CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Bernabeu klasiği

Carlo Ancelotti 17 yıl önce İstanbul'da tarihi finalde dramatik bir biçimde Liverpool'a kupayı kaptırdıktan sonra bir daha o finali hiç banttan izlemedi... Ve yıllar içinde çok kez "Bana futbolda 3-0 garanti skordur diyemezsiniz" diye o İstanbul akşamını hatırlattı. Oysa ki Ancelotti, Liverpool'dan rövanşı 2 yıl sonra Atina'daki finalde almıştı. Evvelsi gece sahaya "5 büyük ligde şampiyon olan tek hoca" unvanı ile çıktığında karşısında Real Madridliler'i son 15 yılda en çok üzen hoca Pep Guardiola vardı.



City'nin 100 milyon Euro'dan fazla para verdiği Grealish atsa 2-0 olacak ya da ilk maçta Mahrez'in kaçırdığı üç net fırsattan 1-2'si gol olsa bu rövanşın hesabı başka olacaktı. Ama Real kalecisi Courtois'nın dediği ve milyonların da ekranda gördüğü üzere 1-1 olduğunda City'li futbolcuların üzüntüsü ve telaşı sanki final biletini kaybetmiş gibiydi. 84 saniyede attıkları iki golle futbol tarihinin en büyük geri dönüşlerinin sahne aldığı Santiago Bernabeu'da bir destan daha yazıldı. Ancelotti beşinci finaline çıkacak. Pep Guardiola ise 2011'de Barcelona ile kazandığı kupadan bu yana 6 kez ya final kapısından döndü ya da finalde kaybetti.

SALAH'IN BEKLEDİĞİ FİNAL
Kupa 1 tarihinde Real Madrid-Liverpool finali Paris'teki finalle en çok oynanan maç olacak. 1981'de kupayı Liverpool kazanmış, 2018'de Zidane yönetimindeki Real Madrid, Liverpool'u devirmişti. O 90 dakikanın futbolseverlerde kalan en önemli hatırası Sergio Ramos'un, Mohamed Salah'ı ikili mücadelede sakatladığı andı.



Şimdi Mısırlı yıldız elbette rövanş peşinde. Kariyerine Paris Saint-Germain'de devam eden Ramos ise büyük bir ihtimalle o gece Paris'te tribünde olacak. İngiltere'de merak edilen ise Manchester City'nin bu travmanın ardından kalan haftalarda takipçisi Liverpool'a lig şampiyonluğunu kaptırıp kaptırmayacağı... Eğer ligi de verirse yaz tatilini bir klinikte geçirmeleri kuvvetle muhtemel...

Daha güzeli ne ki hayatta

Şenol Güneş, Kemal, Necati, Şenol Ustaömer, Turgay, Bahattin, Güngör, Turgay Soyak, Hasan Vezir, Hasan Şengün, İskender Günen ve teknik direktör Ahmet Suat Özyazıcı… 1984 yazıydı, okuma-yazmayı bir de çarpım tablosunu öğrenmiş bir de bu kadroyu ezber saymayı öğrenmiştin. İlkokul bittiğinde baban İstanbul'a gidiyoruz dedi. Okulda yeni arkadaşların vardı ve senin tuttuğun takımı tutan yoktu. Seni çok zaman kızdırıyorlardı ama sen takımından vazgeçmiyordun. Sen Trabzonlu babanın oğluydun, ne demek öyle İstanbul'da bir takımı sevmek! Trabzonspor şampiyon olduğunda memlekette televizyon yayınlarının hepsi artık renkliydi. ABD'de Reagan başkan seçilmiş, Michael Jackson, Thriller albümüyle 8 Grammy almış, Sezen Aksu ortalığı yıkıyordu ama senin haberin vardı da, çocuktun, yoktu… Orta, lise hep üzüldün, hep uzaktan baktın. Üniversitenin ikinci yılında yüreğin pırpır atıyordu. Yine olmadı. İstanbul'da ve yakınında ne kadar deplasman varsa hepsini koşturuyordun. O son şampiyonluğun elleriyle getiren Şenol Güneş milli takımla Dünya Kupası'nda tarih yazdığı yaz evlendin. İşin, aşın, huzurun vardı ama hasretin büyüktü. Bir oğlun bir de kızın oldu. Onlar yürüdüğünde Trabzonspor forması aldın. 40'larını geçtiğinde biraz yorulmuş biraz tribünden uzak kalmıştın ama bordo-mavi'nin her kazandığı maçın ertesi sabahı en genç sen uyandın… Dedeni, nineni toprağa verdin. Babanın hastane odasında başında bekledin. Her memlekete gittiğinde 7 yaşındaki seni hatırladın ve vazgeçmedin… Dün boyunu aşmış oğlunla beraber tribündeydin, şampiyon oldun onca yıl sonra, Özkan Sümer geldi aklına, oğluna sarıldın, ağladın… Bu sabah o sofrada rahmetli babaannenin yaptığı kuymağın tadını hatırlayacaksın… Daha güzeli ne ki hayatta…

İki vukuat arası maç!

İki vukuat, kriz, kaos, skandal arası maç oynadığı bir sezon geçiriyor Galatasaray. Taraftarı da 'bitse' diye haftaları sayıyor. İstifa eden yöneticiler, garip CEO atamaları, yönetim koridorlarında eksik olmayan neyin danışıldığı belli olmayan danışmanlar, Guardiola'nın yardımcısı, Fiorentina'nın orta sahası, takımın eski santrforu, mahkemeye koşan Galatasaray ile alakası olmayan genel kurul üyesi, yeni başkan adayları... Bütün sezon hafta içindeki 5 günü bu öznelerin ve olayların yer aldığı manşetlerle geçiren Galatasaray'ın hafta sonlarında maçı olduğunu ancak maç sabahı hatırlıyordu taraftarı… Küme düşen Malatya'dan sonra yine küme düşmemek için çırpınan Altay'dı rakip. Aynı Malatya gibi gücü mukabilinde ne oynadığını daha iyi bilen taraftı. Pulgar'ın dikine temiz paslarından birinde Berkan'ın kaçırdığı topu Kerem'in soluyla bitirmesi tabelayı da belirledi, oyunu da… Babel kanadında top gelirse "On" tuşu yanan futbolcu, Emre Kılınç ikili mücadele kaybetme ustası, ayağının ayarı olmayan Berkan'ın bildik oyunu ve mecali olmayan Gomis… Torrent'in takımı maçı 20 uzaklaştırmayla bitirdi; ki Altay karşısında bunu başarmak da büyük "başarı!" Galatasaray'ın yeni yönetiminin, Torrent'e ve Gomis'e gelecek sezonun garanti kontratını veren ve kulübün 100 milyon TL'sini çöpe atanların kim olduğunu araştırıp ortaya çıkarması gerekiyor… Eski yönetimin menajerlik ücretlerini açıklayan Burak Elmas ve yönetimi bakalım Torrent ve Gomis testlerinden geçecek mi?

Avcı’nın tercihleri!

Salı akşamı Türkiye Kupası yarı final maçı var, "Trabzonspor ikinci hedefi için rotasyon yapar mı?" sorusunun yanıtı şuydu: "3 maçtır kazanamayan Avcı'nın Kayseri kupa maçını düşünmez, önce geçen nisan ayında olduğu gibi bu sezon da 3 puan hasretini sona erdirmek için güvendiği adamlarla yola çıkardı." Avcı sezon boyunca sol bek dışında bir kadro ezberi sağlamış hoca ama dün sahaya çıkardığı 11 sıkıntılıydı. Son haftaların en formda adamı Siopis'in cezası bitmiş kenardaydı, formsuz Nwakaeme dinlenebilirdi ama Kouassi yine yoktu ve Avcı'nın belki de gereğinden fazla sevdiği Djaniny sol kanatta başladı. Abdülkadir'in 11'de olmaması, Hüseyin sakatlandığında yedek iki sol bekini de kadroya almayan Avcı'yı zorladı. Pozisyonları kayan oyuncular, Yusuf Erdoğan'ın sol bekteki acemiliği ve iki kanat arasını doldurmayan ev sahibi takımın orta sahası, üstelik de Emre Mor'suz Karagümrük karşısında devre arasına geride gitti. Biglia frikik ustasıdır ama Uğurcan kalitesinde bir kaleci için sıfır refleks şaşırtıcıydı. İlk yarıda 8 hücum geliştiren Trabzon, 45-60 arasında 7 hücumla Volkan Demirel'in takımını boğarken beraberlik golünü de buldu. İkinci 45'te 22 hücuma ulaşan Avcı'nın bunu elbette Nwakaeme, en sonunda hücuma desteğe gelen Peres ve Abdülkadir ile yaptığı ortada ama soru: "Bu takım neden ilk 45'i ziyan etti?" Viviano 5 kurtarışla tabelaya etki etti, deplasmanlarda -17 averajı olan Karagümrük son dönemin en iyi savunmasını yaptı… Abdullah Avcı, Cornelius'tan her seferinde kolay vazgeçiyor… Şampiyonluk için Z raporu almadan bir X raporu alıp önce kendi okumalı… 53 orta yapıp bir futbol oynanmaz.

Liverpool favori, City’nin işi zor

İtalyan ve Fransızlar'ın ardından Almanlar'ın da 'Biz nerede yanlış yaptık' haykırışının gölgesinde yine iki İngiliz (Manchester City, Liverpool), iki İspanyol (Real Madrid, Villarreal) Şampiyonlar Ligi yarı finaline adlarını yazdırdılar…
50 bin nüfuslu şehrin 70 milyon Euro maaş bütçeli takımı Villarreal'in potansiyel final adayı Bayern Münih'i son 8'de evine göndermesi elbette sezonun en büyük sürprizi. Yakın geçmişte Real Madrid ile Juventus'u eleyen Ajax gibi onlar da önce Juventus'u ardından Bayern'i evlerine yolladılar.
Liverpool için yarı final beklenildiği gibi kolay geldi. Atletico Madrid'in ilk maçtaki 5+5 dizilişi ve katı savunmasına Guardiola eleştiri getirmiş bu da rövanşın gerilimini yükseltmişti. Atletico ikinci yarıda topuyla tüfeğiyle saldırdı ve Manchester City'e 'Adeta benim yıllardır yaptığım savunmayı bak şimdi sen yapıyorsun, sahandan çıkamıyorsun' dedirtti ama turu getiren Manchester'daki gol oldu.



Geçen hafta ligin zirvesinde karşı karşıya gelen City ve Liverpool hafta sonunda FA Cup'ta karşılaşacaklar ve önlerinde Paris'te muhtemel üçüncü bir maç ihtimali de var. Evet Liverpool, Villarreal karşısında elbette favori ama City'nin işi gerçekten zor. Çünkü Atletico Madrid'te olmayan Karim Banzema ve Modric gibi oyunun kaderini değiştirebilecek adamlar tarihte bu kupayı en fazla kazanmış Real Madrid'de var.
Meraklısına not; 12 dakika 10 saniye uzayan Atletico Madrid-Manchester City karşılaşması, Şampiyonlar Ligi tarihinin en uzun süren maçı oldu. Rekor, yine Atletico Madrid'in bir maçında bu sezon eylül ayında Milan deplasmanında 10 dakika 37 saniye ile kırılmıştı.

İmkansızla mümkün arası!

Portekiz kağıt üzerinde çok net favori olduğu eleme grubunda adeta harakiri yapmıştı. Grubu lider tamamlayan Sırbistan deplasmanında yarım saatte 2-0 öne geçtikleri maç 2-2 bitmiş ve evlerinde son maçta kazansalar Katar biletini alacakları 90 dakikayı, Mitrovic'in son dakika golüyle kaybedip play-off'ta bize rakip oldular. Önemli eksikleri var. Geriden oyun kurarken çok kullandıkları Joao Cancelo cezalı, defans göbeğinde Ruben Dias uzun süreli sakat ve usta isim Pepe de Kovid. Kalelerinde ayağı temiz Rui Patricio var ama yarın bize karşı defans 4'lüsünün 3'ünü değiştirip sahaya çıkacaklar. Stoper Jose Fonte, Burak Yılmaz'ın takım arkadaşı. Merih Demiral'ın da Cristiano Ronaldo'nun eski takım arkadaşı olduğunu hatırlarsak bunlar ilginç eşleşmeler.



YILDIZLAR İÇİN SON TURNUVA
Katar'a direkt bilet alamamak elbette ki Portekiz'in üzerinde gerilim oluşturmakta. Üstelik bizi geçseler bile karşılarında son Avrupa Şampiyonu İtalya'yı bulacaklar. Ronaldo, Moutinho, Fonte ve Pepe için son büyük turnuva. Porto bir futbol şehri, Dragao da kompakt bir stadyum. Portekiz savunması, savunma göbeğini orta saha yayına kadar çıkartan bir takım. Bitiremedikleri akınlarda mutlaka prese koşuyorlar. Ancak bizim oradaki pas isabet oranımız yüksek olursa elimizde Kerem, Abdülkadir ve Cengiz gibi 3 tane hızlı adamımız var. Serbest vuruşlarda, altı pas ve penaltı noktası arasına el bombası gibi top atacak yetenekli adamları mevcut. İşimiz zor. Karşımızdaki takım 2016'nın Avrupa Şampiyonu. Telafisi olmayan bir maçın ev sahibi ve en önemli gol silahı Cristiano Ronaldo. İmkansızla mümkün arası koca bir deniz. İyi yüzmemiz lazım.

ANLATMAYA GEREK YOK!
Portekiz %57 ile 62 arası gidip gelen topa sahip olma istatistiğiyle evindeki bu maçta bizim de ne oynayacağımızın ipucunu veriyor aslında. Orta sahaya dinamizm getiren Renato Sanches sakat. Kısa üçgenlerle beklerin üzerinden çıkan ve kanat oyuncularını forvet arkasında iç kulvara sokan Fernando Santos'un takımı yetenekli ve tecrübeli ayakları sayesinde pozisyon bulmakta zorlanmıyor. Takımın çilingirleri belli. Bernardo Silva ve Bruno Fernandes, Liverpool'da tehlikeli forvet haline gelen Jota ve anlatmaya artık gerek olmayan kariyeri ile Cristiano Ronaldo...

Berkan’ın hat-trick’i

Erol Bulut, santra düdüğüyle birlikte sahaya 12 oyuncuyla çıktığının farkında değildi elbette. Artı bir hakem değil, Galatasaraylı Berkan'dı... 7 günde 3 maçın ardından Torrent'in rotasyonunun daha derin ve özellikle orta saha göbeğine olması bekleniyordu. İki sağ bek olmayınca gençlik operasyonunun içine Gomis ile serpiştirilen Semih'in bir yerde lastik patlatacağı belliydi, yanıltmadı. Gaziantep'in üçlü savunması, orta sahanın kanatlarından yeterli savunma desteğini almadığından Kerem ve Morutan için boşalan alanlarda fırsat çoktu ama sağ kanatta Morutan "çizgisini" yine bozmadan oynadı. Kerem ise bildiğiniz Kerem... Golde müthiş sıyrıldı ve "al da at" dedi arkadaşlarına. Gaziantep'in yetenekli ayakları ilk yarıda sahne almazken, devreye Berkan girdi. Önce müsait pozisyonda Kerem'e vermedi, takımı 2-0'ı bulabilirdi. Ardından son saniyelerde serbest vuruşta adamını kaçırdı ama hataların hat-trick'i için bir tane daha lazımdı. Onu da ikinci yarıda penaltı yaptırıp "ligin saç baş yolduranları 11'indeki yerini sağlamlaştırdı. Torrent'in, oyundan düşeceği belli olan takımı için değişikliklerde geç kalması ya da ligde öne geçtiği bir maçı yine kaybetmiş olması artık sıradan hikâyeler… 17 Mart'ta üç kulvarda sezonu kapatmış Galatasaray takımı fena halde yönetimine benziyor. Daha fazlasını da beklememek lazım. Hakem Arda Kardeşler bu ligde çok maç yönetti ama futbolu hâlâ öğrenemedi. A Milli Takım ile Portekiz'e gidecek Kerem'in tendonlarına iki kez basan ev sahibi futbolcular kart bile görmediler.

Kerem’e dikkat!

Avrupa Ligi Son 16 Turu'nda Galatasaray'ın Barcelona ile eşleşmesi İspanyol medyasında geniş yer buldu. Sport ve El Mundo Deportivo gazeteleri Napoli gibi güçlü bir takımı eledikten sonra rakipler arasında kendi liginde en zor durumda bulunan Galatasaray'ın kurada çıkmasının Barcelona için iyi haber olduğunun altını çizdi. Barcelona yöneticisi Mateu Alemany, "Çok köklü bir tarihe sahip olan bir rakip ile eşleştik. İstanbul'da çok iyi bir stadyum ambiyansları var. İlk maçta turu getirecek skoru almalıyız" diye konuşurken, iki gazete de Galatasaray'daki Barcelona rüzgârına dikkat çekti. Teknik direktörü ve kaleci antrenörünün eski Barcelonalı olduğu ve kalede tecrübe kazanması için gönderilen İnaki Pena ile birlikte Arda Turan'ın da kadroda yer aldığı ifade edilirken, La Liga'da Valencia forması giymiş Feghouli, Liverpool geçmişi olan Babel ve Gomis'in Lyon yılları okuyuculara hatırlatıldı.



ÜLKE FUTBOLUNA AYKIRI DURUM
Katalan medyası takımın en büyük kozu olarak Kerem Aktürkoğlu'nu ön plana çıkartırken, AS gazetesi, "Avrupa Ligi son 16'da yer alan takımlar arasında kendi liginin puan tablosunda en zor durumda olan takım G.Saray. Ancak Avrupa'da tam tersi bir portre çizdiler. Bir Türk takımının çok disiplinli defansif anlayışıyla grup aşamasında mağlubiyet almaması ülke futbolunun çizgisine aykırı. Galatasaray bunu Fatih Terim ile başardı. Ama Barcelona onu değil Torrent'i karşısında bulacak" diye yazdı. G.Saray'ın iki Barcelona sınavı arasında Beşiktaş'la derbi oynayacağına dikkat çekilirken, Barcelona'nın da İstanbul'daki rövanştan 3 gün sonra Real Madrid'le karşı karşıya geleceği ve Barcelona'nın ilk maçta turu garantileyecek skoru alması halinde El Clasico öncesinde İstanbul'a as oyuncularını getirmeyebileceği sayfalarda yer aldı.



ALİ SAMİ YEN'DEKİ COŞKUSU YOK
El Mundo Deportivo gazetesi
Torrent'in "Kötü kurayı çektik" sözlerine de yer verirken, Barcelona'nın G.Saray ile geçmişte Şampiyonlar Ligi grup maçları oynadığını ama ilk kez bir eliminasyon turunda karşı karşıya geleceğinin altı çizildi. Bugüne kadar G.Saray ile İstanbul'da eski Ali Sami Yen'de karşı karşıya gelindiğinden de bahsedilirken yeni stadın eski stattaki ambiyansı arattığı ifade edildi.



İspanya medyasında G.Saray'a geniş yer ayrılırken analizlerde Domenec Torrent, Arda Turan, İnaki Pena ve Kerem Aktürkoğlu detayları öne çıktı. Torrent'in "En kötü kurayı çektik" sözlerine de yer verildi.

Mıknatıs gibi kura

Bu sezon G.Saray biraz Barcelona, Katalan ekibi de biraz G.Saray gibiydi. İki kulüpte de başkanlar değişmiş, finansal problemler yüzünden kemerler sıkılmış, sezonun ilk yarısında iki ekip de şampiyonluk yarışına havlu atmıştı. Barcelona 20 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkamazken G.Saray da uzun süren Avrupa başarısızlıkları ardından bu kez namağlup grubundan lider çıktı.
15 yıl boyunca bir Türk takımına rakip olmayan Messi, PSG'ye gitti; Barcelona da Guardiola'nın yardımcılığını yapmış Katalan Torrent ve B takımı kalecisini kiraladığı G.Saray ile eşleşti. Elbette iki takımın önemli bir ortak noktası da Barcelona kariyerinin son dönemini de G.Saray dönemini de büyük hayal kırıklığı ile yaşayan Arda Turan. Benzerlikler bununla da sınırlı değil. G.Saray, Gomis'in boşluğunu 4 yıl sonra Gomis'le doldururken Barça Dani Alves'in boşluğunu 7 yıl sonra Dani Alves ile doldurdu!

HEMEN FAVORİ İLAN ETTİLER
Koeman sonrası göreve gelen Xavi, önce İspanya Süper Kupası'nı kaybetti ardından Kral Kupası'na veda etti. Ligde 4. olabilmek için çırpınan Barcelona'nın tek gerçek hedefi Avrupa Ligi kalmıştı. İki kulüpte de forma giymiş Maradona'nın bol bol anıldığı eşleşmede Katalanlar, Napoli deplasmanından 4 gollü galibiyetle çıkarken dün İspanyol medyası kura öncesinde Barça'yı bu kupanın favorisi ilan etti. Peki ne oldu da 'eski Barcelona yok' dedirten Barcelona toparlandı?



SONUNDA GÜNEŞ AÇTILAR
G.Saray gibi genç kadroya sahip takımın elinde Pedri, Gavi, Ansu Fati (Sakat) gibi genç yetenekler ama aynı zamanda Dembele, Coutinho gibi servet ödenmiş ama hayal kırıklığı olan futbolcular vardı. Devre ortasında yapılan Aubameyang, Adama Traore ve Ferran Torres transferleri o genç kadronun içine akıtılan tecrübe oldu. Atletico Madrid'e 45 dakikada 3 gol atan takım, Napoli rövanşı öncesinde Valencia deplasmanında 4 golle kazandı. İyi oyunun sinyalleri bir aydan fazladır vardı ancak yeni transferlerin tabelacı olması Barcelona'nın üzerinde güneşi açtırdı.

ŞİFRE: LAZİO&MARSİLYA
G.Saray adına sezonun en iyi futbolu diye parmakla gösterilecek iki maç; Lazio ve Marsilya karşılaşmaları. Bir taraftan da Göztepe deplasmanında bile 45 dakikada 60 pas yapabilen bir G.Saray var. İkinci G.Saray'ın Camp Nou'da topu görme şansı yok. Ama birinci G.Saray, Marsilya ve Lazio deplasmanlarındaki defansif kurgusunu sahaya yansıtırsa NEF Stadı'ndaki rövanşa taraftarın gitmesinin bir anlamı olur. Bunun için G.Saray'ın kalede Muslera'ya ihtiyacı var.

AVRUPA LİGİ SON 16 EŞLEŞMELERİ
Rangers (İskoçya) - Kızılyıldız (Sırbistan)
Braga (Portekiz) - Monaco (Fransa)
Porto (Portekiz) - Olimpik Lyon (Fransa)
Atalanta (İtalya) - Bayer Leverkusen (Almanya)
Sevilla (İspanya) - West Ham United (İngiltere)
Barcelona (İspanya) - Galatasaray (Türkiye)
Leipzig (Almanya) - Spartak Moskova (Rusya)
Real Betis (İspanya) - Eintracht Frankfurt (Almanya)