CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Sürklase…

Ligde 12 haftada üçü geçen hafta olmak üzere sadece 8 gol yiyen Başakşehir deplasmanına "çok kaçıran" takım unvanıyla geliyorsanız beraberinizde bir başka futbol gerçeğini de getirmişsinizdir: "Bu G.Saray bir gün fena patlayacak ve kaçanlardan daha kolaylarıyla rakibi hezimete uğratacak." Bunun Belözoğlu'nun takımına karşı olmasını beklemek fazla naiflik ve kötü analiz gerektirirdi ama futbol böyle… Derbiyi kazanıp sırtındaki yükü atan ve G.Saray teknik direktörü olmanın iç hesaplaşmasını yapan Buruk, dersini iyi çalışmıştı. Rakipte Mahmut ve Biglia sakatlıktan dönüyor ve ligin en fazla topa sahip olan takımı, Avrupa mesaisi sonrasında temposunda sorun yaşıyordu. Doğru teşhis doğru tedaviyi getirir. Belözoğlu, dönenlerin tecrübesine güvendi ama dün iki kanadı G.Saray tarafından imha edildi. Kayıp göbeğiyle kariyerinin en ağır mağlubiyetini aldı. Abdülkerim, oyuna sonradan giren Kazımcan, ikinci golde presiyle penaltıyı getiren Torreira, maestro kıvamında oynayan Oliveira, biraz güçsüz görünse de penaltıyı getiren asisti yapan Mertens, sağ kanatta ilk yarıda savunmayı sağlam yapıp 2. yarıda zincirlerini koparan Rashica, santrfor nasıl oynamalı dersini derbiden sonra bir kez daha veren ve asistiyle Guti'ye selam yollayan İcardi ve oyun disiplininin kopmadığı zaman ne kadar önemli olduğunu hatırlayan Kerem… Kusursuz, sürklase eden bir futbol… Kayseri deplasmanında "o futbolu" oynayan G.Saray, dün "bu futbolu" oynayarak puan farkını ikiye indirdiği yarışta taraftarlarına Dünya Kupası arasına giderken sağlam senaryolu bir dizinin muhteşem sezon finalini yaşattı adeta… Kim ikinci sezonu merak etmez ki!

Kafalara format!

Karşındaki takım seni bir hafta önce 3 golle mağlup etmiş, liginde son 5 maçını da kazanmış ve sen de evinde Kasımpaşa ile golsüz berabere kalmışsan santra noktasına gelirken bir şeyleri değiştirmen gerekir. Abdullah Avcı da bunu yaptı. Hugo, Siopis, Larsen, Trezeguet ve Yusuf'u kulübeye çekmek Beşiktaş maçı kaygısı olarak görülebilir ama hayır değildi. Bilgisayarın 'yeniden başlat' butonuna basmak gibi, kafalara format atan bir hamleydi bu. Oyun iştahından da belli oldu beyaz sayfa girişimi. Monaco'yu devirmek bir mecburiyetti ve Beşiktaş deplasmanına temiz kafayla gitmenin de garantisiydi. Maçın kader anına Uğurcan imza attı. 20'deki nefis plonjonunda Monaco golü bulsa Trabzon'da maçın rengi griye dönecekti ama takımın forması gibi mavide kaldı oyun. Bazen istatistikleri de çöpe atar bu oyun. Fransızlar ilk yarıda 7 kez gelmişler, bitirmekte zayıf kalmışlardı. Devre biterken bireysel hata ve ikinci yarı başladığında oyuna giren soğuk Hugo'nun stadı ısıtan golü… Monaco o dakikadan itibaren F1'de pit alanından garaja çekilmiş Ferrari gibiydi. Bardhi, La Liga'da en iyi yaptığı işi yaptı ve frikikte tabelayı 3 ile değiştirirken kendisinden istenilen işte tam da buydu golü geldi Trezeguet'den… Avcı'nın tartışılan Avrupa karnesinde notu yükselten ve Trabzonspor tarihine de mühim bir galibiyet olarak geçti bu 90 dakika… Elbette kalan iki maçta devamını getirmek lazım. Hafta sonunda Trabzon'daki Monaco görünümlü bir Trabzonspor izleyeceğiz muhtemelen Vodafone Park'ta… Yorgun ama başları dik gideceklere İstanbul'a… Bakalım moralli kafalar, yorgun ayaklara derman olacak mı?

8+3’e sığınanlar!

Konyaspor'u devirirken Galatasaray, Adana deplasmanı için mesajı almıştı. Montella'nın kalabalık orta sahasını karşılamak için Torreira tek başına yetmezdi. Oliveira'nın yakınını kaybetmesi, Mata'nın hazırlık maçındaki iyi oyunu ve Gomis'in ezberlenmiş ağırlığı bir araya gelince akıllara elbette "En önde Mertens'li 4-6-0 dener mi Okan Buruk?" sorusu geldi. Rakipte stoper Rakitskiy cezalıydı ve Galatasaray ilk yarıda Kerem ve Yunus'un ezdiği toplarla Gomis'i oyuna katamayınca Montella'nın da stoper endişesi ortadan kalktı.
Adana Demirspor'da Emre Akbaba, Galatasaray'da Gomis hayalet gibi dolanırken oyun Onyekuru- Boey düellosuna döndü ilk yarıda. Galatasaray'da Oliveira'nın yokluğunda Boey de hücum katkısından eksik kalamazdı. Fransız, hem kanattan bindirirken hem de Onyekuru'nun deparlarına başarıyla eşlik etti.
Buruk 46. dakikada pekala Gomis'i kenara alabilirdi, sanırım Seferovic ile frekansları tutmuyor. Mata hamlesi geldiğinde Galatasaray 10 dakika rakibi boğduğunda golü bulmalıydı, Adana Demirspor 10 kişi kaldığında Montella ile Okan Buruk'un taktikleri yer değiştirmişti. İtalyan hoca, 4-6-0'dan santrforlu oyuna dönerken Galatasaray, Mertens kenara gelene kadar yerden ayağa oynayan ve duvarı delemeyen rakibin bıraktığı dizilişle sahadaydı.
Kağıt üzerinde "Adana deplasmanında bir puan iyi sonuçtur" klişesinin ardında sırıtanlar var elbette. Kerem ve Yunus'un 8+3'e sığınan verimsizlikleri, serbest vuruş ve kornerlerdeki Kerem ısrarı ve son vuruşlardaki hovardalık. 25 dakika 10 kişi oynayan rakibe bu kaliteli kadroyla 23 hücum geliştirip gol atamayan Galatasaray'ın aklı da bedeni de İstanbul'da olacak bir İcardi'ye ihtiyacı var!

Krampların bedeli!

Avrupa sınavından 72 saat sonra rotasyon kağıt üzerinde iyi bir fikir olarak görünebilir ama hayatın pratiğinde şu gerçekler vardı: Trabzonspor 6 maçta 8 puan kayıp yapmıştı, rakip dişli Gaziantep idi ve doğrusu ideal 11'e alternatif olacak olan oyuncularla da bu maçı alırız performansı geride kalan maçlarda yoktu. Geçiş hücumlarından fazla gol yediklerinden şikâyetçi olan Avcı'nın takımı 10 dakikada iki golü yerleşik savunmada yedi. Maxim'e çok kolay vurdurttular ve ikiye birde Markovic arkaya sarktığında ilk goldeki gibi Bartra izleyiciydi. Sağda başlayan Trezeguet, sola geçtikten iki dakika sonra Bakasetas bağlantısıyla golü buldu. Ev sahibi kanat beklerinden kaliteli orta alamadığından ve Umut iki stoper arasında kaybolduğundan 4 oyuncunun kısa üçgenlerine kaldı oyun. Djaniny bu pas oyununa uygun adam değildi, sırıttı ve sakatlıkla kenara geldiğinde yerini Bardhi'ye bıraktı. Hamsik'in dağıttığı toplarda final paslarındaki hatalar beraberliği getirecek pozisyonları oluşmadan yok ederken penaltı ile Trabzonspor tempolu 45'in ardından hiç yoktan iyidir skoru 2-2 ile gitti soyunma odasına.. 2. yarıda Kızılyıldız maçının yorgunluğu oyunu etkileyecekti. Gaziantep'te ön tarafta Maxim'in kalitesine ayak uydurabilen kimse olmayınca, Trabzon'un da temposu düşünce gözler kulübeye çevrildi. Abdülkadir, Gbamin ve Gomez hareket getirdi mi? Evet. G.Saray maçında da kramplardan kramp beğenen ve yerden kalkmayan Bulut'un takımı yine 90+'da yıkıldı, bundan ders çıkarsalar iyi olur. Yapay zekaya Mete Kalkavan için "hakem" demişseniz, yapay zeka ne yapsın...

Çaresiz bakışların fotoğrafı

Rosier 50. dakikada değişliklik için tabelada numarasını gördüğünde şaşkın, sonra da gergindi. Necip'in kurbanı olduğunun elbette farkında değildi, evet kulübede oturan Necip'in. Cezalı Valerien İsmael, Tayyip Talha'nın endişe veren sakatlığı sonrası geçen hafta Başakşehir'in attığı golde topu kaptıran Necip'i almayınca sahaya giren Welinton yüzünden Rosier çıkmak ve Tayfur Bingöl girmek zorundaydı. 8+3 böyle buyuruyordu çünkü… "Maç İstanbul'da Beşiktaş'a deplasman değil" diyen yanılır çünkü bu stadyum ev sahibine de rakibine de deplasman. Boş tribünler önünde kim futbol oynamak ister ya da konsantrasyonunu yüksek tutabilir ki? Kaleye Ersin dönmüş, Tayyip Talha ve Salih'li 11, Ghezzal dönene kadar Beşiktaş'ın ideal 11'iydi. "N'Koudou frikikte endirekt serbest vuruş olduğunu bilip kaleciye nişan aldı" demeyeceğim elbette ama Jensen'in büyük hatasına Ersin 18 dakika sonra karşılık verdi. Kontrat krizi bir kenara, oynamayan kaleci paslanır gerçeği varken Ersin'in bu golü yemesi kalan dakikalar için de soru işaretiydi ki bedeli ağır oldu.
"Beşiktaş ilk yarıda 4 hücum geliştirebildi" performansın ne kadar düşük olduğunu anlatır. Salih rakip defansa fazla yaslandı, derine gelip top almalıydı, sağ içte onun verimsizliği Muleka'yı etkisizleştirdi. Redmond hamlesi iki kanattan birine gerekliydi ve Valerien İsmael günün en iyisi Masuaku'nun önündeki N'Koudou'dan vazgeçti. İstanbulspor'un kadro kalitesi belli ama teknik adamının inatçı karakteri sahada kendini belli ediyordu. Beşiktaş oyunu bir türlü domine edemeyince bu kez Ali Yaşar'ın kapalı köşeye frikiği ve Ersin'in çaresiz bakışlarının fotoğrafı şu alt yazıyı gerektirdi: Kalesine 15 şut isabet eden ve 10'u gol olan Beşiktaş, Mert Günok'un yolunu gözlüyor.

Mum ve battaniye!

Bir günlüğüne elektrik kesilse mum ışığında oturur, bir günlüğüne doğal gaz arızası olsa battaniyenin altına sığınırız. Arıza da yokluk da uzarsa jeneratörle, sobayla önlem alırsın hayatta. Nwakaeme artık yok. Visca da uzun süreli bir sakatlık yaşıyor yani Trabzonspor da sorunun çözümü günlük değildi. Sezon başından beri kanatları üretmeyen bir takımın dün Adana deplasmanına çift santrfor ile çıkıp, orta sahayı 2 kişiye bırakıp, rakibinin bu bölgede 4 adamla yer alacağını yok saymak çok önemli bir teknik adam hatası. Elbette iki hoca da 11 leri esame listesinde görüyor. Montella'da santrforlarını kenarda bırakıp en önde Emre Akbabayı kullanırken amacı Bartra ve Hugo'nun olduğu defans göbeğine topu fazla kaldırmadan yerden işi bitirmekti. Adana çok spektaküler bir golle öne geçti. Trabzon'u uzun top oynamaya mahkum ettiler ve Avcı'nın takımı hiç de iyi olmadığı dakikalarda penaltı golüyle beraberliği buldu. Ev sahibi adına sahanın en kötüsü Yusuf Sarı'nın tek olumlu hareketi Ndiaye asiste yapması. Trabzon'da 80 dakika gözükmeyen Umut golcülüğünü konuşturdu. Doğrusu Adana Demirspor 70 ten sonra geçiş hücumlarında Trabzon'a Antalya'da ki gibi çok sıkıntılı bir skor doğurabilirdi. Buna biraz atamayana atarlar oldu diyelim. Trezeguet'nin verimsizliği soldan sonra sağda da sürdü. Bardhi bir kanat oyuncusu değil. Anadolu'da bomboş tribünlerden sonra dün Adana'daki tribünlere gelenlere tebrikler. Ev sahibi hücum zenginliğinin karşılığını ve hak ettiği galibiyeti uzatmalarda yakaladı. Avcı'nın Edin Visca dönene kadar muma da ihtiyacı var, battaniyeye de.

Anahtar Umut!

Şampiyonlar Ligi'ne veda, Antalya'da farklı mağlubiyet ve pozisyonsuz tamamlanan Galatasaray derbisi. Hamsik ve Edin Visca'nın sakatlığının üstüne Uğurcan'ın sakatlığıyla Trabzonspor'a sonbahar, takvimden önce geldi.
Bir buçuk yıldır 3 transfer döneminde önceden gören, işini son dakikalara bırakmayan takım, doğrusu Cornelius'un ayrılığını kısıtlı zamanda ancak bu kadar iyi kapatabilirdi. Dün Ümraniye karşısında ilk yarı bittiğinde Avcı'nın hanesinde 9 hücum yazıyordu. Ama akıllarda kalan tek pozisyon Bakasetas'ın şutuydu. Belki rakibini 5'li savunmayla karşılayan Ümraniye'ye karşı 5 dakikalık bile olsun bir sekansta boğucu bir baskı kuramayan Trabzonspor, kalesinde de penaltı tartışmalarına neden olacak pozisyonlar yaşadı.
Hepimiz bu orta saha kurgusunun Trabzonspor'un ideali olmadığının farkındayız. Oyunun gidişatını değiştiren adam yeni transfer Umut oldu. 46'da oyuna girdiğinden itibaren oyuna derinlik kazandırdı ve Trabzonspor 15 dakikalık dilimde şut atmayı hatırladı. Gol de böyle geldi zaten. Ferencvaros ve Adana Demirspor deplasmanları öncesinde önemli eksikleri olan ve kadro değişimi geçiren Avcı için mühim olan 3 puanı almaktı ve bunu başardı. Ancak asıl sınavı bir sonraki lig maçı. Ümraniyespor 3 haftadır tek golle kaybediyor. Bir oyun liderleri yok ve bitirici noktada mücadelenin karşılığını verecek kaliteye sahip değiller. Kalan 5 günde takviye yapmazlarsa bu senaryoyu değiştiremezler.

Celta Vigo günlerinde iş yapan bir golcüydü

Cavani transferi sonrasında Valencia'da Maxi'nin fiyatı da gideceği de belliydi. Fenerbahçe dışında da İspanyol medyasında bir kulübün adı geçmiyordu. Jesus, büyük ihtimalle kendi portföyünden bir ismi istediği için Maxi transferi yılan hikâyesine döndü. Trabzonspor'un şampiyon kadrosundan Cornelius'un Avrupa'da transferin bitimine 2 gün kala takımdan ayrılacağını 3 gün önce kamuoyunda kim biliyordu ki! Cornelius gitti, Trabzonspor da Fenerbahçe için yazılan rakamlardan (Super Deportivo'ya göre 6 milyon bonservis ve bir sonraki satıştan yüzde 25 pay, oyuncuya da 2.5 milyon Euro net) daha azına işi bitirdi. Ligin 5. haftasına giriyoruz, Avrupa Ligi başlıyor… Yeni gelen oyuncuların adaptasyonu beklenecek. Trabzon'da göreve geldiğinden itibaren 1.5 yıl boyunca planlı programlı transfer yapan Abdullah Avcı'nın bugünlerde bütün imzaları 'son dakika'. Maxi bir ceza sahası içi santrforudur. Kafa toplarında iyidir. Celta Vigo günlerinde çok beğendiğim, iş yapan bir golcüydü. Valencia'da bekleneni veremedi ve yerine tekaüt Cavani geldi. Peki Maxi, Trabzon'da ne yapar? Bu sorunun cevabı; Seferovic G.Saray'da neden gol atamıyorda saklı… G.Saray'ın iki yerlisi, pozisyon üretemezken, Trabzonspor giden Nwakaeme ve sakat Visca'yı arıyor… Santrforun adı ne olursa olsun, bu adama topu servis etmezseniz şapkadan tavşan çıkarmasını beklemeyin. O da olur ama bir, bilemedin iki kere. Santrforunu besleyen Beşiktaş'ı iyi analiz etsinler.

G.Saray hücumda facia

İki türlü okuyalım maç önünü... Üç maçta 2 gol atmış G.Saray'ın rakibi deplasmanda son şampiyon Trabzonspor... Buruk'un takımı zor pozisyon veren ama pozisyon bulmakta da zorlanan bir takım. Diğer tarafta Kopenhag'a elenmiş, Antalya'da kalesinde 5 gol görmüş moralsiz, yorgun ve eksik değil çok eksik bir Trabzonspor var. Bu oyunun kaderini orta sahalar belirler. G.Saray bunun bedelini geçen sezon ağır ödedi. Mertens'in maç boyu hücumda ve savunmadaki büyük mücadelesine ortak olabilen sadece Boey ve Nelsson vardı. Avcı'nın bu kadro ile oyunu domine etmesi mümkün değildi. İlk yarı hücumda etkili adam Djaniny idi, o da devrede kenara geldi. Ancak ev sahibi ekip ne baskı kurabildi ne de geçişte rakibine zorluk çıkardı. Seferovic, İcardi rüzgârı yüzünden mi üşüttü bilinmez ama G.Saray'ın öndeki üçlüsü bir facia... Kerem ve Yunus'tan en azından birinin böyle büyük bir maçta artık toparlaması gerekiyordu. Yapamadılar. Oliveira yine birçok pozisyonda ağır kaldı ve G.Saray bulabileceği en zordaki Trabzon'a 1 gol atamadı. Avcı'nın elindekilerle aldığı 1 puan iyi sonuç. Uğurcan'ın olmadığı kaleye Mertens ve Kerem ile iki net pozisyona girebilen G.Saray'da ömrünün yarısını bu kulüpte geçirmiş Okan Buruk, çalıştırdığı takımın altında kafa olarak ezilmiş durumda. Kerem ve Yunus'u ısrarla oyunda tutup değişiklikleri 90'da yapmış olması büyük soru işareti... 4 haftada iki gol atıp 7 puan almışsanız öpüp başınıza koymanız lazım. Ama önce Buruk kafasını toparlamalı. Trabzon, hasarı bol bir 7 günden yorgun ve kayıplarla çıktı. Ama bu kadar eksik varken G.Saray'ın yapamadığını yapacak yani Trabzonspor'u cezalandırabilecek çok takım var Süper Lig'de... Bu yüzden sakatların bir an önce dönmesi gerekiyor.