Bosna Hersek; sadece Türkiye'nin değil, Dünya Kupası katılımcısı ülkelerde yaşayan ve kendine "futbolsever" diyenlerin çoğunun ikinci takımı olabilir. Hatta pek çok İtalyan'ın birinci takımıysa şaşırmam. Sadece bana sempatik geldiklerini sanmıyorum. Bu kupada, "su molası" ya da "serinleme molası" adı altında yapılan, "reklam arası" ile şahlanan, futbol endüstrisindeki en sempatik "underdog", Djeko ve arkadaşlarının Bosna Hersek'i bence. Trump'ın, ailede çok da ciddiye alınmayan, kuzeyli kuzeni Kanada ve karanlık adamlarla oturup kalkan "hayta" dayısı Meksika'yı izledik. İkisinden de bu turnuvada "bi'cacık"olmaz gibi duruyor. En sevilen oyunun futbol olmadığı ülkelere güzelim futbolu neden emanet ederler hiç anlamıyorum. Sadece gayretle, iş ahlakıyla yol alan Kanada'nın şanstan da fazlasına ihtiyacı var. İzlediğim diğer ev sahibi Meksika gibi onlar da ite kaka bir çeyrek finali işgal edebilirler ancak. Tüm sempatisine rağmen, gruptan çıkacağına emin olduğum Bosnalı kardeşlerimizin de ince yollarını çok da uzun mesafede arşınlayacağını pek sanmıyorum. İsviçre'nin ardından Bosna ile Kanada'nın ikincilik mücadelesine tanık olacağız gibi duruyor bu grupta. Ev sahibinin tribünü de sınıfta kaldı. Buz hokeyinden devşirme bir profil, turistler ve göçmenlerle hayli sıkıcıydılar doğrusu. Meksika'nın taraftarıyla kıyaslandığında, "yok" hükmündeydiler. Beraberliği son derece makul ve mantıklı buluyorum. Maçtan önce biri bana; "Türkiye'de büyük bir takımda oynayan, kendi ülkesinin efsane golcüsü fileleri havalandıracak" dese, Larin aklıma bile gelmez, "Djeko!"derdim. Yazıyı yazarken sabaha karşı grubumuzda ev sahibi ABD ile Paraguay arasındaki maç henüz oynanmamıştı. O nasıl bitti acaba? İnşallah berabere bitmiştir ve ben uyuyakalmayıp izlemeyi başarmışımdır. Zzzzzz…