CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Alkışlıyorum

Başakşehir takımı, hocaları Aykut Kocaman'ın klasik oyun anlayışı "kompakt futbol"u tercih edip sahaya ve 4-5-1 düzeninde yayılınca oyun kilitlendi. Topa ve oyuna Trabzonspor hakimdi ama pozisyon üretmekte kısır kaldı. Sıkıcı futbolda ilk yarı iki takım isabetli şut bile atamadı. Akılda kalan tek pozisyon Ekuban'ın kazandığı topta Yunus Mallı'nın kaleci Mert'i çalımladıktan sonra Bakasetas'a yapamadığı ortaydı. Yunus eğer telaş yapmayıp topa basmayı düşünseydi Trabzon'un atağı golle tamamlanabilirdi.
Sorumsuzca gördüğü kartlar nedeniyle Trabzon'u eksik bırakan Nwakaeme'nin ne kadar önemli olduğunu gördük. Abdullah Avcı'nın Trabzon'da oturttuğu oyunun şifresi olan Nwakeme tekniği, zekası, top saklama yeteneği, müthiş çalım becerisiyle Trabzon'un hücumlarını hazırlıyordu. Yunus Mallı bu özellikleri olmadığı için katkı veremedi. Djaniny kanada geçip santrfor olarak Yunus görev yapsaydı çabukluğuyla ve hızıyla daha verimli olabilirdi.
Crivelli'nin yanına Demba Ba'yı monte ederek ikinci yarıya başlayan Başakşehir önde çok adamla baskı yapınca maç mücadele gücü yüksek ve tempolu bir oyuna dönüştü. Demba Ba'nın coşkusu, güçlü ve istekli oyunu Trabzonspor savunmasını zorladı.
Kilitlenen oyunda maçın gidişatı "Golü atan kazanır" havasındaydı. Abdullah Avcı'nın, Yunus'u çıkartıp sağ kanada hızlı hücum becerisi yüksek olan Yusuf Sarı'yı alması Trabzon'a maçı kazandırdı. Yusuf'un önüne gelen Başakşehirli'ye çalımı bastıktan sonra 70 metre taşıdığı topu Mert'in soluna yerden vurup golü atması olağanüstüydü. 18 yaşındaki kaleci Kağan son dakikada yaptığı olağanüstü kurtarışla 3 puanı getiren isimlerden biri oldu. Hayranlıkla izlediğim sol bek Faruk Can başta olmak üzere Trabzonsporlu oyuncular yüreklerini ortaya koyarak müthiş bir mücadele sergilediler ve alkışı hak ederek 3 puanı kazandılar.

Mostafa rakibi dağıttı

Galatasaray ilk 10 dakikada Kasımpaşa kalesinde "Bu sıcağa kar mı dayanır?" sözü gibi müthiş bir baskı kurdu. Bu tür ağır zeminlerde golü ya duran toplardan bulursun ya da dışarıdan atacağın şutlarla rakip kaleyi tehdit edersin. Galatasaraylı oyuncular ilk dakikadan itibaren Kasımpaşa kalesini şut yağmuruna tuttu. Kerem'in iki şutunu, Emre Kılınç ile Etebo'nun gollük vuruşlarını kaleci Ertuğrul müthiş kurtardı. Ancak Ömer'in kornerinde Mohamed'in köşeye giden şutunu çıkaran Ertuğrul, çok çalışan genç Kerem'in takipçiliğiyle attığı gole engel olamadı.
Çok soğuk havada ve ağır zeminde oyuncular ayakta kalma mücadelesi verirken pas oyununda zemine saplanan top yüzünden ciddi hatalar yaptı. Fatih Terim'in ağır zemini düşünüp Luyindama ve Linnes gibi güçlü ve kuvvetli oyuncuları tercih etmesi Galatasaray'ın oyuna ağırlığını koymasını sağladı. Kasımpaşa hücum etmekte zorlanırken Galatasaray kalesine isabetli şut bile atamadı. Zeminin oyuna izin verdiği alanlarda G.Saray pas yapmaya ve kanatlardan hücum etmeye dikkat etti.
Kasımpaşa'nın hücumu bile düşünmediği anlarda Marcao'nun hakimiyetindeki pozisyona Muslera gereksiz yere dahil olup topu ıskalayınca Thelin kafa vuruşuyla skora dengeyi getirdi. Şok gol G.Saraylı oyuncuları da şoka soktu. G.Saray şuursuz baskıdan pozisyon üretemeyince Terim; Onyekuru, Emre Akbaba ve Donk'u oyuna aldı. Terim'in art arda yaptığı bu hamleler G.Saray'a enerji katarken Kasımpaşa kalesindeki baskıyı da artırmasını sağladı. Özellikle kanatlardan getirilen toplar etkili oluyordu. Eğer G.Saray Kasımpaşa'ya puan kaybetseydi oynadığı oyun ve yakaladığı pozisyonlar, futbol adına adaletsiz olurdu. Ve en çok da kaleci Muslera'ya... G.Saray'ı zirveye iki yeni transferi Onyekuru ve Mostafa taşıdı. Onyekuru penaltı kazandırırken maç boyu fizik gücü ile rakip defansı dağıtan Mostafa da golünü atıp G.Saray'a 3 puanı kazandırdı.

Trabzon’da sirtaki sürüyor

Trabzonspor ligin ikinci yarısında en zorlu maçını Gaziantep'e karşı oynadı ve hazırlanışı mükemmel olan pozisyonda Yunan yıldız Bakasetas'ın golüyle kazanma alışkanlığını sürdürdü. Gaziantep takımı fizik gücüyle, inatçılığıyla, mücadele isteğiyle ve golü yedikten sonra teslimiyetçi bir ruha bürünmeden sergiledikleri futbolla alkışı hak etti. Abdullah Avcı'nın yarattığı "Kadro istikrarı"nı maçta uzun süre bozmaması Trabzon'un dengeli ve öz güvenli oynamasını sağladı. Tam bir isabet transferi olan Bakasetas'ın Trabzon'da haftalardır yaptığı "Sirtaki"yi görünce İstanbul'un üç büyüklerinin "Biz neden Bakasetas'ı almadık?" diye hayıflandıklarını düşünüyorum. Oyun zekası, çalışkanlığı ve pozisyon takibi mükemmel olan Yunan yıldız, attığı golün de başlangıcını yaptı. Nwakaeme'nin yaptığı ortanın zarafeti kadar Flavio'nun egoist davranmayıp kafayla topu Bakasetas'a indirmesi akıl doluydu. Ancak Bakasetas'ın verdiği pastan sonra arka direğe yaptığı koşu kadar Flavio'nun kafa pasında sol ayağına gelen topa tek vuruş yapmayıp kontrol etmesi kaleci Günay'ın hamlesini çürüttü. Ardından Bakasetas sağ ayağıyla sakin bir vuruş yaparak golü attı. Eğer ilk yarıda Djaniny kaleci Günay'ın üzerine şutladığı topu doğru koşu yapan Bakasetas'ın önüne bıraksaydı Trabzonspor 5-4-1 düzenindeki Gaziantep duvarını erken delerdi. Berat da orta alanda enerji santrali gibiydi ve kritik anlarda topla rakip arasına doğru zamanlamayla girip Antep'in tehlikelerini önledi. Not: Golde enfes orta yapan Nwakaeme'nin ikinci sarıdan atılması kalitesine yakışmadı. İlk sarı kartında hakem Zorbay Küçük'ün lehine faul vermesine rağmen ısrarla rakiple didişmesi hataydı.

Bitigen kendini Collina sanıyor

F.Bahçe'nin elenmesi ve sadece ligde mücadele edecek olması G.Saraylı oyuncuları da kupaya asılmaları konusunda zihinsel olarak olumsuz etkilemiş. Oysa kupa Avrupa'ya açılan en kısa yol değil mi? Alanyaspor kupanın kıymetini bilerek oynadı. Galatasaray'da Belhanda ve Babel başta olmak üzere bir isteksizlik vardı. Taylan yorgundu ve etkisiz kaldı. Emre Taşdemir lütfen sahadaydı. Fatih Terim keşke koşan ve rakiple mücadele eden Kerem, Ömer ve Etebo gibi oyuncuları ilk onbirde oynatsaydı. Hatta Marcao'nun yerine Luyindama görev yapsaydı. İlk golde Babacar'ı acemice kontrol eden Marcao maça hazır değildi. G.Saray'ın değişikliklerden sonra koşu kalitesi ve mücadele gücü yükseldi. G.Saray'ın baskı oyununda 2 topu direkten döndü, kaleci Marafona müthiş pozisyonları kurtardı. Mohamed ve Fernandes'in golleri ise dönüş için yeterli olmadı. Alanya özellikle ilk yarı çok akıllı alan savunması yaparak ve önde baskı uygulayarak Galatasaray'ın kolay pas yapmalarına izin vermedi
MHK'nin Bitigen'i maça, Özkahya'yı VAR'A ataması Galatasaray'ın psikolojisinin sinir uçlarına dokunmak gibiydi. Abdulkadir Bitigen FIFA kokartını taktıktan sonra kendini Collina zannetmeye başladı. İlk golün öncesinde Babacar'ın Donk'u itmesi fauldü. Aynı Bitigen orta alanda bu tür itmelere düdük çaldı. Emre Kılınç'a yapılan penaltıyı Uilenberg verdirmedi. Üst üste yapılan iki seminerde Uilenberg Türk hakemlerine, "Savunma oyuncusu ceza alanı içinde topa dokunduktan sonra rakibinin ayağına basarsa penaltı vermeyeceksiniz" demiş. Galatasaray'da büyük alkışı maç boyu çalışkanlığıyla ön plana çıkan Mohamed aldı.

ADİL VE ETİK DEĞİL!
Adalet kuvvetli, kuvvetliler de adaletli olmalı.. TFF'nin Disiplin Kurulu üyeleri koltuktan aldıkları güç ve yetkiyle Arda Turan üzerinden Galatasaray'a operasyon yapıyor. Küfür etmem, edenden de nefret ederim. Arda Turan'ın bir kaptan olarak söylemi doğru değil. Ancak hakem ve temsilci raporları olmadan sosyal medya görüntüleri üzerinden Arda'ya ceza vermek adil ve etik değildir. Yayıncı kuruluşun bazı maçlarda ekrana getirdiği görüntülere birçok oyuncu küfür ederek yakalanmıştır. Bunun son örneği Serdar Aziz'dir. Hakem Atilla Karaoğlan'a Serdar'ın ettiği ağır küfürleri bizler ekranda gördük. Ceza var mı; Yok.. Kural gereği görüntüye göre ceza vermek Caner Erkin'in küfürden aldığı 6 maçlık cezadan sonra kaldırıldı. Arda'ya öznesi olmayan "Adam" vurgusundan ceza vermek koltuktan güç alanların adaletsiz bir tavrıdır. Bu ceza "Hırsız-Polis" gibi kamera korsanlığını hayata geçirecektir. Dünyada emsali olmayan cezayı veren Disiplin Kurulu üyeleri artık arkalarını korumak zorunda kalacaktır çünkü o kameralar onları da kovalayacaktır.

Berat’ı beğendim

Abdullah Avcı dağınık, uyumsuz, keyifsiz ve akordu bozuk Trabzonspor'u yeniden yarattı. Abdullah hoca önce kadro istikrarını kurdu ve sistemine uymayan oyuncuları dışarıda bıraktı. Ardından Trabzonlu oyuncuların pozisyon bilgisini geliştirdi. Uğurcan, Hugo, Edgar Ie, Abdulkadir Parmak, Nwakaeme, Ekuban, Djaniny'den oluşturduğu omurganın üzerine inşa ettiği Trabzonspor disiplini ve yardımlaşmayı ön plana çıkaran bir takım oldu. Kadro istikrarı Trabzonspor'a oynama alışkanlığı getirdiği gibi keyif veren bir oyun oynamasını sağladı.
Gençlerbirliği'nin penaltıdan attığı gole kadar oyuna hakim olan, ayağa isabetli paslar yapan ve kazanma duygusunu öne çıkaran bir Trabzon takımı izledik. Futbolda son yıllarda, "Kapalı savunma yap. Kontrayı kovala. Golü bul ve üstüne yat" anlayışı hakim olmaya başladı. Bir ara topla oynamada rakamlar şöyleydi: Trabzonspor yüzde 76, Gençlerbirliği yüzde 24.
Djaniny'nin mükemmel golüne kadar Trabzonspor sürekli Gençlerbirliği duvarını kırmaya çalıştı. Hücumu kanatlara taşıyan, ortalarla golü arayan, göbekten ataklarla pozisyon kovalayan Trabzonspor, Ekuban-Djaniny'nin ortak işbirliğiyle golü buldu. Djaniny'nin gol öncesi sakin kalıp kaleci Übeyd'e attığı çalım ve sonra yaptığı vuruş çok kaliteliydi.
Nwakaeme, Ekuban, Djaniny üçlüsünün hücumdaki uyumu çok iyiydi. Özellikle Nwakaeme top tutuşu, topu saklaması, oyunun yönünü değiştiriş şekliyle Trabzonspor'u maestro gibi yönetti. Ekuban'ın attığı gol öncesi verdiği pas şiddeti ustalık becerisiydi.
Gençlerbirliği bu kadrosuyla ligde çok zorlanır. Trabzonspor'da Berat'ı çok beğendim. Zeki, çabuk ve tekniği yüksek olan Berat orta alana güç ve enerji sağlayacaktır.

Kayıp yaşamaması gerekiyor!

Muslera'nın bir kaleciden çok fazla özellikleri olduğunu Denizlispor maçında net gördük. Feghouli, Belhanda ve Arda, Galatasaray'ın oyun kurucuları ama asıl 10 numara bence kaleci Muslera.. Uruguay yıldızın dönüşüyle başta Fatih Terim olmak üzere sahadaki oyuncular ile maçı evlerinde izleyen Galatasaraylılar derin bir nefes aldı. Savunma oyuncularının yanı sıra tüm takım baskı yediğinde ayağındaki topları gözü kapalı Muslera'ya attı. G.Saray'ın atak başlangıcı hep Muslera oldu. Topu oyuna ya çabuk soktu ya da çevre kontrolü yaptıktan sonra oyunu başlattı. Muslera çok dikkatli olduğu gibi sürekli konuştu ve arkadaşlarının topu kime kullanacağını eliyle işaret etti. Recep Niyaz'ın vuruşunda Muslera'nın vücudunu büyütmesi golü engelledi.
G.Saray'ın 9 dakika içinde bulduğu erken iki güzel gol "kompakt" oyunlarla ön plana çıkan Denizli'nin direncini kırdı. İlk golde Belhanda'nın koşu yoluna Feghouli'nin bıraktığı final pası muhteşemdi. Emre Akbaba nihayet Belhanda'nın geriye çıkardığı topa akıllı bir vuruş yaptı. Feghouli'nin dönüşü de Galatasaray'ı oyun olarak toparladığı gibi Belhanda, Arda ve Emre Akbaba'nın etkili pas yapmalarını sağladı. Babel de önde duvar olarak pas oyununa katkı verdi. G.Saray'ın en etkili ismi Linnes oldu. Norveçli oyuncu sağdan yaptığı etkili bindirmelerle G.Saray'ın pozisyonlar bulmasını sağladı. Saracchi de derli toplu oynadı. Galatasaraylı oyuncuların coşkusu, kazanma duygusu üst düzeydeydi. Galatasaray'ın bu iyi ve etkili oyununu sürdürmesi için oyuncu konusunda kayıp yaşamaması şart. Feghouli hep olmalı, Linnes sağ bekte oynamalı. Belhanda da istikrarını korumalı. Muslera'nın dönüşü de takım oyununda ciddi fark yaratacaktır.

Büyük takım refleksi

Fatih Terim'in derbiyi düşünerek kadroda ciddi bir değişikliğe gideceğini düşündüm. Terim rotasyon yapmayarak kupaya verdiği değeri gösterdi. Sıkışık takvimine rağmen "3 günde bir oynamaya alışmalıyız" anlayışını hep vurgulayan G.Saray'ı tam kadro sahaya sürdü. 3. dakikada Emre Akbaba eğer Linnes'in akıllı pasına doğru vuruşu yapabilseydi G.Saray golle başlayacaktı. Hamza hoca ile oyun anlamında ciddi aşama yapan Malatyaspor, kapanmayıp geniş alanda oynamayı tercih edince tempolu ve mücadele gücü yüksek bir ilk yarı izledik. G.Saray, Linnes'in bölgesinden sık sık hücuma etkili çıktı. Saracchi ise etkisizdi, çok pas hatası yaptı ve Babel'i verimli hale getiremedi. Emre'ler Kılınç ile Akbaba sadece top ayaklarında iken sahne aldı. Bu ikili topsuz oyunda olmayınca Belhanda da pas oyununda desteksiz kaldı. Bu arada Diagne'nin "Al golü at" diye verdiği pasta Akbaba topa ayağını kapatarak vurmayınca boş kaleye golü kaçırdı. Çok çalışmasına rağmen Akbaba'da bir konsantrasyon ve güven eksikliği var. Terim'in oyundan düşen Belhanda, Saracchi ve Babel'i alması doğruydu. Ancak Emre Taşdemir ve Kerem Aktürk katkısız oynadı. Etebo ise çok top kaybıyla Malatya'nın pozisyon bulmasına neden oldu. Hatta yenilen golde başta kaleci Fatih hatalıydı ama Etebo da ayağındaki topu kaptırıp golün hazırlayıcısı oldu. G.Saray'da bazı oyuncular büyük takım refleksi ile oynamadı, sorumluluk almadı. 3 Emre de vasatın altındaydı. Maç sonunda iyi oynayan Luyindama attığı mükemmel kafa golü ile turu penaltılara taşıdı. Penaltılar şans işidir, kaleci başarısıdır. Fatih Öztürk de seri penaltılarda kurtardığı vuruş ile tur biletini getirdi.

Tek başına...

Helal olsun sana İrfan Can Kahveci. Sadece attığın goller için seni alkışlamıyorum. Leipzig'e tek başına kafa tuttuğun için, skora isyan ettiğin için, yüreğini ve inancını ortaya koyduğun için seni tüm kalbimle kutluyorum. İrfan'ın isyanı ve golleri Başakşehir'in puan almasına yetmedi. Sörloth, uzatmadaki golüyle Leipzig'i sevindirdi
Oyunu gereksiz yere kesmeyen, yalan faullere düdük çalmayan ve avantajları oynatan İspanyol hakem Carlos Del Cerro Grande mükemmel yönetim sergileyince hızlı, tempolu, mücadele gücü yüksek ve bol gollü bir maç izledik. Hakemlerimiz inşallah ders alırlar. Doğu ile Batı Almanya birleşti ama doğunun takımı Leipzig bir dönem "laboratuvar takımı" olarak adlandırılan Sovyetler döneminin D.Kiev'ine çok benziyor. Çok koşuyorlar, çabuk düşünüyorlar, çabuk yer değiştiriyorlar, çabuk paslaşıyorlar ve top rakibe geçtiğinde hemen baskıya geçiyorlar. Başakşehir ilk yarı Leipzig'in oyun anlayışını kırmak için çözüm üretemedi. Keşke Okan Buruk, Skrtel'in yerine oyuna pozisyon bilgisi ve top tekniği yüksek Epureanu ile başlasaydı.
İkinci yarı Başakşehir önde baskı yapınca Leipzig'in kurgusu bozuldu ve oyuna denge geldi. Mahmut ile Epureanu'nun oyuna girmesi Başakşehir'in coşkulu ve etkili oyununa katkı verdi. Baskılı oyunda Chadli'nin arka direğe kestiği topu Visca boş kaleye atamadı. Başakşehir'in isyankâr yüzü İrfan Can, geceye damgasını vurdu. İğne deliğinden geçercesine iki gol attı. Frikik golü muhteşemdi. İrfan'ın EURO 2020'ye Milli Takım ile damgasını vuracağına inanıyorum. Teşekkürler Başakşehir. Teşekkürler Okan Buruk

En kritik galibiyet

Başakşehirli Skrtel'in Denizlisporlu Mustafa Yumlu'nun kafasına attığı dirsek sonrası Arda Kardeşler'in VAR'dan verdiği penaltı olmasaydı, Melnjak'ın Emre Akbaba'nın çenesine attığı dirsek VAR'dan penaltı olarak çalınsaydı ortalık yangın yerine dönerdi.
Fatih Terim'in, "Oyun ve oyuncu alışkanlığı önemli ama bunu yakalayamıyoruz" söyleminin ardından Kayseri maçının on birini sahaya sürmesi oyuncularına "Size güveniyorum. Bu fırsatı şansa dönüştürün" mesajıydı. İlk yarı coşkulu, tempolu, kazanma duygusunu öne çıkaran, topa hakim olan, etkili paslar yapan, müthiş pozisyonlar bulan ve yardımlaşmayı takım haline dönüştüren bir Galatasaray izledik. Çok sert oynayan Rize'ye pozisyon vermeyen G.Saraylı oyuncular, kaleci Gökhan'ı şut yağmuruna tuttu. Feghouli, Diagne, Emre Akbaba, Emre Kılınç, Oğulcan etkili şutlar atmalarına rağmen Gökhan'ı geçemediler.
Feghouli yine Galatasaray orkestrasının maestrosu olarak görev yaptı, etkili toplar kullandı, oyunun temposunu ve hücumun yönünü ayarladı. Emre Kılınç ile Oğulcan sürekli geriye gelip savunmaya katkı sağladı. Terim'in Feghouli'ye verdiği yeni görev Galatasaray'ın oyun tarzını değiştirebilir. Feghouli savunmanın önünde aldığı topları kullanmadan önce mutlaka çevre kontrolü yapıp boş arkadaşını arıyor. Taylan da koşu kalitesi ve fizik gücüyle Feghouli'nin rahat top dağıtmasını sağlıyor.
Galatasaraylı oyuncular ikinci yarıda da oyuna hükmetti. Oğulcan, Linnes ve Emre Akbaba'nın ortaklaşa hazırladıkları pozisyonda Diagne ikinci golünü attı. Riskli bir penaltı atan Diagne güçsüz görünse de orta alana gelip pas duvarı oldu, bazen de Rize savunmasına baskı yaptı. Hat-trick yapan Diagne'nin 3. golü ise akıl doluydu. Rize'nin sevdiği hızlı hücuma yönelik geniş alanları Galatasaraylı oyuncular bırakmamaya dikkat ettiler. Rize psikolojik açıdan Galatasaray için kırılma maçıydı ancak çok iyi oynadılar, müthiş yardımlaştılar, kazanarak derbiyi baskı altına aldılar.

Avcı’nın dokunuşu

Baker'ın gözümüzün pasını silen şahane frikik golünü özlemiştik. Tam doksana giden topa vuruş tekniği kusursuzdu. Ankaragücü kalecisi Friedrich çaresiz kaldı. Bir önerim var; frikik olduğunda topun başına her oyuncu geçmemeli, vuruş kalitesi olan oyuncular kullanmalı.
Avcı'nın Erzurum maçını kazanan 11'i koruyup Ankaragücü maçında sahaya sürmesi doğru bir hamleydi. Çünkü Trabzonspor takımının kadro istikrarına ve oyun uyumuna ihtiyacı var. Avcı da oyuncuların birbirleriyle oynama alışkanlığını kazanması ve pozisyon bilgisini geliştirmesi için önce kadro istikrarına yatırım yapıyor. Üst üste maç kazanmak takıma öz güven getireceği gibi istikrarı da güçlendirecek. Avcı'nın mutlaka bazı oyunculara dokunuşları olacaktır. Örneğin; Afobe asla bir Sörloth değil. Afobe top tekniği vasat, çalım becerisi düşük, topu kontrol etme konusunda zayıf ve rakip savunmanın önünde duvar olamıyor. Afobe'nin bu zaafları Trabzon'un hücumda çoğalmasını engelliyor. Oyuna gelince; Ankaragücü koşu kalitesi ve kalabalık alan savunmasıyla Trabzonspor'u durdurmaya çalıştı. Trabzonspor ise ayağa pas yaparak alan savunmasını yarmaya ve hücumda pozisyon üretmeye çalıştı. Abdulkadir Parmak, Abdülkadir Ömür, Nwakaeme, Ekuban ve Baker sakinlikleriyle Trabzon'un pas durakları oldu. Avcı'nın Abdülkadir Ömür'ü kanattan alıp içeride oynatması Trabzon'a yaradı. Ömür kanatta oynadığında hem fizik olarak yoruluyor hem kolay markaj yiyordu. Baker'ın attığı frikik golü öncesi faulle durdurulan Ömür'ün rakipten topu çalması çabukluk ve akıl doluydu.
Trabzonspor ikinci golü bulamayınca "skoru korumak" refleksiyle panik yapıyor. Bunun nedeni Newton döneminde bilinç altına yerleşen "kaybetmeyelim" korkusudur.