CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

İcardi ve Singo’dan sanat tarihi dersi!

Singo o ne çalımdı öyle! Adeta rakibin içinden geçti Singo!
Futbol tarihine yeni bir terim eklendi dün: 'Singo Çalımı...' Oba Stadı'nda dakikalar 23'ü gösterdiği anda Singo sağdan Alanyaspor ceza sahasına aktı.
Önüne gelen Yusuf'un adeta içinden geçti, ceza sahasında bekleyen İcardi'ye harika bir asist yaptı.
Arjantinli gol sihirbazı da sanat eseri bir vuruşla topu ağlara gönderdi.
Aynı dakika içinde sanat eseri, gözlerimizin pasını silen hareketler izledik...

Yok efendim Singo stopermiş.
Yok efendim Singo sağbek oynayamazmış!
Gördünüz mü dün Singo'yu!
Sağbek dediğin böyle olur! Boğa gibi güçlü, rüzgar gibi hızlı!
Gücünü salı günü Rams Park'ta oynayacağı Liverpool maçına saklayan Galatasaray, dün Alanya'da adeta yürüye yürüye kazanmasını bildi.
Okan hoca, Yunus Akgün'ü, İlkay Gündoğan'ı ve sakatlığı geçen Osimhen'i kenarda tuttu. İlk 11'de oynatmadı.
Alanyaspor'un ilk yarıda girdiği 4 net gol pozisyonunu da unutmamak lazım.
Ogundu ve İbrahim'in karşı karşıya pozisyonlarında Uğurcan Çakır kalesinde devleşti.
Galatasaray ise ilk yarıda rakip kaleye sadece 3 şut çekti, 1'i gol oldu.

Okan Buruk, ilk yarıda ayağına darbe alıp, sakatlık geçiren Torreira'nın yerine ikinci 45'e Lemina ile başladı.
İkinci yarıda Sara'nın bir ortası vardı Sane'ye... 'Al da at' dedi, Sane topu içeri gönderemedi.
Ardından iki net pozisyonda adeta dağa-taşa vurdu topu Sane!
Sane bir türlü kendini toparlayamıyor.
Dün de seviyesinin çok altında bir mücadele ortaya koydu.
Uğurcan Çakır, ikinci yarıda da müthiş kurtarışlarına devam etti.
Hatta 58'de üst üste iki jeneriklik kurtarış yaptı milli kaleci.
Torreira çıktıktan sonra orta sahayı çok daha çabuk geçen bir Alanyaspor izledik.
Dolayısı ile Galatasaray kalesinde bu yarıda da net pozisyonlar yakaladılar.

Okan Buruk baktı ki orta alan elden gidiyor, hemen hamlesini yaptı.
Günün etkisiz ismi Sara'yı çıkarıp, İlkay'ı orta sahaya monte etti.
Abdülkerim'in yerine de Jakobs girdi.
Galatasaray'ın dün Oba Stadı'ndan galibiyetle ayrılmasında Uğurcan Çakır başrolü oynadı.
İcardi golü attı ama Uğurcan Çakır da karşı karşıya 5 net kurtarış yaptı.
Toplamda ise 8 kurtarış!
Tam bir usta kalecilik performansı işte.
Galatasaray, Liverpool maçını düşünerek düşük viteste bir maç oynadı.
Oyunun son bölümü Galatasaray için adeta bir korku filmi gibi geçti.
Evet rakibe çok pozisyon verdi ama kazanmasını bildi Galatasaray.
Pereira'yı da tebrik etmek lazım. Taş gibi bir Alanyaspor takımı kurmuş.
Son şampiyon, ligde 7'de 7 yaparak liderliğini sürdürdü!
Sıra geldi Liverpool'a! Neden olmasın!

Galatasaray kendisi ile yarışıyor!

Galatasaray, Osimhen'siz de zorlanmadan takır takır kazanmaya devam ediyor.
Okan Buruk, ligimiz için öyle potansiyelli bir takım kurdu ki;
Aslanlar yüzde 50 kapasite ile oynasalar bile rakiplerini darmadağın ediyor.
Eintracht Frankfurt maçının kötü izlerini silmek için İngiliz devi Liverpool'u bekliyor Cimbom!
Diğer taraftan da ligi ne kadar önemsediğini dün bir kez daha belgelediler.
Okan Buruk, Eintracht Frankfurt maçının 11'inde üç değişikliğe giderek Abdülkerim, Jakobs ve İcardi ile maça başladı.
Davinson Sanchez'i Liverpool maçını düşünerek kenarda tuttu.

Osimhen ve Eren Elmalı ise sakat olduğu için 21 kişilik maç kadrosunda yer almadı.
Galatasaray; Rams Park'ın sarıkırmızılı bir çiçek bahçesini andıran muhteşem atmosferinde maça tahrip gücü yüksek bir futbolla başladı.
Konyaspor, sarı kırmızılıların bu baskısına 23 dakika direnebildi.
Galatasaray'ın ilk golüne Uğurcan Çakır'ın uzun pası, Barış Alper Yılmaz'ın topla hızlı tren gibi gidişi, Yunus Akgün'ün Messivari golü damga vurdu.
İlk yarının uzatma anlarında bu kez İcardi sahneye çıktı.
Yine Uğurcan Çakır'ın uzun pasıyla gol geldi. Ama İcardi'nin golünde Yunus Akgün'ün jeneriklik pasını ayakta alkışlamak lazım.
Galatasaray taraftarı da bunu yaptı zaten. Yunus Akgün, dünkü maçta 1 gol, 1 asistle galibiyetin mimarı oldu. Oynadığı futbolla futbolseverlerin gözlerinin pasını sildi.

Uğurcan Çakır, Galatasaray'a geldiğinden sonra ayaklarını iyi kullanma özelliğini keşfetti. Bunda Galatasaray kaleci antrenörünün de büyük payının olduğunu düşünüyorum.
Uğurcan son maçlarda ayağı ile nokta atışı paslar veriyor. Hem de 50-60 metrelik paslar.
Galatasaray'ın dünkü iki golü işte Uğurcan'ın bu şekildeki paslarıyla geldi.
Galatasaray, Torreira'nın uzaktan attığı golle durumu 3-0'a getirdikten sonra Okan Buruk, silahlarını kenara aldı.

Silahlar kenara gelince, ister istemez Galatasaray'da bir güç kaybı oldu ve Konyaspor'un Umut Nayir ile golü geldi. Bu golde Tunahan'ın asisti görülmeye değerdi. Konyaspor attığı golden sonra Galatasaray kalesinde art arda pozisyonlar yakaladı. Ama Uğurcan Çakır etkili kurtarışlar yaparak takımını ayakta tuttu.
Son üç sezonun şampiyonu Galatasaray, şampiyonluk yarışında çekiştiği Fenerbahçe ile puan farkını 6'ya çıkardı.
Hem de ligin daha 6. haftası oynanıyorken...
Galatasaray, bu sezon da kendi rekorlarını kırarak, yeni bir şampiyonluğa daha koşuyor!
Kısacası kendisi ile yarışıyor Galatasaray!

Böyle gitmez Fatih hoca!

Trabzonspor, Papara Park'taki maçlara Fırtına gibi başlamalı. Yani Trabzonspor gibi. Dünkü Gaziantep FK maçına adeta sahada yürüyerek başlayan bir Trabzonspor vardı. Gaziantep FK çok iyi savunma yapınca, kanatları da kapatınca, Trabzonspor ilk yarıda golü bulamadı. Fatih Tekke'nin Muçi'de bu kadar ısrar etmesini de anlayamıyorum. Çünkü dünkü maçın ilk yarısında sahada yoktu. Zaten Fatih hoca da Muçi'yi ikinci bölümde kenara aldı.

Trabzonspor'un ilk yarıda 16 şutu vardı. Sadece 3'ünde kaleyi bulabildi. Bordo-mavililerin attığı şutlar genelde Gaziantep FK savunmasından döndü. Özellikle de Tayyip Talha bu şutlarda göğsünü siper etti. Gaziantepspor ilk yarıda duran top organizasyonundan (kornerden) jeneriklik bir gol attı. Kevin Rodrigues'in golü gerçekten muazzamdı. Bordo-mavililerin de ilk yarıda Onuachu ile direkten dönen bir şutu vardı.

Fatih Tekke ikinci yarıya başlarken Muçi ve Batagov'u kenara alıp, Baniya ve Augusto'yu sahaya sürdü. Sonrasında baktı ki işler yolunda gitmiyor. İlk yarının etkisiz isimlerinden Olaigbe'yi çıkarıp, Vişça'yı oyuna aldı. Hakem Arda Kardeşler, rezalet ötesi bir maç yönetti. Temaslı oyuna hiç izin vermedi. Düdüğü sürekli ağzındaydı. Çaldı da çaldı... Trabzonspor'u oyundan düşürmek için her şeyi yaptı. Onana'nın ne kadar büyük bir kaleci olduğunu dün bir kez daha gördük. Onuachu'ya uzun menzilli öyle bir pas attı ki, Onuachu da Abena'dan sıyrılıp topu ağlara gönderdi. Onana'nın asisti, Alexvari bir pastı. Bu arada Augusto çok iyi bir hücum oyuncusu.

Trabzonspor'un ilk yarıda bu kadar etkisiz oynamasına anlam veremedim. İkinci yarıdaki etkili futbolunu ise beğendim. Özellikle Onuachu, Mustafa ve Folcarelli çok savaştı. Burak Yılmaz'ı tebrik ediyorum. Takımına müthiş bir savunma yaptırdı. Bordo-mavililer, adeta etten duvarı aşmakta zorlandı. Fatih Tekke ise ilk yarıda takımına oynattığı vasat futbolla sınıfta kaldı. Trabzonspor ikinci yarıdaki futbolu ile kazanmalıydı. Ama sadece Onuachu üzerinden oynanan futbolu rakipler çoktan çözdü Fatih hoca. Kazanmak için başka çözümler üretmek zorundasın. Yoksa işin çok zor!

BALMANYA!

Almanya'da Eintracht Frankfurt deplasmanında bu kadar muazzam bir ilk yarı oynayıp da soyunma odasına 3-1 geride gitmek inanılır gibi değil! Şampiyonlar Ligi gerçekten çok farklı bir kulvar! Maç içinde en ufak bir hata, saniyelik bir konsantrasyon kaybı çok pahalıya mal oluyor. Dün bunu çok acı bir şekilde gördük. Maça çok iyi başladık. Golü çok erken bulduk. Golden sonra da uzun süre sahanın tek hakimi bizdik. Ama biz kaçırdık onlar, adeta sinekten yağ çıkardılar. Oysa öne geçmişken, daha sakin kalıp, orta alanda daha güçlü durabilirdik. Burada İlkay'a büyük iş düşüyordu. Yapamadık.
Ligde farkını bir türlü ortaya koyamayan Leroy Sane'nin ne kadar büyük futbolcu olduğunu dünkü maçta bir kez daha gördük. Frankfurt karşısında adeta bir futbol balesi sundu bizlere. Yunus'la bulduğumuz golde topu sürüşü, attığı zeka ürünü pas şahaneydi. Yunus'un golü de dört dörtlüktü. Öne geçtikten sonra İlkay'ın bir duran top organizasyonunda ceza sahasında müsait durumdaki Barış Alper'e gönderdiği jeneriklik bir pas var ki... Barış zor olanı yaptı ve kötü bir vuruşla Galatasaray'ı ikinci golden etti.
Frankfurt'un attığı ilk golde zincirleme hatamız oldu. Yunus'un Eren'e aktarmak istediği top, Doan'a çarptı. Topu kapan Doan'ın şutu Davinson Sanchez'e çarparak ağlarımıza gitti. Oysa Yunus, Eren yerine topu rakip alana doğru oynasaydı, pozisyon filan olmazdı. Bu golden sonra çabuk toparlanıp, Barış Alper ile golü de bulduk. Bu golü hakem Marco Guida faul gerekçesiyle iptal etti. Oysa Torreira, topu temiz bir şekilde rakibinden almıştı. Buz gibi golümüzü yedi Guida! Böylesine bir arenada bu kadar büyük hakem hatası mı olur yahu! Dünkü ağır yenilginin baş sorumlusu hakem Guida'dır!
Sonrasında art arda goller gördük kalemizde. İlk yarının uzatma anlarında art arda iki gol birden gördük kalemizde. Can Uzun'un sezona çok iyi başladığını biliyorduk. 3 maçta 3 gol, 3 asisti vardı. Ama Can'a karşı bir önlem almadığımızı gördüm maçta. O Can, topu 90'a gönderdi. Uğurcan'ın bu golde yapabileceği hiçbir şey yoktu. Okan Buruk'tan ikinci yarıda İcardi hamlesi geldi. Ardından üç değişiklik daha yaptık. Sane, İlkay, Eren çıktı. Ahmet, Sara, Jakobs girdi. Biz gol ararken, maçın şanssız ismi Davinson Sanchez'e bir kez daha çarpan top, ağlarımıza gitti. Çok rahat kazanabileceğimiz maçı farklı kaybettik! Osimhen'i çok aradık! Osimhen'siz Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ın işi çok zor! E. Frankfurt'un ise dün inanılmaz bir balı vardı! Bir hakem hatası ile iptal olan gol, Frankfurt'u farka taşırken, Galatasaray için tam bir felaket oldu! Sonuç olarak Şampiyonlar Ligi'ne kötü başladık!

VAR faciası!

Tecrübesiz, futbolu hiç bilmeyen, oyun kurallarından bihaber VAR hakemi Davut Dakul Çelik, dünkü derbinin adeta içine etti. 11. dakikada Onuachu'nun attığı buz gibi golü iptal ettirmek için hakemi monitöre çağırarak bitirdi maçı! Trabzonspor'u yaktı resmen! Ayrıca En-Nesyri'nin kale çizgisini geçen şutunda hakemi uyarmadı. Sadece VAR Odası'nda değil, sahada da tecrübesiz, futbolcu psikolojisinden anlamayan, oyun kurallarını bilmeyen bir hakem vardı. Ey Ozan Ergün, sen golü vermişsin. Pozisyonu görüyorsun. Pozisyon temiz. Neden VAR'a gittikten sonra doğruyu yanlışa çeviriyorsun! Neden kararının arkasında duramıyorsun! Bakalım MHK, bu Davut Dakul'a nasıl bir ceza verecek? Mesela bir daha Trabzonspor maçlarına verebilecek mi?
Okay Yokuşlu, 19. dakikada Kerem Aktürkoğlu'na yaptığı sert müdahale nedeniyle kırmızı kart gördü. Pozisyon net kırmızı karttı. Hakem, VAR'a gitmeden bu kırmızı kartı vermeliydi. Trabzonspor oyun 11'e 11 oynanırken, daha iyi olan taraftı. Fenerbahçe'yi kalesinden uzak tutup, pozisyonlara giriyordu. Zaten 1-0 da öne geçmişti. Fatih Tekke'den takımı 10 kişi kaldıktan sonra orta sahaya bir hamle beklerdim. Mesela Muçi'yi çıkarıp, Folcarelli'nin yanına bir oyuncu takviyesi yapabilirdi. Yapmayınca Fenerbahçe, Trabzonspor'u iyice geriye yasladı.
Bordo-mavililer, 10 kişi kaldıktan sonra sadece savunma yaptı. Fenerbahçe'nin büyük baskısının golü getireceği belliydi. Onana, bir yere kadar dayanabildi. Müthiş kurtarışlar da yaptı. Ama Trabzonspor, soyunma odasına 1-0 geride girdi. Onana, ilk yarıda olduğu gibi ikinci 45'te de muazzam kurtarışlar yaptı. Hem de 40 yıllık Trabzonsporlu gibi! Yürekli kaleci!
Fatih Tekke'den ikinci yarıda iki hamle geldi. Muçi çıktı, Augusto girdi. Zubkov yerini Baniya'ya bıraktı. 60'ta Fred'in arkadan Ozan Tufan'ın ayak bileğine yaptığı harekete sarı kart bile çıkaramadı Ozan Ergün! Fenerbahçe'ye karşı, hem de Kadıköy'de 20. dakikadan itibaren 10 kişi oynamak zor ötesidir! Öyle de oldu zaten! Sadece savunma yapan, orta sahada top tutamayan, hücum yapamayan bir Trabzonspor izledik oyunun geri kalan bölümünde! Tedesco'nun Fenerbahçe'nin başında göreve bir derbi galibiyeti ile başlaması, büyük moral oldu. Hem genç hoca için, hem de camia için!

Oksijen tüpü ve can yeleği!

Maçı Barış Alper'siz Galatasaray ve Barış Alper'li Galatasaray diye iki bölüm halinde analiz etmek lazım! İcardi uzun bir aradan sonra (10.5 ay) ilk 11'de çıkarken; Uğurcan Çakır ve İlkay Gündoğan ilk kez Galatasaray formasıyla Süper Lig'de boy gösterdi.

Uğurcan Çakır'a hiç iş düşmedi desek yeridir. İlkay, çalışkanlığı ile dikkat çekerken; 57 dakika dökülen hücum hattına hayat vermekte zorlandı.

Selçuk Şahin yönetimindeki Eyüpspor; dar bir blok halinde Galatasaray'ı karşılayıp, ilk yarıda pozisyon vermedi son şampiyona!

5-4-1 dizilişi ile Galatasaray'ın son derece yavaş oynayan hücum hattına şut ve pozisyon şansı vermedi Eyüpspor!

İlk yarıda İcardi ve Sane, sahanın en az topla buluşan oyuncuları olarak dikkat çekti. Bu kadar kaliteli ayaklara sahip Galatasaray hücum hattının rakip kaleye ilk isabetli şutu 41'inci dakikada atması inanılır gibi değil.

Yunus, Sara, Sane ve İcardi ilk 45'te vasatın üzerine çıkamadılar. Hal böyle olunca da son derece yavaş oynayan, pozisyon bulamayan, rakip kaleye şut atmakta zorlanan sıkıcı bir Galatasaray oyunu izledik ilk yarıda.

Buraya kadar izlediğim Galatasaray için içimden 'Bu Galatasaray, Barış Alper girmeden sabaha kadar oynasa Eyüpspor'a gol atamaz' dedim.

Herhalde Okan hoca da benim gibi düşünmüş olacak ki 57'de Sara'yı kenara alıp Barış Alper Yılmaz'ı sahaya sürdü. O Barış Alper, takımın kaderini değiştirdi.

Adeta esneye esneye oynayan Aslan'ın pençesini çıkarıp rakibe kükremesini sağladı.

Barış Alper bir oyuncudan çok daha fazlası Galatasaray için! Takımı ateşleyen, yüreklendiren, hayat veren bir oyuncu Barış!

Dün Olimpiyat Stadı'nda dökülen Galatasaray'a 57'de girdikten sonra adeta oksijen taşıyıp hayat verdi.

Bununla da yetinmeyip, 'Sakin olun arkadaşlar, can yelekleri bende. Takımı kurtarıp 3 puana taşıyacağım' der gibi mücadele etti.

Barış girdikten sonra daha hızlı oynayan, rakip kaleyi şutları ile döven bir Galatasaray izlemeye başladık. Galatasaray bir anda 2. vitesten 7. vitese çıktı.

69'da kafa vuruşuyla direk döven Barış Alper; 'Galatasaray'ın golü geliyor' dedirtti. Okan Buruk, Sane'ye 68 dakika nasıl sabır gösterdi onu da anlamış değilim.

Geldiği günden beri üzerine koyamayan son derece formsuz bir Sane izliyoruz.

Dağ devrildi de altında kaldık!

Oysa maç öncesinde ne kadar da ümitliydik…İspanya'nın dünyanın en iyisi olduğunu biliyorduk. Rakibin hakkını teslim ediyorduk da biz de iyi takımdık be Reşat abicim! Arda Güler'imiz, Kerem'imiz, Hakan'ımız, Kenan'ımız, Yunus'umuz vardı abicim! - Zeki kardeşim, bizim takım çoban aldatan kuşu misali, Gürcistan maçına göre değerlendiriyorsun! Bu İspanyollar'ın bize top göstermeyeceği belliydi! Fena dağıttılar bizi! Ah be Reşat Abicim! Kahroldum! Yenilirsin ama savaşarak… Dün Bizim Çocuklar, döküldüler sahada! Ne oldu bu çocuklara? Neden bu kadar zayıf kaldılar! Neden orta sahamız, defansımız elek gibiydi! Hücumcularımız sahada yok gibiydiler.
- Zeki kardeşim, bunu Montella'ya sormak lazım! Neden daha güçlü bir orta saha ile çıkmadı! Ya da bizim gücümüz bu kadar mı? Bu çocuklar, Konya'nın etli ekmeğinden daha fazla gol yediler! İspanya oynadı, biz seyrettik! Reşat abi, bu yenilginin bir faturası çıkacak mı? Bu ağır hezimet, hocaya mı yazar, yoksa takıma mı?
- Zeki dostum, Montella daha savunması güçlü bir takım çıkarabilirdi. Öndeki oyuncularımız top tutamadı, savunmaya yardıma gelmedi, film gibi İspanyollar'ın attığı golleri izledi. Hocamız da kenarda biçare… Faciaya seyirci kaldı. Nazar boncuğu olsun diyeceğim de… Olmaz be kardeşim! Bu kadar da gol yenir mi? İspanya ile bizim Milli Takım arasında bu kadar mı fark var? Konya'da tribünleri dolduran taraftarlara yazık! Dersimize iyi çalışmamışız. Ağustos böceği gibi saz çalmışız! Adamlar karınca gibi!
Gürcistan maçı bizi yanıltmış Reşat abicim! Uğurcan Çakır ile İspanyol oyuncuları arasında oynanan bir maç izledik! Peki ya Ardamız, Kenanımız, Hakanımız, Keremimiz, Yunusumuz ne yaptı? Neden bu kadar kötü oynadılar! Kafamda deli sorular var Reşat abi! Çıldıracağım abi! Stresten bir avuç saçım döküldü, maç notlarımın üzerine! - Bak Zeki kardeşim, bu İspanya, uzay takımı gibi! Neyle besleniyor bunlar! Neden bu kadar güçlüler; neden bu kadar çabuklar! Neden bu kadar gol attılar! Bu Yamal, Mars'tan mı geldi? Çocuk; jet gibi, çalım makinesi gibi…
Reşat abi, biz bugün 13 futbolcu ile sahaya çıksaydık bile bu İspanya'yı yenemezdik! Emek, alınteri, takım bütünlüğü, yetenek, güç, zeka… Ne ararsan var bu takımda! Bu maç uzun yıllar unutulmaz! Kabus gibi bir maç gecesi yaşadık! Sanki dağ devrildi de altında kaldım be Reşat abi! Keşke bir gol atabilseydik şu İspanya'ya! Kaybettik, yıkıldık, hüsrana uğradık! Ben yenilgiyi bile size yakıştıramazken; 6 yemek nedir be çocuklar! Bizim Çocuklar, çok üzdünüz bizi… Oturun, sıfır diyeceğim size!

Galatasaray'ın kod adı: Şampiyon!

Trabzonspor daha oyunun içine giremeden kalesinde golü gördü. Bu erken gelen golün şokunu uzun süre üzerinden atamadı Fırtına. Bordo-mavililerin en büyük hücum silahı Zubkov'un hatalı pasını iyi değerlendiren Galatasaray, Osimhen- Yunus Akgün ortaklığında topu Barış Alper Yılmaz ile buluşturdu. Barış da Uğurcan'ın uzanamayacağı köşeye topu bıraktı. Bu golde Mendy, Osimhen'e; Mustafa da Yunus'a hamle yapmakta geç kaldı. Galatasaray golü bulduktan sonra oyunu soğuttu. Trabzonspor da orta sahada güçlü bir duruş sergileyemeyince, uzun toplarla Galatasaray kalesinde gol aradı. Eren Elmalı, Zubkov'a adeta nefes aldırmadı, böyle olunca da Ukraynalı oyuncu, uzun toplar atmak zorunda kaldı. Ama isabet yüzdesi çok kötüydü.

Fırtına, ilk 45'te Nwakaeme'nin bireysel yetenekleriyle sol kanattan etkili olmaya çalıştı. Nwakaeme, neredeyse her pozisyonda Sallai'yi geçti. Ama Lemina ve Torreira, takım arkadaşlarının açıklarını o kadar iyi kapattı ki... Mustafa Eskihellaç'ın ilk bölümde hücuma hiçbir katkısı olmadı. Çünkü önündeki Nwakaeme top ayağına gelince oynadı, savunma yardımı olmadı. Bordo-mavililerin ilk yarıdaki en etkili oyuncusu Batagov'du. Lig maçında olduğu gibi G.Antep'te de Osimhen'i çok iyi etkisiz hale getirdi.

Batagov'un 44'te sakatlanıp çıkması Trabzonspor adına büyük şanssızlıktı. Trabzonspor, Banza'yı topla hiç buluşturamadı. Banza da oyunda kaldığı 59 dakikada tel tel döküldü. Yine de Trabzonspor ilk yarıda çok net bir pozisyon yakaladı. Ozan Tufan karşı karşıya pozisyonda Günay'ı geçemedi. Bu pozisyonda Davinson'un çok büyük bir hatası vardı. Aslında ilk yarı bir satranç maçı şeklinde geçti. Galatasaray golü erken bulmasına rağmen riske girmedi. İkiyi aramak yerine oyunu soğuttu. Trabzonspor da Galatasaray'ın bu tuzağından kurtulamadı. İlk 45'in özeti bu şekildeydi G.Antep'te...

Galatasaray ikinci yarıya golle başladı. Golden önce Osimhen'in rakibine bir faulü vardı. Ama VAR'ın da Cihan Aydın'ın da bu faule duyarsız kaldığını düşünüyorum. Uğurcan Çakır gibi usta bir kaleciye ise kapattığı köşeden bu golü yemek yakışmadı. Batagov'un çıkışı ile iyice rahatlayan Osimhen, yine golcülüğünü konuşturdu. Mustafa ilk golde olduğu gibi bu gol öncesinde de asisti yapan Yunus'a hamle yapmakta yine geç kaldı. Trabzonspor, iki farklı geriye düştükten sonra Fatih Tekke'den iki hamle geldi. Vişça ve Draguş oyuna girdi. Okay ve Banza çıktı. Okan hoca ise cesur bir hamle yaparak Sara'yı çıkarıp, Morata'yı oyuna dahil etti.

Yunus Akgün-Osimhen ikilisi, Trabzonspor'un kupa umutlarını bitirdi. Yunus üçüncü asistini yaparken, Osimhen de dubleye imza attı. İkinci yarıda Galatasaray'dan çok güçlü bir oyun izledik. Trabzonspor ise düz oyunculardan kurulu kadrosu ile Galatasaray'a çok fazla direnemedi. Üç defansif orta saha ile başladığın maçta üç gol yiyorsan, ortada bir yanlışlık vardır Fatih hoca! Osimhen zaten başlı başına bir takım. Boşuna demiyorum 'uzay golcüsü' diye! Bir sezonda Galatasaray formasıyla tüm kulvarlarda 35 gol atıp, Jardel'in rekorunu da tarihe gömdü! Kupada şampiyon olan Aslan, pazar günü de (yüzde 99,9) ligde şampiyonluğunu ilan edecek. Galatasaray, futbolda altın yıllarını yaşıyor! Okan Buruk da Türk futbolunun en başarılı teknik adamı olma yolunda hızla ilerliyor. Tebrikler Galatasaray!