CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

İşte Bizim Çocuklar bu!

Bizim Çocuklar'a yakışır harika bir veda oldu. Maç izlerken 'İşte Bizim Çocuklar bu' dedim, durdum. Avustralya ve Paraguay maçları geldi gözümün önüne. Montella'nın yanlış kadro tercihleri olmasaydı o iki maçı da kazanırdık. Montella, 2026 Dünya Kupası'na havlu attıktan sonra doğruyu buldu. ABD karşısına sahada koşan, savaşan, yardımlaşan bir 11 ile çıktı.
Defalarca yazdım, defalarca ekranlarda söyledim. Bizim orta saha ikilimiz Orkun Kökçü ve Salih Özcan olmalı diye. Montella, daha önce bu ikiliye görev verdiği maçlarda maksimum verim aldı. Orta sahamız hep ayakta kaldı. Dün Salih Özcan ile maça çıkınca, millilerimiz kendine geldi. Bir de Ozan Kabak konusu var tabii. Abdülkerim Bardakcı ile uyumu mükemmeldi. Ozan Kabak hatasız bir maç çıkardı. Hava toplarında yüzde 100 başarı sağladı. Maç boyunca kalenin önüne adeta bir duvar ören Ozan Kabak, hiç çalım yemedi. Kritik hamleleri ile de savunmamıza hayat verdi. En uçta oynayan Barış Alper Yılmaz da farkını ortaya koydu.
Montella, çok güvendiği Hakan Çalhanoğlu, Kerem Aktürkoğlu ve İsmail Yüksek'ten hiç verim alamadı ama bu ikilide ısrar etti. Dün doğru 11'i bulunca, Milli Takım kendine geldi. Bizim Milli Takımımız 2026'da yarı final oynayabilecek kapasitedeydi. Montella'yı ABD maçı öncesinde hatalarından ders çıkarmış gördüm. Bizim çok iyi bir Milli Takımımız var. Bizim Çocuklar, Eylül ayında başlayacak Uluslar Ligi maçlarında bunu herkese gösterecek. Dünya Kupası'nda olmadı ama bu altın gibi çocuklar ile biz EURO 2028'de tarih yazacağız. Ben buna yürekten inanıyorum. Avustralya ve Paraguay maçlarındaki oyunu beğenmedik, eleştirdik. Bizim Çocuklar da kendilerini eleştirdi. Türk halkından özür dilediler. Ama kapanışı muhteşem yaptılar. Turnuvanın ev sahiplerinden ABD'ye dünkü maçta futbol dersi verdiler.
Artık Dünya Kupası'nı geride bıraktık. Hatalarımızdan ders çıkarıp, hızla geleceğe yani Uluslar Ligi maçlarına hazırlanmalıyız. Bu Milli Takım sımsıkı kenetlenirse dağı bile devirir. Bizi Avrupa Şampiyonası'na ve Dünya Kupası'na götüren Montella'ya da destek verip güvenmeliyiz. Her teknik adamın formsuz dönemleri olur. Montella da toparlanıp, Bizim Çocuklar'ı (Milli Takımımızı) zaferden zafere koşturacaktır. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da Montella'ya ve Bizim Çocuklar'a hem babalık, hem ağabeylik yapmıştır. En önemlisi daha önceki TFF başkanlarının yapamadıklarını yapmıştır. Örnek mi; 24 yıl sonra Milli Takım'ı Dünya Kupası'na taşımıştır. Türk futbolunda temiz eller operasyonunu başlatmıştır. Ben İbrahim Hacıosmanoğlu'na sonuna kadar güveniyorum. Türk futbolunda herşey çok daha güzel olacak. Gün TFF'ye ve Milli Takım'a destek olma günüdür! Unutmayın! Bu Milli Takım bizim. Bu altın çocuklar bizim! Bizim Çocuklar önümüzdeki turnuvalarda bizleri sevinçten sokaklara dökecek! Durmak yok, yola devam çocuklar!

Dünyanın sonu!

2002 Dünya Kupası'nı (Güney Kore ve Japonya'nın ortaklaşa düzenlediği) yerinde izleyen biri olarak, derin bir acı ve tarifsiz bir hayal kırıklığı içindeyim.

2002 Dünya Kupası'ndaki yürekli ve kolej havasındaki Milli Takım ile 2026 Dünya Kupası'ndaki Milli Takım arasında güneş ışığı ile mum aydınlığı kadar fark olduğunu gördüm!

O turnuvaya giderken, dönemin teknik direktörü Şenol Güneş'e ne hakaretler yapılmıştı...
Giydiği ceketten-saç modeline kadar! Hocayı yerle bir ederek 2002'ye göndermiştik.
Ama o Şenol Güneş, Dünya Üçüncüsü olarak Türk futboluna çağ atlatmıştı.
Kendisini şuursuzca eleştirenlere kapak yapmıştı Dünya Üçüncülüğünü!
O turnuvada şampiyon olan Brezilya'ya sahayı dar etmiştik. Hem de tarihin en iyi Brezilya'sına!
Nereden-nereye! 24 yılda nasıl da geriye gitmişiz!

2026 Dünya Kupası'na bizi götürdü diye el bebek gül bebek pamuklara sardığımız Montella ise ne yaptı!
O toz kondurmadığımız, bir dediğini iki etmediğimiz, her türlü konforunu sağladığımız, baştacı yaptığımız Montella!
Hani Avustralya yenilgisinden sonra bizlere ayar vermeye çalışan Montella'dan bahsediyorum!
2026'ya katılan 48 milli takım arasında en parıltılı olan Türk Milli Takımı'nı yerle bir eden hocasın sen Montella!
Dünya Kupası'nda belki de final oynayacak Türkiye'ye facia hataların ve inatların yüzünden sıfır çektirdin!
Bizleri hüsrana uğrattın, yasa boğdun!
Dünya Kupası'nda en kötü futbolu oynayan 3-5 takımdan biri olduk!

Sayende Haiti ile birlikte ikinci maçlar sonunda turnuvaya veda ettik!
Sen Montella hocam, Dünya Kupası'nda tarihi tersten yazdın!
Türk Milli Takımı'nı santrforsuz ilkel bir oyuna mahkum ettin!
Bana istatistiklerle gelme! Rakip kaleyi şuta boğmuşsun öyle mi hocam!
Hani gol nerde hocam! Senin şutların dağa-taşa gitmiş! Çünkü sen golcüsüz oynuyorsun!
Elindeki kadroyu kullanmayı bile bilmiyorsun!
Avustralya'nın hocası da, Paraguay'ın teknik direktörü de seni çözmüş hocam!
Ama sen rakipleri çözmeyi bırak, kendi takımını kördüğüme çevirdin!

Yahu korner bile atmadan maçı tamamlayan, bir devreyi 10 kişi oynayan Paraguay'a yenildin!
'Olmak ya da olmamak' maçına böyle mi çıkar bir milli takım!
Gerektiğinde topu bile ısıracaksın arkadaş!
Gözlerinizden alev fışkıracak ki rakip sizden çekinsin, korksun, tedirgin olsun!
Arda Güler'den, Kenan Yıldız'a, Uğurcan Çakır'dan, Hakan Çalhanoğlu'na kadar iki maçta da tel tel dökülen bir futbolcular topluluğu izledik sayende hocam! Avustralya maçında sahada hayalet gibi dolaşan Kerem Aktürkoğlu ile Paraguay maçına çıkmak akıl tutulmasıdır hocam!

Senin kazanmaya, gol atmaya ihtiyacın var. Golcün kulübede!
Bu takıma ne oldu hocam! Sahada ne takım bütünlüğü vardı, ne yardımlaşma, ne de savaş! İki maçı da 'bitse de gitsek' havasında oynadınız!
Sonuç mu hocam, elde var sıfır!
Sınıfta kaldın hocam!
Sayende yastayız hocam!
Dünyayı başımıza yıktın hocam!
Hayaller finaldi, gerçekler kabus oldu hocam!
Bize La Fontaine'den Masallar anlatmayı bırak hocam!
Bu başarısızlığın faturası sana çıkar hocam!

Have you ever seen a kanguru?

Bir dediğini iki etmediğimiz, kendisine her türlü konfor alanını sağladığımız el bebek gül bebek desteklediğimiz hocamız Montella dersine iyi çalışmamış. En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; bu acı veren yenilgi Montella'ya yazar. Eğer bir hoca, sahada tel tel dökülen Kerem Aktürkoğlu'na 85 dakika tahammül ediyorsa, akıl tutulması yaşıyor demektir. Hoca, bizim Kerem'de göremediğimiz neyi gördü de beklenti içine girdi!

Tamam Kerem'de inat ediyorsun belli ki, o zaman kenar oyuncularına söylesene yerden orta yapsınlar. Kerem, dripling yeteneği üst düzeyde olan kontratak oyuncusudur. Boş alan buldu mu adeta uçar gider. Ama Avustralya'nın top rakipteyken 5'li savunmaya döndüğünü sokaktaki 5 yaşındaki çocuk bile öğrendi. Bu maç Kerem'in oynayacağı bir maç değildi Montella! Dünya Kupaları, Avrupa Şampiyonalarına benzemez. Futbolun en üst düzey turnuvasıdır bu kupa! Oyun disiplini, takım bütünlüğü ve fizik güç ön plana çıkar. Her takım sahada kazanmak için savaşır!

Grubumuzun belki de en zayıf halkası Avustralya'da gol atamadan kaybettik. Ama enseyi karartmamak lazım. Nazar boncuğu olsun diyelim. Artık ayaklarımız da yere basar. Bir de Montella'nın şunu kulağına küpe yapması lazım. Santrforsuz sahaya çıkarsan, Dünya Kupası'nda hüsran yaşarsın! Bu yenilgiden ders çıkarmamız lazım. Bundan sonraki maçlarda Can Uzun ve Deniz Gül'e sırtımızı dönersek, erkenden evimize döneriz. Her düşüş bir öğreniştir Montella. Bu maçı çok iyi analiz etmen lazım. Sahada dökülen futbolcularına övgüler yağdırırsan, özeleştiri yapmazsan maç kazanamazsın!

Avustralya'nın hocası Popovic, bizi tuzağa düşürdü. Topu bize bıraktı. Yakaladığı geçiş hücumlarıkontrataklarla sonuca gitti. Kangurular, bizi yenebileceklerini hayal bile edemiyorlardı ama başardılar. Doğru organizasyonla ve sahada savaşarak! Skor 2-0 olduktan sonra, ortaokuldaki İngilizce kitabımdan öğrendiğim o cümle aklıma geldi: 'Have you ever seen a kanguru?' Türkçesi: 'Hiç kanguru gördünüz mü?'

Yenilen iki golde de İsmail Yüksek'in ne kadar ağır kaldığını gördük. Aslında Avustralya maçında 'çok iyi oynadı' diyebileceğimiz bir oyuncumuz yoktu sahada. Kötü oynadık ve kaybettik! Başınızı kaldırın, bu yenilgiyi unutun ve kalan iki maçı kazanıp gruptan çıkın! Bizim dualarımız sizinle! Biz biliyoruz ki, Bizim Çocuklar, 2026 Dünya Kupası'nda bir çılgınlık daha üretecek! Paraguay ve ABD maçlarında bunu göreceğiz. Durmak yok yola devam! Biz size inanıyoruz Bizim Çocuklar! Siz de inanın ve bizi zaferlerinizle sevinçten sokaklara dökün!

Bu takım dünyayı titretir!

Çok görkemli bir maç başlangıcımız oldu.
15. saniyede Can Uzun ile gole çok yaklaştık.
Can'ın vuruşunda top direkte patladı. Ne şuttu ama...
Ardından sağ kanattan Oğuz Aydın'ın ortasına harika bir vuruş yapan Orkun Kökçü fileleri havalandırdı.
(Orkun Kökçü; son 4 maçta 1 gol, 2 asist, muazzam performans) Bu gole teknik direktörümüz Montella'nın verdiği reaksiyon ve sevinç bizleri duygulandırdı.
Artık Türk gibi düşünen, 'Ben de sizlerden biriyim. Türk olmak istiyorum' diyen bir hocamız var.

Milli Takımımız, adeta Kandilli akıntısı gibi dalga dalga Kuzey Makedonya'nın üzerine gitmeye devam etti.
Baskımız ikinci golümüzü getirdi.
Eren Elmalı ile soldan çok hızlı bir atak geliştirdik.
Eren'in ceza sahasına inip, Can Uzun'a yaptığı servisi Can, şık bir şutla ağlara gönderdi.
Can Uzun oynadığı futbolla gözlerimizin pasını sildi.
Oyun bilgisi ve kıvrak zekası ile maça damgasını vurdu.
Bu arada Dünya Kupası ile birlikte yeni kurallar devreye girecek.

Korner ve ikinci sarı kartlara VAR müdahale edebilecek. Taç ve kale vuruşlarında 5 saniye sınırı uygulanacak.
Oyuncu değişiklikleri için 10 saniye süre sınırı olacak.
Sakatlıklarda ise oyuncu en az 1 dakika içinde saha dışına çıkacak.
Amaç, daha hızlı oyun ve topun oyunda kaldığı sürenin maksimuma çıkarılması.
Ben bu kuralları sonuna kadar destekliyorum. Futbol ne kadar hızlı oynanırsa, seyir zevki de o kadar artar.
Bu arada Deniz Gül ile Can Uzun'un uyumu da mükemmeldi.
Montella'nın forvetsiz sistemi tıkır tıkır işledi ve bu sistem, bizi Dünya Kupası'na götürdü.
Ama dün gördük ki, forvetli sistemi de çok başarılı Montella hocanın.

İlk yarıda Kuzey Makedonya'nın bir pozisyonu vardı, o pozisyonda kalecimiz Altay çok başarılıydı.
Dünkü maçta Oğuz Aydın'ı izlerken, 'Fenerbahçe, bu Oğuz'u sezon boyunca nasıl yedek kulübesinde oturttu?' dedim içimden.
Montella, ikinci yarıya başlarken üç değişiklik birden yaptı. İrfan Can, Samet Akaydin, Kaan Ayhan maça dahil oldu.
Can Uzun ile Deniz Gül arasındaki uyumdan bahsetmiştim.
İkinci yarıda bu müthiş ikilinin üretimi ile farkı üçe çıkardık.
Can Uzun ortaladı, Deniz Gül kafa ile topu ağlarla buluşturdu.
Maçta farkı bulduktan sonra bol bol oyuncu değiştirdik.
Kuzey Makedonya'ya gol yağdırdık!
Sonuç olarak yüzlerimizi güldüren bir tablo ortaya çıktı.
Yedeklerimizle, as kadromuzla 2026 Dünya Kupası'na hazırız!
Bekle bizi Dünya!
Bekle bizi Amerika!
Gümbür gümbür geliyoruz!

Güç ve kalite farkı kupayı getirdi!

Trabzon-Antalya arası karayolu ile 1146 kilometre! Trabzon'dan karayolu ile (özel otomobil ve otobüs ile) final için şehre gelen Trabzonspor taraftarı, neden Antalya şehrine alınmadı! Saatlerce yol çilesi çeken, yol yorgunu taraftarlar maçtan önce neden saatlerce il dışında bekletildi! Bunun bir açıklaması, haklı bir sebebi olmalıydı! O yüzden maç başladıktan sonra bile maça yetişmeye, stada girmeye çalışan bordo-mavili taraftarlar vardı! Bütün bunlara rağmen Trabzonspor taraftarı, statta en ufak bir taşkınlık yapmadan aslanlar gibi sahada savaşan takımlarını desteklediler.

Konyaspor taraftarı ise ilk yarıda sahayı meşale bombardımanına tutarak, takımlarının moral-motivasyonunu bozdular. Bir tarafta şehrin girişinde bekletilen Trabzonspor taraftarı... Diğer tarafta stada sokulan yüzlerce meşale ve sis bombaları... Biz maça dönelim. Trabzonspor taraftarı bütün bu engellemelere rağmen tribünlerde kendilerine ayrılan yerleri tıklım tıklım doldurdular. Maçın ilk yarısı, Trabzonspor'un tek kale oyunu ile geçildi. İlk yarıda Pina'nın asistinde Onuachu, harika-muazzam bir golle Trabzonspor'u öne geçirdi. Golden önce Pina-Zubkov- Pina verkaçı jeneriklikti. Bu golden sonra da Trabzonspor ilk yarıda maçı koparacak pozisyonlar yakaladı.

Konyaspor, tatlı-sert bir futbolla Trabzonspor'u yıldırmaya çalıştı. Kupada finale gelene kadar çok iyi savunma yapan Konyaspor, adeta dalga dalga gelen Trabzonspor hücumcularını durdurmakta çok zorlandı. Trabzonspor'da ilk 45'te Saviç savunmanın, Folcarelli orta sahanın, Zubkov da hücumun lideri olarak ön plana çıktı. Zubkov ilk yarıda hem çok hızlı oynadı; hem de öyle ters ve etkili paslar attı ki... Folcarelli ise orta alanda tam bir atom karınca gibiydi. Bouchouari de ikili mücadelelerde ayakta kaldı, çok iyi savaştı. Muçi kenarda oynayınca patlayıcı gücünü kullanamıyor. Ama Fatih hoca, taktik gereği Muçi'yi Mustafa'nın önünde oynattı.

Trabzonspor adına her şey yolunda giderken, Konyaspor atağında Muleka kafayı vurdu, Onana müthiş çıkardı. Dönen topu ağlara göndermeyi başardı Muleka. Bu golde Muleka'ya ikinci hamleyi yapma fırsatını veren Mustafa'nın hatası vardı. Bu gol, Konyaspor'u kendine getirdi ve bu moralle çok daha iyi oynamaya başlayan bir Konyaspor ortaya çıktı. Halil Umut Meler'in Konyaspor lehine verdiği penaltı, VAR'da da incelendi. Penaltıyı VAR odası onayladı. Enis Bardhi'nin penaltısı, direkte patlarken, dönen topta Onuna mucizevi bir kurtarış yaptı.

Fatih Tekke'nin ikinci yarıda sarı kartı olan Saviç'i kenara alması akıllıca bir hamleydi. İlk yarıda olduğu gibi ikinci yarıda da sahaya atılan meşaleler yüzünden oyun çok durdu. Bu meşaleler, stada nasıl sokuldu! İhmali olanlara gerekli cezalar da verilmeli. Trabzonspor yediği golden sonra uzun süre toparlanamadı. Hücum silahları Muçi, Zubkov, Felipe Augusto ve Onuachu bir anda oyundan düştü. Oyunun son bölümünde toparlanan Trabzonspor, Felipe Augusto ile gole çok yaklaştı. Günün başarılı ismi kaleci Bahadır müthiş bir kurtarış yaparak gole izin vermedi.

Konyaspor ise Trabzonspor savunmasının arkasına attığı toplarda özellikle Muleka ile etkili oldu. Trabzonspor'un iyi oynamaya başladığı dakikalarda bu kez Trabzonspor penaltı kazandı. Onuachu penaltıyı gole çevirirken, Trabzonspor tribünlerini bayram yerine çevirdi. Fatih Tekke yönetiminde harika bir sezon geçiren Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası'nda şampiyon olarak başarısını taçlandırdı. Konyaspor da çok iyi mücadele etti ikinci yarıda. Ama Trabzonspor, 'kral' golcüsü Onuachu ile kupayı müzesine götürmeyi başardı. Helal olsun Fatih Tekke'ye! Tebrikler Trabzonspor!

Duygu dolu bir maç!

Fatih Tekke yönetiminde çok iyi bir sezon geçiren Trabzonspor, az sayıda taraftarının izlediği maçta Gençlerbirliği'ne farklı kaybetti.
Çünkü akıllar Antalya'da oynayacağı kupa finalindeydi.
Fatih Tekke haklı olarak ilk 11'de 5 değişiklik yaptı.
Onana, Nwaiwu, Zubkov, Muçi ve Ozan'ı ilk 11'de oynattı.
Boran Başkan, Salih, Onuralp Çevikkan, Oğuzhan Ertem, Onuralp Çakıroğlu'nu bordo-mavi forma altında izledik.
Gençlerin yürekli oyunu, gelecek yıllar için umut verdi Trabzonspor taraftarına. PAF takım şampiyon, Trabzonspor Lisesi şampiyon!
Trabzon şehri bir futbolcu fabrikası.
Fatih Tekke, bu cevherleri işleyip, Türk futbolunun hizmetine sunma bakımından büyük şans. 22 golü bulunan Onuachu sezonu zirvede tamamlamak için 11'de sahaya çıktı.

Ama gol atamadı; Eldar Sahmuradov ile gol krallığını paylaştı. 65'te kenara gelen 'bay beyin' Nwakaeme, tribünlerin sevgi seli ile karşılaştı.
Vedalar zor ve hüzünlü olur!
Trabzonspor taraftarı, son şampiyonlukta büyük rol oynayan Nwakaeme'yi ayakta alkışlayarak uğurladı. Gözler buğulandı!
Ama 'bay beyin' unutulmazlar arasına adını yazdırdı...
Fatih Tekke, bu mütavazi ve dar kadro ile adeta suda ateş yaktı!
Lig üçüncülüğü ve kupada finale çıkmak gerçekten büyük başarı!
Helal olsun Fatih hocaya...
Gençlerbirliği ise son virajda hem iyi oynadı, hem de ligde kalmayı başardı! Metin hoca da büyük iş başardı.

Tarih yazarı bir başkan

Galatasaray bir devrim takımıdır... Yüreğini ortaya koyduğu zaman ihtimaller, intilallere dönüşür! Futbolda Avrupa'dan bir kupa getirmek küçük bir ihtimaldi. Ama Galatasaray, 2000'de bu küçük ihtimali gerçeğe çevirerek Türk futbolunda bir devrime imza atmıştı... H H H
O yüzden de Galatasaray, Türk futbolunun Batı'ya açılan penceresidir. Galatasaray'ı tekrar dört yıl üst üste şampiyon yapan başarının altında ise Başkan Dursun Özbek'in imzası vardır! Galatasaray daha önce de dört yıl art arda şampiyon oldu. Ama günümüz futbol ikliminde üst üste şampiyonluklar artık dağı devirmek kadar zor; hatta mucize ötesi bir başarıdır. Başkan Dursun Özbek'in vizyonu ve tecrübesi ile dört yıldır yola çıkan Galatasaray tarih yazmıştır.

Victor Osimhen'in 75 milyon Euro'ya tapusunu almak bilgelik ve çok büyük cesaret ister. Bu yolda kararlılıkla yürüyen Başkan Dursun Özbek'e yakın çevresindekiler bile 'Ama Başkan çılgınlık bu! Bu parayı ödeyemeyiz, batarız' uyarılarında bulundular. Ama Başkan Dursun Özbek; Osimhen'in bonservisini alarak Galatasaray'ın kasasına paha biçilmez bir elmas koydu, sahaya da bir uzay golcüsü sürdü! Olağanüstü performansı ile bu sezon da Galatasaray'ın şampiyonluğunda başrol oynayan Osimhen, şimdilerde Avrupa devlerini peşinden koşturuyor! Galatasaray, 75 milyon Euro'ya aldığı Osimhen için 120 milyon Euro'nun altındaki bir teklifi değerlendirmeyi düşünmüyor bile! İşte size geleceği gören, vizyonlu bir satranç ustası Başkan!

Sezon başında herkes kaleye Ederson'u beklerken, Başkan Dursun Özbek, 'Ben Uğurcan Çakır'ı istiyorum' dedi. Yaklaşık 30 milyon Euro'luk bir bedelle milli kaleciyi Galatasaray'a kazandırdı vizyonlu ve geleceği gören büyük Başkan Dursun Özbek! 'Atan ile tutan'a yapılan bu büyük yatırım, Galatasaray'a şampiyonluğu kazandırırken, Şampiyonlar Ligi'nde de 12 maçlık serüvende parıltılı bir başarı getirdi. Bu yüzden de Türk futbol tarihinin en başarılı başkanı olma yolunda emin adımlarla yürüyor Dursun Özbek! Başkan Dursun Özbek; Galatasaray'ı saha başarıları ile bir Avrupa devi haline getirdi. Ama bununla yetinmedi! Galatasaray, Dursun Özbek liderliğinde Avrupa'nın en zengin futbol kulüplerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor!

Bakmayın siz bu sezon Galatasaray'ın şampiyon olurken, beklenmeyen puan kayıplarına... Şampiyonlar Ligi'nde tam 12 zorlu maç oynadı Galatasaray! Şampiyonlar Ligi'nde oynanan bir maç, bizim ligimizdeki 3-4 maça bedeldir! Bu yüzden sahada çok yoruldu ve yıprandı Galatasaray! İtalyan devi Juventus'u kupanın dışına itti. Tam iki kez yendiği Liverpool'u elinden kaçırdı! Boşuna demiyorlar: Gerçekleri tarih yazar; tarihi de Galatasaray! Galatasaray, tarih yazarı büyük kulüp Başkanı Dursun Özbek yönetiminde yeni sezonda 27. lig şampiyonluğuna doğru yelken açacak! Şampiyon yapmayı bilen bir kulüp başkanı ve şampiyon olmayı bilen bir teknik adam yönetiminde! Galatasaray, Dursun Özbek yönetiminde kenetlenen camiası ile muazzam taraftarı ile yıldızlar topluluğu futbol takımı ile suyu bile yakar, dağı bile devirir!

Galatasaray; 'ana sütü gibi helal lig şampiyonluğunu' dün akşam Rams Park'ta taraftarı ile kutladı! Muhteşem kutlamalar, Binbir Gece Masalları'nı aratmadı. Gökyüzü SARI; Güneş KIRMIZIydı! Yüreklerin gönderine Galatasaray bayrakları çekildi... Kutlamaların yaşandığı saatlerde Dursun Özbek, gururla önce sahadaki futbol takımına baktı, sonra gökyüzündeki yıldızlara... Tarih yazarı Dursun Özbek, hemen kağıdı-kalemi eline alarak, önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi'ndeki destansı zaferlerin ve 27. lig şampiyonluğunun reçetesini yazdı! Tebrikler Başkan Dursun Özbek! Altın alkışlar ise sanadır Şampiyon Teknik Direktör Okan Buruk! Bir büyük alkış da 35 milyon Galatasaray

Muçi kalmayı hak etti!

Trabzonspor, Gençlerbirliği karşısında ilk yarıda son derece kötü bir futbol oynadı. Bordo-mavili takım, ligde küme düşme hattının hemen üzerinde yer alan başkent ekibi karşısında gol pozisyonuna bile giremedi ilk yarıda. Bordo-mavililer, ne üst üste 3-5 pas yapabildiler, ne de rakip kaleyi tehdit eden bir şut! Başta Lovik olmak üzere çok top kaybı yaptı Trabzonsporlu oyuncular. Metin Diyadin, son hafta Trabzonspor ile oynayacağı lig maçını düşünerek rotasyonlu bir kadro ile sahaya çıktı. Ligde az şans bulan ve genç oyunculardan kurulu Gençlerbirliği, zaman zaman Trabzonspor'a ön alan baskısı bile yaptı. Son derece yavaş ve kötü bir oyun, Eryaman Stadı'na gelen bordo-mavili taraftarları da hayal kırıklığına uğrattı. Orta sahada Bouchouari ve Oulai aynı stilde iki oyuncu. Folcarelli daha çok pres yapan ve orta alanı ayakta tutan bir oyuncu. Oulai-Folcarelli ikilisi ile başlamak daha doğru olabilirdi.

Bordo-mavililer ikinci yarıya daha hızlı bir oyunla başladı. Orta sahalar çok çabuk geçildi. Trabzonspor'un hızlı oyununa Gençlerbirliği'nin genç oyuncuları da aynı karşılığı verdi. İlk yarıdaki düşük tempolu ve sıkıcı oyun, ikinci yarıda yerini tam bir heyecan dalgasına bıraktı. Trabzonspor ilk isabetli şutunu 54'te Muçi ile attı. Net bir vuruştu ama kaleci Erhan Erentürk çok iyi çıkardı. Ama Gençlerbirliği, Trabzonspor'dan daha çok istemeye başladı finali. Erk Arda Aslan adeta göstere göstere harika bir gol attı. Jeneriklik bir gol hem de... Daha 17 yaşında Erk Arda Aslan. Ve Trabzonspor maçında muhteşem bir gol attı.

Fatih Tekke baktı ki final elden gidiyor. Üç değişiklik birden yaptı. Lovik, Zubkov ve Nwakaeme çıkarken; Felipe Augusto, Umut Nayir ve Ozan Tufan oyuna girdi. Muçi'nin direkten dönen şutunda gole çok yaklaştı bordo-mavililer. Trabzonspor gol için yüklenirken, savunmasında da büyük açıklar verdi. Muçi'nin kornerinde Arda Çağan Çelik topu kendi kalesine gönderdi. Skor eşitlendikten sonra maçta tempo çok arttı. Onuachu bir metreden topu ağlara gönderemedi. Ardından Felipe Augusto'nun jeneriklik bazukası direkte patladı. Ozan Tufan'dan muazzam bir şut ve günün başarılı ismi Erhan Erentürk'ün usta işi kurtarışı... Oyunun son bölümünde neler oldu neler... Ve son sözü Muçi söyledi. Olağanüstü bir golle Trabzonspor'a finali getirdi.

Ligin Fatih’i!

Trabzonspor, Dolmabahçe'de Beşiktaş'ı yenerek, Gençlerbirliği ile kupada oynayacağı yarı final maçı öncesinde moral depoladı. Trabzonspor'un savunma dörtlüsü, sakatlık ve cezalılar nedeniyle yoktu. Bunlara bir de (haklı olarak) Fatih Tekke'nin rotasyonu eklenince, maçtan önce kadroyu gören bordo-mavili taraftarlar tedirgin olmuştur. Ama unutulmaması gereken bir detay vardı ki... Fatih Tekke yönetimindeki Trabzonspor'un bir oyunu vardı. Fatih Tekke, takımına futbolculuk dönemindeki o iş bitirici oyun felsefesini ezberletmişti.


Bakmayın siz, Beşiktaş derbisi öncesinde Trabzonspor'un son dört maçta 3 beraberlik, 1 yenilgi aldığına... Trabzonspor'un şampiyonluk ve lig ikinciliği şansı ortaya çıkınca, hakemler devreye girdi. Bilerek ya da bilmeyerek peş peşe bu maçlarda Trabzonspor'u adeta doğradılar. Dünkü maç gerçekten seyir zevki olarak muhteşemdi. Beşiktaş da Trabzonspor da modern futboldan kesitler sundu. Orta sahalar çok çabuk geçildi. İki kalede de pozisyon üstüne pozisyonlar yaşandı. Beşiktaş penaltı golüyle öne geçti. Ardından Trabzonspor üç pasla golü buldu. Zubkov bir gol, bir asistle yıldızlaştı.


Muçi galibiyeti getiren golü attı. Maçın 7. dakikasında ayağında ağrı hisseden Onana, kupa maçını düşünerek kendisini riske atmadı. Yerine giren Ahmet Doğan Yıldırım, acemice bir penaltı yaptırdı. Ama sonraki dakikalarda toparlandı ve çok iyi kurtarışlar yaptı. Lig üçüncülüğü garanti olan Trabzonspor, derbiyi kazanarak taraftarlarını mutlu etti. Artık sırada Ziraat Türkiye Kupası'nda Gençlerbirliği'ni eleyip, kupada finale çıkmak var. Ama hiçbir maç, sahada savaşmadan kazanılmıyor. Fatih Tekke yönetiminde mütevazi kadrosuyla harika bir sezon geçiren Trabzonspor'da artık tek hedef, kupa şampiyonluğu...

Rehavet

Galatasaray, 26. şampiyonluğunu ilan etmek için gittiği Samsun'da ummadığı bir sonuç aldı. Tam anlamıyla bir skor felaketi yaşadı. Şampiyonluğu cumartesi günü Rams Park'ta oynanacak Antalyaspor maçına bıraktılar. Bunun başlıca nedeni hiç şüphesiz rehavetti... Oysa maçın başlangıcı, bir şampiyonun başlangıcıydı. 9. dakikada Yunus Akgün, Lionel Messi'yi hatırlatan o özel golle perdeyi açtı. Devamında gelen pozisyonlar, kaçan fırsatlar...


Cimbom, Samsun deplasmanına şampiyonluk ilan etmeye değil, sanki kupayı çoktan kaldırmış gibi çıktı. Futbolun en büyük yanılgısı da tam burada başlar: Bitmeden bitti sanmak. Galatasaray o dakikalarda fişi çekebilirdi. Çekemedi. Ve futbol, boşluğu affetmedi.


Samsunspor oyundan hiç kopmadı. 22'de Mouandilmadji skoru eşitlediğinde, bu sadece bir gol değil, bir direniş ilanıydı. İkinci yarıya daha iştahlı başlayan taraf da ev sahibiydi. 57'de Ndiaye ile gelen gol, Galatasaray'ın dengesini bozdu. Ama asıl kırılma, birkaç dakika sonra geldi.


Victor Osimhen'in geri pasında, ceza sahası dışında topu elle kesen Günay Güvenç kırmızı kart gördü. O an itibarıyla maçın yönü tamamen değişti. 10 kişi kalan Galatasaray için artık geri dönüş imkansıza yakındı. 82'de yeniden sahneye çıkan Ndiaye, skoru ilan etti. Bu mağlubiyetin adı "sürpriz" değil. Bu, düpedüz rehavetin sonucudur. Hafta içinde 50 bin taraftar önünde yapılan kutlama havasındaki idman... Daha iş bitmeden gelen alkışlar, açılmadan yazılan zafer hikâyeleri... Futbol böyle rehaveti affetmez. Sahaya çıkmadan kazandığını düşünürsen, sahada kaybetmeye başlarsın. H H


Okan Buruk yönetiminde rekorları parçalayan bu takımın kalitesi tartışılmaz. Ve büyük ihtimalle hikâye, Rams Park'ta Antalyaspor karşısında mutlu sonla bitecek. Üst üste 4, toplamda 26. şampiyonluk büyük ihtimalle orada gelecek. Ama Samsun'da yaşananlardan ders alınmalı. Çünkü bu oyun bir şeyi asla unutmaz: Rehavete kapılanı affetmez.