Montella ile Okan Buruk'un taktikleri yer değiştirmişti. İtalyan hoca, 4-6-0'dan santrforlu oyuna dönerken Galatasaray, Mertens kenara gelene kadar yerden ayağa oynayan ve duvarı delemeyen rakibin bıraktığı dizilişle sahadaydı.
Kağıt üzerinde "Adana deplasmanında bir puan iyi sonuçtur" klişesinin ardında sırıtanlar var elbette. Kerem ve Yunus'un 8+3'e sığınan verimsizlikleri, serbest vuruş ve kornerlerdeki Kerem ısrarı ve son vuruşlardaki hovardalık. 25 dakika 10 kişi oynayan rakibe bu kaliteli kadroyla 23 hücum geliştirip gol atamayan Galatasaray'ın aklı da bedeni de İstanbul'da olacak bir İcardi'ye ihtiyacı var!

Krampların bedeli!

Avrupa sınavından 72 saat sonra rotasyon kağıt üzerinde iyi bir fikir olarak görünebilir ama hayatın pratiğinde şu gerçekler vardı: Trabzonspor 6 maçta 8 puan kayıp yapmıştı, rakip dişli Gaziantep idi ve doğrusu ideal 11'e alternatif olacak olan oyuncularla da bu maçı alırız performansı geride kalan maçlarda yoktu. Geçiş hücumlarından fazla gol yediklerinden şikâyetçi olan Avcı'nın takımı 10 dakikada iki golü yerleşik savunmada yedi. Maxim'e çok kolay vurdurttular ve ikiye birde Markovic arkaya sarktığında ilk goldeki gibi Bartra izleyiciydi. Sağda başlayan Trezeguet, sola geçtikten iki dakika sonra Bakasetas bağlantısıyla golü buldu. Ev sahibi kanat beklerinden kaliteli orta alamadığından ve Umut iki stoper arasında kaybolduğundan 4 oyuncunun kısa üçgenlerine kaldı oyun. Djaniny bu pas oyununa uygun adam değildi, sırıttı ve sakatlıkla kenara geldiğinde yerini Bardhi'ye bıraktı. Hamsik'in dağıttığı toplarda final paslarındaki hatalar beraberliği getirecek pozisyonları oluşmadan yok ederken penaltı ile Trabzonspor tempolu 45'in ardından hiç yoktan iyidir skoru 2-2 ile gitti soyunma odasına.. 2. yarıda Kızılyıldız maçının yorgunluğu oyunu etkileyecekti. Gaziantep'te ön tarafta Maxim'in kalitesine ayak uydurabilen kimse olmayınca, Trabzon'un da temposu düşünce gözler kulübeye çevrildi. Abdülkadir, Gbamin ve Gomez hareket getirdi mi? Evet. G.Saray maçında da kramplardan kramp beğenen ve yerden kalkmayan Bulut'un takımı yine 90+'da yıkıldı, bundan ders çıkarsalar iyi olur. Yapay zekaya Mete Kalkavan için "hakem" demişseniz, yapay zeka ne yapsın...

Çaresiz bakışların fotoğrafı

Rosier 50. dakikada değişliklik için tabelada numarasını gördüğünde şaşkın, sonra da gergindi. Necip'in kurbanı olduğunun elbette farkında değildi, evet kulübede oturan Necip'in. Cezalı Valerien İsmael, Tayyip Talha'nın endişe veren sakatlığı sonrası geçen hafta Başakşehir'in attığı golde topu kaptıran Necip'i almayınca sahaya giren Welinton yüzünden Rosier çıkmak ve Tayfur Bingöl girmek zorundaydı. 8+3 böyle buyuruyordu çünkü… "Maç İstanbul'da Beşiktaş'a deplasman değil" diyen yanılır çünkü bu stadyum ev sahibine de rakibine de deplasman. Boş tribünler önünde kim futbol oynamak ister ya da konsantrasyonunu yüksek tutabilir ki? Kaleye Ersin dönmüş, Tayyip Talha ve Salih'li 11, Ghezzal dönene kadar Beşiktaş'ın ideal 11'iydi. "N'Koudou frikikte endirekt serbest vuruş olduğunu bilip kaleciye nişan aldı" demeyeceğim elbette ama Jensen'in büyük hatasına Ersin 18 dakika sonra karşılık verdi. Kontrat krizi bir kenara, oynamayan kaleci paslanır gerçeği varken Ersin'in bu golü yemesi kalan dakikalar için de soru işaretiydi ki bedeli ağır oldu.
"Beşiktaş ilk yarıda 4 hücum geliştirebildi" performansın ne kadar düşük olduğunu anlatır. Salih rakip defansa fazla yaslandı, derine gelip top almalıydı, sağ içte onun verimsizliği Muleka'yı etkisizleştirdi. Redmond hamlesi iki kanattan birine gerekliydi ve Valerien İsmael günün en iyisi Masuaku'nun önündeki N'Koudou'dan vazgeçti. İstanbulspor'un kadro kalitesi belli ama teknik adamının inatçı karakteri sahada kendini belli ediyordu. Beşiktaş oyunu bir türlü domine edemeyince bu kez Ali Yaşar'ın kapalı köşeye frikiği ve Ersin'in çaresiz bakışlarının fotoğrafı şu alt yazıyı gerektirdi: Kalesine 15 şut isabet eden ve 10'u gol olan Beşiktaş, Mert Günok'un yolunu gözlüyor.

Mum ve battaniye!

Bir günlüğüne elektrik kesilse mum ışığında oturur, bir günlüğüne doğal gaz arızası olsa battaniyenin altına sığınırız. Arıza da yokluk da uzarsa jeneratörle, sobayla önlem alırsın hayatta. Nwakaeme artık yok. Visca da uzun süreli bir sakatlık yaşıyor yani Trabzonspor da sorunun çözümü günlük değildi. Sezon başından beri kanatları üretmeyen bir takımın dün Adana deplasmanına çift santrfor ile çıkıp, orta sahayı 2 kişiye bırakıp, rakibinin bu bölgede 4 adamla yer alacağını yok saymak çok önemli bir teknik adam hatası. Elbette iki hoca da 11 leri esame listesinde görüyor. Montella'da santrforlarını kenarda bırakıp en önde Emre Akbabayı kullanırken amacı Bartra ve Hugo'nun olduğu defans göbeğine topu fazla kaldırmadan yerden işi bitirmekti. Adana çok spektaküler bir golle öne geçti. Trabzon'u uzun top oynamaya mahkum ettiler ve Avcı'nın takımı hiç de iyi olmadığı dakikalarda penaltı golüyle beraberliği buldu. Ev sahibi adına sahanın en kötüsü Yusuf Sarı'nın tek olumlu hareketi Ndiaye asiste yapması. Trabzon'da 80 dakika gözükmeyen Umut golcülüğünü konuşturdu. Doğrusu Adana Demirspor 70 ten sonra geçiş hücumlarında Trabzon'a Antalya'da ki gibi çok sıkıntılı bir skor doğurabilirdi. Buna biraz atamayana atarlar oldu diyelim. Trezeguet'nin verimsizliği soldan sonra sağda da sürdü. Bardhi bir kanat oyuncusu değil. Anadolu'da bomboş tribünlerden sonra dün Adana'daki tribünlere gelenlere tebrikler. Ev sahibi hücum zenginliğinin karşılığını ve hak ettiği galibiyeti uzatmalarda yakaladı. Avcı'nın Edin Visca dönene kadar muma da ihtiyacı var, battaniyeye de.

Anahtar Umut!

Şampiyonlar Ligi'ne veda, Antalya'da farklı mağlubiyet ve pozisyonsuz tamamlanan Galatasaray derbisi. Hamsik ve Edin Visca'nın sakatlığının üstüne Uğurcan'ın sakatlığıyla Trabzonspor'a sonbahar, takvimden önce geldi.
Bir buçuk yıldır 3 transfer döneminde önceden gören, işini son dakikalara bırakmayan takım, doğrusu Cornelius'un ayrılığını kısıtlı zamanda ancak bu kadar iyi kapatabilirdi. Dün Ümraniye karşısında ilk yarı bittiğinde Avcı'nın hanesinde 9 hücum yazıyordu. Ama akıllarda kalan tek pozisyon Bakasetas'ın şutuydu. Belki rakibini 5'li savunmayla karşılayan Ümraniye'ye karşı 5 dakikalık bile olsun bir sekansta boğucu bir baskı kuramayan Trabzonspor, kalesinde de penaltı tartışmalarına neden olacak pozisyonlar yaşadı.
Hepimiz bu orta saha kurgusunun Trabzonspor'un ideali olmadığının farkındayız. Oyunun gidişatını değiştiren adam yeni transfer Umut oldu. 46'da oyuna girdiğinden itibaren oyuna derinlik kazandırdı ve Trabzonspor 15 dakikalık dilimde şut atmayı hatırladı. Gol de böyle geldi zaten. Ferencvaros ve Adana Demirspor deplasmanları öncesinde önemli eksikleri olan ve kadro değişimi geçiren Avcı için mühim olan 3 puanı almaktı ve bunu başardı. Ancak asıl sınavı bir sonraki lig maçı. Ümraniyespor 3 haftadır tek golle kaybediyor. Bir oyun liderleri yok ve bitirici noktada mücadelenin karşılığını verecek kaliteye sahip değiller. Kalan 5 günde takviye yapmazlarsa bu senaryoyu değiştiremezler.