CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Değişimler sancılı olur

1- Kızılyıldız maçı ile birlikte neler değişti? Saha içindeki etkili oyunu neye bağlıyorsunuz?
Trabzonspor, teknik adam takımıdır. Abdullah Avcı'nın geldiği günden bu yana oturtmaya çalıştığı sistem, pasa dayalı kompakt bir yapı var. Bu sistemle beraber uzun bir aradan sonra Trabzonspor şampiyon oldu. Sezon başı ise geçen yılki kadrodan eksilmeler yaşandı ve sakatlıklar geldi. Yani bir değişim içerisine girdiler. Her değişim doğal olarak sorunları beraberinde getirir. Kızılyıldız maçına kadar sistemde sorunlar ve başarısız sonuçlar vardı. Fakat Kızılyıldız müsabakasında geçen sezonki performansına yaklaşan bir Trabzonspor izledik. Orta alanda Hamsik bu sistem için olmazsa olmaz bir isim, lider özelliği var ve sahada olduğu zaman arkadaşlarını pozitif etkileyebiliyor. Takıma yeni katılan oyuncuların birlikte oynama süreleri arttıkça daha farklı görüntüler bundan sonraki maçlarda ortaya çıkar.
2- G.Antep karşısında galibiyet için Abdullah Avcı hangi planı uygulamalı?
Gaziantep, oturmuş sistemi olan bir takım. Ama deplasmanlarda gerekli performansı gösteremedikleri de bir gerçek. En önemli özellikleri karşı ataklarda hızlı hücum girişimleri. Önde Maxim, Sagal, Figueiredo gibi yetenekli oyunculara sahip. Özellikle Maxim'e dikkat edilmesi gerekiyor. Böyle bir takıma karşı önde yapılacak baskı ve kaybedilen topun kısa sürede alınması şart. İki kenardan da atak girişimlerinin yapılması gerekiyor. Tabii bir de Bakasetas gibi hücumdaki pas trafiğini yapan oyuncunun performansı ve uzaktan attığı şutlar önem kazanıyor. Rakibin karşı ataklarında ise eksik yakalanmamak, takım savunmasını istenilen düzeyde yapmak lazım. Kızılyıldız maçındaki ortaya konan oyun, bu maç için bir gösterge niteliğinde olmalı.

Takım olma bilincinden uzak

Trabzonspor takımında geçen yıldan 8 farklı isim var... Sekiz oyuncunun değiştiği bir takımda sorunların yaşanması doğal… Ön tarafta Umut Bozok ve Maxi Gomez, sağda Trezeguet, solda Bardhi oynadı. Orta alanda altı oyuncuyla sahaya çıkan Adana Demirspor ise hücumda klasik bir forvet kullanmadı. Ev sahibi takımın attığı ilk golde neden baraj yok bunu düşünmek lazım. Futbol, yanlışları içinde barındıran bir olgu… Kaleci Uğurcan'ın böyle bir pozisyonda baraj kurdurması gerekirdi. Sorunlar, top üçüncü bölgeye geldiği zaman daha da göze çarpıyor. Final paslarındaki yetersizlik ve adam eksilten oyuncunun yokluğu takımın en büyük sorunları. Sağda Trezeguet, solda Bardhi ve arkalarındaki Eren ikili oyunlarda rakibin savunma dengesini bozmak için hiçbir girişimde bulunmuyor. İkinci yarıda yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra rakip alanda daha fazla üretken olması beklenen Trabzonspor, bir türlü organize olamadı. Ardından ani gelişen hızlı hücumda Yusuf'un getirdiği topta Ndiaye ikinci golü attı. 2-1'lik skordan sonra ise yine pozisyon bulan Adana Demirspor'du. Buna rağmen Umut'la beraberliğin getireceği puanı yakaladığın bir anda Adana Demir, geliştirdiği organize atakta galibiyet golünü buldu. Sorunların başında gelen en önemli olgu, geçen yılki takım olma bilincinden uzak olunması… Trabzonspor'u geçen sezon başarıya götüren en önemli etken; takım olma, kazanma azmi, coşku ve sorumluluk alma bilinciydi. Şu anda bu özellikler ne yazık ki bu takımda yok.

İstikrarlı yapı için takım olmak şart

Geçen yıl hücumda gol pozisyonu üreten yapısı olan bir Trabzonspor vardı. Dün sahaya çıkan 11, yeni bir takım. Doğaldır ki önde uyum sorunu yaşanmakta. Ümraniyespor 5-4-1 sistemiyle mücadele etti. Böyle bir oyun anlayışında olan takıma karşı tempoyu artırmak, yön değiştirmek ve topun hızı, pozisyon bulmak açısından büyük önem taşır. Bir de adam eksilten oyuncunuz ve uzaktan atılan şutlar… Pozisyon bulmakta sıkıntılı bir süreç yaşandı, çünkü her iki kenardan da organize atak girişimleri yoktu. Trezeguet, Eren, Dorukhan, Abdülkadir Ömür ikili oyunları ile rakip savunmada adam eksiltmeden yoksun… Uzaktan Bakasetas'ın vurduğu toptan başka pozisyonu olmayan ilk 45 dakika yaşandı. İkinci yarı, oyuncu değişikliklerine rağmen ilk yarıya göre değişen bir şey olmadı. Üç puan Bakasetas'ın attığı şut ve dönen topta Trezeguet ile geldi.
Antalyaspor mağlubiyeti ve ardından Şampiyonlar Ligi'ne veda edilmesi nedeniyle öz güven açısından sorunların yaşanması doğal. Ama bir başka gerçek var ki istikrarlı bir yapı için 'takım olmak' büyük önem taşır. Takım olmak için birlikte oynamak, birbirini tamamlayan futbolcu grubu gerekmekte. Bu nedenle Trabzonspor'u geçen yıldan daha farklı düşünmemiz lazım. Çünkü orta saha ve önde birlikte oynama süreleri çoğaldıkça daha farklı bir yapı ortaya çıkar.
Sonuç: Oyun anlamında istenilen düzeyde olmasa da Trabzonspor'un şu an içinde bulunduğu durum göz önüne getirildiğinde alınan üç puan bundan sonraki maçlar için moral kondisyonu açısından önemlidir.

Büyük hayal kırıklığı yaşattılar

Şampiyonlar Ligi her zaman söylediğim gibi farklı bir kulvar. Bu yüzden mutlak mücadele gücünüzü ve konsantrasyonunuzu maçın sonuna kadar yüksek tutmak zorundasınız. Kopenhag maçında ilk maçta alınan 2-1'lik sonuç ve kendi sahanızdaki coşkulu taraftarınız önünde sonucu lehine çevirebilme fırsatı vardı. Trabzonspor maça coşkulu, arzulu ve rakibi baskı altında tutarak başladı. 5. dakikada Djaniny çok rahat pozisyonda golü atsa maçın seyri çok daha farklı olacaktı. Abdullah Avcı orta alanda Siopis ve yeni transfer Bardhi ile Dorukhan'a görev verdi. Ama bir başka gerçek var ki orta alanda Hamsik'in olmayışı ne yazık ki sorun olmaya devam ediyor. Kopenhag, ilk maçta da söylediğim gibi yabana atılacak bir takım değil. Özellikle Djaniny ve Abdülkadir Ömür'ün top rakipteyken orta alana gelip yardımcı olmadıkları zamanlarda Trabzonspor'un sol kenarından geliştirdikleri atak girişimlerinde gole yaklaştılar. Kopenhag gibi merkezi kapatan takımlara karşı topun hızı ve uzaktan atılan şutlar büyük önem taşıyor. İkinci yarı yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra bir 30 dakikalık bölüm var ki rakibi baskı altında tuttular fakat hep merkezden zorladıkları için pozisyon üretmede yetersiz kaldılar. Cornelius'un girdiği gol pozisyonundan başka atak girişimlerinin tamamı etkisiz kaldı. Bu maçta Bakasetas gibi uzaktan şut atabilen oyuncunun son 15 dakikada görev alması da Trabzonspor adına şanssızlıktı. Herkesin Şampiyonlar Ligi'nin hayallerini kurduğu bir maçta büyük bir hayal kırıklığı yaşandığı düşüncesindeyim.

Yakışmadı!

Antalyaspor'un baskısı ve de pozisyonlarla başlayan bir maç. Ama kritik üç tane pozisyonda Vitor Hugo'nun hamleleri var. Orta alanda Hamsik'in yokluğunda önemli sorunların olduğu bir gerçek. Çünkü Hamsik, takımin lideri ve oyunun temposunu ayarlayan bir isim. Abdullah Avcı savunmanın önünde Dorukhan ve Doğucan ile oyuna başladı. Trabzonspor'un yediği birinci gol de Doğucan'ın yaptığı pas yanlışından gerçekleşti. Sorun, orta alan ve de hücumda pas organizasyonunun oluşmaması. Nwakaeme'nin ayrılmasından sonra transfer edilen Trezeguet, henüz istenilen performansı sahaya yansıtmaktan çok uzak. Önde Cornelius-Djaniny, hücumda var olmaya çalışan iki isim ama orta alanda Bakasetas'ın daha fazla yardımcı olması gereken pozisyonlar var ki bir türlü gerçekleştirilemedi. Yenilen ikinci golde ise Vitor Hugo'nun zamanlamasından doğan penaltı ile gerçekleşti. 2-0'dan sonra oyun anlamında organizasyonu olan Antalyaspor karşısında Abdullah Avcı ilk yarı bitmeden iki değişiklik yapmak zorunda kaldı. Bu değişikliklerden sonra ise Abdülkadir Ömür'ün mükemmel pası, Djaniny ardından Enis Bardhi golü. 2-1'lik sonuç ikinci yarı için moral kondisyonu için önem taşır. İkinci yarı yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra ise Bartra'nın direkten dönen topu, rakip alanda daha fazla oynanan oyun ve de 2-2'nin yakalandığı anlardan sonra ise Trezeguet'in hatasıyla yenilen üçüncü gol. Sorun, geçen sezon sizi şampiyonluğa götüren takım savunmasının yetersizliği… Futbolda sizi başarıya getiren en önemli gerçek sahaya yansıttığınız oyun anlayışı ve de takım birlikteliği. Uzun bir aradan sonra böylesi farklı bir sonuç Trabzonspor'a ne yazık ki yakışmadı.

Trabzon kazandı ama yetmez...

Ligin ilk maçı, oyun anlayışı ve oyuncu kalitesi açısından 2 takım arasında büyük farklar var. İstanbulspor sorunlarla dolu bir takım. Hem savunmada hem de hücumda büyük yetersizlikleri var. Dünkü görüntülere bakacak olursak Süper Lig'de işleri çok zor. Böylesi yetersizliklerle dolu bir takıma karşı Trabzonspor'un ortaya koyduğu oyunu olumlu olarak değerlendirme şansımız yok.
Cornelius'un duran toptan attığı golden başka da üretken bir yapının ortaya çıkması gerekirdi. Sahaya çıkan 11, ofansif ağırlıklı bir takım. Orta alanda Siopis mücadele gücü ile sivrilen bir isim. Abdülkadir Ömür ve Bakasetas ise oyunu yönlendirmesi gereken ve ofansif anlamda öndeki oyuncularla pas bağlantısını kurması gereken 2 isim. Ama her iki oyuncu da gerekli performansı bir türlü gösteremediler. Önde her iki kenarda da Trezeguet ve Edin Visca orta alandan gerekli paslar gelmediği için istenilen performansı sahaya yansıtamadılar. Abdullah Avcı orta alanda farklı bir tercih yapmak zorunda. Abdülkadir ve Bakasetas'ın birlikte oynadığı maçlarda önde üretkenlikten uzak bir yapı ortaya çıkıyor. Çünkü çok fazla ofansif oyuncuyla sahaya çıktığınız zaman, önde pas bağlantısıyla ilgili sorunlar yaşarsınız. Trabzonspor da üçüncü bölgede gol pozisyonu üretmekte zorlandı. Ligin ilk maçı, alınan 3 puan başlangıç anlamında çok önemli ama ortaya konan oyun henüz istenilen düzeyde değil.

Sen F.Bahçe’deki ‘FETÖ’cülere bak!

Güzel görüntülerle başlayan bir maç. Hataysporlu oyuncularının şampiyonluğu kazanan Trabzonspor'a alkışlarla yaptıkları jest… Bir sezon verilen emeğe duyulan saygı. Keşke herkes aynı duyarlılıkta olsa! Sayın Ali Koç'un açıklamalarını büyük bir üzüntü ile izledim. Önce bir tespit yapmak gerek. 4 yıldan beri büyük bir takımın başkanısınız ama başkanı olduğunuz takım başarısız. Bunda sizin herhangi bir suçunuz yok mu? Konuşmaların büyük bölümü bu sezona ait. İsmail Kartal, takımınızın başına gelmeden önce F.Bahçe'nin içinde bulunduğu durum ve de Trabzonspor'la aranızda olan puan farkı neydi? FETÖ'den her fırsatta söz ediyorsunuz. Acaba F.Bahçe takımının içinde bulunan FETÖ'cü oyuncularınızı neden gündeme getirmiyorsunuz? 4 yıldan beri başarısızlıklarınızı örtmek adına böylesi açıklamalar yapmak büyük takımın başkanına yakışmıyor. Sezon başından beri Trabzonsporlu oyuncuların ortaya koyduğu performansa saygı duymanız gerekmez mi? Yazık!
Hatay maçı, her iki takımın da farklı kadrolarla sahaya çıktığı bir karşılaşma. Bakasetas ile kaçan penaltı ve ardından Hatayspor'un girdiği gol pozisyonları… Bu maçta dikkatimi çeken ise Trabzon'da Murat Cem denen genç oyuncu… Eğer fiziksel anlamda temposunu artırabilirse takıma katkı yapabilecek yetenekte bir isim. 2. yarı yapılan oyuncu değişiklikleri sonrasında Trabzon kendi kimliği ile sahadaydı. Djaniny ile gol de geldi sonrasında. Berat'ı bu maçta çok beğendim. Çünkü mücadele gücü üst düzeyde. Aldığı topları da öne ve çabuk oynadı. Djaniny'nin golünde asistini yaptı. 90+4'te ise Diouf'un golü sonucu belirledi.

Trabzonspor’a çok yakıştı

Yıllardır vuslat hep başka baharlara kaldı. Her sezon şampiyonluk parolasıyla yola çıkıldı ama hayal kırıklıkları yaşandı. Trabzonspor özel bir takım. Özelliği ise İstanbul'un 3 büyük takımına karşı bir devrimi gerçekleştirmek. Ve bunu sayısız kere yapmasıydı.
Bu takımın bir futbol kültürü olduğu gerçeğini kimse yadsımamalı. Geçen sezonla başlayan ve bu sezonla devam eden doğru yapılanma ile istikrarlı bir süreç yaşandı. Sezon başından beri oynadıkları her maçta takım olma bilincini, kazanma azimlerini, coşkularını ve her şeyden önemlisi sorumluluk anlayışlarını sahaya yansıtan bir ekip olarak gördük. Şampiyonluğu kesinlikle hak ettiler.
Gösterdikleri performansa ve istikrarlı yapıya büyük saygı duymak gerekir. Taraftarıyla da sezon başından beri bir bütün halinde olan Trabzonspor'a bu şampiyonluk çok yakıştı. Başta Abdullah Avcı olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekiyor. Takımda her oyuncunun bugün gelinen noktada emekleri çok büyük ama bir oyuncu var ki şampiyonluğun gelmesinde en büyük payın sahibi. Bu isim kaleci Uğurcan Çakır. Bunu dün kurtardığı penaltıyla bir kez daha gösterdi. Yıllardır özlemle beklenilen bu şampiyonluk bugün doya doya yaşanmalı ama Trabzonspor'un bir büyük takım olduğu gerçeğini düşünerek sorumluluklarının daha da arttığını söylersek herhalde yanlış olmaz. Çünkü bu takımın tarihinde şampiyonluklara çok fazla ara verilmez. Dünkü görüntü Trabzonspor'u büyük olarak görmeyenlere ve şampiyonluklarını kabul etmeyenlere herhalde büyük bir ders olmuştur.

Bir puan kazanç

Dört haftadır galibiyete hasret bir takım… Kayıp 9 puan… Kendi sahasında Karagümrük maçında hedef mutlak 3 puandı. Gaziantep maçından farklı bir 11 vardı sahada. Nwakaeme ve Abdülkadir Ömür yok... Bakasetas ile Cornelius 11'deydi. İlk 45 dakikalık sürede Trabzonspor'un futbol adına olumlu görüntüleri çok azdı.
Fatih Karagümrük merkezi çok iyi kapattı. İki kenarda da Trabzonspor'a organize olma olanağı vermedi. Hücumda ise Karagümrük çok yetersizdi. Trabzonspor böyle olunca tempoyu da arttıramadı, oyunun yönünü çabuk değiştirmeyi düşünmedi ve kenarlardan adam eksilten hücum girişimleri oluşmadı. İlk yarının son dakikalarında Karagümrük'ün önemli oyuncularından Lucas Biglia'nın mükemmel frikiğinden gol geldi.
İkinci yarı Yusuf Erdoğan ve Cornelius'un yerine Nwakaeme ile Abdülkadir Ömür oyuna dahil oldu. Dorukhan, Vitor Hugo'nun yanına geldi. Denswil maçın başındaki sol bek pozisyonuna geçti. İlk yarıya göre daha fazla rakip alanda görünen özellikle Nwakaeme'nin bireysel becerileriyle getirdiği toplarla pozisyonlar üretilmeye başlandı. Hamsik'in mükemmel pası ve ardından Hugo ile beraberlik golü geldi…
1-1'den sonra Karagümrük'ün hücumda üç kez çok etkili girişimleri oldu. Birinde top direkten geri döndü. Trabzonspor adına bana göre en büyük şans bu maçta Karagümrük'te Emre Mor ve Jimmy Durmaz'ın olmamasıydı. Trabzonspor'un son dört maçı şampiyonluk yolunda kayıp gibi görünse bile alınan bir puan kazanç olarak yorumlanabilir.