CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Bonservis Fenerbahçe kiralık Galatasaray!

Halil Dervişoğlu bir kez daha Galatasaray forması giyecek. Bir gün önce oyuncu hem Fenerbahçe hem de Galatasaray'a gitti. Menajerlerin ellerini ovuşturduğu 24 saatte futbolcuyu tekrar Galatasaray kiraladı. Aynı günün akşamında Fenerbahçe Başkanı Ali Koç şunu söylüyordu: "Bize menajerler önerdi. Oyuncu bonservisimi alırsanız Fenerbahçe'ye gelirim." Şimdi gerçek şu: "Satın alınsa Fenerbahçe'ye gidecekti kiralık olunca Galatasaraylı oldu.." Yani Halil'in 'Ben illa Galatasaray'a gideceğim' diye bir tercihi yoktu! Bu işlerde parayı kim verirse oyuncu rotasını ona göre çiziyor. Takımmış, renkmiş, sevgiymiş, bu tür sözler her futbolcu için geçerli değil. Profesyonel yaşamda zaten olmasın da... Bu kadar basit.

LA GAZZETTA DELLO SPORT'TAKİ MOSTAFA GERÇEKLERİ!
Mostafa Mohamed, dün Fransa'ya gittiği gibi geri döndü. 15 saatlik bir operasyon mutsuz sonuçlandı. Şimdi Galatasaray istemese de Mısırlı forvet ile yola devam edecek gibi! Bundan sonra Galatasaray ile Mohamed arasındaki ilişkiler ne düzeyde olur bilmiyorum ama transferin olmaması Galatasaray için iyi olmadı. Düşük performansı nedeniyle teknik direktör Fatih Terim'in düşünmediği oyuncu için söylediği bir söz aklıma geldi. Terim, La Gazzetta dello Sport'a 16 Temmuz'da verdiği röportajda "Birçok maç 120 dakika oynandı. Buna karşın kalite düşmedi. Örneğin ben, bizim Mısırlı forvetimiz Mostafa Mohamed'i maçları benimle izlemesi için davet ettim. Ona forvet oyuncularının nasıl orta saha oyuncuları kadar çok koştuğunu göstermek istiyordum" ifadesini kullanmıştı. İşte o günlerde söylenen bu sözler bugünlerin habercisiydi. Belli ki aradan geçen sürede Fatih Hoca'nın istediklerini yapamamış Mohamed...

KURTARICI GEDSON!
Bugünlerde yine transferde en çok adı geçen bir başka futbolcu da Gedson. Adamı hem Beşiktaş istiyor, hem Galatasaray... Şurada kaldı saatler! İki takım da istiyor. Beşiktaş tarafından gelen bilgilere göre Gedson, Beşiktaş ile anlaştı. Galatasaray son dakikaya kadar bu transferi kovalıyor. Sanki bedava adam! İki büyük takımın kurtarıcısı olmuş Gedson!

ÖZİL'İN SİNİRLERİYLE OYNANIYOR
Mesut Özil geldiği günden beri tartışılıyor. Bu kadar çok hakkında yorum yapılması onun bir dünya yıldızı olmasından dolayı... Normal yani. Fenerbahçe'de bir maçta kaptan oluyor bir maçta yedek... Bir diğer karşılaşmada ise tribünde oturuyor.. Pereira, Mesut Özil'i ekstra, özel bir futbolcu olarak görmüyor. Bunu net bir şekilde ifade etti. Özetle şu mesajı verdi: "Duruma göre oynatabilirim seni ama kulübede yanımda da oturabilirsin. Bunu sorun etme." Mesut fizik olarak hâlâ hazır değil. Eksikleri var. Ama kulübeden de hamle oyuncusu olmaz. Bu iş tatsız bir noktaya giderse şaşırmam. Yedek oturacağını sanmıyorum. ABD'ye giderse de şaşırmam!

Kendi kendilerine sorun yarattılar

MURAT ÖZBOSTAN sordu, GÜRCAN BİLGİÇ gündemi değerlendirdi

Genel olarak bakarsak Fenerbahçe'yi hazırlık maçlarında nasıl buldunuz? Artıları, eksileri nedir?
1- Geçen sezonlara göre oyun anlamında daha iyi değiller. Bunu sistemin değişikliğine de bağlayabiliriz. Aslında durduk yere, kendi kendilerine sorun yarattılar; bunu "gelişme" olarak açıklamaya çalışıyorlar, farkında da değiller. Oyuncu grubu sahada çok istekli oynuyor. Hepsi elinden geleni yapmaya çalışıyor. Pereira da Mesut Özil üstüne oyun kurmuyor... Takım kendi oyununu oynarken, Mesut'un bunun bir parçası olmasını istiyor. Dinamo maçı önemli bir test oldu. Takımın skor problemleri hâlâ devam ediyor. Pozisyona giriyorlar ama bir gol çıkarttılar. Buna karşın pozisyon verme sıkıntısı da devam ediyor. Yani defansif-ofansif sorunların sahibiyken, oyuna hükmetme, rakibi baskı altında tutma, önde şok pres özellikleri devam ediyor. Bu noktada kalmaları da önemliydi. Halbuki, oturması için zaman ve transfer gereken üçlü macerası yerine, takımın en iyi bildiği dörtlü düzeni geliştirip, belki de sadece tek santrfor transferi ile yollarına son sürat devam edebilirlerdi. Bunun yanlış olduğunu fark edecekler ama umarım geç kalmazlar.

SKORU OĞULCAN'A BAĞLAMAK YANLIŞ
2- G.Saray, Oğulcan Çağlayan için Tahkim'i istifaya çağırdı. Oğulcan olayı için görüşünüz nedir?
Hani o çok şikâyet edilen, küçük harflerle yazılmış maddeler vardır ya; Rizespor böyle bir manevra ile "Opsiyon tek taraflı değerlendirilmez" diye yazmış Oğulcan'ın sözleşmesine. Hukuk delile göre karar verdiğine göre, kararın Rizespor lehine çıkması kaçınılmazdı. Avrupa maçında lisans verilse bu kez 1 milyon 250 bin Euro alması gereken Rizespor mağdur olacaktı. Aslında Oğulcan'ın son maçlara çıkmadan, Galatasaray ile anlaşma yapması sırasında, iki kulüp masada buluşup daha uygun şartlarda da anlaşabilirlerdi. Tahir Kıran, Rizespor'un başına geçtikten sonra, bu uzlaşmacı tavır ile iki tarafı da memnun edecek ortamı hazırladı. Bravo… Durum tam tersi olsa, tazminat kararı Galatasaray lehine gelişseydi, bu kez itiraz sahibi onlar olacaktı. Tazminatı ödemesi gereken Oğulcan'dı. Galatasaray serbest kalan oyuncu ile sözleşme imzalarken bu riskleri de kabul edip transferi gerçekleştirdi. Fatih Terim veya yöneticiler PSV maçlarındaki skoru Oğulcan'ın oynamamasına bağlıyorlarsa, benim için inandırıcı değil.

ELBETTE MHK'YE GÜVENMİYORUM
3- Nihat Özdemir MHK'ye ve başkanına sahip çıktı. Siz sezon öncesi MHK'ye güveniyor musunuz?
Elbette güvenmiyorum. Önlerindeki ekrandan gördüklerini bile takıma ve o günkü algıya göre yorumlayan hakemleri var. Onları değiştirmediklerine göre, problemler de devam edecek. Hakemler karar verirken, "Şunu şampiyon yapalım, ötekini yapmayalım" demezler. Düdükler veya telsiz sesi "güçlü" kimse, onun için ses verir. Bu sezon en çok kimin sesi çıkar, algıyı yönetir, bu baskıyı oluşturursa, hakem kararlarını da arkasına alacaktır. Bakın geçen sene ligi tepede bitiren iki teknik adam, maçlardan önce veya sonra ne konuşmuşlar? Oyundan mı bahsetmişler, hakemlerden veya VAR'dan mı ?

PEREİRA TAKIMINI KURUYOR
4- Caner Erkin kararı için yorumunuz nedir? Pereira kadro dışı kararını performansına göre mi verdi, yoksa geçmişte yaşanan durumla ilgili mi?
Sadece Caner Erkin değil, Sinan Gümüş kararı da sistemin sol kanadında oynayacak iki oyuncunun tasfiyesi. Bir bakıma Pereira'nın istediği sol kanat oyuncusuna yer açtılar. İki oyuncunun da hazırlık dönemindeki yüz ifadeleri "mutlu" değildi. Yedek kalmak bu tecrübedeki oyuncular için can sıkıcıdır. Eğer oynatmayacaksa, başka takıma gitmesi takım için de en doğru karar olur. Çünkü şikâyetler başlayınca ortamın da huzuru kaçar. Buradan hareket edersek kulübedeki diğer dört isim; Ozan, İrfan Can, Mert Hakan ve Sosa da doğru yönetilmesi gereken krizin içindeler. Geçen sezonun en önemli oyuncuları, bu durumu saygı ile kabul etmekte zorlanabilir. Her şey bir yana Emre Belözoğlu döneminin de prensleriydi bu ekip. Pereira kendi takımını kuruyor anlaşılan.

Güle oynaya çıkarlar

Kulüpler Birliği ile TFF arasındaki mektuplara önceki gün bir yenisi daha eklendi. Yeni Başkan Ahmet Ağaoğlu ve 19 kulüp başkanı, isteklerini 4 madde ile sıraladı. En can alıcı nokta ise son satırlarda: "Gerekirse maçlara çıkmayız." Bir kere böyle bir şey olacağına ihtimal dahi vermiyorum. Markayı yönetmek TFF'nin görevi olsa da futbolun aktörleri kulüpler. Ama futboldaki en büyük sıkıntı nedir diye sorduğumuzda 'ekonomi' yanıtını alıyoruz. Ne yaptılar; Bankalar Birliği ile anlaşma... Neden yaptılar; çeviremedikleri borçları için... İşin en can alıcı noktası para olduğuna göre bunu yönetmeye talip olmak önemli bir cesaret... Geçmişe dair bu konuda bir başarı yok. Bugün bütün kulüpler borç rüzgarında sağa sola savruluyorsa bundan sonraki süreçte bu işi nasıl yönetecekler? Yabancı meselesine gelirsek… 8+6 yanlış bir karar… En iyi rakam, artısız 10 olmalıydı. 10 yabancı alırsın, kaçını oynatırsan oynat... Artı 6 gereksiz. Bu arada kulüpler sınırsız istiyor yine! Orta bir yol mutlaka bulunur. Ama sahaya güle oynaya çıkarlar…



KULÜPLER YANA YANA SAĞ BEK ARIYOR...

Beşiktaş'ta Ghezzal ile Rosier'in durumu hâlâ belli değil. İyi bir golcü alınmadı... Takımın yüzde 50'si gitti... Günler geçiyor... Beşiktaş yönetimi hem Ghezzal hem de Rosier'in kulüpleri ile sıkı pazarlıkta. Galatasaray da Fenerbahçe de sağ bek arıyor. Trabzonspor sağ bek (Bruno Peres) aldı... Demek ki sağ bek sıkıntısı var. Beşiktaş biraz kesenin ağzını açacak ve Rosier'i bitirecek. Bu durum Ghezzal için de geçerli. Bonservisi yüksek. Konuşulan çok rakam var. Galatasaray da Fenerbahçe de aportta bekliyor. Giden yüzde 50 için daha fazla zaman kaybetmemek lazım sanki!

BİR GRAM KREDİSİ YOK
Fenerbahçe, Pereira'yı takımın başına getirdi. Bu konuda suçlu yine medya oldu. Fenerbahçe yönetimi, 'Hocamızı itibarsızlaştırmayın' diyor. Kimse kimseyi itibarsızlaştırmıyor. Teknik adam için oluşan yüksek havayı yönetim ve başkan oluşturdu. Biz bir şey demedik. Herkes bu tercihin son 48 saat içinde yapıldığını bal gibi biliyor. Artık en zor iş Pereira'nın... Tribünler de açılıyor. Portekizli teknik adamın bir gram bile kredisi yok. Durum böyle iken de sürekli Topuk Yaylası'nın disiplin ve idman notlarını medya ile paylaşan Fenerbahçe, camiaya "Hocamız işinin başında... Çok çalışıyor" mesajını veriyor. Onu bunu bilmem de kaybedecek bir üç puanı bile yok Pereira'nın…

Fenerbahçe’nin yeni hocasını Özil belirler!

Trabzonspor transferde sağlam adımlar atıyor. Erken başladılar. En önemli avantajları ise takımın başında bir hocasının olması. Abdullah Avcı bir reçete yazdı, yönetim de uyguluyor. Galatasaray'ın şu an teknik direktörü yok. Fenerbahçe hoca arıyor. Şampiyon Beşiktaş, Sergen Yalçın ile masada. Burak Elmas seçimi kazanırsa, Fatih Terim ile devam edecek.
Diğer adaylar için net bir yorum yapılamıyor. 23 Haziran'da yeni yönetim mazbatasını aldığı zaman ya Terim ya da başka bir teknik adam olacak. Mesela Yiğit Şardan'ın ekibi de Okan Buruk ile flörtte... Ne olursa olsun bu zaman kaybının faturasını kim ödeyecek?

Ali Koç, Emre Belözoğlu için risk almam deyip, yabancı bir hocaya risk haklarını kullanacak. Yerli de olsa yabancı da olsa Fenerbahçe'nin işi önümüzdeki sezon da zor! Yabancı teknik adamın ilk senesinde gelip bir takımı şampiyon yapması %35'lik bir ihtimal. Sayın Koç bu riski göze almış! Ayrıca Mesut Özil'in yeni teknik adam seçiminde aktif rol oynayacağını da düşünüyorum.
Bu nedenle de Alman bir teknik adam yüksek ihtimal.
Sezon biteli 19 gün oldu. Beşiktaş, Sergen Yalçın ile yeni mukavele yapmadı. Taraflar 'Hiçbir sorun yok" diyor. Kulisler ise farklı şeyler! İllaki imzalar atılacak. Ama biraz geç kalınmıyor mu? Bugün belki bir imza çıkar.

BİRAZ DA FUTBOL KULÜPLERİ AVRUPA'DA BAŞARILI OLSUN!
SON aylarda basketbolda, voleybolda, cimnastikte, atletizm, güreş ve halterde Türkiye büyük başarılara imza attı. Son olarak Anadolu Efes ülkemize EuroLeague'de büyük bir gurur yaşattı. Sırf eleştiri olsun diye 'Bu kadar tesis niye yapılıyor' şeklinde zaman zaman eleştiriler oluyor. Bu tesislerden her sene şampiyonlar çıkmaya başladı. Türk sporu son zamanlarda büyük bir atılım yaptı. 8 gün sonra Avrupa Futbol Şampiyonası başlayacak. Milli Takımımız da inşallah Türk halkına mutlu günler yaşatacak.

Dünya ve Avrupa'da sporla var olmak önemli. Bugün Anadolu Efes'in yaptığı tanıtımının maddi değeri de manevi değeri de oldukça yüksek. Geçmişte futbol kulüplerimiz de ses getirecek sonuçlar alıyordu. Özellikle iki sezondur başta büyük takımlarımız olmak üzere Avrupa'da nal topluyoruz. Şimdi yine transfer dönemine girdik. Transfer haberleri havada uçuşuyor. Oysa bakıldığı zaman kulüplerin kasasının tamtakır olduğu gerçek. Ben yine inşallah deyip temennide bulunayım. Umarız Avrupa'da başarılı olurlar. Bayrağı göndere çektiren tüm sporcularımıza teşekkür ederim.

Ya erken gol ya da stres ve panik!

Yarın büyük gün. Çok uzun ve yorucu bir maraton oldu. 21 takımlı ligin getirmiş olduğu maç yükü, futbolun bütün aktörlerini çok yordu. Beşiktaş ipleri elinde tutan takım. Avantajı da hâlâ cebinde. Durum böyle iken siyah- beyazlı takımın önündeki tek engel stres ve panik. 4-5 haftadır bu hastalık var. Özellikle Sergen Yalçın'ın kaybedilen 2 maç sonrasındaki düşük yüz ifadesi ve iddialı olmayan söylemleri camianın gardını düşürdü. İzmir'de de bu görüntü devam ederse Beşiktaş kâbus görür. Göztepe maçında istenen galibiyetin gelmesi için Beşiktaş'ın erken golü bulması ve rahatlaması şart. Karagümrük maçında yüzde 500 aranan Atiba'nın hem oyuncu hem de kaptan olarak sahaya dönecek olması Kartal'ın maçtaki büyük avantajı. Ne Necip ne de Dorukhan bu boşluğu doldurdu. Yüzde 90 verdiğim Beşiktaş'ın şampiyonluk oranını yüzde 70'e indirdim ama…

***

G.Saray kaybederse karalar bağlamaz

Galatasaray'a yılın fırsatını hem Beşiktaş hem Fenerbahçe verdi. Sarı-kırmızılılar, Beşiktaş'a göre daha rahat olan taraf. Şampiyon olamazsa da karalar bağlamaz. Galatasaray'da Babel, Taylan, Gedson formda. Santrfor kim oynasa golünü atıyor. Derbi galibiyeti Galatasaray'ı açıkçası havaya soktu. Başkan Mustafa Cengiz'in sessizliği, Florya'nın dış dünyaya kapanması, Fatih Terim'in tam konsantrasyonu Galatasaray'ın kupayı ucundan tutmasına neden oldu. Sarı kırmızılı takımın en büyük kozu Terim.. Çünkü Kurt Hoca, yılların tecrübesiyle Süper Lig'in havasını en iyi koklayan ve bu ligin kodlarını çok iyi bilen isim.

***

Yapılan kötü bir anlaşma değil

İstanbul'daki Şampiyonlar Ligi finali bizden alınarak Porto'ya verildi. Bu haberin detaylarını 3 gün önce bu sayfalarda ve sabah.com.tr'de okudunuz. Ayrıca giden final yerine de 11 Ağustos'taki Süper Kupa finalinin Türkiye'ye verildiğini ve 2023'te ise Şampiyonlar Ligi finalinin İstanbul'da olacağını okudunuz. Dün UEFA, SABAH Spor'un yazdığı gibi finalinin Porto'ya alındığı resmen açıkladı. UEFA Süper Kupası Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ta oynanacaktı. UEFA önümüzdeki günlerde finali oradan alacak ve Türkiye'ye verecek. Vakaların da hızla düştüğü ve yaz ayları düşünüldüğünde Süper Kupa finalinin İstanbul'da seyircili oynanması özellikle turizm için de iyi olacak. Cumhuriyetimizin 100. yılında 2023'teki final de düşünüldüğü zaman UEFA ile yapılan anlaşmanın kötü olduğunu düşünmemek lazım. Eğer bir final alınıp sadece Süper Kupa verilseydi o zaman iyi bir tarafı olamazdı. Ayrıca suyu bulandırıp ortalığı ayağa kaldıran ve her türlü çirkinliği yapan İngilizler'in de ne kadar terbiyesiz olduklarını bir kez daha hatırlatalım.

Uilenberg’in masalları!

Merkez Hakem Kurulu Eğitim Danışmanı Jaap Uilenberg uzun uzun anlatmış... Konuşmalarını dinleyince insanın şaşırmaması mümkün değil. Aylardır kulüpler, başkanlar, teknik adamlar, futbolcular boşu boşuna ortalığı yıkıyor. Uilenberg özellikle yabancı hakem tartışması için, 'Yabancı hakemlerin başka ülkede görev almasını desteklemiyorum. Yurt dışından hakem getirdiğinizde kendi hakem yapınıza zarar verirsiniz. Yabancı hakemler de hata yapabiliyor. Fark, insanlar yabancı hakemlerin yaptığı hataları daha kolay kabul ediyor' diyor.

TÜRK HAKEMLERE NİYE YABANCI EĞİTMEN VAR?
Türk hakemlerine neden yabancı bir eğitmen ders veriyor? Madem yabancı hakeme karşı beyefendi, o zaman kendisine de gerek yok. 10-15 bin Euro maaş alıp, Türk hakemliğine ne verdi!T artışmalar mı azaldı? Hayır… Başarı grafiğini mi yükseltti? Hayır… Uilenberg yerine Türkiye'de eğitim danışmanlığı yapacak eski Türk hakem yok mu! Elbette var... Ama UEFA'da lobi yapsın diye de para ödüyoruz. İngiltere, Almanya,İ spanya ve İtalya gibi liglerde hakemlere yabancı eğitmen mi ders veriyor?

BAZI ÜLKELERDE BU İŞİ YAPIYORLAR AMA...
Veren ülkeler var tabi. Yunanistan MHK'sında Eylül 2020'den bu yana İngiliz Mark Clattenburg görev yapıyor. Daha önce de bir Portekizli getirmişler... Romanya'da Yunan Kyros Vassaras var. Rusya'da Macar Viktor Kassai danışmanlık yapıyor. Belçika hakemlerini İngiliz David Elleray eğitiyor. Japonya, İngiliz Ray Olivier ile 3 yıldır çalışıyor. Onlar da bakmış bu iş iyi bir şey değil. Şubatta Japonya, Olivier ile yollarını ayırmış. Ülkeler ve ligler dikkatinizi çekmiştir herhalde!

'KÖTÜ' DERSE KENDİSİ DE KÖTÜ EĞİTMEN OLACAK
Hakemlerin kötü olmadığını ifade eden Ulienberg bakın ne demiş: 'Buradaki hakemlerin hepsinin adil olduğunu düşünüyorum. Bence şu ana kadar hakemlerin performansları iyi. VAR hakemleri de insan. Ekran önünde hata yapabilir. Ekran başındaki de insan.' Tabi ki hepimiz insanız. Sahadaki hakem bir pozisyonda zaten hata yapıyor. Bunu da normal karşılıyoruz. Ama bazen öyle şeyler yapıyorlar ki normal nasıl karşılansın… İnsanlar boşuna mı çıldırıyor. Sezon başından beri hakemler için kim iyi diyebilir? TFF Başkanı Nihat Özdemir bile hatalardan dolayı dertlenirken, uykuları kaçmıyor mu? Ulienberg 'İyi' diyor. Tabi 'İyiler' diyecek. Sonuçta bu hakemlere eğitimi o veriyor. Kötü mü diyecek yani! Kötü derse kendisi de kötü olacak!

10 DEFA POZİSYONU İZLEYİP HATA YAPAMAZ
VAR başındaki hakem insan ama sahadaki bir kere izliyorsa o 10 defa izleyebilir, durum böyle iken hata da yapamaz! Buna lüksü yok. Önlerinde teknoloji var. 'Onlar da insan hata yapabilir' mantığı ile yaklaşmak fazla duygusallıktır. Türkiye'de hakemlere futbolculardan çok daha önemliymiş gibi davranıldığını anlatan Ulienberg, 'Aslında oyuncular hakemlerden daha önemlidir. Maç sonu oyunun kalitesi yerine hakemlerin performansı konuşuluyor' diyor. Hakem hata yapıyorsa, can yakıyorsa tabi ki konuşulacak. Bundan doğal ne olabilir ki! Eğer hakem iyi yönetiyorsa o zaman hakem konuşulmuyor zaten. Konuyu sulandırmak gereksiz! Özetle Uilenberg için para şahane, gerisi hikâye…

İyi ki tribünlerde taraftar yok!

Her sezon yarış olurdu da böylesi pek görülmezdi. Artık sahayı bir kenara bırakan kulüpler, sosyal medya ve basın üzerinden taraftarlarını yönetmeye çalışıyorlar. Açıklamalara ve sözlere bakarsak, birbirlerine selam bile vermemeleri lazım. Ama yeri geliyor Kulüpler Birliği toplantılarında şakalaşıyorlar. Ortada ters bir durum var. Ya da 'Şampiyon olmak için her yolu denemek lazım' mantığının getirdiği bir eylemi yapıyorlar. Çünkü bilirsiniz en çok duyduğumuz şey "Aynı gemideyiz" lafı. Gemi delik deşik olmuş. Allah'tan batmıyor, bir şekilde yüzmeye devam ediyor! Son zamanlarda yaşananların Avrupa'da eşi benzeri yok. Hakaretlerin havada uçuştuğu bir dönemde dua etsinler ki tribünler boş. Aksini düşünmek istemiyor insan. Sosyal medya denen yerde unutmayalım ki genç insanlar çoğunlukta. Bu açıklamalara imza atan insanlar ise baba, dede, amca yaşlarında. Bu kuşağa bu kadar zarar vermeyelim. Şimdi iki insan futbol konuşmaya başladı mı iş sahadan çıkıyor. Eski tartışmalarda bir tatlılık, bir güzellik vardı. Bugün gerilime dönen sohbetler var hayatta. Maçlar böyle kazanılmaz. Futbolun aktörleri teknik adamlar, futbolcular ve sonra da taraftarlardır. Şu rol çalma işini bir kenara koyalım.

***

TARİHİ BİR OLAY VE TARİHİ BİR ADIMDIR



Genç sporcuların en büyük hayali ülkemize madalya kazandırmak. Ama bir kritik nokta daha var: Ay-Yıldızlı bayrağımızı göndere çektirirken gelecek adına bir meslek edinmek, okumak. Devlet yine büyüklüğünü gösterdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde dün düzenlenen Milli Sporcu Bursu Tanıtım Toplantısı tarihimiz için önemlidir. 'Eğitim mi, spor mu?' ikilemi sorunu ortadan kalkmıştır. Sporunu yaparken yüzde 100 burslu okuyacak bir sporcu; yarınların da mühendisi, doktoru, pilotu olacaktır. Bu açıdan spordan ya da eğitimden feragat etme dönemi kapanmıştır. Sporun ekonomisi ve altyapısıyla ilgilenen, tesisleşme kadar sporcu yetiştirirken sosyolojisine ve psikolojisine de inanan, bunun için büyük mesai harcayan devlet büyüklerimizi kutlar, minnet duygularımı sunarım.

***

AMAN DEĞİŞTİRMEYİN BOZUK DA OLSA OYNARIZ!



Sahaların durumuyla ilgili SABAH SPOR olarak 2 gündür önemli haberlere imza atıyoruz. Bu konuda en çok Futbol Federasyonu suçlanıyor. Kulüplerimiz önce transfer sonra da birbirleriyle yaşadıkları çatışmalar nedeniyle maçlarını oynadıkları zeminlere iyi bakmıyorlar. Aslında TFF yetkisi gereği zemini kötü olan statlardaki maçları başka yerlere kaydırabiliyor. Bununla ilgili alınan birçok karar da var. Fakat Süper Lig ve TFF de bu bir sorun. Zemin kötü bile olsa saha değiştirmeye hiçbir kulüp yanaşmıyor. Böyle bir karar aldığınız anda da telefonlar susmak bilmiyormuş; "Niye bizim stadımız değişiyor?" O zaman bu zeminlere daha iyi bakın. TFF de denetimleri sıklaştırsın.

***

BİR DEVİR KAPANIYOR...

Şampiyonlar Ligi son 16'da bu hafta oynanan 4 maç bize bir kez daha gösterdi ki futbol genç oyuncuların, özellikle de hızlı ve atletik isimlerin oyunu artık. Son 15 yıla damga vuran Messi- Ronaldo rekabeti artık sona ermek üzere. Bu hafta Messi de kaybetti, Ronaldo da. Kazanan iki genç isim, Paris Saint Germain'den Mbappe ve B. Dortmund'dan Haaland. İkisi de hızlı, ikisi de güçlü. 2015'ten beri Şampiyonlar Ligi kazanamayan Barcelona da tüm Avrupa'ya 'kulüp nasıl kötü yönetilir? Dünyanın en iyi futbolcusu kadrosundayken bile nasıl her sezon Şampiyonlar Ligi'nde fiyasko yaşanır?' bunu öğretiyor. Barcelona'nın başkanı, yönetimi yok, borcu 1 milyar Euro civarında. Messi de sezon sonunda kontratı bittiğinde gemiyi terk edecek. Ronaldo'nun ise gelecek sezon Juventus'ta kalması zor ihtimal. Futbolda bir devir kapanıyor.

Kalitesi FB ve GS’den daha iyi

Beşiktaş ligin tartışmasız en iyi futbolunu oynayan ekibi. Maçlarını izlerken keyif, tat ve zevk alıyorsunuz. Ne Galatasaray ne de Fenerbahçe... Üç takım, aynı puanda ama oyun kalitesi olarak Beşiktaş bu iki takımın çok çok üstünde. Kupada zor geçen bir maç sonrası tur atlayan siyah beyazlı ekip, Ankara deplasmanında da çatır çatır oynadı. 1, 2 derken 3. golü de aradı ve buldu. Dükkanı kapatmadı. Kısacası üstüne yatmıyor skorun. Bunu yapan çok takım olduğu için Beşiktaş her futbolseveri şaşırtıyor.
Birkaç maddeyle de maça bakalım:
1- Sergen Yalçın elindeki kadroyu muhteşem kullanıyor. Galatasaray ve Fenerbahçe'ye göre o kadar şanslı da değil. Ama Sergen Yalçın, dün de Dorukhan'ı sol bek oynattı.
2- Cenk Tosun, Beşiktaş'a güç kattı. 3 şut denemesinde 2 gol bulması önemliydi. Küçük bir gözdağı da oldu takım arkadaşlarına. Aboubakar var ama Beşiktaşlılar'ın gözü artık arkada kalmaz. İkisi de oynar.
3- Sergen Yalçın ile yönetim hemen yeni sözleşme yapmalı. Bu sözleşme meselesi kapanırsa bundan sonraki maçlarda bir daha gündem gelmez. Hatta güzel bir tören de yapılmalı.
4- Larin yoruldu. Beşiktaş'ı taşıdı, goller attı ve asist yaptı. Daha diri olsa da biraz artık dinlenmeli. Beşiktaş için önümüzdeki haftalar dinlenmeye müsait olacak.
5- Nihayet bir maç sonrası hakem konuşulmadı. Yaşar Kemal Uğurlu harika bir maç yönetti. MHK'ye nefes aldırdı.
6- Ligde ilk golünü G.Birliği'ne karşı atan Ghezzal'ın vuruşu nefisti. Bu gol yılllarca hafızalardan silinmez.

Buyurun yönetin Galatasaray’ı!

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz bir gün önce imza töreninde çok şey söyledi. Sayın Başkan göreve geldiği günden beri kendi camiasının hedefindeki bir isim. Cengiz, "Haziranda biz olmayabiliriz. Biz devam edersek ki etmeyeceğiz gibi gözüküyor. Çünkü haziran ayında ibra etmeyecekler. Ne yalanlar ne kurgular" dedi. Bu sözler ağır bir sitemdi. G.Saray'ın en zor zamanlarında muhalefet olarak tarif edilen insanlar her zaman hiçbir şeyi beğenmeyen, eleştirmekten öte elini taşın altına koymayan insanlardır.

Madem iyi G.Saraylı'sınız, Galatasaray'a gelir getirecek bir projeniz varsa ya da sponsor olacaksanız seçimi beklemeyin. 15-20 yetişkin toplanmış sosyal medyada "İbra etmeyeceğiz" diye yaramaz çocuklar gibi gürültü yapıyorlar. Buyurun size hodri meydan. Cengiz, "Hazirandan sonra yokum" diyor. Çıkın G.Saray'ı yönetin. Hayatlarında iki yumurta kırmamış insanların, önlerine gelen her tabağı eliyle itip beğenmemesi bir garip doğrusu.

ÜÇ İYİ OYUNCU DA GEÇEN SEZONDAN
Fenerbahçe fıstık gibi kadro yaptı ve şampiyonluğun 1 numaralı favorisi olarak gösterildi. Bu söyleme Başkan Ali Koç olmak üzere herkes itiraz etti ve medyayı suçladı: "Bizim favori gösterilmemiz bir oyundur, sakın inanmayın." Oysa taraftar çok inanmıştı. Bugün gelinen noktada taraftarın inandığı şampiyonluğa takım ne kadar inanıyor sorgulanmaya başlandı. Dünya kadar oyuncu alınan bir kulübün en iyi 3 futbolcusu hâlâ geçen sezondan devam eden; Altay, Ozan ve Gustavo ise zaten söyleyecek de fazla bir söz yok.

Phillip Cocu, Erwin Koeman, Damien Comolli (Sportif Direktör), Ersun Yanal, Tahir Karapınar ve Erol Bulut... Son 2.5 sezonda ender görülebilecek bir tablo. Giden gelen oyuncuları yazsak buraya sığmaz zaten. Şimdi de Erol Bulut tartışılıyor. Fenerbahçe'nin bu saatten sonra yapacağı en iyi şey Erol Bulut'a destek vermek. Sonuçta ligde nefes nefese devam eden bir yarış var. Kim ne derse desin en iyi kadroya sahip takım da Fenerbahçe...

Bir Mesut Özil analizi!

Mesut Özil artık F.Bahçe'nin formasını giyecek. Transferi sadece Fenerbahçe taraftarını değil tüm futbolseverleri de oldukça heyecanlardırdı..
Durum böyle iken son günlerde transferine dair fazlasıyla yorum ve analiz var.. Bunu Fenerbahçeliler bir kıskançlık olarak yorumluyor.. Diğer takımların taraftarları ise Mesut'un Fenerbahçe'de başarılı olma ihtimalini görmüyor.. Her şeyi zaman gösterecek ama ben de birkaç satır cümleyi madde madde yazmak istedim:
1- MESUT ÖZİL Türkiye'ye gelmiş kariyeri en parlak oyunculardan biri..
(Drogba, Roberto Carlos, Guti, Sneijder aklıma gelenler) Dolayısıyla transferiyle ilgili küçük düşürücü, itibar zedeleyici ifadeler kullanmak yanlıştır. Kıskançlık yapmaya gerek yok.
2- MESUT'UN kariyeri için Arsenal'dan Fenerbahçe'ye transfer olması 3-4 basamak aşağı inmesidir. Yani kariyerinde geri bir adım atmışdır.
Bu yanlış bir yorum değildir.
3- FENERBAHÇE bu transferle global bir marka olmak açısından dev bir adım atmıştır. Bugün dünyada birçok insan Fenerbahçe'nin adını duymuştur. 26 milyon takipçisi olan bir oyuncuyu transfer etmek markalaşma ve ekonomik açıdan büyük bir kazanımdır.
4- ARTIK sahada konuşacak olan Mesut'tur.. Kariyerinde ya altın bir sayfa açar ya da daha geriye gider. Sorumluluğu çok fazladır..
5- BURAK YILMAZ'IN Mesut için "Başarılar dilerim.. Ama milli formayı giyen yıldızları bana sorun" cümlesi saçmalıktır.. Mesut Özil de ona, "Ben Türkiye'nin milli formasını giymedim ama senin giydiğin dönemdeki skandalları çok okudum" dese ne olacak! Konuşurken dikkatli olmak lazım.
6- BU Fenerbahçe'yi Mesut Özil uçurur demek hayalciliktir. Bu kadar yavaş ve ağır hücum eden bir takımın oyun kurgusu da değişmelidir. Yoksa birkaç Mesut Özil gelse de bir şey değişmez.
7- MESUT'UN gelişi Erol Bulut'ta stres yaratır mı? Evet! Bulut'un işi artık daha zordur. Bu süreci iyi yönetemezse kendisi gider.
8- MESUT ÖZİL kariyeri boyunca kazandığı büyük rakamlar hep konuşuldu. Fakat onun ne kadar yardımsever bir insan olduğunu da unutmayalım.
Okuttuğu çocuklar, ameliyat ettirdiği insanlar ve mültecilere yaptığı gıda yardımları.. Bunun için de onu bir kez daha alkışlıyorum..
Özetle durum budur…