CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Ali Şansalan Trabzonspor’u durdurdu!

Trabzonspor, 38. dakikadan sonra tek kale oynadığı derbiyi hakem Ali Şansalan yüzünden kazanamadı. Beşiktaş'ın ilk yarıda 9 kişi kalması gerekiyordu. Ama Ali Şansalan uyudu, korktu, görmezden geldi iki kırmızı kartlık pozisyonu! Zaten Ali Şansalan, derbiyi berabere bitirmek için sahaya çıkmıştı adeta. Gözünün önündeki kırmızı kartları bile veremedi. Kararı korkusundan VAR odasına bıraktı. Orkun Kökçü'nün de ilk yarıda kırmızı kart görmesi gerekiyordu. El Bilal Toure'nin kırmızı kartından sonra öyle bir Trabzonspor izledik ki... Fırtına adeta bir tsunamiye dönüştü. Bu kadar baskılı oynayan Trabzonspor maçı kazanamadı. Çünkü Ali Şansalan böyle istedi. Trabzonspor maçı kazanmasın diye her şeyi yaptı. İki topu direkte patladı bordomavililerin. Eğer Onuachu bu maçta olabilseydi; Trabzonspor çok rahat bir galibiyet elde edebilirdi.

Trabzonspor maç boyunca tek kanat üzerinden oynadı. Ayağına topu alan her bordo-mavili oyuncu, Zubkov'u gördü. Zubkov, Trabzonspor'u attığı ve attırdığı gollerle adeta ipten alırken, bence üç kişilik mücadele ortaya koydu. Şu bir gerçek ki Trabzonspor, Onuachu ve Pina'nın yokluğunu maçın her saniyesinde hissetti. Olaigbe oyunda kaldığı süre içinde ne öne top taşıyabildi, ne de bir çalım atabildi. Çalım atamayan kanat oyuncusu olmaz. Zubkov'dan biraz hisse kapsın Olaigbe. Trabzonspor, Onuachu'nun olmadığı bir maçta ilk yarıda havadan oynamaya kalktı. Bütün hava toplarını Beşiktaş kazandı.

Fatih Tekke ikinci yarıya başlarken hatasından dönerek, iki kritik değişiklik birden yaptı. Serdar ve Olaigbe'yi kenara alarak, Saviç ve Sikan'ı sahaya sürdü. Trabzonspor ikinci yarıda sayısız gol pozisyonuna girdi. Beşiktaş 10 kişi ile kalesini iyi savundu. Kaleci Ersin, kariyer maçlarından birini oynadı. Trabzonspor ilk yarıda özellikle Oulai'nin kaptırdığı toplar yüzünden hızlı geçişler yedi. Beşiktaş bu geçişlerle çok rahat goller attı. Onana bu sezonki en kötü maçını oynadı.

Beşiktaş, böylesine zor bir deplasmanda 38. dakikada 10 kişi kaldı ama 1 puanla dönmesini başardı. Beşiktaş'ın oyununda bir yükseliş ve olumlu yönde ilerleme var. Derbide iki kırmızı kart vardı. VAR Odası, Orkun'un kırmızı kartında uyudu veya başını kuma gömdü. Beşiktaş'ın sahadaki mücadelesine, döktüğü tere büyük saygım var. Onlar da aslanlar gibi savaştılar. Ama bu derbide Trabzonspor'u Ali Şansalan durdurdu. Federasyon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, 'VAR'da yapılan hataları affetmem' demişti. Ama VAR Odası, maalesef evlere şenlik. Sahadaki kaliteli futbola ayak uyduramadı hakemler. Ben Fatih Tekke'yi Trabzonspor'a oynattığı muazzam futbol nedeniyle tebrik ediyorum. Sergen Yalçın da Beşiktaş'a umut veren bir futbol oynatmaya başladı. İki takımı da yürekten kutluyorum. Bizlere nefes kesen bir derbi izlettirdikleri için.

İcardi’den vazgeçmek akıl tutulmasıdır!

Maça müthiş bir baskı ile başlayan Galatasaray, Antalyaspor'a nefes aldırmadan bir anda durumu 2-0'a getirdi. Yunus Akgün'ün ilk 11'e dönüşü, Galatasaray'ın hücum gücüne hem renk, hem de zeka getirdi. Yunus'un öndeki varlığı Sane'yi, Barış Alper'i ve Osimhen'i çok rahatlattı. Yunus ile birlikte daha hızlı oynayan, daha çok pozisyona giren bir Galatasaray izledik. Zaten gol perdesini açan Sane'nin golünde asisti yapan da Yunus'tu. Sallai'nin golünde ise Barış Alper'in pası muazzamdı.

Osimhen ilk yarıda üç net gol pozisyonundan yararlanamadı. Galatasaray, Sallai-Yunus ve Sane üçlüsü ile sağ kanadı çok iyi kullandı. Antalyaspor 3-6-1 dizilişi ile oynadı. Ama Galatasaray'a karşı 3'lü defans ile oynayıp, baskı anında geri dönemezseniz çok pozisyon verirsiniz. Antalyaspor, beklerde çok açık verince Galatasaray da çok kolay gol pozisyonuna girdi. İlk yarıda golleri kaçıran Osimhen, ikinci 45'te golünü attı. Yunus Akgün'ün uzun menzilli pasında Osimhen'in şık vuruşu ile Galatasaray farka koştu. Yunus Akgün, sakatlık sonrasında sahalara çok formda döndü. Dün Yunus, Galatasaray adına oyuna yön verdi, iki asit yaptı, pas dağıttı, oyunu hızlandırarak sarı-kırmızılıların bol pozisyona girmesinde başrol oynadı.

Okan Buruk, Antalyaspor karşısında skoru ve galibiyeti garanti altına aldıktan sonra üç oyuncu değişikliği birden yaptı. Özellikle İcardi'yi oyuna alması çok anlamlıydı. Çünkü İcardi yeteri kadar süre alamadığı için bir küskünlük havası içine girmişti. Bu üç değişikliğin ardından Antalyaspor bir duran toptan golü buldu. Bu gol sırasında savunmada tam 9 Galatasaraylı oyuncu vardı. Ama Van de Streek bomboş pozisyonda topu ağlara gönderdi. Dünkü maçta Barış Alper, Yunus Akgün ve Sane çok iyiydi. Özellikle Sane'nin futbolundaki yükseliş çok dikkat çekici ve çok çarpıcı. Osimhen ise biraz becerikli olabilseydi 4-5 gol atabilirdi.

Sane'nin oyunun son bölümünde İcardi'ye attırdığı goldeki hareketleri muazzamdı. İcardi'nin gol vuruşu ise ustalık kokuyordu. Bitti, gitsin denilen İcardi bu kadar az süre almasına rağmen ligde 8 gole ulaştı. İcardi'den vazgeçmek mi? Bu adeta delilik olur! Başkan Dursun Özbek de Okan Buruk da İcardi konusunda en doğru kararı verecektir! Çünkü aklın yolu bir! Galatasaray için çok kolay bir maç oldu. Sarı-kırmızılılar; şampiyonluk yolunda bir engeli daha kayıpsız geçerken, en büyük kazanım Yunus Akgün oldu. Antalyaspor'un bu saha dizilişi ile ligde gerçekten işi çok zor!

Kayrılma dönemi bitti yaşasın temiz futbol!

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu göreve geldiğinde 'Türk futbolu için büyük şans! Türk futboluna adaleti ve temiz futbol iklimini getirebilecek dağ gibi bir adam İbrahim Hacıosmanoğlu' demiştim. Zaman beni haklı çıkardı! İbrahim Hacıosmanoğlu, önce halının altını kaldırdı, pislikler bir bir ortaya çıktı. Perdenin arkasında saklanıp, Türk futbolunun canına okuyanlar da şimdilerde hesap veriyorlar. Türk futbolunu esir alan 'YAPI' da İbrahim Hacıosmanoğlu'nun kararlı ve dik duruşu ile yıkılmak üzere... Yapı çatırdadı, yıkılıyor! Türk futbolu temiz futbol iklimine doğru hızla yol alıyor!

Bugünlerde Türk futbolu büyük bir sınavdan geçiyor. Geçmiş dönemlerde 'kirli futbol iklimini' görüp de görmezden gelen başkanlar ve yöneticiler yüzünden iyice ekseni kayan futbolumuz yörüngesine oturmaya çalışıyor. İbrahim Hacıosmanoğlu; kolayını seçmedi. Zor olan ile savaşıyor. Yani adeta kirli bir dağı devirdi Sayın Hacıosmanoğlu! Sineklerle herkes savaşır! Ama bu bataklığa girmek cesaret ve mangal gibi yürek ister! İbrahim Başkan, bataklığa girmekle kalmadı, oradaki yılanları ve timsahları da ortaya çıkardı.


Sayın Cumhurbaşkanımız'dan, Spor Bakanlığı'na, devletin kolluk kuvvetlerinden, başsavcılarımıza kadar tüm yetkililer, Türk futbolunu temizlemek için adeta seferber olurken, bazıları çıkmış hakem hatalarından bahsederek ortalığı yangın yerine çevirmeye çalışıyor. Hani sizler de temiz futbol istiyordunuz. Hani sizler de kapınızın önünü temizleyecektiniz! Öncelikle şunu söyleyeyim! İbrahim Hacıosmanoğlu'nun gözünde çöp arayanlar, önce kendi gözlerindeki merteği bir çıkarsınlar! Alışmışsınız kayrılmaya! Siz adalet ve temiz futbol değil, kayrılmak istiyorsunuz! Adalet herkesi lazımken, siz adalet; sadece bizim için tecelli etsin istiyorsunuz. Bitti o dönemler beyler! Artık yeşil sahalarda adalet, alın teri, ahlak ve doğruluk hüküm sürecek! Kirli futbol düzeninde elde edilen şampiyonluklar ve kupalar mı daha değerli; yoksa temiz futbol düzeninde kazanılan başarılar mı daha değerli ve anlamlı, bunun kararını sizler vereceksiniz!

Hepimiz aynı gemideyiz. O zaman bu soru Türk futbolunun tüm paydaşlarına gelsin! 'Temiz ve adaletli futbol için var mısınız, yok musunuz?' 'Varım' diyen İbrahim Hacıosmanoğlu'na destek versin! Destek vermeyen de köstek olmasın! Gelecek nesillere pırıl pırıl bir futbol bırakmak için el ele verelim. Kasadaki çürük elmaları da tek tek temizleyelim.

Bizler, lig tarihimizde ne kirli şampiyonluklara şahit olduk! Yapanın yanına kar kaldı! Alın teri yok sayıldı, hak edenin eli boş kaldı. Futbolumuzu yönetenler görüp de görmezden geldi. İbrahim Hacıosmanoğlu'nun başlattığı 'Türk futbolunda temiz eller operasyonu' ile büyük bir fırsat yakaladık. Türk futboluna zarar verenler, bu operasyon ile bir bir ortaya çıkıyor. Şimdi hesap verme zamanı! Şimdi adalet zamanı! Teşekkürler Sayın İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu! Türk futbolunda 'temiz eller operasyonu'na destek veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etmek de boynumuzun borcudur!

İşte Trabzonspor bu!

Hakem Atilla Karaoğlan, Göztepe'nin sert futboluna izin verdi.
Baktı ki Trabzonspor maçı kazanacak. Skoru 2-0 yaptı.
Devreye girdi. Ofsayt kokan bir pozisyonda Pina'nın omuz omuza mücadelesine kırmızı kart gösterdi.
Çok ama çok ağır bir karardı bu!
Hakemler, takımların sinir uçları ile oynamaya devam ediyor.
VAR Odası'nın da pozisyonu iyi süzemediğini düşünüyorum.
Bu pozisyon kırmızı kart ise her maçta 3-5 kırmızı kart çıkar!

Göztepe tribünlerinin coşkusu yılbaşı kartpostalları gibi güzeldi.
Hem Trabzonspor taraftarı hem de Göztepe taraftarı, fair-playden en güzel örnekleri verdiler.
Helal olsun iki takımın taraftarına da.
Göztepe-Trabzonspor mücadelesi, Premier Lig tadındaydı.
Trabzonspor'un bu galibiyeti, ana sütü gibi helal bir 3 puan oldu.
Göztepe'nin de oyunun son bölümündeki futbolu harikaydı.

Fatih Tekke'ye helal olsun. Muçi'de ısrar etti ve Muçi'yi bir gol canavarına dönüştürdü.
Trabzonspor, bu maça kadar sadece 7 gol yiyen (ligin en az gol yiyen takımı) Göztepe'ye iki güzel gol attı.
Göztepe'nin olağanüstü savunma anlayışına, savunmada güçlü durarak cevap verdi Bordo-Mavililer.
Trabzonspor'u Muçi sahneye çıkana kadar Onuachu taşıyordu.
Son haftalarda golleri ile Muçi devreye girdi ve Trabzonspor'un artık hücum çeşitliliği de renklendi.
Haftaya pazar günü Papara Park'ta oynanacak olan derbide Trabzonspor, Onuachu ve Pina'yı kullanamayacak.
Dün Batagov'un partneri Serdar Saatçi de yürekli futbolu ile alkışı hak etti.

Zubkov, 2. golde Muçi'ye al da at pası verdi. Sahada basmadık yer bırakmadı.
Folcarelli ve Ozan Tufan ikilisi orta alanda çok çalıştı, çok savaştı.
Her şey bir yana, Trabzonspor'un 67. dakikada bir savunma şovu vardı ki, kalbi olan bir daha bu pozisyonu izlemesin!
Göztepe'nin kaleye giden şutlarını Batagov, Serdar ve Ozan üçlüsü saniyeler içinde adeta bir kaleci refleksi ile önledi.
Trabzonspor savaşıyor, çok istiyor şampiyonluğu!
Ama dillendirmiyor bunu! Mütevazı kadrosunu ve yedek kulübesinin zayıflığını göz önünde bulunduruyor çünkü.
Ama Ocak ayında yapılacak 2-3 güçlü takviye, Trabzonspor'u yarışta son maça kadar götürür!
Trabzonspor camiası, bu takımı pamuklara sarıp, sımsıkı arkasında durmalı, sonuna kadar desteklemeli...

Osimhen iğne deliğinde fil geçirdi!

Galatasaray, Samsunspor karşısında ilk yarıyı futbola acıkmış bir ihtirasla oynadı.
Gecenin yıldızı Leroy Sane; rakibi yıpratan, yere seren muazzam bindirmeler yaptı.
Sane, son zamanlarda izlediğim en özel futbol ressamlarından biri.
Sane oynadığı müthiş futbolla geceyi giydiği formanın rengine boyadı.
Sane, Samsunspor karşısında yeteneklerini bile sollayan adam oldu. Bir gol, bir asistle Aslan'ın kükremesinde başrol oynadı.

Galatasaray maçın ilk yarısında yanardağ ordusu gibiydi. 10 maçtır kaybetmeyen güçlü Samsunspor'a top göstermediler adeta.
Osimhen ayakları ile resim çizdi sahada! Osimhen röveşata golüyle iğne deliğinden fil geçirdi adeta.
Takım arkadaşlarını sırtına aldı, karşıdan karşıya geçirdi. İzlenmeye doyulmayan adamın adıdır Osimhen!

Smokinle değil formayla sahaya çıkan futbol işçisinin adıdır Osimhen!
Delikanlı yanını sevinciyle gösteren bir futbol beyefendisi Osimhen!
İlk yarıda işte böyle mükemmel bir Galatasaray izledik.
Samsunspor ikinci yarıya tahrip gücü yüksek bir futbolla başladı.
Bunda Ntcham'ın oyuna girişinin büyük payı oldu. Üst üste pozisyonlar buldu ama bu dakikalarda Uğurcan sahneye çıkıp, harika kurtarışlar yaptı.

Ama Samsunspor'un baskısı devam etti. Bu baskı Samsunspor'a golü getirdi. Emre'nin Kazım'a mükemmel çalımı ve akıl dolu asistini Musaba gole çevirdi.
Lemina sakatlığı nedeniyle ikinci yarıya çıkamayınca, Galatasaray savunmada çok aksadı. İlk yarıda vasat bir futbol oynayan Samsunspor, ikinci yarıda Galatasaray'ı çok zorladı.
Bu arada Ndiaye'nin Sanchez'e yaptığı harekete hakem Mehmet Türkmen'in kırmızı kart çıkarması gerekirdi.
Çünkü pozisyonda Sanchez'in ayak tabanına şiddetli bir basma vardı!
Hakem Türkmen iki takımın da birer penaltısı vermedi. VAR da pozisyonları sadece seyretti!

Maçın son bölümünde baskısını artıran Samsunspor, Emre Kılınç ile beraberlik golünü buldu. Bu golde Uğurcan'ın kalede daha dikkatli olması gerekiyordu.
Arda Ünyay ne zaman oyuna girse, Galatasaray hayal kırıklığı yaşıyor.
Dün de öyle oldu.
Okan hoca, ikinci yarıya oyuna aldığı Arda'yı son dakikalarda çıkarıp İcardi'yi sahaya sürdü.
Uzatma anlarında Osimhen, belki de sezonun en güzel golünü attı.
Yine 90+6'da Kazımcan'ın koluna çarpan topta, meşin yuvarlak, vücudundan sekip koluna geldiği için pozisyonda penaltı verilmedi.
Osimhen'in jeneriklik golü ile Galatasaray kazanmasını bildi.

Bu nasıl 'Dünya Derbisi'!

Büyük futbolcular böylesine büyük maçlarda ortaya çıkar! Leroy Sane de bunu yaptı zaten! İki takımın da birbirini kalesinden uzak tuttuğu dakikalarda Sane sahneye çıktı.
Üst üste çalımlarla kendisine şut koridoru oluşturdu, sonrasında Fenerbahçe kalesine adeta bir füze çıkardı. Oosterwolde'ye çarpan top, kaleci Ederson'u çaresiz bıraktı.
Bu kadar formda Fenerbahçe, evinde oynadığı derbide ilk yarıyı Galatasaray kalesine isabetli tek bir şut atamadan tamamladı.
70 milyon euro'luk Duran da son saniye golüyle Fenerbahçe'ye 1 puanı getirdi! İki yıldız oyuncu, skoru belirleyen isim oldu.
Ama derbide milyonlarca euro'luk yıldızlardan güçlü bir oyun göremedik!

İkinci yarıda da Fenerbahçe adına değişen bir şey olmadı aslında.
İlk yarıdaki temposuz ve vasat oyun, maçın uzatma anlarına kadar devam etti.
Okan Buruk 'derbiyi kazandım' gözüyle bakarak, Arda Ünyay'ı oyuna aldı. Bu hamle maçın hikayesini bir anda değiştirdi!
Oysa o Arda Ünyay, Union maçında üst üste gördüğü iki sarı kartla takımını 10 kişi bırakmıştı.
Dün Arda, Duran'a o kadar rahat bir kafa vurdurdu ki... O kafa vuruşu ağlara gitti.

Galatasaray, kazanacağı maçı tecrübesiz Arda Ünyay yüzünden beraberlikle bitirdi.
Okan Buruk'un Osimhen'i kenara alıp, İcardi'yi sahaya sürmesi de bana göre gereksiz bir hamleydi.
Futbol hatalar oyunu. Bazen saha içindeki oyuncular hata yapar. Bazen de kenardaki teknik adamlar...
Galatasaray, Kadıköy'den 1 puanla dönerek liderliğini sürdürdü.
Ama Kadıköy'den Kemerburgaz'a 'mutsuz' döndü! 1 puana sevinmedi!

Fenerbahçe ise adeta 6 puanlık maçı kazanamadı ama rakibinin yeniden puan farkını açmasına izin vermedi.
Bir de şunu söylemeliyim.
Fenerbahçe'nin üst üste seri galibiyetlerinden sonra Asensio'yu bir anda 'efsane' Alex'e benzetenler oldu.
Asensio iyi bir oyuncu. Çok da faydalı işler yapıyor sahada.
Ama ustalık olarak Alex'in yanına bile yaklaşamaz!
Alex böyle derbileri tek başına alırdı.
Bütün derbilerde fark yaratırdı!
O yüzden bu kıyaslama veya benzetme çok yerinde olmuyor.
Şu bir gerçek ki...
Bir daha ligimize Alex gibi, Hagi gibi oyuncular gelmeyecek.
Çünkü böylesine büyük oyuncular şu anda dünya futbolunda parmakla sayılacak kadar az!
Onlar da bizim ligimize düşmez!

Sonuç olarak derbinin sonucunu hatalar zinciri belirledi.
Galatasaray avucunun içindeki 3 puanın 2'sini yanlış değişiklikler yüzünden Kadıköy'de bıraktı!
Fenerbahçe, Duran'ın son saniye golüyle büyük sevinç yaşadı!
Ama bu kadar eksiği olan, yorgun ve formsuz Galatasaray'ı yense; tam 65 hafta sonra lider olacaktı!
O yüzden Fenerbahçe adına da kaçan balık büyük oldu!
Hakem Yasin Kol, sahada dik durdu, gördüğünü çaldı. Gerginliğe asla izin vermedi!
Kaçırdığı pozisyonlar da oldu! Ama MHK'nin elindeki en cesur hakem Yasin Kol!
Yasin Kol sonuca etki edecek büyük bir hata yapmadı! Yasin Kol'u tartışmayı bırakalım da 'dünya derbimiz'de ne oynadık, onu tartışalım!

Fatih Tekke çılgınlığı!

Trabzonspor maça tutuk, etkisiz ve yavaş başladı. Konyaspor ise güçlü bir ön alan baskısı ile başladığı maçta önde çoğalmasını bildi. Üçüncü bölgede çok iyi işler yapan Konyaspor, üst üste net pozisyonlara girdi. Kalede Onana olmasaydı belki de ilk yarım saatte Konyaspor farkı bile bulabilirdi. Konyaspor'un golü adeta 'geliyorum' dedi ve Okay'ın ters vuruşunda konuk ekip öne geçti.
Trabzonspor'un o kadar yumuşak, savunma yardımı olmayan bir orta sahası vardı ki... Oulai, Bouchouari ve Muçi öne doğru oynamayı seven, savunma yapmayı sevmeyen üçlü... Böyle olunca Konyaspor orta sahada üstünlüğü hemen ele geçirdi. Folcarelli'nin yokluğu dünkü maçta çok hissedildi. Dün orta sahayı kaybeden Trabzonspor, kanatları da iyi kullanamadı. Orta saha ne defansa, ne de hücuma katkı veremeyince pozisyona girmekte zorlandı bordomavililer. Konyaspor kalecisi Bahadır, acemice yaptırdığı penaltı ile adeta Trabzonspor'un imdadına yetişti.
Muçi'nin yerde kaldığı pozisyona hakem Alper Akarsu nasıl duyarsız kaldı, inanılır gibi değil! VAR olmasaydı, Trabzonspor'un buz gibi penaltısı güme gidecekti. Onuachu'nun penaltı golüyle soyunma odasına beraberlikle gitti Fırtına... Trabzonspor ikinci yarıya daha hızlı başlayınca aradığı ikinci golü de hemen buldu. Onuachu gerçekten mükemmel bir gol attı. Bu gol Papara Park tribünlerini de coşturdu. Bordo-mavililer öne geçtikten sonra hızlı top çevirmeye, önde daha fazla oyuncu ile gol aramaya başladı. Trabzonspor'un Onuachu'yu pamuklara sarması lazım. Bir golcüden çok daha fazlası Onuachu... Dün attığı gollerin dışında takıma liderlik de yaptı.
Batagov, Pina ve Olaigbe ve Mustafa Eskihellaç çok yürekli oyuncular. Bu dörtlü dün çok iyi bir maç çıkardı. Başakşehir maçının kahramanı Muçi, dün de Papara Park'ta sahne aldı. Takımına bir penaltı kazandırdı. Serbest vuruşta neredeyse sıfırdan ağları havalandırdı. Adeta bir Hami Mandıralı golü attı Muçi... Son iki maçta sezonun belki de en güzel gollerini attı Muçi... Trabzonspor farkı yakaladıktan sonra inanılmaz goller de kaçırdı. İlk yarıda vasat bir futbol ortaya koyan Trabzonspor, ikinci yarıda şampiyonluğu iliklerine kadar isteyen bir takım görüntüsüne bürününce TSunami'ye dönüştü. Fatih Tekke, bu genç ve mütavazı kadro ile muazzam işler yaptı şu ana kadar. Kim ne derse desin, zirve yarışının içinde bir Trabzonspor var... Fatih hocanın dediği gibi bu Trabzonspor, birinci de olabilir, dördüncü de... Bu sezon ligde Fatih Tekke çılgınlığı izliyoruz! Futbol güzel ve çılgınlıklarla dolu bir oyun değil mi zaten!

Böyle mi olacaktı!

İlk yarıda yeteri kadar tempo yapamadı ve hızlı oynayamadı Galatasaray!
Önde top tutamadı, atak sonlandıramadı temsilcimiz, Union karşısında.
Evet çok sayıda eksiği vardı Galatasaray'ın! Hatta yedek kulübesi adeta PAF takım görüntüsündeydi.
Ama ön tarafta İlkay, Barış, Sane ve İcardi vardı. Bu muhteşem dörtlüden gol ve goller çıkmalıydı ilk 45'te.
Sadece Sara'nın uzaktan bir şutunda direkten dönen bir şutumuz vardı koca ilk yarıda.
Oysa en zayıf tarafı savunmasıydı rakibimizin. Maç boyunca daha fazla şut atmalıydık.

Union Saint-Gilloise, iyi savunma yaptı. Karşımızda 5'li bir savunma duvarı vardı. Etten bir duvar adeta...
Hızlı geçişlerle Galatasaray kalesinde gol aradılar. Çünkü hızlı ve güçlü oyuncuları var Belçika temsilcisinin. Hatta ilk yarıda bir şutları da direkten döndü.

İkinci yarıya da temposuz başladı Galatasaray! Union, bu kez Galatasaray'ı kalesinden uzak tutmaya başladı.
Fizikli oyuncuları ile ilk bölümde olduğu gibi yine hızlı hücumlar yaptılar.
Hakem Jose Maria Sanchez büyük bir skandala imza attı.
Sanchez, sarı kartı olan ve Uğurcan'ın ayağına acımasızca basan David'e kırmızı göstermedi.
Aynı David, 3 dakika sonra Belçika ekibini öne geçirdi. David belki de kariyerinin en kolay golünü attı.
Golden sonra Union'un hocası Hubert, Promise'yi çıkarıp diğer santrforları Kevin Rodriguez'i oyuna aldı.

Galatasaray geriye düştükten sonra oyun disiplininden koptu.
Duran toplardan gol aramaya başladık.
Sara ile kaçan bir golümüz var.
Bizim maça kadar Şampiyonlar Ligi'nde her maç ortalama 3 gol yiyen kaleci Scherpen adeta panter kesildi. Muazzam kurtarışlar yaptı. İstediği ortaları ve pasları alamayan İcardi de etkisiz kaldı.
Son bölümde oyunu rakip kaleye yıktık ama kalabalık Union savunmasını aşmakta çok zorlandık. Şampiyonlar Ligi'nde 3 puanı cepte gözümüzde baktığımız maçtan puan çıkaramadık. Hem de Rams Park'ta! Çok yazık oldu!

Messi vuruşu!

Geldiği günden beri eleştirilen Muçi, sezonun en güzel gollerinden birini attı. Uzun yıllar unutulmayacak bir maç izledik! Muçi'nin 100. dakikadaki son saniye golüne şapka çırakılır. Ceket iliklenir! Resmen bir Messi golü attı Muçi… Trabzonspor, neredeyse 90 dakika 10 kişi oynayan Başakşehir karşısında çok zorlanmasına rağmen kazanmasını da bildi. İlk yarıda takım bütünlüğünden yoksun bir Trabzonspor vardı sahada. Bordo-mavililerin hücum hattındaki oyuncular birbirinden çok uzak oynamanın dışında 'ben atayım, kahraman olayım' düşüncesiyle oynadılar. Bu yüzden Onuachu topla buluşamadı. Fatih Tekke'nin Baniya yerine Okay'ı stoperde oynatmasına çok şaşırdım. Okay'ın yaptırdığı penaltıdaki topa çıkışı her şeyi anlatıyor zaten! Orada orijinal bir stoper olsa topa kolunu kaldırarak zaten çıkmaz.

Trabzonspor geriye düştükten sonra Augusto ile beraberlik golünü attı. Bu golde ilk yarının en iyisi Mustafa Eskihellaç'ın derinlemesine pası muazzamdı. Trabzonspor beraberlik golünü attıktan sonra vitesi artırıp, ikinciyi bulmak yerine çok yavaş bir oyun oynamaya başladı. 10 kişi oynayan Başakşehir, Shomurodov ile yine öne geçti. Bu golde de Batagov'un hatası vardı. Batagov, Özbek oyuncuya çok rahat bir kafa vuruşu yaptırdı. İlk yarının son bölümünde sanki sahada 10 kişi oynayan takım Trabzonspor'du! Bordo-mavililer, bir kişi fazla oynamanın avantajını fırsata çeviremediler.

İkinci yarıya daha derli toplu, daha hızlı başlayan bir Trabzonspor vardı sahada. Önce Onuachu'nun penaltısı, sonrasında Muçi'nin golleri ile bir anda öne geçti Trabzonspor. Ama öne geçtikten sonra oyun disiplininden kopan bir Trabzonspor izlemeye başladık. Başakşehir, bir anda skoru 3-3'e getirdi. Tam maç bu skorla bitecek diye düşünülürken, Muçi yine sahneye çıktı. Muçi olağanüstü bir golle Trabzonspor'u galibiyete taşıdı.

Gördünüz mü İcardi’yi!

Galatasaray, çok iyi başladığı maçta bir türlü golü bulamayınca, gereksiz bir telaşın içine girdi. Zaten Osimhen'in yokluğu nedeniyle adeta karaları bağlayan görüntüde bir sarı-kırmızılı ortam oluşmuştu maçtan önce.
Oysa Rakip Gençlerbirliği idi. Ligin en zayıf halkalarından birine karşı bu telaş, bu sakar futbol da neyin nesiydi ilk yarıda.
Bir de bunların üzerine ilk yarıda Lemina ve Singo'nun sakatlanıp çıkması, RAMS Park tribünlerinin adeta yüreğini ağzına getirdi.
İlk 45'te Barış Alper ve İcardi ile iki kez direğe takılan Galatasaray'da Sane ve Sara karşı karşıya pozisyonlarda cılız şutlar atınca tribünler adeta saç baş yolmaya başladı.
Bu kadar tahrip gücü yüksek Galatasaray kadrosu, Gençlerbirliği karşısında ilk yarıyı geride kapattı. Yenilen golde başta Sanchez olmak üzere bütün savunmanın kusuru var.
Uğurcan'ın yokluğunda kaleyi koruyan Günay, rakibin ayağında verdiği pasla yürekleri ağza getirdi.
Ama o Günay, ilk yarıda süper bir kurtarış yapmasını da bildi.
Galatasaray, yavaş oynadı, hep üçüncü bölgede göründü ama sahada bir lider oyuncu olmayınca panik butonuna basılmış bir şekilde koca bir 45 dakika oynadı.

Orta saha üretken olmayınca, Okan hoca ikinci yarıya İlkay hamlesini yaparak başladı.
Yusuf Demir kenara geldi.
Lemina'nın yerine giren Yusuf zaten hiçbir varlık gösterememişti.
İlkay'ın sahadaki varlığı ile ikinci yarıda kükreyen bir Aslan izlemeye başladık.
Galatasaray fabrika ayarlarına geri dönünce üst üste goller geldi. Önce Kazımcan'ın pasını İcardi gole çevirdi.
Ardından Sane'nin pasında adeta şimşek gibi rakip ceza sahasına giren İcardi vurdu, kaleciden dönen topu Barış Alper ağlara gönderdi.
RAMS Park tribünleri, Binbir Gece Masalları'nı yaşadı.
Galatasaray yüksek tempo ile oynayınca, G.Birliği'ni sahadan sildi.
Barış Alper dünkü maçta tam bir patlama yaptı.
İcardi için 'Kilolu, gitsin işe yaramaz artık' diyenlere 'Arkadaşlar eleştirdiğiniz oyuncu İcardi! Erken konuşmayın!' dedim hep.
Bu yorumları yapanlar, dün gördüler mi İcardi'yi!

Gençlerbirliği, sahada 10 kişi kalmasına rağmen oyundan hiç kopmadı ve ikinci golü buldu.
İkinci golde Günay'ın çıkıp topu alması gerekirdi. Galatasaray için Şampiyonlar Ligi maçı öncesinde iyi bir moral oldu.
İlk yarıdaki oyun, düşündürücü!
Ama ikinci yarıdaki futbol, daha iyiydi. Maçın son bölümünde Ahmet Kutucu'nun kaçırdığı bir gol var ki...
Kaçırmak daha zordu. Ahmet bunu başardı!
Cuma gecesi A Spor'daki yayınımda 'Barış Alper için patlama maçı olur.
İcardi de ikinci yarıda girer golünü atar' demiştim.
Maçı kafamda oynadığım için bu net detayları vermiştim.
Şimdi Galatasaray'dan salı günü bir Avrupa zaferi daha bekliyoruz.