Manzara aynı!
Fenerbahçe'nin geleneksel hale gelen sezon sonu manzarasını bir kez daha izliyoruz. Sarı lacivert formalı çocuklar şampiyonluk görebilmek için daha kaç yıl bekleyecek? Yıllanmış hayallerin kayıplarını kim ödeyecek? Var mı öyle bir babayiğit? Bu takımı ligin devre arasındaki transferlerle yok edenler nereye saklanacak? Galatasaray maçında daha ilk yarı oyundan atılması gereken Ederson'a mahsuben; "bizim kalecimizi attılar" diye ıslak mendil üretenlerin yönetici olduğu kulüpten ne bekliyorsunuz? "Biz bunları hak ettik" demesini mi?
Fenerbahçe yönetimine bir ayna tutsam kimse dönüp bakmaz. Koltuktaki beyler için hiçbir şeyden sorumlu olmadıkları bencil bir mekandır aynalar. Ya da mızmızlıkla süslü bir camekan! Gazı kaçmış konuşma balonlarını doldurmak bu kulüpte hala itibar görüyorsa, daha görecek çok şeyi var Fenerbahçe'nin.
Bu kulüpten istedikleri her şeyi alanlar kendilerinden istenen hiçbir şeyi vermedi. Kimse de istemedi zaten! O yüzden sahadaki korkaklığın sebebi sadece "dış yapıda" arandı. Elbette haksızlık yapıldı ama kıyaklar da yapıldı ve kimsenin sesi çıkmadı. Fenerbahçe'yi bu hale getiren sistemin adı; kulübün içindeki çarpık yapı ve medyadaki trollerdir!
Gerçek yapı; Fatih Terim döneminde vardı o dönemlerde canı en çok yanan da Abdullah Avcı'ydı. Bu temiz adamın 2 şampiyonluğu hakemler tarafından gasp edilip, Fatih Terim'e armağan edildi. Arada Fenerbahçe'nin de canı yandı ama konu Fatih Terim olunca medyada diller de tutuklu eller de! O yüzden Serkan Çınar, Ümit Öztürk, Bülent Yıldırım hesaplarını bitirim ağalarına verdiler adalete değil. Fatih Terim'e uşaklık eden sisteme Rizespor maçında şampiyonluğu altın tepsi içinde veren hakem Serkan Çınar'ın, yıllar sonra VAR hakemini işaret eden pişmanlık faslını duyduğumda cümlemi bu korkağa bahşetmiştim. "Bugün pişman olacağına dün cesur olsaydın!"
'Galatasaray'ın son yıllardaki şampiyonluk turları Fenerbahçe'nin armağanıdır' dersem, Fenerbahçeli yöneticilerin acizliğini işaret ederim ama Okan Buruk'un emeklerine de haksızlık etmiş olurum! Okan Buruk'un yanlışları olsa da ustalığını görmezlikten gelmek bize yakışmaz. Çünkü Fenerbahçe'de olmayan çok şey Galatasaray'da vardı. İnanç ve sadakat. Biz buna futbol imecesi diyoruz. Osimhen'in kazanmak için gösterdiği yürekli duruşu hangi Fenerbahçeli futbolcu gösterebildi? Milyonlarca dolar alan futbolcu beylerin şimdi kendilerine sormaları gereken bir soru olmalı. "Bu sezon şampiyonluğu kazanmak için ben ne yaptım?" Vicdanı olanın cevabı bellidir; "hiçbir şey!"
Tekrar edildikçe güçlenen yanlışları halının altına süpürmekte usta olanlar varken, gerçekler sadece gerçek taraftar tarafından sorgulanacaktır. "Yıllardır aynı masallardan bıkmadınız da transferde yediğiniz kazıklardan da hiç gocunmadınız mı?" Ne yazık ki cevaplar soru işaretlerinin çengeline asılan ceketlerin cebinde! Ceketlerin astarı yüzünden pahalı. Unutulmasın ki kaç sezondur bütün yanlışlar; yolunda gideceği varsayılan yanlış yolcular ve direksiyonu tutan beceriksiz yöneticiler tarafından gerçekleşmiştir.
Fenerbahçe'nin sahaya smokinle değil formayla sahaya çıkacak karakterli işçilere ihtiyacı var. Kendi yanlışlarını başından savmak için sızlanan yöneticilerden kurtulmaya ihtiyacı var. Gerçek bir düşünce devrimine. Bunlar olmadığı içindir ki Fenerbahçe'nin çocuklara olan borcu gerçek borcundan büyük demektir. Ama bu ülkede bütün borçlar iki renkli sergiden ibarettir, üstelik vergiden muaf!
