CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Galatasaray golcüsüz oynamaz!

Kocaelispor Başkanı Recep Durul'un maç öncesindeki açıklamaları bir anlamda adeta yangına benzin bidonları ile gitmek gibiydi. Buna ne gerek var! Bu ne öfke! Sonuçta Kocaeli'de Galatasaray'ı çok iyi bir oyunla yenmişsiniz. Ama sevinirken de Galatasaray'ı üzen, rencide eden küfürlü tezahüratlar yapılmış. Çeşitli müziklerle de göndermelerde bulunulmuş. Okan Buruk da Göztepe maçından sonra 'Kocaeli'deki maçta bize yapılanları ben unutmadım. Taraftarlarımız da unutmasın' dedi. Okan hocanın bu sözlerini de eleştirmiştik. Bana göre gereksiz açıklamalardı. Ne gerek vardı geride kalmış bir maç sonrasını tekrar gündeme getirmeye! Recep Başkan ise dünkü açıklamasında Galatasaray'ı kast ederek 'Camiamıza dil uzattılar. Bugün Kocaelispor'a yapılan saygısızlığın bedelini onlara kendi sahasında ödeteceğiz' şeklinde çok sert ifadeler kullandı.
Arkadaş, bu bir maç. Bu bir güzel oyun. Yenmek de var, yenilmek de... Savaşa mı gidiyorsunuz! Ayrıca Başkan Recep Durul'un bu sert açıklamaları, Kocaelisporlu oyuncuları da baskı altına alıp, strese sokmuş. İlk yarıda sahada Kocaelispor diye bir takım yoktu adeta. Sadece bir pozisyonu vardı Daniel Agyei ile yakaladıkları. Galatasaray ise ilk yarıda 3-4 net pozisyona girdi. Gabriel Sara'nın bir füzesi vardı ki, kaleci Serhat çok iyi çıkardı. Galatasaray aradığı golü Leroy Sane ile buldu ilk yarıda. Sol kanattan İsmail Jakobs'un ortasına iyi yükselen Sane, kafa ile topu ağlara gönderdi.
İkinci yarıda bambaşka bir Kocaelispor vardı sahada. Tıpkı ilk maçtaki görüntülerine büründüler. Körfez ekibi, beraberlik golü için daha fazla öne çıkmaya başladı. Böyle olunca pozisyonlar da buldu Selçuk İnan'ın öğrencileri. Galatasaray ise net pozisyonlara girdi yine ikinci yarının başlarında. Hele bir pozisyon var ki, Sane ceza sahası içindeki Sara'ya 'al da at' tadında bir pas çıkardı. Sara'nın önüne yuvarladı topu. Sara, karşı karşıya pozisyonda topu kaleci Serhat'a teslim etti adeta. Kocaelispor oyunun son bölümünde daha fazla adamla Galatasaray'ın üzerine geldi. Selçuk İnan'ın Bruno Petkovic hamlesi, Körfez ekibine beraberlik golünü getirdi.
Petkovic, üç Galatasaraylı savunma oyuncusunun arasından çok rahat bir vuruş yaparak skora denge getirdi. Golden sonra Okan hocadan iki hamle birden geldi. Torreira ve İlkay çıkarken, Lemina ve Yunus oyuna dahil oldu. Skor 1-1 olmuş. Galatasaray'ın gole ihtiyacı var. İcardi neden 80'de girdi? Daha erken girmeliydi oyuna. Galatasaray evindeki bir maçta golcüsüz oynamaz! Bir de kenarda İcardi gibi dünya çapında bir santrforun varsa; golcüsüz sahaya çıkmak da nedir diye sorarlar adama! Ben bunları yazarken Kocaelispor ikinci gole çok yaklaştı. Daniel Agyei'nin sert şutunda top direkte patladı. Sonuç olarak Galatasaray evinde iki puan bıraktı. Fenerbahçe ile aradaki puan farkı 2'ye indi.

İnce ince doğradı

Maçın hakemi Mehmet Türkmen, Alanya Oba Stadı'na adeta Trabzonspor'u şampiyonluk yarışının dışına itmek için gelmiş gibiydi.
PFDK, cezaları ile Trabzonspor'u yerle bir eder! MHK, atağı hakemlerle Trabzonspor'u durdurmak için akıl tutulması düdükler çalar.
Dün Alanya'da sadece Mehmet Türkmen değil, VAR Odası da işbaşındaydı.
Abdullah Buğra Taşkınsoy, Mehmet Türkmen'in 'devam' dediği penaltı pozisyonunda 'izleme' tavsiyesinde bulundu.
Bana göre tartışmalı bir penaltı. Böyle pozisyonlarda penaltı verilmediğini bu gözler çok gördü!
Ama bu VAR Odası neden hep Trabzonspor maçlarında işbaşı yapıyor da diğer maçlarda uyuyor!
Mehmet Türkmen ilk yarının son anlarında Trabzonspor'un gollük atağını faul gerekçesiyle kesti.

Bu pozisyonda kaleci Victor topa çıkıyor ve takım arkadaşıyla çarpışıyor.
Hakem faul düdüğü çalıyor.
Komik ötesi bir karar! Ayrıca yine ilk yarıda Trabzonspor rakip kalede gol ararken, 45'te ilk yarıyı bitiriyor.
Yani pozisyonu kesiyor. Folcarelli'ye sarı kart gösterip cezalı duruma düşmesine neden oluyor.
Pozisyonun sarı ile uzaktan yakından alakası bile yok.
Bir hakem ancak bu kadar kötü bir maç yönetebilirdi!
O yüzden Dünya Kupası'na 42 farklı ülkeden hakem çağrılırken, Türkiye'den çağrılmadı.
MHK eseri ile gurur duysun! Bu ayıp da onlara yeter!

Maça gelecek olursak... Alanyaspor, Trabzonspor'a hep ters gelen bir takım!
Daha önce Bakasetas'ın golü ile Trabzonspor'u şampiyonluktan etmişlerdi.
Pereira'nın öğrencileri dün maç boyunca sadece savunma yapmayı düşündü.
Ta ki Trabzonspor golü bulana kadar!
Alanyaspor sahaya top oynamaya değil, savunma yapmaya çıkmış.
Tam da Onuachu'yu çağıran bir maç oldu. Bu sezon ilk kez hem Onuachu ve hem de Muçi'siz sahaya çıktı bordomavililer.
İki oyuncunun eksikliğini o kadar çok hissetti ki Trabzonspor! Onuachu sahada olsaydı ilk yarıda farka gidebilirdi Trabzonspor!
Neredeyse 40 yaşına gelen Nwakaeme ile 84 dakika oynayan bir Trabzonspor düşünün! Fatih Tekke ne yapsın! Eldeki malzeme bu!
Devre arasında net oyuncular istedi yönetimden. Lovik, Umut Nayir ve Nwaiwu alındı. Nwaiwu yok yere bir penaltı yaptırdı!
Ama çok iyi maçlar da çıkardı Nwaiwu!
Umut Nayir ve Lovik'in ise takıma bir katkısı olmadı şu ana kadar!

Trabzonspor'un şampiyonluktaki rakipleri ocak ayında 50-60 milyon euro'ları harcarken, Trabzonspor tutumluluk yaptı.
Fatih Tekke bu kısıtlı kadrosu ile buralara kadar geldi. Bu takım bitime 5 maç kala hâlâ şampiyonluk yarışının içinde!
Dün özellikle ilk yarıda çok da iyi oynadı bordo-mavililer! Ama bazen kısıtlı kadro ile işler yolunda gitmiyor işte!
Trabzonspor dünkü oyunu ile galibiyeti hak etti. Maçın hakkı beraberlik değildi.
Ama hakem faktörü devreye girdi. Kısıtlı kadro Fatih hocanın elini kolunu bağladı.
Bordo-mavililer, bu zor şartlar altında Alanya'da iki puan bırakarak şampiyonluk yarışında yara aldı.
Trabzonspor belki mutlu sona ulaşamayacak ama taraflı tarafsız herkesin gönlünde taht kurdu Fatih hoca ve öğrencileri!
Şimdiden 'Gönüllerin Şampiyonu' apoletini taktı Trabzonspor!

Eğri cetvelli PFDK katliamı

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Trabzonspor'un canına okuyor!
Çıldırmış bunlar! Bu nasıl acımasızlıktır, bu nasıl vicdansızlıktır!
Bu nasıl adalettir! Üstelik de Trabzonspor'a katliam gibi cezayı verenler hukukçular!
Akıl tutulması yaşıyorlar! PFDK'ya göre Trabzonspor'a maç kazanmak haram!
Derbi kazanıp sevinmek, kutlamak yasak... Küfüre ben de karşıyım!
Ama kardeşim nasıl saydınız bu kadar taraftarı!
Guinness Rekorlar Kitabı'na girer verdiğiniz rekor ceza!
Galatasaray maçında çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle Papara Park tribünlerinin Tam 34 BİN 718 KOLTUĞU bloke edildi.

Yani maça gelen 34 bin 718 kişi tek tek sayıldı, küfür ettikleri tespit edildi ve ceza verildi!
Öyle mi? Siz aklınızı mı kaçırdınız!
Delirdiniz mi siz! Bu nasıl ceza!
Siz bizim aklımızla alay mı ediyorsunuz!
İstanbul'daki statlarda tribünlerin tamamı daha ağır küfürler ederken; gözlemcilerin gözlerine perde iniyor; başlarını kuma gömüyorlar, kulakları duymuyor!
Sizin Trabzon şehri ile Trabzonspor ile alıp veremediğiniz nedir arkadaş!
Milyon kere yazıklar olsun size!
Kul hakkını yemekle kalmıyorsunuz!
Dünyanın en büyük şehir takımının sinir uçları ile oynuyorsunuz!
Ama gün gelir bu şehir, dünyayı başınıza yıkar!

Bunu da böyle bilesiniz!
Riva'dakiler uyuyor mu?
34 bin 718 bordo-mavili taraftarın Passolig kartları bloke edilirken, Trabzonspor Kulübü'ne de 1 milyon 280 bin TL para cezası veriliyor.
Sizin adaletiniz batsın!
TFF Başkanı Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu, yiğittir, merttir, onun için doğru tektir.
Bu ceza önüne geldiğinde elindeki doğru cetvelle bu katliam gibi cezanın üzerini çizip, adaletten yana tavır alacaktır. Hatta PFDK'nın elindeki eğri cetveli kırıp çöpe atacaktır!
Çünkü benim bildiğim İbrahim Hacıosmanoğlu, adaletin ve doğruluğun yılmaz savunucusudur!
Bekleyip göreceğiz!
Verdiği tek taraflı ve acımasızca cezalarla Türk futbolunun marka değerini yerle bir eden PFDK'ya nasıl bir fatura çıkacak?
Yoksa yanlarına kar mı kalacak? Asıl mesele budur!
Adalet mi; orman kanunları mı; bataklığa alkış tutmak mı?
Birileri Türk futbolundaki yangına benzin bidonları ile gidiyor!
Bu yangına, bu katliama 'Dur!' de Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu!

Reaksiyon ve refleks!

Galatasaray'ın diğer büyük takımlardan farklı bir özelliği var! Maç günü A Spor'daki yorumlarımızda da bunu dile getirdik. Galatasaray, kötü bir sonuç alıp, krize girdikten sonra anında reaksiyon gösterebiliyor. Yani krizi fırsata çeviriyor. Panik butonuna basmıyor, aksine hırs yapıp, krizden daha da güçlü çıkıyor. Cumartesi günü Trabzon'da kaybeden Galatasaray, çarşamba günü (dün) İzmir'de çok zor görünen maçı, adeta tereyağından kıl çeker gibi farklı kazanmasını bildi. Oyunun tümüne baktığımızda Göztepe gibi güçlü bir takımdan 15-20 dakika baskı yemesi de normal karşılanmalı. H H H
Okan Buruk'un maçtan önce açıkladığı adeta rotasyonvari kadrosu Galatasaraylılar'ı tedirgin etmişti. Öyle ya, Trabzonspor derbisinden 6 farklı ismi Göztepe karşısında sahaya sürmüştü Okan hoca. Üstelik de Trabzonspor maçında oynayan Singo ve Barış Alper Yılmaz bu kez farklı mevkilerde görev almasına rağmen! Göztepe artık bir ezber haline gelen oyununu oynadı. Topu Galatasaray'a bıraktı. İlk yarıda yüzde 30 topla oynayabildi. İzmir ekibinden herkes ön alan baskısı beklerken, o baskıyı yapan taraf Galatasaray oldu.

Galatasaray tahrip gücü yüksek maç başlangıcının meyvesini daha ilk dakikalarda aldı. Sane'nin duran toptan yaptığı harika ortaya iyi yükselen Barış Alper Yılmaz, üç Göztepeli oyuncunun arasından topu köşeye gönderdi. Kaleci Lis sadece seyretti. Bu gol, Galatasaray'ı kendine getirirken, Göztepe'nin de direncini kırdı. Olaitan'ın ayrılışı, Göztepe'nin hücum gücünü çok zayıflatmış. İlk yarıda hücumda etkili olamayan bir Göztepe izledik. Skor Galatasaray'ın 1-0 üstünlüğü ile devam ederken, Arda Okan, Uğurcan Çakır ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu filelere gönderemedi. Aslında iyi vurdu Arda! Ama Uğurcan yine muazzam bir hamle yaptı ve sol dizi ile topun kaleye gitmesine engel oldu.

Göztepe'nin kaçırdığı golün hemen ardından Galatasaray'ın ikinci golü geldi. İlkay'ın ceza sahasına girip ortaladığı top, Allan'a çarpıp ağlara gitti. İlk yarıda Galatasaray farka da gidebilirdi. Sallai karşı karşıya iki pozisyondan yararlanamadı. Birini kaleci Lis kurtardı. İlk yarıda sahanın en iyisi, jeneriklik paslar atan Leroy Sane idi. İlk yarıda etkisiz bir görüntü sergileyen Göztepe, ikinci yarıya ön alan baskısı ile başladı. Juan ile harika bir kafa golü buldu İzmir ekibi! Bu gol, Gürsel Aksel Stadı'nı dolduran muhteşem Göztepe taraftarını coşturdu. Taraftarının sahaya verdiği pozitif enerji ile Galatasaray'ın üzerine gelmeye başlayan Göztepe, üst üste pozisyonlar bulmaya başladı.

Cherni'nin net kafa vuruşunda Uğurcan Çakır kalesinde devleşti. Ardından Göztepe'nin 1 metreden boş kaleye yuvarlayamadığı top! Janderson akıl almaz bir gol kaçırdı bu pozisyonda. Göztepe oyunu tek kaleye çevirdi. Okan Buruk'tan hemen hamleler geldi. Eren ve Asprilla çıkarken; Jakobs ile Sara oyuna girdi. Bu değişikliklerle Göztepe'nin baskısını kıran Galatasaray, duran toptan üçüncü golünü buldu. Sara'nın kornerinde ceza sahasında bomboş kalan Lemina, topu ağlara gönderdi. Bu gol, Galatasaray'ı rahatlatırken, beraberlik için yüklenen Göztepe'nin direncini iyice kırdı. Bu maçın sonucu, diğer şampiyonluk adayları Fenerbahçe ve Trabzonspor'u çok yakından ilgilendiriyordu. Lider Galatasaray, İzmir'den galibiyetle dönerken, takipçileri ile puan farkı 4'e çıktı. Ligde 28. hafta geride kalırken, bitime 6 hafta kala lider Galatasaray, şampiyonluğa en yakın takım konumunda. G zeki.

Hız testi!

Asensio ilk yarıda sakatlanıp çıktıktan sonra Fenerbahçe'nin pas oyunu aksamaya başladı. Asensio, Fenerbahçe'nin hem oyun aklı hem de oyun organizatörüydü. O çıkınca yerine giren Fred, Fenerbahçe'nin hızlı geçiş hücumlarına ayak uyduramadı. İlk yarıda Fenerbahçe de Beşiktaş da çok top kaybetti. Öndeki oyuncuları top tutamadı. Oysa Galatasaray'ın yenildiği haftada Fenerbahçe hızlı bir maç başlangıcı ile tribün desteğini arkasına alması gerekirdi. Fenerbahçe maçın hemen başında Nene ile net bir pozisyondan yararlanamadı. Sarı-lacivertlilerin kaleyi bulan şutu 25'te Talisca'nın frikiği ile geldi. İyi bir vuruştu, Ersin muazzam bir kurtarış yaptı bu pozisyonda.

İlk yarıda Ederson, Orkun'un ve Oh'un şutlarında iki müthiş kurtarış yaptı. Cerny'nin karşı karşıya şutunda ise Oosterwolde topun önüne yatarak adeta golü önledi. Musaba, Rıdvan ile girdiği ikili mücadelelerin çoğunda topu kaybetti. Rıdvan'ı geçtiği pozisyonlarda ise kötü ortalar yaptı Musaba. Asensio'nun sakatlanması, Tedesco'nun bütün oyun planlarını bozdu. Derbinin ilk yarısında performası ile dikkat çeken oyuncu Oosterwolde idi.

Beşiktaş ikinci yarının başında Asllani ile gole çık yaklaştı, ancak topa vurmakta gecikince Fenerbahçe savunması araya girdi. Ardından Guendouzi'nin şutunu Ersin kornere çeldi. Kornerden gelen topu ikinci yarıda Murillo'nun yerine giren Gökhan kendi kalesine gönderdi. Ama bu gol, ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayıldı. Beşiktaş'ın savunmasındaki sigortası Agbadou öyle bir hata yaptı ki, top bir anda Cherif'in önünde kaldı. Ama Fenerbahçe'nin forveti bu net pozisyonda kaleyi göremedi. Maçın son bölümünde Beşiktaş, Cengiz Ünder ile gole yaklaştı.

Ardından Kerem Aktürkoğlu karşı karşıya pozisyonda topu Ersin'e teslim etti. Uzun yıllardır anların bu kadar kötü oynandığı bir derbi izlememiştim. Bu nasıl beceriksizlik veya şanssızlıktır! İki takım da maç boyunca çok geçiş yedi. Çünkü atak sonlandırma konusunda sınıfta kaldılar. Çok sayıda top kaybının olduğu, atakların sonlandırılamadığı bir derbi izledik. Kaleci Ersin'in kalesinde devleştiği bir maç oldu.

Bu arada ikinci yarıda giren Cengiz Ünder öyle kritik noktada iki top kaybı yaptı ki... Bu iki top kaybının birinde Kerem, diğerinde Cherif golle burun buruna geldi. Oh çok çalışkan bir forvet. Maç içinde çok faydalı işler de yapıyor. Ama dün şunu gördük ki, iki takımın da A Plus santrforlara ihtiyacı var. Tam maç berabere mi bitiyor derken, kader anı sonucu belirledi. 90+7'de Yasin Kol'dan penaltı kararı geldi. (Agbadou ve Nene'nin pozisyonunda.) VAR Odasında pozisyon incelendi. Penaltıya onay geldi. Ancak pozisyon dışarıda! Dışarıdaki bir pozisyona penaltı verildiğini de görmüş olduk! Kerem'in penaltı golüyle derbiyi kazanan taraf Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe kazanarak şampiyonluk iddiasını kalan haftalara taşımayı başardı. Uzun maratonda son düzlüğe girildi. Dünkü derbi bir hız testiydi Fenerbahçe için!

Koşun haber verin tarihe!

24 yıllık özlemi bitirmek için çıktığımız bir maçtı. Maça aşırı movite olmaktan gereksiz yere telaş yaptık. Gol gelmedikçe strese girdik. Kosova evinde oynamanın avantajı ile daha rahattı. Hatta ilk yarıda daha çok pozisyona giren taraf da Kosova idi. Uğurcan Çakır yine muazzam kurtarışları ile ön plana çıktı. Kosova'nın ilk yarıda direkten dönen topunda yüreğimiz ağzımıza geldi. Önce Uğurcan sonra direk!
Asllani ile savunmamızın arkasına çok sarktılar. İlk 45'te ön plana çıkan iki oyuncumuz vardı. Uğurcan Çakır ve adeta bir golü önleyen Abdülkerim Bardakcı. Kenan Yıldız ile sol kanattan etkili olmaya çalıştık. İlk yarıda Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu çok top ezdi, etkili olamadı. Hakan Çalhanoğlu neredeyse stoper gibi oynadı. Hakan bu kadar geride kalınca onun liderliğinden de oyun kurucu özelliğinden de faydalanamıyoruz. İlk yarıda Orkun Kökçü'nün muhteşem bir vuruşu vardı. Top bizi sevseydi bu vuruş gol olurdu. Az farkla auta gitti top.
Kosova çok diri bir takım olduğunu yine gösterdi. Çok adamla hücum yaptılar. Hızlı top çevirdiler. Bizim baskımız karşısında da hemen topun arkasına geçip, savunmada çoğalmasını bildiler. İlk yarıda Kosova kalecisi Muric'in kurtarışı yoktu ama bizim kalecimiz Uğurcan, müthiş performansı ile Milli Takımımız'ı ayakta tutan isimdi. Zaten bizim ilk 45'te rakip kaleyi bulan şutumuz bile yoktu. İkinci yarıya daha baskılı başladık ve Kerem Aktürkoğlu ile aradığımız golü bulduk. Attığımız bu golde Orkun Kökçü'nün payı çok büyüktü.
Geriye düşen Kosova, bütün riskleri alarak üzerimize geldi. Biz de önde olmanın avantajı ile üzerimizdeki stresten ve telaştan kurtulduk. Daha iyi oynamaya başladık. Kosova'nın hızını ve baskısını çok iyi kırdık. Zaman zaman da oyunu soğuttuk. İkinci yarıda Kenan'ın muhteşem bir şutu vardı, kaleci Muric çok iyi çıkardı. Böyle eleme maçlarında iyi oyundan daha önemlisi akıllı oyundur. Romanya ve Kosova maçlarını bir satranç maçı gibi oynayarak zafere ulaştık.
Koşun haber verin tarihe! Türkiyem Dünya Kupası'nda! 24 yıllık hasretimiz sonunda bitti. Başardık. Dünya Kupası'na adımızı yazdırdık. Bizim Çocuklar ile ne kadar gurur duysak azdır! Ellerinize, ayaklarınıza, emeğinize, yüreğinize sağlık Altın Çocuklar! Dün gece Fadıl Vokrri Stadı'nda bir tarih yazdık! Bir destana imza attık. Teşekkürler TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve yol arkadaşları. Teşekkürler Vincenzo Montella! Teşekkürler Bizim Çocuklar!

Dünyalar bizim olacak bizim!

Dolmabahçe'de harika bir atmosfer altında maça başladık. Her yer kırmızıbeyaz. Tüm Türkiye tek ses tek yürek olmuştu. Yıldızlar topluluğu Türk Milli Takımı'nın karşısında kurt hoca Lucescu'nun Romanya'sı vardı. Katı bir savunma anlayışı ile bizi kilitlemeye çalışacaklarını biliyorduk. Öyle de yaptılar zaten. O yüzden ilk yarıda Romanya duvarını aşmayı, delmeyi başaramadık. Hem oyunu soğutmaya çalıştılar, hem de yıldızlarımıza çok fazla alan bırakmadılar.

Biz de Montella'nın talimatı ile rakip kaleye uzaktan şutlar attık. Ama bu şutlarda çok fazla kaleyi bulamadık. İlk yarıda biz Arda Güler ile gole çok yaklaştık, Romanya ise Hagi ile bir pozisyonda yüreklerimizi ağzımıza getirdi. İlk 45'te oyunun savunma tarafında İsmail Yüksek kusursuzdu. Hücum yönünde ise Kenan Yıldız harika işler yaptı. Ferdi ve Kenan'ın kanadından yani sol kanattan Romanya savunmasına ecel terleri döktürdük. Barış Alper'in kanadını ise çok iyi kapattı Lucescu'nun öğrencileri.

İkinci yarıya tahrip gücü yüksek bir futbolla başladık. Arda Güler'in uzun menzilli jeneriklik ortasına hareket eden Ferdi Kadıoğlu, şık bir golle başta Dolmabahçe olmak üzere tüm Türkiye'ye bayram havası yaşattı. Gooolll; gooooollll, goooooooollll! Ferdi'nin golünün hemen ardından Romanya kalemizi yokladı. Hagi'nin kötü vuruşu sonrasında derin bir oh çektik. Öne geçtikten sonra Romanya kalemize daha çok adamla gelmeye başlayınca biz de boş alanlar bulmaya başladık. Kenan Yıldız'ın muazzam şutunda top, üst direkte patladı. Ah be! Bu müthiş füze, ağları delmeliydi. Maçın yıldız isimlerinden Arda Güler resital sunmaya başladı.

Milimetrik pasları ve mükemmel şutları ile Radu'nun koruduğu kaleyi şut bombardımanına tuttuk. 37 kupalı, 80 yaşındaki Lucescu, saygı duyulası kurt hocaydı ama karşısında yıldızlar topluluğu Türk Milli Takımı vardı. Romanya karşımızda haddini bilerek oynadı. Yani katı bir savunma ve gol yemeyelim anlayışı. Türkiye'ye karşı bir yer kadar dayanabilirlerdi. Onu yaptılar ama sonrasında güçleri yetmedi. Oyunun sol bölümünde Romanya'nın etkili atakları oldu. Bu ataklardan birinde Stanciu'nun şutunda top bütün savunmamızın bakışları arasında direkten döndü.

Bizim için büyük bir şans anıydı. Montella, Romanya'nın bu tehlikesinden sonra hemen oyuna Orkun'u alarak orta alanı yani merkezi sağlama aldı. Böylelikle Romanya'nın baskısını kırıp, tekrar rakip kalede gol aramaya başladık. Çok akıllı bir taktikle Romanya'yı yendik ve şimdi rakibimizi bekliyoruz. Slovakya veya Kosova ile finalde karşılaşacağız. (Not: Bu yazıyı yazdığım sırada Slovakya-Kosova maçı daha başlamamıştı. ) Salı günü 24 yıllık rüyayı gerçekleştireceğiz. Biz bu yola baş koyduk. Başaracağız. Tebrikler Bizim Çocuklar! Çok az kaldı çok az! Dünyalar bizim olacak!

Pusu kültürü!

Lig ikinciliği için Fenerbahçe ile amansız bir yarışa giren Trabzonspor, Eyüpspor karşısında ilk yarıda vasat bir futbol ortaya koydu. Umut Nayir'in ilk 11'de görev alması, bordo-mavililerin hücumda çok aksamasına neden oldu. Onuachu ile Umut Nayir birbirine benzer iki forvet. Üstelik de Umut Nayir oynadığı için Muçi sol kenarda oynamak zorunda kaldı.
İlk yarıda ön alan baskısı da yapamayan Trabzonspor, Eyüpspor kalesinde etkili bir pozisyon bile bulamadı. Mustafa Eskihellaç, Trabzonspor'un turbo motoru.

O sahada olmayınca hücuma top getirecek oyuncu eksikliğini hissetti Trabzonspor.
Zubkov maça kötü başladı ve ilk yarıda çok etkisiz kaldı. Ama ikinci yarıda yapılan değişiklikler Zubkov'u da kendine getirdi. Eyüpspor bordomavili takıma adeta nefes aldırmadı.
Adam markajını çok iyi uyguladılar.

Fatih Tekke'nin yeni oyunlar, taktikler bulma çabasına büyük saygı gösteriyorum. Bir teknik adam sürekli kendini geliştirmeli, dün yaptığını bugün beğenmemeli. Fatih Tekke de bunu yapıyor. Ama yenilikler takımlar için hep sancılı oluyor. Trabzonspor bu sancıyı ilk 45'te çok yaşadı. Çünkü ezber bir oyunun dışına çıkıyorsunuz.

Haklı olarak da takım bocalıyor sahada. Sonuç olarak Trabzonspor kendisine yakışmayacak derecede kötü bir ilk yarı oynadı. İlk yarının özeti şu; Trabzonspor kenar beklerinin (Lovik ve Ozan) hücuma katkısı olmadı. Muçi alışık olmadığı yerde oynayınca etkisiz kaldı.
Muçi, 10 numara pozisyonunda oynamalı. Umut Nayir, Onuachu'nun oyununu bozdu.
Zubkov alışık olduğumuz hızlı oyununu oynayamadı. Bekte Pina olunca Zubkov daha etkili oluyor.

Fatih Tekke ikinci yarıya başlarken, fabrika ayarlarına döndü. Augusto girdi. Umut çıktı. Kanatlar, Zubkov- Felipe oldu. Muçi, 10 numaraya geçti.
Pina girdi, Lovik çıktı. Fatih Tekke, ikinci yarıya başlarken iki nokta atışı değişiklik yaptı. Bu değişiklikler, ilk yarıda adeta yürüyerek oynayan Trabzonspor'a hareket getirdi. Bordo-mavililer, ikinci yarıya daha iştahlı ve daha tempolu bir oyunla başladılar. Trabzonspor gol için yüklenirken, Eyüpspor kaptığı toplarla etkili kontrataklar yaptı.

Ataklarını sıklaştıran Fırtına, Zubkov'un kornerine Augusto'nun vuruşu ile golü buldu. Duran toptan 21. golünü attı bordo mavililer. Felipe bu sezon ligde 11. golünü kaydetti. Kolay geçmesi beklenen maç, bordo-mavililer adına zor geçti. Bunda ilk yarıda çıkan 11'in ve kötü oyunun rolü büyüktü.
Fatih Tekke ikinci yarıda maçı almasını bildi. Ligde zorlu viraja girilirken, kazanmak çok önemliydi.

Hakem Oğuzhan Çakır, Oulai'nin maç içinde adeta dayak yemesine göz yumdu. Yok yere kart gösterdi, G.Saray derbisinde cezalı duruma düşürdü.
Canını yaktı, ağlattı. Hakem bir takıma ancak bu kadar zarar verebilirdi, Oğuzhan Çakır da bunu yaptı. Maç boyunca adeta pusuda bekledi hakem! TS'nin en önemli oyuncusuna ucuz bir sarı kart gösterdi ve Oulai cezalı duruma düştü! Bazen hakemi yenemezsiniz.
Trabzonspor ile Fenerbahçe arasındaki ikincilik yarışı nefes kesecek gibi duruyor! Trabzonspor, ligi ikinci bitirebilirse, şampiyon olmuş kadar saygı duyulmalı.
(Not: Fenerbahçe ve Trabzonspor'un şampiyonluk iddiası da sürüyor.)

İlk yarılar neden böyle?

Şampiyonluk hayalleri kuran Fenerbahçe, Kadıköy'de Gaziantep FK karşısında kontrataktan golü buldu ilk yarıda. Rakibin çok sayıda eksiği olmasına rağmen, Fenerbahçe'nin ilk 45'te tutuk bir görüntüde olması tribünlerin de adeta uykusunu getirdi. Fenerbahçe taraftarı da şampiyonluktan ümidini kesmiş olacak ki uzun süre sonra tribünler boş kaldı. Yaklaşık 12 bin Fenerbahçe taraftarı, maçı tribünden izledi. Fenerbahçe'nin oyununda düşüş var. Hatta Trabzonspor galibiyetinden sonra bu düşüş kademeli olarak devam etti. Dünkü maç başlangıcı da bu vasat oyuna örnek olarak gösterilebilir. Oysa dün Burak Yılmaz, çok sayıda eksik futbolcu nedeniyle dirençsiz bir Gaziantep FK sahaya sürmek zorunda kaldı. Buna rağmen Fenerbahçe'nin golüne kadar en net pozisyonu bulan taraf da konuk ekipti. Tayyip Talha'nın kornerden gelen topa yaptığı kafa vuruşunda top üst direkten döndü.

Fenerbahçe'de ilk yarıda Brown, Nene ve golde büyük katkısı olan Cherif dışında sahada savaşan oyuncu yoktu. Tedesco'nun Kerem Aktürkoğlu'nu yedek bırakması kimseyi şaşırtmadı. Zaten son maçta tel tel dökülmüştü. Ayrıca Karagümrük faciasından sonra takımla birlikte hareket etmek yerine, özel aracı ile stadı terk etmesi doğru değildi. Tedesco da böyle düşünmüş olacak ki Kerem'i yedeğe çekti. Gaziantep ikinci yarının başında Maxim'in penaltı golüyle skoru eşitledi. Hakem Kadir Sağlam, Asensio'nun topa elle müdahalesini göremedi. Pozisyon için VAR müdahalesi geldi.

Fenerbahçe, Gaziantep'in golüne anında reaksiyon gösterdi. Kante'nin ceza sahası dışından yaptığı vuruşu, Abena ters bir kafa ile kendi kalesine gönderdi. Ardından hızlı bir kontratakla üçüncü golü buldu Fenerbahçe! Gol yağmuru Nene yönetiminde devam etti. Nene, dünkü maçta hat-trick yaparken, ligdeki 9. golünü de kaydetmiş oldu. İkinci bölümde Asensio kendine geldi ve etkili futbolunu iki asistle süsledi. İlk yarıda adeta durarak oynayan Fenerbahçe, ikinci yarıda futbol oynamaya karar verince çok rahat bir galibiyet aldı. Kerem Aktürkoğlu, son bölümde oyuna girdi. Ama Kerem girene kadar Fenerbahçe zaten 3 puanı cebine koymuştu.

Tedesco şuna kafa yormalı: Biz maçların ilk yarılarını neden boşa geçiyoruz? Biz neden ilk yarılarda takır takır top oynamıyoruz! Fenerbahçe farklı kazanarak kendine geldi. Tedesco ve Sadettin Saran yönetimi de rahat bir nefes aldı. Fenerbahçe'nin şampiyonluk umutları, zayıflamış olsa da devam ediyor. Ama Fenerbahçe dün farklı kazanmış olsa da bu oyun şampiyonluk için yetmez.

Futbol piyanisti ile ligin şövalyesi!

Trabzonspor, Çaykur Rizespor'u da yenerek şampiyonluk hesapları yapan Fenerbahçe ile puanları eşitledi.
Bu mütevazi kadroyu tahrip gücü yüksek bir takıma dönüştüren Fatih Tekke'yi ayakta alkışlamak lazım!
Artık şunu görüyoruz, Trabzonspor kazanma duygusunun bir adım önünde yürüyor.
Tarihi galibiyetler serisinin üzerinde hak sahibi isim Fatih Tekke.
Kaliteli teknik adamların kimliği, takımların başarı yolculuklarını da şekillendirir!
Fatih Tekke hem saha kenarındaki adamlık duruşunu, hem de bilgi ve zerafeti temsil ediyor.
Bu sezon ligin şövalyesi de Fatih Tekke! Kendisine alkışlarımızı gönderiyoruz.
Cumartesi gecesi gökyüzünden bir yıldız indi ve Fatih Tekke'nin göğsünde bir rozete dönüştü!

Onuachu atıyor, Trabzonspor tarih yazıyor!
Delikanlı yanını sevinciyle gösteren bir futbol beyefendisi Onuachu… Gerektiğinde bütün takımı sırtında taşıdığı yetmezmiş gibi, attığı golden sonra omuzlarına çıkanları da taşıyan bir yük treni!
Smokinle değil, bordo-mavi formayla sahaya çıkan bir futbol işçisi Onuachu… Trabzonspor tribünlerini birleştiren sihirli ayak Onuachu!
Ayakları ile sahada senfoni yazan bir futbol piyanisti Onuachu… Formasının içine yüreğini de koyarak oynayan, kitabı yazılacak golcü Onuachu!

Onuachu'nun attığı golün mimarı Muçi, tam bir zeka küpü!
Dünkü maçta yaptığı orta öncesinde yeteneklerini bile solladı!
Ayakları ile resim çizdi!
Sonrasında öyle bir çalım attı ki, Modibo Sagnan'ın adeta belini kırdı Muçi.
İkinci yarıda giren Zubkov da harika bir asist yaptı.
Trabzonspor sahada tarih yazıyor!
Ama taraftarı tribünleri boş bırakıyor!

Dünyanın en büyük şehir takımının taraftarının stadı her maç kapalı gişe olmalı.
Yönetim bilet fiyatlarını neredeyse bedava seviyesine getirdi, tribünler dolsun diye!
Üstelik de bu takım, hafta içinde efsanesini, yardımcı antrenörünü, Aston Villa Fatihi Orhan Kaynak'ı kaybetti!
Onun anısına tribünler dolmalıydı.
Galibiyet ise galibiyet! Zirve yarışı ise zirve yarışı!
Transfere milyarlar harcayan Fenerbahçe ile puanları eşitledi Trabzonspor!
Bu takım, sizleri tribüne çekmek için daha ne yapsın!
Pamuklara sarın bu takımı! Gurur duyun Fatih Tekke ile… Yeteri kadar taraftar desteği olmadan suda ateş yaktı Trabzonspor!
Bir de 12. Adamı arkasında bulursa, bu takım dağı bile devirir!