CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Bekle bizi Amerika

1954'te İsviçre'de düzenlenen Dünya Kupası'nda ilk deneyimi yaşayan Türkiye, 48 yıl sonra G.Kore ve Japonya'da yapılan 2002 Dünya Kupası'nda 3. olarak fantastik bir 2. deneyim yaşamış ve yaşatmıştı. Ancak Türk Milli Takımı 24 yıl aranın ardından dün Kosova'yı play-off final maçında geçerek 2026 Dünya Kupası'na kalmayı başardı ve Türk Milleti'nin hasretini dindirdi.
Bazı zamanlar vardır. Amasız, fakatsız, orantısız başarıyı övmek gerekir. Böyle bir günde Montella ve takımın oyununu eleştirecek hiç değilim. Gemiyi ve üstümdeki Ay-Yıldızlı şanlı bayrağımızı Amerika limanına sağ salim ulaştırmasıyla ilgileniyorum. ABD'den Kanada'ya oradan Meksika'ya nasıl görkemli dalgalanacağını hayal ediyorum.
Tebrikler Montella, tebrikler Bizim Çocuklar, teşekkürler TFF yönetimi ve emeği geçen herkese teşekkürler... Gönülden kutluyorum ve bu başarıyı bize yaşatan, Türkiye'ye yaşatan herkesi saygıyla selamlıyorum.
Dün gece Kosova'daydım. Fadıl Vokrri'nin tribünlerindeydim. Hava şartları zor, ortam gergin ve rakip çok motiveydi.
Kenan Yıldız bir başka parladı. İsmail her yerdeydi. Asistin sahibi Orkun bütün pozisyonların içindeydi. Kaptan Hakan Çalhanoğlu başta bütün futbolcular gayretliydi. Özveriliydi. Montella'nın 11 tercihi ve oyuna müdahaleleri isabetliydi, İsmail sık sık Ozan ile sağ bek arasına girdi. 68'de Kerem, Barış değişikliği...

5-4-1'E DÖNDÜRDÜ
83'te Montella sistemi
5-4-1 e döndürdü. Hakan ve Arda çıktı. Eren sol öne, Barış sağ orta, Salih merkez ve Kenan öne geldi. Özetle dün gemisini limana ulaştıran bir teknik adam ve ekibini gördüm. Herkesi canı gönülden kutlarım.. Türkiye bu sevinci doya doya kutlasın..

Moral buldu!

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ve yönetimi üç gündür tabiri yerindeyse Başkent'te kamp kurdu. Gençlerbirliği maçının etrafında örgülenmiş iftar, protokol buluşmalarının Adalı'nın moralini yükseltecek nitelikte geçtiği bilgisi geldi. Dün gece de futbol takımı Galatasaray mağlubiyetinin moral bozukluğunu Gençlerbirliği galibiyetiyle giderdi. Özetle Başkent, Beşiktaş'a çok iyi geldi.
Sergen Yalçın Emirhan'ın yokluğunda oynattığı Uduokhai'nin yerine bu sefer Djalo'yu tercih etti. Diğer 10 kişiyle devam etmesi istikrar beklentisi olduğunun göstergesiydi. Ndidi-Orkun-Asllani üçlüsünü bozmaması dikkat çekse de dengeli başlayan oyunun 18. dakikasında Koita'nın VAR uyarısıyla kırmızı kartla oyundan atılması dengeleri tamamen Beşiktaş lehine çevirdi. Ev sahibinin çözülmesi ikinci yarıda Olaitan'ın golüyle başladı. Oh'un etkili ve sert şutunda kaleciden dönen topu sert bir vuruşla ağlara gönderen Olaitan galibiyetin yolunu açan ismi oldu. Bu arada Olaitan'ın sakat El Bilal Toure'nin yerine oynadığı sol kanat yerine Ndidi ve Orkun'un önünde orta sahada daha verimli olduğunu düşünüyorum.
Geceye damgayı ve noktayı Kaptan Orkun Kökçü koydu. Korner noktasına yakın bir noktadan, dar açıdan topu filelere göndermesi unutulmaz bir gol ve andı. Tam jeneriklik ve 10 numaralı formaya yakışır bir gol attı.
Beşiktaş'ın, İstanbul'da 1-2 yenildiği Gençlerbirliği'ni rövanşta yenmesi kıymetliydi. Daha da önemlisi Galatasaray yenilgisi sonrası moral ve teselli oldu.

Galatasaray kazanmayı hak etmedi

Her derbinin hikâyesi ayrıdır ama her maçın kritik dakikaları ve kırılma anları vardır. Bu bazen bir gol, bazen bir pozisyon, bazen de gösterilmeyen ve gösterilen kırmızı kart bile olabilir. Birbirini yoklamayla geçen ilk 15 dakikanın ardından ilk yarıda Sane'nin, Asllani'nin bileğine kontrolsüz basması, sertlik riski yüksek şiddetli bir darbe içermesine rağmen hakem sarıyla geçiştirdi. VAR da pas geçti. Ancak 62'de VAR, ilkine göre daha az şiddet olmasına rağmen Sane'nin, Rıdvan'nın bileğine basmasında kırmızıyı verdirdi. İki pozisyon arasında neredeyse fark yok. Tek fark Sane'nin, Osimhen'in golüne asist sıkıştırması! İkincisi ise yine hakemin ilk yarıdan sarı kartı olan Osimhen'in ikinci devrede rakibinden topu alırken faul yapıp sonrasında çalan düdüğe rağmen golü attığı pozisyonda atmaya cesaret edememesi. Golde ofsayt kokusu var ama flu bırakılan bir nokta da o. Galatasaray nerdeyse 2 kere gelip, 1 golle döndüğü bir maç oynadı. Sane ve Osimhen'in kırmızı kart gördüğü senaryoyu takdirlerinize bırakıyorum. Galatasaray, galibiyeti hak edecek bir oyun oynamadı. İki yıldızıyla ve tecrübesiyle 3 puanı söküp aldı. Beşiktaş'ta iki eleştiri var; golde Osimhen'i unutacak kadar adam ve alan paylaşımındaki kademe hatası. İki; rakip 40 dakika 10 kişi kalmasına rağmen atılamayan gol. Orkun başta olma üzere Beşiktaş, sonucu alacak kaliteyi ve pozisyonu üretemedi. Mücadeleye laf söylenmez ama Beşiktaş'ın hücumda alacağı daha fazla mesafe var.

Bu skor asla tesadüf değil

Beşiktaş, Galatasaray derbisi öncesi kupada Çaykur Rizespor'u 4-1 yenerek yalnızca tur atlamadı; iddiasını, ciddiyetini ve kupaya olan iştahını da ortaya koydu. Bu skor tesadüf değil… Bu skor bir planın, disiplinin ve son dönemde atılan doğru adımların sonucudur. Maçın ilk dakikasından itibaren oyuna hükmeden bir Beşiktaş vardı. Kaptan Orkun'un sahada olması kendini çok net hissettirdi. Siyah-beyazlılar, rakibini sadece skorla değil, oyun aklıyla da yendi. Savunma hattındaki konsantrasyon, orta sahadaki dinamizm ve hücumdaki bitiricilik bir araya gelince ortaya "seri başı" kimliğini hak eden bir tablo çıktı. 4-1'lik skorun en kıymetli tarafı sadece fark değil; oyunun hiçbir anında rehavete kapılmayan bir takım görüntüsüydü. Skor 2-0 iken de aynı disiplin, 3-0'dan sonra da aynı iştah… İşte büyük takım refleksi tam olarak budur. Seri başı olarak üst tura yazılmak elbette önemli. Ancak asıl önemli olan, kupanın psikolojisini doğru yönetebilmektir. Beşiktaş dün gece şunu gösterdi: "Ben bu kupayı istiyorum." Tribünlerin enerjisi, sahadaki özgüvenle birleşince Beşiktaş kimliğinin o tanıdık yüzü yeniden ortaya çıktı. Kupada yol uzun. Rakipler zorlaşacak. Ama dün gece ortaya konan oyun, Beşiktaş'ın bu yolda sadece yürümeye değil, koşmaya niyetli olduğunu gösterdi. Yenilen golde Ersin'in hatasına rağmen tribünlerin destek olması, Galatasaray derbisi öncesi taraftarın da 12. adam olarak hazır olduğunun göstergesi…

Beşiktaş kafayı çalıştırdı!

Beşiktaş, önce az gol atıp az gol yiyen dişli rakibi Göztepe'yi 4-0 gibi farklı bir skorla yenerek moral bulmuştu. Başkan Serdal Adalı, oluşan olumlu rüzgârı da arkasına alıp tribün-takım birlikteliğini pekiştirmek için Çarşı başta olmak üzere taraftarların deplasman otobüsüyle Kocaeli'ye gitti. Bu ilki, taraftarlarla birlikte tribünde maç izleyerek farklı bir boyuta taşıdı. Kocaelispor karşısındaki oyun Göztepe maçındaki gibi tempolu, üretken, bol gollü ve coşkulu değildi. Özellikle eksiklerin varlığı kendini hissettirdi. Cezası nedeniyle Sergen Yalçın ve kaptan Orkun'un yokluğu, takımın oyununu olumsuz etkiledi. Özellikle orta sahada Beşiktaş, Göztepe maçındaki dinamizminden ve etkinliğinden çok uzaktı. Asllani, Orkun'un yerini doldurmaktan uzaktı. Cerny, gayret ve asistiyle görevini yaptı. Ancak onun yerine sağda oynayan Cengiz, vasatı yine aşamadı. Çıktıktan sonra bölgesi güçlendi. Cerny ve Rashica'nın, Cengiz'e göre çok daha fazla katkı sağladığı kesin. İlk yarı sıkışan ve vasat kalan oyunu, Beşiktaş ikinci yarı tempo artırarak ve kornerde kafayı çalıştırarak kendi lehine çevirdi. Agbadou'nun kafa golü, Beşiktaş'ta 3 puanın yanı sıra üst üste maç kazanma alışkanlığı için katkı sağladı. Kocaeli'nin penaltı beklediği son saniye pozisyonunda top, yakındaki rakipten sektiği ve el doğal konumunda olduğu için karar doğruydu. Günün özeti şu: 'Zorlu deplasmanda Beşiktaş oyun olarak tatmin etmese de çalışılmış duran top golüyle Kocaelispor'u yenerek Galatasaray'a mesaj yolladı.'

Beşiktaş derin bir ‘Oh’ çekti!

Bir tarafta Avrupa'yı kendine hedef koymuş Beşiktaş, diğer tarafta Avrupa hedefiyle Süper Lig performansını her geçen gün yükselten Başakşehir… Trabzonspor'un puan kaybettiği haftada maçın sonucu 3 puandan çok önemliydi. Gecenin yıldızı Beşiktaş adına Güney Koreli futbolcu Hyeon-gyu Oh'du. Popüler değimle onun attığı golle Beşiktaş derin bir 'Oh' çekti. ikinci golde de Orkun'a bıraktığı estetik dolu ara pas ve asistle kendini bir kez daha gösterdi. Bol pozisyon, her iki takımın geliştirdiği ataklar, izlenmeye değerdi. Ancak Ersin Destanoğlu'nun ikisi ilk yarıda olmak üzere 4 net pozisyonu çıkarıp, sahanın yıldızlarından biri olması ev sahibinin pozisyon kalitesi ve etkinliği açısından daha önde olduğunun göstergesiydi. Beşiktaş atmakta sorun yaşamıyor ama şu anda öyle hatalar yapıp öyle basit goller yiyor ki Avrupa'ya gitse bile başarılı olur mu o da sıkıntılı görünüyor. Beşiktaş'ın değiştirmesi gereken ilk şey savunma hattındaki zafiyetler. Aynı şeyi Başakşehir için de söylemek lazım. Kabul edelim, açık oynadılar, oyunu çirkinleştirmediler ve geride boşluklar verdiler. Ama Opoku'nun golde yaptığı hata bu tür defansif boşluklar veren bir takımın da Beşiktaş gibi Avrupa yolculuğunun sıkıntılı geçeceğinin göstergesi. Sakatlanarak El Bilal Toure'nin yerine giren Rashica'nın takıma katkısı ve 90+6'da Mustafa'ya attırdığı gol gelgitlerle geçen maçta Beşiktaş adına hırsın ve oyunu bırakmamasının ödülü gibiydi. 51'de tartışmalı penaltı pozisyonunda Djalo'nun eline çarpan topta Mehmet Türkmen eli kapalı olarak değerlendirmiş olacak ki penaltı beklentilerine kulak asmadı, VAR da o taraflı olmadı.

Yükseğe düştü!

Yükseğe düşmek; diye çok kullanılmayan ama benim ilk okuduğumda çok beğendiğim bir ifade var, akla hemen Beşiktaş'ı getiriveren... Çünkü siyah-beyazlılar sezon başından bu yana öne geçtiği maçlarda puan kaybetmesiyle dikkat çekiyordu.
Dün kendi evinde 2-0 geriye düştüğü Alanyaspor karşısında yönünü tersine çevirdi bu kez yukarıya giderek skoru 2-2'ye getirdi. Bunu da mücadelesi ve hırsıyla birleştirerek yaptı. Ama yine 2 puan kaybetti. Beşiktaş mücadele ve hırs açısından sınıfı geçti. Bu yükselişi görmezsek haksızlık ederiz.
Trabzonspor, Fenerbahçe, Galatasaray derbileri, Gençlerbirliği maçı Eyüpspor karşılaşması bütün bunlarda Sergen Yalçın'ın takımı skoru tutamadı. İlk 15 dakikalarda 8 gol atan takımın dün kalesinde eski golcüsü Güven'den iki gol görmesi yeni transferlerin de etkisiyle tribünlere gelen Beşiktaşlıları soğuk havada çok daha fazla üşüttü. Bardağın dolu tarafından bakarsak 2-0 sonrası oyundan, mücadeleden kopmayan Orkun önderliğinde bir Beşiktaş izledik. Kazanabilirlerdi de... Ancak yeni transferlerin de bir maçta takıma adapte olmasını beklemek zaten hayalcilik olurdu. Buna rağmen Güney Koreli Oh farkını gösterdi. Şık röveşata golüyle skoru eşitledi. Sergen Yalçın'ın en kısa zamanda taşları yerine oturtması gerekiyor. Kanat organizasyonlarında hücumcular ezeli rakiplerindeki futbolculara bakarsak hala çok eksikler. Beşiktaş'ın önünde Başakşehir deplasmanı ve Göztepe karşılaşması var. İki takım da çok sert rakipler. Bundan sonrası Sergen hoca ve ekibinde.