CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Şapka çıkarılır

Beşiktaş sezonun ilk yarısında hem oyun hem de skor anlamında gel-gitler yaşadı. Çok iyi maçları olduğu kadar beklentilerin altında maçları da oldu. Ancak Beşiktaş'ta gel-git yaşamayan, istikrarını hiç bozmayan tek isim vardı:
Atiba Hutchinson...
36 yaşında olmasına rağmen, 850 bin Euro gibi arkadaşlarının çok altında bir ücrete oynamasına rağmen ondan daha profesyoneli, daha çalışkanı görülmedi.
Beşiktaş'ın G.Birliği karşısında attığı 3 golün arkasında asistleriyle Atiba vardı.
Yetmedi, kapanış golüne de imza attı. Atiba'nın neredeyse her maç bu profesyonellik ötesi mücadelesini ve futbolunu görünce aklıma "Atiba'yı klonlanlama imkânı olsa, 18 takıma birer tane verilse, futbolumuzun çehresi değişir" düşüncesi geliyor. Atiba'yla ilgili ortak düşüncelere sahip olan Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu Emre Kocadağ, "Keşke klonlayabilsek!
Atiba ile 1 yıl daha sözleşme imzalayacağız. Sonrasında kulüpte görev vereceğiz" dedi.
Beşiktaş, G.Birliği maçını 4-1 kazanarak ilk yarıyı yarış grubunun içinde tamamladı. Ancak ikinci yarı daha çetin geçecek. Takviyeye ihtiyaç var. Avcı'ya forvet ve kanat oyuncusu lazım. Eğer ikisini birden alacak imkân yoksa çok iyi bir kanat forvete ihtiyaç var. Talisca gibi 2-3 yönlü oynayabilecek bir isim lazım. Ljajic ve Diaby'nin dün performansını toplasan bir Atiba'nın yarı performansı etmez. Bu kadar kişiliksiz oyun yakışmıyor. Orada sorun çok baş ağrıtacağa benziyor. İkinci yarı Oğuzhan'ın Diaby'nin yerine alınması işe yaradı. N'Koudou'nun sağa çekilip attığı gol Avcı'nın İngiliz stili taktik hamlesiydi.
Beşiktaş dün Oğuzhan'ı da kazandı.
Devam ettirirse hem kendi kazanır hem Beşiktaş hem de Milli Takım!

Beşiktaş’ın oyunu 3 puanı hak etmiyordu

FENERBAHÇE için galibiyet dışında herhangi bir seçenek farklı bir kaosa gebeydi. Beşiktaş maçına bu psikoloji ve hırsla çıktılar. Abdullah Avcı'nın rakibin iyi motive olmuş oyununa vereceği taktiksel cevap, istediği gibi olmadı. Beşiktaş, pas oyunu ile oyunu kontrol edip rakibin başlangıç agresifliğini kırması beklenirken, topu tutmakta zorlandı. İlk yarıda öyle dilimler oldu ki Beşiktaş'ın 3 pas üst üste yapamadığı anları izledik.

F.Bahçe'nin de ilk yarıda bulduğu golde biri penaltıdan iki gol kaliteli oyununun değil iştahlı futbolun sonucuydu. Beşiktaş, ilk yarı iyi değildi ancak Cüneyt Çakır takdir haklarını çok kez ev sahibi ekipten yana kullandı. Örnek mi? Serdar Aziz'in maç boyunca pozisyonları incelensin. Sarı çıkar, kırmızıya döner. Beşiktaş bir penaltı kazanabilirdi. 17'de Lens'e kontrolsüz çift ayakla dalan Serdar'a sarı beklenirken, Lens sarı görüyor. Serdar ilk ve ikinci yarıda kafaya yükselmeye hazırlanan Vida'yı ilkinde omuz darbesiyle diğerinde karga tulumba yere indiriyor. Serdar sanki görünmez adam kimliğine bürünmüş hem Çakır'ın hem de VAR'ın göz kadrajına girmiyor. Ben bu ligde benzer pozisyonlara çok penaltı çalındığını gördüm. Ama dün çalınmadı.

Beşiktaş için kırılma anı maç 2-1 iken Burak Yılmaz'ın Altay'la karşı karşıya kaldığı pozisyonda atamadığı goldü. Beşiktaş'ın gerçekten santrforda alternatife ihtiyacı var. Atiba tutuyor, savunuyor, pas veriyor ve hatta atıyor. Muhteşem oynuyor. Ya Atiba'dan klonlayacaksın ya da her mevkiye alternatif oluşturacaksın.

Dün Beşiktaş galibiyeti hak edecek bir oyun ortaya koymadı. F.Bahçe, 3 puanı agresif futbolunun ödülü olarak aldı.

Kasımpaşalı Avcı!

Beşiktaş, son adam Karim Hafez'in 15. dakikada kırmızı kartla oyun dışı kalmasıyla 10 kişi kalan Kasımpaşa karşısında avantajlı duruma geçmesi bekleniyordu.
Ancak bu tür durumlarda rakibe üstünlük kurmanın iki yolu vardır.
İlki; oyunu dengeli olarak ikinci ve üçüncü bölgeye taşıyıp sağlı sollu ataklar ve ara paslarla rakibi hataya zorlamak.
İkincisi; ya defanstan ya da kulübeden takviyelerle hücum gücünü artırmak!
Beşiktaş'ın iki golünde de ileri çıkan Gökhan Gönül'ün imzası vardı. İki asistin biri Caner'e, diğeri Umut'a iki gol! Ancak Beşiktaş'ta sahanın en iyisi Gökhan ve ona eşlik eden sol açık Caner'in dışında onlara eşlik etmesi gereken sağ kanat Diaby ve forvet arkası oynayan Adem Ljajic istenilen seviyenin çok gerisindeydi. Beşiktaş özellikle Diaby ve Adem ile adeta 9 kişi ile oyundaydı.
Abdullah Avcı, Diaby'yi çıkarmakla haklıydı. Umut'u sokmakla ilk doğru dokunuşunu yaptı. Ancak Abdullah Hoca inanıyorum ki Diaby'yi sağ kanat yerine Adem'in mevkiine forvet arkasında oynatmayı yeniden tartışacaktır!
Çünkü, Beşiktaş'ın sadece Atiba, Gökhan, Caner ve Mohamed Elneny ile mücadele edip gol atmaya çalışmasının sonuç getirmediği dakikalar ilerledikçe daha iyi anlaşıldı.
Çok boş koşu ve pres yapan Burak Yılmaz'ın performansı bu maç yeterli değildi. Markajda kaldı.
Abdullah Avcı, Umut'u alarak doğru dokunuşu yaptı. Sonra Lens'i alarak zayıflayan sağ kanadı güçlendirdi. Bu hamleler Beşiktaş'ın ihtiyacı olan hamlelerdi.
Gecenin üç kahramanı vardı. İki gol atan Umut Nayir, iki asist yapan Gökhan Gönül ve 3 hamlesinden sonuç alan Abdullah Avcı.
Arda Kardeşler FIFA hazırlıkları yaparken bence başarılı bir sınav vermedi.
Oyunun kontrolünü eline almakta zorlandı. Tutmak için sürekli sarı karta başvurdu. Bu performans FIFA'ya vize vermez...
Kasımpaşa Teknik Direktörü Tayfur Havutçu, merkezi iyi kapatıp, doğru çıkışlarla oynattığı ve iyi mücadele ettirdiği takımına güzel dokunuşlar yapmış.
Yeni görevinde başarılar dilerim.

Çok sözümüz var!

Andorra'da soğuk havayı yüzlerce kilometre mesafeden gelmiş bine yakın Türk'ün tezahüratları ısıttı. Formaliteye dönen maçta bu ilgi ve desteğin en büyük nedeni Şenol Güneş'in önderliğindeki Milli Takım'ın yeniden insanımızın ortak sevgi ve başarı dili haline gelmesi. Bu tabloya bakıp EURO 2020'de Türkler'in şampiyonaya nasıl bir renk katacağını tahmin etmek zor değil. Romanya'da ay sonu çekilecek kurada C Grubu (Amsterdam- Bükreş) veya F Grubu'dan (Münih-Budapeşte) birine düşmemiz halinde her maçın İstanbul havası yaşayacağı kesin...
Şenol Güneş dün Hakan, Merih ve Ozan Tufan hariç rotasyon yaptı. Çok da isabetli oldu. Sentetik zemin, buz gibi havada her türlü sertliğe başvuran Andorra'yı görünce "iyi ki bu işi İstanbul'da halletmişiz" demekten kendimi alamadım. Yüzde 75 topla oynama oranına ulaştığımız ilk yarıda ev sahibi ekibin oyun bozmak ve tekme atmak dışında futbol adına ürettiği bir değer göremedik. Enes'in biri penaltıdan attığı 2 gol milli takımı rahatlattı. Ozan ve Kaan'ın orta sahadaki dinamik oyunu dikkat çekiciydi. Hakan'ın liderliği kıymetliydi. Milli olan Ahmet Kutucu dahil bütün oyuncularımız elinden gelen mücadeleyi gösterdi. Bu sentetik zemine ve rakibe sağlam direnç gösterdiler.
Şenol Güneş'in oyun 2-0, dakika 44 iken saha kenarındaki uyarılarını ve adeta çırpınışlarını görünce "Bu aşk ve bu heyacan bitmez" dedim.
Ben Şenol Güneş'e hep inandım ve güvendim. Hiç mahcup olmadım. Bu yüzden bekle bizi EURO 2020. Türkler geliyor. Takımımızla, taraftarımızla söyleyecek çok sözümüz olacak...

Hakeme rağmen Beşiktaş

Abdullah Avcı, Denizlispor maçına hem sistem hem oyuncu hem de mevki değişiklikleriyle çıktı. 4-2-3- 1'le sistem değişikliğine gittiği maçta asıl çarpıcı tercihi Caner'in sol bek, sol açık derken sağ açığa devşirilmesiydi.
Sağ açık ve forvet arkası oynayan Diaby'nin 10 numarada, bu aralar uyarı üzerine uyarı yiyen Adem Ljajiç'in 11'de ve sol açıkta oynatılması gecenin sürpriziydi.
Abdullah hoca da ters ayaklarla rakibi aşma denemesinin tutmayacağını görünce 25. dakikada herkesi ideal yerlerine döndürdü.
Bu değişim oyuna da olumlu yansıdı.
28'de Adem'in soldan pozisyonuyla başlayan atak pozisyon zenginliğine dönüştü.
Ancak hakem Yankaya ve VAR'da Hakan Ceylan 29'da Mustafa Yumlu'nun Diaby'nin yüzüne attığı dirseğe seyirci kaldı. VAR'a dahi gitmeyerek Beşiktaş'ın penaltısının üzerine yattı. 67'de Sackey arkadan Diaby'ye çift daldı.
Önce sarıyı veren sonra VAR'da Hakan Ceylan'ı dinleyen Özgür Yankaya bununla yetindi. 82'de yine Yumlu'nun çizgide kendini geçen Diaby'yi indirmesini de pas geçti. Yankaya ve VAR ekibi Beşiktaş'ın net 2 penaltısını ve bir kırmızısını yedi. Beşiktaş 25'teki yer değişiklikleri ve 30'da günün en iyilerinden Rebocho'nun ortasında Diaby'le kaçan pozisyondan itibaren sahanın tek hakimiydi.
Çalışan, iyi paylaşmakta ve hücumda iyi çoğalan bir takım izlemeye başladık. İlk yarı kaptan Burak üzerine oynanmasa belki daha erken sonuç alınabilirdi.
Avcı'nın kırmızı kovalayan Caner'in yerine N'Koudou'yu alması ikinci kritik ve doğru hamleydi.
Bu hamle 70'de kilidi açan ve N'Koudou'dan golü getiren hamleydi.

Avcı’nın gecesi...

Abdullah Avcı şapkadan tavşan çıkardı! Braga maçında ıslıklanmış takımıyla kritik bir zafer kazandı. Takımın arzulu oyunu bir tarafa G.Saray karşısında 4-4-1- 1 ile diziliş ve sistem değişikliğine gitti. Bu oyunun merkezine Atiba ve Elneny ikilisini koydu. Göbekte müthiş performans sergileyen ikilinin sol açığında Caner sağında Lens de mükemmel katkı verince Beşiktaş oyunun hakimiyetini eline alan, pozisyon bulup harcayan taraf oldu.
4-4-1-1 siteminde Lens-Atiba-Elneny-Caner dörtlüsü toplu-topsuz alanda bizce sahanın en iyi görüntüsüydü. Özellikle Caner sahanın yıldızıydı.
G.Saray derbiye yakışmayacak derecede isteksiz ve etkisiz kaldı. Belhanda sadece kendi taraftarına küsmemiş, kulübeye hatta futbola da küsmüş! Al gülüm ver gülüm oynuyor. Bu performansı taşıdığı 10 numaraya yakışmıyor.
Kötü oynayan Belhanda'ya, top her ayağına geldiğinde şiddetli ıslıklanan Babel'in vasat performansı, ayrıca Lemina ile Nzonzi'nin dağınık oyunu da eklenince G.Saray orta sahası çok vasat kaldı.
Tecrübeli bir golcü ya da formda bir Burak oynasa ilk 60 dakikada aynı pozisyonlarda skoru 3-0 yapabilirdi. Önde Umut, arkasında ise yardımcı forvet Diaby tecrübeli ve öz güvenli durabilseler arzulu oyunularını golle taçlandırabilirdi.
"Ljajic oynasa...!" ile başlayan eleştirileri dikkate alıyorum ama bence 4-4-1-1 gibi oynayan Beşiktaş'ta çözüm önerisini tam karşılamıyor! Bunu 38'de Lens'in muhteşem pasında topu önüne alamayan Diaby'nin net pozisyonu harcamasına rağmen söylüyorum. Ljajic'in 65'te forvet arkasına alınması ve Diaby'nin sağ kanada kaydırılması oyuna dinamizm kattı. Ancak Beşiktaş'ın golü Caner'in ortasında tekmeye kafa sokan Umut Nayir'den geldi.
Bu zafer Avcı'ya yazar, başlığını da Nayir "Umut" diye atar.

Beşiktaş’ın golcüsü yok!

Beşiktaş camiası bugün 34. başkanını seçiyor. Başkan Fikret Orman'ın aldığı bırakma kararıyla kendilerini olağanüstü kongre ortamında bulan Serdal Adalı, Ahmet Nur Çebi ve Hürser Tekinoktay "ateşten gömlek" haline gelen yönetime talipler. Adaylar 10 gündür salonlarda, sokaklarda ve ekranlarda terlerken dün akşam hepsinin gözleri A.Gücü-Beşiktaş maçındaydı. Eryaman Stadı'nda ilk bakışta 3 şey dikkatimi çekti. 1-Ankaragücü dolu tribünleri ile Beşiktaş maçına iyi motive olmuşlar. 2-Sahada sert oynayan, faule başvurmaktan çekinmeyen bir ev sahibi ve iki takım arası sertliğe toleranslı davranan genç bir hakem.. 3-Beşiktaş hem %70 oranında top kontrolü hem arzulu oyunuyla sahadaydı. Ancak oyunu pozisyona ve gole çevirmekte aynı derece başarılı değildi. "Sırbistan milli maçında 2 asistle iyi performans sergileyen Adem Ljajic niye oynamıyor? Maç onu istiyor" diye düşündüğümüz anlarda Lens ve Güven beni hemen çıkarın performansı sergiliyordu. Lens'in çıkmasından sonra Burak da sakatlanınca Beşiktaş, Güven'le 10 kişi oynamaya devam etti. Öyle bir maç ki bırakın Diaby dahil golcü diye sahada duranların gol pozisyonu üretmesini, girdikleri net pozisyonları harcadılar. Şu kaçanlara bakınca Abdullah Avcı mı sahaya girip gol atacak? dedirtti.
Burak formsuz, belki sakat ama diğerleri daha formsuz ve sakat! Ljajic oyuna girmiş, A.Gücü son 15 dakika 10 kişi kalmış, Avcı ceketini çıkartmış.. Topu filelere atamadıktan sonra ne yazar? Sonuç 0-0, elde var sıfır! Beşiktaş çok iyi bir santrfor almamasının, alamamasının bedelini ödüyor. Adalı ve Çebi'den biri yarışı kazansa bile asıl mücadeleleri ve terlemeleri mazbatadan sonra başlayacak gözüküyor.

Selam dur lidere

Fransa karşısında tarihteki ilk galibiyetimizi "Dünya Şampiyonu" apoletini aldıktan sonra Konya'da almak bu ekibe nasip olmuştu. Teknik direktör Şenol Güneş liderliğinde, büyük özgüvenle devam ettiğimiz 2020 yolculuğunda 7 maçta 18 puan toplayıp, sadece 2 gol yiyerek ve lider olarak dün gece Paris'te Stade de France kapılarına dayandık.
"Kaybedeceğimiz bir şey yok ama kazanacağımız çok şey var" dedi Şenol Güneş...
Beraberliğin kazanç olduğu ortamda Şenol Güneş, Giroud gibi agresif uzununu dinlendirip Griezmann, Coman, Yedder ve Matuidi gibi hareketli oyuncularla sahaya çıkan Fransa'ya ilk defans bloğunu orta sahada kurdu. Ozan, Mahmut, İrfan Can üçlüsüne Okay ve Kenan'ı da ekleyip kalabalık bir orta sahayla 'önce beraberlik' dedi.
Oyunu kilitleme planı 75 dakika başarıyla uygulandı. 60. dakikada Hakan Çalhanoğlu'nun indirdiği topta Burak Yılmaz'la beklediğimiz gol fırsatını da bulduk. Ama maalesef olmadı.
Özellikle bu sağlam hattan seken topları ve atakları sahanın tartışmasız en iyisi Merih Demiral süpürdü.
Juventus yönetimi ne kadar el ovuştursa hakkıdır. "Didier Deschamps kapanan Türkiye karşısında kilit görevi görebilecek Giroud'yu nasıl 11'de oynatmaz?" sorusunun cevabını Fransız golcü topu filelere bırakınca cevapladı. Cevap netti;
Deschamps büyük bir hata yaptı!
İyi ki de yaptı! Çünkü Konya'da attığı ilk golle Fransa'nın karizmasını çizen Kaan Ayhan, ikinci yarı girdiği oyunda yine sahneye çıkıp çıkarılmayacak golü attı. Euro 2020'ye rezervasyon yaptırdı.
Son Dünya Şampiyonu'nu Konya'da yenmek, evinde yenilmemek çok büyük bir zafer. Lider giden ve lider dönen Millilere helal olsun, Türkiye'nin yolu açık olsun.

Diaby ile kazandı

LİG lideri Alanyaspor ile acil galibiyete ihtiyacı olan Beşiktaş arasındaki maçta güzel futbol izlemek düşüncesiyle Vodafone Park'taki yerimizi aldık. Ama çelişkiler ve zıtlıklarla dolu bir maç seyrettik. "Kurallar, takımdan takıma, hakemden hakeme değişiyor dediğimiz çok olmuştu. Dün bir kez daha gördük ki her şeyimiz çelişkilerle dolu. İlk yarıda iki takım adına Burak'ın uzaktan attığı isabetsiz şut dışında tek şut yok. Atiba'nın yetişemediği pozisyon dışında pozisyon yok.

Abdullah Avcı Dorukhan'ı sağ bek, Oğuzhan'ı 8 numarada oynatarak sistem değil ama oyuncu değişikliğine gitti. Ancak ne Adem Ljajiç ne de Oğuzhan top organizasyonu başaramadı. Bel bağladığınız iki oyuncunuz bu kadar top kaybı yaparsa çözüm üretemezsiniz. Bunda bugüne kadar takdirlik işler yapan Erol Bulut'un oynamaktan ziyade oynatmamayı düşünen stratejisinin payı var. Neden Fernandes'i 11'de başlatmadığını veya yediği golden sonra alması tutmayan planını açıklıyor. Abdullah Avcı'nın Adem'i çıkarıp forvet arkasına Diaby'yi sokması doğru bir hamleydi. Maçı çeviren hareketti. Tıkanan oyuna hareketlilik getirdi. Burak'ın penaltı golünden sonra rahatlayan takım bu hamlenin meyvesini 68'de gördü. Burak asistinde Diaby'nin geriden ok gibi gelip topu filelerle buluşturması seyirciyi de kendine getirdi.

Diaby hamlesi gelen iki gol ilk yarıda kilitlenmiş oyunu tamamen açtı. Hem sahada oynayan oyuncular hem de izleyen seyirciler keyif almaya başladı. N'Koudou ve Burak biraz daha şanslı ve daha dikkatli olabilseler skor tabelası yukarıya doğru evrilebilirdi.

Bu maç düşen Beşiktaş'ın silkinme maçıydı. Galibiyetin tadını hatırlama maçıydı. Abdullah Avcı'nın kader, Beşiktaş'ın ölü toprağını üzerinden atma maçıydı.

Başardılar... Aslında gerisi teferruat...