CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Kimse bu skandalı hatırlamayacak!

🔴 MURAT ÖZBOSTAN: 12 saatte hem Beşiktaş hem Fenerbahçe hocalarını yolladı. Bu çok konuşuldu. Ne dersiniz?
🔴 ALİ GÜLTİKEN: Bu yönetimlerin camialarına karşı kredisinin olmadığını gösteren bir icraat oldu. İki camia da farklı sebepleri olsa da ayağa kalkmış durumda. Yönetimlerin önemli transferler yapmalarına rağmen yeterli desteği bulamamaları ve yeni bir süreç başlatmaları için alınan kararlar diye okumak gerekiyor.
🔴 GÜRCAN BİLGİÇ: Farklı ama haklı nedenlerle alınan kararlardı. Solskjaer, camiayı canlı tutacak futbolu da oynatamadı, o iletişimi de sağlayamadı. Sezon bittiğinde başkan ona güvendi ama medya ve tribünler arkasında değildi. Lausanne'a yenilip elenmenin mazereti yok. Mourinho resmen kendisini kovdurdu. Benfica maçı öncesindeki açıklamaları, çalıştığı yönetimi adeta 'satması', oyuncu grubunu küçümsemesi, camianın 17 yıldır beklediği hedef için 'Benim ilk 5'ime girmez' demesi, zaten bazı şeylerin koptuğunun işaretiydi. Birlikte çalışmaları mümkün değildi ve Ali Koç da gereğini yaptı. Aslında Mourinho ile devam etmek büyük yanlıştı. Buna rağmen ona güvenen hatta Acun Ilıcalı'dan vazgeçen bir başkana yapılabilecek en büyük kötülüğü yaptı.
🔴 LEVENT TÜZEMEN: F.Bahçe de Beşiktaş da hocalarını göndermekte geç kaldı. Başkan Serdal Adalı çok tecrübeli olmasına, Norveçli hocanın yetersiz olduğunu görmesine rağmen devam etmenin bedelini ağır ödedi. Mourinho geldi, Türk futbolunu kötüledi, 'Toksik' dedi, G.Saray'a, Okan Buruk'a salladı. Sonunda F.Bahçe yönetimini yerden yere vurdu, 15 milyon Euro'yu aldı, gitti.
🔴 AHMET ÇAKAR: Beşiktaş için hoca yollamak kaçınılmazdı. Solskjaer'in Lausanne gibi basit bir takıma elenmesi bardağı taşırdı. Fakat Mourinho'nun kovulması, bambaşka bir olay. Geçen yılın devre arasından beri bas bas bağırıyoruz, 'Bu adam kötü, kibirli, terbiyesiz ve en önemlisi, ne futbol ne de skor olarak F.Bahçe'ye katkısı yok' diye. Ama Ali Koç kovmadı. Sezon sonunda da kovmadı ama sezon başlamış, 3-4 maç geride kalmış ve birden kovuverdi. Çünkü tuzağa düştü. Mourinho, kendini kovdurmak için yönetime salladı ve sonunda da istediğini aldı. Kovuldu ama arkasından 15 milyon Euro banka hesabına yatacak. Önümüzdeki yıllarda kimse Mourinho'nun F.Bahçe'deki skandal dönemini hatırlamayacak. Onun kazandığı çok üst düzey lig şampiyonlukları ve Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları hatırlanacak. Dolayısıyla Mourinho hiçbir şey kaybetmedi. Olan yine F.Bahçe'ye oldu.
🔴 ÖZBOSTAN: Fenerbahçe'ye transfer olan Kerem Aktürkoğlu önceki akşam İstanbul'a geldi, Fenerbahçe formasını giydi. Fakat yaptığı bir açıklama olay oldu. "Türkiye'nin en şerefli kulübüne geldim" diye bir ifade kullandı. Bu söz infial yarattı. Ne düşünüyorsunuz?
🔴 GÜLTİKEN: Çok talihsiz bir açıklama. Hem saygısızca hem cahilce söylendiği çok açık. Türkiye'nin koca çınarı olan camiaları ölçüp biçmek kimsenin haddine değil, olamaz da. Şeref kelimesi çok dikkatli kullanılması gereken bir kelime. Kerem bu kelimenin altında mutlaka kalacaktır. Bir diğer yandan da aslında üzerinde oluşan baskıyı da daha ilk günden yönetemediğini de çok net bir şekilde gösteren bir açıklama.
🔴 BİLGİÇ: Neye istinaden bu yorumu yaptı bilmiyorum ama doğru söylemiş. İlk tepkiler G.Saraylı yorumculardan geldi. Niye bu lafı 'G.Saray camiası üstüne aldı' onu da anlamadım. Çünkü Kerem kimseye 'Şerefsiz' demiyor. Çok sıkıntılı bir süreçten sonra transfer oldu. F.Bahçe'yi Şampiyonlar Ligi'nden eden golü attı. Geçmişinde G.Saray forması ile oynadığı maçlar ve demeçleri de var. Böyle bir ortamda bu cümleyi kurarak F.Bahçe taraftarıyla kucaklaşmak istediğini düşünüyorum.
🔴 TÜZEMEN: Kerem Aktürkoğlu'nun "Türkiye'nin en şerefli kulübüne geldim" sözü, futbol hayatı boyunca başının üzerinde Demokles'in Kılıcı gibi sallanacak. Kerem'in atfettiği bu söz, öncelikle G.Saray'ı, sonra diğer kulüpleri kapsar. Adama sormazlar mı 'Bu kadar şeref meraklısıydın niye G.Saray'da 4 yıl oynadın' diye! Kerem'e şöyle diyorum, Allah kimseyi yanlışı savunacak kadar cahil, doğruyu inkâr edecek kadar da nankör yapmasın.
🔴 ÇAKAR: Kerem hem cahil hem de terbiye problemi yaşıyor. Şimdi Kerem'e soruyorum, 1.5 sene önce anasına küfür ettiğin F.Bahçe, şu anda senin için Türkiye'nin en şerefli kulübü. Bu aradan geçen kısa sürede ne oldu da anasına küfür ettiğin takım birden en şerefli kulüp oluverdi? Bu lafla aslında G.Saray'a da bir gönderme var. Üstelik o G.Saray'ın ekmeğini yemiş, suyunu içmiş bir adam. Öyle cahil futbolcular ne kadar konuşurlarsa o kadar büyük hatalar yapıyorlar. Kerem'e yine soruyorum, Milli Takım kampında G.Saraylı Abdülkerim'e, Yunus'a, Eren'e ne diyecek? Onların suratlarına nasıl bakacak acaba?

Milli davada polemik olmaz

GÜRCİSTAN MAÇINI CANLI CANLI İZLEDİK, 90 DAKİKANIN ARDINDAN DİNAMO ARENA'DA KONUŞTUK

🔴 A Milli Takım'ı Tiflis'te beraber izledik. Çok stresli anlar yaşasak da 3-2 kazandık ve ilk maçta üç puanı cebimize koyduk. Öncelikle Gürcistan karşısındaki 90 dakikayı nasıl değerlendirirsiniz?

Bu maç çok kritikti. Zaten senelerdir eylül aylarına futbolcularımız fiziksel olarak yeterince hazırlanamıyorlar. Bir de transferlerle birlikte zihinsel rahatsızlıklar da eklenince işler iyice zorlaşıyor. Gürcistan gelişim içinde ve fizik açıdan güçlüler. Kvaratskhelia gibi önemli bir forvete sahipler. Montella fizik olarak hazır olmadığımızı bildiği için kontrol futboluna ağırlık vererek oynadı. Rakip 18'den çıkarken önde baskı uyguladık. Top bizim alanımıza geldiğinde Uğurcan'ı da işin içine alıp tempoyu ayarlayarak hazırlık paslarına öncelik tanımaya başladık. Sonra da uzun toplarla rakip savunmanın arkasına sprinter forvetlerimizi kaçırmaya çalıştık. İkinci golü de bulduk. Hatta ikinci devrede 3-0 öne geçtik. Ama işte ondan sonra kimsenin beklemediği sorunlar başladı. Önce bir kolay gol yedik. Sonra Barış'ın kırmızısıyla eksik kaldık. Gürcistan kondisyonu iyi olduğu için sanki iki kişi fazla oynar duruma geldi. Ağır bir baskı yedik. Tehlikeler atlattık. Bizim dünyada benzeri olmayan bir sıkıntımız var. Zoru kolaya çevirdiğimizde, kolayı bir anda tekrar zora sokuyoruz. İlk yarıda Kerem'in attığı golden sonra devrenin bitimine 3 dakika kala, "Aman! En tehlikeli anlar, soyunma odasına gol yemeden gidelim" dedim. Gol yemedik ama son anda Gürcistan belki de maçın en net pozisyonunu kaçırdı.


KONU AY-YILDIZ'SA SORUNLAR RAFA KALKAR

🔴 Türkiye'de bir aydır Kerem Aktürkoğlu konuşuluyor. Gürcistan maçında iki gol attı ve Fenerbahçe'nin yeni futbolcusu olarak büyük alkış aldı. Kerem için neler söylersiniz?

Ben polemiklerle uğraşmayı seven bir insan değilim. Her zaman şunu söylüyorum, 'İşin içine Milli Takım giriyorsa her türlü sorun devre dışı kalır.' Bunun da böyle olması gerekir. Böyle de olduğunu maçta açıkça gördük.


BARIŞ ZİHİNSEL OLARAK SIKINTI İÇİNDE

🔴 Barış Alper Yılmaz, Kerem'in yerine oyuna girdi ve 4 dakika sonra kırmızı kart gördü. Bizim için çok değerli bir oyuncu ama İspanya maçında olmayacak. Barış'ın kafası transferde mi kalmış yoksa 'Futbol bu, bir kaza yaşandı' diye mi yorumlamalıyız?

Barış Alper, zaten biraz kontrolsüz bir oyuncu yapısına sahip. Hatırlarsak Galler maçında da 2. sarıdan kırmızı görmüştü. Bu aralar zihinsel olarak da sıkıntısı olduğu için istemeden de olsa kırmızı kartı gördü. Ama ben Milli Takım'ın maçlarını yorumlarken hiçbir zaman bir oyuncuyu topluma hedef göstermem.


KIRMIZI GÖRECEĞİNİ DÜŞÜNEMEDİ

🔴 Montella'nın kadro seçimini, sahaya dizilişini nasıl buldunuz?

Montella artık kafasına göre bir ideal 11 oluşturdu. Bu benim beklediğim bir kadroydu. Çünkü Orkun Kökçü'nün fizik olarak düşüş içinde olması nedeniyle İsmail Yüksek'i tercih etti. Sarı kartı olduğu için de 2-0 öndeyken İsmail'i kenara alarak Orkun'a görev verdi. Barış'ın kırmızı göreceği aklına gelemezdi. Sonrasında uzun bir sakatlıktan çıkan Ferdi'yi Kenan Yıldız'ın yerine alarak defansif açıdan eksikken Eren'nin yanına yardımcı olarak yerleştirdi.


İSPANYA DÜNYANIN EN İYİ TAKIMI!..

🔴 Pazar günü Konya'da İspanya ile oynayacağız. Onlar da ilk maçlarında Bulgaristan'ı 3-0 yendiler. Son Avrupa Şampiyonu karşısında 3 puan için umutlanalım mı yoksa bir puan bile bize yeter mi?

Hiçbir zaman hayalperest bir yazar olmadım. İspanya bugün bana göre dünyanın en iyi takımı. Ama bir de yeri geldikçe vurgulamadığım bir görüşüm vardır; rakip ne kadar üstün olup net favori gösterilse de futbolda çareler tükenmez. Bakalım ekibimiz o çareleri üretebilecek mi? Ben takıma özgüven kazandıracak bir futbol oynanmasını bekliyorum, neticeden bağımsız olarak.


KENAN YILDIZ MAÇIN HAVASINA GİREMEDİ

🔴 Son olarak takıma genel olarak bakarsak, oyuncularımızla ilgili isim isim neler söylersiniz?

Uğurcan Çakır; kritik bir atmosferde maça çıktı. Bir-iki hata yaptı ama son saniyede beraberlik golünü kurtararak 3 puanda büyük katkısı oldu. Geriden oyunu başlatması ve 70 metrelik defansın arkasına uzun topları çok iyi atması iyi görüntüydü. Mert Müldür; Milli Takım'da çok daha özgüvenli. Öne çıkan en önemli isimdi. Çok güzel bir gol attı. İkinci gol onun mücadelesi sonrası oluşan pozisyonla geldi. Bir de Kvaratskhelia ile boğuştu. İki stoperimizi de başarılı buldum. Eren'deki gelişme çok başarılı. Hakan Çalhanoğlu; tam bir kaptan. Ama henüz fiziksel eksikliği var. Arda Güler; 10 kişi kalana kadar çok iyiydi, sonra oyundan düştü. Kumaştaki en verimsiz oyuncu çok umut bağladığımız Kenan Yıldız'dı. Kuvvetli olmasına rağmen maçın havasına giremedi. İstediklerini gerçekleştiremedi. Kerem golünü attı. Nokta santrfor olmadığı halde iki gol attı. Yunus'un da futbol bilgisini ve oyun görüşünü beğenirim. Kaliteli hareketlerini belli sürelerde yaptı ama fizik olarak daha güçlenmesi lazım.

Grubun en hayati maçını kazandık

Dünya Kupası içimizi yakan bir özlem… Dün gece yeni bir yolculuğa umutlu başladık. Ama çok stres yaşadık. Grubun gelişim gösteren takımı Gürcistan'ı 3-2 yendik ama öldük öldük dirildik.
Birkaç maddede maça bakalım:
1- Üçüncü dakikada gelen gol bizim için bir şanstı. Rakibin morali ve direnci bozuldu. İlk yarının sonuna kadar oyunu domine ettik ve nitekim ikinci golü de bulduk. İkinci yarı attığımız 3. golle fişi çektiğimizi düşündük ama öyle olmadı.
2- Oyuna giren son günlerin sıkıntılı oyuncusu Barış Alper'in kontrolsüz bir faulü nedeniyle takımımız 10 kişi kaldı. Neden sıkıntı diyorum, son 15 günde yaşadığı ve yaşattıkları normal değildi. Montella'nın yerinde olsam psikolojisi normal olmayan Barış'ı bu seferlik kadroya almazdım. Nitekim atılmasını da buna yorumluyorum. Konsantrasyon sorunu yaşıyordu.
3-Tempomuz düşünce dağınık oynamaya başladık. Rakip 1 kişi fazla olmanın moraliyle cesaretlendi ve üzerimize oynayıp, baskıyı artırıp golü de attılar. Son 20 dakika biraz kâbus gibiydi. Güle oynaya götürdüğümüz gerildikçe gerildik.
4-İki gol atan ve daha sonra oyundan alınan Kerem Aktürkoğlu sahanın yıldızıydı. Eski takım arkadaşlarıyla küs olduğu ve konuşmadığı yönünde bir şehir efsanesi vardı. Yani yalan! Gol sevinçlerinde bunun da yalan olduğu ortaya çıktı. Görüntü güzel mutluluk tablosu harikaydı.
Sonuca gelirsek; A Milli Takım zor bir deplasmandan 3 puanla dönerek elemelere büyük bir avantajla başladı. Final gibi bir maçtı. Grubun hayati önem taşıyan karşılaşmasıydı. İşte böyle bir maçtan galip çıkmaz ne olursa olsun altın değerindedir… Pazar günü Konya'da grubun favorisi İspanya ile karşılaşacağız. Ben İspanya maçlarına şöyle bakıyorum, ne alırsak kârdır.

Transferi unut Gürcistan’a bak

A Milli Takımımız için heyecan verici ve kritik bir serüven başlıyor bugün! Dünya Kupası'na katılım hasretimizi gidermek için büyük bir fırsat var önümüzde… 2002'den bu yana o coşkuyu yaşamadık. Ne yazık ki malum transfer haberlerinden dolayı Milli Takımımız gündemin uzağında kaldı. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon'un art arda indirdiği uçakları ve gelen yolcuları şimdilik bir kenara bırakma zamanı. Takımımızın en önemli yıldızları Hakan Çalhanoğlu, Uğurcan Çakır, Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz ve Orkun Kökçü yaz transfer döneminin başından bu yana en çok konuşulan isimler oldular. An itibariyle kimisi çok mutlu, kimisi mutsuz. Bazıları linç edildi, bazıları göklere çıkartıldı. Bu olumlu ve olumsuz tablonun bu akşamki maça nasıl yansıyacağını merak ediyorum. 2026 Dünya Kupası'na gidebilmek için E Grubu'nda İspanya (EURO 2024 şampiyonu ve 2022 Dünya Kupası'nda son 16 turunu gördü), Gürcistan (son yıllarda sürpriz yükselişte, EURO 2024'te aynı gruptaydık) ve Bulgaristan (Dünya Kupası finallerine 7, Avrupa Şampiyonası finallerine 2 kez katılma başarısı gösterdi) ile oynayacağız. Gruptan birinci çıkmak doğrudan Dünya Kupası bileti demek. İkincilik ise play-off'lara yol açıyor. İspanya'nın varlığı, diğer takımlar için grubu "ölüm grubu" yapıyor. Son dönemde iyi bir jenerasyon yakaladık. Kadromuzun büyük bir kısmı Avrupa'nın dev kulüplerinde forma giyen ve giymeye devam eden isimlerden oluşuyor. Montella, Avrupa Şampiyonası'nın ardından yeni yönetimle yeni sözleşme imzaladı, morali yerinde. Beni endişelendiren tek şey yaşanan transfer süreci… İyi başlamak ve özellikle İspanya maçı öncesi kayıp yaşamamak lazım. O nedenle Gürcistan deplasmanından puan ya da puanlar almak çok değerli.

Barış Alper meselesi ve cevap bekleyen sorular

Barış Alper Yılmaz'ın Suudi Arabistan'dan gelen yüksek maaş teklifini değerlendirmek istemesi, kişisel ve profesyonel kariyer planlaması açısından anlaşılabilir bir durum. Futbolcular için kariyer süresi kısa olduğu için maddi güvence arayışı doğal karşılanabilir. Özellikle NEOM SC'nin sunduğu yıllık 10-15 milyon Euro'luk maaş teklifleri, Türk futbolcular için cazip bir fırsat.. Ayrıca Suudi ligi son yıllarda elit oyuncuları transfer ederek prestij kazanıyor. Barış Alper'in bu teklifi değerlendirmesi, ekonomik açıdan mantıklı bir hamle olarak görülebilir. Ancak bu durumun tartışmalı yönleri de var. Yanlış olarak değerlendirilebilecek noktalar: Galatasaray, NEOM SC'nin Barış Alper ile izinsiz görüşmeler yaptığını iddia ederek FIFA kurallarının ihlal edildiğini öne sürdü ve resmi ihtarname gönderdi. Bu, transfer sürecinin etik dışı yönetildiğini düşündürüyor. Ayrıca, Barış Alper'in idmanlara katılmaması ve sosyal medyada 'siyah ekran' paylaşımı yapması, kulüp ile arasında gerginlik yarattı, bu da profesyonel duruş açısından eleştiriliyor. Bir oyuncunun idmana çıkmak istememesi kabul edilemez. Oyuncu ve yanındakilerin, süreci yanlış analiz ettikleri görünüyor. Barış cephesinden bakarsak cevap bulması gereken SORULAR var..
1-Barış'a kim söz verdi? "Teklif gelirse sana kolaylık sağlayacağız ve gitmen için kapıyı açacağız" diyen yönetici kim? Bundan Başkan'ın haberi var mı?
2-Devre arasında West Ham, Barış Alper'e teklifte bulunmuş, Galatasaray gitmesini istememişti. Bu söz o zaman mı verildi?
3-Barış Alper, "Madem gitmemi istemiyorsunuz, o zaman maaşımı 6 milyon Euro'ya çıkarın" dedi mi?
İcardi, Sane ve Osimhen'in maaşlarından rahatsız mı?
4-Galatasaray yönetimi 50 milyon Euro'luk bir teklif gelirse oyuncuyu satacak mı yoksa bundan sonra kırılan vazo eskisi gibi olur mu?
Sonuç olarak, Barış Alper'in para kazanmak için Suudi Arabistan'ı değerlendirmesi kişisel tercih olarak normal kabul edilebilir, ancak yanlış olan, etik ihlaller, kulüp ile oyuncu arasındaki iletişim kopukluğu ve taraftarların tepkilerini etkileyen sadakat algısıdır.
Her iki tarafın da hedefleri çatışıyor, bu da durumu karmaşık hale getiriyor.


YABANCI KURALI BU SEZON DEĞİŞMEYECEK!
Türkiye, yabancı futbolcu meselesini bu sayfalardan öğrendi. Kulüpler Birliği, 14 olan yabancı sayısının 16'ya çıkartılması için TFF'ye görüş belirtti. TFF ise oybirliği ile reddetti. Yine bu haberi de SABAH Spor sayfalarında okudunuz. Daha sonra da internet sitelerinin manşetlerini süsledi. Şimdi kulüpler hâlâ rakamın değişmesini istiyorlar. Kulüpler Birliği'nin yeni başkanı Ertuğrul Doğan'ın açıklamaları bu yöndeydi. Fakat TFF, ligin başlaması nedeniyle aldığı prensip kararından geri adım atmayacak. İddialara göre kulüpler, "Bize söz verildi" diyor. Ama bu sözü kim verdi, bunu bilmiyoruz. Sonuç itibarıyla yabancı futbolcu tartışması belli ki devam edecek. Ama ben TFF'nin kuralı değiştirmemesini alkışlıyorum. Sürekli değişim yapmak, bir yapıyı bozmak faydadan çok zarar getiriyor.


KİMYASINI BOZDULAR!
Beşiktaş'ta teknik direktörlerin sürekli tartışılması, hem kulüp hem de taraftar kültürü açısından sıkça görülen bir durum. Futbol, sonuç odaklı bir oyun ve Beşiktaş gibi büyük bir camiada başarı beklentisi yüksek.. Eğer sonuçlar tatmin edici değilse hocanın performansı sorgulanır. Fakat sürekli hoca tartışılması, uzun vadeli planlamayı baltalar. Beşiktaş'ta son yıllarda sık hoca değişiklikleri (Şenol Güneş, Abdullah Avcı, Sergen Yalçın, Valerien Ismael, Giovanni van Bronckhorst gibi) istikrarsızlığa yol açtı. Her yeni hoca, kendi sistemini kurmaya çalışırken zaman kaybediyor ve bu, takım kimyasını bozdu.. Bugün gelinen noktada bu yaşananların Beşiktaş'a ne kadar zarar verdiği ortada.. Sonuç olarak futbolda dün yok, sabır yok, destek bazen var, bazen yok. Dolayısıyla Beşiktaş'ın, maçlarını kazanmaktan başka şansı bulunmuyor. Solskjaer dönüşü olmayan bir yolda. Üç maçlık opsiyonu bile yok.

Solskjaer gidince ne olur!

Beşiktaş için Eyüpspor final niteliğinde bir maçtı.. Oyundan öte olan tek şey 3 puanı almaktı.. Bunun için de büyük bir mücadele örneği gösterdi.. Kazanmak için 97 dakikanın büyük kısmında mücadele etti ve o altın golü buldu.. Kolay değildi bir yanda taraftar baskısı diğer yanda sosyal medya baskısı ile uğraşmak.. Özellikle teknik direktör Solskjaer hedef konumunda.. Beşiktaş, Eyüp maçını kazanmasaydı yollar ayrılırdı.. Hoca değiştirmek çoğu zaman kısa vadeli bir çözüm gibi görünebilir ama genellikle derin sorunlara zçare olmuyor.. Beşiktaş özelinde, sık sık hoca değişikliği takımın istikrarını hep bozdu. Solskjær, Beşiktaş'ta şu an için "Başarısız" olarak nitelendirilemez; istatistikler makul bir performans gösteriyor, ancak taraftarların şampiyonluk beklentisini karşılayacak bir vizyon sunup sunamayacağı belirsiz!. Genel kariyerinde ise "Kısmen başarılı" denebilir… Kriz yönetiminde ve oyuncu gelişiminde güçlü, ancak büyük maçlarda ve kupa kazanmada eksik. Beşiktaş'ta kalıcı başarı için, taraftarların sabırlı olması ve yönetimin ona uygun kadro ile destek sağlaması kritik. Ki yönetim iyi transferler yaptı.. Büyük paralar harcadı.. İşte bu kadro yapılanmasının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için Eyüp maçını kazanmak şarttı. Ama Norveçli teknik adama tribünlerin tavrı belli ki bitmeyecek.. Böyle bir süreçte Beşiktaş'ın başarılı olma şansı var mı! Bana göre yok..

İki önemli mesele!

Birkaç gündür Türk spor medyasının gündemini belirliyoruz. Şimdi kısa kısa bu konulara bir bakalım:



KEREM İMZA ATACAK MI!
ÖNCE
KEREM AKTÜRKOĞLU... Milli futbolcunun, G.Saray sevgisi hâlâ büyük. Onu Benfica'dan F.Bahçe'ye gitmek istediği için linç ediyorlar. Kerem, G.Saray'dan Fenerbahçe'ye gitmiyor. G.Saray ile problemler yaşadı ve Benfica'ya transfer oldu. Şimdi de sarı-lacivertli takımda forma giyebilir. Ya da Beşiktaş! Ortalık karışık. Çünkü konu uzadıkça uzadı. Biz işin psikolojik tarafına gelirsek. Kerem'e kızmak, taraftarların duygusal bağından kaynaklanıyor ve bu anlaşılır ama profesyonel futbolun gerçekleri düşünüldüğünde haksızlık içeriyor. Kerem, ne bir "Kahraman" ne de "Hain"; o, kariyerini yönetmeye çalışan bir profesyonel! Kerem gibi birçok futbolcunun hatası ise şu... Geçmişte oynadıkları takımları sahiplenmeleri, bir camiaya tutunmaya çalışmaları. Eğer futbolu bıraktığınız zaman bir camia arkanızda olsun istiyorsanız o zaman hep orada kalacaksınız! Maddi olarak hiçbir beklentiniz olmayacak. Ama dedik ya profesyonel yaşam. Eğer siz Benfica'da 1.5 milyon Euro alırken, F.Bahçe size 6 milyon Euro veriyorsa tabi ki gidersiniz! Tabi bu transfer olursa. Çünkü bu iş biraz çorbaya döndü!



TFF, YABANCI KONUSUNU KAPADI
Bu konudaki tüm detayları da burada okudunuz. Fikri takip yaptık, sorduk, yazdık ve araştırdık. Kulüpler Birliği Başkanı Ertuğrul Doğan da dün açıkladı.. Takımların yabancıda yeni bir formül talep ettiklerini... Kulüpler Birliği, 14 olan yabancı sayısının 16'ya çıkmasını istedi. TFF yönetimi ise kabul etmedi. Dün Kulüpler Birliği, konuyu tekrar kendi içinde tartıştı. Sıkıntılı olan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray!. Başka kulüpler de var. Aksini düşünen de. Sonuçta, TFF bir değişime gitmedi. Hatta TFF Yönetim Kurulu'nda bir kişi bile "Değişim olsun" dememiş. Yabancı sayısının artması, kısa vadede kulüplerin Avrupa'daki rekabet gücünü artırabilir, ancak altyapı yatırımları ve yerli oyuncu gelişimi olmadan uzun vadede Türk futboluna zarar verebilir. Kulüpler, haklı olarak başarı istiyor ama TFF'nin 2025-2026 için planladığı 14 yabancı + yerli teşvik modeli çok dengeli bir orta yol gibi görünüyor.

Mesele kişisel bir tartışmaya döndü

Kerem'in F.Bahçe'ye transferi, hem Benfica'nın Şampiyonlar Ligi hedefleri hem de oyuncunun kariyer planları nedeniyle karmaşık bir hale geldi. Taraftar tepkileri ve sosyal medyadaki algı operasyonları, süreci daha da zorlaştırdı. Kerem'e baskı yapıldığına dair iddialar, Türk futbolunun rekabetçi doğası ve taraftar hassasiyetleri düşünüldüğünde şaşırtıcı değil. Kerem Aktürkoğlu ile Okan Buruk'un sosyal medyada birbirlerini takipten çıkarması, özellikle Kerem'in Fenerbahçe'ye transfer iddialarının yoğunlaştığı bir dönemde, futbol camiasında dikkat çeken bir gelişme oldu. Bu durum, ikili arasında bir gerilim ya da duygusal bir kopuş olduğu şeklinde yorumlanabilir.



Okan Buruk'un, eski öğrencisini takipten çıkarması, özellikle Kerem'in ezeli rakip Fenerbahçe ile anılması G.Saray camiasında yarattığı rahatsızlıkla ilişkilendiriliyor. Kerem'in de bu hamleye karşılık vermesi, bir nevi "restleşme" olarak görülebilir. Bu olay, sosyal medyanın günümüzde kişisel ve profesyonel ilişkilerdeki duygusal tepkileri yansıtmadaki rolünü gösteriyor. Ancak, bu tür hamleler genellikle anlık duygusal tepkilerden kaynaklanabilir ve mutlaka derin bir çatışmayı işaret etmeyebilir. Yine de, transfer sürecinin hassasiyeti ve G.Saray-F.Bahçe rekabetinin yoğunluğu düşünüldüğünde, bu hareket taraftarlar arasında büyük yankı uyandırdı. Okan Buruk'un daha önce Kerem için "Kendisi G.Saraylı, kapımız her zaman açık" dediği düşünülürse, bu takipten çıkma olayı, Buruk'un bu transfere kişisel bir tepki gösterdiği ya da hayal kırıklığı yaşadığı şeklinde de okunabilir. Kerem'in F.Bahçe'ye gitme ihtimali, G.Saray taraftarları ve camiası için hassas bir konu, bu hareketler sembolik bir anlam taşıyor olabilir. Sonuç olarak, bu durum profesyonel ilişkinin kişisel bir boyuta taşındığını gösteriyor.



YABANCI FUTBOLCU KONUSUNA BAKIŞIM

Yabancı futbolcu sayısı, yıllardır tartışma konusu… Sezon başlar, kurallar değişir. Uzun vadeli yabancı sayısı planı yapılır, yine değişir. Kulüpler kuralların ne olacağını bildiği halde yabancı futbolcu transferine önem verir, aldıkça alırlar. Sonra sıkıntılar yaşanır. Yabancı futbolcu sayısı kuralın üstüne çıkar. Eldeki mevcut futbolcuların yani yabancıların sözleşmelerini feshetmek zordur, maliyetlidir. Bazıları da sakatlanır takımlarını uzun süre eksik bırakırlar. Şimdi yine tartışılan bir konu hafta içinde yazmıştım, Kulüpler Birliği'nin rakamı 16'ya (şu an 14) çekmek istediğini... Genel olarak 4 büyük takım ve bazı Anadolu takımları bu öneriye sıcak bakıyor. Aksini düşünen de var ve sonuçta lig başladı. Federasyon değiştirir mi değiştirmez mi bunu bu hafta öğreneceğiz. Düşüncem sayının sınırsız olması, böylelikle tartışma kalmaz. İsteyen istediği kadar yabancı alsın.

F.BAHÇE VE G.SARAY'IN UĞURCAN ÇAKIR AŞKI!
Bu transfer döneminde en çok konuşulan isimlerden birisi de Uğurcan Çakır… 1.5 ay önce F.Bahçe'ye transferi gündeme geldi… Arkasından Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan kaptanlarını yurt içinde hiçbir takıma satmayacaklarını açıklayarak noktayı koydu. Milli kaleci, bordo-mavililerde kalmayı istiyor mu istemiyor mu hâlâ net değil. Benim duyduğum kalmak istemiyor. Hem G.Saray hem de F.Bahçe kaleci arıyor. G.Saray, Trabzon'a 14 milyon Euro'luk bir teklif sunmuş. F.Bahçe 18 milyon Euro'luk öneri getirmiş. İki kulübün de Uğurcan'ı almak istediği bir gerçek! Milli kalecinin Avrupa'ya gitmek istediğini biliyoruz ama bu konuda resmi bir teklif de gelmedi. Profesyonel futbolculara tekliflerin gelmesi kadar doğal bir şey olamaz. Trabzonspor konuyu yurt içindeki takımlara kapatmış olsa da gelen teklifler yüksek ve iyi... Tabi ki kararı başkan ve yönetim verir. Ama Uğurcan Çakır'ın kafasında hâlâ belirsizlik varsa bunu sonlandırmalı. Trabzon bugün lige başlıyor. Önemli transferler yaptı ve Uğurcan takımın kaptanı. Yüzde yüzünü Trabzon'a vermeye hazırsa zaten yapılan bu tekliflerin de bir anlamı kalmaz. Aksi bir düşüncesi varsa o zaman profesyonel hayat neyi gösteriyorsa o yapılmalı.