CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Halil Umut Meler’i beğendim!

İlk yarıya baktığımızda maç sonu 'F.Bahçe bu maçı kazanacak' dendiğinde kimse inanmazdı. İlk yarı koskoca F.Bahçe'nin, 45. dakikada attığı gol dışında pozisyonu yok. Eksik adamla bir yakalandılar, Buksa aradan sıyrılıp Antalyaspor'u öne geçirdi. Ardından pozisyonları da var. F.Bahçe, şaşırttığı ilk yarının son dakikasında da Dzeko ile beraberliği yakaladı. İkinci devre F.Bahçe önde bastı. Atakları arttığında bunlardan birinde İrfan Can, takımı öne geçirdi. Ama ardından F.Bahçe, yine tuhaf bir gol yedi. 'F.Bahçe kötü oynadığı bir maçı nasıl kazanacak?' derken en kötü maçını oynayan Szymanski'nin golüyle galibiyeti aldı. Hakem Halil Umut Meler, genelde iyiydi. Özellikle de Antalya'nın attığı ilk golde mükemmel bir avantaj oynattı.

BEŞİKTAŞ'TA PROBLEM ÇOK BÜYÜK
Beşiktaş, Trabzon'da darmadağın oldu. Futbol adına ne oynadılar derseniz, hiçbir şey… Masuaku, Muleka ve Aboubakar'ın olmayışı yanlış 11'di. İkinci yarı Şenol Güneş bu değişiklikleri yapmak zorunda kaldı. Beşiktaş oyunun hakimi olduğu dakikalarda Trabzonspor, Onuachu ile öne geçti. Tam bir defans yerleşim hatası. 2. golse Bakasetas'ın frikikten iğne deliğinden geçirip attığı gol. Bu golde hem baraj hatası hem de kaleci Mert'in yanlışı var. Beşiktaş takım savunmasını Türkiye'de en kötü uygulayan ekiplerin başında geliyor. Üstelik dün gece hücum da edemediler. İlk isabetli şut Ghezzal tarafından 82'de atıldı. Trabzon toparladı, Beşiktaş'ta ise problemler büyüyerek devam ediyor. Volkan Bayarslan iyi yönetti gibi görünen maçta fazla faul ve kart hatası yaptı. Sonuca etkisi olmadı ama Volkan'ı dün çok konsantre göremedim.

Hakem Cihan Aydın fazla kurnazdı!

Galatasaray çok tuhaf görüntüler veriyor. İlk yarı düşük tempolu olsalar da futbol adına çok şeyi doğru yaptılar. Topun arkasına geçtiler, yardımlaştılar ve buldukları pozisyonları da iyi değerlendirdiler. Mertens bu yarıda çok iyi oynadı, Kerem Aktürkoğlu ise birbirinden güzel goller attı. Aynı şekilde de orta sahada Kerem Demirbay'ı çok başarılı bulduk. Fakat bir de madalyonun diğer yüzü var. İkinci yarı başladı, sanki Şampiyonlar Ligi'nde oynayan o şampiyon Galatasaray gitmiş, sıradan bir takım gelmiş. Samsunspor, ikinci yarının ilk 15 dakikasında iki gol bulup maça ortak oluverdi. 3-0 öndeyken, rakibiniz kalite olarak sizin çok altınızdayken ve üstelik evinizde oynarken 3-0'dan bir maçı 3-2'ye getirebilmek çok tuhaf.
İkinci yarı Galatasaray çok kötü oynadı. Sadece yediği goller değil yapamadığı her şey için söylüyorum. 3-2 çok kritik bir skorken sahneye sonradan oyuna giren Hakim Ziyech çıktı. Sol ayağıyla mükemmel vurdu. Herkes golü o attı diye düşünürken meğerse dünyanın en şanslı futbolcularından biri olan İcardi'nin kafasına çarpıp gol olmuş. Pek tabii ki gol İcardi'ye yazıldı. Bu gol, Galatasaray'ı rahatlattı. Aksi halde son yarım saat birçok şey farklı olabilirdi. Sonuçta Galatasaray, çarşamba günkü Kopenhag karşılaşması öncesi kayıpsız bir lig maçını atlatmayı başardı.
Hakem Cihan Aydın, fazla kurnaz. Olmayan faulleri icat edip risk almak istemiyor. Ama bir tanesi elinde patladı. Samsunspor'un attığı ikinci gol öncesi bir faul uydurdu, bu frikik de gitti, gol oldu. Hep diyoruz, hakemlikte cinlik yaparken bazen kendini de patlatırsın.

Livakovic, İrfan Can’ı kesemez!

Fenerbahçe galibiyet serisine doludizgin devam ediyor. Belki çok iyi oynamadılar ama Ankaragücü taş gibi bir takım ve birçok ekibin canını yakabilecek nitelikte. Çok iyi oynamazken maç kazanmak şampiyonluk yolunda çok önemli bir avantaj. Dzeko iki çok önemli gol kaçırdı ama F.Bahçe'nin galibiyet golünü getiren Osayi'ye attığı pas mükemmel, Osayi'nin dar açıdan vurduğu şut ise daha da mükemmeldi. Fred çok değişik bir oyuncu, Tadic tam bir lider, Oosterwolde gün geçtikçe daha iyi oluyor. Fakat asıl sorun şu; İrfan Can ilk yarıda öyle bir top kurtardı ki ve kalede öyle iyi oynuyor ki adalet kavramı ile Livakovic onu nasıl kesecek?
Beşiktaş maçına gelirsek.. Beşiktaş kim ne derse desin iyi takım. Şampiyonlukta da en az Fenerbahçe ve Galatasaray kadar iddialı. Dün ilk yarı çok iyi oynadılar. Artık kornerlerin Türkiye'deki en tehlikelisi Colley. Hep yaptığı şeyi yine yaptı, yan toptan Beşiktaş'ı öne geçirdi. Devre biterken de Aboubakar'ın harika pasını değerlendiren Rashica, skoru perçinledi.
İkinci yarı Beşiktaş biraz daha rölantiye aldı ve kazanmasını bildi. Gedson Fernandes Türkiye'nin en etkili orta saha oyuncularından biri. Belki İcardi ya da Dzeko kariyer olarak çok öndeler ama Aboubakar da dün gece attırdığı golle gösterdi ki o sadece bir golcü değil, farklı bir oyuncu.
Hakem Zorbay Küçük genelde iyi maç yönetti diyebiliriz. Gedson'un hamlesi kırmızı kart yönünden tartışılacak bir karar ama bence burada çıkarılan sarı kart doğruydu.

Hakemler ders alsın

Fenerbahçe geçen sezondan kalma bazı kötü alışkanlıklarına devam ediyor. Özellikle 2-0 öne geçtikten sonra yediği gol, inanılmaz hatalı. Osayi adamını kaçırıyor, Becao bir metre sağda olsa ya da Altay açılmaya karar verdikten sonra tam açılsa o golü yemeyeceklerdi. Maribor aslında oyuna iyi başladı. İlk yarı ne yaptığını bilen, ayağa top yapabilen, Fenerbahçe'yi zaman zaman zorlayan bir Maribor vardı. Fenerbahçe belki lig maçını da düşünerek tempoyu düşük tuttu, böyle olunca da ilk yarı golsüz ve heyecansız geçti.
İkinci yarı Fenerbahçe art arda iki gol buldu. İlkinde Becao, bir duran topta kafayla takımını öne geçirdi. Bu golden sonra da ikinci yarı oyunca giren Szymanski'nin iyi koşu ve İrfan Can'a 'al da at' dediği pozisyon vardı. İrfan Can da aldı attı. Zimbru maçında Dzeko ve Tadic'i çok etkili bulmuştuk. Fakat dün gece için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Sanki Dzeko, yorgun ve ağırlaşmış gibi göründü. Son dakikalarda gelen penaltı tur atlama açısından Fenerbahçe'nin elini çok rahatlattı. Tadic o topu ağlara göndermese tek farklı galibiyetle Maribor'a gitme zorunluluğu olsa çok farklı şeyler söylenecekti.
Sonuçta Fenerbahçe'nin ikinci yarısını daha iyi oynadığı ama basit gol yediği bir maç izledik. İngiliz hakem Robert Jones kusursuz bir yönetim sergiledi. Verdiği tüm kararlar doğruydu. Türk hakemlerinin ondan alacağı çok ders olmalı.

Hakemler maçı mükemmel yönetti

Dün geceki sonuçla büyük ihtimalle Avrupa Futbol Şampiyonası'nın vizesini aldık. İkinci yarı Kuntz'un değişiklikleriyle gelen müthiş bir baskı ve önce Umut, ardından da Arda'nın golü galibiyeti getirdi. Hak ettik mi? sonuna kadar. Pek tabii ki rakibin 10 kişi oynaması da özellikle tüm kontrolü bize çevirdi. İlk yarı mecburiyetten Barış, santrfor oynadı ama Kuntz, ikinci yarı çok doğru değişikliklerle pivot santrfora Umut'u getirdi. Böyle kapalı defans oynayan takımlara karşı dar alanda adam geçebilecek, araya oynayabilecek, şut atabilecek Arda Güler'i sahaya sürdü. Bunca aydır eleştirdiğimiz Kuntz, dün büyük doğrular yaptı. Bir de tabii buna maça sol bek başlayan Ferdi'yi sağ beke alması, son yarım saat Ferdi, Cengiz, Arda ile sağ kanatta üçgenler yaptırması Galler'i şaşırttı. Zaten goller de buradan böyle organizasyonlarla geldi. Maç boyu bir tek kafa topu alamadığımız yan ortalarda Umut, kafayla takımımızı öne geçirdi ve hemen ardından da Arda Güler, kendisinin alıştığımız gol tiplerinden birine daha imza attı. Sağdan içeri çekti, sol ayağıyla uzak köşeye doksana vurdu ki Avrupa'da haftanın en güzel gollerinden biri olabilecek golü kaydetti.
Üstelik penaltı da kaçırdık, üstelik maçın başında ofsaytımsı bir kararla bir golümüz de iptal oldu. Maçın hakemleri mükemmel kararlar verdiler. Muhtemelen sistemsel olarak yayıncı kuruluş VAR çizgisini çekemedi. VAR hakeminin kanaati ofsayttı ve protokol hiç yapılmayan bir şeyi yaptı, orta hakeme dedi ki, 'Sistem VAR çizgisini çekemiyor ama bence ofsayt, bir de sen bak' . Orta hakem de baktı, haklı bir kararla golü iptal etti . Verdiği kırmızı kart doğru, lehimize verdiği penaltı doğru ve yine Umut'un attığı golde de topun ele çarpmasını VAR hakemi çok doğru tespit etti.

Uzun yıllardır böylesi fark olmadı

Galatasaray, Fenerbahçe'yi dün darmadağın etti. Gerçekten de çok uzun yıllardır Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki farkı bu kadar büyük görmemiştik. Fenerbahçe kafayı kaldıramadı. Oyun aslında dengede başladı ama sonra Galatasaray sürekli alan daraltıp , baskı uygulayıp toplar kaptı ve bunlardan birinde de Zaniolo golünü attı.
İkinci yarı yine her şey Galatasaray'ın lehineydi. Yine Zaniolo, Peres'in arkasındayken dribbling halinde önüne geçti, darbeye maruz kaldı, Peres oyundan atıldı ve zaten bu dakikadan sonra da maç bitti. Duran topta bu sefer İcardi sahneye çıktı. Kornerde top boşta kaldı, İcardi tamamladı. Sonra yine Zaniolo o müthiş sol ayağıyla 20 metreden attığı golle sezonun ilk yarısında deplasmanda 3-0'lık galibiyetin Seyrantepe'de de kopyasını getiriverdi. Sacha Boey ve Kazımcan çok iyi oynadılar. Özellikle Kazımcan için dün geceki maç belki de kariyer karşılaşması ya da bundan sonraki kariyerinin ilk kilometre taşı.
Sonuçta Galatasaray en yakın rakibini iki maçta da 3'er 0 yenmekle kalmadı, "Ben şampiyonluğu hak ettim" dedi. Şimdi Fenerbahçe için ikincilik şansı da tehlikede . Beşiktaş son karşılaşmasını kazanırsa -ki kazanma şansı yüksek, Fenerbahçe üçüncü olacak.
Hakem Bitigen için iki kritik karar vardı. İlki, Samet'in ceza sahasına girerken İcardi'nin bileğine yaptığı hamle; mutlak faul. Son adamdan dolayı kırmızı kart bile tartışılır. Diğeri de sarı kartlı Nelsson'un oyun durmuşken Valencia'ya attığı kasti omuzu es geçmesi.

Büyük golcü yine sahne aldı

G.Saray, adım adım mutlu sona ulaşıyor. A.Gücü'nü yendiklerinde Türkiye Şampiyonu olacaklar. Bakıyoruz da bu şampiyonlukta kimin en çok emeği olacak; karşımıza çok isim çıkıyor. Ama herhalde en önemlisi İcardi ve Torreira. Yani diğer bir deyimle dün akşamın iki yıldızı. Biri attığı goller diğeri ise verdiği korkunç mücadelesi ile.
G.Saray maçın hakimiydi. Ama şimdiye dek alıştığımız iç saha pozisyon üstünlüğünü pek göremedik. Fakat maçın başında Rashica'nın defans arkasına yaptığı koşu ile boşalan yerine İcardi'nin yönelmesi ve Kerem'in pası ile gelen gol G.Saray'ı öne geçirdi. G.Saray, öne geçtikten sonra çok daha dengeli oynamaya çalışıyor. Bu nedenle de kendi evindeki maçlarda mütevazi rakiplere karşı çok farklı skorlar göremiyoruz. İkinci yarıdaki, gol sonrasının kopyası… Top G.Saray'da, Sivas fazla gelemiyor. Gelse de pozisyon üretemiyor. Buna karşılık da G.Saray fazla gol pozisyonu yaratamıyor. Bu dakikalarda sahneye yine büyük golcü İcardi çıktı. Sacha Boey orta yapmak üzere kafasını kaldırdığında İcardi, arka direğe koşusunu yaptı, kaleci dahil herkes kafa vuruşunu gelen yöne yani arka direğe yapacağını düşünürken o, dar açıdan ön direğin dibine vuruverdi ve G.Saray için o anda maç pek tabii ki bitti. Sonuçta G.Saray hak ettiği hedefe emin adımlarla ve rahat galibiyetlerle ilerlemeye devam ediyor.
Arda Kardeşler, iyi hakem, hoş hakem de derinlerinde rahatsız edici bir ego ve kibir hissediyorum. Dün gece kolay maçtı ama o, vermesi gereken iki net sarı kartı veremedi.

Hakem çok iyiydi

Galatasaray hiç de iyi oynamadı, belki de artık iyi oynamaktan çok, mutlak 3 puana ihtiyacı olduğu maçlar kaldı. İlk yarıda Galatasaray inanılmaz düşük tempoda, hiçbir oyuncusu vasatın üzerine çıkmadan oynadı. Bazı futbolcular, örneğin Mertens ve Oliveira vasata bile ulaşamadılar. Bu yarıda baktığımızda sadece Rashica'nın direkten dönen topu var.
30. dakikadan sonra Galatasaray biraz vitesi artırdı, devrenin uzatma dakikalarında da İcardi'nin penaltısıyla öne geçti. Aslında bu penaltının olma sebebi, Galatasaraylı oyuncuların gayreti değil, İstanbulsporlu oyuncunun düşüp kayıp ayağındaki topu İcardi'ye kaptırmasıydı.
İkinci yarıda da benzer bir tablo oldu. Galatasaray belki pres yapıyor ama sonuçsuz. 'Kanatları kullanayım' diyor, 1-2 pozisyon dışında o da sonuçsuz. Özellikle sağ kanadı iyi kullanamamasının sebebi de belki de Sacha Boey'in cezalı olması.
Zaniolo oyuna girdi, 6 dakika sonra oyundan atıldı. İşte bu dakikadan sonra Galatasaray için sıkıntı başladı. İstanbulspor oyuncu ve oyun kapasitesiyle, 11'e 10 oynasa bile gol atabilme kabiliyeti az ama tek farklı öndeyken 1 kişi eksik oynuyorsanız bu, oyunculara stres getiriyor. Maç biterken attığı golden 3-5 dakika önce çok daha netini kaçıran İcardi, dar açıdan Galatasaray'ın skorunu perçinledi.
Maçın hakemi Tugay Kaan Numanoğlu'nu çok beğendim. İki kritik pozisyon var. İlkinde VAR davetiyle gelen penaltı ki karar doğru. İstanbulsporlu oyuncunun, Rashica'ya hamlesi ve darbesi var.
Diğerinde de Zaniolo'nun büyük hatası var. Top uzaklaşmışken rakibin kasıklarına, tabanıyla giriyor. Bu kırmızı kart da VAR davetiyle geldi ve doğruydu.

Şansalan çok iyi yönetti

Sizler bu satırları okurken ligimizde belki de kartlar yeniden dağıtılıyor olacak. Yine bu satırları okuyan F.Bahçeliler, 2-0'dan İstanbulspor'a nasıl puan kaybettiklerine ve hatta 10 kişilik Beşiktaş'a nasıl yenildiklerine hayıflanıyorlardır. Şimdi 3 puan fark var.
Dün geceye bakarsak Beşiktaş çok iyi mücadele etti, çok iyi savundu ve hak ettikleri 3 puanı aldılar. Maçın kırılma anı kesinlikle Oliveira. Diğer bir deyimle, maçı kıran adam. 58. dakikada Oliveira, topu kaptırıp takımının gol yemesine sebep olmasaydı belki de maç beraberliğe kilitlenecekti. Oyuna Galatasaray çok iyi başladı. İlk 20-25 dakika çok soğukkanlı oynadılar ve İcardi ile golü buldular. Sonra yavaş yavaş Beşiktaş ağırlığını koydu ve Saiss ile beraberliği yakaladı.
İkinci yarıya baktığımızda aslında ilk bölümde o ana kadar kulvar olan Adekugbe'nin arkasından yapılan ortalarda Aboubakar, 3 tane birbirine benzer gol kaçırdı. Ama dedik ya imdada Oliveira yetişti, topu kaptırdı ve G.Saray golü yiyiverdi. Bu dakikadan sonra Galatasaray müthiş baskı uyguladı. Baskı var ama pozisyon yok.

F.BAHÇELİLER DE SEVİNDİ
Özellikle Beşiktaş'ta Gedson ve Redmond, hem hücumda hem defansa yardımda çok iyi oynadı. Savunmada Colley ve Saiss de öyle. Neredeyse bütün ortaları bertaraf ettiler. Maç biterken de Aboubakar, pastanın üzerine çileği koyuverdi. Sonuçta dün gece Beşiktaşlılardan çok belki de F.Bahçeliler sevindi. Geçen hafta bu zamanlar 'Her şey bitti' derken şu anda 'Acaba' diyorlar. Hakem Ali Şansalan ufak tefek hatalarına karşı böylesine kritik bir maçı çok iyi idare etti. Ufak tefek hatalar ise böyle derbilerde asla göz önüne alınmamalı.

Penaltı yok

F.Bahçe, Yusuf Fahir Baba'nın desteğiyle düşe kalka yoluna devam ediyor. Kötü oynuyorlar ama 90 ve sonrasındaki dakikalarda maçı alıveriyorlar. İnanın bana Fenerbahçe'nin oynadığı futbol koskocaman bir sıfır. Üstelik ilk yarıda Samet'in hatasıyla da golü yediler ve mağlup duruma düştüler. Samet kısa vurdu, kaleci İrfan Can ceza sahası dışına çıkmak istemedi, çünkü haklı olarak çıkıp kırmızı görebilirdi. Golden sonra Fenerbahçe'den bir reaksiyon bekliyorduk, gelmedi.
İkinci yarıya Jesus oyuncu değişiklikleriyle başladı. Emre Mor hareketlilik getirdi ama bence F.Bahçe'nin dün geceki en önemli yıldızı Pedro ve Valencia. Serdar'ın oyuna girmesiyle Valencia sola geçti. Son dakikada 3 kişinin arasından sıyrıldı, sıfıra yakın topu çıkardı, Serdar topa bastı düştü, Pedro da tamamladı. Artık uzatmalara geçilmişti. Rakip 10 kişiydi, bu sefer de Pedro şahsi gayretiyle F.Bahçe'nin galibiyet golünü atıverdi
F.Bahçe'nin iki haftadır yaptığı işler futbolun doğal akışına aykırı. A.Gücü'nü son 10 dakikada yendiler, dün gece de Başakşehir'i 88 ve 90+3'teki golleriyle yendiler. Çekirge zıplamaya devam ediyor. Bakalım sonu ne olacak. Hakem Suat Arslanboğa'yı beğendim. Maçta iki tartışmalı pozisyon var. İlki F.Bahçe'nin penaltı beklediği pozisyon. Başakşehirli oyuncunun kolu doğal konumda. Orta sert geliyor, top kola çarpıyor devam kararı doğru. İkinci yarıda Touba'ya gösterdiği ikinci sarıdan gelen kırmızı da doğru. Zira Touba önce İrfan Can'ın suratı ve boynundan çekiyor. Buna rağmen İrfan dönüp hızlı hücuma çıkmak istiyor, yine tutuyor. Karar doğru.