CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Salah Reis

Tam 85 metre topu süreceksin. Topu sürerken de rakip stoperleri peşine takacaksın. Sonra da Uğurcan Çakır'ın bakışları arasında topu köşeye bırakacaksın! Böyle bir jeneriklik golü ancak Muhammed Salah atar. Dünya üzerindeki en büyük Müslüman futbolcu Salah, dün akşam Papara Park'ta Galatasaray'ı yıktı geçti. Thomas Reis, iki idmanla Trabzonspor'u Galatasaray karşısına çıkardı. Elinde bir sihirli değnek yoktu. Ama kadroya yaptığı sihirli dokunuşlarla Trabzonspor'un zaferini hazırladı Alman hoca. Orta alanda Fabinho'nun yanında Melih'i oynatarak, Galatasaray'a üstünlük kurdu. Melih çok iyi savaştı. Alanları çok iyi kapattı.


Hücumda da eski formundan uzak Onuachu'nun yerine Franculino Dju ile maça başladı. Sol kenarda Saviolo'yu kullandı. Saviolo attığı gol ve hızlı oyunu ile Galatasaray savunmasının adeta başını döndürdü. Güzel de bir gol attı. Dju'nun hücumda olması, Galatasaray savunmasını çok zor durumlara sokarken, Salah da kendine çok daha iyi bir konfor alanı oluşturdu. Salah bir futbolcudan çok daha fazlası. Tek başına maç kazandıran oyuncu. Premier Lig'de Liverpool formasıyla M. City, Arsenal ve M. United gibi devlere çok çektirdi golleri ve asistleri ile. Şimdi Süper Lig'de Trabzonspor formasıyla sahne aldı. Dün attığı üç güzel gol ve bir asistle tarihi zaferin mimarı oldu. Trabzonspor ilk yarıda farka gitti ama tarihi farkı kaçırdı.


Thomas Reis'in doğru hücum hattı, Fırtına'ya galibiyeti getirdi. Onuachu ile Trabzonspor hep havadan oynuyordu. Dju ile yerden ve ayağa pas yaparak oynayınca, pozisyon üzerine pozisyon üretti. Ayrıca Dju dün oyunun hem hücum yönünde hem de savunma yardımında vardı. İlk yarıda arka direkte kaleye giden bir topu da çıkarmasını bildi. Trabzonspor'un derbinin bazı bölümlerindeki şiir gibi oyununu, bu sezon La Liga'da Barcelona oynuyor. Okan Buruk ikinci yarıya başlarken Deniz'i kenara alıp, Barış Alper Yılmaz'ı sahaya sürdü. İkinci yarıya hızlı başlayan taraf Galatasaray'dı. Bu dakikalarda çok iyi savunma yapan bir Trabzonspor vardı sahada. Mustafa Eskihellaç, Melih ve Fabinho stoperlerin arasına girerek kritik müdahaleler yaptı. Thomas Reis de Dju'nun yerine Onuachu'yu, Muçi'nin yerine de Ozan Tufan'ı oyuna aldı. İki teknik adam da ikinci yarıda derbiyi adeta bir santranç oyununa çevirdi. Hamle üstüne hamle yaptılar. Maçın 71. dakikasında Okan Buruk kırmızı kart gördü. Kaleci Onana harika bir maç çıkardı. Jakobs'un, Sallai'nin şutlarını muazzam çıkardı. Sane'nin ayağındaki topu ustaca çaldı. Geriden oyun kurdu ve 10 üzerinden 10 kalecilik örneği gösterdi Onana.


Derbinin yıldızı Salah, maçın son bölümünde de tıpkı maçın başında olduğu gibi yine olağanüstü bir gol attı. Derbideki Salah performansını bu günün gençleri, yıllar sonra dede olduklarında torunlarına anlatacaklar. Uzun yıllardır böyle üstün derbi performansı ortaya koyan bir futbolcu yoktu. Çünkü ligimizde Salah yoktu. Salah geldi böyle oldu. Salah ile Trabzonspor, bir TSunamiye dönüştü. Trabzonspor'un baştan sona üstünlüğü ile geçen bir derbi oldu. Hat-trick yapan Muhammed Salah, tüm futbolseverlerin gözlerinin pasını sildi. Trabzonspor, Galatasaray'ı farklı yenerek şampiyonluk yarışında 'ben de varım' dedi. Bu sonuçla yarışta kartlar yeniden dağıtılacak. Trabzonspor taraftarı da dün bir kez daha 'dünyanın en büyük şehir takımının taraftarı burada' dedirtti. Sahada Barcelona gibi oynayan Trabzonspor'un oyunu, tribünlerdeki 40 binden fazla Trabzonspor taraftarını coşturdu, Akyazı'da yer-gök inledi.

Fenerbahçe geriye gidiyor!

Fenerbahçeli futbolcuların İsmail Kartal'ın istifa edip, tekrar geri dönmesinin ardından Gaziantep maçında nasıl bir reaksiyon göstereceği merak konusuydu. Ama sahada savaşmayan, yüreğini ortaya koymayan, durarak oynayan bir Fenerbahçe izledik. İlk yarıda temposuz Fenerbahçe'nin Brown, Guendouzi ve Greenwood ile yakaladığı üç pozisyon da vardı. Özellikle Kerem'in adeta 'al da şu topu boş kaleye gönder' diye verdiği pası, Guendouzi'nin auta attığı bir pozisyon var ki... Zor olanı başardı Guendouzi. Boş kale yerine auta attı topu. Oysa tüm Fenerbahçeliler'in gol diye ayağa kalktığı bir pozisyondu. Fenerbahçe'nin dünkü maçın ilk yarısını faul yapmadan tamamlaması da dikkat çekti.

Gaziantep de Maxim, Sorescu ve Kozlowski ile Fenerbahçe kalesini yokladı. İlk yarıda Sorescu'nun karşı karşıya pozisyonunda Brown yatarak adeta bir golü önledi. Gaziantep Stadı'nın zemini çok kötüydü. İki takım da bozuk zeminden çok etkilendi. Fenerbahçe ikinci yarıya daha iyi başlayan taraftı. Kerem'in direkten dönen şutunda gole çok yaklaştı Fenerbahçe! Kerem bile bu pozisyonda topu direğe nasıl nişanladığına şaşırdı. İsmail Kartal'ın hamleleri de Fenerbahçe'ye bir ivme kazandıramadı. Kerem, Lukaku ve Guendouzi'yi kenara alan İsmail hoca; Oğuz Aydın, Vedat Muriç ve İrfan Can Kahveci'yi taze kuvvet olarak sahaya sürdü.

Dün 64 dakika sahada kalan Lukaku, Abena'nın sıkı markajından kurtulamadı. Hiç hazır bir görüntü vermedi Lukaku. Fenerbahçe'nin Gaziantep deplasmanında oynadığı futbol, şampiyonluğu getirecek bir oyun değil. Sarı-lacivertli takımın oyununda bir düşüş var. Daha ligin başı ama ileriye gidiş yerine geriye gidiş var. Maçın son anlarında Greenwood'un serbest vuruşunda top direkte patladı. İki topu direkten döndü Fenerbahçe'nin. Guendouzi ise ilk yarıda bir pozisyonda adeta boş kaleye topu gönderemedi. Fenerbahçe adına Gaziantep'teki maçın özeti bu. Biraz kötü oyun, biraz da şanssızlık. Ama zirve yarışında kaybedilen 2 puan daha var. Ligde 5. maçların ardından lider Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki puan farkı 6'ya çıktı. Dünkü maçta Fenerbahçe adına yüreğini ortaya koyan, savaşan tek bir futbolcu yoktu. Puan kaybedilir elbette ama asıl vahim olan bu! Savaşmıyor Fenerbahçe!

Gözlerimizin pası silindi!

Harika bir maç izledik. Okan Buruk ve Selçuk İnan'a bu futbol ziyafetini bize sundukları için teşekkür etmek lazım. İlk yarıda gol izleyemedik belki... Ama kaliteli bir futbol izledik. Sahada kazanmak için adeta bir savaş vardı. Galatasaray, Kocaelispor karşısında oyunun son bölümünde 10 kişi ile gol aradı. Avrupai hücumlar yaptı sarıkırmızılılar. Gol atmak için gereken bütün aksiyonları sahaya yansıttı Cimbom. Ama ilk yarıda kalesinde devleşen bir Serhat vardı. Galatasaray ilk yarıda rakip kaleye tam 6 isabetli şut çekti. Daha ilk yarıda Serhat 6 net kurtarış yaptı. Teknik Direktör Okan Buruk'un Deniz Gül ve Leao'yu ilk 11'de sahaya sürmesi çok doğruydu. Çok keyifli bir ilk yarı izledik. Tempo hiç düşmedi. İlk 45'te iki takım da birer kez direğe takıldı. Galatasaray adına Deniz Gül'ün, Kocaelispor'da da Agyei'nin şutlarında top direkte patladı.

İlk yarım saatten sonra sahada tam bir Leao fırtınası izledik. Ele avuca sığmayan, sol kanatta hızlı bir tren gibi rakip ceza sahasına inen Leao, şutları, pasları ve presi ile Rams Park tribünlerini coşturdu. Galatasaray, ilk yarının son çeyreğinde Barcelona gibi oynadı. Savunmayı orta sahada çıkardı, oyunun boyunu daralttı. 10 kişi ile gol aradı Cimbom. Hatta ilk yarıda Eren Elmalı bile iki kez gol pozisyonuna girdi. Ama ilk yarıda Leao, üç kez golle burun buruna geldi. Ama kalede bir uçan panter vardı ve geçit vermedi. Selçuk İnan'ın takımı da Galatasaray'a hiç boşluk bırakmadı. İyi savunma yaptılar. Agyei'nin direkten dönen pozisyonunda muazzam bir kontratak geliştirdiler.

Deniz Gül de çok hareketli bir maç çıkardı. Kocaelispor savunmasını çok yordu. İlk yarıda dört Kocaelisporlu oyuncuyu peşine takıp çaprazdan attığı şutta top direkte patladı. Hep oyunun içindeydi Deniz. Galatasaray'ın ilk yarıda Deniz Gül ile bulduğu gol, VAR'a takıldı. VAR uyarısı ile pozisyonu izleyen hakem Atilla Karaoğlan, Deniz Gül'ün kaleci Serhat'a faul yaptığı gerekçesiyle golü iptal etti. Okan Buruk'un maçtaki ilk hamlesi, Sara'yı çıkarıp, Batrakov'u oyuna almak oldu. Sezona kötü başlayan Barış Alper Yılmaz'ı dün çok istekli ve hareketli gördüm.

Giderek formu yükseliyor Barış Alper'in. Okan hocanın Barış Alper'de ısrar etmesini de çok doğru buluyorum. Galatasaray, Osimhen'i oyunun her salisesinde bile arıyor. Yokluğunu çok derinden hissediyor. Osimhen olmadan hep bir şeyler eksik sahada. Bir de orta sahanın çok yumuşak kaldığını vurgulamak lazım. Torreira tek başına Galatasaray orta sahasına ayakta tutmaya çalışıyor. Her açığı kapatmak için savaş veriyor. Performansı tartışılan, Sporting maçında yedeğe çekilen Abdülkerim Bardakcı, dün rakip kaleye bir füze gönderdi. Jeneriklik bir gol attı Abdülkerim Bardakcı! Bu güzel golü, bugünün genç erkekleri, dede olduklarında torunlarına bile anlatır. O derece güzel bir gol attı Abdülkerim Bardakcı! Gözlerimizin pasını silen bir gol oldu. Galatasaray bu zor maçı savaşarak, harika bir golle kazanmasını bildi.

Savaşmazsan kazanamazsın!

Trabzonspor, Konya deplasmanında kötü bir maç çıkardı. Defans hattı tel tel döküldü. Orta saha çok yumuşak kaldı. Ozan Tufan ve Fabinho ikilisi ne hücuma katkı verdi, ne de savunmaya! Çünkü Ozan ve Fabinho pres yapamayan ağır oyuncular. Önde oynayan Onuachu-Muçi- Aral-Salah, Konyaspor'un adeta etten duvar savunması arasında kaybolup gitti. Öndeki bu dörtlü, savunmaya da hiç yardım etmedi. Orta alan da yumuşak kalınca, Konyaspor adeta güle oynaya Trabzonspor kalesine gitti. Kalede başarılı bir Onana olmasaydı, Konyaspor ilk yarıda farka gidebilirdi. Onana'nın üç net kurtarışı varken, Trabzonspor rakip kaleye isabetli şut atamadı ilk yarıda. Konyaspor, maça çok iyi başladı ve etkili bir hücumla golü buldu. Yenilen golde Toth'u takipte ağır kalan Fabinho başta olmak üzere bu golde Nwaiwu ve Saviç'in hatası vardı.

***

Maçın ilk yarısında Salah ve Muçi'nin görev bölgesi belli değildi. İki oyuncu, birbirinden rol çalınca ikisinin de verimi düştü. Salah ya sağ kanatta, ya da serbest adam olarak oynamalı. Serbest adam olarak oynayacaksa da Muçi, 10 numara pozisyonunda oynayamaz o zaman. Trabzonspor ilk yarıda yüzde 71 ile topla daha çok oynayan taraftı. Ama sadece Salah ile bir gol pozisyonu üretebildi. Salah da o karşı karşıya pozisyonda kaleyi bulamadı. İlk yarıda topla ezici bir üstünlükle oynayan Trabzonspor rakip kaleye isabetli şut atamadı. Hatta Konyaspor savunmasını bile zorlayamadı. Çünkü pres yapmadılar, savaşmadılar. Bloklar arasında çok açıklık oluştu. Oyunun boyunu daraltamadılar. Bu arada hakem Reşat Onur Coşkunses, 45+2'de Deniz'in Muçi'ye yaptığı sert harekete kırmızı kart çıkarmadı. Bu net pozisyona sadece sarı kart vererek büyük bir hata yaptı.

***

Trabzonspor, yaz döneminde tam 15 yeni transfer yaptı. Dünkü sahaya çıkan 11'e bakıyorum, bunlardan sadece üçü sahada. Hüseyin Çimşir; Salah, Fabinho ve Aral'ı ilk 11'de oynattı. İlk yarıda olduğu gibi ikinci yarıya da daha etkili başlayan takım Konyaspor oldu. Ev sahibi ekipte Muleka hücumda olduğu kadar oyununun savunma yönünde de çok etkiliydi. Deniz Türüç de takımı adına büyük savaş verdi, etkili şutları ile tribünlerden alkış aldı. Trabzonspor, kornerden az daha golü buluyordu. Fabinho'nun vuruşu direkten döndü. Hüseyin Çimşir'in maçtaki ilk hamlesi Ozan Tufan'ı kenara alıp, Cabral'ı sahaya göndermesi oldu.

***

Cabral'ın girişi ile sol kanat daha da hareketlendi. Cabral-Aral ikilisi, ceza sahasına etkili ortalar yaptılar. Hüseyin Çimşir, oyunun son bölümünde çift forvete döndü. Onuachu ve Dju ile ön tarafı ikiledi Hüseyin hoca. Aral'ın yerine de Saviolo girdi. Konyaspor maç boyunca çok iyi savunma yaptı. Masuaku da kendine gelmiş. Özellikle ikinci yarıda Salah'a karşı etkiliydi. Bu arada ikinci yarıda Trabzonspor adına etkili şutlar atan isim Fabinho oldu. Fabinho ve Saviolo, kalesinde devleşen Bahadır'ı geçemedi. Maçın son çeyreğinde etkili bir Trabzonspor vardı ama önce Konyaspor savunmasını sonra da Bahadır'ı geçemedi bordo-mavililer. Konyaspor'u ise tebrik etmek lazım.

"Fenerbahçe'yi sen şampiyon yapacaksın İsmail!"

İsmail Kartal'ın şok istifası ile sarsılan Fenerbahçe'de dün, gün boyu hareketli saatler yaşandı. Önce İsmail Kartal'ı istifaya sürükleyen süreci şöyle bir değerlendirelim ve hatırlayalım: İsmail Kartal'ın istifası hocanın ne kadar yıprandığının, yorulduğunun, kırıldığının da bir göstergesiydi Başkan Aziz Yıldırım, İsmail hocanın istifasının hemen arkasından kameralar önüne geçip, bu beklenmedik duruma sitemli, tepkili ve net konuştu: 'İstifa kararından haberimiz yoktu. İsmail Kartal görevinin başındadır. Devam edeceksin dedim, bitti!' Aslında kameralar önünden İsmail Kartal'a net bir mesaj veriyordu Aziz Yıldırım. 'Ben göndermedikçe kulübün bir çalışanı olarak görevine devam edeceksin!'
***
Eskiden Aziz Yıldırım'ın haberi olmadan Samandıra'dan ve kulüp binasından adeta kuş uçamazdı. Gelinen noktada teknik direktörü, Başkan Aziz Yıldırım'a haber vermeden istifa edebildi. Başkanın 'Seni bırakmam' mesajına rağmen gün boyu geri adım atmadı İsmail hoca. Ta ki Aziz Yıldırım devreye girene kadar. Peki İsmail Kartal'ı neler bu noktaya getirdi? Hoca neden böyle büyük bir patlama yaşadı? Hepsi bir birikimin eseriydi. Madde madde anlatalım: 1) Başkan Aziz Yıldırım, İsmail Kartal'ı göreve getirmeden önce '99 puan, 99 gol diyorlar. Peki 99 puanla şampiyon olduk mu? Geçin bunları' demesi, İsmail Kartal cephesinde bir kırgınlığa neden oldu. 2) Aykut Kocaman ile Oğuz Çetin kafa kafaya verip yaklaşık bir ay yeni sezon planlaması yapmışken; bir anda Aziz Yıldırım'ın İsmail Kartal'a telefon açıp, 'seninle çalışacağım' demesiyle yeni bir dönem başladı. İsmail Kartal, çocukları kadar, ailesi kadar sevdiği Fenerbahçe'ye hayır diyememiş ve teklifi kabul etmişti. Başkan Aziz Yıldırım'ın kongre sürecinde 'Ben çok değiştim. Göreve gelirsem barışçı bir politikamız olacak. Herkesle sıcak ilişkilerimiz olacak. Bizim canımızı yakmadıkları sürece masaya yumruğumuzu vurmayacağız' demesi, İsmail Kartal'ın Fenerbahçe teknik direktörü olarak görevi kabul etmesinde etkili olmuştu. Çünkü ılımlı ve işine karışmayacak bir başkanla çalışmak istiyordu. Ama kötü sonuçlardan sonra Aziz Yıldırım'ın futbolcuları ve takımı eleştirmesi, İsmail Kartal'ı derinden üzüyordu. 3) Yapılan transferlerde fikir ayrılıkları yaşandı. 4) İsmail hoca, Fred ve Talisca'nın kalmasını istedi. Yönetim iki oyuncuyu da gönderdi.
***
5) İsmail hoca, Asensio ile ilgili olarak 'henüz hazır değil' derken, Asensio, 'Ben hazırım' diyordu. Bu iki farklı yorum, zıtlaşma olarak algılandı. Bu durum, kulüp ve takım içinde gereksiz bir krize neden oldu. 6) Beşiktaş derbisinden sonra Başkan Aziz Yıldırım'ın kameralar önünde 'İyi oynamıyoruz, çok çalışmamız lazım! Mert Müldür neden oynamıyor' diyerek, İsmail Kartal'a göndermelerde bulunmuştu. 7) Skriniar ve diğer bazı yabancı oyuncuların ortaya konan futbolu eleştirmeleri de İsmail Kartal cephesinde hoş karşılanmıyordu. 8) Kaybedilen Beşiktaş derbisinden sonra Roma maçı öncesinde 'Fenerbahçe kaybederse, İsmail Kartal ile yollar ayrılır' yorumları İsmail hocayı mutsuz ediyordu, yıpratıyordu. 9) Roma maçında tribünlerden İsmail Kartal'a atılan su şişesi, hocanın içinde biriken mutsuzluğu ve öfkeyi zirveye çıkardı. Ve İsmail Kartal, Roma maçının ikinci yarısında galibiyeti kaçıran Fenerbahçe'deki teknik direktörlüğünü bir kalemde sildi attı.
***
İsmail hocanın içinde kopan fırtınalar, maçtan sonra bir depreme neden oldu. İsmail Kartal gibi beyefendi, ağırbaşlı, saygılı bir futbol adamı, Başkan Aziz Yıldırım'a ve çok sevdiği futbolcularına bile haber vermeden içi kan ağlayarak istifa etti. Hocanın çok üzerine gidildiğini düşünüyorum. Dün saat 12.00'deki idmana çıkmayan ve istifasının hemen ardından Samandıra'daki eşyalarını toplayan İsmail Kartal ile ilgili dün yoğun bir ikna turu yaşandı. Önce Sportif Direktör Oğuz Çetin, İsmail Kartal'ın Anadolu Kavağı'ndaki evine giderek, başarılı hocayı ikna etmek için yaklaşık iki saat görüştü. Ama Oğuz Çetin, İsmail Kartal'ı ikna edemedi. Ardından Başkan Aziz Yıldırım hemen harekete geçti. Aziz Yıldırım, İsmail Kartal'ın kulüp binasına çağırdı. Aziz Yıldırım ile İsmail Kartal'ın gerçekleştirdiği zirveden 'yola devam' kararı çıktı.
***
Aziz Yıldırım'ın kulüp binasındaki görüşmede İsmail Kartal'a "Ben olduğum sürece sen de bu takımın teknik direktörü olarak kalacaksın. Yola birlikte devam edeceğiz. 18 yıl sonra sen bu Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'ne taşıdın. Biz senden çok memnunuz. Birlikte zaferler ve kupalar kazanacağız. Fenerbahçe'yi sen şampiyon yapacaksın İsmail!" demiş. Başkan Aziz Yıldırım'a arkasında durduğu için çok teşekkür eden İsmail Kartal ise "Fenerbahçe'yi ailem kadar seviyorum. Fenerbahçe'yi şampiyon yapmak için var gücümle çalışacağım. Size söz veriyorum Başkanım, bu takım şampiyon olacak" sözünü vermiş. Türk futbolunun en tecrübeli Başkanı Aziz Yıldırım, bir gün bile dolmadan büyük bir krizi çözdü, bitirdi. Başkan Yıldırım, tecrübesini konuşturdu ve İsmail Kartal'ı ikna edip, geri döndürdü. Hem de İsmail Kartal'ın adeta dağ gibi arkasında durarak.

Az daha Roma’yı yakıyorduk!

TAM 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi arenasına çıkan Fenerbahçe ilk yarıda kalesini savundu. Roma'yı durdurmaya çalıştı. Kolay değil uzun yıllar sonra bu ligde mücadele ediyorsunuz. İlk 45 dakikada rakibin oyununu iyi analiz eden Fenerbahçe, ikinci yarıda bambaşka bir futbol oynadı. İlk bölümde topun arkasına geçip kalemizi korumaya çalıştık. Ama golü de yedik. Bu kadar geriye yaslanmak Roma'nın işine geldi. İlk yarıda kurdukları baskı ile öne de geçtiler. Oysa daha hücumcu bir ön taraf ile maça çıkıp, Kadıköy'de maç genelinde daha coşkulu bir futbol oynayabilirdik. Böylesine sistem takımlarına karşı 90 dakika savunma yaparak puan alamazsınız!

Zaten ikinci yarıda oyun mantalitesini değiştirerek, hücum oynamaya başladık. Fenerbahçe ilk bölümde daha fazla hücum yapmayı düşünseydi, Roma'yı kalemizden uzak tutar ve net pozisyonlara girerdik. İlk yarıda ne Kerem'i ne de Greenwood'u kullanabildik. Top, Greenwood'un ayağına gelince hücum bölgesine giden bir Fenerbahçe izledik. Savunmamızı orta sahaya yakın kurup, bloklar arasındaki mesafeyi kısaltıp çok daha iyi oynayabilirdik. Hem daha az yorulur hem de rakibe daha rahat ön alan presi yapabilirdik. İkinci yarıda hepsini yaptık bu arada.

Belli ki maçın devre arasında İsmail Kartal, öğrencilerine daha fazla öne çıkın, hücumu düşünün demiş olmalı ki... İkinci yarıya çok coşkulu başlayan bir Fenerbahçe izledik. Ve bu coşku, Fenerbahçe'ye golü getirdi. Bir sol bek olan Archie Brown ceza sahasında topu önünde buldu. Kalesini terk eden Svilar'ın üzerinden topu ağlara gönderdi. Tam bir santrfor vuruşu yaptı Brown. Greenwood'un asisti de akıl doluydu. Bu golle Kadıköy'de muazzam bir coşku yaşandı. Bu coşkuyu arkasına alan Fenerbahçe, Vedat Muriç ile ikinci gole yaklaştı. Ama Vedat'ın vuruşunu Svilar iyi çıkardı.

Kerem'in Dybala'ya müdahalesi dışarıdaydı. Gil Manzano gibi bir hakem bu pozisyona nasıl penaltı verdi; inanılır gibi değil. VAR devreye girdi ve pozisyonun dışarıda olduğu konusunda hakemi uyardı. Manzano az kalsın Fenerbahçe'yi yakacaktı. 71'de Vedat'ın yerine giren Lukaku'yu ilk kez bu kadar hareketli ve etkili gördüm. Yavaş yavaş eski gücüne kavuşuyor Lukaku. İkinci yarıda Gasperini bütün silahlarını sahaya sürdü. Baktı ki Fenerbahçe dalga dalga üzerlerine geliyor. Fenerbahçe'nin ikinci yarıdaki futbolu çok iyiydi. Keşke ilk yarıda da bu futbolunu oynasaydı Fenerbahçe! Şampiyonlar Ligi'nde başlangıçlar ve iç saha maçları bu kadar önemliyken!

Fenerbahçe savunma yapmaz, rakibe yaptırır. Fenerbahçe'nin futbol felsefesi hücum üzerine kuruludur. Golü atan Brown, Fenerbahçe'nin en etkili ismiydi. Olağanüstü savaştı, golünü attı, çok iyi savunma yaptı. İsmail Yüksek de 'yürek savaşçısı' gibi mücadele etti. Sonuç olarak böylesine puan maçlarında yenemiyorsan, yenilmeyeceksin. Fenerbahçe de bunu yaptı. Şampiyonlar Ligi'ne 1 puanlı başlangıç da iyidir. Unutmayalım, rakip Serie A lideri Roma'ydı. Şimdi önümüzde ilk etapta 7 maç daha var. İkinci yarıdaki oyun, ilerisi için umut verdi bizlere. Hatta Fenerbahçe ikinci yarıdaki futbolu ile galibiyeti kaçıran taraf oldu. Yolun açık olsun Fenerbahçe! Bu arada maçtan sonra İsmail Kartal'ın istifasına üzüldüm.

Espen Eskas: 3 Galatasaray: 1

Galatasaray, Jose Alvalade Stadı'nda harika bir maç başlangıcına imza attı. Osimhen ve Lemina'nın yokluğunda formda Sporting Lizbon karşısında Galatasaray'ın bu tahrip gücü yüksek futbolu, Sporting taraftarlarını bile şok etti. İlk 15 dakikada Lizbon ekibini kalemizden uzak tuttuk. Hatta ilk 15 dakikayı tek kale oynadık. Bu rakibi boğan baskımız golü de getirdi. Bir anda öne geçtik. Çünkü o dakikalarda sahada sadece Galatasaray vardı. Atom karınca Torreira'nın vuruşu ve İnacio'nun kendi kalesine attığı golle coştuk, sevinçten ayaklarımız adeta yerden kesildi. Şampiyonlar Ligi'nin abisi Galatasaray, yine tecrübesini konuşturdu ve müthiş bir maç başlangıcı ile rakibin gözünü korkuttu. Maçın 20. dakikasından sonra kalemizde 10 dakikalık bir baskı kuran Sporting, Catamo ile skoru eşitledi. Golden sonra tekrar gaza basan ve rakip kalede net pozisyonlar bulan yine Galatasaray'dı. İlk yarıda Sane ile öyle net bir gol pozisyonu yakaladık ki... Ama Sane topa kötü vurunca tekrar öne geçme fırsatını kaçırdık. Maçın hakemi Espen Eskas, Batrakov'a Altimira'nın yaptığı sert faulde (Batrakov'un karnına tekme attı) kırmızı kartı atladı. Sadece sarı gösterdi. Yuh artık! Bu pozisyon nasıl sarı ile geçiştirilir biri bana anlatsın! Buz gibi kırmızı karttı pozisyon. Daha 22. dakikada 10 kişi kalacaktı Sporting! Bir hakem faciası daha! Okan Buruk'un maçtan önce açıkladığı ilk 11 çok tartışıldı. Özellikle sol stoperde Jakobs tercihi şaşırttı. Dün gece Abdülkerim'in görev bölgesinde oynayan Jakobs ilk yarıda fena değildi. Galatasaray'ın yaz transfer dönemindeki süper transferi Leao'nun maça yedek başlaması ise yine tartışma konusu oldu. Sakat olan Osimhen ve Lemina'nın yerine ise Eren Elmalı ve Barış Alper Yılmaz görev aldı.

İlk yarıda çok iyi bir Galatasaray izledik. Rakibi kalemizden uzak tuttuk. Çok hızlı atağa çıktık. Orta sahamızı kalabalık tuttuk. Savunmamızı önde kurarak oyunun boyunu daralttık. İlk 45'te Okan Buruk'un bütün oyun planları tuttu. Ama ikinci yarıya Leao ile başlamamız gerekirdi. Sane ilk yarıda etkisizdi. Çıkar Sane'yi, al Leao'yu Okan hocam. Ama Okan Buruk, Leao'yu Galatasaray geriye düştükten sonra oyuna aldı. İş işten geçtikten sonra yani! Bu arada Sporting Lizbon'un ikinci yarıda kazandığı penaltı, tamamen hakemin uydurduğu basit ötesi bir penaltıydı. Jakobs'un pozisyonda Suarez'e bir müdahalesi ya da bir faulü yoktu. Uğurcan Çakır'ın da rakibe bir teması yoktu. Rezalet bir penaltı.

İlk yarıda Sporting'i 10 kişi bırakmayan hakem Espen Eskas, ikinci yarıda da bir uyduruk penaltı düdüğü ile Galatasaray'ı resmen yaktı. Yazık oldu Galatasaray'ın emeklerine. Yazık oldu Galatasaray'ın alın terine. Ah Okan hocam ah! Neden Leao ile bu maça başlamadın ki... Adamların yaz transfer döneminde aldıkları oyuncular dünkü maça damgalarını vurdu. Zalazar'ın serbest vuruş golü neydi öyle! Galatasaray da beş transfer yaptı ama ilk 11'de sadece Batrakov vardı. Batrakov da sıradan bir futbol oynadı. Yıldız transferi Leao da maça kulübede başladı. İlk yarıdaki güzel oyunumuzun hakkı bu olmamalıydı. Ama sahada 12 kişi ile mücadele eden bir Sporting vardı. Hakem de Sporting forması giymiş gibiydi. Bir martı uçak düşürür! Bir hakem de bir takımı yakar, diğer takıma hayat verir! Dünkü maç tam da böyle bir maç oldu. Ne diyelim artık. Kötü bir başlangıç oldu. Nazar boncuğu olsun! Ama ders çıkaralım bu maçtan!

Beş yıldızlık oyun!

Trabzonspor ve sekiz maçtır suskun olan Onuachu için tam bir patlama maçı oldu. Fatih Tekke'ye Trabzonspor'a verdiği hizmetler için teşekkür etmek lazım. Hüseyin Çimşir, hoca arayışlarının gölgesinde sorumluluk üstlendi ve Trabzonspor'a daha ilk maçında hayat verdi. İki maçtır kulübede unutulan Pina'yı 11'de oynattı, Pina harika bir asistle Onuachu'ya 'al da at' dedi. Aral Şimşir 11'de başladı, ilk golün asistini yaptı. Orta sahada Melih'in yerine bir tecrübe abidesi Ozan Tufan'a görev verdi Hüseyin hoca. Pina ve Salah sağ kanatta başkent ekibini adeta canından bezdiren bindirmeler yaptı. Aral'ın hücum yönü çok güçlü ama işin savunma tarafında zayıf kaldı. Mustafa'ya yeteri kadar yardım edemedi Aral. Gençlerbirliği bu kanattan etkili ataklar yaptı.

Peki Fatih hoca sonrasında Hüseyin Çimşir ile ne değişti de Trabzonspor dün Gençlerbirliği karşısında şahlandı! Bu soruya cevap arayalım birlikte. Elbette ki teknik adamların elinde bir sihirli değnek yok. Ama Hüseyin hoca, savunma ve hücum oyuncularına 'birbirinize yakın oynayın' demiş. Trabzonspor'un bu sezon en büyük eksikliği buydu. Hücumda çoğalamıyor, savunmada az adamla yakalanıyordu. Dün çok adamla hücum yapan ve en önemlisi de hızlı futbol oynayan bir takım vardı sahada. Savunma da yardımlaşma üst düzeydeydi. Hüseyin Çimşir'in en radikal kararı bence Ozan Tufan oldu. Ayrıca Aral Şimşir'e de güvenmesi önemliydi. O Aral dün asist yaptı, şutlar attı, ceza sahasına adrese teslim ortalar gönderdi.

Trabzonspor ilk 20 dakikada farkı yakaladıktan sonra oyunu rölantiye almak istedi. Gençlerbirliği çok iyi bir geçiş takımı. Üçüncü bölgede çok hızlı oyuncuları var. Çok çabuk geriye düştüler ama pes etmeden savaştılar. Pozisyonlar da buldular. 34 yaşındaki Muhammed Salah adeta 'Şimşek McQueen' gibi. Topla ve topsuz oyunda çok hızlı. Önüne atılan toplarda ise rüzgar gibi... Gençlerbirliği karşısında 700. maçına çıkan Salah, kariyerindeki 338. golünü attı. Bu arada dün attığı iki golle patlama yapan Onuachu sakatlandı ve ilk yarının son anlarında çıktı. Yerine yeni transfer Dju girdi. Dju girer girmez iki kez golle burun buruna geldi. Çok hızlı bir santrfor. Geçen sezon Midtjylland'da tam 58 gol katkısı verdi Aral-Dju ikilisi. (Franculino Dju: 22 gol, 3 asist; Aral: 12 gol, 21 asist) Müthiş ikili Trabzonspor forması altında bu sezon çok can yakar.

Dju ilk maçında golünü de attı. Artık Onuachu sakatlandığında 'eyvah' demeyecek Trabzonspor taraftarı! Çünkü Dju var. Bu arada Fabinho'nun savunma yardımını beğendim. Oyunun savunma yönünde de dik duran bir oyuncu Fabinho... Trabzonspor'un etkili oyunu ikinci yarıda da devam etti. Muhammed Salah'ın Muçi'ye asisti ile tabelayı 4-0'a getirdi Fırtına. Dju, 78'de skoru ilan etti ve ilk maçında gol siftahı yaptı. Trabzonspor çok iyi bir takım. Salah, Trabzonspor'un gücüne güç kattı. Doğru ve güçlü bir oyunla Trabzonspor'un sahada neler yapabileceğini dün gördük. Hoca arayışları sürüyor. Ama unutulmasın ki, yabancı teknik adamla bizim ligimizde başarı zor. En yakın örnek Mourinho! O yüzden Hüseyin Çimşir'e süre vermek, şans tanımak lazım diye düşünüyorum. Bu arada üst üste ikinci kez Avrupa Şampiyonu olan (Filenin Sultanlarını) A Milli Kadın Voleybol Takımımızı da yürekten kutluyorum. Helal olsun size!

İtaliano hocalık dersi verdi

Çok keyifli bir derbi izledik. Fenerbahçe de Beşiktaş da maça yüksek tempoda başladı. İki takım da hızlı top çevirdi. Ama risksiz bir oyun ön plandaydı. Derbide tüm gözler Vedat Muriç ve Vlahovic'teydi. Ancak Vlahovic'i Skriniar; Vedat Muriç'i de Emirhan çok iyi marke edince; iş savunmacılara düştü. İlk 45'te Fenerbahçe'nin golü Milan Skriniar'dan gelirken; Beşiktaş'ın beraberlik sayısını da Rıdvan Yılmaz kaydetti. Beşiktaş'ın yediği golde Agbadou'nun büyük hatası vardı. Beşiktaş'ın attığı golde ise Trossard'ın asisti jeneriklikti.

Beşiktaş'ta ilk yarıda Orkun Kökçü ve Vaclav Cerny etkisizdi. Derbide Beşiktaş'ın en etkili ismi Trosssard'dı. Fenerbahçe'de ise orta alanda Kante (ilk yarıda) iyiydi. Greenwood da klasını konuşturan isimlerdendi. Sonuç olarak kafa kafaya geçen bir ilk yarı oldu. İlk 45'te Fenerbahçe'nin bir isabetli şutu, Beşiktaş'ın da kaleyi bulan üç şutu vardı. İsmail Kartal, ilk yarının etkisiz isimlerinden İrfan Can Kahveci'yi kenara alarak, ikinci yarıya Kerem Aktürkoğlu ile başladı. Beşiktaş'ta ise sakatlık geçiren Rıdvan Yılmaz'ın yerine ikinci yarıda Kassoum Ouattara görev aldı.

İkinci yarıda da iki takım nefesleri kesti. Orta alanlar çok hızlı geçildi. Pozisyon zenginliği üst düzeyde olan bir derbi ortaya çıktı. Beşiktaş'ın Vlahovic ile yakaladığı bir gol pozisyonu var ki; Ederson karşı karşıya pozisyonda kalesinde devleşti. İkinci yarıda çok daha etkili olan, daha çok pozisyonlar bulan taraf Beşiktaş'tı. Beşiktaş çok organize, daha önce çalışılmış hücum aksiyonları ile Fenerbahçe kalesine çok rahat geldi. Beşiktaş oyunu tek kaleye çevirmişti ve 'gol geliyorum' demeye başlamıştı. Öyle de oldu zaten.

Beşiktaş atakları karşısında yaptığı muazzam kurtarışlarla takımını ayakta tutan Ederson, bu kez Vlahovic'in golüne engel olamadı. Fenerbahçe savunmasının dağıldığı bir anda Orkun Kökçü ceza sahasına girdi, bomboş pozisyondaki Vlahovic'e topu servis etti. Vlahovic de boş kaleye topu gönderdi. Beşiktaş'ta ikinci yarıda giren İlhan adeta civa gibi. Ele avuca sığmayan oyun stili ile Fenerbahçe savunmasını çok zorladı. Dünkü derbinin gizli yıldızı Trossard'dı. Arsenal'de de Trossard büyük maçları çok severdi. Dün de futbolu ile yıldızlaştı. Bir asist yaptı, bir şutu direkten dışarı çıktı, rakibi bezdirici kanat bindirmeleri ile tam bir Kartal gibi mücadele etti.

Sonuç olarak özellikle ikinci yarıda muhteşem oynayan Beşiktaş, derbiden zaferle ayrılarak şampiyonluk yarışına ağırlığını koydu. Fenerbahçe ise dördüncü haftada ikinci yenilgisini alarak taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattı. İtaliano; taktiksel hamleleri, cesur oyun anlayışı ve Beşiktaş'a oynattığı coşkulu futbol ile İsmail Kartal'a hocalık dersi verdi. Fenerbahçe dünkü derbide Talisca'nın yokluğunu çok hissetti. Muriç ve Lukaku, Beşiktaş savunmacıları arasında çok etkisiz kaldı. Bir sözüm de Kerem Aktürkoğlu'na! Kardeşim, Fenerbahçe Kulübü senin için yaklaşık 50 milyon euro'luk yatırım yaptı. Sen, rakibe ve hakeme itiraz etmeyi bırak, futbolunu oyna. Bu sinirli ruh halinle Fenerbahçe'ye katkıdan çok zarar veriyorsun. İlk yarıda başa baş bir mücadele ortaya koyan Fenerbahçe'nin, ikinci yarıda Beşiktaş karşısında tel tel dökülmesi Fenerbahçe taraftarını kahretti.

Macera filmi gibi OSCAR'LIK MAÇ!

G.Saray hücumda biraz daha becerikli olabilseydi, daha ilk yarıda farka giderdi. Başakşehir'in geriden oyun kurma sevdası başına iş açarken, Galatasaray'ın işini son derece kolaylaştırdı. Galatasaray, geriden oyun kurmaya çalışan rakibine tahrip gücü yüksek bir ön alan baskısı yaparak her topu kaptı. Kapılan her top, Başakşehir kalesinde gol tehlikesine dönüştü. Daha 33. saniyede kaleci Deniz ile Osimhen arasındaki düelloyu izlemeye başladık. Osimhen art arda şutları ile Başakşehir kalesini dövmeye başlamıştı ki, 'uzaylı golcünün' direkte patlayan şutu ile golü buldu Galatasaray. Osimhen'in füzesinde top üst direkte patlayıp çizgiyi geçti. Hakem Kadir Sağlam da VAR kararıyla golü verdi. Lige olağanüstü bir başlangıç yapan ve golleri ile rakiplerin adeta canına okuyan Osimhen, ilk yarıda Operi ile girdiği ikili mücadelede sakatlandı ve çıktı. Osimhen'in çıkışı ile Galatasaray'ın hücumunda bir enerji kaybı olurken, Başakşehir 'uzaylı golcünün' çıkışını fırsat bilip, Galatasaray kalesine gelmeye başladı. İlk yarının son anlarında Kemen'in ceza sahası sol çaprazından yaptığı sert vuruşu Uğurcan Çakır müthiş çıkardı.

Dün stoper bölgesinde maça başlayan Lemina'nın Davinson Sanchez ile uyumu çok iyiydi. Ama ilk yarıda sakatlık problemi yaşadığı için ikinci yarıda yerini Abdülkerim'e bıraktı. Batrakov, ilk yarıda hücuma büyük katkı verdi. İlk yarıda net bir gol pozisyonundan yararlanamayan Batrakov, verdiği akıl dolu pasları ile dikkat çekti. Ama ikinci yarıda etkisizdi Batrakov. Zaten yerini Leao'ya bıraktı. Uğurcan Çakır, ikinci yarıda da mucizevi bir kurtarış daha yaptı. Yine Kemen, yine Uğurcan Çakır! O ne kurtarıştı öyle Uğurcan! Bu arada pozisyonda Kemen ofsayttı. Hakem de bayrağını kaldırdı zaten. Osimhen'in adeta tek başına bir takım olduğunu dün bir kez daha gördük. Özellikle ikinci yarıda Başakşehir, Galatasaray kalesine o kadar rahat gelip, pozisyonlar buldu ki... Osimhen sahadaysa, rakipler için bir tehdit! Ve rakipler hep tedirgin ve teyakkuz halinde. Osimhen hem oynuyor hem takımını oynatıyor hem de rakibe korku salıyor. O yüzden Osimhen için 'uzay golcüsü' diyorum. Çünkü bugüne kadar gördüğüm hiçbir santrfora benzemiyor. Adeta tek kişilik bir ordu Osimhen!

Tam da Başakşehir'in oyunu tek kaleye çevirdiğinden söz ediyordum ki, Başakşehir penaltı kazandı. Hakem Kadir Sağlam, Sallai'nin Fayzullayev'e yaptığı harekete penaltı dedi. Eldor Shomurodov, skoru eşitledi. Okan Buruk'tan hemen Rafael Leao hamlesi geldi. O Leao da Başakşehir'in savunmasının kilidini hemen açtı. Leao, ceza sahasında Barış Alper'e jeneriklik bir pas attı. Barış Alper, Jakobs'u gördü. Jakobs da Torreira'ya servis yaptı. Atom Karınca da ağları gördü. Muhteşem paslaşmalar ve hazırlanış itibarıyla Avrupai bir gol attı Galatasaray! Lucas Torreira, bir gol, bir asistle maça damgasını vurdu. Ama Başakşehir'in atakları geriye düştükten sonra da devam etti. Davinson Sanchez'in kendi kalesine attığı golle skor tabelası yine değişti. Ey Umut Bozok! Oyuna daha yeni girmişsin. Leao'ya yaptığın o hareket nedir öyle? Yazık değil mi? Hakem Kadir Sağlam, haklı olarak direkt kırmızı kartını gösterdi Umut'a. Galatasaray'ın Gabriel Sara'nın ortasında bulduğu golü VAR Odası uzun süre inceledi. Pozisyonun içindeki Sanchez'in ofsayt olduğu kararı çıktı ve gol geçersiz sayıldı. Bu pozisyon tam 4 dakika incelendi. Gabriel Sara, harika bir serbest vuruş golü ile Galatasaray'ı 3 puana taşıdı. Gerçekten muazzam bir goldü. Galatasaray oynadığı etkili futbolla galibiyeti hak etmişti. Öyle de oldu zaten.