CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Osimhen suyu bile yakar

Osimhen ilk yarıda 42 yaşındaki Ajax kalecisi Pasveer'i geçemedi. Doğru bir anlatımla Pasveer, iki mucizevi kurtarış yaptı Osimhen'in vuruşlarında.
Galatasaray aradığı golü bir türlü bulamayınca, bu durumdan cesaret bulan Ajax, ilk yarım saatten sonra Galatasaray'ın üzerine geldi, birkaç pozisyon da buldu.
Aslında benim için Barış Alper Yılmaz'ın maça 11'de başlamaması, büyük sürpriz oldu. Evet Barış Alper uzun süredir eski formunda değil.
Ama Barış'ın bu takımın omurga oyuncularından biri olduğunu unutmamak lazım.

Sallai iyi niyetliydi ama Osimhen'i bir türlü topla buluşturamadı.

Galatasaray'ın buralara gelmesinde Osimhen kadar Yunus Akgün ve Barış Alper Yılmaz'ın da büyük rolü var.
Dün Johan Cruijff Arena'da sakat olduğu için Yunus yoktu.
Bu Galatasaray için büyük bir dezavantajdı. Bir de Barış Alper'in yokluğu nedeniyle ilk 45'te bütün yük Osimhen'in omuzlarındaydı.
Osimhen de iki pozisyonda kaleciyi geçemedi. Yine de Galatasaray ilk yarıda deplasmanda olmasına rağmen Ajax'tan daha iyi bir futbol ortaya koydu.
Ajax'ın gol silahı Weghorst'a Sanchez-Abdülkerim ikilisi adeta adım attırmadı.

Okan Buruk, ikinci yarıya başlarken Barış Alper Yılmaz hamlesini yaptı.

Aklın yolu bir. Doğru bir hamleydi bu.
Sara kenara geldi.
Sallai ikinci yarıda daha iyiydi.
Öne top taşıdı. Rakip kaleye şut attı. Barış'ın oyuna girişi, Sallai'yi de ateşlemiş oldu.
Galatasaray harika bir golle öne geçti. Lemina topu sürükledi, kanattaki Sane'yi servis yaptı. Sane de harika bir orta ile Osimhen'i gördü.
'Gol canavarı' Osimhen de Pasveer'i sonunda avladı. Çok büyüksün Osimhen!
Lemina harika bir maç çıkardı.

Sonrasında Barış Alper'in ortasında penaltımız geldi. Hakem Bastien, VAR uyarısı ile monitöre gitti ve penaltıyı verdi.

Osimhen penaltıdan duble yaptı. Bu golden sonra Johan Cruijff Arena'da Galatasaray taraftarının büyük coşkusuna şahitlik ettik.
Dünkü maçta şunu gördük!
Galatasaray'da Barış Alper formsuz da olsa oynar!
Çünkü Galatasaray'ı ateşleyen oyuncudur Barış! Yürek savaşçısıdır bu takımın!
Dün Barış Alper Yılmaz, Galatasaray'a iki penaltı birden kazandırdı.

Osimhen ikisi penaltıdan olmak üzere 3 gol birden attı. Hat-trick yaptı.

Ajax ne ki bu Osimhen var ya, suyu bile yakar!
Doktor olsa, kansere bile çare bulur!
Barış Alper öncesi, Barış Alper sonrası bir maç oldu. Barış girdi, Aslan kükredi! Hem de ne kükreme!
Aslan, Amsterdam'da Ajax'a pençesini attı.
Galatasaray ilk 24 derken, 4 maçta 9 puana ulaştı. Artık ilk 8 hesapları yapmalı Galatasaray!
Tebrikler Galatasaray!
Durmak yok, yola devam!

Kilit ve anahtar!

İki takım futbolcularını da ortaya koydukları müthiş mücadele nedeniyle tebrik etmek lazım. Özellikle de Trabzonspor'u! Bu statta böylesine taraftarın baskı yaptığı, sahadaki takımlarına enerji yaydığı bir ortamdan puan çıkarmak büyük iş.
İki takım da kazanabilirdi. Trabzonspor, genç ama mütevazı kadrosu ile Galatasaray'ı durdurmayı başardı. Sahada yüreği ile oynayan, kazanmayı çok isteyen bir Trabzonspor vardı. Galatasaray çok güçlü bir takım.
Bu statta yenemeyeceği takım yok. Dünya devi Liverpool'a top göstermeden yıkıp geçtiler.

Fatih Tekke dersine çok iyi çalışmış. Galatasaray'a hiç boş alan bırakmadılar. Kanatları Pina ve Mustafa ile iyi kapattılar. Sakatlanıp çıkana kadar Savic savunmaya liderlik yaptı. Batagov maçın yıldızıydı. Hatasız bir maç çıkardı.
Galatasaray, Trabzonspor'a 90 dakika boyunca bir üstünlük kuramadı. Osimhen, Barış Alper, Yunus Akgün ve Sane belki de kariyerlerinin en vasat futbolunu oynadılar.
Bunda Trabzonspor'un akıllı oyununun büyük payı vardı.

İlk 45'te iki takım adına sahanın en iyileri Savic ve Lemina'ydı. Savic, Osimhen'i; Lemina da Onuachu'yu iyi durdurdu. İki takım da duran toplardan etkili olmaya çalıştı. İki takımın da birer topu (Osimhen ve Zubkov) direkten döndü.
Yunus Akgün oyunda kaldığı süre içinde çok etkisizdi. Pina, Savic'ten sonra Trabzonspor'un etkili ismiydi.
Çok çalıştı, savaştı, Barış Alper'e nefes aldırmadı. Sane-Mustafa Eskihellaç eşleşmesinin genelde galibi Mustafa idi.
Muçi ilk yarıda çok etkisizdi. Çok top kaybı ile oynadı. İkinci yarıda biraz toparlandı.

Folcarelli, her zamanki standart futbolunu oynadı. Orta alanı ayakta tuttu. Oulai, şık çalımları, kıvrak hareketleri ile Galatasaraylı oyuncuları çok yordu. Galatasaray, maç boyunca ritmini bulamadı.
Çünkü Galatasaray'ın hızını kesen, oyununu bozan bir Trabzonspor vardı sahada.
İki takım da derbinin büyük bölümünü temposuz oynadı.
Aslında Okan hoca da Fatih hoca da maçı riske atmadı, kaybetmekten korktu.

Hakem Cihan Aydın, Bouchouari'ye gösterdiği kırmızı kartta haklıydı. Bouchouari oyuna yeni girmişsin. O hareket nedir Allah aşkına! Az daha takımını yakıyordun!
Fatih hoca her şey iyi güzel de.
Vişça'yı bu kadar yok saymanı doğru bulmuyorum.
Bouchouari yerine tecrübe abidesi Vişça'yı oyuna alsan, belki maçı kazanırdın. Oysa kilitlenen maçın anahtarı Vişça'nın cebindeydi.

Galatasaray, geçen yılki futbolunun gerisinde mücadele ediyor. Beşiktaş'tan sonra Trabzonspor derbisini de kazanamadı.
Trabzonspor ise dünkü futbolu ile zirve yarışının içinde olacağını bir kez daha gösterdi.
Satranç maçı gibi bir derbi oldu.
Gol sesi çıkmadı ama yürekli bir mücadele vardı sahada.
Bu derbiden çıkan sonuç, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı iştahlandırdı.
Lider Galatasaray'ın yarışta iki puan kaybetmesi; Beşiktaş- Fenerbahçe derbisinin önemini daha da artırdı.
Enteresan bir şampiyonluk yarışı oluyor.

Sırada yılanlar ve timsahlar var

Bugüne kadar TFF Başkanlığı koltuğunda oturanlar, Türk futbolundaki bahis iklimini bilmiyorlar mıydı? Elbette ki biliyorlardı. Halının altını görüyorlardı, cesaret edip, kaldırmıyorlardı; başlarını kuma gömüp, adeta ölü taklidi yapıyorlardı. H H H İbrahim Hacıosmanoğlu'nun, göreve geldiği ilk günden beri hedefinde bu bataklık vardı. O, diğerleri gibi sinekleri öldürme kolaylığını seçmedi. Zor olanın peşinden koştu. 'Bahis Skandalı'nı ortaya çıkardı. Hakemlerle ilgili tek tek elindeki verileri bizlerle paylaştı. Hacıosmanoğlu, sadece sineklerle mücadele etmekle kalmaz! Onun hedefinde bataklıktaki yılanlar ve timsahlar da var! Son zamanlarda bazı hakemler iyice azmışlardı. Düdük çalıp, pozisyonu başlatıp, sonra 'unuttum' deyip geriye dönen hakem mi dersiniz? Nizami golü iptal eden hakem mi dersiniz? VAR Odası'nda kural tanımayan, görüp de görmezlikten gelen hakem mi dersiniz? Hepsine bir bir şahit olduk! Bıçağın ağzı gibi incelince sabırlar, İbrahim Hacıosmanoğlu, masaya yumruğunu vurup, yeter artık diyerek operasyonu başlattı. Artık cin şişeden çıktı. Bu işin geriye dönüşü yok! Disiplin sevkleri başladı. Herkes ektiğini biçecek. Perde arkasında bahis baronları varsa onlar da ortaya çıkacak. Belki de bu bahis skandalı hakemlerle sınırlı kalmayacak. Belki de futbolcu ayağı, teknik direktör, kulüp başkanı ayakları da ortaya çıkacak. Türk futbolundaki çürük elmalar artık temizlenecek.ÜRK futbolunda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Gücün hukuku değil, hukukun gücü geçerli olacak. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, kimsenin girmeye cesaret edemediği bataklığa girdi. Türk futbolunda 'Temiz Eller Operasyonu'nu başlattı. Başkan Hacıosmanoğlu'nu tanırım. Her kulvarda da dile getirdim. Hacıosmanoğlu, yiğittir; merttir, doğrudur, eğilip bükülmez, mazlumun sesidir, adaletin yılmaz savunucusudur. Türk futbolu için bir şanstır Hacıosmanoğlu. Zaman beni haklı çıkardı. Ve Hacıosmanoğlu düğmeye bastı!


Bahis skandalında soruşturmalar derinleştikçe, belki de bazı hakemlerin yönettikleri maçlara bahis oynadıkları da ortaya çıkacak. Böyle bir durum olursa iş; biliyorsunuz ki şikeye girecek. Sahadaki alınterini yok sayıp, oynadığı bahis uğruna takımların canını yakan her kim varsa, en ağır cezaları almalı. Burada kulüplere de iş düşüyor. Herkes kendi kapısının önünü süpürmeli. Kulüp içinde de çürük elmalar varsa, onları da kulüpler temizlemeli. Bütün kulüpler, TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'nun başlattığı 'Temiz Eller Operasyonu'na destek vermeli. Türk futbolunda halının altına el atıldı; perdenin arkasındakiler de bir bir ortaya çıkacak. Rakamlar korkunç! Bir hakem nasıl olur da tek başına 18 bin 227 kez bahis oynar! Yemeden içmeden, uyumadan, belki de sahada maçı yönetirken bile bahis mi oynamış bu hakem!
Bu bir hastalık, bu bir kumarbazlık! Gözü bahisten başka hiçbir şey görmemiş bu hakemin! 10 hakem de 10 binin üzerinde bahis oynamış. Vay vay vay! 7 üst klasman hakemi kim mesela? Önümüzdeki günlerde daha da hayretler içinde kalacağımız yeni skandallar ortaya çıkarsa hiç şaşırmam! Teşekkürler Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu!

Koltuk takımı

Galatasaray'ı ligimizde zorlayacak takım sayısı bir elin parmaklarını geçmez!
Bu takımlardan biri de Göztepe idi.
Göztepe'nin yorgun Galatasaray'a çelme takabileceği görüşü hakimdi.
Ama Galatasaray için bu lig artık bir çocuk oyuncağına dönüştü.
Rakiplerle arasında o kadar makas açıldı ki, o kadar kalite farkı var ki… Biz boşuna demedik Galatasaray'a 'Uzay Takımı' diye!
Galatasaray, hem uzay takımı, hem de koltuk takımı… Ligde şampiyonluk koltuğunu kimseye kaptırmıyor artık!
Sahada biraz vites artırdığında, gaza bastığında rakiplerini paramparça ediyor.

'İcardi artık bitti, yaşlandı, gitsin, bu performansı ile yeni sözleşme alamaz' diyenler buralarda mı acaba?
Hazır olmayan bir İcardi'nin nasıl bir gol canavarı olduğunu dün herkes gördü. İcardi Galatasaray için bir hazine!
Okan hoca da Başkan Dursun Özbek de bunun farkında! İcardi'nin olduğu yerde başarı ve kupalar vardır!
Adam çok büyük bir sakatlık geçirdi.
Doktorları 'Kasımdan önce dönmesi sakıncalı' dediler.
İcardi eylülde sahalara döndü. Dün kaleci Lis'den dönen topu, harika bir vole ile filelere yapıştırdı.
Göztepe kalesinde bazuka gibi iki de şut attı. Hele bir kasım ayı gelsin. Siz İcardi'yi o zaman görün.

Galatasaray, Göztepe karşısında daha maçın başında geriye düştü.
Maçın iyilerinden Sane'nin kaptırdığı topla başlayan hatalar zinciri sonucunda Göztepe golü buldu.
Bu golde önce Sane'nin ardından da Sallai, Uğurcan ve Davinson Sanchez'in hatası vardı.
Geriye düşen Aslan, hemen pençelerini çıkardı ve oyunu rakip kaleye yıktı.
19'da Osimhen ile eşitliği sağladı Galatasaray. Hakem bu gole ofsayt dedi. Topun Osimhen'e Barış'tan geldiğini düşündü.
VAR devreye girerek, pasın Göztepeli Furkan'dan çıktığı uyarısını yapınca, Osimhen'in nizami golü geçerli sayıldı.
Galatasaray'ın ilk yarıda Sallai ile bir şutu da direkte patladı.
42'de Bokele ikinci sarıdan kırmızı kart görünce, maç bir anda Galatasaraylı oyuncularla Göztepe kalecisi Mateusz Lis arasında geçmeye başladı.

Okan Buruk'un ikinci yarıya başlarken İcardi'yi oyuna sürüp, Barış'ı kenara alması çok doğru bir hamleydi.
İcardi oyuna girer girmez, Göztepe kalesini topa tutmaya başladı.
İcardi aynı zamanda Osimhen'in üzerindeki yükü de aldı. Göztepe defansı, İcardi'ye de önlem almaya başlayınca Osimhen rahatladı.
Durum böyle olunca Osimhen, hem havadan hem yerden Lis'in koruduğu kaleye şut yağmuruna başladı.
Sara'nın golü, Rams Park tribünlerindeki muhteşem atmosferi, bir anda yılbaşı kartpostalları güzelliğine dönüştürdü.
Tribünlerdeki coşkuyu uzay boşluğundaki Marslılar bile duymuştur.

Bu muhteşem atmosferin ateşlemesiyle kükreyen Aslan, İcardi ile farka gitti.
Sonrasında Sane, İcardi, Osimhen, Yunus ve Sara adeta gol kaçırma rekoru kırdı.
Lis, mucizevi kurtarışları ile tarihi farkı önledi. Galatasaray hem bu maçı kazandı, hem de Gabriel Sara'yı.
Galatasaray; Torreira, Singo ve İlkay olmadan da takır takır kazanıyor.
Okan Buruk da Galatasaray'ın başında 100. galibiyetine imza attı.
Galatasaray'ın önünde bir Trabzonspor derbisi var. Trabzonspor da çok formda.
Bu maç öncesinde Davinson Sanchez cezalı duruma düştü.
Cumartesi günü Rams Park'ta Türk futbolu harika bir derbiye sahne olacak.
Umarım maçı yönetecek hakemler de harika bir performans ortaya koyarlar.

Yürek savaşçıları!

Bu sezon Trabzonspor'un maçlarını izlemek büyük keyif!
Çünkü kadroya bakıyorsunuz;
Onana, Oulai, Onuachu, Zubkov, Folcarelli ve Augusto gibi kıvrak, savaşçı ve zeki oyuncular var.
Sahada yüreği ile oynayan oyuncular bunlar. Papara Park tribünlerini uzun bir aradan sonra bu kadar coşkulu ve dolu gördük.
Eyüpspor karşısında maça tahrip gücü yüksek bir ön alan baskısı ile başlayan Trabzonspor, ilk çeyrekte golü buldu.
Fakat sonrasında sahada dramatik ve üzücü bir olay yaşandı. Luccas Claro ağır bir sakatlık geçirdi.
Allah hiçbir oyuncuya sakatlık yaşatmasın.
Geçmiş olsun Claro! İnşallah sahalara çok erken dönersin.

İlk yarının sonra bölümünde Eyüpspor, Trabzonspor kalesinde etkili oldu. Bu dakikalarda Onana sahneye çıktı.
Kamerunlu kaleci, 39'da üst üste muazzam iki kurtarış birden yaparak Trabzonspor'un soyunma odasında önde gitmesini sağladı.
İkinci yarıya çok daha iyi başlayan Trabzonspor, maçı tek kaleye çevirdi.
Üs üste pozisyonlar buldu.
Kanatları iyi kullandı.
Ancak sahada bordo-mavi forma giymiş bir futbolcu vardı ki, izlerken gözlerimizin pası silindi yine. O futbol cambazının ismi Oulai idi.
51. dakikada orta alandan topu aldı, Eyüpsporlu oyuncular onu durduramadı.

Topla giderken içine Messi kaçmış gibiydi. Kıvrak çalımları ile ceza sahasına girerken, beline doladığı Eyüpsporlu oyuncular çaresizce filelerin dalgalanmasını izlediler.
İşte o süper golün kahramanı Oulai idi. Belki de sezonun en güzel golünü attı Oulai.
Bu oyuncuyu keşfedip Trabzonspor'a kazandıran futbol adamına teşekkür etmek lazım.
Trabzonspor, tabelayı 2-0'a getirdikten sonra çok hızlı oynadı.
Rakip ceza sahasında önemli işler yaptı.
Onuachu çok hareketli ve çalışkandı.
Belki gol atamadı ama Trabzonspor'un önde kalmasını sağladı.
Folcarelli ise Trabzonspor'un adeta Torreira'sı oldu. Orta sahada tam bir arı, tam bir atom karınca.
Her hafta daha iyiye gidiyor.

Trabzonspor belki 90 dakika etkili bir futbol oynayamıyor ama vites yükselttiği dakikalarda hemen golü buluyor.
Bu takım her hafta üzerine koyarak gidiyor. Önemli olan eksikler varken bile kazanabilmek. Trabzonspor da bunu yapıyor.
Bir seri yakaladı bordo-mavililer.
Artık şampiyonluk yarışında Trabzonspor da var.
Fatih Tekke'yi de tebrik etmek gerekir. Bu genç kadro ile büyük işler başardı şu ana kadar.
Bu yönetime, bu hocaya ve bu takıma tam destek vermek lazım.
Trabzonspor kenetlenirse, neler yapabileceğini geçmiş yıllarda gösterdi.
Eyüpspor ise Orhan Ak ile kendini bulmuş. Özellikle Mujakiç savunmada çok çalıştı, savaşçı futbolu ile dikkat çekti.
Dün kaybettiler ama ligde ilerleyen haftalarda çok can yakarlar.

Avrupa'nın yeni prensi G.Saray!

Liverpool'u Rams Park'ta ezip geçerek Avrupa'nın yeni prensi olan Galatasaray'ın yeni kurbanı Bodo/Glimt oldu. Maça tahrip gücü yüksek bir futbolla başlayan Galatasaray, Bodo'yu daha üçüncü dakikada Osimhen ile avladı.
Bu golde Lemina'nın ince pası ve Osimhen'in şık dokunuşu jeneriklere geçebilecek güzellikteydi. Erken gelen gol, Rams Park tribünlerinden yükselen olağanüstü ses desibelini ve coşkusunu Mars'a kadar ulaştı.
Tribünlerdeki 55 bin Aslan'ın gol anındaki heyecanı ve sevinci, görülmeye değerdi.

Bodo, geride kalan iki maçın istatistiklerine bakıldığında turnuvanın en çok koşan takımlarından biriydi.
Hatta 2-2 berabere kaldığı Tottenham maçında tam 128 kilometre koşarak bu alında bir rekora imza atmışlardı.
Topla oynamayı çok seven, kanatları iyi kullanan ve rakip kaleye çok şut atan bir takımı ağırladık dün.
Galatasaray, Osimhen ile golü bulduktan sonra ilk 15 dakikada rakibin topla oynamasına ve oyun kurmasına izin vermedi. İlk yarının son bölümünde Bodo'nun Hauge ile kaçırdığı net bir pozisyon ve direkten dönen bir topları vardı.

Ama Galatasaray, Osimhen ile rakip kaleyi sürekti dövdü. Ve aradığımız ikinci golü yine Osimhen ile bulduk.
Bu golde Yunus'un takipçiliği ve presi rakibi hataya zorladı. Bu hatayı affetmeyen de Osimhen oldu.
Maçtan önce A Spor'da yaptığımız Bodo analizinde savunmada çok hata yaptıklarının altını çizmiştik. Öyle de oldu. Ön alan presimizde bocalayıp, acemice hatalar yaptılar. Biz de bu hataları affetmedik.

Hem hücumda hem ve oyunun savunma yönünde etkili bir maç çıkaran Sane, duran toplarımızı kullandı. Sane, oyunun bazı bölümlerinde topla dans etti, çabukluğunu ve kıvraklığını kullandı.
Bodo'ya adeta ecel terleri döktürdü.
Aman Allahım! 53'te akıl almaz bir gol kaçırdık. Osimhen kaptığı topla ceza sahasına girdi. Şut da atabilirdi.
Müsait durumdaki Yunus'a topu aktırdı.
Yunus da vurmak yerine Sane'ye pas verdi. Sane'nin şutu Haikin'den döndü. Muazzam bir pozisyondan gol çıkaramadık.

Dün Galatasaray o kadar doğru işler yaptı ki... Savunması kötü olan Bodo'ya ikinci yarıda da ön alan baskısı yaptık.
Bu baskılardan sonuç ürettik. Yine bu preslerden birinde Osimhen topu kaptı. Topu Yunus'a kazandırdı.
Yunus karşı karşıya pozisyonda önce Haikin'e takıldı ama dönen topu ağlarla kucaklaştırmayı bildi.
Farkı yakaladıktan sonra Okan Buruk'tan hamleler geldi. Lemina ve Barış Alper kenara gelirken, Sara ve Elmalı oyuna dahil oldu.
Osimhen Bodo'ya karşı belki de hayatının futbolunu oynadı. İki gol attı, tonla pozisyona girdi. Bodo defansını paramparça etti. Kaleci Haikin'in Osimhen'in bazuka gibi şutlarını kurtarmaktan eldivenleri parçalandı, parmakları su topladı.
Galatasaray tam bir Şampiyonlar Ligi takımı oldu. Slavia Prag ve Tottenham'ın diş geçiremediği Bodo/Glimt'i Rams Park'ın çimlerine gömdük!
Durmak yok, yola devam! Sıradaki gelsin!

Aslan parçası!

Okan Buruk, Bodo-Glimt maçını düşünerek, milli takımlardan yorgun dönen oyuncularını dinlendirmeyi tercih etti. Bu, beklediğimiz bir durumdu. Başarılı teknik adam doğru olanı yaptı. Zaten Singo sakat, Sanchez cezalı; Osimhen, Lemina, Jakobs ve Yunus yorgundu. Çok koşan, savaşçı Bodo karşısında dinç ve enerjik bir Galatasaray'a ihtiyaç var. Dün ilk 11'de çıkan oyunculara bakıyorum da... Sara geçen sezonki muhteşem futbolunun gerisinde.

İcardi çok iyi niyetli ama hazır değil. Kaan Ayhan savunmada zaman zaman ağır kaldı. Ama Kaan'ın ileriye uzun ve isabetli toplar da attığının altını da çizmemiz gerekir. Bu sezon beklentilerin uzağında kalan Leroy Sane, maça iyi başladı, çok koştu, savaştı ve golleriyle takımını sırtladı. Sane'nin böyle bir patlamaya çok ihtiyacı vardı. (A Spor'da Cuma günü Spor Gündemi programında şunları söylemiştim: 'Sane'nin bir patlamaya ihtiyacı var. Başakşehir maçı tam da Sane için bir patlama maçı olur. Sane'den goller bekliyorum.' Öyle de oldu. İşte Sane'yi kendine getiren maç bu maç oldu. Galatasaray hem maçı kazandı, hem de Sane'yi!

İlkay Gündoğan, Galatasaray'ın en iyi isimlerinden biriydi. Bir orkestra şefi gibi yönetti Galatasaray'ı. Hem hücuma hem de savunmaya büyük katkı verdi İlkay, Sane'nin golünde muazzam bir asiste imza attı. İlk yarıda çok yavaş ve temposuz oynayan Galatasaray, aslında net pozisyonlara da girdi. Özellikle Sara'nın 90'a doğru giden bir şutu var ki Muhammed jeneriklik bir kurtarış yaptı. İlk yarıda Uğurcan Çakır'a top gelmedi desek yeridir. Başakşehir ilk 45'te Galatasaray kalesine isabetli şut atamadı. Başakşehir'in ikinci yarıda Eldor Shomurodov ile bulduğu gol net ofsayttı. VAR'da bu pozisyonun bu kadar incelenmesini anlayamadım. Zaten net görünüyor Eldor'un önde olduğu. Galatasaray'ın rakibine böylesine bir pozisyon vermesi düşündürücü.

Galatasaray savunması zincirleme bir hata yaptı bu pozisyonda. Şampiyonlar Ligi'nde böyle hata yaparsanız affetmezler! Başakşehir, Eldor'un golü ile eşitliği sağladı ama Galatasaray bu gole hemen cevap verdi. Gecenin yıldızı Sane, Sara'nın muhteşem pasında harika bir gol daha attı. Okan hoca, 73'te 4 oyuncu birden değiştirdi. İsmail Jakobs, Lemina, Yunus ve Osimhen girerken; Eren, İcardi, İlkay ve Sara çıktı. Şampiyonlar Ligi maçlarının öncesinde ve sonrasında takımların performansında dalgalanmalar hep olur. Önemli olan bu süreci hasar almadan atlatmaktır. Galatasaray dün düşük tempoda oynadı ama kazanmasını bildi.

Trabzonspor geliyor

Uzun süredir (2019'dan beri) Rize deplasmanında kazanamayan Trabzonspor, adeta maça 1-0 önde başladı.
79. saniyede Augusto'nun golü ile öne geçti Trabzonspor...
Ardından yine Augusto'nun direkte patlayan bir şutu ve dalga dalga Rizespor kalesine giden bir Trabzonspor büyük keyif verdi.
Bu güzel futbolunun meyvesini Onuachu'nun süper kafa golü ile aldı bordo-mavililer.
Bu golden sonra Rizespor tamamen oyundan düştü.
Trabzonspor'un maçı kazandım havasına büründüğü anlarda Savic'ten facia bir hata geldi.

Her futbolcu hata yapar. Ama Savic tecrübesindeki bir stoper, hiç bakmadan, çevre kontrolü yapmadan kalesine doğru pas vermez.
Verdiği hatalı pasa ne Batagov hareket edebildi, ne de kaleci Onana!
Bu hatalı pası Rak Sakyi ağlara gönderdi.
Bu gol Çaykur Rizespor'u oyuna ortak ederken, tribünleri de umutlandırdı.
Trabzonspor'da ise gereksiz bir telaş ve üst üste top kayıpları gelmeye başladı.
Özellikle Okay orta alanda çok top kaybetti. Folcarelli'ye aşırı yük bindi.
Her şey bir anda tersine döndü bordo-mavililer adına.
Rizespor beraberlik golü için Trabzonspor kalesine yüklendi.

İkinci yarıya etkili başlayan taraf Rizespor oldu. Trabzonspor önde top tutamadı. Orta saha yeteri kadar direnç gösteremedi.
Fatih Tekke baktı ki işler hiç iyi gitmiyor. Hemen iki hamle (Dk.
62'de) yaptı.
Okay ve Oulai'yi kenara alırken, Bouchouari ve Zubkov'u sahaya sürdü. Ama Çaykur Rizespor'un baskısı devam etti. 70'te evsahibi ekip, Taha Şahin ile direğe takıldı.
Rizespor'un etkili futbolu son bölümde de devam etti.
Trabzonspor, giren oyunculardan da katkı alamayınca Fatih Tekke yine değişikliğe gitti.

Muci ve Arif de oyuna dahil oldu. Çaykur Rizespor golünden sonra (Dk. 27'den) etkisiz bir Trabzonspor izledik.
Savic'in o facia hatası olmasaydı, Trabzonspor adına çok farklı bir maç olabilirdi.
Bir hata maçı nereden nereye getirdi. Fatih Tekke, maçtan önce 'Milli arada takıma konumlandırmayı çalıştırdım' demişti.
Gollere kadar her şey güzel gitti. Ama sonrasındaki oyun, Trabzonspor adına düşündürücü.
Yine de kazanmak güzel. Hem de uzun bir aradan sonra Rize'den 3 puanla dönmek büyük başarı.
Bu galibiyetle zirve yarışında kendini bulan bir Trabzonspor var artık.
Rizespor'un da ortaya koyduğu mücadeleyi alkışlamak lazım.
İki takımın da savaşçı futboluna altın alkışlar gelsin!

Yanardağ Ordusu!

Kocaeli Stadı'nda atmosfer muhteşemdi. Duygulandıran kareografi ve 'Türk Önde Türk ileri' pankartı, muhteşem bir zaferin adeta hazırlayıcısı oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın protokol tribününde yerini alması ve attığımız o muazzam üçüncü golümüzü alkışlaması, gecenin en güzel görüntüsü olarak hafızalarımıza kazındı. Dünya Kupası yolunda Gürcistan maçının ayrı bir önemi vardı, çünkü kazanmamız halinde ikinciliğimiz yüzde 99 garanti olacaktı. Maça müthiş bir ön alan baskısı ile başladık. Hatta önde öyle bir baskı yaptık ki, Kerem Aktürkoğlu'nun bir ara içine atom karınca kaçmış gibiydi. Bu baskı ile Gürcistan'a adeta top göstermedik. Önce Kenan ile perdeyi açtık. Sonrasında Merih Demiral ve Yunus'un golleriyle ilk yarıda farka gittik. Arda Güler, takımımızı bir maestro gibi yönetti. Hakan ve İsmail ile orta alanda rakibe nefes aldırmadık. İlk yarıda ürettiğimiz çılgınlıkta Eren Elmalı ve Abdülkerim Bardakcı'nın da büyük payı vardı. Bu iki oyuncumuz da hücuma müthiş destek verdi.
İkinci yarıya da çok iyi başladık. Duran topları adeta zehir gibi kullanan bir Hakan Çalhanoğlu var. Kaptan ortaladı, Merih Demiral duble yaptı. Daha 52. dakikada büyük fark geldi. Gürcistan'ı sahadan silerken, 4. golden sonra rehavete girdik. Rakibin topla oynamasına izin verdik. Bu dakikalarda gol de yedik. Üst üste oyuncu değişiklikleri ile sahada dik durduk. Sonuç olarak artık ikinciliğimiz garanti gibi. İki maçta tam 10 gol attık. Hocamız Montella çok formda. Millilerimiz çok formda. Bu harika Milli Takım'a Dünya Kupası'nda yer almak çok yakışacak. Bu Milli Takım Dünya Kupası'na katılmakla kalmayacak. Turnuvaya da damgasını vuracak. Tıpkı 2002'deki gibi! Bir alkış da TFF Başkanı'na! Başkan'ın hakkını teslim etmek gerek. Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, daha göreve geldiği ilk gün, çıktı ve tartışılan Montella'nın arkasında dağ gibi durdu. Milli Takım'ı tartışmalardan uzak tuttu. Takımımızın öz güvenini artırdı. Riva'ya futbol adaletini getirdi. Teşekkürler Bizim Çocuklar! Durmak yok, zaferlere devam!

Takımyıldız

Gruptaki ilk iki maçını 3'er gol yiyerek kaybeden zayıf Bulgaristan Milli Takımı karşısında ilk yarıda pozisyon bulmakta zorlandık.
Hem de Arda Güler ile golü erken bulmamıza rağmen!
Bu arada attığımız bu golde Hakan Çalhanoğlu-Arda Güler işbirliği jeneriklikti.
İlk yarıda Orkun ile üst direkte patlayan bir şutumuz dışında, uzaktan kaleyi yokladığımız anlar oldu.

Golü bulduktan sonra millilerimizden 2'yi, 3'ü beklerken (Çünkü Bulgaristan ilk 2 maçta yediği 6 golün 5'ini ilk yarılarda yemişti), enteresan bir şekilde Bulgaristan beraberlik golünü attı.
Golümüzün daha sevincini yaşarken skor eşitlendi.
Savunma arkasına bu kadar kolay adam kaçırmamamız lazımdı.
Yediğimiz gol sırasında Zeki büyük şanssızlık yaşandı.
Zeki'nin hem pozisyon alırken ayağı kaydı, hem de dengesini kaybetti, sonrasında Kirilov'un şutunda Zeki'ye çarpan top, Bulgaristan'a piyango gibi bir gol getirdi.

Bu golden sonra bütün oyun planımız bozuldu, uzun süre toparlanıp, oyunu rakip alana yıkamadık. Golü bulamadıkça da telaş yaptık. Kirilov'un golünde Ferdi çok önde yakalandı.
Bulgaristan'ın yeni hocası Aleksander Dimitrov, bir önceki maçın ilk 11'inden tam 7 değişiklik yaparak karşımıza çıktı. Bulgaristan ilkel bir futbol anlayışı ile bizi zorladı.
Sadece kalelerini savunup, uzun toplarla tehlikeli olmaya çalıştılar.
Oyunumuzu bozdular.
İlk yarıda kalitemizin ve standartlarımızın altında bir futbol oynadık. Zemin çok kaygandı bu arada.
Vasil Levski Ulusal Stadı'nın çimleri zaten bozuktu, yer de kaygan olunca, millilerimiz sürekli kayıp düştüler.
Bu zemine göre bir kramponla maça çıkılabilirdi.

İkinci yarının başında bu şans golü ile öne geçtik. Kenan'ın baskısı sırasında Popov topu kendi ağlarına gönderdi. Bulgaristanlı futbolcular bu golün şokunu yaşarken, bir anda üçüncü golü bulduk.
Arda Güler'in nefis pasında Kenan Yıldız topu ağlara gönderdi. İlk yarı boyunca 10 kişi ile savunma yapan Bulgaristan, art arda yediği gollerden sonra defans yapmayı bıraktı.
Rakibin bu oyunu, millilerimizin çok daha iyi top çevirmesini ve baskı kurmasını sağladı.
Gecenin yıldızı Kenan Yıldız, Hakan Çalhanoğlu'nun süper pasında bir kez daha fileleri görerek farkı getirdi.

İlk yarıdaki oyunumuz ile ikinci 45'teki futbolumuz arasında güneş ışığı ile mum aydınlığı kadar fark vardı.
Millilerimizin Sofya'da durmaya niyeti yoktu. Arda Güler'in kornerinde bu kez Zeki Çelik sahneye çıkarak skoru 5-1'e getirdi.
90+3'te İrfan Can Kahveci skoru ilan etti: 6-1.
Şimdi sırada Gürcistan var! Durmak yok, kazanmaya devam!
Biz ikinci yarıdaki futbolumuzu, turnuva boyunca oyun geneline yayarsak, Dünya Kupası'na gideriz.
Tebrikler Bizim Çocuklar!