CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Acıya son ver!

Beşiktaş'ta 'yönetim istifa' sesleri tribünleri sarmış. Dahası; sokağa taşıp Köyiçi'ne, tanınan ihtiyar heyetinin bir bölümüne kadar uzanmış…
Başkan Serdal Adalı, yönetimiyle; Sergen Yalçın ve ekibinin söylemleri de dahil sürekli değişkenlik gösteren eylemleri bu tablonun oluşmasının baş nedeni. Söz verilip yapılmayan, zamanında gerçekleşmeyen transferler bu kaosun sadece tetikleyicisi. Ortada ne muhalefet var ne de 'adayım' diyen birisi… Hüseyin Yücel'in, son mali kongrede konuşması 'uzun bir veda' gibiydi. Hasan Arat'ın durumu malum. İsmi en çok telaffuz edilen Fikret Orman ve Emre Kocadağ basın toplantısı öncesi Başkan'ın açıklamasıyla öğrendik arayıp moral, destek vermişler. Özetle aktif bir rakibi yok, muhalefet denen olgu yok. O yüzden kendisine rakip ya da düşman göstereceği kimse yok. İki önemli hatası var. Birincisi; takımla ilgili verdiği sözleri yerine getirmemiş olması. İkincisi; Sergen Yalçın'ı yönetememesi. Kurt hoca, mesuliyeti üzerimden atmak için demeçleriyle (Son 21 gün hariç) transfer üzerinden Adalı'ya ve yönetiminin kucağına ateşten istifa yığını bıraktı. İlk istifa sesinden sonra ağız değiştirdi. Sonuç; güven kaybetmiş yönetim, 'istifa et' diyen tribünler. Kaptan Orkun dün gemisini kurtaran kaptandı. Bir şutu direkten döndü, bir şutu yönetimi hatta Sergen Yalçın'ı direkten döndürdü. Adalı istifa eder mi, etmez! O istifa etmeden bir adam çıkar mı, çıkmaz! Sayın Adalı , ya bu kulübü layıkıyla yöneteceksin ya da istifa edip acı vermeye başlayan bu sevdadan döneceksin. 'Bu yönetim kadrosuyla bu mümkün mü' diye sorarsanız, 'maalesef mümkün değil' derim.

Zamanı çalmayın!

Beşiktaş yavaş yavaş sıradanlaşıyor, sıradanlaştırılıyor da diyebiliriz! Bunu skor ve oyundan önce sahada nasıl hissedersiniz? Rakibin cesareti ve bunu her pozisyonda göstermesi. Özellikle düşme tehlikesi yaşayan, önüne gelenin yendiği takımlar size efeleniyorsa, cesaretle saldırıyorsa durumunuz vahimdir. TMSF'nin el koyduğu Eyüpspor'a karşı 6. dakikada 1-0 öne geçtiğiniz, rakibinize 2-1 öne geçme fırsatı veriyorsunuz. Sahada futbolcular, kenarda Sergen Yalçın izliyor. "62'de aynı anda üç oyuncu değiştirip Salih, Cengiz ve Mustafa'yı oyuna aldı, 2-2'yi buldu ama direği-defansı alamadı" tesellisine sakın sığınmayın. 90+2'de 1 puana razı olmayan ve korkmayan Eyüpspor'un iptal edilen golünü ortaya koyalım.
Fikstürü açın, Beşiktaş'ın puan kaybettiği maçlara bakın. Hem de Abrahamlı, Mertli, Ndidili, Uduokhaili kadrolarla hangi kolay ve kadrosu Beşiktaş'tan daha zayıf takımlara puan kaybettiğini göreceksiniz. Beşiktaş o maçları kazanabilse yarışa şu anda ortaktı. Ama Beşiktaş'ta kadro kalitesizliğinden önce oyun kalitesizliği var. Yönetimin yeni oyuncu transferindeki beceriksizliği kadar Sergen Yalçın'ın taktik ve strateji yetersizliği var. Oyuncu motivasyonu yüksek, Allah var saldırıyorlar. Yüreklerini ortaya koruyorlar ama taktik ve maç kazanma planlarından yoksunlar. Doğaçlama ataklar bir yere kadar.
Beşiktaş camiası bunu hak etmiyor. Yalanların ve algıların arkasına sığınmayı bırakın. Ya gerçek çözümler üretin, yapmıyorsanız da Beşiktaş'ın zamanını çalmayın...

Gecenin yıldızları

Beşiktaş'ta kadro kalitesiyle ilgili farklı görüşler ve tartışmalar var. Abraham da bundan payını alıyor. Beşiktaş taraftarı haklı olarak 15 milyon Euro bonservis ödenmiş, yılda 7.5 milyon Euro kazanan bir oyuncudan daha iyi performans bekliyor. Çıtanın Mario Gomez, Demba Ba gibi yıldızlar üzerinden ya da Osimhen etkisiyle yükseğe kurulduğunun farkındayım. Ancak santrfor performansları bireysel yetenek kadar takım performansıyla da ilgilidir. Santrfor arkası, sağı solu, kanat bekleri yeteri kadar beslemezse performansı eksik kalır. Sağlıklı analiz yapamayız. Rafa Silva açığa alınmış, sol bek gönderilmiş, ofansif bir 8 numara aranıyor. Abraham, buna rağmen Keçiörengücü maçına çıkana kadar 12 gol-3 asiste imza atmış. Bu kötü istatistik değil. Dün Rıdvan'ın adrese teslim ortasını şık bir vuruşla gole çevirdi. El Bilal de sağ bek Taylan'ın muhteşem ortasını uçarak ve kafayla topu filelere bırakarak hakkını verdi. Golü atanlara değil, attıran sol ve sağ beklere bakmak lazım. Rakip bu seviyenin takımı olmasa da Taylan ve Rıdvan'ın sürekli önde oynaması gecenin en güzel performanslarıydı. Sergen Yalçın, Taylan, Rıdvan ve Abraham'ı yeniden gözden geçirmeli. Ayrıca son sözü söyleyen Kartal Kayra'yı da. Beşiktaş'ta takımın oyun disiplini ve kazanma hırsını beğendim. Ersin'in motivasyonu da. Beşiktaş yeni transferlerin katılımıyla daha iyi olabilir ancak ondan önce kendi değerlerinin farkına varması dahi kıymetlidir. Bence bu görülmeye başlandı.

Necip: Şaşkınlık içerisindeyim

Necip Uysal ile konuştum. "Şaşkınlık içerisindeyim. 22 yıldır amasız, fakatsız elimden geldiği kadar Beşiktaş'a hizmet ettim, savaştım ve bugün hocanın beni ve Mert'i kadrosunda düşünmediğini söylediler. Ne diyeceğimizi bilemiyorum ve anlamaya çalışıyorum. Ben 22 yıl boyunca hep en çok çalışandım ve hocalarla da hiç kötü olmadım. Bir kusurumuz mu oldu dediğimde de cevap alamadım. Mert de benzer duygular içinde. Olay sıcak, yanlış bir şey konuşmak Beşiktaş'ımıza zarar verecek. 1-2 gün içerisinde olayı anlamaya çalışacağım'' diyor Beşiktaş'ın emektar futbolcusu Necip Uysal. Herhangi bir hatanız var mı diye sordum, ''Kesinlikle yok. Hoca kararı dediler. Henüz kendisine dahi soramadık'' dedi. Böyle bir ortamda söylenecek fazla bir söz yok. Gördüğümüz kadarıyla iki futbolcunun herhangi bir hatası, kusuru yok. Sergen Yalçın'ın da acıması yok. Ne 22 yılın hatırını görüyor ne de Türkiye'nin en tecrübeli ve Dünya Kupası'na gitme hazırlığı yapan Mert Günok'a ihtiyaç duyuyor. Eğer spesifik bir sebebi varsa açıklarlardı. Ama bu davranışlar Beşiktaş'a bir şey kazandırır mı derseniz düşünmüyorum. 22 yıldır bu takımda oynayan ve kaptanlık yapan bir oyuncu bu şekilde gönderilmez. Gidebilir, futbolu bırakabilir ama iyi ve saygın bir vefayı hak ediyor. Bu yakışan bir veda değil. Kaptan Necip de kaptan Mert de daha şık bir vedayı hak ediyordu. Bu tavrın Beşiktaş'ın kültürüyle, değerleriyle örtüştüğünü düşünmüyorum. Yakışmadığına inanıyorum.

İki kahraman ve gençlerin azmi!

Beşiktaş, 11'inin müdavimi 5 oyuncusundan yoksun çıktığı Rizespor karşısında kritik ama çok önemli bir galibiyet aldı. Kritik diyorum çünkü 2 maçta 2 galibiyetle yeni görevine hızlı giriş yapan Recep Uçar'ın takımı ilk yarıya çok akıllı başladı. İlk 30 dakika beraberlik sosuna bulanmış satranç müsabakası gibiydi. Kapalı tribününde bu dilimde 'Sergen hocam bu takım neden oynamıyor?' tezahüratları duyulurken, kale arkasından maç devam ederken bu söylemden rahatsız olanların ıslıkları da duyuldu. Bu işi bilenler Sergen Yalçın ve takım için bıçak sırtında yürüdüğü yorumunu doğal olarak yapar. Başta kaptan Orkun ve gecenin yıldızı Rashica olmak üzere bütün takım, hem tempolarını hem de oyun kalitelerini yükseltti. Orkun'un direğe takılan şutu kadar ikinci yarıda soyunma odasından daha bir hırslı döndü. Onunla birlikte orta sahada Kartal ve Demir Ege elinden geleni bence yaptı. En azından Ege'nin iki maçta anlaşılmaz hatalar yapan Ndidi'nin yokluğunda hatası yoktu. Beşiktaş, 6 kez öne geçtiği maçlarda puanlar kaybetmişti. Rashica, haftanın golüne imza attı. İlk yarı kötü oyun, ikinci devre mücadele eden takıma ve iyi oyuna dönüştü. Beşiktaş, değerlendiremediği pozisyonlar da buldu ama son dakikalarda korku dolu anlar da yaşadı. Gecenin özeti şu; Beşiktaş, puan kaybetse ortalığın karışabileceği bir geceyi başı dik atlatmayı başardı.

Muhteşem dönüş

Trabzonspor ile Beşiktaş arasındaki dünkü derbi maçındaki tempoyu, oyun kalitesi ve birbirinden güzel golleri izleyince F.Bahçe ile G.Saray arasında vasat seviyede kalan derbi maçlarına kahrediyor insan! Beşiktaş güçlü rakibine ve zorlu deplasmana rağmen önce çok istekli ve dinamik başladı. El Bilal-Cerny-Rashica üçlüsü hatta önlerinde Abraham'la birlikte çok etkili bir oyun başlangıcına imzalattı. Trabzon'un Muçi ile ilk golde asisti Beşiktaşlı Gökhan'ın vermesi de gözlerden kaçmadı. Futbolun temel kuralı savunmacıların topu merkeze değil merkez dışına atmasıdır ki bu hata golle sonuçlandı. Ancak 3-1'den 3–3'a dönen muhteşem maçın kırılma anı hiç kuşkusuz Toure'ye VAR'ın ince işçiliği ve uyarısıyla gösterilen kırmızı karttı. VAR'ın, hakemin sarı bile göstermediği, oyuncuların itiraz bile etmediği pozisyonda kırmızı çıkartması Beşiktaş'ın VAR'a standartsızlık ve emsal tepkisini güçlendirdi. Fatih Tekke'nin ikinci yarıya girerken yaptığı iki değişiklik yerindeydi. Savic'i alarak savunmayı, ilk yarı kötü Olaigbe'yi çıkarak ve orta sahayı güçlendirerek 10 kişi kalmış Beşiktaş'ta karşı bütün gücüyle yüklendi. Takımı 34 şut üretecek kadar galibiyeti çok istedi. Zubkov ikinci yarının yıldızlığına soyunurken Trabzonspor 3-3'ü yakalayarak muhteşem bir dönüşe imza atarken hatta galibiyeti kaçırdı. Direk, Ersin ve savunmayı aşamadı. Sergen Yalçın'ın Orkun ve Cerny'yi çıkartmasının bu tabloya etkisi de görülebilir.

Acı gerçekler...

Beşiktaş, Gökhan'ın topu ayağının altından kaçırdığı talihsiz hatasıyla ilk golü kalesinde gördü. İlk golünü de rakibin bariz geri pastaki bireysel hatasıyla buldu. Toure'nin gayreti ve fırsatçılığından daha çok, 2 golle Bayo'nun sahanın yıldızlığına soyunması dikkat çeken bir eşleşmeydi. Gaziantep'in erken golü bulması ve 35'e kadar dinamik ve aktif görüntüsü ön plandaydı. Defansı ve orta sahayı sağlam tutup geçiş yolarını iyi kapattılar. 35'te bariz geri pas hatasını yapmasalar Beşiktaş'ın ilk yarıdaki oyunla gol bulması çok olası gözükmüyordu. Kaptan Orkun, üzerindeki yük, oyundaki stres ve hırsının etkisi olacak, kırmızının etrafında çok dolaştığı anlar oldu. Beşiktaş'ın kontrolsüz değil ama kontrollü hırsa ihtiyacı olduğu anlar çok oldu. Soyunma odasından dönüşte bu hırs hissedildi. Sadece Beşiktaş değil yükselen hırs ve tempoya cevap vermeye çalışan Gaziantepli futbolcular da oyundan düşmedi. Abraham oyuna girdi, golünü attı ama biriki pozisyonda da kaçırdı. İkinci yarıdaki oyun, oyun olarak umutlandırmış olabilir. Jota'nın pozisyonunda mutlak vuruş esnası ve sonrasında rakibin müdahalesi, bir penaltıyı gerektirirdi ama ne hakem ne de VAR yine bir penaltıyı görmezden geldi. Ancak büyük resme baktığımızda Dolmabahçe, Sergen Yalçın yönetimindeki Beşiktaş için adeta deplasman... Acı gerçek bu. Beşiktaş kendi evinde de her maçı kazanmıyor, sık sık puanlar kaybediyor. Kendi evinde kazanamayan bir takımın lig ya da başka bir kulvarda hayalleri olabilir mi? Olamaz... Maalesef Beşiktaş kan kaybediyor. Aralık, Kasım derken Ekim ayında lige havlu atmış bir Beşiktaş izliyoruz. Bahanelerin, mazeretlerin gölgesinde...