Trabzon’da zirve mücadelesi
Haftanın maçı Trabzon'da. Biletler kapalı gişe. Aslında Trabzonspor- Fenerbahçe maçları her zaman büyük ilgi çekmiştir. Üstelik bu sezon işin içinde zirve hesabı var. Tedesco'nun da vurguladığı gibi şampiyonluk yarışı iki değil, üç takım arasında geçiyor. Fatih Tekke baskı yememek adına beklentiyi hep düşük tutmaya çalıştı ve "Lig'de 1 ile 4 arasında bir yer hedefliyoruz" dedi ama artık son düzlüğe girdik. Kadro değeri rakiplerine göre daha düşük olsa da puan hesabına bakınca Trabzonspor da rakipleri kadar iddialı. Dolayısıyla bu maç şampiyonluk düğümünü çözecek doksan dakikalardan biri olacak. Elbette Tedesco'da, itiraf etmek istemese de Fatih Tekke'de bunun farkında. Peki, bizi nasıl bir maç bekliyor? Trabzonspor'un taraftarının desteğini alarak ön alan baskısıyla iştahlı bir başlangıç yapacağını düşünüyorum. İlk yirmi dakikalık bölümde gol bulursa inisiyatif ev sahibine geçer. Tedesco kontrollü oyunu seçecek ve kanatlardan savunma arkasına atılacak toplarla şans aramaya çalışacaktır. Uzaktan şutlar ve duran toplar da Fenerbahçe için fırsat olacak. Golsüz devam eden oyun Fenerbahçe'ye yarar. Maç içinde herhangi bir dakikada Fenerbahçe öne geçerse hem sahadaki hem de tribündeki Trabzonsporluların sakin kalması gerekir. Aksi halde senaryoyu Fenerbahçe belirler. Tansiyonu yüksek bir mücadele olacak. Maçı On bir kişi ile bitirmek çok önemli. Eksik kalan kazanamaz. Trabzonspor'da Onuachu, Muçi ve Onana belirleyici olacaktır. Oulai kadar Folcarelli de orta saha üstünlüğü için kilit isim. Fenerbahçe açısından son haftaların Formda ikilisi Asensio ve Talisca yine ön planda olur. Kerem'in ne yapacağı maçın kaderini belirler. Savunmada Skriniar kilit isim. Orta sahayı ele geçirip, üretken oyuncuların pas bağlantısını kesen avantajı ele geçirir. Halil Umut Meler için de zor bir sınav olacak. Umalım da hakemin maçın önüne geçmediği bir doksan dakika olsun. Trabzonspor kazanırsa şampiyonluk iddiası artık gözle görülür hale gelir ve camia için büyük moral olur. Fenerbahçe kazanırsa şampiyonluğun en büyük adayı haline gelir. Beraberlik en çok Galatasaray'a yarar. Ama yarışın bittiği anlamına gelmez. Bakalım dev maçtan nasıl bir matematik çıkacak?
Para-pul işleri
Fenerbahçe'nin devre arası transfer dönemine kaynak yaratmak için gelecek yılların gelirlerini harcadığı yönündeki haberler camiada sıkıntıya yol açtı. Telaffuz edilen rakamlar bir hayli yüksekti. Öncelikle bazı rakamların yanlış olduğu görüldü. Örneğin Chobani'den alınan para 30 değil, 20 milyon seviyesinde. Passolig'den gelen para da ekstra bir ödeme değil. Sezon başında alınan standart imza parasından ibaret. İnsanlar transferin hangi parayla yapıldığını düşünüyor bilemiyorum. Elbette bu tarz gelirler kullanılacak. Burada önemli nokta uzun vadeli gelirleri heba etmemek olmalı. Örneğin Fenerbahçe Futbol A.Ş sermaye tavanını beş kat arttırmak için SPK'ya başvuru yaptı. Muhtemelen mevcut para akışının yeterli olmadığı düşünüldü ama bu paraya ilişkin bir yol haritası oluşturulmuştur. Yönetimin bu paranın nerelere harcanacağını açıklaması şeffaflık adına çok doğru olur. Aksi durumda şu sıralar yaşandığı gibi doğru, yanlış ya da maksatlı, maksatsız bin türlü polemik çıkar ki şu sıralar Fenerbahçe'nin en istemeyeceği şey konsantrasyonun bozulması olacaktır.
Nigel iyi ki gelmedi
Milwaukee Bucks tarafından serbest bırakılıp, Avrupa'ya dönme kararı alan Nigel Hayes- Davis'in yıllık 6 milyon USD'ye Panathinaikos ile anlaşması Fenerbahçelileri çok üzdü. Nigel'ın Fenerbahçe, Pana, Hapoel üçgeninde bir süre dolaştıktan sonra yüklü kontratı tercih etmesini yadırgamıyorum. Profesyonel oyuncu. En doğal hakkıdır. Geçtiğimiz sezon, "Biz Fenerbahçe'de para için oynamayız. Oyuna olan aşkımız için oynarız"; sözü tatlı bir anı olarak kalacak. Nigel, Play-Of'tan önce maç ritmini kolay kolay bulamaz. Ergin Hoca'nın sistemini ona göre evirmesi de şart olacaktır. Fenerbahçe açısından ise gereklilik değil, katkı olurdu. Ama takım içi dengeleri bozma riski büyüktü. Ez cümle, taraftar Nigel'a da Fenerbahçe yönetimine de kızmamalı. Bu sezon özelinde ne kadar katkı verebileceğini göreceğiz. Buradaki tek can sıkıcı durum Nigel'ın, bu seviyelerde adının geçmesini sağlayan Fenerbahçe'yi sosyal medyada takipten çıkması olabilir. Tribüne oynamayı seçmiş ve Sloukas'tan ders alamamış demek ki!
