CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Ligin Fatih’i!

Trabzonspor, Dolmabahçe'de Beşiktaş'ı yenerek, Gençlerbirliği ile kupada oynayacağı yarı final maçı öncesinde moral depoladı. Trabzonspor'un savunma dörtlüsü, sakatlık ve cezalılar nedeniyle yoktu. Bunlara bir de (haklı olarak) Fatih Tekke'nin rotasyonu eklenince, maçtan önce kadroyu gören bordo-mavili taraftarlar tedirgin olmuştur. Ama unutulmaması gereken bir detay vardı ki... Fatih Tekke yönetimindeki Trabzonspor'un bir oyunu vardı. Fatih Tekke, takımına futbolculuk dönemindeki o iş bitirici oyun felsefesini ezberletmişti.


Bakmayın siz, Beşiktaş derbisi öncesinde Trabzonspor'un son dört maçta 3 beraberlik, 1 yenilgi aldığına... Trabzonspor'un şampiyonluk ve lig ikinciliği şansı ortaya çıkınca, hakemler devreye girdi. Bilerek ya da bilmeyerek peş peşe bu maçlarda Trabzonspor'u adeta doğradılar. Dünkü maç gerçekten seyir zevki olarak muhteşemdi. Beşiktaş da Trabzonspor da modern futboldan kesitler sundu. Orta sahalar çok çabuk geçildi. İki kalede de pozisyon üstüne pozisyonlar yaşandı. Beşiktaş penaltı golüyle öne geçti. Ardından Trabzonspor üç pasla golü buldu. Zubkov bir gol, bir asistle yıldızlaştı.


Muçi galibiyeti getiren golü attı. Maçın 7. dakikasında ayağında ağrı hisseden Onana, kupa maçını düşünerek kendisini riske atmadı. Yerine giren Ahmet Doğan Yıldırım, acemice bir penaltı yaptırdı. Ama sonraki dakikalarda toparlandı ve çok iyi kurtarışlar yaptı. Lig üçüncülüğü garanti olan Trabzonspor, derbiyi kazanarak taraftarlarını mutlu etti. Artık sırada Ziraat Türkiye Kupası'nda Gençlerbirliği'ni eleyip, kupada finale çıkmak var. Ama hiçbir maç, sahada savaşmadan kazanılmıyor. Fatih Tekke yönetiminde mütevazi kadrosuyla harika bir sezon geçiren Trabzonspor'da artık tek hedef, kupa şampiyonluğu...

Rehavet

Galatasaray, 26. şampiyonluğunu ilan etmek için gittiği Samsun'da ummadığı bir sonuç aldı. Tam anlamıyla bir skor felaketi yaşadı. Şampiyonluğu cumartesi günü Rams Park'ta oynanacak Antalyaspor maçına bıraktılar. Bunun başlıca nedeni hiç şüphesiz rehavetti... Oysa maçın başlangıcı, bir şampiyonun başlangıcıydı. 9. dakikada Yunus Akgün, Lionel Messi'yi hatırlatan o özel golle perdeyi açtı. Devamında gelen pozisyonlar, kaçan fırsatlar...


Cimbom, Samsun deplasmanına şampiyonluk ilan etmeye değil, sanki kupayı çoktan kaldırmış gibi çıktı. Futbolun en büyük yanılgısı da tam burada başlar: Bitmeden bitti sanmak. Galatasaray o dakikalarda fişi çekebilirdi. Çekemedi. Ve futbol, boşluğu affetmedi.


Samsunspor oyundan hiç kopmadı. 22'de Mouandilmadji skoru eşitlediğinde, bu sadece bir gol değil, bir direniş ilanıydı. İkinci yarıya daha iştahlı başlayan taraf da ev sahibiydi. 57'de Ndiaye ile gelen gol, Galatasaray'ın dengesini bozdu. Ama asıl kırılma, birkaç dakika sonra geldi.


Victor Osimhen'in geri pasında, ceza sahası dışında topu elle kesen Günay Güvenç kırmızı kart gördü. O an itibarıyla maçın yönü tamamen değişti. 10 kişi kalan Galatasaray için artık geri dönüş imkansıza yakındı. 82'de yeniden sahneye çıkan Ndiaye, skoru ilan etti. Bu mağlubiyetin adı "sürpriz" değil. Bu, düpedüz rehavetin sonucudur. Hafta içinde 50 bin taraftar önünde yapılan kutlama havasındaki idman... Daha iş bitmeden gelen alkışlar, açılmadan yazılan zafer hikâyeleri... Futbol böyle rehaveti affetmez. Sahaya çıkmadan kazandığını düşünürsen, sahada kaybetmeye başlarsın. H H


Okan Buruk yönetiminde rekorları parçalayan bu takımın kalitesi tartışılmaz. Ve büyük ihtimalle hikâye, Rams Park'ta Antalyaspor karşısında mutlu sonla bitecek. Üst üste 4, toplamda 26. şampiyonluk büyük ihtimalle orada gelecek. Ama Samsun'da yaşananlardan ders alınmalı. Çünkü bu oyun bir şeyi asla unutmaz: Rehavete kapılanı affetmez.

Savaşmazsan kaybedersin

İkincilik yarışında çekiştiğin Fenerbahçe kaybetmiş. Konya'da kazansan puan farkı ile öne geçeceksin.
Yani tarihi bir fırsat yakalamışsın.
Ama ilk yarıda sahada yoksun!
Trabzonspor bu sezonun en kötü ilk yarı performansını ortaya koydu.
Konyaspor'un muhteşem futboluna da şapka çıkarmak lazım.
İlk yarıda Konyaspor oynadı, Trabzonspor sadece seyretti.
Berkan Kutlu attığı iki golle kariyerinin en iyi maçını çıkardı.
İlk yarıda Onana'nın muazzam kurtarışları olmasaydı, Konyaspor farka bile giderdi.

Evet Trabzonspor'da çok eksik vardı. Ama sen maçı ilk yarıda kaybettin. Savaşmadın, koşmadın.
Orta sahada top tutamadın, hücuma top taşıyamadın.
Fatih Tekke'nin ikinci yarıya başlarken yaptığı üç değişiklik, Trabzonspor'u komadan çıkardı.
Takım kendine geldi. İlk yarıda tek kale oynayan Trabzonspor geriye yaslanınca, bordo-mavili takım maçı tek kaleye çevirdi.
Bu dakikalarda Konyaspor kale önünde adeta etten bir duvar ördü.
Trabzonspor bu duvarı 79'da Felipe Augusto ile deldi. Golün hemen ardından Umut Nayir karşı karşıya pozisyonu kaçırdı.
Trabzonspor'da yenilgiye başkaldıran, sahada savaşan isimlerin başında Nwakaeme geldi.
İlerlemiş yaşına rağmen, Trabzonspor hücumlarına yön veren isim oldu.

Onuachu, Trabzonspor kariyerinin belki de en etkisiz maçını çıkardı.
Hücumda etkisiz kaldı.
Muçi de sakatlık dönüşü, çok parıltılı olamadı. O da vasat bir futbol ortaya koydu.
Takımın en iyisi Nwakaeme idi.
Gerisini siz düşünün. Maçın uzatma anlarında Trabzonspor gole çok yaklaştı.
Onuachu'nun kafa vuruşu direkten döndü. Dönen topu bir metreden Nwaiwu ağlara gönderemedi.
İlk yarıyı boşa geçiren Trabzonspor'un ikinci yarıdaki futbolu, lig ikinciliği için umut verdi.
Konyaspor ise yaptığı müthiş savunma ile galibiyeti hak etti.
Helal olsun İlhan Palut'a. Taş gibi bir Konyaspor takımı kurmuş.
Trabzonspor haftalardır dar kadronun, transfer dönemindeki yanlış ve yetersiz hamlelerin kurbanı oluyor.
Trabzonspor, ocak ayında iyi bir transfer dönemi geçirseydi, bu takım belki de şampiyon olurdu.
Yapılan hatalardan ders almak lazım.

Yanardağ ordusu!

Derbinin ilk yarısında iki penaltı vardı. Hakem Yasin Kol, Fenerbahçe'nin penaltısını verdi. Galatasaray'ın penaltısı güme gitti. Sanchez'in Cherif'e yaptığı hareket penaltıydı. Doğru karar. Ama Nene'nin Sane'ye yaptığı hareket de buz gibi penaltıydı. Maça iyi başlayan taraf Fenerbahçe idi. Talisca'nın penaltıyı auta atması, Fenerbahçeli oyuncuların moralini çok bozdu. Sarı-lacivertli oyuncular uzun süre toparlanamadılar. Tedesco da kenarda Fenerbahçe'nin mağlubiyetini film gibi izledi.

Kaçan penaltı, o dakikaya kadar vasat bir görüntü içindeki Galatasaray'ı kendine getirdi. Bir anda tribünler coştu. Galatasaraylı futbolcular da vites yükseltip Fenerbahçe'nin üzerine gelmeye başladılar. Galatasaray ilk yarıda taç atışından golü bulurken; Fenerbahçe de taçtan gol yemiş oldu. Jakobs'un tacını Lemina indirdi, Osimhen dizi ile topu ağlara gönderdi. İlk yarının uzatma anlarında Talisca'nın vuruşunda top direğe çarparak auta gitti. İlk yarının özeti şu; penaltıya kadar Fenerbahçe, penaltıdan sonra Galatasaray oynadı.

İlk yarıda ayrıca Torreira- Lemina ikilisi, Guendouzi-Kante ikilisine üstünlük kurmayı başardı. Fenerbahçe, koca ilk yarıda sadece iki kez Galatasaray ceza sahasında topla oynayabildi. Skor avantajı ile ikinci yarıya başlayan Galatasaray, Fenerbahçe'ye sahanın her alanında şok pres yaptı. Hakem Yasin Kol, Yunus Akgün'ün Oosterwolde tarafından (çelme var) yere indirildiği pozisyonda penaltıyı verdi. Net penaltıydı. Ama kaleci Ederson, Fenerbahçe'yi yakan isim oldu.

İlk yarıdan sarı kartı olan Brezilyalı kaleci, penaltı sırasında kaleye geçmemekte ısrar edince, Yasin Kol, ikinci sarıyı ve sonrasında kırmızıyı gösterdi. Bence sonuna kadar haklıydı Yasin Kol. Ederson da kendini attırmak için her şeyi yaptı. Dün Fenerbahçe'nin iki Brezilyalı yıldızı, sarı-lacivertlileri yaktı. Tasilca penaltıyı kaçırdı, Ederson takımı 10 kişi bıraktı. Ederson'un atılışının ardından Mert Günok kaleye geçti. Penaltıyı kullanan Barış Alper topu ve Mert'i ayrı ayrı köşelere gönderdi.

İkinci golden sonra derbiyi tek kaleye çeviren Galatasaray, pozisyon üstüne pozisyon yakaladı. Zaten Galatasaray karşısında fazla direnemeyen Fenerbahçe, 10 kişi kaldıktan sonra iyice oyundan düştü. Isınmadan oyuna giren Mert Günok, yaptığı amatörce hata ile Fenerbahçe'nin puan umutlarını tamamen bitirdi. Mert Günok'un elinden kaçırdığı topu, Lucas Torreira ağlara gönderdi. Dün gece Rams Park'ta Galatasaray futbol takımı, adeta bir yanardağ ordusu gibiydi. Ateşlere basarak koşan takım ruhuyla, topu ısıracak derecedeki hırsıyla Fenerbahçe'yi farklı yendiler. 35 milyon Galatasaray taraftarı, derbinin son düdüğü ile şampiyonluk şarkıları söylemeye başladı.

Yasin Kol, Türk futbolunun son dönemlerde yetiştirdiği en yürekli hakemi. Evet yönettiği maçlarda hataları var. Eleştirilecek taraftarı var. Mesela dün Galatasaray'ın net penaltısını atladı. Ama asla eyyam yapmıyor. Ne gördüyse onu çalıyor. Başka bir hakem olsaydı dünkü derbide Ederson'u atamazdı. Galatasaray, Fenerbahçe'nin şampiyonluk ümitlerini bitirdi ve şampiyonluk kupasının kulpuna sımsıkı sarıldı. Fenerbahçe için lig ikinciliği de tehlikeye girdi. Trabzonspor bugün Konyaspor'u yenerse, ikinci sıraya çıkacak.

Uçan panter!

İki takım da çok yürekli bir mücadele ortaya koydu. Samsunspor, evinde oynamanın avantajı ile maça iyi başladı. İlk yarıda gole yakın olan taraf, Samsunspor'du. Çok iyi ön alan baskısı yapıp, bordo-mavili takımın hücum yapmasına engel oldular. İkinci yarıya ise Trabzonspor etkili başladı. Ozan ve Zubkov ile gole yaklaştı Trabzonspor... Maçın 69. dakikasında Ndiaye, ikinci sarıdan kırmızı kart gördükten sonra maçı tek kaleye çeviren bir Trabzonspor izlemeye başladık. Onuachu ve Felipe'nin pozisyonlarında kaleci Okan Kocuk çok iyi kurtarışlar yaptı. Samsunspor, Trabzonspor'un oyunun son bölümündeki baskısını çok iyi savunma yaparak kırdı. Ve maç uzatmalara gitti.

Böylesine kritik tek ayaklı eleme maçlarında anları iyi oynamak çok önemli. Trabzonspor son paslarda ve final vuruşlarında çok becerikli değildi. 97. dakikada Onuachu'nun füzesi direkte patladı. Samsunspor savunması maç boyunca adeta nefes aldırmadı Onuachu'ya. Samsunspor, özellikle uzatmaların ikinci bölümünde maçı penaltılara götürmek için oyunu çok durdurdu. Bu dakikalarda da çok pozisyon buldu Trabzonspor. Çünkü yorulan Samsunspor geriye yaslanıp, sadece kalesini korudu. Etten bir duvar ördüler adeta. Sayısız gol pozisyonuna giren Trabzonspor, uzatmalarda da maçı çözecek skoru bulamadı ve maç penaltılara gitti. Penaltı atışlarında Onana mucizesi yaşandı. Adeta bir uçan panter kesilen Onana ilk üç penaltıyı (Satka, Mouandilmadji, Yunus Emre) kurtardı. Bordo-mavililerde Onuachu, Nwakaeme ve Muçi ağları sarsınca yarı finale adını yazdıran taraf Trabzonspor oldu. Samsunspor'u da tebrik etmek lazım. Aslanlar gibi savaştılar.

Ziraat Türkiye Kupası'nda ligden daha keyifli maçlar izliyoruz. Turkuvaz Medya Grubu, bir zamanlar Süt Kupası diye değersizleştirilmeye çalışılan Türkiye Kupası'nı nereden aldı ve nerelere getirdi! Bu bir yayıncılık başarısıdır. Kıran kırana maçlar, nefesleri kesen mücadeleler izledik. İzlemeye de devam edeceğiz. Hatta Süper Lig kalitesinin önüne geçen heyecan fırtınası, Ziraat Türkiye Kupası'nda yaşanıyor. Şifresiz, tarafsız ve pırıl pırıl bir yayıncılık! Turkuvaz Medya, bu kupayı büyük bir marka haline getirdi.

Günay’ın gözyaşları!

kan Buruk, son oynadığı maçın 11'inden tam 9 değişiklik yaparak Gençlerbirliği maçına çıktı. Buna rotasyon demek doğru olmaz. Çünkü dün Galatasaray ilk 11'inde yer alan oyuncuların hepsi de çok kaliteli, yıldız oyuncular. Kaleci Günay'dan en uçtaki İcardi'ye kadar. Hepsi usta isimler. Bütün gözler, derbi öncesinde Osimhen'deydi. Okan hoca, maça Osimhen ile başlamadı. Ama Osimhen tam 35 gün sonra kadroda yer aldı. Osimhen devre arasında ısınırken, tribünlerin uzay golcüsüne ilgisi ve desteği çok büyüktü. Maçın 78. dakikasında Osimhen'in sahaya öyle ihtişamlı bir girişi var ki... Tribünlerde bir anda bayram coşkusu yaşandı.

Okan Buruk, ikinci yarıya başlarken Lemina'yı kenara alıp, İlkay Gündoğan'ı sahaya sürdü. İlk yarıda iki takım da net gol pozisyonuna giremedi. İki takımın da kaleyi bulan şutu bile yoktu. Galatasaray'da akıllar Fenerbahçe derbisindeydi. İkinci yarıya etkili başlayan taraf başkent ekibiydi. Ani gelişen bir atakta G.Birliği golü buldu. Fıratcan Üzüm topu ağlara gönderdi. Galatasaray savunması 3'e 3 pozisyonda gole engel olamadı. Ardından top bir o kalede bir bu kalede durumu ortaya çıktı. Önce G.Birliği ikinci gole yaklaştı. Günay muazzam bir kurtarış yaptı. Dönen topta Ahmet Kutucu ağları göremedi. Ardından da Ahmet kenara gelirken, Barış Alper Yılmaz oyuna girdi.

Bu değişikliklerden sonra Galatasaray, rakip kaleye dalga dalga gelmeye başladı. Ancak Volkan Demirel'in öğrencileri de hızlı geçiş hücumları ile Galatasaray kalesinde gol koklamaya devam ettiler. İcardi, Osimhen, Barış Alper, Yunus, İlkay... Yıldızlar topluluğu bir hücum hattı, G.Birliği kalesine yüklendikçe yüklendi. Galatasaray beraberlik golünü ararken, kaleci Günay Güvenç çok büyük bir hata yaptı. Günay, G.Birliği kornerinden gelen topu elinden sektirdi ve Traore'ye adeta bir asist oldu. Traore de topu ağlara gönderdi. Çok büyük bir şok yaşandı Rams Park tribünlerinde. Son Şampiyon, kupaya dramatik bir şekilde havlu attı!

Fenerbahçe'den sonra Galatasaray da kupaya çeyrek finalde veda etti. Hem de dünya yıldızları ile çıktıkları maçlarda... Gençlerbirliği ise Rams Park'ta tarih yazdı! Her kaleci hata yapar! Bazı Galatasaray taraftarı, dün Rams Park'ta Günay'ı protesto etti. Günay bunu hak etmedi! Futbol bir hatalar oyunu! Günay'ın gözyaşları sel oldu aktı maçtan sonra! Galatasaray takım halinde kötü oynarken, faturayı Günay'a kesmek hiç doğru olmadı.

Topun canı varmış

Trabzonspor, Papara Park'taki maça adeta bir formalite karşılaşması gibi bir başlangıç yaptı. Son derece tutuk, isteksiz, hareketsiz ve hedefsiz bir takım görüntüsündeydi bordo-mavililer! Oysa önlerinde öyle büyük iki fırsat vardı ki... Hayal gibi ama gerçekleşmesi zor olmayan fırsatlar! Şampiyonluk gibi... Lig ikinciliği gibi... Bu maç başlangıcını kontrollü oyun diyerek geçiştiremeyiz. Trabzonspor ilk yarıda oyunun içine giremedi. Ya da Başakşehir sahada güçlü bir duruş sergiledi.


Başakşehir maça tahrip gücü yüksek bir futbolla, ön alan baskısı ile başladı. Bordo-mavililer, rakibin öndeki baskısı nedeniyle öne doğru çıkmakta zorlanırken, sık sık Onana'ya geri pas atmak zorunda kaldılar. Folcarelli'nin yokluğu çok hissedildi. Zaten iki takım da orta alanları uzun toplarla geçtiler. Yani ilk yarıda etkili bir orta saha mücadelesi göremedik. İlk yarıda daha iyi oynayan, daha çok pozisyon bulan taraf konuk ekip Başakşehir'di. Trabzonspor ilk yarıda Pina-Zubkov kanadını çok iyi kullanamadı. Mustafa Eskihellaç, Nwakaeme'ye çok top taşıdı. Mustafa'nın yürekli oyununa şapka çıkarmak lazım.


Trabzonspor adına sahanın en iyisi Saviç'ti. Muazzam kademelere girdi, rakip tehlikesi savuşturdu. Gollük pozisyonlarda göğsünü siper etti Saviç! Felipe Augusto ise çok etkisizdi. Onuachu'dan çok uzak oynadı. İlk yarının son anlarında bir hakem skandalına tanık olduk. Trabzonsspor'un kullandığı kornere yükselen Bertuğ Yıldırım, topu kolu ile uzaklaştırdı. Onuachu penaltı itirazında bulundu. Hakem Alper Akarsu topun kafadan ele geldiğini işaret ederek pek oralı olmadı. VAR'daki Ali Şansalan pozisyonu izledi mi? Onu da bilemiyoruz. Ancak topun direkt olarak Bertuğ'un koluna geldiği net ortada. Yıllardır hakem skandalları ile canı yanan Trabzonspor'a yine hakemler ağır bir darbe vurmuş oldu.


İkinci yarıya da daha iyi başlayan taraf Başakşehir oldu. Hem çok hızlı oynadılar, hem de Trabzonspor kalesine çok adamla geldiler. Trabzonspor, Başakşehir baskısını savuşturduktan sonra çok daha iyi oynamaya başladı. Felipe Augusto'nun direk dibinde topu ağlara gönderemediği bir pozisyon var ki, inanılmaz... Bu pozisyonda Duarte'nin ters vuruşu son anda dönüp ağlara gitmekten vazgeçti! İkinci yarıda Augusto'nun pozisyonunda Trabzonspor yine penaltı bekledi. Bence de penaltı verilebilirdi bu pozisyonda.


Maçın son bölümünde maçı tek kaleye çeviren Trabzonspor aradığı golü de buldu. Maçın en iyisi Mustafa Eskihellaç, orta alandan aldığı topla hareketlendi, ceza sahasına girdi, Felipe Augusto'ya 'al da at' dedi. Felipe de topu ağlara gönderdi. Hazırlanış olarak gerçekten mükemmel bir goldü. Bu gol, Papara Park'ı tıklım tıklım dolduran bordo-mavili taraftarları coşturdu. İlk yarıyı boşa geçiren Trabzonspor, ikinci yarının başındaki Başakşehir baskısını kırdıktan sonra müthiş bir futbol ortaya koydu. 90+2'de Selke'nin kafa vuruşunda top direğe çarparak çizgiyi geçti. Saviç müdahale edemedi. Bu pozisyonda top böyle istedi. Topun da canı varmış dedirtti. Trabzonspor, ikinci Fenerbahçe ile puanları eşitleme şansını son anda kaybetti. Hakem skandalları ile 2 puan bıraktı Trabzonspor ama ne olursa olsun bu sezon Fatih Tekke son yılların en etkili performanslarından birine imza atıyor.

Sane resitali

Fenerbahçe'nin 90+8'de Çaykur Rizespor'dan yediği golle şampiyonluk yolunda iki puan bırakması, Galatasaray'ı Gençlerbirliği maçı öncesinde ekstra motive etmiş. Galatasaray, Eryaman Stadı'ndaki maça müthiş bir öz güven ve moralle başladı. Bu tahrip gücü yüksek futbol Galatasaray'a çok erken bir gol getirdi.

Artık raf ömrünü tamamladığı ileri sürülen, 'kilolu, formsuz, bir daha forma yüzü göremez' denilen İcardi, bunları söyleyenlere dün maçın başında attığı usta işi golle tokat gibi bir cevap verdi. Kaptan, eski günlerinden kesitler sundu Başkent'te!
Bu güzel golde Sane-Yunus-İcardi işbirliği vardı. Harika paslaşmalar vardı!

Erken gelen gol, Gençlerbirliği'nin bütün hesaplarını alt üst etti. Başkent ekibinin direnci kırıldı. Galatasaray istediği gibi oyunu yönlendirmeye başladı. Yeri geldi oyunu hızlandırdı, yeri geldi aktif dinlenmeye geçti sarı-kırmızılı takım. Ligde tehlikeli bölgeden uzaklaşmak isteyen Volkan Demirel'in öğrencileri ise Galatasaray'ın milyon euro'luk kramponları karşısında çaresiz kaldı. Maça 10 numara pozisyonunda başlayan Yunus ile Sane'nin mükemmel uyumu, Cimbom'a ikinci golü de getirdi.

Bu kez İcardi-Sane ve Sara ortaklığından gol çıkaran isim Yunus Akgün oldu. İcardi ligde 6 maç sonra gol atarken, ligde 14 gole ulaştı.
Dün bir gol, bir asist yapan Yunus da ligde 6. golünü atarken, 9. asistini yaptı. Galatasaray'da kıvrak çalımları, oyun zekası ve muazzam pasları ile Leroy Sane ön plana çıkan isim oldu. Sane çok istekliydi, maça konsantre olunca neler yapabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi Sane...

Galatasaray, ikinci yarıya da çok iyi başladı. Yunus Akgün, modern bir 10 numara nasıl olur, dün bunu bize gösterdi.
Futbol, kıvrak ve zeki 10 numaralarla bir başka güzel. Galatasaray'ın ofsayt gerekçesiyle sayılmayan golünde yine jeneriklik paslaşmalar vardı. Sane ile filelerin sarsıldığı pozisyon! Hakem Batuhan Kolak golü verdi. Ama VAR uyarısı ile monitöre giden hakem, ofsaytı tespit etti ve gol geçersiz sayıldı.

Ligde tam 7 maçtır gol atamayan Gençlerbirliği, sonunda gol orucunu bozdu. Niang, net bir vuruşla Başkent ekibini umutlandırdı. Golde Uğurcan Çakır'ın yapabileceği hiçbir şey yoktu. İşin enteresan tarafı ise Niang, tam 5 Galatasaraylı oyuncunun arasından topu ağlara gönderdi.
Gençlerbirliği golünden sonra Okan Buruk'tan hamleler geldi.
İcardi ve Sara kenara gelirken; Lemina ve Lang oyuna dahil oldu. Maçın son anlarında Yunus net bir pozisyonda kötü bir vuruş yaptı.
Dünkü maçta müthiş bir futbol oynayan Sane, gözlerimizin pasını sildi.

Gençlerbirliği, özellikle golü bulduktan sonraki bölümde Galatasaray'ı çok zorladı. İyi de oynadılar, fırsatlar da yakaladılar. Ama ilk yarıda kötü oynayıp, goller yiyerek maçı kaybettiler. Galatasaray ise skor 2-1 olduktan sonra büyük stres yaşadı. Ama maçı kazanıp, Fenerbahçe ile puan farkını 4'e çıkardılar. Önümüzdeki hafta Rams Park'taki derbi öncesinde büyük moral buldular.

Tedesco’yu hemen gönderin!

Şampiyonluk havasına giren Fenerbahçe, Çaykur Rizespor karşısında bir an önce gol bulmak isteyince gereksiz yere telaş yaptı. Bir türlü gelmeyen gol, sarı-lacivertli oyuncuları sinirlendirdi, panik havasına soktu. Oysa muhteşem bir seyirci desteği ile oynayan Fenerbahçeli oyuncular, sakin kalıp, organize ataklar yapabilseydi ilk 45'te skor tabelasını değiştirebilirlerdi. Çaykur Rizespor ilk bölümde merkezi çok iyi kapattı. Çok iyi savunma yaptı. İlk yarıda iki takımın da birer net pozisyonu vardı. Karadeniz ekibi, maçın yıldızı Ali Sowe'un pozisyonunda gole çok yaklaştı. Ancak köşeye giden topu kaleci Ederson iyi çıkardı. Fenerbahçe adına ise net pozisyona giren oyuncu Kerem Aktürkoğlu oldu. Kerem'in füze gibi giden şutunda Fofana çok iyi bir kurtarış yaptı. Fenerbahçe ilk yarıda Semedo'nun kanadından çok fazla rakibi zorlayamadı. Nene de çok etkili olamadı.


İkinci yarının hemen başında hızlı gelişen Çaykur Rizespor atağını bütün Fenerbahçeli futbolcular adeta seyretti. Ali Sowe akıl dolu bir vuruşla Ederson'u avladı. Bir anda Kadıköy'de buz gibi bir hava esmeye başladı. Golden sonra Çaykur Rizespor daha iyi top yapmaya başlarken, Fenerbahçe oyun disiplininden uzaklaştı. Tedesco'dan hemen iki hamle birden geldi. Archie Brown ve Nene çıkarken; Levent ve Musaba oyuna girdi. Bu değişiklikler de Fenerbahçe'ye bir hareket getiremedi. Çaykur Rizespor oyunu istediği gibi yönlendirmeye başladı. Çaykur Rizespor'da sahanın iyilerinden Samet Akaydin'in ikinci sarıdan atılmasıyla maçın kaderi bir anda değişti.


Kırmızı karttan kısa bir süre sonra Çaykur Rizespor ceza sahasında yaşanan penaltı pozisyonu tribünlere de hareket ve heyecan getirdi. Pozisyonda Taylan Antalyalı, Talisca'nın ayağına vuruyor. Pozisyon tartışmasız net penaltı. VAR'da bu pozisyon neden bu kadar uzun süre incelendi anlam veremedim. Atışı kullanan Talisca skora dengeyi getirdi. Fenerbahçe bu golden sonra rakibin 10 kişi kalmasından da yararlanarak maçı tek kaleye çevirdi. Musaba'nın ortasında Kerem Aktürkoğlu, Fenerbahçe'ye ikinci golü getirdi. Kadıköy adeta bir bayram yerine döndü. Tribünler şampiyonluk şarkıları söylemeye başladı. Ama Fenerbahçeli futbolcuların ve Tedesco'nun unuttuğu bir şey vardı. Maç daha bitmemişti. Uzatmaların son saniyelerinde Oğuz Aydın gereksiz yere kaleci Fofana'ya faul yaptı.

Fofana'nın ceza sahasına gönderdiği topa yükselip aşırtma bir kafa vuruşu yapan Sagnan maçın skorunu belirledi. Kadıköy yine buz kesti. Tribünlerde inanılmaz bir hayal kırıklığı ve büyük bir sessizlik. Çıt yok! Şampiyon olmak isteyen bir takım, 10 kişi kalan rakibini öne geçtiği bir maçta yener! Evinde oynuyorsun, öndesin, rakibin pili bitmiş, tükenmiş ve sen uzatmalarda gol yiyorsun! O zaman şampiyon olamazsın! Bir sözüm de Ederson'a! Tonla para alıyorsun, kurtardığın bir maç bile yok! O nasıl boşa çıkmaktır öyle! Yazıktır günahtır, sana verilen milyonlarca euro'lara! Ya Çağlar'a ne demeli! Bu Çağlar'ı ben halı saha maçlarına bile çağırmam! Bu maça çıkana kadar şampiyonluk Fenerbahçe'nin elindeydi. Bu sonuçla artık elinde değil! Hatta artık şampiyonluk çok uzak. İkincilik bile tehlikeye girdi. 25 milyon Fenerbahçe taraftarı dün yine saç-baş yoldu, kahroldu, yıkıldı, hüsran yaşadı. Gözyaşı döktü! Yönetimin yerinde olsam bu Tedesco'yu hemen gönderirim. Ültimatom vermek hikaye

Galatasaray golcüsüz oynamaz!

Kocaelispor Başkanı Recep Durul'un maç öncesindeki açıklamaları bir anlamda adeta yangına benzin bidonları ile gitmek gibiydi. Buna ne gerek var! Bu ne öfke! Sonuçta Kocaeli'de Galatasaray'ı çok iyi bir oyunla yenmişsiniz. Ama sevinirken de Galatasaray'ı üzen, rencide eden küfürlü tezahüratlar yapılmış. Çeşitli müziklerle de göndermelerde bulunulmuş. Okan Buruk da Göztepe maçından sonra 'Kocaeli'deki maçta bize yapılanları ben unutmadım. Taraftarlarımız da unutmasın' dedi. Okan hocanın bu sözlerini de eleştirmiştik. Bana göre gereksiz açıklamalardı. Ne gerek vardı geride kalmış bir maç sonrasını tekrar gündeme getirmeye! Recep Başkan ise dünkü açıklamasında Galatasaray'ı kast ederek 'Camiamıza dil uzattılar. Bugün Kocaelispor'a yapılan saygısızlığın bedelini onlara kendi sahasında ödeteceğiz' şeklinde çok sert ifadeler kullandı.
Arkadaş, bu bir maç. Bu bir güzel oyun. Yenmek de var, yenilmek de... Savaşa mı gidiyorsunuz! Ayrıca Başkan Recep Durul'un bu sert açıklamaları, Kocaelisporlu oyuncuları da baskı altına alıp, strese sokmuş. İlk yarıda sahada Kocaelispor diye bir takım yoktu adeta. Sadece bir pozisyonu vardı Daniel Agyei ile yakaladıkları. Galatasaray ise ilk yarıda 3-4 net pozisyona girdi. Gabriel Sara'nın bir füzesi vardı ki, kaleci Serhat çok iyi çıkardı. Galatasaray aradığı golü Leroy Sane ile buldu ilk yarıda. Sol kanattan İsmail Jakobs'un ortasına iyi yükselen Sane, kafa ile topu ağlara gönderdi.
İkinci yarıda bambaşka bir Kocaelispor vardı sahada. Tıpkı ilk maçtaki görüntülerine büründüler. Körfez ekibi, beraberlik golü için daha fazla öne çıkmaya başladı. Böyle olunca pozisyonlar da buldu Selçuk İnan'ın öğrencileri. Galatasaray ise net pozisyonlara girdi yine ikinci yarının başlarında. Hele bir pozisyon var ki, Sane ceza sahası içindeki Sara'ya 'al da at' tadında bir pas çıkardı. Sara'nın önüne yuvarladı topu. Sara, karşı karşıya pozisyonda topu kaleci Serhat'a teslim etti adeta. Kocaelispor oyunun son bölümünde daha fazla adamla Galatasaray'ın üzerine geldi. Selçuk İnan'ın Bruno Petkovic hamlesi, Körfez ekibine beraberlik golünü getirdi.
Petkovic, üç Galatasaraylı savunma oyuncusunun arasından çok rahat bir vuruş yaparak skora denge getirdi. Golden sonra Okan hocadan iki hamle birden geldi. Torreira ve İlkay çıkarken, Lemina ve Yunus oyuna dahil oldu. Skor 1-1 olmuş. Galatasaray'ın gole ihtiyacı var. İcardi neden 80'de girdi? Daha erken girmeliydi oyuna. Galatasaray evindeki bir maçta golcüsüz oynamaz! Bir de kenarda İcardi gibi dünya çapında bir santrforun varsa; golcüsüz sahaya çıkmak da nedir diye sorarlar adama! Ben bunları yazarken Kocaelispor ikinci gole çok yaklaştı. Daniel Agyei'nin sert şutunda top direkte patladı. Sonuç olarak Galatasaray evinde iki puan bıraktı. Fenerbahçe ile aradaki puan farkı 2'ye indi.