CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Necip: Şaşkınlık içerisindeyim

Necip Uysal ile konuştum. "Şaşkınlık içerisindeyim. 22 yıldır amasız, fakatsız elimden geldiği kadar Beşiktaş'a hizmet ettim, savaştım ve bugün hocanın beni ve Mert'i kadrosunda düşünmediğini söylediler. Ne diyeceğimizi bilemiyorum ve anlamaya çalışıyorum. Ben 22 yıl boyunca hep en çok çalışandım ve hocalarla da hiç kötü olmadım. Bir kusurumuz mu oldu dediğimde de cevap alamadım. Mert de benzer duygular içinde. Olay sıcak, yanlış bir şey konuşmak Beşiktaş'ımıza zarar verecek. 1-2 gün içerisinde olayı anlamaya çalışacağım'' diyor Beşiktaş'ın emektar futbolcusu Necip Uysal. Herhangi bir hatanız var mı diye sordum, ''Kesinlikle yok. Hoca kararı dediler. Henüz kendisine dahi soramadık'' dedi. Böyle bir ortamda söylenecek fazla bir söz yok. Gördüğümüz kadarıyla iki futbolcunun herhangi bir hatası, kusuru yok. Sergen Yalçın'ın da acıması yok. Ne 22 yılın hatırını görüyor ne de Türkiye'nin en tecrübeli ve Dünya Kupası'na gitme hazırlığı yapan Mert Günok'a ihtiyaç duyuyor. Eğer spesifik bir sebebi varsa açıklarlardı. Ama bu davranışlar Beşiktaş'a bir şey kazandırır mı derseniz düşünmüyorum. 22 yıldır bu takımda oynayan ve kaptanlık yapan bir oyuncu bu şekilde gönderilmez. Gidebilir, futbolu bırakabilir ama iyi ve saygın bir vefayı hak ediyor. Bu yakışan bir veda değil. Kaptan Necip de kaptan Mert de daha şık bir vedayı hak ediyordu. Bu tavrın Beşiktaş'ın kültürüyle, değerleriyle örtüştüğünü düşünmüyorum. Yakışmadığına inanıyorum.

İki kahraman ve gençlerin azmi!

Beşiktaş, 11'inin müdavimi 5 oyuncusundan yoksun çıktığı Rizespor karşısında kritik ama çok önemli bir galibiyet aldı. Kritik diyorum çünkü 2 maçta 2 galibiyetle yeni görevine hızlı giriş yapan Recep Uçar'ın takımı ilk yarıya çok akıllı başladı. İlk 30 dakika beraberlik sosuna bulanmış satranç müsabakası gibiydi. Kapalı tribününde bu dilimde 'Sergen hocam bu takım neden oynamıyor?' tezahüratları duyulurken, kale arkasından maç devam ederken bu söylemden rahatsız olanların ıslıkları da duyuldu. Bu işi bilenler Sergen Yalçın ve takım için bıçak sırtında yürüdüğü yorumunu doğal olarak yapar. Başta kaptan Orkun ve gecenin yıldızı Rashica olmak üzere bütün takım, hem tempolarını hem de oyun kalitelerini yükseltti. Orkun'un direğe takılan şutu kadar ikinci yarıda soyunma odasından daha bir hırslı döndü. Onunla birlikte orta sahada Kartal ve Demir Ege elinden geleni bence yaptı. En azından Ege'nin iki maçta anlaşılmaz hatalar yapan Ndidi'nin yokluğunda hatası yoktu. Beşiktaş, 6 kez öne geçtiği maçlarda puanlar kaybetmişti. Rashica, haftanın golüne imza attı. İlk yarı kötü oyun, ikinci devre mücadele eden takıma ve iyi oyuna dönüştü. Beşiktaş, değerlendiremediği pozisyonlar da buldu ama son dakikalarda korku dolu anlar da yaşadı. Gecenin özeti şu; Beşiktaş, puan kaybetse ortalığın karışabileceği bir geceyi başı dik atlatmayı başardı.

Muhteşem dönüş

Trabzonspor ile Beşiktaş arasındaki dünkü derbi maçındaki tempoyu, oyun kalitesi ve birbirinden güzel golleri izleyince F.Bahçe ile G.Saray arasında vasat seviyede kalan derbi maçlarına kahrediyor insan! Beşiktaş güçlü rakibine ve zorlu deplasmana rağmen önce çok istekli ve dinamik başladı. El Bilal-Cerny-Rashica üçlüsü hatta önlerinde Abraham'la birlikte çok etkili bir oyun başlangıcına imzalattı. Trabzon'un Muçi ile ilk golde asisti Beşiktaşlı Gökhan'ın vermesi de gözlerden kaçmadı. Futbolun temel kuralı savunmacıların topu merkeze değil merkez dışına atmasıdır ki bu hata golle sonuçlandı. Ancak 3-1'den 3–3'a dönen muhteşem maçın kırılma anı hiç kuşkusuz Toure'ye VAR'ın ince işçiliği ve uyarısıyla gösterilen kırmızı karttı. VAR'ın, hakemin sarı bile göstermediği, oyuncuların itiraz bile etmediği pozisyonda kırmızı çıkartması Beşiktaş'ın VAR'a standartsızlık ve emsal tepkisini güçlendirdi. Fatih Tekke'nin ikinci yarıya girerken yaptığı iki değişiklik yerindeydi. Savic'i alarak savunmayı, ilk yarı kötü Olaigbe'yi çıkarak ve orta sahayı güçlendirerek 10 kişi kalmış Beşiktaş'ta karşı bütün gücüyle yüklendi. Takımı 34 şut üretecek kadar galibiyeti çok istedi. Zubkov ikinci yarının yıldızlığına soyunurken Trabzonspor 3-3'ü yakalayarak muhteşem bir dönüşe imza atarken hatta galibiyeti kaçırdı. Direk, Ersin ve savunmayı aşamadı. Sergen Yalçın'ın Orkun ve Cerny'yi çıkartmasının bu tabloya etkisi de görülebilir.

Acı gerçekler...

Beşiktaş, Gökhan'ın topu ayağının altından kaçırdığı talihsiz hatasıyla ilk golü kalesinde gördü. İlk golünü de rakibin bariz geri pastaki bireysel hatasıyla buldu. Toure'nin gayreti ve fırsatçılığından daha çok, 2 golle Bayo'nun sahanın yıldızlığına soyunması dikkat çeken bir eşleşmeydi. Gaziantep'in erken golü bulması ve 35'e kadar dinamik ve aktif görüntüsü ön plandaydı. Defansı ve orta sahayı sağlam tutup geçiş yolarını iyi kapattılar. 35'te bariz geri pas hatasını yapmasalar Beşiktaş'ın ilk yarıdaki oyunla gol bulması çok olası gözükmüyordu. Kaptan Orkun, üzerindeki yük, oyundaki stres ve hırsının etkisi olacak, kırmızının etrafında çok dolaştığı anlar oldu. Beşiktaş'ın kontrolsüz değil ama kontrollü hırsa ihtiyacı olduğu anlar çok oldu. Soyunma odasından dönüşte bu hırs hissedildi. Sadece Beşiktaş değil yükselen hırs ve tempoya cevap vermeye çalışan Gaziantepli futbolcular da oyundan düşmedi. Abraham oyuna girdi, golünü attı ama biriki pozisyonda da kaçırdı. İkinci yarıdaki oyun, oyun olarak umutlandırmış olabilir. Jota'nın pozisyonunda mutlak vuruş esnası ve sonrasında rakibin müdahalesi, bir penaltıyı gerektirirdi ama ne hakem ne de VAR yine bir penaltıyı görmezden geldi. Ancak büyük resme baktığımızda Dolmabahçe, Sergen Yalçın yönetimindeki Beşiktaş için adeta deplasman... Acı gerçek bu. Beşiktaş kendi evinde de her maçı kazanmıyor, sık sık puanlar kaybediyor. Kendi evinde kazanamayan bir takımın lig ya da başka bir kulvarda hayalleri olabilir mi? Olamaz... Maalesef Beşiktaş kan kaybediyor. Aralık, Kasım derken Ekim ayında lige havlu atmış bir Beşiktaş izliyoruz. Bahanelerin, mazeretlerin gölgesinde...

Çıkmazdasınız, farkında değilsiniz

Beşiktaş, Gençlerbirliği'ne 1-0 öne geçtikten sonra 2-1 yenildi. Fenerbahçe'ye karşı 2-0 öne geçip kendi evinde kaybetti. Dün akşam Samsunspor'a karşı da içeride 1-0 avantajı yakalayıp berabere kaldı. Sadece skor ve puan cetveli değil, hafta içindeki gündem nedeniyle taraftarın mutlaka kazanılmasını istediği maçtı. Ancak Beşiktaş, ne oyun olarak ne de skor olarak beklentilerin çok uzağında. Samsunspor maçın başında 2-3 net pozisyon buldu. Ersin'in kurtarışları olmasa, Beşiktaş orta saha ve savunması neredeyse Samsun hücum hattına vizesiz geçiş tarifesi uyguladı. Samsunspor'un, perşembe günü Avrupa karşılaşması olmasa muhtemelen bu geçiş yolunu daha çok kullanabilirdi. Asistiyle alınan penaltının altyapısını hazırlayan ve gole çeviren Cengiz'in anlamsız geri pası, Paulista'nın boşa düşmesiyle Samsun'a gol hediye edildi. Ndiaye bu hatayı affeder mi? Affetmedi de… Ancak konu daha derin. Beşiktaş bırakın öncesini 1-1'den sonra da sıkıntılı. Bu kadar geniş alanda oynayarak baskı yapamazsınız. Beşiktaş 3 milli arayı, çoğu tek idmanla ve hazırlık maçı yapmadan geçiriyor. Milli dönüşler hep sancılı… Adam gibi kamp yapan ve yaptıran ve "Yapın" diye uyaran yok. Bireysel hataların ve form düşüklüklerinin nedeni budur. Acı olan, düzeltilmesi için hiçbir şey yapılmadığı gerçeğidir. Uyaran herkesi öcü ilan edip kendi adamlarınıza taşlattırdığınız müddetçe bu gerçeği göremeyeceksiniz? Çıkmaz sokağa girdiniz ve bunun farkında değilsiniz…

Onur gecesi

Skora göre yazı yazmayı tercih etmem… İspanya-Türkiye maçının sonucuna bakıp yazacak değiliz. Dünya Kupası yolunda, gruplarda bırakın maç kaybetmeyi tek gol yememiş, üstelik bizi kendi evimizde 6-0'la geçmiş İspanya'ya iki gol atıp yenmeye kalkışmak çok önemli bir başarı… Santrfor Deniz Gül'ün A Milli Takım tarihinde Recep Adanır'ın (Ocak 1954) ardından İspanya'ya deplasmanda gol atan ikinci oyuncu olmasının değeri kadar ekseriyette hakim olan "Bırakın gol atmayı 6-8 tane yemeyelim" kaygısını yıktı. Bu havayı Montella kendi destekledi. 11'in gediklisi 4-5 oyuncuyu sakat ve cezalı olduğu için oynatamayan Montella'nın, sarı kart görmesinler diye Arda ve Kenan'ı, belki de Uğurcan'ı oynatmaması "Bu maçı daha az önemsediği" algısını güçlendirdi. En kolay maçlarında, en stressiz zamanlarında bile 4-6-0'la oynayıp santrforsuz oyundan vazgeçmeyen İtalyan hocayı, 5-4-1'le sahaya çıkıp Barış'ın da orta sahaya çekildiği bir dizilişte Deniz'i ve golünü konuşmak önemli ve uzun bir konu. Bu sonucu daha çok Montella'ya mı yazmalıyız, kurtarışlarıyla kendi takımında bile oynamayan Altay, Deniz Gül ve Salih hatta Orkun başta olmak üzere İspanya'yı evinde sallayan, yüreklerini ortaya koyan futbolcularımıza mı? Pek karar veremedim. Bu maç gösterdi ki A Milli Takım'ın kadrosunda sadece A planı değil, B ve C planları da çıkaracak geniş, kaliteli kadro var. Milli Takım'ı hem mücadelelerinden hem de 2-2'lik sağlam başarıdan dolayı kutluyorum. Biz artık iki play-off maçını düşünelim…

Yüksek direnç

Sergen Yalçın cezalı olduğu için tribünde, cezalı kaptan Orkun Kökçü, Emirhan ve sakat denilen Rafa Silva evde...Sakatlıktan dönen Demir Ege ve doğru zamanı bekleyen Jota Silva kulübede... El Bilal Toure, sol kanatta 18'in ön çizgisi paraleline doğru hareketlendiğinde Abraham'ın önüne düşen topa vurması ve defanstan seken topun kaleciyi aşıp filelerle bulaşması beklenmedik bir goldü. Bu gol siyah-beyazlı takımın hem gerginliğini aldı hem de Antalyaspor'un direncini kırdı. İlk yarıda başta El Bilal, Ndidi olmak üzere oyuncuların direncini beğendim. İkinci dakika ilk golü Abraham ile bulup ardından Djalo ile ikinciyi atmak çok iyi bir maç başlangıcı. Ancak ikinci devrede Antalyaspor'un skoru 2-1'e getirmesi çoğu Beşiktaşlı'yı 2-0'dan 2-3'e dönüşen Fenerbahçe maçına götürmüştür. Ancak bu gerilime çok hızlı bir kontratak golüyle Jota Silva son verdi. Paulista'nın uzun pasını tek topla Rashica indirdi. Cerny'nin pasında soldan bindirip 3 pasın ardından Jota Silva, muhteşem pozisyonu golle taçlandırdı. Beşiktaş, orta sahada zaman zaman sorunlar yaşadı. İyi savunma yaparak sonuç aldı. Ama akşamın öne çıkanı yüksek direnciyle ayakta kalmasıydı. Bu galibiyet, mutsuz ve umutsuz Beşiktaş camiasının motivasyonunu artırabilir. Ancak milli aranın son iki arada olduğu gibi daha çok tatil havasında değil. İki hazırlık maçının yapıldığı, çift idmanlarda yenilenmenin yaşatılacağı bazı yüklemeler yapılması gerekiyor. Bedeli çalışarak ödenmeyen hiçbir mücadele sizi bir yere taşımaz...

Beka sorunu var!

Beşıktaş'ta son sicil numarası 69 bin 901… Geçerli üye sayısı 52 bin…
Aidatlarını yatırıp, kongreye katılım hakkı olan üye sayısı 38 bin… İdari ve Mali Genel kurula katılan üye sayısı bin 850… Tarihi ibraya katılanların sayısı 686… İbra edenlerin sayısı 354, ibra etmeyenlerin sayısı 332… Olaya bak! İbra etmeyenler 23 kişiyi salonda tutsa, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı tüzüğe göre istifa etmek zorunda kalacak ve Beşiktaş olağanüstü kongreye gidecek. Onaylanmayan bütçe ise tadile gidilerek geçiriliyor. Şimdi soruyorum; demokrasi bu mu? Temsil bu mu? Bu kadar üyeye sahip Beşiktaş'ta 22 fazlayla bu rakamlarla ibrayı geçirmek ya da ibrayı geçirmemek Beşiktaş'ın beka sorunudur. Beşiktaş camiası, kim haklıyı değil, rakamları konuşmalıdır. Kart sayımında ibra etmeyenlerin itirazlarını göz ardı etmek de mümkün değil. Çarpık kongre yapısı sorgulanmalıdır. Bu süreçlere hazırlanmayan mevcut yönetimin beceriksizliği kadar, kendisini ibra ettiremeyenlerin beceriksizliğinin de payı vardır. Bu da tartışılmalıdır. Beşiktaş'ta işler karışık. Saha içi sorunlu, kulüp içi sorunlu… Ve şimdi de kongrede hesaplar karıştı. Beşiktaş'ın çıkış yolunu söylüyorum; Ya büyük resme bakıp, büyük bir reforma imza atıp, bu çarpık kongre ve temsil düzenini ortadan kaldıracak ya da iç çekişmelerle kan kaybetmeye devam edecek. Karar büyük Beşiktaş camiasının.

ACI VE ÖFKE DOLU ARTIK
Orkun Kökçü hırsının ve kontrolsüzlüğünün sonucu kırmızıyı gördü sonrasında duygusal tepki veren hocası Sergen Yalçın. İki kırmızı, 2-0 önde giden Beşiktaş'ın yolunu kapattı. Yeşile dönmüş yollar 2-3'lük mağlubiyetle adeta kızardı. Beşiktaş taraftarı hem üzgün hem şaşkın. 90 dakika boyunca umutla 10 kişiyle içeride dışarıda kazandıkları derbilerin hatırasına tutundu. Biraz Rafa biraz Bilal ve Emirhan'ın hırsına tutunsa da galibiyeti getirecek hırsı, hatta beraberliği koruyacak oyunu sergileyemediler. Puan tablosu Beşiktaşlılar için hasret dolu, acı dolu. Hatta bastırılmış hayal kırıklığı ve öfke dolu…