CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Çok net penaltı!

Trabzonspor'un dünkü oynadığı oyunu göz önüne getirdiğimizde, bir puanın sevindirici olacağı gerçeği vardı. Ama futbol tuhaf bir oyun. Duran toptan başka golü bulma olanağı olmayan Trabzonspor, duran toptan gerçekleşen gol ile üç puanı aldı. Milli maç için verilen 15 günlük ara sakat ve cezalı oyuncuların takıma dönmesi ve bu maçta ideal bir 11 ile sahaya çıkan bir takım. Ama yine değişen bir şey yok. Kazanma azmini, coşkusunu kaybetmiş, temposu olmayan, saha içi yardımlaşmadan uzak, sorumluluk anlayışı alt düzeyde bir oyuncular topluluğu... Savunma oyuncuları ile ilerideki Cardozo arasında 60-70 metrelik mesafe olan bir takım. Böyle bir anlayışla doğaldır ki iyi bir oyun ortaya koyma olanağınız yok. Gaziantep özellikle Bosingwa'nın olduğu sol kenardan Orkan ve onu bekleyen Barış ile geliştirilen ataklarda önemli gol pozisyonları üretti. Fakat son vuruş beceri noksanlığı bazen de Esteban'ın kurtarışlarıyla kendilerini rahatlatacak ve öne geçirecek golü bulamadılar.
2. yarıda serbest vuruştan gelen golden sonra Gaziantep, bütün riskleri aldı. Çok adamla hücum girişimlerinde bulundu. Kaptırdıkları toplarda Trabzonspor rakibi eksik yakaladığı anlarda organize olamadıklarından 2. golü bulamadılar. Zaten sezon başından beri hücumda aynı görüntüleri izledik. Maçın ilk yarısında Gaziantepli Erdem'in ceza alanı içerisinde hem de çizgi hakeminin yanında topu elle oynadığı bir pozisyon var ki buna nasıl penaltı verilmez, anlamak mümkün değil.

Esteban'ın eliyle!

Üzüntümüz büyük. Yine terör; can kayıpları ve yaralılar. Elimizden ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilemekten başka bir şey gelmiyor. Böyle bir günde maç yorumu yapmak inanın çok zor. Ama ne yapalım işimiz bu...
Dünkü maçın Trabzonspor adına kahramanı kaleci Esteban ise maçın genel yapısı ortaya çıkar. Ben bu yıl Sivasspor'un hiçbir deplasman maçında bu kadar gol pozisyonuna girdiğini görmedim. Trabzonspor ise maçın 61. dakikasında Aytaç tarafından kaleye attığı ilk şutta golü bulan taraf oldu ve üç puanı aldı.
İşte futbol gerçekten tuhaf bir oyun...
Hami Mandıralı'nın sahaya sürdüğü 11'de oyuncu tercihlerinin sorunları beraberinde getirdiğini düşünüyorum.
Çünkü örneğin; Cavanda gibi savunmanın sağındaki oyuncudan, sağ kenarın önünde görev verdiğinizde, dünkü görüntüden fazla bir şey çıkmaz. 90 dakika boyunca da sahada hiçbir etkinliği yoktu. Orta alanda ise Okay ve Aytaç aynı özellikte oyuncular.. İkisi de çok ağır ve öne oynama düşünceleri yoktu. Bir de rakipten top kampa konusunda da yetersizlerdi.
Marin, Cardozo (Şu anki görüntüsü ilk 11 oyuncusu olmamalı) Erkan Zengin kendi aralarında uyumsuz ve top rakipteyken geri dönüşleri hemen hemen hiç yoktu. Bu yüzden Sivasspor topa daha fazla sahip oldu ve Aatıf Chahechouhe gibi teknik becerisi üst düzeyde olan oyuncunun geliştirdiği ataklarla da birçok gol pozisyonu üreten taraf oldu.
Oynanan oyun tatmin etmekten uzak olsa da alınan üç puan bundan sonraki haftalarda yapılacak maçlar Trabzonspor'a
daha rahat oynama olanağı verecektir. Burada parantez açmamız gereken bir nokta ise gelecek sezonun planlı, bugünden başlanarak yapılmalıdır.

Hücumsuzluk!

Takım kadroları önümüze geldiği zaman, gördük ki Trabzonspor daha çok hücumu düşünen fakat risk taşıyan bir 11 ile sahada. Çünkü Marko Marin, Erkan Zengin, Cardozo ve Muhammet Demir, top rakipteyken geriye dönüşlerde yeterli oyuncular değil. İlk yarı Beşiktaş sadece Trabzon savunma oyuncularının bireysel hatalarından kaynaklı gol pozisyonları üretti. Bu yarıda Beşiktaş'ın daha etkili olmasını önleyen (bilindiği gibi Beşiktaş'ın en büyük silahı merkezden geliştirdiği ataklar) Okay ve Aytaç'ın, ortadaki mücadele güçleri ve oyuna koydukları dirençleriydi. Trabzonspor ise rakibi eksik yakaladığı anda ve de Beşiktaş savunmasının göbeğinde Necip ve Tosic'in uyumsuzluğuna rağmen bir türlü organize atak geliştiremedi. Hücumu organize etmesi gereken Marko Marin'in çok etkisiz gününde olması, Erkan Zengin, Muhammet ve Cardozo'nun kendi aralarındaki uyumsuzluk, gol pozisyonları üretilememesinin en büyük nedeniydi. İlk yarıda sadece Yusuf ile girilen fakat bu oyuncunun pas vermek yerine şut atma yanlışından doğan gol pozisyonu vardı.
İkinci yarıda ise dakikalar ilerledikçe oyunda Trabzonspor adına olumsuz görüntüler ortaya çıktı. Hami Mandıralı'nın orta alanda Okay ve Aytaç'ta görülen yorgunluk ve önde oynayan oyuncuların bırakın orta alana yardımcı olmalarını, çabuk top kayıplarını görüp orta alana destek olabilecek en az iki oyuncuyu sahaya sürmesi daha gerçekçi bir tercih olurdu. Hal böyle olunca da Beşiktaş, golü her an bulabilecek mesajları verdi. Ve sonunda Quaresma'nın getirdiği topta Gomez ile golü buldular. Ve ardından oyundan tamamen düşen Trabzonspor karşında Olcay'ın attığı golle de üç puanı alan taraf oldular.

Alınacak 3 puan özgüven getirir

🔴 Trabzonspor'da zorlu maç öncesi eksik çok.. Beşiktaş karşısında nasıl bir kadro ve taktik anlayışla sahaya çıkılmalı?
Trabzonspor'un şu anda içinde bulunduğu durum hiç iç açıcı değil. Gerek oyuncu performansı, gerekse oyun anlayışı olarak istenilen düzeyden çok uzakta. Bir de cezalılar ve sakatları göz önüne getirdiğimizde uzun yıllardan sonra ilk kez bir büyük maça kendi sahasında olmasına rağmen sorunlarla dolu bir takım olgusuyla çıkılacak. Fakat bu kadar olumsuz görüntüye rağmen kişilerden çok takım olarak mücadele gücü yüksek bir takım sahada yer alabilirse ümitsiz görüntü tersine çevrilebilir diye düşünüyorum.
🔴 Bugünkü karşılaşma çıkış maçı olarak görülüyor. Yönetim cephesi de maçı kazanmak zorunda olduklarını her fırsatta vurguluyor.
Bu futbolcular üzerinde baskı yaratır mı?

Bu tür konuşmalar yönetim ve başkan tarafından özellikle de büyük maçlar öncesi her takım için geçerlidir. Ama futbol gerçeklerle ilintili. Söylemden çok eylemin öne çıktığı bir oyun. Bugünkü maçta sözlerin değil eylemin, daha doğrusu takımın sahada sergileyeceği performans ve Trabzonsporlu oyuncuların dayanışma içerisinde mücadeleleri maçın kaderinde çok daha önemli bir olgudur.
🔴 Bu maçtan alınacak sonuç Trabzonspor'un Avrupa hedefine ne kadar katkı sağlar?
Bu maçta alınacak 3 puan oyuncuların özgüvenlerini yakalamaları açısından gerçekten çok önemli. Avrupa kupaları için Trabzon'un bundan sonra ligin sonuna kadar yapacağı 9 karşılaşmada alacağı puanlardan çok, bu yoldaki rakiplerinin yapacağı karşılaşmalarda alacakları sonuçlar önemli. Bordo-mavili ekibin tek başına çıkaracağı sonuçlar yeterli olmaz.

Altın 3 puan

Trabzonspor'un içinde bulunduğu durumdan dolayı bordo-mavili oyuncuların üzerine büyük baskı olduğu bir gerçek. Bu da oyuncuların sahadaki performanslarını olumsuz etkiliyor. Maçta topla daha fazla oynayan ve topa sahip olan takım konuk Mersin İdmanyurdu idi. Konuk ekip, hücum ağırlıklı riskli bir kadro ile sahaya çıktığı için kaptırdıkları toplardan sonra geriye dönüşlerinde sorunlar yaşadı. Ancak Trabzonspor, Mersin'in bu zaafından yararlanamadı. Trabzonspor, özellikle orta alandan hücuma çıkışlarda çok olumsuz bir görüntü içindeydi. Orta alanda savunmanın önünde oynayan Okay ve Aytaç aynı özelliklere sahip iki isim... Bir de her iki oyuncu sakatlıktan yeni kurtulduğu için fiziksel anlamda hazır olmadıklarından dolayı çok basit top kayıpları yaptılar. İki kenardan da istenilen atak girişimleri gerçekleşmediği için pozisyon üretmede yetersiz kaldılar. Hücumda yer alan oyuncuların bireysel becerilerinden veya serbest vuruşlardan başka golü kazanma olanakları yoktu. İkinci yarıda serbest vuruştan Cardozo'nun attığı golden sonra daha rahat oynaması beklenen Trabzonspor, aşırı bir telaş ve panik içindeydi. Öne giden toplarda bırakın final pası yeterliliğini, oyuncuların çok çabuk top kaybetmelerinden doğan Mersin atakları öne çıktı. Trabzonspor ceza alanına her iki kenardan da getirilen toplarda ise Mustafa Yumlu ve Akakpo'nun yüksek dirençle rakibe karşılık verdiklerini gördük. Alınan 3 puan bir bakıma Trabzonspor için altın değerinde... Çünkü olumsuz bir sonuç bundan sonraki haftalar için takımı daha da zor durumlara düşürebilirdi. Bordo-Mavili takımın, bundan sonra ertelenen Beşiktaş ile Sivas maçlarına dünkünden farklı ve daha rahat çıkacağını düşünüyorum.

Tez konusu!

Trabzonspor'un şu an Süper Lig'de bulunduğu yer, herhalde üniversitelerde tez konusu olur. Çünkü son yıllarda yapılan oyuncu transferleri ve bunlara harcanan rakamları göz önüne getirdiğimizde, gelinen nokta küme hattının üzeri! (Mersin İdmanyurdu transfer yasağı olan bir takım ve Trabzonspor ile puan farkı 7...) İşte düşünülmesi ve irdelenmesi gereken bir durum bu...
Artık Trabzonspor'un kendi sahasında düşme hattında bulunan Mersin İdmanyurdu ve Sivasspor'a karşı vereceği sınavlar ile ertelenen Beşiktaş mücadelesi çok büyük taşıyor.
Maça gelince; Konyaspor'un Aykut Kocaman ile büyük bir değişim yaşadığı bir gerçek. Türkiye Kupası'nda yarı finale yükselme başarısı ve ligde toplanan 43 puan... Ayrıca kendi sahasında 17 maçta sadece 1 kez mağlup olan bir takım. Özellikle kendi sahasında taraftarı ile bütünleşerek başarılı sonuçlara imza atıyorlar. Aynen dün olduğu gibi.
Topun daha fazla Konyaspor'da olduğu bir maç izledik. Özellikle maçın ilk yarısında Trabzonspor'un sol kenarından geliştirilen ataklar var. Bunun en önemli nedeni ise Trabzonspor'un ilk 11'i oluşturulurken, sol kenar oyuncu tercih yanlışlıkları. Yusuf ve önünde Marko Marin... Yusuf, hiçbir zaman savunmanın sol kenar oyuncusu özelliklerine sahip olan bir isim değil. Ve böyle bir oyuncun önüne Marin gibi geri dönüşü olmayan oyuncuyu düşündüğünüzde dünkü görüntü hiç de sürpriz olmaz. Yapılacak iş maça başlarken, Özer'in sol kenarın önünde, Marin'in ise Muhammet'e daha yakın bölgede tercih edilmesiydi. Yenilen birinci gol, Trabzonspor savunmasının hiçbir baskısının olmadığı bir anda geldi. İkinci yarı ilk yarıya göre Trabzonspor rakip alanda daha fazla göründü. Ama yine her zaman olduğu gibi top üçüncü bölgeye geldiği zaman organize atak girişimleri yoktu. Şu an gelinen noktada oyuncuların içinde bulunduğu psikolojik baskının, her geçen maç hissedildiği bir gerçek.
Girilen gol pozisyonlarındaki aşırı telaş bunun en büyük göstergesi.
Bu kötü günlerden takımın çıkabilmesi için oyuncuların ve taraftarların birlikte dayanışma içerisinde olmaları gerekiyor hatta zorunluluk. Yoksa gelecek günler gerçekten Trabzonspor Kulübü adına çok karanlık.

Kral çıplak!

Bir hakem bir maçı nasıl katleder herhalde dünkü maç buna bir örnektir. Yıllardır aynı filmi izlemekteyiz. "Hakemler hakkında konuşmayalım, hakemler de bir insan ve art niyetli değiller" söylemleri herkes tarafından gündemde. Dünkü hakem kesinlikle art niyetli.
Çünkü art niyetli olmayan bir hakem, Marko Marin'e Sabri tarafından ceza alanı içinde yapılan müdahaleye kesinlikle penaltı verir. Özer'in ikinci sarı karttan dışarı atıldığı pozisyonda, hareketin kendi önünde topa müdahalesini gördüğü halde ikinci sarı kartla Özer'i dışarı atmaz ve maçın 88. dakikasında Cavanda'nın Umut ile girdiği ikili mücadelede penaltı olmayan pozisyonda da penaltı vermez. Özellikle Erkan Zengin'in attığı (kazanılan penaltı, penaltı değil) penaltı golünden sonra bütün tercih haklarını Galatasaray lehine kullanmaz.
Bu maçı gördükten sonra bir gerçeği daha anladım. Hakemlik camiasında kimse kusura bakmasın değişen ne yazık ki hiçbir şey yok. Gücü olanın, lobisi olanın diğer takımlar üstünde büyük bir baskı gerçeği var. Güçlü olanın haksız bile olsa, haklı çıktığı bir ortam herkesçe biliniyor. Ve de ne yazık ki yıllardır sürüp gidiyor. Birilerinin çıkıp, 'Kral çıplak' demesinin vakti geldi. Ve hatta geçiyor... Bugün gelinen noktada artık kimse hakemlere güvenmiyor. Bu de her maçtan sonra teknik adam ve oyucuların maç sonu açıklamalarında net görünüyor.
Maçı yazmak dünkü hakemi gördükten sonra içimden gelmiyor. Çünkü bu takım sezon başından beri ne yazık ki hep hakem hatalarının kurbanı oldu. Anımsanacağı gibi lige çok iyi bir başlangıç yapan Trabzonspor vardı. Ta ki kendi sahasında Avni Aker'de Galatasaray maçında hakem Cüneyt Çakır, ceza alanı içinde Denayer'in eliyle topa müdahalesini es geçene kadar. Böyle bir ortamda maç yorumu yapmak bana biraz anlamsız geliyor.

Nihayet galibiyet

Zor bir süreçten geçen Trabzonspor için mutlak kazanması gereken bir maçtı. Gerek ligdeki durumu gerekse oyuncuların özgüvenini kazanması için 3 puanı zorunlu kılan bir mücadeleydi. Sonuçta 3 puanı aldı ama ikinci yarı adeta 'öldü öldü dirildi' dersek doğru konuşmuş oluruz. Trabzonspor maça arzulu ve istekli başladı. Kayserispor'un değerlendiremediği penaltıya kadar Trabzonspor'un kazandığı üst üste kornerler ve rakip kale çizgisinde çıkartılan gol pozisyonu var. İlk yarıda bana göre maçın kırılma anı Onur'un kurtardığı penaltıydı. Çünkü bu dakikadan sonra ilk yarının sonuna kadar oyunda üstünlüğü Trabzonspor yeniden eline aldı. Ve bu bölümde öne çıkan iki oyuncu Erkan Zengin ile Marko Marin'di...
Erkan Zengin uzun bir aradan sonra ilk kez çok olumlu bir maça imza attı. Sol kulvarı çok iyi kullandı, zaman zaman savunmasına da yardımcı oldu. Sefa ile kazanılan ikinci golde ise asisti yapan isimdi. Marko Marin ise takımı öne taşıyan ve arkadaşlarını pozisyon hazırlayan isimdi. Marin aynı zamanda attığı golle kilidi açan ve takımını rahatlatan oyuncu oldu.
İkinci yarı ise Muhammet Demir'in penaltıyı kaçırmasından sonra oyunda bütün dengeler değişti. 2-0 önde alan takımın daha kontrollü oynaması gerekirken anlamsız bir panik ve telaş içinde olduğunu gördük. Rakibin savunmasında eksik kaldığı pozisyonlar var. Fakat istenilen final pasları gerçekleşmedi ya da girilen gol pozisyonlarında beceri noksanlığı öne çıktı. Maçın ilk 11'leri açıklandığında Yusuf Erdoğan'ın bu maçta oynaması gerektiğini düşünüyordum ancak ikinci yarıda oyuna girdikten sonra kendi performansının çok altında bir oyun ortaya koyarak hayal kırıklığı yaşattı.
Kaleci Onur dün yine maçın en önemli oyuncusu olarak öne çıktı. Penaltıdan başka en az 4 net gol pozisyonu başarıyla önleyerek takımının 3 puan almasını sağlayan isim oldu. Uzun bir aradan sonra Trabzonspor'un böyle bir galibiyete ihtiyacı vardı.