CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Yabancı kuralı değişmeyecek

Daha birkaç gün önce Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Ali Koç, TFF'ye geçmiş olsun ziyaretini yaptığında şöyle diyordu: "Kulüplerimizin içinde bulunduğu ekonomik ortam kulüpten kulübe değişir ama bu sezonun sonunu getirmemiz mümkün gözükmüyor. İnanın büyük küçük takım demiyorum hepimizin nefesi bir yerde kesilecek. Derdimizi her yere anlattık. Ama bir çare bulamadık. Devletimizle beraber bu sorunları çözmeliyiz." Başta 4 büyük takım 49 futbolcu almışlar. Yaklaşık 85 milyon Euro (1.5 milyar TL) harcamışlar. Ve uzun süreli çoğu kontratlar... O rakamlara girersem içinden çıkamam. Sattıkları futbolcular da var. Kimisi artıda kimisi ekside. Sonuçta aldıkça aldılar. 'Oyuncu sattık, parayı kasaya koyduk' deyip durmadılar. Taraftar mutlu. Artık tarifeli değil özel jetlerle geliyorlar. Biri iniyor biri kalkıyor uçakların. Özel bir uçağın maliyeti en az 15 bin Euro (270 bin TL). Para çok!
Rezerv Lig kaldırıldı 5 hafta bitmeden. Çünkü "Çok masraflı, paramız yok" dediler. Şimdi sosyal medyada ve bazı medya organlarında şu algı var: "Herhalde TFF yabancı sayısını serbest bırakacak." Beklenti bu yönde... 8+3 çok sıkıcı geliyor çünkü. Lig başlamış kural değişir mi? Değişmez tabii. TFF'de böyle bir adım atmayacak zaten. 8+3 aynen devam edecek. Gelelim Ali Bey'in sözlerine... Devlet kulüplere çok şey yaptı, kulüpler ülke futbolu için ne yaptı?

Eşik bekçileri göreve!

Sosyal medya hayatımızın kaçınılmaz bir gerçeği artık. Yapılan araştırmalara göre sosyal medyayı en çok boş zamanımızı değerlendirmek (%61), eğlenmek (%57) ve yeni şeyler öğrenmek için (%56) kullanıyoruz. Diğer yüzdeler o kadar gerekli değil. Yine yapılan araştırmalara göre son dönemlerde okuyucular farklı haber sitelerini ziyaret etmek yerine konu çeşitliliği ve zenginliğinin bir arada bulunduğu sosyal medyayı takip etmeyi tercih ediyorlar. Çoğu okuyucu/kullanıcı online haber sitelerine arama motorlarıyla ya da doğrudan erişiyor olsa bile sosyal medyada yer alan öneriler çoğu kişi için vazgeçilmez hale gelmiş durumda. Hal böyle olunca sosyal medyada haber paylaşımı giderek artıyor ve kullanıcıların önemli bir kısmı gündemi sosyal medya uygulamaları üzerinden takip ediyor.

YALANLARI GERÇEK SANMAK!
Haber paylaşımı ile ilgili olarak sosyal medyada editöryal bir kontrolün olmayışı, vatandaş gazetecilerin çoğalmış olması, yoğun reklam içeriği, fotoğraf ve videolarla yapılan çeşitli yanıltıcı eylemler, görüntülerde çarpıtma ya da tahribat, kişilerin görüntülenme ve tıklanma üzerinden gelir kaynağı yaratmak istemeleri sonucu manipülatif haberler türetmekten kaçınmamaları yeni medyada yer alan haberlerin güvenilirlikleri ile ilgili ciddi soru işareti yaratıyor. Geçmiş zamanda bu konuyla ilgili bir sosyal deney de yapılmış... Hazırlanan kurgu bir haberde, bir film festivalinde alınan ve verilen ödüllerden bahsedilmiş..



ABD'Lİ AKTÖR JÜRGEN KLOPP!

Habere göre Liverpool'un ünlü teknik adamı Jürgen Klopp "ABD'li aktör ve enstitünün kurucusu" olarak aktarılırken 42 yıl önce yaşamını yitirmiş olan yönetmen Alfred Hitchcock'un ise Türkiye'den bir kuruma törende ödül verdiği belirtildi. Ve bu haber sosyal medyada yer aldı, sonrasında tanınmış haber siteleri bile haberi yayınladılar. Daha sonra da haberi kaldırdılar. Kurgu olduğunu anlayınca!

GAZETELER YAZDIYSA...
Yine hafta içinde de sosyal medyada Cristiano Ronaldo'nun transferi ile ilgili bomba bir gündem oluşturuldu. 'Oluşturuldu' diyorum çünkü kaynağının güvenilirliği test edilmeden heyecanla kulaktan kulağa bu bilgi yayıldı, televizyon programlarında tartışıldı. Ronaldo'nun Türkiye'de top koşturmasının çok güzel sonuçları olacaktır hem ekonomik hem sosyal açıdan... Bu ayrı bir şey. . Tabii Ronaldo kariyerinin zirvesinde yılda ortalama 25 milyon Euro kazanırken mi bunu yapar ya da gerçekten Fenerbahçe bu parayı verir miydi? Haber enine boyuna binlerce yorumla tartışıldı. İnanmayan bile inanmaya, "Acaba?" demeye başladı. Buna benzer birçok örneği yaşadık, yaşıyoruz. Mesela Falcao sosyal medya baskısıyla transfer edilmişti. Sonuçlarını biliyorsunuz! Gazeteciler, eşik bekçileridir (Süzen, müdahale eden.. Bir anlamda nelerin yayınlanıp, nelerin yayınlanmayacağına karar verme durumu). Sayfalarımıza bastığımız her haberin doğruluğunu teyit etmemiz gerekir; çünkü "Aaa yanlışmış" diyerek silemezsiniz. Onun için sosyal medyadan duyulan her haberin gerçekliğinin mutlaka güvenilir kaynaklardan kontrol edilmesini herkese öneririm! Özetle bir gazete yazmadan haber doğru değildir diyebilirim!.



BATSHUAYİ!
Fenerbahçe'nin Michy Batshuayi transferi büyük tartışma yarattı. Oyuncunun, Beşiktaş tarafından gönderilmesi ve aradan geçen üç ayda sarı-lacivertli takımın bir golcü bulamaması, sonrasında da Batshuayi'nin açıklanması, Fenerbahçe taraftarı tarafından tepki ile karşılandı. Oysa Batshuayi kariyeri parlak bir yıldız. O da yandaki satırlar gibi geçen sezon sosyal medyanın kurbanı oldu. Beşiktaş'a katkı vermesine rağmen (14 gol, 3 asist) attıklarıyla değil atamadıklarıyla gündeme oturdu. Fenerbahçe taraftarı eleştirse de sarı-lacivertli yönetim iyi bir transfer yapmıştır. Batshuayi için de Fenerbahçe, kendini göstermesi adına yeni bir fırsat ama işi kolay değil, çünkü üzerindeki baskı büyük olacak: 1- Gol kaçırmayacak. 2- Beşiktaş'taki performansının üstüne çıkacak, aksi bir durum kendisini de onu alan Fenerbahçe yönetimini de yıpratır.

Sabrın sonu selamet!

Daha ligde 3 hafta bitti ama bakıldığı zaman sanki sonları yaşıyoruz! Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte kulüpler de pürdikkat takip ediyor. Taraftar acaba ne diyor? Kulüplerin sahipleri elbette taraftar. Ama henüz yolun başındayken gemiler yakılıyor. Mesala Galatasaray...
Yeni bir yönetim işbaşı yaptı. Okan Buruk göreve geldi. 3 maçta 6 puan fena değil. Pozisyona giriyor ama gol atamayan bir G.Saray var. Çok transfer yaptı. Özetle biraz sabır lazım değil mi? Medya 2. haftada oynanan Giresunspor maçı sonrası Başkan Dursun Özbek'in, Okan Buruk'a sahip çıktığı haberlerini yaptı. Hocaya sahip çıkacak ne durum olabilir. Adam 120 dakika maç oynamış. Sanki ligin sonu gelmiş. G.Saray yönetiminin de taraftarının da hocaya sahip çıkması lazım. Ama bunu her an gidecekmiş gibi yaparsanız algı başka bir yere gider.
G.Saray yeni bir takım. Zor maçlar oynuyor. Bu hafta G.Saray, Trabzonspor'a kaybederse, Okan Buruk gidecek mi yani! Ya da G.Saray, Trabzon'u yenerse Buruk kahraman mı olacak? Beşiktaş'ta da benzer bir durum var. Sayın Ahmet Nur Çebi, "Hocamızın arkasındayız" dedi. Hocalar ne şartta olursa olsun eleştirilir. Bizim sorumuz ölçünün tutarsızlığı.



BÜYÜK TAKIMLAR NİYE
KARŞI ÇIKTI!
Maç saatlerinin çok geç olmasının doğurduğu sıkıntıları sayfalarımızda çok defa yazdık. '21.45 maçları 19.15'te de oynanabilir' dedik. Aradan geçen zamanda TFF, bu konuda tam bir adım atmaya karar verdi ki bu sefer de büyük takımlar buna itiraz etmiş. Neyine nasıl-niçin itiraz etmişler anlamadım. 21.45'te oynanan bir maça 20.45-21.00'de çıkmanın itirazı niye? O büyük takımlar, "Havalar çok sıcak, futbolcu sağlığı için maçlar 21.45'te oynanmalı" demiş. O zaman 19.15'te oynayanlar futbolcu değil mi? Aynı risk orada yok mu? Ortada tuhaf bir durum var. Ligde 4 ve 5. haftalar sonrası elbet saatler geriye gelecek ama şehir ve hava şartlarına göre maçlar erken saatlere rahat rahat alınırdı. (Not: Beşiktaş itiraz etmemiş...)

MÜZELERİ GEZMEK LAZIM!
Jesus geniş bir basın toplantısı yaptı. Uzun uzun birçok konuya değindi. Özellikle Beşiktaş ve Galatasaray'ı kast ederek, Türk takımlarının Avrupa'da 3 günde bir maç temposuna alışması gerektiğini söyledi. Portekizli teknik adam, "Büyük takımsanız ligde şampiyon olmalı, Avrupa'da yer almalısınız. 'Küçük takımlar' haftada 1 maç yapıyor. Trabzonspor ve Avrupa'da yarışan diğer takımların 3 günde bir maç oynamaya alışması gerek" dedi. Tercümede bir hata yoksa Beşiktaş ve Galatasaray'ı küçük takım olarak lanse etti sanki. Jesus'un iddiasını ortaya koyması güzel bir şey. Birkaç hafta önce de, "Hedefimiz Türkiye Ligi. Zaten Türk takımlarının Avrupa'da final oynama planları yok" demişti. Aradaki zamanda kazanılan maçlar, iyi sonuçlar fikirleri değiştirebilir. F.Bahçe'nin de bir maç oynadığı yıllar oldu, diğer takımların da. Büyük takımlarımızın müzelerini gezmek lazım. Tarihlerine iyi bakmak gerek. Manchester United'ın da Avrupa'ya gidemediği zamanlar olmuştu!

AVRUPA'NIN ORGANİZASYON MERKEZİ TÜRKİYE
Türkiye hem sporda hem de diğer alanlarda çok önemli uluslararası organizasyonlara imza atıyor. En son Konya, İslami Dayanışma Oyunları'na ev sahipliği yaptı. 56 ülkeden 2 binin üzerinde sporcu yarışırken, kazanan kardeşlik oldu. Avrupa futbolunun bir numaralı organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi'nin kuraları da bugün İstanbul'da çekilecek. Dünyanın gözü 10 Haziran 2023'te kupanın havaya kalkacağı Olimpiyat Stadı'nda olurken, Türkiye büyük bir gururu daha yaşayacak.

Her şey Avcı’ya yazar

Kopenhag ile Şampiyonlar Ligi play-off turunda telafisi mümkün ama hiç de kolay olmayan bir rövanş karşılaşmasına çıkacaksınız. Süper Lig'in en iyi takımlarından birine, deplasmana gidiyorsunuz, elbette ilk akla gelen soru; 'Kopenhag'da ikinci yarıda defansı toplayan ve oyunu kuran Bartra'nın ve orta sahanın oyun bozan adamı olan Siopis'in neden Antalyaspor deplasmanında karşılaşmaya ilk 11 başlamadığı!' Kabul edelim şampiyon kadronun iki kanat oyuncusundan biri gitti diğeri uzun süredir sakat. Üstüne bir de Marek Hamsik'in sakatlığı, takımın hücum gücünü çok düşürdü. Onların yerine forma giyenlerin bugüne kadar pek bir şey verdikleri de yok. Antalyaspor, 1-0 yenildikleri Galatasaray maçının aksine ilk yarının hakimi olduğu oyundan iki gol çıkarttı. Teknik direktör Abdullah Avcı'nın devreyi bitmeden yaptığı değişikler elbette geçen sezonki Galatasaray maçını akıllara getirdi. Bardhi'nin iki golüyle beraberliği bulmak mühim ancak Antalyaspor geçiş oyunundan iki gol çıkardı ve son çeyrekte fazlasıyla etkiliydi.

ŞAHİN İÇİN PRESTİJ
Trezeguet'nin
kafası direkten dönmese oyun 3-3 bitebilirdi. Ama 90 dakikanın genelinde riskli ilk 11, kopuk oyun Abdullah Avcı'nın kalesinde 5 gol görmesine sebep oldu. Bu farklı skor, Nuri Şahin için çok prestijli bir galibiyet. Abdullah Avcı'nın takımın yaraları sarmak için sadece üç günü var. Ama çarşamba günü Kopenhag karşılaşmasında işimiz çok zor..

Serdar Dursun King’ten iyi...

Türkiye'ye geldiğinde hedefini Süper Lig şampiyonluğu olarak koyan ve Avrupa'yı ikinci planda tuttuğunu söyleyen Jorge Jesus, Devler Ligi için karşılaştığı Dinamo Kiev'e elenince iki numaralı kupada yoluna davam etti... Portekizli hoca, Çekya'daki 8 bin kişilik statta, toplam kadro değeri 8 milyon Euro kadar olan rakibi karşısında her ne kadar rotasyonlu oyuncularıyla çıksa da dünkü Fenerbahçe'nin Slovacko'yu çok rahat yenmesi gerekirdi. Fenerbahçe turu geçtiği için tabii ki öncelikle mutluyuz... Puan kaybının yaşandığı ligdeki Ümraniye maçının oynandığı gün 10 numaralı formayı törenle alan Arda Güler, sahadaki formasını ise alamadı. Yapılan yıldız transferlere rağmen sarı-lacivertli taraftarların bir numaralı gözbebeği olan Arda, muradına dün erdi. Sert ve kabalık savunma karşında da zorlansa da pas dağıtımında başarılıydı, fizik olarak hazır değildi. Serdar Dursun'un, King'den eksiği yok fazlası var… Kendisinin hazırlayıp, kendisinin attığı golde yeteneğini ve ustalığını gösterdi. Fenerbahçe şu ana kadar beş resmi maç oynadı, bunun dört tanesi Avrupa mücadelesiydi ve bu beş karşılaşmada alınan sadece bir galibiyet var. Dolayısıyla bu rakamlar bize şunu gösteriyor ki Fenerbahçe daha hazır değil, sarı-lacivertlilerin hocası Jesus daha hazır değil. Fakat bu zamanı verebilecek sabır taraftarda var mı derseniz bunun yanıtı 'hayır' olur. Eğer Jesus'un yerinde başka bir teknik direktör olsaydı ve bu istatistiği yakalasaydı çok daha sert eleştiriler alabilirdi.

Dün, dünde kaldı!

Kulüpler Birliği Vakfı'nın yeni başkanı Ali Koç oldu. Toplantı sonrası hem Koç hem de eski başkan Ahmet Ağaoğlu birlikte açıklama yaptı. Buraya kadar her şey normal! Ağaoğlu zor bir dönemde göreve geldiğini, birçok sorunla uğraştığını vurguladı ve yeni TFF'den umutlu olduğunu ifade etti. Trabzonspor Kulübü'nün, TFF seçimi öncesi bir eleştirisi yoktu. Ali Koç ise aksine TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi için hem siteden hem de sözlü olarak çok sert açıklamalar yapmıştı. Birazını hatırlayalım: 'Şu an bir kişi resmi adaydır. Fenerbahçe'nin hem bu konudaki hassasiyetini hem federasyonun Türk futbolunu Trabzonlulaştırma rahatsızlığını duyduğumuzu biliyorsunuz. TFF Başkanı olacak kişinin ailesinden birinci derece kan bağı olan birinin bu yapıyla (FETÖ'yü kast ediyor) dün, bugün ve yarın hiçbir ilişkisi olmamalı. Yeni bir aday bulunması ivedilikle şarttır. Hiçbir şüpheye yer olmamalıdır."



Aradan 15 gün geçti. Sayın Koç, Kulüpler Birliği Başkanı olarak verdiği ilk demecinde, "TFF'nin sergilediği tavır umut verici. Eski yönetim bizi dinlemiyordu. Bunlarda o irade var. TFF ile çıtayı yukarı çıkaracağız" dedi. Uzlaşmacı olmak güzel bir şey. Sonuçta dün, dünde kaldı değil mi! Türk futbolunun birçok sorunu var. Çözmek için ortak irade, akıl, fikir ve güç lazım. Yeni Kulüpler Birliği Başkanı Koç, umarız bu sorunların çözüme kavuşmasına yardımcı olacak adımları atar. Artık bütün kulüplerin temsilcisi oldu.
Bir noktayı daha yazmadan edemeyeceğim. Sayın Koç, 'Eski TFF bizi dinlemiyordu' diyor. Eski başkan Nihat Özdemir ve o dönemin MHK Başkanı Zekeriya Alp sizi özel olarak Zorlu Center'da kabul etti ve hakemlerle ilgili özel brifing aldınız. Yani haklarını yemeyin. Çok fazla dinlediler, hem de herkesi.

DESTEK OLMAZSA İŞİ ZOR
Galatasaray yönetimi, yabancılarda rakam yüksek olunca Okan Buruk'u takımın başına getirdi. Sezonu 13. kapatan, psikolojik olarak büyük bir çöküntü yaşayan, sürekli başkan ve teknik adam değiştiren, kongrelerden başını kaldıramayan bir kulüpte Buruk'un işi de hiç kolay olmayacak. Hiçbir takımın taraftarında artık sabır yok. Bu nedenle yönetim, Okan Buruk'un arkasında duvar olmalı. Aksi her şeyi başka bir noktaya taşır! Söz uçar yazı kalır!

Yabancı ile Aslan ayağa kalkamazdı

G.Saray'da bütün camia yeni teknik direktörün kim olacağını merak ediyor. Başkan Dursun Özbek ve yönetiminin teknik adam meselesini daha çabuk çözmesini beklerdim. G.Saray için her dakika önemli. Torrent'in gitmek istemediğini biliyoruz, sonuçta alacağı bir rakam var. Buna bir de yardımcıları ve sportif direktör Sensibile'nin ücretini koyarsak 3 milyon Euro'luk bir rakam ortaya çıkıyor. Anladığımız kadarıyla Dursun Bey bu parayı ödemek istemiyor. Haklıdır ama bu meseleyi nasıl çözer, orası soru işareti… G.Saray'da yabancı bir hoca aramak hayalperest bir davranıştı. Sarı-kırmızılıların kısa sürede toparlanması gerekiyor. Normal şartlarda bunu yapabilecek ilk insan Fatih Terim. Kısa süre önce Oğulcan Çağlayan'ın düğünündeki görüntülere bakarsak takım da onu özlemiş. Verdiği poz-i tif enerji, G.Saray'ın en çok ihtiyacı olan şey. Yabanc ı bir teknik direktörle G.Saray maddi ve manevi kayıplara uğrar. Taraftar 48 saattir sosyal medyadan Fatih Terim'in takımın başına geçmesi için kampanya başlattı. 12. adam böyle düşünse de Dursun Özbek yönetimi, Fatih Terim ismine mesafeli yaklaşıyor. Ben Galatasaray Başkanı olsaydım, seçildikten sonra Fatih Terim'i açıklardım. 21 Nisan 2022 tarihinde SABAH SPOR'a bir röportaj veren Okan Buruk, Galatasaray için "Hazırım" demişti. Çıkmaza giren yönetimin, en azından sezona Okan Buruk ile başlayacağı güçlü bir ihtimal haline geldi. Bakalım önümüzdeki saatlerde neler olacak.

BİTMEYEN DEJAVU!
Transfer dönemi başladı. Her sene yaşadığımız tablonun kopyasını görüyoruz. Yine aynı isimler, yine aynı futbolculara yapılan teklifler. Dejavu! Bu oyuncuları alırken genelde şu ifadeler kullanılıyor: 'Daha önce Türkiye Süper Ligi'nde oynamış, ülkemize uyum sağlamış oldukları için tercih ediliyor' gibisinden... Kendimizi kandırıyoruz. Çünkü kulüp başkanlarının işine geliyor. Tam bir kolaycılık. Bugün medyada adı geçen birçok futbolcunun illaki Türkiye'den yolu geçmiş. Gittikleri yerlerde başarılı olamıyorlar; sonra tekrar bir umutla, menajerlerin pazarlamasıyla ülkemize dönüyorlar, hem de öyle böyle rakamlara değil. Gerçekten yazık!

TFF KURULLARINDA ADALET OLACAK MI?
Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi oldu. Öncelikle kendisine ve ekibine başarılar dilerim... Sayın Büyükekşi bir güç gösterisiyle göreve başladı ve kurulların istifalarını istedi. Ankara'da yaptığı konuşmada özellikle marka ve güven meselesine dikkat çekmişti. Futbol dünyasında kimsenin kimseye güvenmediğini ve bu nedenle markanın itibarının zedelendiğini ifade etmişti. Şimdi yapılması gereken şey; futbola gönül vermiş bütün seyircilerin ve futbolla ilgili bütün paydaşların gözünde TFF'nin itibarının yeniden inşa edilmesi için gerekli adımların hızlıca atılması…
Tabii aynı şekilde kulüplerin de TFF'ye yardımcı olması gerekiyor... Ankara'daki ortama baktığımız zaman çok güzel dostluk görüntüleri vardı. Fakat bunlar hep anlık olaylar, maçlar başladığı zaman kavga, gürültü, açıklamalar ardı ardına geliyor. Sahada oynanan futbol, yerini kaos ortamına bırakıyor. Kulüpler sosyal medya hesaplarından taraftar kitlelerini adeta isyana teşvik ediyor. Bunu ne yazık ki büyük kulüplerimiz yapıyor. TFF'nin bundan sonraki birinci görevi, biraz önce ifade ettiğim gibi 'güven ve itibar' meselesini tekrar kazandırmak olmalı. Bir kere kulüplerin aba altından sopa göstermesine izin vermeyecek. Eğer kulüpler yanlış bir şey yapıyorlarsa mesela harcama limitlerini aşıyorlarsa cezalarını kesecek. Yoksa hem futbolun ekonomisi düzelmez hem de o bahsettiğimiz güven yerine gelmez. Merkez Hakem Kurulu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu en çok tartışılan kurullar… Bunların yeniden yapılanması şart. Aynı şekilde Temsilciler Kurulu'nun da... Bakalım neler olacak.

***

Bugün Babalar Günü. Babamı kaybedeli 19 yıl oldu. Başta büyük bir özlemle varlığını hep aradığım babam olmak üzere tüm Hakk'ın rahmetine kavuşmuş ve hayatta olan babaların günlerini kutlarım.

Riva’da tarihi gün!

Futbol dünyasının gözü kulağı bugün Riva'da olacak. Gündem çok yoğun. Önce TFF Yönetim Kurulu toplanacak. Geçtiğimiz hafta TFF Başkan Vekilliği, İcra Kurulu Üyeliği ve Hukuk İşleri Sorumluluğu görevlerinden istifa eden Mehmet Baykan'ın yerine atanacak yeni isim belirlenecek. Hamit Altıntop bu göreve talip. Fakat Baykan'ın yerine adı geçen isimlerden biri de Mustafa Çağlar. Yönetim Kurulu'ndan nasıl bir karar çıkar bilinmez ama yüzde 51 yönetim kurulu üyesi Çağlar, Baykan'ın yerine oturacak. TFF yönetimi daha sonra Kulüpler Birliği ile toplantı yapacak. Bu toplantıda sonucu aylardır merakla beklenen yayın ihalesinin sonuçlandırılması bekleniyor. Kulüplerin istediği para sezon başına 3 milyar TL... Fakat bu rakamı veren yok. Bein Sports tekrar topa girdi. Saran Grubu da imzaları atmıştı. Fakat Saran'ın verdiği rakam kulüpleri tatmin etmedi. Grup TFF'ye, teminatlı olarak ve yarısı dolar cinsinden olmak üzere toplam 125 milyon dolar garanti edilirken, üzerine Kulüpler Birliği de gelir paylaşımlı bir de model önermişti. Geçtiğimiz hafta Katar'a giden TFF heyeti, yaptığı görüşmelerde Bein'in rakamı 2.6 milyar TL'ya kadar çıkardığı öğrenildi. Daha önce bu para 2 milyar TL civarıydı.



KULÜPLERE PRİM ÖNERİSİ
Günün
diğer bir gündem maddesi ise Şampiyonluk Primi meselesi... Bugün TFF Yönetiminin, Kulüpler Birliği'ne resmen, "Bir sezon için şampiyonluk primlerini almayın. Anadolu kulüplerin durumu çok kötü. Gelirlerinin yüzde 80'i yayın parası. Bu parayı Anadolu kulüplerine dağıtalım. Sizin kaybınız yüzde 20 olur" diyeceği ifade ediliyor. Bu teklifine büyük takımların ne diyeceği merak konusu! Söz konusu rakamın bedeli 255 milyon TL civarı… Özetle futbolun ateşi bugün Riva'da yanacak!

İddia sahibi, iddiasını ispatlamak zorunda!

Galatasaray yöneticisi Işıtan Gün, itiraf niteliğinde bir mektup yayınladı... Suçlamaları ağır. Galatasaray'ın özel bir dosyasını (Başkan Burak Elmas'ın bilgisiyle) bir bir açıkladı. Fatih Terim'in ettiği küfüre kadar yazdı. Raporun hazırlanış tarihi 2021 Haziran ayı. Burak Elmas'ın yönetime geldiği günler... Daha o günlerde Galatasaray'da bir transfer çetesi varmış. Çetenin isimleri açıklanmıyor ama iddialar önemli. Anlıyoruz ki Fatih Terim'e bu yönetimin aldığı tavır ve hocayı göndermeye yönelik eylem planı o günlerde hayata geçmiş. İddia sahibi kişi iddialarını ispatlamakla mükelleftir. Elmas, bir ay sonra olmayacak. Bu sürede belge-bilgi varsa elinizde açıklayın! Savcılığa gidin. Yoksa Işıtan Gün'ün başkan için hazırladığı özel dosyanın hiçbir hükmü yoktur. Genel Kurul'da konuşmak istememiş Sayın Gün. Kanımca büyük tepki alacağı için konuşamadı. Özetle Işıtan Gün olaylı geldi, olaylı da gidiyor.

25 MİLYAR TL BORCU KİM YAPTI!
Futbol Federasyonu için bir linç kampanyası başlatıldı. Bunu çok açık bir şekilde görebiliyoruz. 4 sezondur hakemlerin değişmesini isteyen bazı kulüpler, kadro dışı kalan hakemlere cansiperane bir şekilde sahip çıktılar. Hatta bu hakemlere görev verilsin istiyorlar! Siyahla beyaz gibi... Fikirleri çok çabuk değişmiş. İnsan neye inanacağına şaşırıyor. Yarın TFF yönetimi de gidince bu sefer aynı kulüpler, "Biz böyle bir şey istemedik. Bu nereden çıktı. Başarılı bir yönetim vardı" diyecekler. Yeni bir oyun kurgulanıyor! Türk futbolu kötü bir durumda ise bunun sorumlusu tabi ki TFF'dir. Ama kulüplerin de ülke futboluna ne kadar katkı verdikleri ortada. 25 milyar TL borcu TFF yapmadı sonuçta!

ZARARI YİNE TÜRK FUTBOLU GÖRÜYOR!
Fenerbahçe, Mesut Özil'i kadro dışı bıraktı ve takım iyi durumda olduğu için bu konu geniş bir yankı uyandırmadı. İşler iyi giderken böyle şeyler fazla göze batmaz. Bugün Kayserispor maçı var. Aynı saatlerde Ozan ve Mesut da Samandıra'da idman yapacak büyük ihtimalle. Maçı izlemeye vakitleri olur mu bilmem! İki oyuncunun antrenman saatleri de takıma göre ayarlandığı için kimse kimseyi görmüyor tesislerde! Cezaları büyük. Fiziki temas sıfır! Mesut'un menajeri Erkut Söğüt, "3.5 yıl anlaşma imzaladık. 6 ay Mesut bedava oynadı. Mesut hiçbir yere gitmeyecek" diyerek net bir açıklama yaptı. Fenerbahçe sessiz. Bugün İsmail Kartal illa ki bir şeyler diyecektir. Konunun tatlıya bağlanma olasılığı zayıf gibi. Avrupa'da her gün bir Mesut Özil haberi var. Onlar bizden daha ilgili! Zararı yine futbol görüyor.