CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Beşiktaş’tan korkun!

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Futbol adına muhteşem bir maç izledik. Sahada tabelaya yazılan 8 gol, iptal edilen 2 gol ve direkten dönen 3 top olmak üzere yeni sezonun en iyi maçını izledik. Çorum'un talihsizliği ligin en iştahlı ve ofansif takımına karşı, motive olmuş bir taraftarın önünde oynamış olması. Vlahovic üç golle üç puanın başrol oyuncusu olurken Alanyaspor yenilgisi sonrası hem kendi öz güvenini hem de takımın öz güvenini sahaya koydu. Vlahovic'in performansı, Beşiktaş'ın neden onu transfer ettiğinin de kısa bir özeti gibiydi. Ceza sahasında doğru yerde olmak, fizik gücünü kullanmak, rakip savunmayı sürekli tehdit etmek ve en önemlisi fırsatları gole çevirmek… Üç gol, sadece istatistik değil; takımın hücum kimliğine verilen güçlü bir mesajdı. Beşiktaş'ın bir diğer önemli kazanımı ise Olaitan ve Orkun'un dinamizmi, Trossard ve Cerny'nin üretlenliğiyle öne çıkmasıydı. Murillo ise Beşiktaş'taki kariyer maçını oynayacak bindirmeler yaptı. Özellikle Çorum savunmasının arkasına yapılan koşular ve kenar-merkez bağlantısı siyah-beyazlıların hücumunu çeşitlendirdi. 6-2'lik skor Beşiktaş'ın oyunun her bölümünde kusursuz olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle rakibin zaman zaman savunma arkasına sarkabildiği bölümlerde alarm veren görüntüler vardı. Ancak bu kez Beşiktaş'ın en büyük farkı, bulduğu pozisyonları skora dönüştürmesi ve oyunu yeniden kontrol altına alabilmesi oldu. Siyah-beyazlılar, derbi öncesi hem moral hem de psikolojik üstünlük kazandı. Mesaj açık; Korkun Beşiktaş'tan.

Rotasyon ve hakem

Beşktaş, dün skor türbülansını yaşadı. Bu tablonun oluşmasının iki nedeni var: Biri takımda yapılan rotasyon, diğeri hakemin kararları. Rotasyonun temelinde ise Agbadou'nun ilk 11'de başlaması ve Djalo ve Emirhan ikilisinin bozulması yatıyor. Murillo ve Olaitan'ın kulübede oturtulmasının da etkisi var. Neden Agbadou? İlk 11'de başlaması, takımı fiziksel olarak daha dirençli kılmak yerine oyunu ağırlaştırdı. Djalo'nun yokluğunda tandem oyunu öne taşımakta ağır ve geride kaldığı için Salih ve Orkun'un sorumluluğu arttı. Olaitan'ın da eksikliği binince hücumla bağlantı zayıfladı. Top, Beşiktaş'ta kaldı ama tehdit yeterince oluşmadı. Alanya deplasmanlarının Beşiktaş'a hep ters geldiği ve zorlu geçtiği ve bu maçta bu yoğunlukta rotasyonun riski olduğu hocaya iyi anlatılmalıydı. Aslında gol sürpriz değildi. İkinci yarının başında Alanyaspor üst üste pozisyonlar buldu. Beşiktaş o bölümde oyunun kontrolünü kaybetti, rakibin cesaretini kıramadı. Beşiktaş fiziksel direncini gösterdi. Değişikliklerle birlikte beraberliği hatta galibiyeti getirecek fırsatları başta Vlahovic'le buldu. Ancak Beşiktaş'ın direncine ilk darbeyi hakem vurdu. Trossard'a vurulan tokadı görmezden geldi. Kırmızıyı yedi, sinir uçlarıyla oynadı. İkincisi; Oh'un golünü faul gerekçesiyle iptal etmesiydi ki bu pozisyonu görüntülerde bile net gösteremediler. Pozisyon temize daha yakındı. Aynı hakem ekibi maçın sonlarında Vlahovic'in itilerek düşürülmesine penaltıyı daha net verebilirdi. Mağlubiyet yalnızca 3 puanın kaybı değil; bazı sorunların da yeniden masaya gelmesi demek.

Korkutan takım!

Beşiktaş, Zalgiris karşısında kazanarak sadece play-off ilk maçında büyük bir avantaj elde etmedi; oyunu, tribünü ve Avrupa hedefini aynı gece şovunda buluşturdu. Bu kez Dolmabahçe'de sadece futbolcular değil, tribünler de maçın aktörüydü. Uzun süredir izlediğim iyi tribünlerden biriydi. Maçın daha ilk dakikasından itibaren sahaya yayılan o muhteşem destek, Beşiktaş'ın temposunu yukarı çekti. Tribünlerin yükselen sesi, her ikili mücadelede verdiği destek ve gol beklentisindeki coşku, Zalgiris'in oyuna tutunmasını zorlaştırdı. Beşiktaş'ın ilk 12 dakikada bulduğu iki gol, bu baskının karşılığıydı. Oh'unerken golüyle başlayan gece, Murillo'nun fileleri havalandırmasıyla bambaşka bir noktaya taşındı. İki golde dekenar organizasyonlarının ve durantop etkinliğinin öne çıkması, İtaliano'nun çalışmasının sahaya yansımasıydı. Ama asıl önemli olan 2-0'dan sonraki Beşiktaş'tı. Siyah-beyazlılar, skoru korumak için geri çekilmedi. Top rakibe geçtiğinde baskısını sürdürdü, ikinci topları topladı, oyunun merkezini bırakmadı. Bu Beşiktaş'ın gelişim işareti. Orkun'un penaltıdan golü de gecenin imzası oldu. 3-0'dan sonra tribünlerin coşkusu daha da arttı. Uzun zamandır özlenen Avrupa gecelerinden biri yaşandı. Ve son bölümde Vlahovic sahneye çıktı. Beşiktaş, formasını ilkkez resmi maçta giymek için oyunagiren yıldız, sadece 3-5 dakikada bile tribünlerin heyecanını değiştirdi. Beşiktaşartık korkan değil korkutan takım.

Hedefi 12’den vurdu

Siyah-beyazlı takım, Avrupa'da 4 maç yenilmeden ve hiç gol yemeden yaptığı hızlı girişi Süper Lige'de taşıdı. İlk haftada hedefi 12'den vurarak yarışa başladı desek yanlış olmaz. Üç büyük rakibinin de kazanamayıp puanlar kaybetmesi bir anda yarış psikolojisini Beşiktaş lehine fırsata dönüştürdü. Beşiktaş'ın görevi ise belliydi: Bonusları toplamak ve rakiplerininkaybettiği puanları kendi hanesineyazmak. Beşiktaş, Eyüpspor'u 1-0 yenerek bunu başardı. Ama oyunun söylediğinden daha ziyade skorun söylediği şeyler var. Beşiktaş maça kontrollü başladı. Oyunun merkezinde dengeyi korurken kanatlarda Cerny ve Trossard üzerinden çözüm aradı. Gol de bu arayışın karşılığıydı. Olaïtan'ın hazırladığı pozisyonda Cerny'nin bitiriciliği, Beşiktaş'a sezonun ilk lig üç puanını getirdi. Ancakmaçın ikinci hikâyesi, Eyüpspor'un68. dakikada 10 kişi kalmasıydı. David Costa'nın ikinci sarı karttan oyun dışı kalmasıyla Beşiktaş'ın önündeki kapı iyice açıldı. Fakat siyah-beyazlı takım, bu avantajı ikinci golle taçlandıramadı. İşte burada soru işareti var. 10 kişilik rakibe karşı maçın fişini daha erken çekmek gerekirdi. Beşiktaş skoru korudu, oyunu kontrol etti ve üç puanı aldı ama şampiyonluk yarışında bu tür fırsatların daha acımasız değerlendirilmesi gerekiyor. Sonuçta Beşiktaş kusursuz bir maç oynamadı. Ama ligin ilk haftasında kusursuzluk değil, kazanç önemlidir. Bu daha ilk hafta… Şampiyonluk yarışlarında bazen sezonun hikâyesi böyle başlar.

Avrupa’ya mesaj

Beşiktaş, Midtjylland deplasmanında yalnızca bir üst tura çıkmadı; Avrupa'da yeni kimliğini de gösterdi. İlk maçta alınan 1-0'lık avantajın ardından birçok takım skoru korumayı düşünürdü. Italiano'nun Beşiktaş'ı ise korkarak değil, oyunu kontrol ederek turu almayı seçti. İşte büyük takımları ayıran fark da tam burada ortaya çıktı. Maçın en kritik noktası, savunma ile orta saha arasındaki mesafeydi. Salih, savunmanın önünde adeta bir süpürücü gibi oynadı. Orkunve Olaitan'ın merkeze verdiği destekleMidtjylland'ın en büyük silahıolan ikinci toplar büyük ölçüdeetkisiz kaldı. İlhan ve Cerny genişliği sağlarken, Oh'un bitmek bilmeyen presi rakip stoperlerin rahat oyun kurmasını engelledi. Savunmada ise Djalo ile Emirhan kusursuza yakın bir uyum yakaladı. Hava toplarında taviz vermediler, Nübel de kritik anlarda güven veren duruşuyla takımına liderlik etti. Avrupadeplasmanlarında turu yıldızlardanönce böyle savunmalar getirir.
Rashica'nın oyuna girdikten sonra attığı gol, eşleşmenin düğümünü çözdü. Ardından Orkun'nun penaltıdaki soğukkanlılığı turu mühürledi. Büyük oyuncular, büyük anlarda sorumluluk alır; Orkun bunu bir kez daha gösterdi. Ama gecenin en büyük kazancı skor değildi. Beşiktaş; panik yapmayan, oyunun temposunu bilen, ne zaman bekleyeceğini ne zaman vuracağını hesaplayan olgun bir takım görüntüsü verdi. Italiano'nun kısa sürede takıma kazandırdığı disiplin ve organizasyon, Avrupa seviyesinde karşılığını bulmaya başladı. Kazanılan sadece bir tur değildi. Siyah-beyazlılar, Avrupa'ya"Ben geri döndüm" mesajınıverdi. Beşiktaş, bu sezon yalnızca turları geçen değil, rakiplerinin çekindiği bir Avrupa takımına dönüşebilir.

Beşiktaş iyi yolda

Futbolda iyi başlangıçlar önemlidir. Beşiktaş ilk adımı doğru attı, ilk düğmeyi doğru ilikledi. Muhteşem bir taraftar ve kaptan Orkun'un liderliğinde önemli bir galibiyet başlangıcı yaptı… Siyah-beyazlılar, rakibin kırmızı kart görmesiyle yaklaşık bir saat boyunca sayısal üstünlükle oynadı. Böyle bir senaryoda beklenti, oyunun tamamen kontrol altına alınması ve farkın açılmasıydı. Beşiktaş topa sahip oldu, oyunun temposunu belirledi ancak özellikle son bölgede üretkenlik konusunda istediği seviyeye ulaşamadı. Italiano'nun oyun anlayışının ilk izleri sahaya yansıdı. Takım topu kaybettiğinde ön alanda baskı yaptı, savunma hattı birbirine yakın kaldı ve rakibe net geçiş fırsatları vermedi. Özellikle savunma disiplini ve takım boyunun kısa kalması, sezonun geri kalanı adına umut veren detaylardı. Yeni transferler de ilk resmi sınavlarında olumlu sinyaller verdi. Gol, takımın dinamosuOrkun'dan gelse de oyunu yönlendiren,sorumluluk alan görüntüsüylelider karakterini ortaya koydu. Salih orta sahada savunma ile hücum arasındaki bağlantıyı kurdu. Nübel fazla zorlanmasa da topu oyuna sokuşu ve sakinliğiyle güven aşıladı. İkinci gol gelmedi ama Beşiktaş istediğinialdı ve tur için avantaj yakaladı. Ancak 10 kişi kalan bir rakibe karşı ikinci golü bulamaması, üzerinde çalışılması gereken en önemli konu olarak öne çıktı. Sezonun ilk resmi maçında ortaya konan mücadele ve oyun disiplini olumlu olsa da, bu kadronun gerçek potansiyeline ulaşması için zamana ihtiyacı var. İlk 90 dakika, umut verendeğerli bir başlangıç oldu.

Dün dünde kaldı cancağızım, yeni şeyler söylemek lazım

A Milli Takım'ın Dünya Kupası'na yaptığı başlangıç, milyonlarca taraftarın hayallerini ertelemek zorunda bıraktı. Avustralya karşısında alınan mağlubiyet yalnızca sahadaki oyuncuları değil, sabaha karşı ekran başına geçen ve meydanları dolduran Türk futbolseverleri de derinden üzdü. Şimdi gözler Paraguay ile oynanacak kritik karşılaşmaya çevrildi. Mücadele yarın sabaha karşı TSİ 06.00'da Kaliforniya eyaletine bağlı San Francisco kentinde. Bu maç sadece 3 puan mücadelesi değil aynı zamanda yeniden ayağa kalkma, öz güveni tazeleme sınavı olacak. Milyonlarca taraftar yine ekran başına koşacak, meydanları dolduracak. Yürekler Ay-Yıldızlı ekiple atacak. İlk maçın üzüntüsünü unutturacak bir performans ve sahada son düdüğe kadar mücadele eden bir takım görmek istiyoruz. Şimdi söz sırası futbolcularda. Türk futbolunun en büyük gücü, zor anlarda gösterdiği reaksiyonlardır. Paraguay karşısında alınacak bir galibiyet sadece üç puan değil, aynı zamanda yeniden doğan umutlar anlamına geliyor.


'ÇOĞU İNSANDAN DAHA TÜRKÜM'
A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Paraguay maçı öncesi basın toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu. İtalyan teknik adam şu ifadeleri kullandı: "Ben aslında Türküm. Biliyorsunuz, 5 yıldır buradayım. Duygusallığı tam anlamıyla biliyorum. Çok üzüldük o maçtan sonra. Sadece o değil, kaos yaratıldı. Maçtan sonra ondan da yararlanılmaya çalışıldı. 3 yıldır burada güzel işlere imza atıyoruz. Dünyada takdir edilirken kendi ülkemizde bu kadar takdirden uzak olmamız ve ilk mağlubiyette bunu yıkmaya çalışan bir sistem olması beni çok üzüyor. Her zamanki gibi çok çalışarak istediğimiz hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Kaos yaratıp da Türkiye'ye zarar vermek isteyen insanlardan daha çok Türk olduğuma inanıyorum. Ben her zaman buranın başarısı için mücadele veriyorum."


KENAN GÖREVE ARDA MERKEZE!
Paraguay'a karşı Kenan Yıldız ve Mert Müldür 11'e girecek. Arda ise 10 numarada oyuna yön verecek
TEKNİK direktör Montella, Paraguay karşısında 11'de iki önemli değişiklik yaparken oyun sistemini de revize edecek. Hafif sakatlığı bulunan ve Avustralya karşısında ikinci yarıda görev alan Kenan Yıldız, as kadroya dönecek. Üretkenlik konusunda sıkıntı yaşayan milliler için Kenan'ın varlığı, rakip savunmayı zorlayacak önemli bir koz olacak. İtalyan çalıştırıcı, Paraguay karşısında Arda Güler'i oyun kurucu olarak merkezde oynatacak. Sağ bekte Zeki'nin yerine Mert Müldür görev alacak. Orta sahada Hakan'ın yanında Orkun Kökçü yer bulacak. Barış Alper ise bu kez sağ kanatta forma giyecek. Tecrübeli çalıştırıcı, ilk müsabakada kenarda tuttuğu Can Uzun'dan bu kez gidişata göre faydalanacak.


DÜNYA KUPASI DEĞİL SANKİ DÜNYA TURU
MİLLİ Takım, oynayacağı 3 maç için neredeyse dünya turu yapıyor. Avustralya müsabakası için Arizona'dan Vancouver'a 2 bin kilometre gidip, tekrar buraya dönen Ay-Yıldızlılar, Paraguay sınavı nedeniyle bin 83 kilometrelik mesafede bulunan San Jose'ye geçti. Milliler, mücadelenin ardından yeniden Mesa'daki kamp merkezine ulaşacak. Üç gün yine Arizona'da kalacak Türkiye, daha sonra da 550 kilometre uçuş mesafesinde bulunan Kaliforniya'daki Carson kentine ulaşacak ve ABD maçına çıkacak. 3 maç için toplam 7 bin 200 kilometre yol gidecek Türkiye, 48 takım arasında en fazla mesafe kat edecek 9. takım konumunda yer alıyor.