CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Öfkemizin esiri olmayalım

A Milli Takım'ı 22 Mayıs'ta Riva'da başlayan kamptan bu yana gölge gibi takip ediyorum. Oyunculara inancım ve güvenim tam. Paraguay maçını kazanarak gruptan çıkma hedefine ulaşacaklarına inanıyorum. Ama 'Dost acı söyler' derler ya Paraguay maçından önce şu tehlikeye dikkat çekmeden olmaz. Kontrolsüz güç güç değildir. Türkiye, Avustralya'ya yenilince ortalık karıştı. Haliyle beklentiler büyük olunca, hayal kırıklıkları da büyük olur. Eleştiriler aynı zamanda beklentiyi ve inancı doğuran takımı onurlandırma anlamı da taşır.

İLK MAÇTA YAŞANAN IŞ KAZASIYDI


Milliler, Avustralya'ya hazırlanırken de maçtan sonra da tespitlerde analizlerde hiçbir boşluk yoktu. Takım gol yollarını aşamadığı için ve iki atakta iki gol yediği için bu talihsiz sonuçla karşılaştı. Ben bunu bir iş kazası olarak değerlendiriyorum. Sorun günün sorunu değil. Türkiye'nin var olan sorununun yansıması. Milli Takım kendisinden büyük takımlara karşı, kendi seviyesindeki takımlara karşı her zaman güçlü oyun oynadı ama kendisinden katbekat zayıf olan, kapanan takımlara karşı sorun yaşadı. Montella'ya A planından ziyade B ve C planları konusunda, kapanan takımlara karşı gerekli aksiyonları alamaması, alternatifleri üretememe, teknik zenginlikleri oluşturamama konusunda hep eleştiriler vardı. Eleştirileri geçmişteki sorunların yansıması olarak görebiliriz.

SİNİRLERİ KONTROL ETMELİYİZ


Paraguay'ı yenip gruptan çıkılacağına inancım yüksek. Kaliteli ve uyumlu bir takımız. Kendi aralarında bir sorun olmadığını düşünüyorum. Birliktelik olmasa son iki yıldaki başarılar olmazdı. Ama keskin sirke küpüne zarar diye de bir söz var. Oluşan bu gerginliğin, maç kazanmak adına gösterilen hırsın iyi kontrol edilmesi gerek. Hırs bizi kırmızı kartla, bireysel bir hatayla karşı karşıya bırakabilir. O yüzden diyoruz ki gereğinden fazla hırs ve öfke takıma zarar verir. Dengeli, akıllı ve stratejik olmak zorundayız. Hırs başka bir şey, hırsın esiri olmak başka bir şey... Milli oyunculara söyleyeceğim şudur; bir şeyleri ispat etmek zorunda değilsiniz. Bu yükün altında kontrolü kaybetmemelisiniz. Gücünüzü akılcı kullanmalı, hırsınızı sahaya doğru yansıtmalısınız.


PARAGUAY MAÇINA 2.5 DEĞİŞİKLİK!


Kenan Yıldız ile Mert Müldür'ün ilk 11'e geçtiği, Barış Alper'in mevkisinin değiştiği bir kadro ile Paraguay karşısına çıkacağız
1-KENAN Yıldız geri dönüyor... Avustralya maçının ikinci 45 dakikasındaki oyunu Montella'yı mutlu etti.
2-KENAN 11'e dönünce Barış Alper Yılmaz'ın mevkisi değişecek. Montella, EURO 2024'te olduğu gibi Barış'ı forvet hattında kullanacak. Sert ve güçlü Paraguay savunmasının dengesini bozacak. Kerem kulübeye çekilecek.
3-ARDA Güler yine sağ kanatta oynayacak ama daha çok içeri gelen bir görevi olacak. Zeki daha çok defansta kalmayı tercih eden bir oyuncu olduğu için Mert Müldür'ün sağ bekte görev yapıp ileride Arda- Barış ve diğer oyunculara destek olması bekleniyor.
4-DENİZ Gül gibi uzun bir santrforun rakibi bozabileceğini, olmazsa çapraz koşularla arkadaşlarına pozisyon açabileceğini düşünüyorum. Ancak hoca, Barış'la başlayıp, Deniz'le değişime gidebilir bir görüntü içinde.
5-TEMEL faktör Can Uzun'un enerjisi. Kuzey Makedonya ve Venezuela hazırlık maçlarındaki Can topla ilişkisi yüksek, kalabalık defans arasında iyi işler yapıyor. Santrfor bölgesinde ve gerisinde orta sahadan dikine gitme becerisi var.
Hocanın Can'ı ikinci yarıda kullanmasını bekliyoruz.
6-ORTA sahada Hakan dışında, Orkun ve İsmail ikilisinden de vazgeçilmesini beklemiyorum. Son taktik idmanda hocanın düşüncesinde bir değişiklik olur mu onu da şu an kestirmek mümkün değil. Kenan ve Mert'in 11'e geçtiği, Barış'ın mevkisinin değiştiği bir rotasyonla Paraguay karşısına çıkacağız gibi görünüyor.


NASIL KAZANIRIZ?


1- Hakan, oyunun temposunu belirlemeli. Mümkün olduğunca yüksek ve hızlı olmalı. Paraguay'ın orta blok savunmasını sabırla çevirmek gerekiyor.
2- Bekler, hücuma destek vermeli; özellikle kanat genişliği önemli.
3-Arda çizgiler arasında topla buluşursa, isabetli şutlar ve arapaslarla Paraguay'ın sert savunma yapısı bozulabilir.
4-Top kaybı sonrası 5-6 saniyelik karşı pres çok önemli; çünkü Paraguay topu kazandıktan sonraki geçişlerde çok tehlikeli oluyor.
5- Duran toplarda Gustavo Gomez yakın markajla kontrol edilmeli.
6-Türkiye erken gol yerse bile paniğe kapılmamalı.


'ÖZÜR MAÇIMIZ OLACAK'

BİZİM Çocuklar, Paraguay karşılaşmasını üzdükleri Türk halkına karşı bir özür maçı olarak görüyor. Önceki gün basın toplantısı yapan Uğurcan ile Samet takım adına şu mesajı verdi: "Sokakları dolduran halkımızı üzdüğümüzü biliyoruz. Tribünde çocukları ağlattık. Paraguay bizim tüm Türk halkından özür maçımız olacak. Sonuna kadar savaşacağız. Takımı buraya kadar biz getirdik. İki maçı da alarak sonuna kadar gideceğiz."

DAHA SERT, DAHA KENETLENMİŞ


AVUSTRALYA yenilgisi sonrası 5-6 saatlik bir yolculukla Arizona'ya dönüldü. Oyuncular daha çok gelen tepkilere odaklandı. Montella ve İbrahim Hacıosmanoğlu'nun toplantıları vardı. İkinci gün daha sakin geçti. Aldığım bilgi şu yönde; kendi aralarında sürekli sohbet ettikleri için bu mağlubiyet takımı daha da sertleştirdi ve kenetledi. Futbolcular hırs küpü, içten içe bir öfke de var. Son basın toplantısında Samet Akaydın ve Uğurcan Çakır'ın mesajları takım içinde biriken hırsı ve öfkeyi gösterdi. Hırs ve öfke kontrolü milli takımın önündeki en büyük engel.


AVUSTRALYA'DAN DAHA SAVUNMACILAR


Paraguay geçiş oyunu ile sonuca gitmeye çalışan bir ekip. İşte madde madde cumartesi TSİ 06.00'da karşılaşacağımız rakibin öne çıkanları:
1-PARAGUAY, teknik direktörü Gustavo Alfaro'nun gelişinin ardından 16 yıl sonra dünya kupalarına katıldı. Elemelerde maç başına 0,56 gol yedi.
Rakiplerine maç başına 9,8 şut izni verdi. Topa sahip olma oranı yaklaşık %37-38 seviyesindeydi; yani oyunu savunma ve geçiş üzerine kurdular. Bu rakamlar, onları CONMEBOL'un en az gol yiyen ekiplerinden biri yaptı.
2- MUHTEMEL savunma dörtlüsünde yer alan isimlerden Juan Caceres'in (sağ bek) hücum katkısı sınırlı. Gustavo Gomez (stoper) aynı zamanda takım kaptanı ve duran toplarda gol tehdidi yaratabiliyor. Omar Alderete sert ve fiziksel. Ara sıra duran toplarda skor üretebiliyor. Junior Alonso genelde savunma öncelikli.
3-PARAGUAY'IN en etkili oyuncuları; Julio Enciso; dribbling, ara pas ve uzaktan şut özellikleriyle en tehlikeli isim. Miguel Almiron; hızlı geçiş hücumlarının lideri. Özellikle açık alan bulduğunda çok etkili. Kaptan Gustavo Gomez savunanın liderliğini üstlenmesi kadar duran toplarda gol kovalıyor.


ABD'DEN NEDEN FARK YEDİLER?


ABD'YE 4-1 yenilmelerinin birkaç temel nedeni var. Ve bizim için iyi bir örnek. ABD çok önde baskı yaptı ve Paraguay'ın uzun toplarla çıkışını engelledi. Paraguay orta sahada sayısal olarak eksik kaldı. Savunma çizgisi alışık olmadığı kadar geriye itildi. Topu kazandıklarında Enciso ve Almiron'u yeterince hızlı besleyemediler. Ev sahibi ABD'nin temposuna ve geniş alanda yaptığı koşulara cevap veremediler. Kısacası; Paraguay'ın güçlü olduğu "kompakt savunma + kontra" düzeni ABD'nin baskısıyla bozuldu.

Tek problem stoperlerimiz

A Milli Takım, Fenerbahçe ve Trabzonspor'un eski teknik direktörü Ersun Yanal, ABD'de SABAH Spor'un sorularını yanıtladı. Venezuela maçını tribünden takip eden tecrübeli hoca, Ay-Yıldızlı ekibin röntgenini çekti.
🔴 Venezuela maçını saha kenarındaki localardan izlediniz. İzlediğiniz yerden Milli Takım nasıl görüldü?
Milli takımımız, Venezuela karşısında grupta oynayacağı Avustralya, Paraguay ve ABD maçlarının iyi bir provasını yaptı. Benzer özellikleri olan bir takımla oynamak önemli. Çok iyi olmasalar da iyi olabilecek oyunculardan kurulu, alternatifi çok olan takım bu turnuvaya hazır. Özellikle takımdaşlıkları çok yüksek. Bu da Dünya Kupası'nda başarı için en önemli temeli teşkil ediyor.
🔴 Hazır gördüğünüz 5 oyuncuyu söyler misiniz? Özellikle dikkatinizi çeken futbolcular kimler oldu?
5 futbolcudan ziyade hazır olan çok oyuncu var. Ferdi girecek. İyi bir Hakan Çalhanoğlu, takım için çok özel. Daha Kenan girecek. Deniz Gül gibi yeni oyuncular geldiğinde iyi bir kadro ortaya çıkıyor. Tek problem bence stoperlerin performansı olacak. Onların performansı yükseldiğinde takımımızın bu kupadaki şansı çok yüksek olacak.


MONTELLA BİR KONUDA ZORLANACAK!

🔴 Herkes Can Uzun'u konuşuyor, "Top ayağına yakışıyor" diye... Onda ne görüyorsunuz?
Bu turnuvada Arda ve Hakan'dan sonra oynayacağı sisteme göre 3 ya da 4. orta sahayı seçecek Montella çok zorlanacak gibi görünüyor. Çünkü çok alternatifi var. Can Uzun önemli bir oyuncu. Öncelik de onda olmayacak diye düşünüyorum. Ama oynadığında çok faydalı olacağı kesin.
🔴 Montella genelde Kerem'i santrfor sürüp, santrforsuz oyunu oynuyor. Son iki maçta Deniz'i öne sürerek farklı bir sistem deniyor. Sizce bu oyuncu grubu ile başlangıç hikâyesi nasıl olur?
Takımdaki santrfor Deniz bana göre çok yükselecek bir oyuncu. Performansı artacak bir oyuncu ama gruptan çıkmamız ve play-off'tan sonra Kerem'in performansı önemli. Kenan, Barış gibi oyuncular gole yakın oyuncular. Takım olarak oynandığında başka bir isme gerek kalacağını düşünmüyorum. Gruptan çıktıktan sonra kaliteli takımlar bizi zorlayacaktır.
🔴 Sakat oyunculardan Hakan ve Kerem oyuna girdi. Geriye Kenan ve Ferdi kaldı. Hakan'ı nasıl değerlendirirsiniz?
Hakan bu takımın bana göre en önemli profili. Hem sosyal açıdan hem takımdaşlık açısından oldukça başarılı. Bu takımın dokusunu oluşturdu. Genç ve Ümit Milli Takım'daki tüm süreci oynadı. Kariyeri de çok yüksek bir şekilde devam ediyor. Montella'nın takım üzerindeki kurduğu etkinin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.


FENERBAHÇE'YE ORTAK AKIL LAZIM!

🔴 Fenerbahçe nasıl başarılı olur?
Biraz esprili bir cevap vermek istiyorum. Bu konu da derin bir konu. Fenerbahçe'nin başarılı olması, şampiyon olması. Her şey iyi yönetilmekten geçiyor. Samandıra da dahil olmak üzere kulübü yönetmek, yönetmek, yönetmek. İyi yönetmek, hakkıyla yönetmek, yöneteceklere yetki vererek yönetmek. Herkesin görev ve vazifesini kişilerin dirayetine bırakmak. Ortak beynin bir araya getirildiği sürgüden geçirilerek yönetmek. Tek başına bir şey yapamazsınız. Umarım Fenerbahçe kendine göre bir model bulur.
🔴 Şampiyonluk için ne yapılmalı?
Fenerbahçe'nin yapmadığı bir şey kalmadı. En ünlü teknik direktörü de getirdi ama sonuç alınamadı. Bu sonucun nerede alınamadığı konusunda ciddi bir araştırma yapılmalı. Şampiyonluklar taraftarı, yönetimi, teknik heyeti, medyasıyla bir birliktelikten çıkan sonuçtur. Bu bir kulüp ve futbol aklıyla ortaya konacak top yekün bir başarıdır. Fenerbahçe'nin bunu iyice masaya yatırması gerek. Karşıdan bakıyorum ki değerlendirmeler biraz üst perdeden gibi geliyor.


GEÇİŞ OYUNU BİZİM İÇİN BÜYÜK AVANTAJ

🔴 Venezuela'yı yendik ama zaman zaman tempo düştü. Normal mi?
Koşan bir takımla oynadık. Sert ve alan daraltan. Hızlı çıkan. Uzun yolculuktan gelen ve burada uzun yolculuklar yapacak olan, Amerika'daki saat sistemine uyum sağlayacak bir takım için ortaya konan performans normal. İlk maça kadar takım kendini daha iyi toparlayacaktır.
🔴 Milli Takım'ın Dünya Kupası'ndaki gerçekçi hedefi ne olmalı?
Milli Takım'a rakip olarak benim gördüğüm, her takım güçlüdür, birbirine sürpriz yapabilir ama bizim takımın Fransa, Almanya, İngiltere, Portekiz, Brezilya, İspanya gibi takımlarla erken karşılaşmaması durumunda yolumuza devam edeceğimizi düşünüyorum. Bunlarla karşılaştığımızda sürpriz yapabiliriz ama zorlanabiliriz de.
🔴 Önde baskı, alan daraltma, pres milli takımda gördüğümüz şeyler ama son maçlarda görmedik. Nasıl yorumlarsınız?
Oyunun en önemli parçası geçişler. Savunmadan hücuma, hücumdan savunmaya geçişlerdeki takımın özellikli oyuncuları var. Hem yerleşim hem de bu geçişi yapacak zekâya, oyun kalitesine sahip, dayanıklılığı yüksek oyunculardan kuruluyuz. Özellikle orta sahamız, savunmamız bu konuda çok iyi. Geçiş oyununu iyi oynuyorlar. Özellikle hücumdan savunmaya geçişi. Takımın bu oyuncuları tek mevki oyuncuları olmaktan çok daha fazla mevkide oynuyor olmaları da büyük avantaj.
🔴 Türkiye sürpriz yapabilecek takımlar arasında gösteriliyor. Katılır mısınız?
Sürpriz yapabilecek bir takım olduğu aşikâr. Takım içinde yıldız olabilecek oyuncular da var. Bu oyuncuların bağları güçlendikçe bütün dereceleri yapacak potansiyele sahip olacaklarını düşünüyorum.


ARDA GÜLER KENDİNE YATIRIM YAPIYOR

🔴 Önemli şampiyonalarda bir varız, uzun süre yokuz. Süreklilik için ne yapılmalı?
Çok uzun bir konu. Uzun uzun tartışılması gereken bir konu. Türkiye, Avrupa'nın en genç nüfusuna sahip. Türkiye futbol ve diğer branşlarda zaman zaman başarılı sonuçlar alsa da istikrarlı gidişleri bir türlü yakalayamamış durumda. Buna olimpiyatlardan da örnek verebiliriz. Kadın voleybolda bunu değiştirdim ama onlar da zaman zaman iniş çıkış yaşıyor. Spordaki tesisleşmenin, tabana yaymanın, yolu belli. Tesisler, yeniden planlanmalar, futbolun altyapısı için yapılanmalar gerekli. Yıldız oyuncuların çoğu yabancı ülkelerde yetişmiş isimlerden oluşuyor. Başlı başına bir konu. Her kurum bunu ciddi şekilde tartışmalı.
🔴 Arda'nın lidere dönüşmesi için neler yapması gerek?
Arda çok yetenekli bir oyuncu. Bunu kanıtladı. Futbol becerileri üst düzey. Real Madrid'de aldığı süre ve başarısı ortada. Milli Takım'da yaptıkları ortada. Büyük oyuncular büyük karakterlerdir. Büyük karakter olabilmeyi başarmak büyük donanım gerektirir. Arda kendine yatırım yapacaktır ama karakterine ve sahip olduğu değerlerin bilincine yaptığı yatırım, entelektüelliğine yaptığı yatırım onu dünya yıldızı haline getirecek.

İllüzyon bitti

Önce Beşiktaş adına durum tespiti yapalım. Siyah-beyazlı taraftar ve camia aralık ayında takım lige havlu attığı için Ahmet Nur Çebi'yi gönderdi. Daha sonra Beşiktaş'ı aralık ayında yarışı bırakan takım olmaktan kurtaracağız diyerek yola çıkan Hasan Arat'ı yıprattı, görevi bırakmasıyla 1 yılı doldurmadan başkanlığa veda etti. Serdal Adalı geldiğinde ocak ayına yine umutsuzlukla girilmişti, bir iki transfer dönemiyle aralık ayında havlu atma sendromuna son verme vaadiyle geldi. Güven, zaman istedi ve Solskjaer'i gönderip takımın başına Sergen Yalçın'ı getirdi. Çebi, "Benim 1 şampiyonluğum ve bir kupam var'' diyerek teselli bulabilir. 11 ay başkanlık yapan Arat, "Şampiyonluğum yok ama bir Süper Kupam var'' diyerek kendini dillendirebilir. Ancak Adalı yönetimi, Sergen Yalçın'ın geldiği süre zarfında vadettikleri birçok hedefi pas geçti.
Yalçın televizyondayken üst perdeden konuştu. Solskjaer ve Bronckhorst'a, "Beşiktaş'ın büyüklüğünden haberleri yok" diye dem vurup yol gösterdi. Anlamlı bir nasihat vardır. 'Büyük lokma ye ama büyük konuşma' diye. Gelinen noktada işin acı tarafı; gelişen bir futbol da yok. Aralık ayında havlu atılan bir lig yarışı, Avrupa'ya erken veda, Türkiye Kupası'nda Konya'ya eleniş... Transfer istediler. İki transfer dönemi geçti. Sergen Yalçın'ın döneminde 57 milyon Euro'luk takviye yapıldı. Sonuç; tabela ortada. Dün tribünler üzüntüsünün yansımasını maç bitimi istifa sesleriyle haykırdı. Sergen Yalçın, Beşiktaş için bir illüzyondu ve bu gösteri dün Dolmabahçe'de kötü sonla bitti. Takımın gerçekçi olmayan hayallere değil doğru adımlara ihtiyacı var.

Sergen Yalçın ateşle oynuyor

Beşiktaş, ligin son sırasındaki Fatih Karagümrük'e kendi evinde iki puan bıraktıysa, bunun adı net şekilde taraftarın umutlarıyla oynamaktır. Bu maç, "direğe takıldık, şanssızdık" diye geçiştirilecek bir maç değil. Evet, direkten dönen toplar var. Evet, oyun üstünlüğü var. Ama büyük takım refleksi dediğin şey tam da böyle günlerde ortaya çıkar. O topu bir şekilde içeri atacaksın. Rakibin direnci, direkt bahanedir, skor gerçektir. Kapanan takımlara karşı çözüm üretemeyen bir anlayışın, yine yeniden sarsılmasıdır. Daha kritik tarafı ise şu: Başakşehir yükselişte. Form grafiği yukarı doğru çıkan, ritim yakalamış bir rakip var ve sen böyle haftalarda puan kaybediyorsun. İşte tehlike tam burada başlıyor. Futbolda ivme çok belirleyicidir; biri yukarı çıkarken diğeri yerinde sayarsa tablo hızla değişir. Bir anda Konferans Ligi'nin soğukluğunu ensenizde hissedebilirsiniz. Çünkü kupanın garantisi yok. Karagümrük'ü yenemeyen bir takımın Konyaspor'u hatta Trabzonspor'u yenebileceğinin garantisi yok. Beşiktaş üretmiş olabilir, baskı kurmuş olabilir ama tabelaya yansımayan hiçbir üstünlüğün değeri yok. Zirve yarışında iki puan bırakmak, hele ki alt sıralardaki bir takıma karşı, doğrudan rakiplerine davetiye çıkarmaktır. Özetle: Direkler konuşulur ama yarışta belirleyici olan puan cetvelidir. Başakşehir gelirken, Beşiktaş'ın yerinde sayma lüksü yok.

Sergen Yalçın ile oluyor mu!

Samsun'a deplasmanda 2-1 kaybeden Beşiktaş'ta analiz edilmesi gereken çok fazla olumsuz görüntü var:
1- Oyunun kalitesi… Beşiktaş iyi oynamıyor. Haftalardır bunun sinyalini veriyor. Ancak Sergen Yalçın bu duruma çözüm üretemiyor. Fenerbahçe deplasmanında da Samsun'da da defans hattı ve kademe anlayışı dağıldı.
2- Bir takım Holse'nin attığı gibi gol yiyebilir. 'Atanın becerisi' der geçersiniz.
Ancak neredeyse fotokopi gibi bir noktadan yine kademe ve adam paylaşımı hatalarıyla Coulibaly'den de benzer golü yiyorsanız bu rakibin becerisi, sizin şanssızlığınız değil tamamen sizin beceriksizliğinizdir.
3- Beşiktaş'ın geçiş oyununda ve rakip savunma kapandığında neler yapabildiği konusu var bir de. Samsun ilk 45 dakika bilerek ve isteyerek topu Beşiktaş'a bıraktı. Özellikle Uduokhai'nin kontrolsüz çıkışları ve Agbadou'nun geri dönüşlerdeki pozisyon kayıpları düşündürücü.
İlk yarı bu taktik yüzünden sıradan, sıkıcı bir maç izledik. Beşiktaş rakibin topu bırakma anlayışını elle tutulur bir atağa dönüştüremedi.
İkinci yarı Samsunspor attığı iki golün yanında kaçırdığı 4-5 net pozisyonu değerlendirse skor çok başka yere giderdi. Penaltı kararı doğru olunca, Yalçın'a da hakemi suçlayacak bir argüman kalmadı. Beşiktaş seneye geleceğin güçlü takım hayallerini kurarken bu kadronun ve haftalardır süren vasat oyunun Yalçın'la bir çözüm vadedip etmediğini bir daha değerlendirmesi gerekiyor.

Beşiktaş ‘OH’ çekti

F.Bahçe mağlubiyeti, hakem sendromunun depreşmesi ve bu sezon Sergen Yalçın liderl-i ğinde derbi kazanamayan bir takım durumuna düşmenin bindirildiği yük, Beşiktaş'ı can sıkıcı bir durumun içine sokmak üzereydi. Antalya galibiyeti, başta taraftar olmak üzere takıma ve camiaya derin bir 'OH' çektirdi. Maçın yıldızının Hyeon-gyu Oh olması, geceyi daha da anlamlı hale getirdi. Beşiktaş'un haftayı kayıpla kapatan ensesindeki Göztepe'den uzaklaşması, bu fotoğrafı tamamladı. Taraftar derbi yenilgisine rağmen istekliydi, takım daha dinamik ve derbiyi unutturmak istercesine gayretliydi. Sadece Orkun ve Oh değil, diğer oyuncular da öz güvenli ve gayretliydi. Golü atıp hamile eşini selamlayan Jota Silva, "Beni görün" dercesine iyi oynadı, Oyunda daha fazla kalmayı hak etmişti. Bir de Emirhan'ın, Beşiktaş 2-0 öndeyken yaptığı hata... Öz güven iyidir ama fazlası başına iş açabilir. Emirhan'ı severim. Beşiktaş'taki en iyi sol stoper. Bana göre A Milli Takım'da da olmalı. Ancak rakip kendi alanına kapanmışken stoperin çalım atmaya çalışıp kontra yedirmesi ve gole sebep olması anlaşılır bir hareket değil. Basit ve güvenli oymama çizgisinden çıkmamalı ki önü açık olsun. Beşiktaş geceyi mutlu kapattı. Ancak bir konu var; dikkat çekmeden geçemeyeceğim. 100. yılın şampiyon hocası Lucescu daha güzel uğurlanmalıydı, Beşiktaş İkinci Başkanı Hakan Daltaban ve bir yönetici Romanya'ya gitti. Başkan Adalı hastalanmasa o da gidecekti kabul. Ancak Lucescu'nun, Beşiktaş özelinde çok daha iyi bir anmayı hak ettiğini düşünüyorum

Hakem kararıyla yenildi

Büyük derbilerin özel oyuncuları olur. Yıldızlaşırlar ve olağan akışı değiştirirler. Fenerbahçe'nin olası puan kaybında şampiyonlukta büyük yara alacağı, gerilimi yüksek bir derbide Beşiktaş'ın kalecisi Ersin Destanoğlu, tam anlamıyla gecenin yıldızıydı. Bir değil, iki değil, 3 karşı karşıya 4 net gol pozisyonu çıkardı. Ancak uzatmalarda gelen hakem Yasin Kol'un verdiği ve VAR'da onaylanan penaltı kararıyla Beşiktaş kaybetti, Fenerbahçe kazandı. Beşiktaş adına ilk yarı bizce istediği gibi gitti. Güçlü orta saha, 2 net gol pozisyonu ve dengeli ataklar deplasmanda iyi bir başlangıç hikâyesiydi. İkinci yarının başında; travma geçiren Murillo'nun çıkması sonrası yerine giren Gökhan Sazdağı'nın defasın dengesini bozan uyumsuzluğu öne çıktı. Gökhan'ın aşırmayla kendi kalesine golü, Yasin Kol ve VAR'ın haklı ofsayt kararıyla iptal edilmesi, ikinci yarının daha gergin ve olaylı geçeceğinin sinyalini verdi. Gökhan'ın ani girişi ve ilk yaşadığı pozisyon hem kendinin hem de savunma hattının dengesini bozdu. Pasında Emmanuel Agbadou'nun hatasında mutlak golü önleyen Ersin Destanoğlu'nun yıldızlaşmaya başladığı anlardı. Sonuçtan bağımsız Kerem Aktürkoğlu'nun karşıya gol vuruşunu da çıkaran Ersin, bana göre derbinin tam anlamıyla yıldızı oldu. Ancak sonucu Ersin Destanoğlu'nun etkileyici kurtarışları değil, uzatmalarda orta hakem Yasin Kol ve VAR'ın penaltı kararı belirledi. Pozisyonda topa ilk temas ve vuran Agbadou… Topa müdahaleden önce temas-darbe var mı? Verdiler desem o an pozisyon dışarıda…