CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Önce Milli Takım...

Riva'da dün önemli bir toplantı daha yapıldı.. 6 saat süren görüşmede birçok konu masaya yatırıldı. Toplantının başlığı için "Kördüğüm" demek yerinde olur. Çünkü taraflar hiçbir konuda anlaşma sağlayamadı. Yeni sezonun başlangıç tarihi için kulüpler 11 Eylül'ü işaret etmiş, TFF ise 21 ya da 28 Ağustos tarihi üzerinde durmuştu. Dünkü toplantıda bu tarihler konuşulsa da kimse taviz vermedi ve bir tarih açıklanamadı. Kulüpler, "Dinlenmek istiyoruz.. Oyunculara izin lazım" diye diretti. Şenol Güneş'in yaptığı çalışmaya göre liglerin nisan sonu gibi bitmesi planlanıyor. Güneş, EURO 2021'e güçlü girmek istiyor. Yani uzun süreli bir kamp ve bol hazırlık maçı. Tabi ligin nisan sonu bitmesi için, hafta içi de maçların oynanması gerekiyor. Takvim çok sıkışık. Önümüzdeki hafta bu konu tekrar gündeme gelecek. Elbet orta bir yol bulunacak... Ligin tarihinin ağustosta başlaması gerekiyorsa başlamalı; burada önemli olan Milli Takım'dır.

Altyapıdan 2 oyuncu direkt 11'e girecek
Yabancı meselesi sakız gibi uzadı. Aylardır üzerinde bir çalışma var ama uzlaşma olmayan bir konu.. Galatasaray sınırsız yabancı olmasını istiyor. Bu konudaki fikri net! Diğer kulüplerin fikri ise tam belli değil.. Bir gerçek var ki 3 yılda bu rakam kademeli olarak düşecek. 12-10 ve 8... Formül kısmına girmeyeceğim ama 2020- 2021'de 12 yabancı olacak. Sahada 8… Sonraki süreçte yavaş yavaş inecek. Ama burada önemli bir nokta var. Bundan sonra kulüpler altyapıdan 2 oyuncuyu 11'e direkt koyacaklar. Bu rakam 1 ya da 2 olacak. Bunun da pazarlığı sürüyor. Ne kadar formül üretirseniz üretin önemli olan yöneticilerdir. Bakın Falcao sakat. Bu sezonun çoğunda sakattı. Şimdi Galatasaray Kolombiyalı oyuncuyu biri alsa da kurtulsak havasında. Buna benzer yüzlerce örnek var.

3 Ağustos'ta başlar 5 Ekim'de de biter
Transfer dönemi çok merak edilen bir konu. Her dönem taraftarın çok ilgisini çeker, yönetime baskı kurarlar: "Şu takım bunu aldı bu takım bunu alıyor" İşte bu dönemin tarihi için de dün 3 Ağustos gündeme geldi.. Yani liglerin bitmesinin ardından Türkiye'de transfer başlayacak ve 5 Ekim'de bitecek. Hayırlı olsun! Borç çok ama bol kasadan harcamaya devam edin.

TFF izlemesin müdahale etsin

MHK Başkanı Zekeriya Alp, 8 haftalık maç periyodu başlamadan önce yayıncı kuruluşa çıkıp hakemleri "Futbolculardan daha hazırız…" diyerek, öve öve bitirememişti… Riva'da nasıl hazırlandıklarını oynanan 3 haftada gördük. Üstüne basa basa vurgulamış, "Kararlarınız vicdanları yaralamasın, adaletli olun" vurgusu yapmıştık. Ne okuyorlar ne dinliyorlar ne de görüyorlar… Üç maymunu oynamaya devam ediyorlar! Şampiyonu da küme düşecekleri de göstere göstere belirliyorlar. Hiç çekinmiyorlar da..
Alp, bu hafta yanına Ünsal Çimen ve Oğuz Sarvan'ı alsın yine geçen hafta hakemlere söylediği "Çok iyisiniz, kimsenin lafını dikkate almayıp, bu şekilde devam edin" sözlerini bu sefer de kamuoyu önünde tekrarlasın. Trabzonspor, sezon başından beri hakemler konusunda en çok başı ağrıyan takım oldu. Buna rağmen mücadelesini sürdürdü, bugünlere kadar geldi. Futbolda klasik tabiriyle kaybetmek de var kazanmak da… Ama sizin maçınızın kaderini bir hakem belirliyorsa, o zaman ne yapacaksınız? İsyan edeceksiniz… Trabzonspor da bunu yapıyor. Kimi çevrelere göre bu bir abartı… Hatta öyle bir algı yarattılar ki "Siyasi güç Trabzonspor'un yanındaymış!" Onun için mi gizli gizli değil, çatır çatır doğranıyor. Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, geçen hafta "Operasyonlarla durdurulduk" dedi. Fenerbahçe sezon başından beri "Operasyon" diye bağırıyor. Şimdi geçen hafta Ankaragücü, bu hafta Yeni Malatyaspor hakemlerden dert yandı. Ama Kulüpler Birliği'nde 18 takım bir araya geldiğinde orta bir noktada buluşamıyorlar. Çünkü ayağına basılmayan sesini çıkartmıyor. Bundan sonra ne olur bilinmez… Çünkü TFF yönetimi çözüm bulamıyor, MHK Başkanı Polyannacılık oynuyor… Ligin altını da üstünü de hakem camiası şekillendiriyor. TFF Başkanı Sayın Nihat Özdemir bu gidişe 'dur' demezse yönettiği federasyonun kurulları kendisini töhmet altında bırakmaya devam eder.

Emek ve kalite

Atiba'yı yazmak lazım önce.. 200. kez Beşiktaş formasını giydi... Tüm maçlarında canla başladı oynadı... Çizgisini hiç bozmadı... Rakibine, en önemlisi kendisine her zaman saygı duydu. Her futbolcuya, her insana örnek gösterilecek bir yıldız, bir centilmen olarak Beşiktaş'ın tarihine şimdiden adını yazdırdı. Yönetim sözleşmesini bir yıl daha uzatacak mı bilmiyoruz ama aksi bir düşüncesi varsa da bundan vazgeçmeli. 37 yaşında da olsa Atiba bir yıl daha siyah-beyazlı renkleri büyük bir gurur ve aşkla temsil eder.
Beşiktaş'ın en fazla lig maçına çıkan yabancı oyuncusu unvanını da elinde bulunduran Atiba'yı bir futbolsever olarak tebrik ederim.
Umarım her takıma senin gibi yabancılar, senin gibi yürekli adamlar gelir. Biz de her zaman alkışlarız.
Maça gelirsek; Konyasporlu Hadziahmetovic küme düşmeme mücadelesi veren takımına ihanet edercesine kırmızı kartla oyundan atılınca Beşiktaş rahatladı. 15. dakikadan sonra rakip 10 kişi kalınca, Sergen Yalçın geldikten sonra iyi organize olan ve coşkulu oynayan Kartal, maçı aldı götürdü. Çok mu iyi oyna hayır! Ama eksikliklerini hissettikleri kalite, yavaş yavaş Beşiktaş'ın damarlarına girmeye başladı...
Adem'in yokluğu sıkıntı olur mu derken Burak Yılmaz sahne aldı. Ceza sahası içinde kendini atışı kusurunun dışında bu ligin en büyük golcüsü olduğunu dün akşam boş tribünlere haykırdı. Maça konsantre olduğu taktirde hem oynuyor hem oynatıyor hem de atıyor. Genç Rıdvan'ın maçtan maça artan performansı da Sergen Yalçın'ın emeğiydi. Takıma değen bu emek, bu özen Beşiktaş'ın yolunu da tayin edecektir...

“Bırakmam seni” için 3 puan şarttı

BEŞİKTAŞ Başkanı Ahmet Nur Çebi, hafta boyunca televizyonlara çıkarak kulübün başlattığı kampanyayı tanıttı ve camiadan destek istedi. Geçen hafta Antalya yenilgisi sonrası sms'ler oldukça azalmıştı. Taraftar kulübüne destek veriyor ama bir yandan da takımının kazandığını görmek istiyor.
İşte dünkü maç hem Avrupa hem para hem de kampanya için önemliydi. Birkaç maddeyle maça bakalım:
1- BURAK alternatifsiz olduğunu gösterdi. Perdeyi açması Beşiktaş'ı maça bağladı. Belki geçen hafta Burak sahada olsaydı Antalya maçında o goller kaçmazdı.. Burak'sız Beşiktaş olmuyor..
2- GÖKHAN Gönül'ün sözleşmesi bitiyor.. Caner ve Gökhan için yeni sözleşme "Olacak mı olmayacak mı?" diye papatya falları açılıyor ama Gönül kalacak gibi.. Sergen Yalçın'ın yeni sezonda da kafasında olduğu gerçek ama Caner için bunu diyemeyiz.. Golü Beşiktaş'ı rahatlattı..
3- BEŞİKTAŞ kapalı savunmaları açamıyordu..
Yaratıcı oyuncu eksikliği ciddi bir sorundu.. Sergen Yalçın'ın pek yüzüne bakmadığı Adem 11'de sahaya çıktı..
Maçın önemli isimlerinden biri oldu..
Attı, attırdı..
4- HAZIRLIK dönemini verimli geçiremeyen Beşiktaş, dün sıcak ve nemli bir akşamda Denizli'de farka koşarken hem daha hazırdı hem de Avrupa umutlarını devam ettirdi.
5- RIDVAN daha pişecek. Bayağı pişecek.. Denizlispor genç oyuncuyu çok zorlamadı.. Şans bulması ona da Beşiktaş'a da umuttur.. Aynı duygularım kaleci Ersin için de geçerli.. Aynen devam gençler..
6- DENİZLİ ilk yarının son bölümü ve ikinci yarıda birkaç dakika hariç gücü kadar oynadı.. 10 kişi ile savun ma yapıp kontratağa çıkma hayali kurmuştu.. Bir gol bulmaları bile şanstı..
NOT: Tüm babaların babalar günü kutlu olsun. Rahmetli babamı da sevgiyle, özlem ve minnetle anıyorum...

Zorlu zirvesinden ihraç günlerine...

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Türk futbol tarihine geçecek eylemlerine devam ediyor… TFF Başkanı Nihat Özdemir'i söylediği bir cümle nedeniyle kulüpten atmaya karar veren Koç ve ekibi, aslında Aziz Yıldırım döneminin isimlerini bir bir uzaklaştırıyor. Nihat Bey, ihraç edilmesine fırsat vermeden istifa etti. Tartışmaları da bir kalemde bitirdi. Şimdi, Ali Bey'in söyleyeceği ya da gündeme taşıyacağı yeni şeyler neler, onlara bakmalı! Yaşananlar Türk Futbolu adına üzücü! Bu iki isim 2010-11 döneminde kader birliği yaptı. UEFA'ya bile birlikte gittiler, et ve tırnak gibiydiler. Bir cümleye bu kadar alınıp camiayı ayağa kaldırmak yerine, öncesinde olduğu gibi Zorlu'ya Nihat Bey'in ofisine gidip konuyu konuşabilirdi. Hatırlıyor musunuz Nihat Bey'in Zorlu'daki ofisinde Zekeriya Alp, Semih Özsoy ve Ali Koç, Nihat Bey'le bir araya gelip Fenerbahçe'nin hakem şikâyetlerini masaya yatırmışlardı. O günlerde Nihat Bey'e, "Bir TFF Başkanı özel ofisinde nasıl bir kulüp başkanına izahat verir. Zekeriya Alp'i oraya nasıl çağırır" diye ağır eleştiriler yapılmıştı. Nihat Bey suçlu, Ali Koç ise kahraman gibiydi. Nihat Bey kamuoyuna olayı izah etmeye çalışırken Fenerbahçeli değil miydi! F.Bahçe yönetimi sosyal medya mesajlarına göre TFF Başkanı'nın kulüple ilişkisini kesti. Bunun artıları ya da eksileri ne olacak zaman içinde göreceğiz. Ama bir gerçek var ki bir kapı açılmıştır. Yönetimler değiştiğinde gelen başkanlar gidenler için disiplin yönetmeliklerini devreye sokarlarsa hiç şaşırmam artık!

Türkiye olunca balta çıkıyor!

Koronavirüs günlerinde futbol ekonomisi dibe vururken, UEFA'nın Finansal Fair Play kurallarında esneme yapması ve kulüplere kolaylık sağlaması bekleniyordu. Borçsuzluk evrakının bir ay ötelenmesi dışında UEFA'dan nefes açıcı bir paket gelmedi. Trabzonspor bu sezon Süper Lig'in yönetim katında en organize olan, en iyi yönetilen kulübü.. Başkan Ahmet Ağaoğlu yıllık maaş bütçesini "20 milyon Euro'nun altına düşüreceğim" dediğinde çok insan inanmadı buna. Düşürse bile o takımın yarışta olmayacağını iddia ettiler. Bugün gelinen noktada 16 milyon Euro takım bütçesiyle Avrupa'da şampiyonluk yarışı veren bir başka takım bulamazsınız.. Bir yıl men cezasına karşı Trabzonspor yönetimi çok iyi savunma hazırlamalı ve CAS'tan da hakkını almalı..
Bizim kulüplerimizin borcu yok demiyorum.. Bugüne kadar çok iyi yönetildiklerini de söyleyemem. Ama iş men cezası vermeye gelince, UEFA'nın ilgili kurullarının baltası sadece bizim için topraktan çıkıyor. Oysa ki Avrupa'da borç batağında yüzen onlarca kulüp var!.. Başka ceza açıklandı mı? Hayır! Bu arada saha içindeki rekabet sonuna kadar olmalı iken bir Türk kulübünün aldığı cezaya diğer takım taraftarlarının sevinmesi hatta alkış tutması akıl alacak bir durum değil. TFF Başkanı Nihat Özdemir geçmişte bu cezayı alan tüm kulüplere verdiği desteği Trabzonspor için de yineledi ve linç yedi... Özellikle de bir grup F.Bahçe taraftarından! Ligin başlamasına sayılı günler kala ortamı germenin özellikle de sosyal medya üzerinden bunu yapmanın gereği yok.

Basınıyla, sponsoruyla UEFA ile SALDIRI!

2010 Dünya Kupası'ndan bu yana gencecik yaşta Alman Milli Takımı maestrosu olan Mesut Özil'e aylardır bir mobing uygulanıyor. O bitti şimdi sponsorlara baskı yapılıyor bir bir yıldız futbolcuyu bıraksınlar diye... Alman basını zaten sürekli, "Nereden Mesut'a vursak" diye aportta bekliyor. Hedef; oyuncuyu yok etmek... Daha önce de yazmıştım; yıllar önce Türk Milli Takımı'nı seçmediği için zamanında kendi ülkesinden eleştiri alan ancak yetiştiği Alman Milli Takımı'nın forması için de elinden geleni yapan Özil'e, Almanların bu yaptığı ikiyüzlülük ve büyük bir vefasızlıktır.
Oyuncunun Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkanıyla bir araya geldiği an sonrası başlayan saldırılar 2.5 yıldır hız kesmeden devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkesinin sanatçısı, edebiyatçı ya da sporcularıyla bir araya gelmesi dünyanın her yerinde normal bir durum iken, Almanya Milli Takımı'na, bayrağına hizmet eden bir futbolcuyu önce manevi sonra da ekonomik olarak yıpratmaya çalışmak Türkiye'ye yapılan bir çirkinliktir.

Lafla dostluk olmaz
Dün akşam saatlerinde de UEFA, Trabzonspor'u Avrupa'dan 1 yıl men etti. Tabi daha tam detaylarını bilmiyoruz. Ama insanın aklına her şey geliyor! Geçtiğimiz günlerde de İstanbul'daki Şampiyonlar Ligi Finali için Avrupa basınında bir sürü olumsuz haber çıkarttılar. Bu arka arkaya yaşanan gelişmelere bakarsak, UEFA'nın da bu süreçte çok masum olduğunu düşünmüyorum. Türkiye Futbol Federasyonu herhalde bu süreçte Trabzonspor'un yanında yer alacaktır. Özellikle UEFA Yönetim Kurulu Üyesi Servet Yardımcı bu süreci çok yakından takip etmeli... Gerekirse Kulüpler Birliği de Trabzonspor'a her türlü desteği vermelidir. Lafla dostluk olmaz...

Geçmişten ders alın geçmişte kalmayın!

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi ve yönetimi göreve geldikleri günden bu yana hemen hemen bütün açıklamalarında geçmişe odaklandı... Bundan önceki yönetim başarılı icraatlar yaptığı kadar özellikle borç konusunda kötü bir tablo bıraktı. Ancak sürekli geçmişe dönmek, geçmişteki konuları gündeme getirmek ne Sayın Başkan'a ne de Beşiktaş'a bir şey kazandırmadı. Başkan Çebi dün camiasına önemli mesajlar verdi. Bunları okuduğum zaman yine karamsarlığa kapıldım. Pandemi sürecinde dünyanın dev kulüpleri bile zarar içine girdi. Beşiktaş'ın etkilenmesi de gayet doğal. Bir yandan zararlardan bahsedip diğer yandan geçmişteki durumu zihinlerde taze tutmak camiadan beklenen desteği engeller. Beşiktaş gençlerle yola devam edecekse bunu yapmalı. Amatör şubelerini kapatacaksa kapatmalı. Oyuncularından yüzde 50 indirim istiyorsa uygulamalı…. Bunlar yapılmayacaksa sürekli aynı şeyleri tekrar etmek kolaycılık olur.

AMATÖRLER YÜK DEĞİL...
Eğer amatör şubeler zarar ediyorsa, zarar etmeyecek yarışçı bir kadro kurulur ve bu şekilde devam edilir. Bugüne kadar kupaları alan takımlar hep yüksek bütçeyle mi bunu başardılar? Türkiye genç nüfusa sahip bir ülke. Bu gençleri spora ve eğitime yönlendirmek lazım. Amatörler yük değildir. Oyunculardan fedakârlık istediklerini söylüyor Başkan. Bu nasıl bir fedakârlık! Bir futbolcuya 'Maaşını yarıya indir' dersen bunu yapacak isim bulamazsın. Gençlere elbette şans verilmeli... Ancak hiçbir teknik direktör 11 genç oyuncu ile sahaya çıkıp oynamaz.

PEREİRA ÖRNEK OLSUN
Bakın Trabzonspor, Türk futbol tarihinde yapılması zor işlere imza attı. Başkan Ahmet Ağaoğlu takımın bütçesini düşüreceklerini söyledi; yaptı… Yüksek maliyetli bütün oyuncuları yolladı. Disiplin adına Burak Yılmaz ve Onur Kıvrak'la yolları ayırdılar. Bu kararları almak çok zordu. Ama aldılar ve başardılar. Önceki gün Pereira 500 bin Euro'ya imza attı. Şimdiden genç futbolcuları transfer etmeye başladılar. Bir yandan bakıyorsunuz yıldızlar, diğer tarafta gelecek vaad eden gençler… Ve şu an Süper Lig'in lideri onlar. Beşiktaş geleceğini planlarken elbette geçmişi unutmasın, 117 yıllık bir çınar, camiasıyla içindeki durumdan rahatlıkla çıkabilir.